İsrâ suresi · 9–22. ayetler

Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 9. ayet. إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَهْدِى لِلَّتِى هِىَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    (9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bu Kur'an, (tek) doğruya ulaştırır; dipnot 1 iyi işler yapan müminlere büyük bir ödül olduğunu müjdeler. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [akvem] kelimesi, "en doğru" değil, "tek doğru" şeklinde yorumlanmalıdır. Çünkü din adına doğru söz ve davranışlar Kur'an'ın hükümleridir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Kehf 18:2.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç şüphe yok ki işte bu Kur'an, en doğru yola yöneltmekte, erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir;

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, bu Kuran o dosdoğru olan yolu göstermekte; dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan müminlere, ödüllerinin çok büyük olacağını müjdelemektedir;

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki şu Kur'an, en sağlam gerçeğe hidayet eder; yararlı çalışmalar yapan iman ehline kendileri için büyük karşılıklar verileceğini müjdeler.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, bu Kur'an, doğru yola eriştirir; inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için büyük bir ödül olduğunu, sevinçli bir haber olarak verir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz bu Kur'an, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

    Edip Yüksel

    Bu Kuran en iyi yola ulaştırır ve erdemli davranan müminleri büyük bir ödülle müjdeler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu Kuran en iyi yola ulaştırır ve erdemli davranan müminleri büyük bir ödülle müjdeler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biliniz ki bu Kur'an, insanları en doğru yola hidayet eder ve iyi iyi işler yapan müminlere büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki bu Kur'an, insanları en doğru yola hidayet eder ve salih salih ameller yapan mü'minlere tebşir eyler ki kendilerine büyük bir ecir vardır

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz bu Kur'an, en doğru yolu gösterir. Salihatı yapan Mü'minlere kesinlikle büyük bir ödül olduğunu müjdeler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz bu Kur'an, en doğru yolu gösterir. Salihatı yapan dipnot 1 müminlere kesinlikle büyük bir ödül olduğunu müjdeler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihatı yapmak iyi işler yapmaktan farklı anlama sahiptir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Kur'an, en doğru olana iletir. Salihatı yapan dipnot 1 müminlere kesinlikle büyük bir ödül olduğunu müjdeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz, bu Kuran, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan inançlılara onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.

    Hasan Basri Çantay

    Gerçek bu Kur'an (insanları) öyle bir şey'e (yola) doğrultub götürür ki o, en aadil ve en doğru bir (yol) dur. Güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere kendileri için muhakkak bir ecr olduğunu da müjdeler o.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki bu Kur'an; en doğru olana götürür. Ve salih amel işleyen mü' minlere kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yolu gösterir. Salih amel işleyen Müminlere, büyük mükâfat olduğunu müjdeler.

    Süleyman Ateş

    Gerçekten bu Kur'an da en doğru yola iletir ve iyi işler yapan mü'minlere, kendileri için büyük bir ecir olduğunu müjdeler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an, en sağlam yolu gösterir. İyi işler yapan müminlere de büyük bir ödülün varlığını müjdeler.

    Şaban Britch

    Şüphesiz bu Kur’an, en doğru yolu gösterir. Salih amel işleyen müminlere, büyük mükâfat olduğunu müjdeler.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz bu Kur'an, en doğru yolu gösterir. Doğruları yapan müminlere, büyük mükafat olduğunu,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şüpheniz olmasın ki bu Kur'an en kalıcı, en doğru olana kılavuzlar ve müminlere şu yolda müjde verir: Hayra ve barışa yönelik işler yapanlar için büyük bir ödül vardır.

  2. İsrâ suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 10. ayet. وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    (9-10) Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler.

    Mehmet Okuyan

    Ahirete inanmayanlar için ise elem verici bir azap hazırlamışızdır.

    Mustafa İslamoğlu

    ve ahirette (yaptıklarından hesap vereceğine) inanmayan kimseler için, dehşet bir azap hazırladığımızı da...

    Muhammed Esed

    ve ahirete inanmayanlara da kendileri için çok can yakıcı bir azap hazırladığımızı (haber vermektedir).

    Ahmed Hulusi

    Sonsuz gelecek yaşamları olduğuna iman etmeyenlere de, kendileri için acı azap hazırladığımızı (müjdeler).

    Ali Bulaç

    Ve şüphesiz, ahirete inanmayanlar için de acı bir azab hazırlamışızdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap hazırlamışızdır..

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sonsuz yaşama inanmayanlar için de acı bir ceza hazırladık.

    Bayraktar Bayraklı

    - Şüphesiz bu Kur'an, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.

    Edip Yüksel

    Ahireti onaylamayanlara gelince, onlar için acı bir azap hazırlamış bulunuyoruz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ahirete inanmıyanlara gelince, onlar için acı bir azap hazırlamış bulunuyoruz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırlamışızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ahırete inanmıyanlara dahi elim bir azab hazırlamışızdır

    Erhan Aktaş

    Ahirete iman etmeyenlere can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.

    Gültekin Onan

    Ve şüphesiz ahirete inanmayanlar için de acı bir azab hazırlamışızdır.

    Hasan Basri Çantay

    Ahirete iman etmezler (e gelince:) onlar için de şübhesiz pek acıklı bir azab hazırladığımızı (bildirir).

    İbni Kesir

    Ahirete inanmayanlar; onlar için elem verici bir azab hazırladık.

    Mehmet Alagaş

    (1-10) Kulunu geceleyin ayetlerimizi göstermek için mescidi haramdan çevresini mübarek kıldığımız mescidi aksaya götüren üstündür / süphandır, Muhakkak ki O işitendir, görendir. Biz Musa’ya Kitabı verdik, Onu İsrailoğullarına, benden başka vekil edinmesinler diye hidayet rehberi yaptık, O Nuh ile beraber taşıdıklarımızın soy undandır / zürriyetindendir, muhakkak ki O / Nuh, teşekkür eden bir kul idi. İsrail oğullarına kitapta , yeryüzünde iki kez / iki defa bozgunculuk / fesatlık yapacaklarını ve büyük bir üstünlük elde edeceklerini belirtmiştik. O, vadettiklerimizden birincisi geldiğinde, yaratacağımız kuvvetli ve şiddetli kullarımız yurtların aralarında sizi ara yacaklar/ araştıracaklar, bu yapılacak / gerçekleştirilecek bir vaattir, sonrasında ise sizlere bir kere daha fırsat vereceğiz ve size, mallarla oğullarla destek vereceğiz, sizlerin savaşanlarınızı / neferlerinizi çoğaltacağız. Güzel davranırsanız kendinize güzel davranmış olursunuz, kötülük ederseniz de kendinize etmiş olursunuz, yüzleriniz kötüleşsin diye, neyi mahvedecekseniz onu mahvedebilin diye mescide (Süleyman mescidine) ilk defa ki gir diğinizdeki gibi girebilin diye, sonraki vaadin zamanı da gelecektir, umulur ki rabbiniz size acır / merhamet eder , e ğer siz vazgeçerseniz biz de vazgeçer döneriz, cehennemi kafirlere zindan yaptık, İşte bu Kuran tam kıvama gelmeye rehberlik eder ve salih amel işleyen Müminlere , kesinlikle onlara büyük bir mükafat olduğunu, ahirete inanmayanlara da acıtıcı / elim bir azap hazırladığımızı müjdeler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ahirete iman etmeyenlere de acı veren bir azap hazırladık.

    Süleyman Ateş

    Ahirete inanmayanlara da acı bir azab hazırlamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ahirete inancı kesin olmayanlara da acıklı bir azap hazırlamışızdır.

    Şaban Britch

    Ahirete iman etmeyenlere de acı veren bir azap hazırladık.

    Şaban Piriş

    Ahirete inanmayanlara ise, onlara da acı veren bir azap hazırlamış olduğumuzu müjdeler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ahirete inanmayanlar var ya, onlar için biz korkunç bir azap hazırlamışızdır.

  3. İsrâ suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 11. ayet. وَيَدْعُ ٱلْإِنسَٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلْخَيْرِ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ عَجُولًا

    Diyanet İşleri

    İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.

    Mehmet Okuyan

    (Nankör) insan, iyiliği istediği (gibi) kötülüğü de ister. İnsan çok acelecidir!

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki insan, (sanki) hayır için yalvarıp yakarıyormuşçasına şer için yalvarıp yakarır; zira insan çok acelecidir.

    Muhammed Esed

    Hal böyleyken, insan yine de (çoğu zaman) iyilik için dua ediyormuşcasına (tutkuyla) kötülük için dua eder; çünkü insan (yargılarında) tez canlıdır.

    Ahmed Hulusi

    İnsan, hayrını davet eder gibi şerrini davette de (acele) eder! İnsan çok acelecidir!

    Ali Bulaç

    İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!

    Ali Rıza Safa

    İnsan, iyilik için yakarışlarda bulunurken, kötülük için de yakarışlar yapar. Çünkü insan, çok acelecidir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsan, iyiliği istediğini zannederek kötülüğü ister. Çünkü insan çok acelecidir.

    Edip Yüksel

    İnsan, iyi bir şey için dua ettiğini sanırken aslında kötü bir şey için dua eder. İnsan çok acelecidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsan, iyi bir şey için dua ettiğini sanırken aslında kötü bir şey için dua eder. İnsan çok acelecidir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsan, hayrı ister gibi şerre davet çıkarıyor; insan çok acelecidir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnsan da şerri öyle da'vet ediyor ki hayra dua eder gibi, ve insan pek aceleci olmuştur

    Erhan Aktaş

    İnsan hayra dua eder gibi, şerre dua ediyor. İnsan çok acelecidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsan hayra dua eder gibi, şerre dua ediyor. İnsan çok acelecidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsan hayra dua eder gibi, şerre dua ediyor. İnsan dipnot 1 çok acelecidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen insandan kasıt, insanların tamamı değil, ahirete inanmayan gerçeği yalanlayan nankörlerdir.

    Gültekin Onan

    İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan pek acelecidir.

    Hasan Basri Çantay

    İnsan, hayra olan düaası gibi, şerre de düaa eder. Pek acelecidir (bu) insan.

    İbni Kesir

    İnsan; hayır istiyormuşçasına şer ister. Ve insan, esasen çok acelecidir.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsan hayra dua ediyormuş gibi, (kendisi için) şerre de dua eder. İnsan pek acelecidir.

    Süleyman Ateş

    İnsan, hayra du'a eder gibi, şerre du'a etmekte(hayrı ister gibi şerri istemekte)dir. İnsan pek acelecidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsan kötülüğü dipnot 1 , iyiliği ister gibi ister. İnsan pek acelecidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan zaman zaman kendisi için kötü olanı sanki iyiymiş gibi ister ya da çok iyi bir seçeneği çok kötüymüş gibi elinin tersi ile iter. Bu onun sabırsız davranıp aklını ve bilgisini kullanmaması nedeniyle olur. Daha detaylı örnekler için bakınız Bakara 2/216,Bakara 2/221,Bakara 2/232,

    Şaban Britch

    İnsan, iyilik için dua ettiği gibi (kendisine) kötülük için de dua eder. Zaten insan çok acelecidir.

    Şaban Piriş

    İnsan, iyilik için dua ettiği gibi kötülük için de dua eder. Zaten insan çok acelecidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsan, hayra davet eder gibi şerri çağırıyor/insan, hayra duasıyla şerri davet ediyor. İnsan çok acelecidir.

  4. İsrâ suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 12. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ءَايَتَيْنِ فَمَحَوْنَآ ءَايَةَ ٱلَّيْلِ وَجَعَلْنَآ ءَايَةَ ٱلنَّهَارِ مُبْصِرَةً لِّتَبْتَغُوا۟ فَضْلًا مِّن رَّبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ وَكُلَّ شَىْءٍ فَصَّلْنَٰهُ تَفْصِيلًا

    Diyanet İşleri

    Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.

    Mehmet Okuyan

    Biz geceyi ve gündüzü iki delil olarak yarattık. Rabbinizin lütfundan aramanız ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin delilini (ayı) silip, (yerine) aydınlatan gündüzün delilini (güneşi) getirdik. dipnot 1 İşte (bu konuda) her şeyi açıkça anlattık.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:96; Yûnus 10:5; Rahmân 55:5.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Baksanıza, gecenin ayetini gideriyor ve (onun yerine) gündüzün ayetini bir ışık kaynağı olarak getiriyoruz ki; hem Rabbinizin lutfundan (size düşeni) arayasınız, hem de (geçip giden) yılların sayısının ve (gelmesi kaçınılmaz olan) hesabın farkına varasınız. İşte Biz, (ibret almanız için gerekli olan) her şeyi açık ve net olarak önünüze koymuş bulunuyoruz.

    Muhammed Esed

    Oysa, Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; öyle ki, gece ayetini gideriyoruz ve peşinden (onun yerine) ışık saçan gündüz ayetini getiriyoruz ki Rabbinizin cömertliğinden (payınıza düşeni) arayasınız ve bir de gelip geçen yılların ve (gelmesi kaçınılmaz olan) hesabın farkına varabilesiniz. Ve böylece, her şeyi açık açık ortaya koyduk!

    Ahmed Hulusi

    Geceyi ve gündüzü iki işaret olarak meydana getirdik. . . Gecenin işaret ettiği karanlığı (cehli) kaldırıp, gündüzün işareti aydınlığı (ilmi) geçerli kıldık. . . Rabbinizden bir lütuf talep edesiniz ve senelerin adedini ve hesabı da bilesiniz diye. . . Biz her şeyi detaylarıyla açıkladık.

    Ali Bulaç

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; gece ayetini sildik de Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabı öğrenmeniz için gündüzün ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz, her şeyi yeterince açıkladık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, geceyi ve gündüzü iki delil kıldık. Gecenin delilini silip, Rabbınızdan rızık istemeniz ve senelerin sayısını ve hesabını bilmeniz için gündüzün delilini aydınlık kıldık. Her şeyi uzun uzun açıkladık.

    Ali Rıza Safa

    Geceyi ve gündüzü, iki kanıt yaptık. Sonra, Efendinizin lütfundan aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, gece kanıtını silerek, gündüz kanıtını görünür yaparız. Her şeyi ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, geceyi ve gündüzü iki delil yaptık; sonra gecenin karanlığını silip gündüzün aydınlığını gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.

    Edip Yüksel

    Geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Efendinizin nimetlerini arayasınız ve yılların hesabını bilesiniz diye gecenin ayetini sildik, gündüzün ayetini aydınlık kıldık. Biz her şeyi ayrıntısıyla açıklarız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geceyi ve gündüzü iki ayet (delil) kıldık. Rabbinizin nimetlerini arayasınız ve yılların hesabını bilesiniz diye gecenin ayetini sildik, gündüzün ayetini aydınlık kıldık. Biz her şeyi ayrıntısıyla açıklarız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa Biz geceyi ve gündüzü iki delil yaptık; sonra gece delilini silip gündüz delilini gösterici yaptık ki, Rabbinizden lütuf ve ihsan isteğinde bulunasınız; bir de yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Artık herşeyi ayrıntılı olarak anlattık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki biz geceyi, gündüzü iki ayet yaptık, sonra gece ayetini mahvettik ve gündüz ayetini gösterici gıldık ki rabbınızdan fadıl taleb edesiniz ve senelerin sayısını ve hisabını bilesiniz, hem her şeyi tafsıl etmiş te etmişiz.

    Erhan Aktaş

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet dipnot 1 yaptık. Sonra geceyi karanlık, gündüzü aydınlık yaptık ki Rabb'inizin bahşettiği nimetleri çalışıp kazanasınız ve yılların sayısını ve hesabını yapma imkanı bulasınız. Biz, her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge, işaret.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet dipnot 1 yaptık. Sonra geceyi karanlık, gündüzü aydınlık yaptık ki Rabb'inizin bahşettiği nimetleri çalışıp kazanasınız ve yılların sayısını ve hesabını yapma imkanı bulasınız. Biz, her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge, işaret.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet dipnot 1 yaptık. Sonra geceyi karanlık, gündüzü aydınlık yaptık ki Rabb'inizin bahşettiği nimetleri çalışıp kazanasınız ve yılların sayısını ve hesabını yapma imkanı bulasınız. Biz, her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge, işaret.

    Gültekin Onan

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; gece ayetini sildik de rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabı öğrenmeniz için gündüzün ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz, her şeyi yeterince açıkladık.

    Hasan Basri Çantay

    Biz gece ile gündüzü (kudretimize delalet eden) iki ayet (nişane) kıldık da gece ayetini silib (giderib yerine eşyayi) gösterici (zıyadar) gündüz ayetini getirdik. Taki (gündüzün) Rabbinizden (geçiminize aid) bir lutf-u inayet arayasınız, yılların sayısını, (vakıtların) hesabı (nı) bilesiniz. İşte biz (böylece) her şey'i gereği gibi anlatdık.

    İbni Kesir

    Biz, geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Rabbınızdan lutuf dileyesiniz ve yılların hesabını, sayısını bilesiniz diye gece ayetini silip gündüz ayetini aydınlık kıldık. Ve her şeyi uzun uzadıya açıkladık.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık. Gece ayetini görünmez (karanlık) ve Rabbinizin bol nimetini aramanız ve de yılların sayısını ve hesabı öğrenmeniz için; gündüz ayetini ise aydınlık kıldık. Biz her şeyi yeterince açıkladık.

    Süleyman Ateş

    Biz gece ve gündüzü, (kudretimizi gösteren) iki ayet yaptık. Gece ayetini sildik, gündüz ayetini aydınlatıcı yaptık ki hem Rabbinizin lutfunu arayasınız ve hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.

    Süleymaniye Vakfı

    Geceyi ve gündüzü iki ayet /gösterge yaptık dipnot 1 , sonra gecenin göstergesini (karanlık olma şartını) kaldırdık dipnot 2 . Hem Rabbinizin lütfunu arayasınız hem de yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye dipnot 3 gündüzün göstergesini aydınlatıcı kıldık dipnot 4 . Biz her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Kaldırdık" diye tercüme edilen kelime mahv (المحو)'dır. Ayette gecenin göstergesinin kaldırıldığı söylenmektedir; ancak herkesin gecenin göstergesi saydığı karanlık, yaşadığımız bölgelerde her gece görülmeye devam eder. Yalnızca kutup bölgelerinde geceler kısmen karanlık ya da tamamen aydınlıktır. Öyleyse, 'mahv'a "kısmen ya da tamamen kaldırmak" demek uygun düşer. Bu bilgi önemlidir; çünkü yaygın olarak gecenin göstergesi sayılan karanlık, belli bir enlemde birdenbire yok olmaz. 45 derece enlemden kutuplara doğru gittikçe, gecenin karanlık vakti kısalır. Yani gecenin göstergesi olan karanlık, 45 derece enlemden kutuplara doğru azar azar silinmiştir. Bu tedriciliğin dikkate alınması, Allah'ın kurduğu mizana uygun şekilde gece-gündüz dengesinin sağlanması ve doğru bir takvim yapılması için şarttır (Naziat 79/29, Şems 91/1, Duha 93/1-2).
    3. metne dön, dipnot 3
      Gün içindeki vakitler ve Güneş takvimi Güneş'e göre, kameri ay içindeki vakitler ve kameri yıllar da Ay'a göre hesaplanır (Bakara 2/189, Yunus 10/5, Yasin 36/38-40, Rahman 55/5).
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceyi ve gündüzü iki gösterge (ayet) yaptık, sonra gecenin göstergesini (karanlık olma şartını) kaldırdık ve gündüzün göstergesini (ayetini) de "aydınlatıcı olma" dipnot 1 kıldık. Bu, hem Rabbinizin ikramını aramanız, hem de yılların sayısını ve hesabı bilmeniz içindir dipnot 2 . Biz her şeyi ayrıntılı olarak açıklamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      mubsıraten(مُبْصِرَةً): Hem başka şeyleri hemde kendini gösteren şeye denir. Gündüz, çevrenin gözükmesini sağlar. Gökyüzünde oluşturduğu aydınlıkla kendini de gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gün içinde saatin kaç olduğunu güneşten, hangi ayda olduğumuzu aydan hesaplayabiliriz. Yılların sayısını ise  mevsimlerden anlarız. Mevsimler dünyanın güneşe göre 23.5 derece eğik (deklinasyon açısı) olmasından kaynaklanır. Bu eğrilik dolayısıyla dünyanın bazı yerlerinde gündüz olmasına rağmen güneş doğmamış veya gece olmasına rağmen güneş batmamış (gecenin göstergesi kaldırılmış) olur. Bu bölgelerde yaşayan insanlar yaz mevsiminde güneşli geceler için beyaz geceler derler. Çünkü gece ve gündüz tıpkı güneş ve ay gibi ayrı birer varlıktırlar(Enbiya 21/33).  Mevsimlerin oluşması nedeniyle Allah'ın ikramını (yağmur, toprak,bitki ve hayvan ilişkisi) arayabiliriz. Çünkü tüm canlılar sudan yaratılmıştır (Enbiya 21/30) ve o suyun dünya üzerindeki çevrimi (buharlaşma, yoğunlaşma, yayılma, temizlenme) mevsimler sayesinde olur.

    Şaban Britch

    Gece ve gündüzü iki ayet/işaret kıldık. Bir ayet/işaret olan geceyi kaldırıp, yine bir ayet/ işaret olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aydınlık kıldık. Herşeyi de ayrıntılı olarak açıkladık.

    Şaban Piriş

    Gece ve gündüzü iki ayet/işaret kıldık. Bir ayet/işaret olan geceyi kaldırıp, yine bir ayet/ işaret olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aydınlık kıldık. Herşeyi de ayrıntılı olarak açıkladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, geceyi ve gündüzü iki ayet yaptık; sonra gecenin ayetini silip gündüzün ayetini gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Biz her şeyi ayrıntılı bir biçimde açıkladık.

  5. İsrâ suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 13. ayet. وَكُلَّ إِنسَٰنٍ أَلْزَمْنَٰهُ طَٰٓئِرَهُۥ فِى عُنُقِهِۦ وَنُخْرِجُ لَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كِتَٰبًا يَلْقَىٰهُ مَنشُورًا

    Diyanet İşleri

    Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

    Mehmet Okuyan

    Her insanın uçup (gittiğini sandığı davranışlar)ını boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, (önünde) açılmış bir kitap (amel defteri) çıkartacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve Biz, her bir insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık. Nitekim Kıyamet Günü onun önüne, (dünyada yapıp ettiği) her şeyi kayıtlı bulacağı bir sicil koyacak (ve diyeceğiz ki):

    Muhammed Esed

    Öte yandan, Biz her insanın kaderini (kendi) boynuna dolamışızdır; öyle ki, Kıyamet Günü onun önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir sicil çıkaracağız;

    Ahmed Hulusi

    Her insanın yaptıklarını (veya kaderini) kendi boynuna doladık. . . Kıyamet sürecinde kendisine (kişinin kıyameti olan ölümünde ya da genel anlamda mahşer sürecinde) kaydolmuş olarak bilgisini çıkarırız.

    Ali Bulaç

    Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

    Ali Özek ve heyeti

    Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

    Ali Rıza Safa

    Her insanın yazgısını boynuna astık. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise açılmış olarak önünde bulacağı bir Kitap çıkaracağız. dipnot 211

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 211
      "Yazgı" olarak yazdığımız "Taire" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Uğursuzluk kuşu" veya "Kuş" veya "Nasip" veya "Vebal" veya "Kader" veya "Yaptığı işler" veya "Kazandığı ve kaybettiği dereceler" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Her insanın amelini boynuna doladık yani mahşere amelleri boynuna takılı olarak gelecektir. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

    Edip Yüksel

    Her insanın kaderini kendi kişisel seçimine bağlamışızdır. Diriliş gününde, kendisi için bir kayıt çıkarıp yayımlarız. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Senin hayatın, doğumundan ölümüne dek bir video bandı gibi kaydedilir. Diriliş gününde bu kayıt, bize gösterilecektir. * Bak 57:22.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her insanın kaderini kendi boynuna (kişisel seçimine) bağlamışızdır. Diriliş gününde, kendisi için bir kayıt çıkarıp yayımlarız

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her insanın da kuşunu (nasibini) boynunda kendine takmışızdır. Onun önüne kıyamet günü kendisini şöyle karşılayacak açık bir kitap çıkarırız:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her insanın da kuşunu boynunda kendine takmışızdır ve onun için Kıyamet günü bir kitab çıkarırız ki neşrolunarak onu şöyle karşılar

    Erhan Aktaş

    Her insanın kuşunu dipnot 1 kendi boynuna doladık. dipnot 1 Kıyamet Günü, yaptıklarının tamamını gösteren kitabı önüne koyarız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cahiliye döneminde insanlar kuş uçurarak bir şeyin kendileri için iyi mi kötü mü olacağına karar veriyorlardı. Ayet, bir benzetme ile kişinin başına ne geleceğini bilmesi için kuşunun hangi yöne gittiğine bakmasına gerek olmadığını, zira herkesin kuşunun kendi boynuna asıldığını söylemektedir. Bu kuş, insanın çalışıp çabalamasından, yaptıklarından başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her insanın kuşunu dipnot 1 kendi boynuna doladık. dipnot 1 Kıyamet günü, yaptıklarının tamamını gösteren kitabı önüne koyarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cahiliye döneminde insanlar kuş uçurarak bir şeyin kendileri için iyi mi kötü mü olacağına karar veriyorlardı. Ayet, bir benzetme ile kişinin başına ne geleceğini bilmesi için kuşunun hangi yöne gittiğine bakmasına gerek olmadığını, zira herkesin kuşunun kendi boynuna asıldığını söylemektedir. Bu kuş, insanın çalışıp çabalamasından, yaptıklarından başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her insanın kuşunu dipnot 1 kendi boynuna doladık. dipnot 1 Kıyamet günü, yaptıklarının tamamını gösteren kitabı önüne koyarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cahiliye döneminde insanlar kuş uçurarak bir şeyin kendileri için iyi mi kötü mü olacağına karar veriyorlardı. Ayet, bir benzetme ile kişinin başına ne geleceğini bilmesi için kuşunun hangi yöne gittiğine bakmasına gerek olmadığını, zira herkesin kuşunun kendi boynuna asıldığını söylemektedir. Bu kuş insanın amelinden başka bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.

    Hasan Basri Çantay

    Herkesin (dünyadaki) amel (ve hareket) ini kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için bir kitab çıkaracağız ki neşredilmiş olarak kendisine kavuş (ub şöyle çat) acak:

    İbni Kesir

    Her insanın işlediklerini boynuna dolarız. Ve onun için kıyamet gününde açılmış bulacağı bir kitab çıkarırız.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

    Süleyman Ateş

    Her insanın tair(kuş)ini boynuna bağladık, kıyamet günü onun için, açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her insanın tairini (uçup gider sandığı işlerini) boynuna bağladık. (Mezardan) kalkış günü ona ait bir defter çıkarırız. Açılmış bir şekilde onu karşılar.

    Şaban Britch

    Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

    Şaban Piriş

    Her insanın boynuna amelini dolarız. Kıyamet günü, onun için ortaya konacak bir kitap çıkarırız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır. Kıyamet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız:

  6. İsrâ suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 14. ayet. ٱقْرَأْ كِتَٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ ٱلْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

    Diyanet İşleri

    "Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir.

    Mehmet Okuyan

    (Kendisine şöyle diyeceğiz): "Kitabını oku! Bugün hesap görücü olarak sana kendi nefsin yeter."

    Mustafa İslamoğlu

    "Oku sicilini! Bugün kendi hesabını görmek için sen sana yetersin!"

    Muhammed Esed

    (Ve o Gün ona:) "(Şimdi) oku sicilini!" (denecek,) "(çünkü) bugün kendi hesabını kendin çıkaracak durumdasın!"

    Ahmed Hulusi

    "OKU yaşam bilgini (kitabını)! Bilincin bu aşamada, yaptıklarının sonucunun ne olduğunu görmeye yeterlidir. "

    Ali Bulaç

    "Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter."

    Ali Özek ve heyeti

    Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.

    Ali Rıza Safa

    "Kitabını oku; hesap görücü olarak, bugün kendine yetersin!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi öz benliğin yeter!"

    Edip Yüksel

    Kaydını oku. Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kaydını oku. Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oku kitabını! Hesap görücü olarak bugün sana nefsin yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Oku kitabını, muhasebeci bugün üzerinde nefsin yeter

    Erhan Aktaş

    Kitabını dipnot 1 oku. Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın yaptığı her şeyin kayda alındığı kitap.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitabını dipnot 1 oku. Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın, yaptığı her şeyinin kayda alındığı kitap.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitabını dipnot 1 oku. Bugün hesap görücü olarak sen kendine yetersin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın, yaptığı her şeyinin kayda alındığı kitap.

    Gültekin Onan

    "Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter."

    Hasan Basri Çantay

    "Oku kitabını, bu gün sana karşı, iyi hesab görücü olarak kendi nefsin yeter".

    İbni Kesir

    Oku kitabını. Bugün kendi hesabın için kendi nefsin sana yeter.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitabını oku! Bugün hesabını görücü olarak kendi kendine yetersin.

    Süleyman Ateş

    "Kitabını oku, bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter!" (deriz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona şöyle denir: "Defterini oku; bugün kendi hesabını kendine vermen yeterlidir".

    Şaban Britch

    Kitabını oku! Bugün hesabını görücü olarak kendi kendine yetersin.

    Şaban Piriş

    Kitabını oku, bugün hesabını görmek için kendi kendine yetersin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Oku kitabını! Bugün sana hesap sorucu olarak öz benliğin yeter."

  7. İsrâ suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 15. ayet. مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

    Diyanet İşleri

    Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

    Mehmet Okuyan

    Kim doğru yola gelirse, sadece kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa, sadece kendi aleyhine sapmış olur. dipnot 1 Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. Biz bir elçi gönderinceye kadar (kimseye) azap ediciler değiliz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Bakara 2:134, 141, 272, 286, En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Fâtır 35:18, Zümer 39:7, 41, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet En‘âm 6:131, Enfâl 8:33, Hûd 11:117 ve Kasas 28:59. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim doğru yola yönelirse, iyi bilsin ki o sadece kendisi lehine yönelmiş olacaktır; kim de saparsa, unutmasın ki o da yalnızca kendi aleyhine sapmış olacaktır: zira hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz; üstelik Biz, bir elçi gönderinceye kadar asla (bir toplumu) azaba sürüklememişizdir.

    Muhammed Esed

    Her kim ki doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Ve her kim ki yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir. Ayrıca, Biz, (kendilerine) bir elçi göndermeden (yaptığı haksızlıklardan ötürü hiçbir topluma) azap etmeyiz.

    Ahmed Hulusi

    Kim hakikate ererse sadece kendinedir bu doğru yolu bulmuş oluşu; kim de saparsa (hakikatten) yalnızca kendi nefsi aleyhine sapmış olur! Hiç kimse, bir başkasının yaptığı yanlışların yükünü taşımaz! Biz bir Rasul oluşturup (ba's edip) onunla uyarmadıkça azap yaşatmayız!. .

    Ali Bulaç

    Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluluğa) azab edecek değiliz.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.

    Ali Rıza Safa

    Artık, kim doğru yolu bulursa, yalnızca kendisi için doğru yolu bulmuş olur. Kim de saparsa, yalnızca kendi yitimine yönelik sapmış olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü taşımaz. Zaten bir elçi göndermedikçe cezalandırmayız.

    Bayraktar Bayraklı

    Her kim doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Her kim de yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin suçunu taşıyacak değildir. Ayrıca, biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz.

    Edip Yüksel

    Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç kimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim doğru yola gelirse kendisi için yola gelmiş bulunur. Kim saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçkimse başkasının yükünü çekmez. Biz bir elçi göndermeden hiç kimseyi cezalandırmayız

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kim doğru yola giderse, sırf kendi iyiliği için gider; kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine eder; Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez! Biz bir peygamber göndermedikçe azap da etmeyiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder ve hiç bir vizir çeken diğerinin vizrini çekmez, biz bir Resul göndericiye kadar ta'zib de etmeyiz

    Erhan Aktaş

    Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 1 Ve Biz, bir Resul göndermedikçe azap edecek değiliz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek, her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecek (99:
    2. metne dön, dipnot 7
      8).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 1 Ve Biz, bir resul göndermedikçe azap edecek değiliz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek, her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecek (99:7:8).

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez. dipnot 1 Ve Biz, bir rasul göndermedikçe azap edecek değiliz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek, her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecek. (99/Zilzal, 7-8)

    Gültekin Onan

    Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz.

    Hasan Basri Çantay

    Kim doğru yolu bulursa, o doğru yolu ancak kendi faidesine bulmuş olur. Kim de sapıklık ederse o da yalınız kendi aleyhine sapmış olur. Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz bir resul gönderinceye kadar (hiç bir kimseye ve kavme) azab ediciler değiliz.

    İbni Kesir

    Kim, hidayete ererse; kendi nefsi için hidayete ermiş olur. Kim de dalalete düşerse; kendi nefsi aleyhine dalalete düşmüş olur. Hiç kimse başkasının yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azab ediciler değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.

    Süleyman Ateş

    Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azab edecek değiliz.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim yola gelirse kendisi için gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi aleyhine çıkar dipnot 1 . Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez dipnot 2 . Biz bir resul /kitap dipnot 3 göndermeden azap edecek değiliz dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Resul kelimesi yerine "resul /kitap" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz.

    Şaban Britch

    Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.

    Şaban Piriş

    Doğru yola giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiç bir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, elçi göndermedikçe azap etmeyiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Hiçbir günahkar, bir başka günahkarın yükünü taşımaz. Ve biz, bir resul göndermedikçe azap edici değiliz.

  8. İsrâ suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 16. ayet. وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَٰهَا تَدْمِيرًا

    Diyanet İşleri

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.

    Mehmet Okuyan

    Bir şehri helak etmek istediğimizde, o şehrin şımarık elebaşlarını dipnot 1 yönetici yaparız da onlar orada kötülük işlerler. Böylece ona (şehir halkına azap) sözü gerçek olur; orayı darmadağın ederiz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: En‘âm 6:123.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [emernâ] fiili "emretmek" demektir. Bu fiile [âmernâ] şeklinde okunarak "musallat etmek, çoğaltmak" anlamı verenler de vardır. İsrâ 17:15'te "elçi gönderinceye kadar azap edilmeyeceği" prensibi ile En‘âm 6:131 ve Kasas 28:59'daki bilgiler çerçevesinde Yüce Allah'ın herhangi bir şehir halkını O'nun emrine itaatten yüz çevirmedikleri sürece helak etmediği sonucu elde edilmiş olur. Söz konusu fiili [emmernâ] şeklinde şeddeleyerek okuyup "emir yapmak, yönetici kılmak" anlamı verenler de vardır. Şımarıkların bir şehirde iktidara gelmesi sonrasında yoldan çıkarıcı işler yapmaları helaklerinin sebebi olmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz bir toplumun helakini dilediğimiz zaman (bilin ki süreç şöyle gelişmiştir: önce) o toplumun refah içinde şımarmış seçkinlerini yönetici yaparız; buna rağmen onlar orada kötülük işlemeyi sürdürürlerse, artık onlar aleyhindeki hüküm kesinleşir: bunun ardından Biz de orayı yerle bir ederiz.

    Muhammed Esed

    Ama bir toplumu yok etmeyi irade ettiğimiz zaman o toplumun refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarı(ları)mızı iletiriz; ve (eğer) onlar günahkarca yaşamaya devam ederler(se), cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur; ve Biz de onu darmadağın ederiz.

    Ahmed Hulusi

    Bir bölgeyi helak etmeyi irade ettiğimizde, oranın sefahat önderlerine (Rasullerle düzelmelerini) emrederiz; (ama onlar) orada bozuk inançlarının gereğine devam ederler. . . Bu yüzden uyarımızın sonucunu yaşamayı hak ederler. . . Biz de onları helak ederiz.

    Ali Bulaç

    Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helake müstahak olur, biz de orayı darmadağın ederiz.

    Ali Rıza Safa

    Bir toplumu yıkıma uğratmayı dilediğimizde, ellerine güç geçirmiş olanlarını yönetici yaparız; orada bozgunculuk yaparlar. Artık, verilen söz gerçekleşir; sonunda, orasını yerle bir ederiz. dipnot 212

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 212
      "Ellerine güç geçirmiş olanlarını yönetici yaparız." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onun devlet sahiplerine emrederiz." veya "Refah içinde yaşayan önderlerine emrederiz." veya "Varlıktan şımarmış ileri gelenlerini yönetici yaparız." veya "Varlıklı ileri gelenlerinin kötülük yapmasına izin veririz." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir toplumu yok etmek istediğimizde, onların refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı iletiriz ve onlar eğer günahkarca yaşamaya devam ederlerse cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz.

    Edip Yüksel

    Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman oranın devletlilerine (ileri gelenlerine) emrederiz; onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece o ülke aleyhine hüküm hak olur! Artık onu yerle bir ederiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir memleketi helak etmek murad ettiğimiz vakıt ise onun devletlerine (itaat) emrederiz, onlar itaat etmez de orada fısk yaparlar, bunun üzerine o memleket aleyhine huküm hakkolur, artık onu tedmir eder de ederiz.

    Erhan Aktaş

    Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz dipnot 1 hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cezalandırma.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz dipnot 1 hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cezalandırma.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz dipnot 1 hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cezalandırma.

    Gültekin Onan

    Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' buyururuz, böylelikle onlar onda fasıklıklık yaparlar / fısk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da onu kökünden darmadağın ederiz.

    Hasan Basri Çantay

    Bir memleketi helak etmek dilediğimiz vakit onun ni'met ve refahdan şımarmış elebaşılarına emrederiz de orada (bu emre rağmen) itaatden çıkarlar. Artık o (memlekete) karşı söz (azab) hak olmuşdur. İşte biz onu artık kökünden mahv-ü helak etmişizdir.

    İbni Kesir

    Bir kasabayı da helak etmek istediğimiz zaman; varlıklılarına emir veririz de, orada fasıklık yaparlar. Bunun üzerine artık oraya söz hak olur. Ve Biz de onları yerle bir ederiz.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, oranın ileri gelenlerine (itaat etmelerini) emrederiz ama onlar yoldan çıkarlar. Artık onun üzerine söz (azap) kesinleşir de onu tümüyle helak ederiz.

    Süleyman Ateş

    Biz bir kenti helak etmek istediğimiz zaman onun varlıklılarına emrederiz, orada kötü işler yaparlar, böylece o ülkeye (azab) karar(ı) gerekli olur, biz de orayı darmadağın ederiz.

    Süleymaniye Vakfı

    (Günaha dalmış) Bir kenti helak etmek istediğimizde oranın, verilen nimetlerle şımarmışlarına (elçilerimizi göndererek) emirlerimizi ulaştırırız. Bunun üzerine onlar orada yoldan çıkarlar dipnot 1 . Artık helakin şartları oluşur dipnot 2 , sonra da orayı yerle bir ederiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir kenti yaşanmaz hale getirmek istersek önce oranın ileri gelenlerine emirlerimizi ulaştırırız. Onlar, orada yoldan çıkarlar ve cezanın şartları olgunlaşır dipnot 1 . Sonra orayı yerle bir ederiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cünkü "Biz elçi göndermeden azap etmeyiz." .(İsra 17/15)

    Şaban Britch

    Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dışarı çıkarlar. Artık o memleketin üzerine söz (azap) kesinleşir de ve orayı tümüyle helak ederiz.

    Şaban Piriş

    Bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dışarı çıkarlar. Hüküm onların aleyhinde gerçekleşir. Orayı yerle bir ederiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz bir ülkeyi/medeniyeti mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarına emirler yöneltiriz/onları yöneticiler yaparız da onlar, orada bozuk gidişler sergilerler. Böylece o ülke/medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de onun altını üstüne getiririz.

  9. İsrâ suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 17. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ ٱلْقُرُونِ مِنۢ بَعْدِ نُوحٍ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

    Mehmet Okuyan

    Nitekim Nuh'tan sonraki nice nesilleri helak etmiştik. Rabbin, kullarının günahlarını bilip görmede yeterlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim Biz Nuh'tan bu yana nice toplumları helak etmişizdir. Zira, günahkarlıkları yüzünden kullarıyla başa çıkmak için, her bir şeyden haberder olup her bir şeyi gören Rabbin alasıyla yeter de artar bile!

    Muhammed Esed

    Nuh'tan bu yana Biz böyle nicelerini yok ettik! Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.

    Ahmed Hulusi

    Nuh'tan sonra nice kuşaklar helak ettik. . . Kullarının suçlarından Habiyr ve Basıyr'dir Rabbin!

    Ali Bulaç

    Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları yıkıma uğrattık. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter,

    Ali Özek ve heyeti

    Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilen ve hakkıyla gören olarak Rabbin yeterlidir.

    Ali Rıza Safa

    Nuh'tan sonra da nice kuşakları yıkıma uğrattık. Senin Efendin, kullarının suçlarından Haberli olarak; Gören olarak yeterlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Nuh'tan bu yana biz böyle nicelerini yok ettik. Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.

    Edip Yüksel

    Nuh'tan sonra nice toplumları yok ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Efendin yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nuh'tan sonra nice toplumları yok ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem Nuh'tan sonra nice yüzyılların halkını helak ettik. Kullarının günahlarına Rabbinin haberdar olması ve onları görmesi kafidir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Nuhtan sonra ne kadar karnler helak ettik, kullarının günahlarına rabbının habir basir olması yeter

    Erhan Aktaş

    Nuh'tan sonra böyle nice nesilleri yok ettik. Kullarının suçlarını görmede ve haberdar olmada tek başına Rabb'in yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nuh'tan sonra böyle nice nesilleri yok ettik. Kullarının suçlarını görmede ve haberdar olmada tek başına Rabb'in yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçici olan, çabuk biten dünyayı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak, dilediğimiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nuh'tan sonra böyle nice nesilleri yok ettik. Kullarının kötülüklerini görmede ve haberdar olmada tek başına Rabb'in yeter.

    Gültekin Onan

    Biz, Nuh'tan sonra nice kuşakları yıkıma uğrattık. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak rabbin yeter.

    Hasan Basri Çantay

    Nuh (devrin) den sonra nice asırları (n halkını) helak etdik. Rabbin, kullarının günahlarından hakkıyle haberdardır, (onları) hakkıyle görücüdür ya, (işte bu) yeter.

    İbni Kesir

    Nuh'tan sonra, nice nesilleri yok etmişizdir. Kullarının günahlarına Habir ve Basir olarak Rabbın yeter.

    Mehmet Alagaş

    (11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nûh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Rabbinin kullarının bütün günahlarından hakkıyla haberdar ve görücü olması yeter.

    Süleyman Ateş

    Nitekim Nuh'dan sonra nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı, görücü olarak Rabbin yeter.

    Süleymaniye Vakfı

    Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik dipnot 1 . Kullarının günahlarını ayrıntılarıyla bilen ve gören olarak Rabbin yeter.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nuh'tan sonra da nice nesilleri etkisizleştirdik. Kullarının günahını Rabbinin bilmesi ve görmesi yeter.

    Şaban Britch

    Nuh’tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahından haberdar olan ve gören Rabbin yeter.

    Şaban Piriş

    Nuh'tan sonra nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahından haberdar olan ve gören Rabbin (hesap görmeye) yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nuh'tan sonra da nice kuşakları helak ettik. Kullarının günahlarını haber alıcı ve görücü olarak Rabbin yeter.

  10. İsrâ suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 18. ayet. مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا

    Diyanet İşleri

    Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

    Mehmet Okuyan

    Kim bu çabucak geçen (dünyayı) isterse, ona yani (helakini) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme yerleştirmiş (olacağız).

    Mustafa İslamoğlu

    Her kim ki, hemen 'şimdi ve burada'nın geçici hazlarını tercih ederse, Biz de onun payını orada hızlandırır, dilediğimiz kimseye istediğimiz kadar veriveririz; ne ki sonunda ona cehennemi tahsis ederiz (de), o oraya kınanmış ve gözden çıkarılmış biri olarak atılır.

    Muhammed Esed

    Kim ki, bu geçici hayatın (hazları) peşinde koşmak isterse, bu istediğinden dilediğimiz kadar, gerekli gördüğümüz kimseye hemen veririz; ama sonra onun payını cehennem kılarız ki oraya kınanmış ve kovulmuş olarak katlanmak zorunda kalacaktır!

    Ahmed Hulusi

    Kim önündeki dünyayı isterse, dilemişsek, dünyada ona istediğini veririz. Sonra onun için cehennemi mekan kılarız; aşağılanmış ve uzaklaştırılmış olarak ona yerleşir.

    Ali Bulaç

    Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

    Ali Özek ve heyeti

    Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

    Ali Rıza Safa

    Kim ivedi olarak isterse, dilediğimiz kimseye, dilediğimiz ölçüde ivedi olarak veririz. Sonra, ona cehennemi veririz. Gözden düşmüştür; kovulmuş olarak oraya girer.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

    Edip Yüksel

    Kim bu geçici dünyayı isterse, orada istediğimize dilediğimiz kadar veririz. Ancak daha sonra onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme mahkûm ederiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim bu geçici dünyayı isterse, orada istediğimize dilediğimiz kadar veririz. Ancak daha sonra onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme mahkum ederiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim peşin isterse, ona, dünyada istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar peşin veririz; sonra da ona cehennemi tahsis ederiz; kınanmış kovulmuş olarak ona yaslanır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim peşin istiyorsa ona Dünyada peşin veririz, dilediğimiz kadar istediğimize, sonra da ona Cehennemi tahsıs ederiz, mezmun, matrud bir halde ona yaslanır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim aceleyi[1] isterse, hak eden[2] kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim aceleciyi dipnot 1 isterse, dilediğimiz kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Geçici olan, çabuk biten dünyayı.

    Gültekin Onan

    Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

    Hasan Basri Çantay

    Kim bu çarçabuk geçen (dünyayı) dilerse biz de burada ona, (evet) kimi dilersek ona, dileyeceğimiz şey'i çarçabuk veririz. Sonra da onu cehenneme sokarız. O, buraya kınanmış ve (rahmetimizden) koğulmuş olarak ulaşır.

    İbni Kesir

    Kim geçici dünyayı isterse; onun için orada dilediğimiz kadar, dilediğimiz kimseye hemen veririz. Sonra onun için cehennemi hazırlarız. Kötülenmiş ve koğulmuş olarak oraya girer.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye acele isteğini veririz. Sonra onu Cehennem'e koyarız. O burayı kınanmış ve kovulmuş olarak boylar.

    Süleyman Ateş

    Kim bu aceleci(dünya)yı isterse, orada ona, (evet) istediğimiz kimseye hemen çabucak dilediğimiz kadar veririz; ama sonra yerini cehennem yaparız! Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

    Süleymaniye Vakfı

    Kim (sadece) bir an önce eline geçecek olanı /dünyayı isterse istediğimiz kişiye gerek gördüğümüz kadarını dipnot 1 bu dünyada çabucak verir, sonra ona cehennemi yerilmiş ve kovulmuş olarak kalacağı bir yurt yaparız dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim çarçabuk olanı dipnot 1 isterse orada, dilediğimiz kişiye, tercih ettiğimiz kadar verir sonra cehennemi onun yeri yaparız. Oraya alçalmış ve kovulmuş olarak gider.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Helal, haram demeden bir an önce ele geçecek şeyleri, Dünya nimetini. Bkz: Bakara 2/200

    Şaban Britch

    Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye acele isteğini veririz. Sonra ona Cehennem'i hazırladık. Sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği Cehennem'e sokarız.

    Şaban Piriş

    Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, burada dilediğimize acele isteğini veririz. Sonra ona cehennemi hazırladık. Yerilmiş ve koğulmuş olarak oraya girecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Peşin isteyene dünyada peşin veririz: Dilediğimize dilediğimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmış ve kovulmuş olarak.

  11. İsrâ suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 19. ayet. وَمَنْ أَرَادَ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًا

    Diyanet İşleri

    Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.

    Mehmet Okuyan

    Kim de ahireti ister ve mümin olarak çalışırsa, işte bunların çalışmaları değerlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve her kim de ahiret hayatını tercih eder, (karşılığını Allah'tan alacağına) inanarak orası için göstermesi gereken çabayı gösterirse, işte onların bu çabası karşılığını bulur.

    Muhammed Esed

    Fakat ahiret hayatını(n güzelliğini) isteyen ve bunun için gösterilmesi gereken çabayı gösterenlere gelince, (gerçek) müminler bunlardır; çabalarına (Allah katında) değer verilen kimseler de işte böyleleridir!

    Ahmed Hulusi

    Kim de gelecek sonsuz yaşamı irade eder ve imanlı olarak onun için gerekli çalışmaları yaparsa, işte onların çalışmaları da değerlendirilir, sonucu yaşatılır!

    Ali Bulaç

    Kim de ahireti ister ve bir mü'min olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.

    Ali Rıza Safa

    Kim de sonsuz yaşamı isterse ve inanmış olarak ona gereği gibi çalışırsa; işte onların çalışmasına değer verilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir.

    Edip Yüksel

    Kim ahireti seçer ve mümin olarak gereken çabayı gösterirse, işte onların çabası takdir edilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim ahireti seçer ve mümin olarak gereken çabayı gösterirse, işte onların çabası takdir edilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim de ahireti ister ve inanarak orası için gerekli çalışmayı yaparsa, işte bunların çalışması şükre değer.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim de Ahıreti ister ona layık bir sa'yile onun için mü'min olarak çalısırsa işte bunların sa'ıyleri meşkur olur

    Erhan Aktaş

    Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükredilendir. Çalışmalarının karşılığı verilendir. Ayetten de anlaşıldığı gibi şükretmek demek, karşılığını vermek demektir. Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim de ahireti isterse ve mümin olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükredilendir. Çalışmalarının karşılığı verilendir. Ayetten de anlaşıldığı gibi şükretmek demek, karşılığını vermek demektir. Kim ki Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah, kendisine her ne verdiyse onun karşılığını vermelidir. Sözle şükretmenin bir anlamı yoktur. Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır. Malın şükrü infaktır. Aklın şükrü teslim olmaktır vs.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim de ahireti isterse ve mümin olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları şükredilendir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çalışmalarının karşılığı verilendir. Ayetten de anlaşıldığı gibi şükretmek demek, karşılığını vermek demektir. Kim ki Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah, kendisine her ne verdiyse onun karşılığını vermelidir. Sözle şükretmenin bir anlamı yoktur. Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır. Malın şükrü infaktır. Aklın şükrü teslim olmaktır vs.

    Gültekin Onan

    Kim de ahireti ister ve bir inançlı olarak ciddi bir çaba göstererek ona çalışırsa, işte böylelerinin çabası şükre şayandır.

    Hasan Basri Çantay

    Kim de mü'min olarak ahireti diler, onun için (ona gereken) bir sa'y ile çalışırsa işte onların (bu) çalışmaları meşkur (ve makbul) olur.

    İbni Kesir

    Kim de ahireti isterse ve onun için inanmış olarak gerekli çabayı gösterirse; işte onların say'i şükre değerdir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim de ahireti ister ve bir Mümin olarak tüm çabasıyla onun için gayret ederse, işte bunların gayretleri makbuldür.

    Süleyman Ateş

    Kim de ahireti ister ve inanarak ona yaraşır biçimde çalışırsa, öylelerinin çalışmalarının karşılığı verilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim de ilerisini dipnot 1 ister ve inanarak onun için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışması teşekküre değer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahiret nimeti. Bkz. Bakara 2/201

    Şaban Britch

    Kim de ahireti ister ve bir mümin olarak tüm çabasıyla onun için çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.

    Şaban Piriş

    Kim de ahireti isterse ve tüm çabasıyla onun için çalışırsa, o mümindir ve böyle yapanların çalışması övülmeye değerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim de ahireti ister ve inanmış olarak ona yaraşır bir gayretle çalışırsa, böylelerinin gayretleri teşekkürle karşılanır.

  12. İsrâ suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 20. ayet. كُلًّا نُّمِدُّ هَٰٓؤُلَآءِ وَهَٰٓؤُلَآءِ مِنْ عَطَآءِ رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا

    Diyanet İşleri

    Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.

    Mehmet Okuyan

    Hepsine yani onlara da bunlara da Rabbinin cömertliğinden (istediklerini) veririz. Rabbinin verdiği, kimse tarafından engellenemez.

    Mustafa İslamoğlu

    Hepsinde birden, -ötekilere de, berikilere de- senin Rabbinin lutfundan (bu dünyada zaten) ulaştırmaktayız: zira Rabbinin lutfu yalnız (bir kesimle) sınırlandırılamaz.

    Muhammed Esed

    Hepsine -bunlara da, ötekilere de- Rabbinin lütfundan ulaştırmaktayız; çünkü senin Rabbinin lütfu (insanların bir kısmıyla) sınırlı değildir.

    Ahmed Hulusi

    Hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin lütfundan göndeririz. . . Rabbinin lütfu sınırlandırılmış değildir.

    Ali Bulaç

    Hepsine, onlara da, bunlara da Rabbinin ihsanından 'arttırarak veririz.' Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

    Ali Rıza Safa

    Efendinin lütfundan, tümüne ulaştırırız; onlara da bunlara da. Efendinin lütfu sınırlı değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.

    Edip Yüksel

    Hepsine, onlara da bunlara da, Efendinin nimetlerinden ulaştırırız. Efendinin nimetleri sınırlanmamıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hepsine, onlara da bunlara da, Rabbinin nimetlerinden ulaştırırız. Rabbinin nimetleri sınırlanmamıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hepsine, onlara da onlara da Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin verişi yasak değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hepsine imdad ederiz: hem onlara hem onlara, mahza rabbının atasından, rabbının atası yasak değildir

    Erhan Aktaş

    Her birisine; bunlara da, bunlara da dipnot 1 Rabb'inin ihsanından dipnot 2 ulaştırırız. Çünkü senin Rabb'inin ihsanı engellenmiş değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya’yı isteyene de Ahiret’i isteyene de.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kelimesi kelimesine ata-i. Bu kelime, ihsan, nimet, mükafat vb anlamlara gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. dipnot 1 Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nimetlerindendir, ihsanındandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, bu dünyayı isteyene de, ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır. dipnot 1 Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nimetlerindendir, ihsanındandır.

    Gültekin Onan

    Hepsine, onlara da, bunlara da rabbinin ihsanından 'arttırarak veririz.' Rabbinin ihsanı kesilmiş değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Her birine, onlara da, bunlara da Rabbinin vergisinden birbiri ardınca veririz. Rabbinin vergisi (kimseden) men edilmiş değildir.

    İbni Kesir

    Her birine, bunlara da, onlara da Rabbının nimetinden ulaştırırız. Rabbının nimeti engellenmiş değildir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her birine, onlara da, bunlara da Rabbinin nimetinden ardarda veririz. Rabbinin ihsanı kimseye yasak kılınmış değildir.

    Süleyman Ateş

    Hepsine onlara da, onlara da (dünyayı isteyenlere de, ahireti isteyenlere de, mü'minlere de, kafirlere de) Rabbinin vergisiden uzatırız. Rabbinin vergisi kesilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan her birine; hem onlara hem de öbürlerine, Rabbinin ikramından da veririz. Rabbinin ikramı kısıtlanmış değildir.

    Şaban Britch

    Hepsine, hem onlara hem bunlara Rabbinin nimetlerinden veririz. Rabbinin ihsanı kimseye yasak kılınmış değildir.

    Şaban Piriş

    Hepsine, hem onlara hem bunlara Rabbinin nimetlerinden veririz. Rabbinin bağışı kimseye yasak kılınmış değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinin lütfundan nimetlerle hepsine uzanırız: Onlara da bunlara da. Rabbinin lütfu kimse tarafından engellenemez/kısıtlanamaz.

  13. İsrâ suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 21. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَلَلْـَٔاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَٰتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًا

    Diyanet İşleri

    Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür.

    Mehmet Okuyan

    Bak ki biz insanların kimini kiminden nasıl farklı yaratmışız! Elbette ahiret derece ve üstünlük farkları bakımından çok daha büyüktür.

    Mustafa İslamoğlu

    (Bu dünyada) onların bir kısmını, diğerlerine nasıl üstün kıldığımıza bir bak, ama ahiretin payı hem nicelik olarak çok daha büyük, hem de (nitelik olarak) çok daha üstün ve değerlidir.

    Muhammed Esed

    Onların bazılarına (yeryüzünde) diğerlerine göre nasıl cömert davrandığımıza bir bak: fakat (unutma ki,) ahiret, paye olarak daha yüksek, erdem ve (manevi) zenginlik bakımından daha yücedir.

    Ahmed Hulusi

    Bak, nasıl onların kimini kimine üstün kıldık! Elbette sonsuz gelecek boyutu, yaşam mertebeleri itibarıyla da en büyüktür, kişisel hissedişler itibarıyla da en büyüktür.

    Ali Bulaç

    Onlardan kimini kimine nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür.

    Ali Özek ve heyeti

    Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.

    Ali Rıza Safa

    Onların bir bölümünü, diğerlerine nasıl üstün yaptığımıza bak? Kuşkusuz, konumlar yönünden, sonsuz yaşam daha büyüktür. Üstünlük yönünden de daha büyüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışız! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.

    Edip Yüksel

    İnsanları birbirinden nasıl üstün kıldığımıza dikkat et. Ahiretin dereceleri ve üstünlükleri daha büyüktür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanları birbirinden nasıl üstün kıldığımıza dikkat et. Ahiretin dereceleri ve üstünlükleri daha büyüktür

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bak! Bir kısmını diğerine nasıl üstün kılmışız; elbette ahiret hem dereceler bakımından, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bak bir kısmını diğerine nasıl tafdıl etmişiz ve elbette Ahıret derecatca da daha büyük, tafdılce de daha büyüktür

    Erhan Aktaş

    Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bak! Onların bir kısmını bir kısmından daha fazla imkan sahibi kıldık. Elbette ahiret, dereceler ve imkan bakımından da daha büyüktür.

    Gültekin Onan

    Onlardan kimini kimine nasıl üstün tuttuğumuzu gör. Muhakkak ahiret dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür.

    Hasan Basri Çantay

    Baksan a, biz onların kimini kiminden nasıl üstün kıldık. Elbette ahiret, dereceler (farkları) i'tibariyle de daha büyükdür, üstün kılmak bakımından da daha büyükdür.

    İbni Kesir

    Bak, nasıl onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Elbetteki ahiret; dereceler bakımından da büyüktür, üstünlük bakımından da.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Şüphesiz ahiret, derece ve üstünlük bakımından daha büyüktür.

    Süleyman Ateş

    Bak, (rızık bakımından) nasıl onların kimini kiminden üstün yaptık. Elbette ahiret, dereceler bakımından da daha büyük, üstünlük bakımından da daha büyüktür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan birini diğerine nasıl üstün kıldığımıza bak. Şurası kesin ki Ahiretteki dereceler daha büyük, üstünlükler daha belirgin olacaktır.

    Şaban Britch

    Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Şüphesiz ahiret, derece ve üstünlük bakımından daha büyüktür.

    Şaban Piriş

    Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Ahiretin üstünlük ve fazileti ise daha büyüktür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bak nasıl, kimini kimine üstün kıldık! Ama ahiret, dereceler bakımından elbette daha büyük, lütuflandırma bakımından daha yücedir.

  14. İsrâ suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 22. ayet. لَّا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولًا

    Diyanet İşleri

    Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

    Mehmet Okuyan

    Allah ile birlikte başka ilah edinme! Aksi takdirde kınanmış ve (azaba) terkedilmiş olarak oturup kalırsın.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insan!) Allah'la birlikte başka bir ilah edinme! Sonra kınanmış olarak bir köşeye atılıp orada bir başına kalakalırsın.

    Muhammed Esed

    (Ey İnsanoğlu,) Allah'la beraber bir başka tanrı edinme ki kendini kınanmış ve bir başına bırakılmış olarak bulmayasın:

    Ahmed Hulusi

    Allah yanı sıra (kafanda) başka bir tanrı oluşturma! Yoksa (şirk anlayışının sonucu) aşağılanmış ve kendi başına terk edilmiş olarak oturup kalırsın!

    Ali Bulaç

    Allah ile beraber başka ilahlar edinme, yoksa kınanmış ve kendi başına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmış olursun.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah ile birlikte bir ilâh daha tanıma! Sonra kınanmış ve kendi başına terkedilmiş olarak kalırsın.

    Ali Rıza Safa

    Allah ile birlikte başka tanrılar da edinme; gözden düşersin, yalnız bırakılmış olarak kalırsın.

    Bayraktar Bayraklı

    "Allah'la beraber bir başka tanrı edinme!Sonra yerilmiş ve yardımcısız olarak oturup kalırsın."

    Edip Yüksel

    ALLAH ile birlikte başka tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnız bırakılmış olarak oturup kalırsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH ile birlikte başka tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnız bırakılmış olarak oturup kalırsın

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah ile birlikte başka bir ilah edinme ki, kınanmış, yalnız başına bırakılmış kalmayasın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın ma'ıyyetinde diğer bir ilah yapma ki mezmum, mahzul kalmıyasın

    Erhan Aktaş

    Allah ile birlikte başka bir ilah edinme. Yoksa kınanmış ve hor görülmüş olarak kalırsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah ile birlikte başka bir ilah edinme. Yoksa kınanmış ve hor görülmüş olarak kalırsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah ile birlikte başka bir ilah edinme. Yoksa kınanmış ve hor görülmüş olarak kalırsın.

    Gültekin Onan

    Tanrı ile beraber başka tanrılar edinme, yoksa kınanmış ve kendi başına (yapayalnız ve yardımcısız) bırakılmış olursun.

    Hasan Basri Çantay

    Allah ile beraber diğer bir Tanrı edinme. Sonra kınanmış ve kendi başına (yardımsız) bırakılmış olursun.

    İbni Kesir

    Allah ile beraber başka ilah edinme. Yoksa yerilmiş ve terkedilmiş olarak kalırsın.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve terkedilmiş olursun.

    Süleyman Ateş

    Allah ile beraber başka bir tanrı edinme, sonra kınanmış ve yalnız başına bırakılmış olarak oturup kalırsın!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın yanında bir başka ilah (tanrı) oluşturma; yoksa yerilmiş ve tek başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.

    Şaban Britch

    Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve terkedilmiş olursun.

    Şaban Piriş

    Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve terkedilmiş olursun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın yanına başka bir ilah koyma ki, yapayalnız ve horlanmış olarak oturup kalmayasın.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.