Ankebût suresi

Ankebût suresi, 32. ayet

Ankebût suresi, 32. ayet. قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا۟ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

ḳâle inne fîhâ lûṭâ. ḳâlû naḥnü a`lemü bimen fîhâ. lenünecciyennehû veehlehû ille-mraeteh. kânet mine-lgâbirîn.

Diyanet İşleri

İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ankebût 29–35 · surenin 32. ayeti / 69
  1. Ankebût 29

    "Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.

  2. Ankebût 30

    (Lut) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi.

  3. Ankebût 31

    Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde, "Biz, bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir" dediler.

  4. 32

    İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

  5. Ankebût 33

    Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."

  6. Ankebût 34

    Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

  7. Ankebût 35

    Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 30–35. ayetler için yazılmıştır.

31. Lût kavmini helâk etmek üzere gönderilen melekler, önce İbrahim aleyhisselam’a uğradılar ve ona İshak’ın doğacağı müjdesini verdiler. İshak’tan sonra da (onun oğlu olan) Yakub’un doğacağını müjdelediler. Daha sonra İbrahim aleyhisselam onlara nereye gitmek istediklerini sorunca Lût kavmini helâk etmek üzere gönderildiklerini bildirdiler. İbrahim aleyhisselam da onlarla tartışmaya koyuldu:

32. İbrahim aleyhisselam onlara: “Ama orada Lût da var” deyince onlar da kendisine: “Biz orada olanları pek iyi biliyoruz. Biz onu ve aile halkını elbette kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o, geride kalacaklardandır” dediler.” Sonra da Lût aleyhisselam’ın yanına gittiler:

33-34. Lût aleyhisselam meleklerin gelişinden tedirgin olmuş ve üzülmüştü. Onları tanımadığı için tasalanmış ve içi daralmıştı. Zira bu gelenleri yoldan geçen misâfirlerden zannetmişti. O bakımdan kavminin bunlara kötülük yapacağından korkmuştu. Melekler de ona: “Korkma ve üzülme” diyerek kendilerinin Allah’ın elçileri olduklarını bildirdiler. “Çünkü biz, seni ve aile halkını kurtaracağız. Ancak karın hariç; o, geride kalacaklardandır. Biz, bu şehir halkı üzerine fâsıklıkları sebebiyle gökten feci bir azap indireceğiz.” diyerek geceleyin aile halkı ile birlikte yola çıkıp gitmesini emrettiler.

Sabah olunca Allah, diyarlarını ters çevirip başlarının üzerine yıktı ve ülkelerinin altını üstüne getirdi. Onlara pişmiş çamurdan ardı arkasına taş yağdırdı ve nihâyet bu taş yağmuru onların hepsini helak etti. Böylelikle onlar, sohbet konularından bir konu ve ibretlerden bir ibret oluverdiler.

35. Yani Lût kavminin diyarından, kalpleri ile ibretleri düşünecek ve onlardan gereği gibi faydalanacak bir topluluk için apaçık deliller/aşikar kalıntılar bırakmış bulunuyoruz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Siz onların (yurtlarından) sabahleyin de geçip gidiyorsunuz, geceleyin de. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” (es-Saffat, 37/137-138)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İbrahim -aleyhisselam- meleklere, "Sizin halkını helak etmek istediğiniz bu şehirde Lût da var ve o zalimlerden birisi değildir.” dedi. Melekler de şöyle yanıt verdiler: "Biz orada kimlerin olduğunu senden daha iyi biliyoruz. Biz onu ve bütün ailesini şehir halkının üzerine inecek olan azapla helak olmaktan kurtaracağız. Ancak karısı hariç; o ise, helak olanlarla beraber kalacak ve onu da onlarla beraber helak edeceğiz."

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (İbrahim) dedi ki kök: قول
  2. إِنَّ inne ama
  3. فِيهَا fiha orada vardır
  4. لُوطًۭا ۚ luten Lut
  5. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  6. نَحْنُ nehnu biz
  7. أَعْلَمُ ea'lemu daha iyi biliriz kök: علم
  8. بِمَن bimen kimin bulunduğunu
  9. فِيهَا ۖ fiha orada
  10. لَنُنَجِّيَنَّهُۥ lenunecciyennehu onu kurtaracağız kök: نجو
  11. وَأَهْلَهُۥٓ ve ehlehu ve ailesini kök: اهل
  12. إِلَّا illa yalnız
  13. ٱمْرَأَتَهُۥ mraetehu karısı kök: مرا
  14. كَانَتْ kanet olmuştur kök: كون
  15. مِنَ mine -dan
  16. ٱلْغَـٰبِرِينَ l-gabirine kalacaklar- kök: غبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غبر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)

    Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.

  • Aynı kök: غبر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)

    Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.

  • Aynı kök: غبر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş)

    Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve…

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    "Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar."

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    (170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: مرا (38 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse…

  • Aynı kök: مرا (38 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Allah, iman edenlere ise, Firavun'un karısını örnek gösterdi. Hani o, "Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptığı…

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İbrahim) şöyle demişti: "Ama orada Lut var!" (Melekler ise): "Biz orada kimin bulunduğunu çok iyi bilenleriz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Sadece hanımı hariç; dipnot 1 o, (azapta) kalacaklar arasındadır." demişlerdi. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. İbrahim iç yüzünü bilmediği bir konuda meleklere karşı "ama orada Lut da var" diyerek helakin geleceği endişesini dile getirmiştir. Ancak meleklerin "orada kimin olduğunu gayet iyi biliyoruz" şeklindeki ifadelerinden sonra ısrarını sürdürmemiş olmalıdır. Çünkü bu diyalogdan sonrasına dair Kur'an'da herhangi bir açıklama yer almamaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: A‘râf 7:83; Hûd 11:74-75; Hicr 15:60; Neml 27:57; Sâffât 37:135.

Mustafa İslamoğlu

(İbrahim): "Peki ama" dedi, "Lut da onların içinde yaşıyor!" (Elçiler): "Biz" dediler, "onların arasında kimlerin yaşadığını çok iyi biliyoruz; sonuçta onu ve (iman) ailesini mutlaka kurtaracağız; ne ki onun karısı hariç: zaten o kadın, döküntülerden biri olmalıydı."

Muhammed Esed

(Fakat İbrahim) "Ama Lut da onlar arasında yaşıyor!" diye haykırdı(ğı zaman) şu cevabı verdiler: "Kimin orada olduğunu iyi biliyoruz; o'nu ve karısı dışındaki bütün aile efradını kesinlikle koruyacağız: karısı ise geride bırakılanlar arasında yer alacak."

Ahmed Hulusi

(İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ki orada Lut var?" Dediler ki: "Orada kim olduğunu biliriz. . . Mutlaka Onu ve Onun ailesini kurtaracağız. . . Karısı hariç; o geride kalanlardan oldu. "

Ali Bulaç

Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır."

Ali Özek ve heyeti

(İbrahim) dedi ki: Ama orada Lût var! Şöyle cevap verdiler: Biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Lut da orada!" Şöyle dediler: "Orada kimin olduğunu biz biliyoruz. Onu ve ailesini kesinlikle kurtaracağız; karısı dışında!" "O, geride kalanlar arasında olacak!"

Bayraktar Bayraklı

İbrahim dedi ki: "Ama orada Lut var!" Şöyle cevap verdiler: "Biz, orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Yalnızca karısı müstesna; o, azapta kalacaklar arasındadır."

Edip Yüksel

Dedi ki, "Ama orada Lut var." Onlar da, "Orada kimlerin bulunduğunu iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, fakat karısı hariç; o geride kalacaklardandır" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki, 'Ama orada Lut var.' Onlar da, 'Orada kimlerin bulunduğunu iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, fakat karısı hariç; o geride kalacaklardandır,'dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İbrahim: "Orada Lut var ama!" dedi. Onlar: "Biz, orada kimin bulunduğunu pekala biliriz. Muhakkak onu ve ailesini kurtaracağız; ancak karısı ötekilerden oldu." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

"Onda Lut var a" dedi, biz dediler: onda kim var idiğini pek ala biliriz, her halde onu ve ehlini kurtaracağız, ancak karısı ötekilerden oldu

Erhan Aktaş

İbrahim: "Fakat orada Lut var!" dedi. "Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. Geride kalanlarla beraber olacak olan karısı hariç, onu ve ehlini dipnot 1 mutlaka kurtaracağız." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ona İman Edenleri, taraftarlarını.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İbrahim: "Fakat orada Lut var!" dedi. "Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. Geride kalanlarla beraber olacak olan karısı hariç, onu ve ehlini dipnot 1 mutlaka kurtaracağız." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ona inananları, taraftarlarını.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İbrahim: "Fakat orada Lut var!" dedi. "Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliriz. Geride kalanlarla beraber olacak olan karısı hariç, onu ve ailesini dipnot 1 mutlaka kurtaracağız." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ona inananları.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ehlini (ailesini) muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır."

Hasan Basri Çantay

(İbrahim) "Onların içinde, dedi, Luut da var". Dediler ki: "Biz orada kimin bulunduğunu çok iyi bileniz. Onu da, ehlini de muhakkak kurtaracağız. Yalınız geride (azabda) kalacaklardan olan karısı müstesna".

İbni Kesir

Ama Lut oradadır, dedi. Elçiler de: Biz, orada olanları daha iyi biliyoruz. Onu ve geride kalanlardan karısı dışında ailesini kurtaracağız, dediler.

Mehmet Alagaş

(31-35) İbrahim’e elçilerimiz müjde ile geldiklerinde işte bu memleketi de kesinlikle helak edeceğiz , oranın halkı kesinlikle zalimdiler dediler, O da o rada Lut var dedi , orada kim olduğunu biz biliyoruz. O ’nu ve yakın çevresini eşi hariç kurtaracağız, O geride kalanlardan / dökülenlerden olacak dediler, Lut’a elçilerimiz geldiği vakit onlardan dolayı yüzü fenalaştı, o nlardan sebep göğsü darlandı , korkma, üzülme, seni ve karın hariç yakın çevreni kurtaracağız , O geri de kalanlardan olacak, bu memleketin halkına yaptıkları bozgunculuk nedeniyle semadan kirli bir azap indireceğiz dediler, kesin olan şu ki onları akleden bir kavim için açık bir gösterge / açık bir ayet olarak bıraktık / terk ettik.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Ama orada Lût da var” dedi. “Biz orada olanları daha iyi biliriz. Biz onu ve –karısı dışında- aile halkını elbette kurtaracağız çünkü o kadın geride kalacaklardandır” dediler.

Süleyman Ateş

(İbrahim) dedi: "Ama orada Lut var?" Dediler: "Biz orada kimin bulunduğunu daha iyi biliriz. Onu ve ailesini kurtaracağız. Yalnız karısı (azabda) kalacaklardandır."

Süleymaniye Vakfı

İbrahim: "Ama orada Lut var!" dedi dipnot 1 . "Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliyoruz. Karısı hariç, onu ve ailesini kurtaracağız. Karısı ise (bedeninin) kalıntısı kalacaklardandır dipnot 2 ." dediler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    "(Bedeninin) Kalıntısı kalacaklardan" anlamı verdiğimiz kelime ğabir (غابر)'dir (Lisan'ul-Arab). Bu kelime sadece, inanmadıkları için yanardağ patlaması sonucu lav külleri altında kalan Lut aleyhisselamın eşi ve diğerleri ile ilgili olarak bu ayetle birlikte tam yedi ayette geçer. Araf 7/83, Hicr 15/60, Şuara 26/171, Neml 27/57, Ankebut 29/33, Saffat 37/135. Kur'an'da yanardağ patlaması ile helak olduğu bildirilen diğer topluluk Ashab-ı Fil'dir. Orada ğabir kelimesi "içi yenmiş bitki kabuğu gibi" sözü ile örneklendirilir (Fil 105/5). Demek ki yanardağ külleri altında kalan cesetlerin içi yok olur ama dışında bir şeyler kalır (Saffat 37/137-138).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Orada Lut da var!" dedi, İbrahim. "Orada kimin olduğunu iyi biliyoruz. Onu, ailesi ile birlikte kurtaracağız; diğerleri gibi küller altında kalacak olan sadece karısıdır." dediler

Şaban Britch

İbrahim:Fakat orada Lut var, dedi. Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, karısı hariç. O geride kalanlardandır

Şaban Piriş

İbrahim: -Fakat orada Lut var, dedi. -Biz, orada kimin olduğunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, karısı hariç. O geride kalanlardandır dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

İbrahim dedi: "Ama orada Lut var." Dediler: "Orada kim olduğunu biz daha iyi biliyoruz. Elbette ki onu ve ailesini kurtaracağız. Karısı hariç. O, geride kalanlardan olacak."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He -Ibrahim- said: "But among its inhabitants dwells Lut. " They said: "we know exactly who lives there and we will deliver him and his family to safety excepting his wife who has been destined to remain behind -to meet with the same fate of the wicked-"

Abdul Haleem

Abraham said, ‘But Lot lives there.’ They answered, ‘We know who lives there better than you do. We shall save him and his household, except for his wife: she will be one of those who stay behind.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "But there is Lut there." They said: "Well do we know who is there: we will certainly save him and his following,- except his wife: she is of those who lag behind!"

Abul A'la Maududi

Abraham said: "But Lot is there." dipnot 1 They replied: “We are well aware of those who are there. We shall save him and all his household except his wife.” His wife is among those who will stay behind. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    According to the initial part of this story as related in Surah Hud, the Prophet Abraham (peace be upon him) at first was perturbed to see the angels in human shape, for he knew that the coming of the angels in human shape was always a prelude to some dangerous mission. Then, when they gave him the good news, his fear was allayed and he came to know that they had been sent to the people of Lot (peace be upon him). Then he began making entreaties of mercy for those people (Surah Hud: Ayats 74-75), but his entreaties were not granted, and it was said: "Do not plead for them any more: your Lord’s decree has been issued, and the punishment now cannot be averted," (Ayat 76). After this answer, when the Prophet Abraham (peace be upon him) lost all hopes of any increase in the respite of Lot’s (peace be upon him) people, he became anxious about the Prophet Lot (peace be upon him) himself, and said, what has been related here: “Lot (peace be upon him) is there.” That is, “If the torment comes down when Lot (peace be upon him) is there, how will he and his household remain safe from it?”
  2. metne dön, dipnot 2
    According to (Surah Tahrim: Ayat 10), this woman was not faithful to the Prophet Lot (peace be upon him). That is why it was decreed that she too, would be afflicted with the torment in spite of being a Prophet’s wife. Most probably when the Prophet Lot (peace be upon him) had come to Jordan after the migration and settled there, he might have married among the people living there. But the woman did not believe even after spending a lifetime with him, and her sympathies remained with her own people. As Allah has no consideration for relationships and brotherhoods and every person’s case is decided on the basis of his own faith and morality, even being a Prophet’s wife did not profit her in any way and she met her doom along with her own people with whom she had remained attached in faith and morality.

Aisha Bewley

He said, ‘Lut is in it. ’ They said, ‘We know very well who is in it. We are going to rescue him and his family – except for his wife. She will be one of those who stay behind.’

Al-Hilali & Khan

Ibrâhîm (Abraham) said: "But there is Lût (Lot) in it." They said: "We know better who is there. We will verily save him [Lût (Lot)] and his family except his wife: she will be of those who remain behind (i.e. she will be destroyed along with those who will be destroyed from her folk)."

Ali Quli Qarai

He said, ‘Lot is indeed in it. ’ They said, ‘We know better those who are in it. We will surely deliver him and his family, except his wife: she shall be one of those who remain behind.’

Amatul Rahman Omar

(Abraham) said, `But Lot is (living) there (in that township). ' They said, `We know very well who are (living) in it. We will surely save him and his family except his wife, who is among those who stay behind.'

Arthur John Arberry

He said, 'Lot is in it. ' They said, 'We know very well who is in it; assuredly We shall deliver him and his family, except his wife; she has become of those that tarry.'

Bijan Moeinian

Abraham said: "But Lot is living there!" They said: “We definitely know who lives there; we will save him and his household except his wife who has chosen to join the disbelievers. ”

E. Henry Palmer

Said he, 'Verily, in it is Lot;' they said, 'We know best who is therein; we shall of a surety save him and his people, except his wife, who is of those who linger. '

Edip-Layth

He said, "But Lot is in it!" They said, "We are fully aware of who is in it. We will save him and his family, except his wife; she is of those doomed."

George Sale

Abraham answered, verily Lot dwelleth there. They replied, we well know who dwelleth therein: we will surely deliver him and his family, except his wife; she shall be one of those who remain behind.

Hamid S. Aziz

And when Our messengers came to Abraham with the glad tidings, they said, "We are about to destroy the people of these cities. Verily, the people thereof are evil-doers."

Mahmoud Ghali

He said, "Surely L?t is in it. " They said, " we know best who is in it; indeed we will definitely deliver him safe and his family, except his wife; she has (become) of the laggards."

Marmaduke Pickthall

He said: Lo! Lot is there. They said: We are best aware of who is there. We are to deliver him and his household, all save his wife, who is of those who stay behind.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "Surely Lot is there. " They answered: "We know who is there. We are to save him and his family except his wife, for she is one of those who will stay behind."

Muhammad Asad

[And when Abraham] exclaimed, "But Lot lives there!" - they answered: We know fully well who is there; most certainly we shall save him and his household - all but his wife: she will indeed be among those that stay behind. ”

Mustafa Khattab

He said, "But Lot is there!" They responded, “We know best who is there. We will certainly save him and his family—except his wife, who is one of the doomed.”

Progressive Muslims

He said: "But Lot is in it!" They said: "We are fully aware of who is in it. We will save him and his family, except his wife; she is of those doomed."

Rashad Khalifa

He said, "But Lot is living there." They said, "We are fully aware of everyone who lives in it. We will of course save him and his family, except his wife; she is doomed."

Sahih International

[Abraham] said, "Indeed, within it is Lot. " They said, "We are more knowing of who is within it. We will surely save him and his family, except his wife. She is to be of those who remain behind."

Sam Gerrans

He said: “Therein is Lot!” They said: “We best know who is therein. We will deliver him and his household save his wife; she is of those who stay behind.”

Shabbir Ahmed

Abraham said, "But Lot is also there. " They said, "We know fully well who dwell there. We will certainly save him, his household and his followers - all but his wife - she will be of those that stay behind (since she has stayed behind in belief)." ('Ahl' of a Prophet includes his household and his followers. (7:80-84), (11:70-89), (15:59), (21:71-76), (26:161-167), (27:54-56), (66:10))

Syed Vickar Ahamed

He (Ibrahim) said: "But, Lut (Lot) is also in there. " They said: "We know well who is there: We will surely, save him and his family— Except his wife, she is from those who fall behind!"

Taqi Usmani

He said, "There is LūT in it." They said, “We know well who is in it. We will certainly save him and his family except his wife who will be among those remaining behind.”

The Monotheist Group

He said: "But Lot is in it!" They said: "We are fully aware of who is in it. We will save him and his family, except his wife; she is of those doomed."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ankebût suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩