Ankebût suresi

Ankebût suresi, 59. ayet

Ankebût suresi, 59. ayet. ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

elleẕîne ṣaberû ve`alâ rabbihim yetevekkelûn.

Diyanet İşleri

Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 56–62 · surenin 59. ayeti / 69

Konu "Arzım geniştir"; her can ölümü tadacak; rızık Ankebût 56–63 3

  1. Ankebût 56

    Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde, ancak bana kulluk edin.

  2. Ankebût 57

    Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

  3. Ankebût 58

    İman edip salih amel işleyenler var ya, onları içinden ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennet köşklerine yerleştireceğiz. Çalışanların mükafatı ne güzeldir!

  4. 59

    Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

  5. Ankebût 60

    Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar (yiyecek biriktirmezler). Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  6. Ankebût 61

    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?" diye soracak olsan mutlaka, "Allah" diyeceklerdir. O halde nasıl (haktan) döndürülüyorlar?

  7. Ankebût 62

    Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 56–59. ayetler için yazılmıştır.

56-58. “Ey” beni ve Rasûlümü tasdik ederek “iman eden kullarım! Şüphesiz benim (yarattığım) yeryüzü geniştir. O halde yalnız Bana ibadet edin.” Yeryüzünün herhangi bir yerinde Rabbinize ibadet, sizin için imkânsız olursa oradan ibadetin yalnızca Allah’a yapıldığı bir başka yere göç/hicret edin. Zira ibadet edilecek yerler pek geniştir. Mabud da bir ve tektir. Ölümün gelip sizi bulması ise kaçınılmaz bir şeydir. Sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz. O da Rabbine güzelce ibadet ederek iman ve salih ameli bir arada işleyen kimseyi cennette üstün köşklerde ve canların çektiği, gözlerin zevk aldığı, her türlü mükemmel nimeti barındıran yerlerde mükâfatlandıracaktır ve bu kimseler orada ebedi kalacaktır. İşte Naîm cennetlerindeki bu yüce köşkler, Allah için “amel edenlerin mükafatı” olarak “ne güzeldir!”

59. “Onlar” Allah’a ibadet üzere “sabreden” ve bu hususlarda “yalnızca Rablerine tevekkül eden kimselerdir.” Allah’a ibadet üzere sabretmeleri, bu hususta bütün güç ve gayretlerini harcamalarını, bunları herhangi bir şekilde ihlâl etmeye çalışan şeytana karşı da büyük bir savaşa girmelerini gerektirir.

Tevekkülleri ise Yüce Allah’a güvenip dayanmalarını, yapmaya kararlaştırdıkları amelleri gerçekleştirmesi ve bunları kemâle erdirmesi konusunda O’nun hakkında hüsnüzan beslemelerini gerektirir.

Her ne kadar sabrın çerçevesi içerisinde olsa da tevekkülün özellikle söz konusu edilmesi, emirleri yerine getirmekte ve yasakları terk etmekte ona ihtiyaç duyulmasındandır. Ayrıca sabır da tevekkülsüz tamamlanmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah'a itaat ederek güzel amel işleyenler, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak hususunda sabır gösterenlerin karşılığı ne güzeldir. Bütün işlerinde yalnızca Rablerine itimat edip güvenirler.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. صَبَرُوا۟ saberu sabrettiler kök: صبر
  3. وَعَلَىٰ ve ala ve
  4. رَبِّهِمْ rabbihim Rabblerine kök: ربب
  5. يَتَوَكَّلُونَ yetevekkelune dayanmaktadırlar kök: وكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    "Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O'na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler,…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, sıkıntılara karşı göğüs gerdiler ve hep Rablerine güvendiler!

Muhammed Esed

Sıkıntılara karşı sabırlı olanlara ve yalnız Rablerine güvenenlere!

Ahmed Hulusi

Onlar ki sabrediyorlar ve Rablerine tevekkül ediyorlar (nefslerinin hakikatindeki El Vekiyl isminin özelliğine iman edip işlevine güveniyorlar)!

Ali Bulaç

Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Onlar, sabreden kimselerdir ve yalnız Rablerine güvenip dayanmaktadırlar.

Ali Rıza Safa

Onlar, dirençli olanlar ve Efendilerine güvenenlerdir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, sabreden ve yalnız Rabblerine güvenip dayanan kimselerdir.

Edip Yüksel

Onlar ki direndiler ve Efendi'lerine güvendiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki direndiler ve Rab'lerine güvendiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ki, sabretmişlerdir ve yalnız Rablerine dayanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki sabretmişlerdir ve yalnız rablarına dayanırlar

Erhan Aktaş

Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 1 edenlerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yapıp, yapılması gereken her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, sabreden ve Rabb'lerine tevekkül dipnot 1 edenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Gültekin Onan

Ki onlar, sabredenler ve rablerine tevekkül edenlerdir.

Hasan Basri Çantay

ki onlar sabır (ve sebat) etmişlerdir ve yalınız Rablerine güvenib dayanmakdadırlar.

İbni Kesir

Onlar ki; sabrederler ve Rabblarına tevekkül ederler.

Mehmet Alagaş

(56-59) Ey iman eden kullarım , benim yeryüzüm / arzım geniştir , sadece bana kulluk edin (gerekirse taşının hicret edin) her nefis ölümü tadacaktır , sonra bize döndürülürsünüz , iman edenler ve salih amel yapanları altlarından ırmaklar akan cennetin yüksek odalarına yerleştireceğiz, yapanların karşılığı bir nimet olarak orada kalıcıdırlar , ki onlar, sabrederler ve Rablerini vekil tayin ederler / vekaletlerini Allah’a verirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, sabreden ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimselerdir.

Süleyman Ateş

Onlar ki sabrettiler ve Rabblerine dayanmaktadırlar

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar sabredenler ve her konuda Sahiplerine güvenenlerdir.

Şaban Britch

Onlar, sabredenler ve yalnızca Rab’lerine tevekkül edenlerdir.

Şaban Piriş

Ki onlar, sabrettiler ve Rab'lerine dayanmaktadırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp güvenmektedirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These are they who exercised patience and endured hardships and sat like patience on a monument smiling at grief and in Allah they put their trust.

Abdul Haleem

those who are steadfast, those who put their trust in their Lord!

Abdullah Yusuf Ali

Those who persevere in patience, and put their trust, in their Lord and Cherisher.

Abul A'la Maududi

who remained steadfast dipnot 1 and put their trust in their Lord! dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Who are patient: who remained steadfast in faith in the face of hardships and afflictions and losses and persecutions; who have endured the consequences of the faith and have not turned away; who have seen the advantages and benefits of abandoning the faith and have not been lured away by them; who have seen the disbelievers and the wrongdoers prosper in the world and have not cast even a stray glance at their wealth and splendor."
  2. metne dön, dipnot 2
    "In their Lord put their trust: who did not put their trust in their possessions and their business and their clans and tribes but in their Lord; who were prepared to fight every power and endure every danger for the sake of their faith only on the basis of their trust in their Lord irrespective of the worldly means, and left their homes if their faith so demanded; who trusted their Lord that He would not let go waste the rewards of their faith and good works, and were sure that He would succor His believers and righteous servants even in this world and bless them with the best rewards in the Hereafter as well."

Aisha Bewley

those who are steadfast and put their trust in their Lord.

Al-Hilali & Khan

Those who are patient, and put their trust (only) in their Lord (Allâh).[1]

Ali Quli Qarai

—Those who are patient and who put their trust in their Lord.

Amatul Rahman Omar

Those who patiently persevere and put their trust in their Lord.

Arthur John Arberry

such men as are patient, and put their trust in their Lord.

Bijan Moeinian

They were those who chose to be patient and to rely upon their Lord.

E. Henry Palmer

those who are patient and rely upon their Lord!

Edip-Layth

They are the ones who were patient, and put their trust in their Lord.

George Sale

who persevere with patience, and put their trust in their Lord!

Hamid S. Aziz

Those who believe and act right, We will surely house them in lofty (or upper) chambers of the Garden beneath which rivers flow; to dwell therein secure (or for ever) - an excellent reward for the toilers (workers of good),

Mahmoud Ghali

Who (endure) patiently and put their trust in their Lord.

Marmaduke Pickthall

Who persevere, and put their trust in their Lord!

Mohamed Ahmed - Samira

Who persevere and place their trust in their Lord.

Muhammad Asad

those who are patient in adversity and in their Sustainer place their trust!

Mustafa Khattab

those who patiently endure, and put their trust in their Lord!

Progressive Muslims

They are the ones who were patient, and put their trust in their Lord.

Rashad Khalifa

They are the ones who steadfastly persevere, and trust in their Lord.

Sahih International

Who have been patient and upon their Lord rely.

Sam Gerrans

Those who are patient, and in their Lord place their trust.

Shabbir Ahmed

Those who are steadfast in adversity and in ease, and put their trust in their Lord.

Syed Vickar Ahamed

Those who work and continue with patience and put their trust in their Lord (and Cherisher).

Taqi Usmani

who observe restraint patiently and place their trust in their Lord alone.

The Monotheist Group

They are the ones who were patient, and put their trust in their Lord.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩