Diyanet İşleri
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
Ankebût suresi
Ankebût suresi, 66. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
liyekfürû bimâ âteynâhüm veliyetemette`û. fesevfe ya`lemûn.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler Ankebût 64–69 3
Andolsun, eğer onlara, "Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?" diye soracak olsan, mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.
Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirler için bir yer mi yok?
Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 65–66. ayetler için yazılmıştır.
65-66. Daha sonra Yüce Allah, denizde yolculuk yaptıkları ve dalgaların ardı arkasına geldiği sırada ölmekten korkan müşriklerin, dinlerini Allah’a halis kılıp bütün koştukları ortakları terk ettiklerini, buna karşılık Allah’a hiçbir ortak koşmaksızın ihlâsla dua ettiklerini bildirerek bunu, onlara karşı bağlayıcı bir delil olmak üzere ortaya koymaktadır. Zira ihlasla dua edip yalvardıkları zat onları bu sıkıntılı halden kurtarıp karaya çıkarınca onlar, bu durumdan kendilerini kurtaramayan ve hiçbir sıkıntılarını gideremeyen varlıkları O’na ortak koşarlar. Peki, bunların hem rahat hem sıkıntılı, hem kolay hem zor zamanlarında Allah’a ihlâsla dua etmeleri ve böylelikle cezasından uzak kalmış, mükâfatını hak etmiş gerçek mü’minlerden olmaları gerekmez miydi?
Denizdeki tehlikeden kurtarılmak sureti ile onlara ihsan edilen bu nimetten sonra tekrar şirk koşmaları, neticede onlara verilen nimetlere bir nankörlüktür. İyiliğe kötülükle karşılık vermektir. Bunun sebebi ise dünya hayatından daha iyi yararlanmalarıdır. Onların dünya hayatından faydalanmaları ise hayvanlarınkine benzer. Onların, midelerini doldurmaktan ve nefsi arzularını tatmin etmekten başka hiçbir düşünceleri yoktur.
“Ama yakında bilecekler.” Dünyadan ayrılıp âhirete yönelecekleri vakit ne kadar üzüleceklerini ve görecekleri cezanın ne kadar can yakıcı olduğunu anlayacaklar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Müşrikler kendilerine vermiş olduğumuz nimetlere nankörlük edip, kendilerine verilen dünya hayatının süsünden faydalanıp dursunlar (bakalım). Öldükleri zaman kötü sonlarını öğrenecekler.
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kök: متع (70 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(65, 66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. dipnot 1 (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler! dipnot 2
Sonuçta kendilerine verdiklerimize nankörlük etmiş ve kısa vadeli bir hazzı tüketmiş olurlar: Fakat zamanı gelince (gerçeği) anlayacaklar.
böylece kendilerine bahşettiğimiz her türlü (nimete) karşı nankörlük yapar ve dünyadaki hayatlarından (ahmakça) zevk almaya devam ederler; fakat, günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.
Kendilerine verdiklerimize (hakikatlerindeki kuvvelere) nankörlük yapsınlar ve (geçici şeylerden) faydalansınlar diye (şirke dönerler)! Yakında anlayacaklar!
Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.
Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve sefa sürsünler bakalım! Ama yakında bilecekler!
Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve yararlansınlar; artık yakında öğrenecekler.
Böylece kendilerine bahşettiğimiz nimetlere karşı nankörlük yapar ve dünyadaki hayatlarından zevk almaya devam ederler. Fakat yakında bileceklerdir.
Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.
Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.
Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye! Fakat ileride bilirler.
Ki kendilerine verdiğimiz ni'mete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye, fakat ileride bilirler
Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!
Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!
Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!
Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e küfretsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.
Ki (bu suretle) kendilerine verdiğimiz (ni'metler) e nankörlük etsinler ve (hayatdan) zevk alsınlar diye. Fakat onlar yakında bileceklerdir.
Kendilerine verdiğimize küfretsinler, eğlensinler bakalım. Yakında bileceklerdir.
(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.
Ki kendilerine verdiğimiz (ni'metler)e nankörlük etsinler ve (şu geçici hayatta) zevk içinde yaşasınlar. Ama yakında (gerçeği) bileceklerdir.
Kendilerine yaptığımız iyiliği görmezden gelsinler ve sefalarını sürsünler bakalım! Yakında öğrenirler dipnot 1 !
Bunu, Allah'ın onlara verdiğini görmemek ve günlerini gün etmek için yaparlar. Onlar yakında öğreneceklerdir.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.
Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.
Verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve birazcık zevklensinler diye... Yakında bilecekler.
They do that in order to sink under the vexations of their Minds and deny all that Allah has given them. Let them enjoy themselves, it shall not be for long then they shall come to know the sad truth.
Let them show their ingratitude for what We have given them; let them take their enjoyment- soon they will know.
Disdaining ungratefully Our gifts, and giving themselves up to (worldly) enjoyment! But soon will they know.
that they may be ungrateful for the rescue that We granted them, and that they may revel in the pleasures (of the present life). dipnot 1 Soon they shall come to know.
Let them be ungrateful for what We have given them! Let them enjoy themselves – they will soon know!
So that they become ingrate for that which We have given them, and that they take their enjoyment (as a warning and a threat), but they will come to know.
being ungrateful for what We have given them! So let them enjoy. Soon they will know!
With the result that they show ingratitude for what We have given them and also with the result that they indulge in worldly enjoyment (though only for a short time). But they will soon come to know (the consequences of their conduct).
that they may be ungrateful for what We have given them, and take their enjoyment; they will soon know!
Let them be ungrateful and "enjoy" this worldly life for a while; they will soon come to know [how wrong they have been. ]
that they may disbelieve in our signs; and that they may have some enjoyment: but soon they shall know.
Let them reject what We have given them, and let them enjoy; for they will come to know.
to shew themselves ungrateful for that which We have bestowed on them, and that they may enjoy the delights of this life; but they shall hereafter know the issue.
And when they ride in the ship they call upon Allah, making their religion seem sincere to Him; but when He delivers them safely to the shore, behold, they associate others with Him;
Let them disbelieve in whatever We brought them, and let them take their enjoyment; then they will eventually know!
That they may disbelieve in that which We have given them, and that they may take their ease. But they will come to know.
And deny what We had given them, in order to go on enjoying themselves. They will come to know soon.
and thus they show utter ingratitude for all that We have vouchsafed them, and go on [thoughtlessly] enjoying their worldly life.
So let them be ungrateful for all We have given them, and ˹let them˺ enjoy themselves ˹for now˺! For they will soon know.
Let them reject what We have given them, and let them enjoy; for they will come to know.
Let them disbelieve in what we have given them, and let them enjoy temporarily; they will surely find out.
So that they will deny what We have granted them, and they will enjoy themselves. But they are going to know.
That they might deny what We gave them, and enjoy themselves. But they will come to know!
And thus they show ingratitude for all that We have given them, and go on thoughtlessly enjoying life. But soon will they know.
Rejecting thanklessly Our gifts, and giving themselves into (short-lived) enjoyment! But soon they will know.
thus becoming ungrateful for what We gave to them. Let them have some enjoyment, then they will soon come to know (the ill-fate of their attitude).
Let them reject what We have given them, and let them enjoy; for they will come to know.