Ankebût suresi

Ankebût suresi, 66. ayet

Ankebût suresi, 66. ayet. لِيَكْفُرُوا۟ بِمَآ ءَاتَيْنَٰهُمْ وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

liyekfürû bimâ âteynâhüm veliyetemette`û. fesevfe ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 63–69 · surenin 66. ayeti / 69

Konu Dünya hayatı oyun ve eğlencedir; cihad edenler Ankebût 64–69 3

  1. Ankebût 63

    Andolsun, eğer onlara, "Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?" diye soracak olsan, mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar.

  2. Ankebût 64

    Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

  3. Ankebût 65

    Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar.

  4. 66

    Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.

  5. Ankebût 67

    Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, bizim, onların yurtlarını saygın ve güvenlikli bir yer kıldığımızı görmediler mi? Onlar hala batıla inanıyorlar da Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?

  6. Ankebût 68

    Allah'a karşı yalan uyduran, yahut kendisine geldiğinde, gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kafirler için bir yer mi yok?

  7. Ankebût 69

    Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 65–66. ayetler için yazılmıştır.

65-66. Daha sonra Yüce Allah, denizde yolculuk yaptıkları ve dalgaların ardı arkasına geldiği sırada ölmekten korkan müşriklerin, dinlerini Allah’a halis kılıp bütün koştukları ortakları terk ettiklerini, buna karşılık Allah’a hiçbir ortak koşmaksızın ihlâsla dua ettiklerini bildirerek bunu, onlara karşı bağlayıcı bir delil olmak üzere ortaya koymaktadır. Zira ihlasla dua edip yalvardıkları zat onları bu sıkıntılı halden kurtarıp karaya çıkarınca onlar, bu durumdan kendilerini kurtaramayan ve hiçbir sıkıntılarını gideremeyen varlıkları O’na ortak koşarlar. Peki, bunların hem rahat hem sıkıntılı, hem kolay hem zor zamanlarında Allah’a ihlâsla dua etmeleri ve böylelikle cezasından uzak kalmış, mükâfatını hak etmiş gerçek mü’minlerden olmaları gerekmez miydi?

Denizdeki tehlikeden kurtarılmak sureti ile onlara ihsan edilen bu nimetten sonra tekrar şirk koşmaları, neticede onlara verilen nimetlere bir nankörlüktür. İyiliğe kötülükle karşılık vermektir. Bunun sebebi ise dünya hayatından daha iyi yararlanmalarıdır. Onların dünya hayatından faydalanmaları ise hayvanlarınkine benzer. Onların, midelerini doldurmaktan ve nefsi arzularını tatmin etmekten başka hiçbir düşünceleri yoktur.

“Ama yakında bilecekler.” Dünyadan ayrılıp âhirete yönelecekleri vakit ne kadar üzüleceklerini ve görecekleri cezanın ne kadar can yakıcı olduğunu anlayacaklar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşrikler kendilerine vermiş olduğumuz nimetlere nankörlük edip, kendilerine verilen dünya hayatının süsünden faydalanıp dursunlar (bakalım). Öldükleri zaman kötü sonlarını öğrenecekler.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لِيَكْفُرُوا۟ liyekfuru nankörlük etmek için kök: كفر
  2. بِمَآ bima şeye
  3. ءَاتَيْنَـٰهُمْ ateynahum kendilerine verdiğimiz kök: اتي
  4. وَلِيَتَمَتَّعُوا۟ ۖ veliyetemetteu ve zevk içinde yaşasınlar diye kök: متع
  5. فَسَوْفَ fesevfe ama yakında
  6. يَعْلَمُونَ yea'lemune bileceklerdir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(65, 66) Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat onları karaya kurtarınca (çıkarınca), bir de bakarsın ki kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için (Allah'a) ortak koşmaktadırlar. dipnot 1 (Bir süre daha) yararlansınlar (bakalım)! İleride (gerçeği) bilecekler! dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:12; Nahl 16:54; İsrâ 17:67; Rûm 30:33; Lokmân 31:32; Zümer 39:8, 49; Şûrâ 42:48.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Nahl 16:55; Rûm 30:34.

Mustafa İslamoğlu

Sonuçta kendilerine verdiklerimize nankörlük etmiş ve kısa vadeli bir hazzı tüketmiş olurlar: Fakat zamanı gelince (gerçeği) anlayacaklar.

Muhammed Esed

böylece kendilerine bahşettiğimiz her türlü (nimete) karşı nankörlük yapar ve dünyadaki hayatlarından (ahmakça) zevk almaya devam ederler; fakat, günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.

Ahmed Hulusi

Kendilerine verdiklerimize (hakikatlerindeki kuvvelere) nankörlük yapsınlar ve (geçici şeylerden) faydalansınlar diye (şirke dönerler)! Yakında anlayacaklar!

Ali Bulaç

Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e nankörlük etsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve sefa sürsünler bakalım! Ama yakında bilecekler!

Ali Rıza Safa

Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler ve yararlansınlar; artık yakında öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

Böylece kendilerine bahşettiğimiz nimetlere karşı nankörlük yapar ve dünyadaki hayatlarından zevk almaya devam ederler. Fakat yakında bileceklerdir.

Edip Yüksel

Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye! Fakat ileride bilirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki kendilerine verdiğimiz ni'mete nankörlük etsinler ve hayattan zevk alsınlar diye, fakat ileride bilirler

Erhan Aktaş

Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve gönüllerince yaşasınlar! Yakında neyin ne olduğunu görecekler!

Gültekin Onan

Kendilerine verdiğimiz (nimetler)e küfretsinler ve yararlanıp metalansınlar diye. Ancak onlar yakında bileceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Ki (bu suretle) kendilerine verdiğimiz (ni'metler) e nankörlük etsinler ve (hayatdan) zevk alsınlar diye. Fakat onlar yakında bileceklerdir.

İbni Kesir

Kendilerine verdiğimize küfretsinler, eğlensinler bakalım. Yakında bileceklerdir.

Mehmet Alagaş

(64-69) Dünya hayatı sadece oyalanma / eğleşme ve oyundur, diğer yurt ise işte o yaşamaktır, keşke bilselerdi. (Asıl hayat için bekletildiğiniz / eğleştiğiniz yer nasıl aynı olabilir) Gemiye bindikleri vakit dininde katkısız / halisane olarak dua ederler, ne zaman ki karaya onları kurtardığımızda ise onlara verdiklerimizi yok saymak için ve de geçinmek / metalanmak için ortak koşarlar, ileride bilecekler. Görmediler mi ki etrafında insanları kapanlardan / kaçıranlardan onları dokunulmaz ve emin yaptık, Allah’ın nim etini yok sayıp geçersiz olana mı iman edecekler. Allah’a yalanı iftira edenden daha zalim kimdir? Yahut geldiği halde gerçeği yalanlayandan daha zalim kimdir? Kafirler için cehennem gidilecek yer değil midir? Bizim içimizde kalarak / bizim uğrumuza cihat edenlere yolarını göstereceğiz Muhakkak ki Allah , güzel davrananlarla beraberdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etsinler ve bir süre daha faydalansınlar bakalım! İleride bilecekler.

Süleyman Ateş

Ki kendilerine verdiğimiz (ni'metler)e nankörlük etsinler ve (şu geçici hayatta) zevk içinde yaşasınlar. Ama yakında (gerçeği) bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunu, Allah'ın onlara verdiğini görmemek ve günlerini gün etmek için yaparlar. Onlar yakında öğreneceklerdir.

Şaban Britch

Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.

Şaban Piriş

Kendilerine verdiklerimize nankörlük edip, dünyada geçinip gitsinler bakalım, yakında öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Verdiklerimize karşı nankörlük etsinler ve birazcık zevklensinler diye... Yakında bilecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They do that in order to sink under the vexations of their Minds and deny all that Allah has given them. Let them enjoy themselves, it shall not be for long then they shall come to know the sad truth.

Abdul Haleem

Let them show their ingratitude for what We have given them; let them take their enjoyment- soon they will know.

Abdullah Yusuf Ali

Disdaining ungratefully Our gifts, and giving themselves up to (worldly) enjoyment! But soon will they know.

Abul A'la Maududi

that they may be ungrateful for the rescue that We granted them, and that they may revel in the pleasures (of the present life). dipnot 1 Soon they shall come to know.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    For explanation, see (E.Ns 29 and41 of Surah AlAnaam); (E.Ns 29 and 31 of Surah Yunus) and (E.N. 84 of Surah Bani Israil).

Aisha Bewley

Let them be ungrateful for what We have given them! Let them enjoy themselves – they will soon know!

Al-Hilali & Khan

So that they become ingrate for that which We have given them, and that they take their enjoyment (as a warning and a threat), but they will come to know.

Ali Quli Qarai

being ungrateful for what We have given them! So let them enjoy. Soon they will know!

Amatul Rahman Omar

With the result that they show ingratitude for what We have given them and also with the result that they indulge in worldly enjoyment (though only for a short time). But they will soon come to know (the consequences of their conduct).

Arthur John Arberry

that they may be ungrateful for what We have given them, and take their enjoyment; they will soon know!

Bijan Moeinian

Let them be ungrateful and "enjoy" this worldly life for a while; they will soon come to know [how wrong they have been. ]

E. Henry Palmer

that they may disbelieve in our signs; and that they may have some enjoyment: but soon they shall know.

Edip-Layth

Let them reject what We have given them, and let them enjoy; for they will come to know.

George Sale

to shew themselves ungrateful for that which We have bestowed on them, and that they may enjoy the delights of this life; but they shall hereafter know the issue.

Hamid S. Aziz

And when they ride in the ship they call upon Allah, making their religion seem sincere to Him; but when He delivers them safely to the shore, behold, they associate others with Him;

Mahmoud Ghali

Let them disbelieve in whatever We brought them, and let them take their enjoyment; then they will eventually know!

Marmaduke Pickthall

That they may disbelieve in that which We have given them, and that they may take their ease. But they will come to know.

Mohamed Ahmed - Samira

And deny what We had given them, in order to go on enjoying themselves. They will come to know soon.

Muhammad Asad

and thus they show utter ingratitude for all that We have vouchsafed them, and go on [thoughtlessly] enjoying their worldly life.

Mustafa Khattab

So let them be ungrateful for all We have given them, and ˹let them˺ enjoy themselves ˹for now˺! For they will soon know.

Progressive Muslims

Let them reject what We have given them, and let them enjoy; for they will come to know.

Rashad Khalifa

Let them disbelieve in what we have given them, and let them enjoy temporarily; they will surely find out.

Sahih International

So that they will deny what We have granted them, and they will enjoy themselves. But they are going to know.

Sam Gerrans

That they might deny what We gave them, and enjoy themselves. But they will come to know!

Shabbir Ahmed

And thus they show ingratitude for all that We have given them, and go on thoughtlessly enjoying life. But soon will they know.

Syed Vickar Ahamed

Rejecting thanklessly Our gifts, and giving themselves into (short-lived) enjoyment! But soon they will know.

Taqi Usmani

thus becoming ungrateful for what We gave to them. Let them have some enjoyment, then they will soon come to know (the ill-fate of their attitude).

The Monotheist Group

Let them reject what We have given them, and let them enjoy; for they will come to know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 66. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 66. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 66. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩