Diyanet İşleri
Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 16. ayet. وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَٰهَا تَدْمِيرًا
veiẕâ eradnâ en nühlike ḳaryeten emernâ mütrafîhâ fefeseḳû fîhâ feḥaḳḳa `aleyhe-lḳavlü fedemmernâhâ tedmîrâ.
Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır İsrâ 9–22 3
Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
"Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir.
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.
Nuh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter.
Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. Yüce Allah, bize şunu haber vermektedir: O, zalim ülkelerden herhangi birisini helak etmeyi, azap ile kökten yok etmeyi dilerse oranın nimet ve refahtan şımarmış olanlarına kaderî emrini verir, onlar da “orada fâsıklık ederler.” Azgınlıkları artar durur. Sonunda “üzerlerine” geri çevrilmesi imkânsız olan azap “sözü hak olur. Biz de orayı yerle bir ederiz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz bir memleketi, yapmış olduğu zulümlerinden dolayı helak etmek istediğimiz zaman nimetin azdırdığı kimselere Allah'a itaat etmelerini emrederiz. Onlar ise emrimizi yerine getirmezler. Bilakis isyan eder ve itaat etmekten uzak olurlar. Bundan dolayı onlar kendilerini tamamen yok edecek azabın üzerlerine gelmesini hak etmiş olurlar. Böylece biz onları köklerinden yerle bir eden azapla yok ederiz.
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…
Aynı kök: ترف (8 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş)
Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz" demişlerdir.
Aynı kök: ترف (8 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş)
İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: قري (57 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Biz, Lut'a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah'ın…
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bir şehri helak etmek istediğimizde, o şehrin şımarık elebaşlarını dipnot 1 yönetici yaparız da onlar orada kötülük işlerler. Böylece ona (şehir halkına azap) sözü gerçek olur; orayı darmadağın ederiz. dipnot 2
Biz bir toplumun helakini dilediğimiz zaman (bilin ki süreç şöyle gelişmiştir: önce) o toplumun refah içinde şımarmış seçkinlerini yönetici yaparız; buna rağmen onlar orada kötülük işlemeyi sürdürürlerse, artık onlar aleyhindeki hüküm kesinleşir: bunun ardından Biz de orayı yerle bir ederiz.
Ama bir toplumu yok etmeyi irade ettiğimiz zaman o toplumun refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarı(ları)mızı iletiriz; ve (eğer) onlar günahkarca yaşamaya devam ederler(se), cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur; ve Biz de onu darmadağın ederiz.
Bir bölgeyi helak etmeyi irade ettiğimizde, oranın sefahat önderlerine (Rasullerle düzelmelerini) emrederiz; (ama onlar) orada bozuk inançlarının gereğine devam ederler. . . Bu yüzden uyarımızın sonucunu yaşamayı hak ederler. . . Biz de onları helak ederiz.
Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz.
Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helake müstahak olur, biz de orayı darmadağın ederiz.
Bir toplumu yıkıma uğratmayı dilediğimizde, ellerine güç geçirmiş olanlarını yönetici yaparız; orada bozgunculuk yaparlar. Artık, verilen söz gerçekleşir; sonunda, orasını yerle bir ederiz. dipnot 212
Bir toplumu yok etmek istediğimizde, onların refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı iletiriz ve onlar eğer günahkarca yaşamaya devam ederlerse cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz.
Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.
Biz bir toplumu yok etmek istediğimiz zaman onun ileri gelen varlıklılarının orada kötülük yapmasına izin veririz. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.
Bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman oranın devletlilerine (ileri gelenlerine) emrederiz; onlar itaat etmeyip orada kötülük işlerler. Böylece o ülke aleyhine hüküm hak olur! Artık onu yerle bir ederiz.
Bir memleketi helak etmek murad ettiğimiz vakıt ise onun devletlerine (itaat) emrederiz, onlar itaat etmez de orada fısk yaparlar, bunun üzerine o memleket aleyhine huküm hakkolur, artık onu tedmir eder de ederiz.
Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz dipnot 1 hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.
Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz dipnot 1 hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.
Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz dipnot 1 hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.
Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun 'varlık ve güç sahibi önde gelenlerine' buyururuz, böylelikle onlar onda fasıklıklık yaparlar / fısk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da onu kökünden darmadağın ederiz.
Bir memleketi helak etmek dilediğimiz vakit onun ni'met ve refahdan şımarmış elebaşılarına emrederiz de orada (bu emre rağmen) itaatden çıkarlar. Artık o (memlekete) karşı söz (azab) hak olmuşdur. İşte biz onu artık kökünden mahv-ü helak etmişizdir.
Bir kasabayı da helak etmek istediğimiz zaman; varlıklılarına emir veririz de, orada fasıklık yaparlar. Bunun üzerine artık oraya söz hak olur. Ve Biz de onları yerle bir ederiz.
(11-17) İnsan hayra dua ettiği gibi şerre de dua eder ve de insan çok acelecidir. Geceyi ve gündüzü iki adet ayet yaptık , gece ayetini giderdik ve gündüz ayetini görülebilir yaptık , bunu, rabbinizin faziletinden aramanız ve senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için yaptık. Her şeyi detaylı / ayrıntılı açıkladık. Biz insanın boynuna kuşunu bağladık (Bedeviler davranışlarının bir kuş gibi uçup gittiğine hesabının sorulmayacağına inanırken, Allah o kuşu boynunuza bağladım ve kaydediyorum der) her kişi için kalkış gü nü / kıyam günü kitap çıkarırız, yayınlanmış / neşredilmiş halde kitabına kavuşur, oku kitabını! bugün sana , hesaba çekici olarak kendin yeterli gelirsin. Kim yola girerse kendi için yola girer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar, hiçbir yüklenici / vezir diğer bir yüklenicinin sorumluluğunu yüklenemez, biz Resul yaratmadan azap etmeyiz. Bir memleketi helak etmek istediğimizde refah içindekilerine emrederiz / iş veririz ve onlar da orada yoldan çıkarlar / fısk ederler, söz onlara gerçekleşir, yerle bir edilerek, dumura uğradılar. Nuh’tan sonra nice kuşakları helak ettik. Rabbinin kullarının günahlarını bilmesi ve haberdar olması yeterlidir. Kim aceleyi dilerse / murad ederse, onu isteyen kişiye, bizde onu acele hale getiririz, sonra da onun için cehennemi yaparız, O da azarlanan / zem edilen, kovulan / sürgün edilen bir halde oraya sokulur. Kim de sonrasını / ahireti dilerse / murat ederse ve çalışmasını da ona göre yapmışsa ve de iman etmiş ise işte bunların çalışmalarına teşekkür edilir. Onlar da (acele isteyen de), onlar da (ahirete hazırlık yapanlar da ) Rabbinin teklifinden nasibini alırlar. Rabbinin teklifi yasaklan mış değildir / herkese açıktır. Bak! bazılarını diğer bazılarına nasıl da üstün kıldık, ahirette ise daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.
Biz bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, oranın ileri gelenlerine (itaat etmelerini) emrederiz ama onlar yoldan çıkarlar. Artık onun üzerine söz (azap) kesinleşir de onu tümüyle helak ederiz.
Biz bir kenti helak etmek istediğimiz zaman onun varlıklılarına emrederiz, orada kötü işler yaparlar, böylece o ülkeye (azab) karar(ı) gerekli olur, biz de orayı darmadağın ederiz.
(Günaha dalmış) Bir kenti helak etmek istediğimizde oranın, verilen nimetlerle şımarmışlarına (elçilerimizi göndererek) emirlerimizi ulaştırırız. Bunun üzerine onlar orada yoldan çıkarlar dipnot 1 . Artık helakin şartları oluşur dipnot 2 , sonra da orayı yerle bir ederiz.
Bir kenti yaşanmaz hale getirmek istersek önce oranın ileri gelenlerine emirlerimizi ulaştırırız. Onlar, orada yoldan çıkarlar ve cezanın şartları olgunlaşır dipnot 1 . Sonra orayı yerle bir ederiz.
Bir memleketi helak etmek istediğimiz zaman oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dışarı çıkarlar. Artık o memleketin üzerine söz (azap) kesinleşir de ve orayı tümüyle helak ederiz.
Bir ülkeyi yok etmeyi dilediğimizde oranın ileri gelenlerine emir veririz. Onlar ise emrimizden dışarı çıkarlar. Hüküm onların aleyhinde gerçekleşir. Orayı yerle bir ederiz.
Biz bir ülkeyi/medeniyeti mahvetmek istediğimizde, onun servet ve nimetle şımarmış elebaşlarına emirler yöneltiriz/onları yöneticiler yaparız da onlar, orada bozuk gidişler sergilerler. Böylece o ülke/medeniyet aleyhine hüküm hak olur; biz de onun altını üstüne getiririz.
And when We justly decide to do away with a town by reason of obliquity, We incite those of its people who live in luxury to indulge in the style of shameless luxury, and there comes to be what was predicted beforehand that they were born to be losers and We reduce it to a useless form.
When We decide to destroy a town, We command those corrupted by wealth [to reform], but they [persist in their] disobedience; Our sentence is passed, and We destroy them utterly.
When We decide to destroy a population, We (first) send a definite order to those among them who are given the good things of this life and yet transgress; so that the word is proved true against them: then (it is) We destroy them utterly.
When We decide to destroy a town We command the affluent among them, whereupon they commit sins in it, then the decree (of chastisement) becomes due against them and thereafter We destroy that town utterly. dipnot 1
When We desire to destroy a city, We send a command to the affluent in it and they become deviant in it and the Word is justly carried out against it and We annihilate it completely.
And when We decide to destroy a town (population), We (first) send a definite order (to obey Allâh and be righteous) to those among them [or We (first) increase in number those of its population] who lead a life of luxury. Then, they transgress therein, and thus the word (of torment) is justified against it (them). Then We destroy it with complete destruction.
And when We desire to destroy a town We command its affluent ones [to obey Allah]. But they commit transgression in it, and so the word becomes due against it, and We destroy it utterly.
And when We intend to destroy a township, We (first) address Our command to its lawless people who lead lazy lives (to show obedience), but they revolt therein so that it stands condemned and We destroy it with an utter destruction.
And when We desire to destroy a city, We command its men who live at ease, and they commit ungodliness therein, then the Word is realized against it, and We destroy it utterly.
Before I destroy a town, I send My Commandments to their elite people. When they choose to continue their wrongdoings, then I totally annihilate them.
And when we desired to destroy a city we bade the opulent ones thereof; and they wrought abomination therein; and its due sentence was pronounced; and we destroyed it with utter destruction.
If We wish to destroy a town, We allow its privileged hedonists to rule it, then they commit evil in it, then it deserves the punishment, then We destroy it completely.
And when We resolved to destroy a city, We commanded the inhabitants thereof, who lived in affluence, to obey our apostle; but they acted corruptly herein: Wherefore the sentence was justly pronounced against that city; and We destroyed it with an utter destruction.
And when We desire to destroy a people We send commands to the opulent ones thereof who yet work abomination therein; and then due sentence is pronounced; and We destroyed it utterly.
And when We will to cause a town to perish, We command its (people) luxurious (life), then they committed immorality therein; so the Word came true against it, (and) then We destroyed it an utter destruction.
And when We would destroy a township We send commandment to its folk who live at ease, and afterward they commit abomination therein, and so the Word (of doom) hath effect for it, and we annihilate it with complete annihilation.
"And when We destroy a human habitation We send Our command to (warn) its people living a life of ease; and when they disobey, the sentence against them is justified, and We destroy them utterly.
But when [this has been done, and] it is Our will to destroy a community, We convey Our last warning to those of its people who have lost themselves entirely in the pursuit of pleasures; and [if] they [continue to] act sinfully, the sentence [of doom] passed on the community takes effect, and We break it to smithereens.
Whenever We intend to destroy a society, We command its elite ˹to obey Allah˺ but they act rebelliously in it. So the decree ˹of punishment˺ is justified, and We destroy it utterly.
And if We wish to destroy a town, We allow the carefree to rule it, then they will commit evil in it, then it will deserve the punishment, then We will destroy it completely.
If we are to annihilate any community, we let the leaders commit vast corruption therein. Once they deserve retribution, we annihilate it completely.
And when We intend to destroy a city, We command its affluent but they defiantly disobey therein; so the word comes into effect upon it, and We destroy it with [complete] destruction.
And when We intend to destroy a city, We command its opulent ones, but they are perfidious therein; so the word becomes binding upon it, and We annihilate it utterly.
(Here is the Divine Law of Requital for nations. ) We let the leaders of a nation commit corruption, drift out of discipline and consider themselves above Law. Then Our Law annihilates them completely. (And the leaders and the public are left blaming one another (7:38), (10:28), (14:21), (16:86).
When We decide to destroy a town (a population) We (first) send a firm order to those from them who are given the good things of this life and still exceed (their) limits; So that the word (of warning) is proved true against them: After this We destroy it to total destruction.
And when We intend to destroy a habitation, We command its affluent people (to do good), then they commit sins therein, and thus the word (of punishment) becomes applicable to it (habitation), and We annihilate it totally.
And if We wish to destroy a town, We allow its carefree to rule it, then they commit wickedness in it, then it deserves the punishment, then We destroy it completely.