57. sure

Hadîd Suresi الحديد

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6 karşılaştır — Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar
  2. İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11 karşılaştır — İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç
  3. Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15 karşılaştır — Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli
  4. Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19 karşılaştır — Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler
  5. Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24 karşılaştır — Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik
  6. Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29 karşılaştır — Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Allah'ı tespih; hükümranlık ve sıfatlar 1–6

  1. Hadîd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 1. ayet. سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir (yüceltmektedir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 1. ayet

  2. Hadîd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 2. ayet. لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. yuḥyî veyümît. vehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca O'na aittir. Diriltir, öldürür. O her şeye gücü yetendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 2. ayet

  3. Hadîd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 3. ayet. هُوَ ٱلْأَوَّلُ وَٱلْـَٔاخِرُ وَٱلظَّٰهِرُ وَٱلْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    hüve-l'evvelü vel'âḫiru veżżâhiru velbâṭin. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Okuyan

    O ilktir, sondur; apaçıktır, içkindir. O her şeyi bilendir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 3. ayet

  4. Hadîd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 4. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يَعْلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعْرُجُ فِيهَا وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    hüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa fî sitteti eyyâmin ŝümme-stevâ `ale-l`arş. ya`lemü mâ yelicü fi-l'arḍi vemâ yaḫrucü minhâ vemâ yenzilü mine-ssemâi vemâ ya`rucü fîhâ. vehüve me`aküm eyne mâ küntüm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.

    Mehmet Okuyan

    O, gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratandır; dipnot 1 sonra da arşa istiva edendir. dipnot 2 Yerin içine gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. dipnot 3 Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir. dipnot 4 Allah yaptıklarınızı görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:54; Yûnus 10:3; Hûd 11:7; Ra‘d 13:2; Furkân 25:59; Secde 32:4; Kâf 50:38.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesaj: Sebe' 34:4.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesaj: Mücâdele 58:7.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 4. ayet

  5. Hadîd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 5. ayet. لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍ. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Mehmet Okuyan

    Göklerin ve yerin otoritesi yalnızca O'na aittir. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 5. ayet

  6. Hadîd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 6. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَهُوَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyl. vehüve `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Mehmet Okuyan

    Geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. dipnot 1 O göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:27; Hacc 22:61; Lokmân 31:29; Fâtır 35:13.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 6. ayet

İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç 7–11

  1. Hadîd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 7. ayet. ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

    âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ce`aleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve Elçisine inanıp güvenin! Sizi, kendisinde yetkili kıldığı şeylerden (mallardan) infak edin (verin)! Sizden güvenenler ve infak edenler (verenler) için büyük ödül vardır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 7. ayet

  2. Hadîd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 8. ayet. وَمَا لَكُمْ لَا تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ لِتُؤْمِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ وَقَدْ أَخَذَ مِيثَٰقَكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    vemâ leküm lâ tü'minûne billâh. verrasûlü yed`ûküm litü'minû birabbiküm veḳad eḫaẕe mîŝâḳaküm in küntüm mü'minîn.

    Mehmet Okuyan

    Elçi sizi Rabbinize inanıp güvenmeye çağırdığı hâlde niçin Allah'a inanıp güvenmiyorsunuz? dipnot 1 İnanıyorsanız o, sizden kesin bir söz de almıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahâbîler Hz. Muhammed'e itaat etme, zorluk ve kolaylık durumunda nafaka verme, iyiliği emredip kötülükten sakındırma ve kınayanın kınamasından korkmayarak Yüce Allah ile ilgili söz söyleme konusunda bîat etmişlerdi. Bir önceki cümleye bakıldığında Hz. Muhammed'in muhataplarını Yüce Allah'a inanıp güvenmeleri konusunda davet etmekte olduğundan söz edildiği için, burada kendilerinden söz alan kişinin de Hz. Muhammed olması gerekmektedir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 8. ayet

  3. Hadîd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 9. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُنَزِّلُ عَلَىٰ عَبْدِهِۦٓ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ لِّيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَإِنَّ ٱللَّهَ بِكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ

    hüve-lleẕî yünezzilü `alâ `abdihî âyâtim beyyinâtil liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. veinne-llâhe biküm leraûfür raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için dipnot 1 kuluna (Elçiye) apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz ki Allah size çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:257; Mâide 5:16; İbrâhîm 14:1; Ahzâb 33:43; Talâk 65:11.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 9. ayet

  4. Hadîd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 10. ayet. وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَٰتَلَ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَٰتَلُوا۟ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    vemâ leküm ellâ tünfiḳû fî sebîli-llâhi velillâhi mîrâŝü-ssemâvâti vel'arḍ. lâ yestevî minküm men enfeḳa min ḳabli-lfetḥi veḳâtel. ülâike a`żamü deracetem mine-lleẕîne enfeḳû mim ba`dü veḳâtelû. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mehmet Okuyan

    Size ne oluyor da Allah yolunda infak etmiyorsunuz (vermiyorsunuz)? (Oysa) göklerin ve yerin mirası, yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 İçinizden zaferden önce infak eden (veren) ve savaşan(lar, diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak edenlerden (verenlerden) ve savaşanlardan daha üstündür. Allah hepsine en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. dipnot 2 Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:180.
    2. metne dön, dipnot 2
      Fedakârlık yapanların hak edişleri duruma göre farklı olduğu için onların gideceği cennetler de birbirinden farklı olacaktır. Ancak hepsi de cennete gidecektir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 10. ayet

  5. Hadîd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 11. ayet. مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥ وَلَهُۥٓ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    men ẕe-lleẕî yuḳriḍu-llâhe ḳarḍan ḥasenen feyüḍâ`ifehû lehû velehû ecrun kerîm.

    Mehmet Okuyan

    Kim Allah'a güzel bir borç verirse dipnot 1 (Allah) da karşılığını ona kat kat verir; onun için değerli bir ödül de vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kard-ı hasen] kavramı "güzel borç" anlamında Yüce Allah'a verilen yani karşılığı sadece O'ndan beklenen yardım demektir. Bu kavram için ayrıca bkz. Bakara 2:245; Mâide 5:12; Hadîd 57:18; Teğâbun 64:17; Müzzemmil 73:20.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 11. ayet

Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli 12–15

  1. Hadîd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 12. ayet. يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    yevme tera-lmü'minîne velmü'minâti yes`â nûruhüm beyne eydîhim vebieymânihim büşrâkümü-lyevme cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Mümin erkeklerle mümin kadınları, (kendilerini aydınlatan) nûrlarının (ışıklarının) önlerinde ve sağlarında koşarken gördüğün günde, (onlara) "Bugün müjdeniz, içlerinde ebedî kalıcılar olarak (kalacağınız), altlarından ırmaklar akan cennetlerdir." (denecektir). Asıl büyük kurtuluş işte budur!

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 12. ayet

  2. Hadîd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 13. ayet. يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

    yevme yeḳûlü-lmünâfiḳûne velmünâfiḳâtü lilleẕîne âmenü-nżurûnâ naḳtebis min nûriküm ḳîle-rci`û verâeküm feltemisû nûrâ. feḍuribe beynehüm bisûril lehû bâb. bâṭinühû fîhi-rraḥmetü veżâhiruhû min ḳibelihi-l`aẕâb.

    Mehmet Okuyan

    Münafık erkeklerle münafık kadınların müminlere "Bizi bekleyin, nûrunuzdan (ışığınızdan) bir parça nûr (ışık) alalım." diyeceği günde (kendilerine) "Arkanıza dönün de (orada) bir nûr (ışık) arayın!" denecektir. Onların arasına içinde merhamet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilmiş (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada konu, mahşerde cehennemliklerin cennetliklerden bazı isteklerde bulunacakları, ancak bu isteklerin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağıyla ilgili olarak bu dünyada durumunu bizim bilemeyeceğimiz "kapısı olan bir sur" örneğiyle dile getirilmektedir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 13. ayet

  3. Hadîd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 14. ayet. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yünâdûnehüm elem neküm me`aküm. ḳâlû belâ velâkinneküm fetentüm enfüseküm veterabbaṣtüm vertebtüm vegarratkümü-l'emâniyyü ḥattâ câe emru-llâhi vegarraküm billâhi-lgarûr.

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar) onlara (müminlere) "Biz sizinle birlikte değil miydik?" diye sesleneceklerdir. (Müminler de) şöyle diyeceklerdir: "Evet ancak siz kendinizi fitneye soktunuz, beklediniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri (ölüm) gelip çatıncaya kadar kuruntular sizi aldattı; o çok aldatan (şeytan) sizi Allah ile aldattı." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Câsiye 45:35.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 14. ayet

  4. Hadîd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 15. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    felyevme lâ yü'ḫaẕü minküm fidyetüv velâ mine-lleẕîne keferû. me'vâkümü-nnâr. hiye mevlâküm. vebi'se-lmeṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Bugün artık sizden (münafıklardan) da kâfir olanlardan da fidye kabul edilmez. dipnot 1 Barınağınız ateştir. Size layık olan odur. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Me‘âric 70:11-14.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 15. ayet

Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler 16–19

  1. Hadîd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 16. ayet. أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    elem ye'ni lilleẕîne âmenû en taḫşe`a ḳulûbühüm liẕikri-llâhi vemâ nezele mine-lḥaḳḳi velâ yekûnû kelleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳablü feṭâle `aleyhimü-l'emedü feḳaset ḳulûbühüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    İman edenlerin kalplerinin Allah'ı anmaya ve (O'nun katından) inen gerçeğe (Kur'an'a) boyun eğme zamanı gelmedi mi? Onlar (müminler), daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar! dipnot 1 Zira üzerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Huşu‘]unda sıkıntı yaşananların durumlarını düzeltmeleri, [huşu‘]da devamlı olanların bu durumlarını daha artırmaları noktasında kendilerine bir teşvik yapılmaktadır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 16. ayet

  2. Hadîd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 17. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يُحْىِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    i`lemû enne-llâhe yuḥyi-l'arḍa ba`de mevtihâ. ḳad beyyennâ lekümü-l'âyâti le`alleküm ta`ḳilûn.

    Mehmet Okuyan

    Bilin ki ölümünden sonra yeri canlandıran şüphesiz ki Allah'tır. Akıl edesiniz diye ayetleri size elbette açıkladık.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 17. ayet

  3. Hadîd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 18. ayet. إِنَّ ٱلْمُصَّدِّقِينَ وَٱلْمُصَّدِّقَٰتِ وَأَقْرَضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَٰعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ

    inne-lmüṣṣaddiḳîne velmüṣṣaddiḳâti veaḳraḍu-llâhe ḳarḍan ḥaseney yüḍâ`afü lehüm velehüm ecrun kerîm.

    Mehmet Okuyan

    (Gerçeği) doğrulayan dipnot 1 erkeklere ve kadınlara, Allah'a güzel bir borç vermiş (olanlara) dipnot 2 (verdiklerinin karşılığı) kat kat ödenecektir; onlara değerli ödül de vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki iki kelime [el-mudassikîne] ve [el-musaddikâti] okunuşuna göre "doğrulayanlar" demektir. Ancak [el-mussaddikîne] ve [el-mussaddikâti] kelimeleri [tâ/te] harfiyle birlikte [el-mütesaddıkîne] ve [el-mutesaddıkâti] şeklinde "tefa‘‘ul bâbı"ndan okuyarak anlamı "sadaka veren erkekler ve kadınlar" şeklinde yorumlayanlar da vardır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:245; Mâide 5:12; Hadîd 57:11; Teğâbun 64:17; Müzzemmil 73:20.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 18. ayet

  4. Hadîd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

    velleẕîne âmenû billâhi verusülihî ülâike hümu-ṣṣiddîḳûn. veşşühedâü `inde rabbihim. lehüm ecruhüm venûruhüm. velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve elçilerine iman edenler -evet sadece onlar- (gerçeği) çok doğrulayanlardır ve Rableri katında şahit olanlardır. (Mahşerde) onlar için ödülleri ve nûrları (ışıkları) vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem halkıdır.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 19. ayet

Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik 20–24

  1. Hadîd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 20. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    i`lemû enneme-lḥayâtü-ddünyâ le`ibüv velehvüv vezînetüv vetefâḫurum beyneküm vetekâŝürun fi-l'emvâli vel'evlâd. kemeŝeli gayŝin a`cebe-lküffâra nebâtühû ŝümme yehîcü feterâhü muṣferran ŝümme yekûnü ḥuṭâmâ. vefi-l'âḫirati `aẕâbün şedîdüv vemagfiratüm mine-llâhi veriḍvân. veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ metâ`u-lgurûr.

    Mehmet Okuyan

    Bilin ki dünya hayatı, sadece bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme, mal ve çocuk sahibi olma (yarışın)dan ibarettir. (Bu hayat), tıpkı bir yağmur gibidir; (yetiştirdiği) ürünleri çiftçilerin dipnot 1 hoşuna gider. Sonra (o ekinler) kurur; sen onun sararmış olduğunu görürsün; sonra da (o ekinler) kuru bir kırıntı (çer çöp) olur. dipnot 2 Ahirette (inkârcılar için) şiddetli bir azap vardır. (Müminler için ise) Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen [el-küffâr] kelimesi, tohumu toprakla örttükleri için "çiftçiler" anlamına gelmektedir. Zaten [kâfir] de fıtratındaki ve vicdanındaki imanı örttüğü için böyle anılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:24; Kehf 18:45; Zümer 39:21.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 20. ayet

  2. Hadîd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 21. ayet. سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    sâbiḳû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin `arḍuhâ ke`arḍi-ssemâi vel'arḍi ü`iddet lilleẕîne âmenû billâhi verusülih. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanacak, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan cennete koşun! dipnot 1 İşte bu, Allah'ın dilediğine (layık olana) verdiği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:133.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 21. ayet

  3. Hadîd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 22. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    mâ eṣâbe mim müṣîbetin fi-l'arḍi velâ fî enfüsiküm illâ fî kitâbim min ḳabli en nebraehâ. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Mehmet Okuyan

    Yerde ve bizzat insanların kendilerinde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta (kanunda kayıtlı) olmasın! dipnot 1 Şüphesiz ki bu, Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah her şeyi yaratmadan önce bir kitapta yazmıştır. Bu "kitap" aslında Yüce Allah'ın kanunlarıdır. Bu yüzden Nisâ 4:78'de de bazıları iyilikleri Yüce Allah'a, kötülükleri ise Hz. Muhammed'e atfedince Yüce Allah hepsinin Allah'tan olduğunu yani ilahi yasalar çerçevesinde gerçekleştiğini bildirmektedir. Bazı âlimlerimiz buradaki kastı "Levh-i Mahfûz", "Ümmü'l-Kitâb" olarak yorumlamışlardır ki bu ifade Yüce Allah'ın eşsiz ve erişilmez bilgisidir. Her şeyin tâbi kılındığı bir yasası vardır ve hayat bu yasalara göre şekillenmektedir. Genel çerçevesi çizilmiş olan bu yasalar içerisinde insan kendi iradesiyle tercihte bulunur; o yasalar içerisinde irade ifade edebilir ve seçtiği şey yaratılmadan önce o yasaların işleyişi kendileri için belirlenmiş kural ve yasa ile gerçekleşir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 22. ayet

  4. Hadîd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 23. ayet. لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    likeylâ te'sev `alâ mâ fâteküm velâ tefraḥû bimâ âtâküm. vellâhü lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.

    Mehmet Okuyan

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (Allah bu kanunu belirlemiştir). Allah kendini beğenmiş övünüp duranları sevmez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:36; Lokmân 31:18.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 23. ayet

  5. Hadîd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 24. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    elleẕîne yebḫalûne veye'mürûne-nnâse bilbuḫl. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 24. ayet

Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli 25–29

  1. Hadîd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 25. ayet. لَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَنزَلْنَا مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمِيزَانَ لِيَقُومَ ٱلنَّاسُ بِٱلْقِسْطِ وَأَنزَلْنَا ٱلْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُۥ وَرُسُلَهُۥ بِٱلْغَيْبِ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    leḳad erselnâ rusülenâ bilbeyyinâti veenzelnâ me`ahümü-lkitâbe velmîzâne liyeḳûme-nnâsü bilḳisṭ. veenzelne-lḥadîde fîhi be'sün şedîdüv vemenâfi`u linnâsi veliya`leme-llâhü mey yenṣuruhû verusülehû bilgayb. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz, elçilerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde Kitabı ve ölçüyü indirdik. dipnot 1 Biz demiri de indirdik (kullanımını öğrettik) ki onda, büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır. Bu, Allah'(ın dinin)e ve elçilerine yalnızken yardım edenleri bil(dir)mesi (ortaya çıkarması) içindir. dipnot 2 Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [el-kitab] kelimesine "ilahî mesaj", [el-mîzân] kelimesine ise "denge kanunu, adalet, ölçü" anlamları verilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız ve ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 25. ayet

  2. Hadîd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَٰهِيمَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِمَا ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَٰبَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥav veibrâhime vece`alnâ fî ẕürriyyetihime-nnübüvvete velkitâbe feminhüm mühted. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Nuh'u ve İbrahim'i (peygamber olarak) göndermiştik; onların soyuna da (bazı kişilere) peygamberlik ve Kitap vermiştik. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmıştı.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 26. ayet

  3. Hadîd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 27. ayet. ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

    ŝümme ḳaffeynâ `alâ âŝârihim birusülinâ veḳaffeynâ bi`îse-bni meryeme veâteynâhü-l'incîle vece`alnâ fî ḳulûbi-lleẕîne-ttebe`ûhü ra'fetev veraḥmeh. verahbâniyyeten-btede`ûhâ mâ ketebnâhâ `aleyhim ille-btigâe riḍvâni-llâhi femâ ra`avhâ ḥaḳḳa ri`âyetihâ. feâteyne-lleẕîne âmenû minhüm ecrahüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

    Mehmet Okuyan

    Sonra bunların izinden art arda elçilerimizi göndermiştik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından göndermiş, ona İncil'i vermiştik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirmiştik. Uydurdukları ruhbanlığa dipnot 1 gelince, onu onlara biz yazmamıştık. Fakat kendileri, Allah rızasını kazanmak için yapmış, (ancak) buna da gerektiği gibi uymamışlardı. dipnot 2 Biz de onlardan iman edenlere ödüllerini vermiştik. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Korkmak" anlamındaki [rehebe] kökünden türetilen [rahbâniyyeh] kelimesi, çok korkanların korkusu anlamında bir mübalağa anlamı içermektedir ki Bakara 2:143'te belirtildiği üzere "vasat ümmet" kılınışı nedeniyle bu ümmetin böyle bir aşırılığa müsait bir tarafı olmamalı, "tefrit"i reddettiği gibi "ifrat"ı da reddetmeli, itidali esas almalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hz. İsa'ya uyanların Yüce Allah'ın emretmediği, ancak kendilerinin meydana getirdiği [rahb] denen "korkuya dayalı aşırı dindarlığın" gereğini de hakkıyla yerine getirmedikleri ifade edilmektedir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 27. ayet

  4. Hadîd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَءَامِنُوا۟ بِرَسُولِهِۦ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِن رَّحْمَتِهِۦ وَيَجْعَل لَّكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِۦ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veâminû birasûlihî yü'tiküm kifleyni mir raḥmetihî veyec`al leküm nûran temşûne bihî veyagfir leküm. vellâhü gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! dipnot 1 Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve Elçisine inanıp güvenin ki O (Allah da), size rahmetinden iki kat versin; dipnot 2 size sayesinde yürüyeceğiniz bir nûr (ışık) versin ve sizi bağışlasın! Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah Hz. İsa'nın izinden giden mutedil kişilere hitap etmektedir. Bu çerçevede öncelikle söz konusu kişilere "ey müminler" diye hitap ederek Yüce Allah'a karşı [takvâ]lı davranmalarını, O'nun emir ve yasaklarına itibar etmelerini, Hz. Muhammed'e de iman etmelerini emretmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Kasas 28:54. Vahyi savunurken yaşadıkları eziyetler ve tevhide sahip çıkma duygusunun bir karşılığı ve ödülü olarak Yüce Allah bu kişilere iki kez ödül vereceğini ifade etmektedir. Ödüllerden birisi "Kur'an öncesi dönemde müslüman olmaları nedeniyle" idi; diğeri de "Kur'an'a iman edip ona tâbi olmaları sebebiyle"dir. Hz. Muhammed'e nispet edilen bir rivayete göre, bu durumdakilere ödülleri iki kez verilecektir. İlkinin sebebi "önceki kitaba inanmaları", diğeri ise "son kitaba inanmalarıdır" (Buhârî, İlim, 31; Müslim, İman, 241).

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 28. ayet

  5. Hadîd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hadîd suresi, 29. ayet. لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    liellâ ya`leme ehlü-lkitâbi ellâ yaḳdirûne `alâ şey'im min faḍli-llâhi veenne-lfaḍle biyedi-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

    Mehmet Okuyan

    Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, lütfun tamamen Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine (layık olana) vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Ayet detayı — Hadîd suresi, 29. ayet