İsrâ suresi

İsrâ suresi, 18. ayet

İsrâ suresi, 18. ayet. مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا

men kâne yürîdü-l`âcilete `accelnâ lehû fîhâ mâ neşâü limen nürîdü ŝümme ce`alnâ lehû cehennem. yaṣlâhâ meẕmûmem medḥûrâ.

Diyanet İşleri

Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 15–21 · surenin 18. ayeti / 111

Konu Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır İsrâ 9–22 3

  1. İsrâ 15

    Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.

  2. İsrâ 16

    Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.

  3. İsrâ 17

    Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.

  4. 18

    Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

  5. İsrâ 19

    Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.

  6. İsrâ 20

    Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir.

  7. İsrâ 21

    Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. Yüce Allah, bize şunu haber vermektedir: “Her kim acele/peşin olanı” yani yok olacak, geçip gidecek olan dünyayı “isterse” ve onun için çalışıp çabalar da geldiği yeri yahut varacağı sonu unutursa Yüce Allah, bu dünyanın değersiz ve fani nimetlerinden kendi dilediğini -Levh-i Mahfuz’da onun için yazıp takdir etmiş olduğu kadarıyla- ona acele tarafından hemen verir. Ancak bu, faydası ve devamlılığı olmayan fani bir nimettir. Daha sonra ise âhirette “cehennemi ona konak” yapar. “o da kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.” Yani rezil ve rüsvay olarak, hem Allah tarafından hem kulları tarafından yerilmiş ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş bir halde oraya girip azaba duçar olur. Böylelikle hem azaba uğrayacak, hem de rezil ve rüsvay olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kimin niyetinde yaptığı hayır işlerle ilgili olarak dünya varsa ve ahirete de iman etmeyip, önem vermiyorsa dünya hayatında onun istediklerini değil, bizim onun için dilediğimiz nimetleri ona çabucak veririz. Bunu dilediğimiz kimse için yaparız. Sonra da kıyamet gününde onun gireceği yer ateşinin sıcaklığından sıkıntı çekeceği Cehennem olur. Bu kimse dünyayı tercih edip, ahireti inkâr etmesinden dolayı yerilmiş ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak Cehennem'e girecektir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَّن men kim
  2. كَانَ kane ise kök: كون
  3. يُرِيدُ yuridu istiyor (dünyayı) kök: رود
  4. ٱلْعَاجِلَةَ l-aacilete acele olanı kök: عجل
  5. عَجَّلْنَا accelna çabucak veririz kök: عجل
  6. لَهُۥ lehu ona
  7. فِيهَا fiha orada
  8. مَا ma kadar
  9. نَشَآءُ neşa'u dilediğimiz kök: شيا
  10. لِمَن limen kimseye
  11. نُّرِيدُ nuridu istediğimiz kök: رود
  12. ثُمَّ summe sonra
  13. جَعَلْنَا cealna (yerini) yaparız kök: جعل
  14. لَهُۥ lehu ona
  15. جَهَنَّمَ cehenneme cehennem
  16. يَصْلَىٰهَا yeslaha oraya girer kök: صلي
  17. مَذْمُومًۭا mezmumen kınanmış olarak kök: ذمم
  18. مَّدْحُورًۭا medhuran ve kovulmuş olarak kök: دحر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دحر (4 geçiş)

    Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."

  • Aynı kök: دحر (4 geçiş)

    Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak…

  • Aynı kök: دحر (4 geçiş)

    (8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir…

  • Aynı kök: ذمم (5 geçiş)

    Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)…

  • Aynı kök: ذمم (5 geçiş)

    Bir mü'min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir.

  • Aynı kök: ذمم (5 geçiş)

    Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın.

  • Aynı kök: صلي (25 geçiş)

    Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme)…

  • Aynı kök: صلي (25 geçiş)

    Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah'a pek kolaydır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kim bu çabucak geçen (dünyayı) isterse, ona yani (helakini) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz. Sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme yerleştirmiş (olacağız).

Mustafa İslamoğlu

Her kim ki, hemen 'şimdi ve burada'nın geçici hazlarını tercih ederse, Biz de onun payını orada hızlandırır, dilediğimiz kimseye istediğimiz kadar veriveririz; ne ki sonunda ona cehennemi tahsis ederiz (de), o oraya kınanmış ve gözden çıkarılmış biri olarak atılır.

Muhammed Esed

Kim ki, bu geçici hayatın (hazları) peşinde koşmak isterse, bu istediğinden dilediğimiz kadar, gerekli gördüğümüz kimseye hemen veririz; ama sonra onun payını cehennem kılarız ki oraya kınanmış ve kovulmuş olarak katlanmak zorunda kalacaktır!

Ahmed Hulusi

Kim önündeki dünyayı isterse, dilemişsek, dünyada ona istediğini veririz. Sonra onun için cehennemi mekan kılarız; aşağılanmış ve uzaklaştırılmış olarak ona yerleşir.

Ali Bulaç

Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

Ali Özek ve heyeti

Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Ali Rıza Safa

Kim ivedi olarak isterse, dilediğimiz kimseye, dilediğimiz ölçüde ivedi olarak veririz. Sonra, ona cehennemi veririz. Gözden düşmüştür; kovulmuş olarak oraya girer.

Bayraktar Bayraklı

Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.

Edip Yüksel

Kim bu geçici dünyayı isterse, orada istediğimize dilediğimiz kadar veririz. Ancak daha sonra onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme mahkûm ederiz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kim bu geçici dünyayı isterse, orada istediğimize dilediğimiz kadar veririz. Ancak daha sonra onu, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme mahkum ederiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Her kim peşin isterse, ona, dünyada istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar peşin veririz; sonra da ona cehennemi tahsis ederiz; kınanmış kovulmuş olarak ona yaslanır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her kim peşin istiyorsa ona Dünyada peşin veririz, dilediğimiz kadar istediğimize, sonra da ona Cehennemi tahsıs ederiz, mezmun, matrud bir halde ona yaslanır

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kim aceleyi[1] isterse, hak eden[2] kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kim aceleciyi dipnot 1 isterse, dilediğimiz kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Geçici olan, çabuk biten dünyayı.

Gültekin Onan

Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider.

Hasan Basri Çantay

Kim bu çarçabuk geçen (dünyayı) dilerse biz de burada ona, (evet) kimi dilersek ona, dileyeceğimiz şey'i çarçabuk veririz. Sonra da onu cehenneme sokarız. O, buraya kınanmış ve (rahmetimizden) koğulmuş olarak ulaşır.

İbni Kesir

Kim geçici dünyayı isterse; onun için orada dilediğimiz kadar, dilediğimiz kimseye hemen veririz. Sonra onun için cehennemi hazırlarız. Kötülenmiş ve koğulmuş olarak oraya girer.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye acele isteğini veririz. Sonra onu Cehennem'e koyarız. O burayı kınanmış ve kovulmuş olarak boylar.

Süleyman Ateş

Kim bu aceleci(dünya)yı isterse, orada ona, (evet) istediğimiz kimseye hemen çabucak dilediğimiz kadar veririz; ama sonra yerini cehennem yaparız! Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.

Süleymaniye Vakfı

Kim (sadece) bir an önce eline geçecek olanı /dünyayı isterse istediğimiz kişiye gerek gördüğümüz kadarını dipnot 1 bu dünyada çabucak verir, sonra ona cehennemi yerilmiş ve kovulmuş olarak kalacağı bir yurt yaparız dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kim çarçabuk olanı dipnot 1 isterse orada, dilediğimiz kişiye, tercih ettiğimiz kadar verir sonra cehennemi onun yeri yaparız. Oraya alçalmış ve kovulmuş olarak gider.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Helal, haram demeden bir an önce ele geçecek şeyleri, Dünya nimetini. Bkz: Bakara 2/200

Şaban Britch

Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, orada dilediğimiz kimseye acele isteğini veririz. Sonra ona Cehennem'i hazırladık. Sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği Cehennem'e sokarız.

Şaban Piriş

Kim, çarçabuk olanı/dünyayı isterse, burada dilediğimize acele isteğini veririz. Sonra ona cehennemi hazırladık. Yerilmiş ve koğulmuş olarak oraya girecektir.

Yaşar Nuri Öztürk

Peşin isteyene dünyada peşin veririz: Dilediğimize dilediğimiz kadar. Sonra da ona cehennemi veririz; yaslanır ona, kınanmış ve kovulmuş olarak.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He who wishes to go by the world and its fleeting, evanescent and ephemeral enjoyment and glory will find Allah moving quickly to respond to whom He will and apportion to him what He will, but in the end We will make Hell his abode where he sits brooding on its vast abyss, censured, despised and rejected.

Abdul Haleem

If anyone desires [only] the fleeting life, We speed up whatever We will in it, for whoever We wish; in the end We have prepared Hell for him in which to burn, disgraced and rejected.

Abdullah Yusuf Ali

If any do wish for the transitory things (of this life), We readily grant them - such things as We will, to such person as We will: in the end have We provided Hell for them: they will burn therein, disgraced and rejected.

Abul A'la Maududi

If anyone desires immediate benefits, dipnot 1 We hasten to grant whatever benefits We will in the present life to whomsoever We please, but thereafter We decree for him Hell wherein he shall burn, condemned and rejected. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Arabic word ajilah literally means something which can be had immediately, but the Quran employs it as a term for "this world" which yields its advantages and results in this worldly life. Its antonym is Akhirat (Hereafter) which will yield its advantages and results after death in the life of the next world.
  2. metne dön, dipnot 2
    The person who does not believe in the life of the Hereafter deserves Hell, because he strives only for the successes and good things of this world and his endeavors are confined to material objects. Consequently, such a person becomes a mere worshiper of this world and adopts wrong conduct, for he has no sense of personal responsibility and accountability to God and ultimately deserves the torment of Hell.

Aisha Bewley

As for anyone who desires this fleeting existence, We hasten in it whatever We will to whoever We want. Then We will consign him to Hell where he will roast, reviled and driven out.

Al-Hilali & Khan

Whoever desires the quick-passing (transitory enjoyment of this world), We readily grant him what We will for whom We like. Then, afterwards, We have appointed for him Hell; he will burn therein disgraced and rejected (- far away from Allâh’s Mercy).

Ali Quli Qarai

Whoever desires this transitory life, We expedite for him therein whatever We wish, for whomever We desire. Then We appoint hell for him, to enter it, blameful and spurned.

Amatul Rahman Omar

For him who desires the present (transitory) life (only) We shall hasten an immediate reward for him in this very life (giving) what We will to whom We will. But We have prepared Gehenna for him, he shall enter it, condemned and rejected.

Arthur John Arberry

Whosoever desires this hasty world, We hasten for him therein what We will unto whomsoever We desire; then We appoint for him Gehenna wherein he shall roast, condemned and rejected.

Bijan Moeinian

If a person wants something very badly in this world, I readily grant him his wish at my discretion. Then I condemn him to Hell where he will burn and stay there forever disgraced and rejected.

E. Henry Palmer

Whoso is desirous of this life that hastens away, we will hasten on for him therein what we please,- for whom we please. Then we will make hell for him to broil in - despised and outcast.

Edip-Layth

Whoever seeks the life of haste, We will hasten for Him what he wishes, then We will make hell for him a place which he will reach disgraced and rejected.

George Sale

Whosoever chooseth this transitory life, We will bestow on him therein before hand that which We please; on him, namely, whom We please: Afterwards will We appoint him hell for his abode; he shall be thrown into the same to be scorched, covered with ignominy, and utterly rejected from mercy.

Hamid S. Aziz

Whoever is desirous of this life that soon passes away, We will hasten on for him therein what We please for whom We please. Then We will make hell for him to broil in - despised and outcast (or condemned, disgraced and rejected).

Mahmoud Ghali

Whoever is willing (to gain) (this) hasty (world), We (quickly) hasten for him therein whatever We decide to whomever We will; thereafter We make for him Hell where he will roast, reprobated and (regretfully) rejected.

Marmaduke Pickthall

Whoso desireth that (life) which hasteneth away, We hasten for him therein what We will for whom We please. And afterward We have appointed for him hell; he will endure the heat thereof, condemned, rejected.

Mohamed Ahmed - Samira

"Whosoever desires what hastes away, We hasten to give him (in this life) as much as We please to whosoever We will; but afterwards there is Hell for him in which he will burn, disgraced and ostracised.

Muhammad Asad

Unto him who cares for [no more than the enjoyment of] this fleeting life We readily grant thereof as much as We please, [giving] to whomever it is Our will [to give]; but in the end We consign him to [the suffering of] hell; which he will have to endure disgraced and disowned!

Mustafa Khattab

Whoever desires this fleeting world ˹alone˺, We hasten in it whatever We please to whoever We will; then We destine them for Hell, where they will burn, condemned and rejected.

Progressive Muslims

Whoever seeks the life of haste, We will make for Him what he wishes, then We will make Hell for him a place which he will reach disgraced and rejected.

Rashad Khalifa

Anyone who chooses this fleeting life as his priority, we will rush to him what we decide to give him, then we commit him to Gehenna, where he suffers forever, despised and defeated.

Sahih International

Whoever should desire the immediate - We hasten for him from it what We will to whom We intend. Then We have made for him Hell, which he will [enter to] burn, censured and banished.

Sam Gerrans

Whoso desires this fleeting life, We hasten for him therein what We will to whom We wish; then have We appointed for him Gehenna wherein he will burn, condemned and banished.

Shabbir Ahmed

Those who fall for quick gains of life that hastens away, (disregarding the Eternal Values and the Hereafter), We hasten for them according to Our Laws indiscriminately. (But, since they have not invested in the Hereafter) We have appointed for them Hell; they will endure its heat, disgraced, rejected. (2:200), (11:15-16).

Syed Vickar Ahamed

If any (of you) wish for the passing things (of this life), We give him readily— Those things as We will, to those persons as We will: In the end, We have (also) made Hell for him: He will burn in there, disgraced and rejected.

Taqi Usmani

Whoever opts for the immediate (benefits from) life herein, We give him, right here in this life, as much as We will, to whomever We intend. Then We assign Jahannam for him where he shall enter condemned, discarded.

The Monotheist Group

Whoever seeks the life of haste, We will make for him what he wishes, then We will make Hell for him a place which he will reach disgraced and rejected.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩