Hadîd suresi · 12–15. ayetler

Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hadîd suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 12. ayet. يَوْمَ تَرَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ يَسْعَىٰ نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِم بُشْرَىٰكُمُ ٱلْيَوْمَ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Diyanet İşleri

    Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir." İşte bu büyük başarıdır.

    Mehmet Okuyan

    Mümin erkeklerle mümin kadınları, (kendilerini aydınlatan) nûrlarının (ışıklarının) önlerinde ve sağlarında koşarken gördüğün günde, (onlara) "Bugün müjdeniz, içlerinde ebedî kalıcılar olarak (kalacağınız), altlarından ırmaklar akan cennetlerdir." (denecektir). Asıl büyük kurtuluş işte budur!

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün mü'min erkekleri ve mü'min kadınları önleri ve sağ taraflarını aydınlatan nurlarıyla hızla ilerlerken gördüğün gün onlara: "Bu gün size müjde var: Zemininden ırmaklar çağlayan, içinde yerleşip kalacağınız cennetler!.. Bu, işte budur muhteşem zafer!"

    Muhammed Esed

    Bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları önlerinde ve sağ taraflarında hızla yayılan ışık dalgalarıyla göreceğin Gün, (o Gün onlar şu hitapla karşılanacaklar:) "Bugün size bir müjde (var); içinden ırmaklar akan, mesken edineceğiniz bahçeler! Bu, en büyük mazhariyettir!"

    Ahmed Hulusi

    O gün iman eden erkekleri ve iman eden kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarlarken görürsün. . . "Bu süreçte sizin müjdeniz, içinde sonsuz yaşamak üzere, altlarından nehirler akan cennetlerdir! İşte bu çok büyük kurtuluşun ta kendisidir!" (denilir).

    Ali Bulaç

    O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.

    Ali Özek ve heyeti

    Mümin erkeklerle mümin kadınları, önlerinden ve sağlarından, (amellerinin) nurları aydınlatıp giderken gördüğün günde, (onlara): «Müjdeniz, zemininden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacağınız cennetlerdir.» denilir. İşte büyük kurtuluş budur.

    Ali Rıza Safa

    O gün, inanan erkekleri ve inanan kadınları, önlerinde ve sağ yanlarında aydınlıklarıyla koşarken görürsünüz. "Bugün, sevinçli haberiniz, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacağınız cennetlerdir. En büyük başarı, işte budur!"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün,mümin erkeklerle mümin kadınları, amellerinin nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatıp giderken görürsün. Kendilerine, "Bugün müjdeniz, içinden ırmaklar akan ve süreli kalacağınız cennetlerdir" denilir. İşte büyük kurtuluş budur.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayan erkeklerin ve kadınların ışıklarının önlerinden ve sağ yanlarından yayıldığını gördüğün gün, "Müjde! Bugün, sürekli olarak kalacağınız altlarından ırmaklar akan bahçeler var. Bu, en büyük zaferdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanan erkeklerin ve kadınların ışıklarının önlerinden ve sağ yanlarından yayıldığını gördüğün gün, 'Müjde, bugün, sürekli olarak kalacağınız altlarından ırmaklar akan cennetler var. Bu, en büyük zaferdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün mümin erkeklerle, mümin kadınları önlerinden ve sağ taraflarından nurları koşarken göreceksin: "Bu gün müjdeniz altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. İçlerinde ebedi olarak kalacaksınız." (denir). İşte büyük kurtuluş budur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki göreceksin o mü'minleri ve mü'mineleri, önlerinde ve sağlarında nurları koşuyor, müjde size diye bu gün o Cennetler ki altlarından ırmaklar akıyor, içlerinde muhalled kalacaksınız, işte fevz-i azim odur.

    Erhan Aktaş

    O Gün, Mü'min erkekleri ve Mü'min kadınları, nurları dipnot 1 önlerinde ve sağlarında dipnot 2 olduğu halde koşarlarken göreceksin. "Bugün müjdeniz; içinde sürekli kalacağınız, içinden ırmaklar akan Cennetlerdir. İşte bu büyük kurtuluştur."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. Dünyada "iman eden ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sağ; deyim olarak, bereketli, yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, nurları dipnot 1 önlerinde ve sağlarında dipnot 2 olduğu halde koşarlarken göreceksin. "Bugün müjdeniz; içinde sürekli kalacağınız, içinden ırmaklar akan Cennetlerdir. İşte bu büyük kurtuluştur."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. Dünyada "inanan ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sağ; deyim olarak, bereketli, yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref" anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, nurları dipnot 1 önlerinde ve sağlarında dipnot 2 olduğu halde koşarlarken göreceksin. Bugün müjdeniz; içinde sürekli kalacağınız, içinden ırmaklar akan Cennetlerdir. İşte bu büyük kurtuluştur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. Dünyada "inanan ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sağ; deyim olarak, bereketli, yüksek mertebe, seçkin, uğurlu, güç ve şeref" anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    O gün, inançlı (erkek)ler ile inançlı (kadın)ları nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur.

    Hasan Basri Çantay

    O günde ki erkek mü'minlerle kadın mü'minleri — nuurları önlerinden ve sağlarından koşar bir halde görürsün. (Melekler onlara) "Bugün sizin müjdeniz, içlerinde ebedi kalacağınız, altlarından ırmaklar akan cennetlerdir" (diyeceklerdir). İşte bu, büyük muraada ermenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    O gün; mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurları önlerinden ve sağlarından koşarken görürsün. Müjde, bugün altlarından ırmaklar akan ve içinde ebediyyen kalacağınız cennetler sizindir, denilir. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.

    Mehmet Alagaş

    (12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün Mümin erkekler ile Mümin kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Bugün sizin müjdeniz; altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız Cennetlerdir. İşte büyük kurtuluş budur.

    Süleyman Ateş

    O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları; ışıkları, önlerinde ve sağlarında koşar durumda görürsün. (Kendilerine): "Bugün müjdeniz, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir). İşte büyük başarı budur!

    Süleymaniye Vakfı

    Gün gelecek, mümin erkeklerle mümin kadınları, ışıkları önlerinden ve sağlarından yayılır halde göreceksin. (Onlara şöyle söylenecek:) "Bugün sizin müjdeniz, içinden ırmaklar akan ve ölümsüz olarak kalacağınız cennetlerdir dipnot 1 . Büyük başarı işte budur dipnot 2 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/107, Abese 80/38-39. Nebimiz şöyle demiştir: "Cennete ilk girecek olanların yüzleri ayın on dördündeki dolunay gibi olur. Onlardan sonra gelenler, gökte inci gibi parlayan en güzel gezegene benzerler. Kalpleri, tek bir kişinin kalbi gibidir. Aralarında ne kin ne de kıskançlık bulunur. Onlardan her birinin yanına, gözlerini onlardan ayırmayan iki huri verilir." (Buhari, Bed'ul-halk 8)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir gün inanıp güvenen erkeklerle inanıp güvenen kadınların ışıklarının, önlerinden ve sağlarından saçıldığını göreceksin. Onlara: "İçinden ırmaklar akan bahçeler bugün sizin müjdenizdir; orada ölümsüzleşeceksiniz" denir. İşte bu, büyük bir kurtuluştur.

    Şaban Britch

    O gün, mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün. Bugün müjdeniz, altından ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir, denilir. İşte O, en büyük kurtuluştur.

    Şaban Piriş

    O gün, mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün. -Müjde, bugün, alt tarafından ırmaklar akan ve içinde daimi kalacağınız cennetler sizindir. İşte O, en büyük kurtuluştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, mümin erkeklerle mümin kadınları, ışıkları önlerinde ve sağ yanlarında koşar görürsün. Şöyle denilir: "Bugün size, altlarından ırmaklar akan cennetler müjdeleniyor. Sürekli kalıcısınız içlerinde." İşte büyük başarının ta kendisidir bu.

  2. Hadîd suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 13. ayet. يَوْمَ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱنظُرُونَا نَقْتَبِسْ مِن نُّورِكُمْ قِيلَ ٱرْجِعُوا۟ وَرَآءَكُمْ فَٱلْتَمِسُوا۟ نُورًا فَضُرِبَ بَيْنَهُم بِسُورٍ لَّهُۥ بَابٌۢ بَاطِنُهُۥ فِيهِ ٱلرَّحْمَةُ وَظَٰهِرُهُۥ مِن قِبَلِهِ ٱلْعَذَابُ

    Diyanet İşleri

    Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın" denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Münafık erkeklerle münafık kadınların müminlere "Bizi bekleyin, nûrunuzdan (ışığınızdan) bir parça nûr (ışık) alalım." diyeceği günde (kendilerine) "Arkanıza dönün de (orada) bir nûr (ışık) arayın!" denecektir. Onların arasına içinde merhamet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilmiş (olacak)tır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada konu, mahşerde cehennemliklerin cennetliklerden bazı isteklerde bulunacakları, ancak bu isteklerin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağıyla ilgili olarak bu dünyada durumunu bizim bilemeyeceğimiz "kapısı olan bir sur" örneğiyle dile getirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün bütün münafık erkekler ve münafık kadınlar mü'minlere (şöyle diyecekler): "Bize bakın da ışığınızdan biz de yararlanalım!" Onlara denilecek ki: "Arkanızdaki (hayata) dönüp, kendinize (orada) bir ışık arayın!" Derken onlarla mü'minler arasına kapısı olan bir sur çekilecek, onun iç tarafında rahmet bulunacak, dış tarafında ise azap.

    Muhammed Esed

    O Gün ikiyüzlü erkekler ve kadınlar imana ermiş olanlara: "Bizi bekleyin!" diyecekler, "Sizin nurunuzdan bir (parça) ışık alalım!" (Ama) onlara: "Geriye dönüp gidin ve (kendinize ait) bir ışık arayın!" denilecek. Bunun üzerine onlar(la müminler) arasına kapısı olan bir duvar çekilecek; içinde rahmet ve şefkat bulunacak, dışında ise azap.

    Ahmed Hulusi

    O gün ikiyüzlü (münafık) erkekler ve ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere: "Bizi bekleyin ki nurunuzdan yararlanalım" der! "Geriye dönün de bir nur araştırın" denildi. Derken aralarına kapısı olan bir sur (geçilmez perde) çekilir ki, onun batını (iç alemi) içinde rahmet vardır, onun zahiri azap tarafındandır.

    Ali Bulaç

    O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Münafık erkeklerle münafık kadınların, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık alalım, diyeceği günde kendilerine: Arkanıza dönün de bir ışık arayın! denilir. Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.

    Ali Rıza Safa

    O gün, ikiyüzlü erkekler ve ikiyüzlü kadınlar, inananlara, şöyle derler: "Bizi bekleyin; sizin ışığınızdan bir parça alalım!" Onlara, şöyle denilecek: "Arkanıza dönün; bir aydınlık arayın!" Artık, aralarına kapısı olan bir duvar çekilmiştir. Onun iç tarafında rahmet ve dış tarafında ondan önce ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, münafık erkeklerle münafık kadınlar müminlere, "Bizi bekleyiniz, nurunuzdan bir parça alalım" derler. Kendilerine, "Arkanıza dönünüz de bir ışık arayınız!" denilir. Nihayet onların arasına içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.

    Edip Yüksel

    O gün, ikiyüzlü erkekler ve kadınlar iman edenlere, "Bize bakın da sizin ışığınızdan alalım" diyecekler. Onlara, "Geriye dönün de ışık arayın" denir. Aralarına, iç taraftaki merhametle, dış taraftaki azabı ayıran kapılı bir engel konacaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün, ikiyüzlü erkekler ve kadınlar inananlara, 'Bize bakın da sizin ışığınızdan alalım,' diyecekler. Onlara, 'Geriye dönün de ışık arayın,' denir. Aralarına, iç taraftaki merhametle, dış taraftaki azabı ayıran kapılı bir engel konacaktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün münafık erkeklerle, münafık kadınlar, iman edenlere şöyle diyecek: "Bize bakınız, nurunuzdan ışık alalım!" Denilecek ki: "Arkanıza dönün de bir nur araştırın." Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilmiştir; içi, rahmet ondadır, dışı ise o yönden azaptır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki o münafıklar ve münafıkalar o iyman edenlere şöyle diyecek: Bize bakınız nurunuzdan iktibas edelim, denilecek ki dönün gerinize de bir nur araştırın, derken aralarına bir sur çekilmiştir, bir kapısı vardır: İçi: rahmet onda, dışı ise o cihetten azab,

    Erhan Aktaş

    O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman eden kimselere: "Bize bakın da nurunuzdan biraz yararlanalım." derler. Onlara: "Arkanıza dönün de oradan nur dipnot 1 arayın." denir. O anda aralarına kapısı olan bir duvar çekilir; duvarın iç tarafı rahmet, dış tarafında ise azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlığı ve ışığı, dünyadayken inandıklarınızda ve yaptıklarınızda arayın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, inanan kimselere: "Bize bakın da nurunuzdan biraz yararlanalım." derler. Onlara: "Arkanıza dönün de oradan nur dipnot 1 arayın." denir. O anda aralarına kapısı olan bir duvar çekilir; duvarın iç tarafı rahmet, dış tarafında ise azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlığı ve ışığı, dünyadayken inandıklarınızda ve yaptıklarınızda arayın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar, inanan kimselere: "Bizi bekleyin de nurunuzdan biraz yararlanalım." derler. Onlara: "Arkanıza dönün de oradan nur dipnot 1 arayın." denir. O anda aralarına kapısı olan bir duvar çekilir; duvarın iç tarafı rahmet, dış tarafında ise azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aydınlığı ve ışığı, dünyadayken inandıklarınızda ve yaptıklarınızda arayın.

    Gültekin Onan

    O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, inananlara derler ki: "(Ne olur) bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    O günde ki erkek münafıklarla kadın münafıklar, iman etmiş olanlara "Bizi bekleyin. Nuurunuzdan bir parça ışık alalım" diyecekler) dir. (O gün onlara istihza suretiyle) "Dönün arkanıza da bir nuur arayın" denilmiş (denilecek), nihayet onlar (la iman etmiş olanlar) ın arasına kapılı bir dıvar çekilmişdir (çekilecekdir). (öyle ki) onun içinde rahmet, dış yanında da azab vardır.

    İbni Kesir

    O gün; münafık erkeklerle münafık kadınlar, iman edenlere: Bekleyin bizi; ışığınızdan faydalanalım, diyeceklerdir. Onlara: Dönün, arkanıza da bir ışık arayın, denilir. Nihayet onların arasına kapısının içinde rahmet, dışında azab olan bir sur çekilir.

    Mehmet Alagaş

    (12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım." (Onlara): "Arkanıza dönüp bir nur arayın." denir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Onun iç tarafında rahmet, dış tarafından ise azap vardır.

    Süleyman Ateş

    O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar (cennete gitmekte olan) mü'minlere derler ki: "Bize bakın da sizin nurunuzdan yararlanalım." Onlara: "Arkanıza dönün de nur arayın!" denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet vardır, dış yönünde de azab.

    Süleymaniye Vakfı

    O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar, iman etmiş olanlara: "Bize bakın da ışığınızdan yararlanalım!" diyecekler. Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de (orada) ışık arayın!" denecek ve aralarına kapısı olan bir sur çekilecek dipnot 1 . İç tarafında her türlü ikram (cennet), dışında, ön tarafında ise azap (cehennem) vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sur, Cennet ile Cehennem arasındaki yüksek yerlerin yani A'rafın bir başka kelime ile ifadesidir (A'raf 7/44-51). Çünkü Allah Teala bir konuyu bir ayette kısaca anlatıp daha sonra başka ayette /ayetlerde ayrıntılı olarak açıklar (Hud 11/1-2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün ikiyüzlü (münafık) erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, müminlere şöyle derler: "Bize bakın da ışığınızdan yararlanalım." Onlara: "Arkanıza dönüp kendinize ışık arayın." denir. Sonra aralarına giriş kapısı olan bir duvar çekilir dipnot 1 . İç tarafında her türlü ikram, dış tarafında da azap olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burası mahşer yeridir; büyük günah işlememiş veya sevabı çok olanlar orada hiçbir sıkıntı çekmeyecekleri için o kapıdan girer ve kurtulurlar. Allah Teala şöyle buyurur: "Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötü davrananları yaptıklarına karşılık cezalandırsın; güzel davrananları da daha güzeli ile karşılasın diyedir. Onlar, günahların büyüklerinden ve fuhuş çeşitlerinden kaçınanlardır; diğer günahlar başka. Sahibinin affı kapsamlıdır." (Necm 53/31-32) "Önceden daha güzeli ile karşılama sözü verdiklerimiz Cehennemden uzak tutulacaklardır. O büyük dehşet onları üzmeyecek, ölümsüz olarak canlarının çektiği şeyler içinde olacaklardır. Melekler "bu sizin gününüz, size söz verilen gündür" diyerek onları karşılayacaklardır." (Enbiya 21/101-103)

    Şaban Britch

    O gün, münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman edenlere: Bize bakın da, biz de nurunuzdan biraz alıp faydalanalım, diyeceklerdir. Arkanıza dönün de oradan ışık arayın, denilecektir ve onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.

    Şaban Piriş

    O gün, münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman edenlere: -Bekleyin bizi de, ışığınızdan faydalanalım, diyeceklerdir. -Arkanıza dönün de oradan ışık arayın, denilecektir ve aralarına kapısının içinde rahmet, dışında azap olan bir sur çekilecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün ikiyüzlü erkeklerle ikiyüzlü kadınlar, iman edenlere şöyle derler: "Bize bakın da ışığınızdan bir parça alalım." Şöyle denir onlara: "Arkanıza dönün de bir ışık arayın." Nihayet aralarına kapısı olan bir sur çekilir. İçinde rahmet vardır onun. Dış tarafı ise azap.

  3. Hadîd suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 14. ayet. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    Diyanet İşleri

    (Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

    Mehmet Okuyan

    (Münafıklar) onlara (müminlere) "Biz sizinle birlikte değil miydik?" diye sesleneceklerdir. (Müminler de) şöyle diyeceklerdir: "Evet ancak siz kendinizi fitneye soktunuz, beklediniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri (ölüm) gelip çatıncaya kadar kuruntular sizi aldattı; o çok aldatan (şeytan) sizi Allah ile aldattı." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Câsiye 45:35.

    Mustafa İslamoğlu

    (Münafıklar) seslenecekler: "Biz sizinle beraber değil miydik? (Mü'minler) şöyle cevap verecekler: "Elbette! Ama siz kendi kendinizi tuzağa düşürdünüz; böylece (güya) kendinizi gözettiniz; kuşkuya kapıldınız, Allah'ın emri gelinceye kadar malum kuruntularla avundunuz; dahası, o (kafa) sizi Allah ile aldatarak gurura sürükledi."

    Muhammed Esed

    O(nun dışında kala)nlar, şu (içindeki)lere, "Sizinle değil miydik?" diye seslenecekler. Berikiler, "Evet öyleydi!" diye cevap verecekler, "Ama siz kendi kendinizi ayarttınız, (inancınızda) tereddüt gösterdiniz; (yeniden dirilme konusunda) şüpheye kapıldınız ve Allah'ın buyruğu ulaşıncaya kadar kuruntunuz sizi yoldan çıkardı çünkü, Allah hakkındaki ayartıcı düşünceler(iniz) sizi yanılgıya sürükledi!

    Ahmed Hulusi

    (İkiyüzlüler) onlara (iman edenlere): "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. "Evet ama siz, Allah'ın emri (ölüm) gelesiye kadarki süreçte, nefslerinizi fitneye düşürdünüz (imanı yaşamadınız), gözetleyip durdunuz, şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve o çok aldatıcı da (bilincinizdeki şartlanmışlık fikirleri) Allah'la (siz O'ndan var oldunuz ne yapsanız bir şey olmaz size, kuruntusuyla) sizi aldattı!"

    Ali Bulaç

    (Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu."

    Ali Özek ve heyeti

    Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi başınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz; şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı!

    Ali Rıza Safa

    Onlara seslenirler: "Sizinle birlikte değil miydik?" Yanıt verirler: "Evet, öyle! Fakat siz, kendinizi ayarttınız; beklediniz ve kuşkulara düştünüz. Allah'ın buyruğu gelinceye değin, kuruntunuz sizi aldattı. Ve aldatıcı, sizi, Allah ile aldattı!"

    Bayraktar Bayraklı

    Münafıklar müminlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. Müminler derler ki: "Evet, ama siz kendi başınızı belaya soktunuz, gözlediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. Şeytan, Allah ile sizi aldattı. Nihayet Allah'ın emri geldi çattı."

    Edip Yüksel

    "Biz sizinle birlikte değil miydik?" diye onlara seslenirler. "Evet" derler, "Ancak siz kendinizi kandırdınız, beklediniz, kuşkular beslediniz ve ALLAH'ın kararı gelinceye kadar kuruntularla oyalandınız. Kandırıcı, sizi ALLAH ile kandırdı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz sizinle birlikte değil miydik?' diye onlara seslenirler. 'Evet,' derler, 'Ancak siz kendinizi kandırdınız, beklediniz, kuşkular beslediniz ve ALLAH'ın kararı gelinceye kadar kuruntularla oyalandınız. Kandırıcı, sizi ALLAH hakkında yanılttı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Münafıklar) onlara şöyle bağrışırlar: "Bizler sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler): "Evet, ama siz kendilerinizi fitneye soktunuz, gözettiniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O aldatıcı şeytan sizi (günahın zararı yoktur diye) Allah'a güvendirdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlara şöyle bağırışırlar: Bizler sizinle beraber değil miydik? Evet, derler: Ve lakin sizler kendilerinize fitne yaptınız, gözettiniz, işkillendiniz, o kuruntular sizi aldattı, ta Allahın emri gelinciye kadar, hem sizi Allaha mağrurlandırdı o aldatıcı mağrur.

    Erhan Aktaş

    İman Edenlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İman Edenler, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz, dipnot 1 bekleyip, kuşku duydunuz. dipnot 2 Allah'ın emri gelinceye kadar dipnot 3 tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur dipnot 4 da sizi Allah ile aldattı. dipnot 5 " dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi kendinizi aldattınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hep şüphe ile yaşadınız.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ölüm gelip çatıncaya dek.
    4. metne dön, dipnot 4
      İns ve cinnden şeytanlar, her türlü aldatıcı.
    5. metne dön, dipnot 5
      Sizi, "Nasıl olsa Allah, merhametli ve bağışlayıcıdır, sizi affeder." diyerek aldattı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnananlara, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz dipnot 1 , bekleyip, kuşku duydunuz. dipnot 2 Allah'ın emri gelinceye kadar dipnot 3 tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur dipnot 4 da sizi Allah ile aldattı." dipnot 5 dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi kendinizi aldattınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hep şüphe ile yaşadınız.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ölüm gelip çatıncaya dek.
    4. metne dön, dipnot 4
      Aldatanlar: İns ve cinden şeytanlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Sizi, "Allah merhametli ve bağışlayıcıdır, sizi affeder." diyerek aldattı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlara, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz dipnot 1 , bekleyip, şüphe ettiniz. dipnot 2 Allah'ın emri gelinceye kadar dipnot 3 tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur dipnot 4 da sizi Allah ile aldattı." dipnot 5 dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendi kendinizi aldattınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hep şüphe ile yaşadınız.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ölüm gelip çatıncaya dek.
    4. metne dön, dipnot 4
      Aldatanlar: İns ve cinden şeytanlar.
    5. metne dön, dipnot 5
      Sizi, "Allah merhametli ve bağışlayıcıdır, sizi affeder." diyerek aldattı.

    Gültekin Onan

    (Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz, (Tanrı'ya ve İslama karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Tanrı'nın buyruğu geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Tanrı ile aldatmış oldu."

    Hasan Basri Çantay

    (Münafıklar) onlara bağrışırlar: "Biz sizinle beraber değil miydik"? "Evet, dediler (derler, beraberdik). Fakat kendinizi siz kendiniz yakdınız. (Hep mü'minlerin felaketini) gözetdiniz. (İslam dini hakkında) şübhe etdiniz. Sizi kuruntular aldatdı. Sizi o çok aldatan, Allaha karşı bile aldatdı". Nihayet (işte) Allahın emri gelib çatdı.

    İbni Kesir

    Onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. Onlar da: Evet, ama siz kendinizi aldattınız, pusu kurdunuz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan, sizi Allah'a karşı bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı.

    Mehmet Alagaş

    (12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Münafıklar, Müminlere: "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. (Müminler de): "Evet! Ancak siz kendi başınızı belaya soktunuz, (Müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu.” derler.

    Süleyman Ateş

    (Münafıklar) onlara seslenirler: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler) derler ki: "Evet ama, siz kendi canlarınıza kötülük ettiniz, beklediniz (hemen tevbe etmediniz) kuşkulandınız, kuruntular sizi aldattı. Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar (böyle hareket ettiniz,) o çok aldatıcı (şeytan,) sizi Allah(ın affı) ile aldattı."

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar: "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye haykırırlar dipnot 1 . Müminler: "Evet ama siz (ikiyüzlülük ederek) kendi başınızı yaktınız. (Bize bela gelmesini) beklediniz, kuşku duydunuz; kurgularınız Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar sizi aldattı; çok aldatıcı (insan ve cin şeytanları) da sizi Allah ile aldattı dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar, müminlere dünyada iken de aynı şeyleri söylüyorlardı (Nisa 4/141).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah bu konuda tüm insanları uyarmıştır (Lokman 31/33, Fatır 35/5).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Münafıklar: "Sizinle beraber değil miydik?" diye bağırırlar. Müminler: "Evet ama siz kendinizi yaktınız. Bizi gözlemlediniz, şüpheye düştünüz; kurduğunuz kurgular, Allah'ın (ölmenizle ilgili) emri gelinceye kadar sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) da sizi Allah ile aldattı."

    Şaban Britch

    Münafıklar, müminlere: Sizinle beraber değil miydik? diye seslenecekler. Evet, ancak siz kendinizi (münafıklık ederek) fitneye düşürdünüz, (müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu” derler.

    Şaban Piriş

    Münafıklar, müminlere: -Sizinle beraber değil miydik? diye seslenecekler. -Evet, ama, siz kendinizi aldattınız. Çekinceli davrandınız, şüphe ettiniz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Aldatıcı da sizi Allah ile aldattı, derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara seslenirler: "Biz sizinle değil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuşlar sizi aldattı; nihayet Allah'ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı."

  4. Hadîd suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 15. ayet. فَٱلْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ هِىَ مَوْلَىٰكُمْ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!

    Mehmet Okuyan

    Bugün artık sizden (münafıklardan) da kâfir olanlardan da fidye kabul edilmez. dipnot 1 Barınağınız ateştir. Size layık olan odur. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Me‘âric 70:11-14.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık bu gün, ne sizden ne de kafirlerden kurtuluş akçesi kabul edilmez. Son durağınız ateştir ve tek can dostunuz da odur: o ne kötü varış yeridir.

    Muhammed Esed

    Ve böylece, bugün ne sizden, ne de hakikati (açıkça) inkar etmiş olanlardan hiçbir fidye kabul edilmeyecek. Sizin varacağınız yer ateştir. O sizin (tek) sığınağınızdır ve ne kötü bir varış yeridir!"

    Ahmed Hulusi

    Bugün artık ne sizden (münafıklar) ve ne de hakikat bilgisini inkar edenlerden bir kurtuluş bedeli alınır! Sığınağınız Nar'dır. . . O (Nar) sizin mevlanızdır. . . Ne kötü dönüş yeridir o!

    Ali Bulaç

    Artık bugün sizden herhangi bir fidye alınmaz ve inkar edenlerden de.. Barınma yeriniz ateştir, sizin veliniz (size yaraşan dost) odur; o ne kötü bir gidiş yeridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bugün artık ne sizden ne de inkâr edenlerden bedel kabul edilir, varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!

    Ali Rıza Safa

    "Artık bugün, ne sizden ne de nankörlük edenlerden hiçbir kurtulmalık kabul edilmez. Kalacağınız yer ateştir; edindiğiniz odur. Ne kötü bir varış yeridir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bugün artık ne sizden ne de inkar edenlerden bedel kabul edilir. Varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!

    Edip Yüksel

    Bugün ne sizden ne de inkar edenlerden bir fidye kabul edilmez. Yeriniz cehennemdir; Mevlanız odur. Ne kötü bir duraktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bugün ne sizden ne de inkar edenlerden bir fidye kabul edilmez. Yeriniz cehennemdir; mevlanız odur. Ne kötü bir duraktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık bugün ne sizden ne de inkar edenlerden fidye kabul edilmez, sığınacağınız yer ateştir. Layıkınız odur, ona gidiş de ne kötüdür!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık bugün ne sizden, ne de o küfredenlerden fidye kabul edilmez, sığınacağınız yer ateştir, layıkınız odur, ona gidiş de ne fenadır!

    Erhan Aktaş

    Bugün artık sizden kurtuluş fidyesi kabul edilmez ve Kafirlerden de. Sizin varacağınız yer ateştir. Sizin mevlanız dipnot 1 odur. Ne kötü varış yeridir o.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendisine dayanılan, gözetici, destekleyici, koruyan, sırdaş, yönetici demektir. Veli kelimesinin eş anlamlısıdır. "El-Mevla" Allah'ın sıfatlarındandır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bugün artık sizden kurtuluş fidyesi kabul edilmez ve Kafirlerden dipnot 1 de. Sizin varacağınız yer ateştir. Sizin mevlanız dipnot 2 odur. Ne kötü varış yeridir o.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bugün artık sizden kurtuluş fidyesi kabul edilmez ve gerçeği yalanlayan nankörlerden de. Sizin varacağınız yer ateştir. Sizin mevlanız dipnot 1 odur. Ne kötü varış yeridir o.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.

    Gültekin Onan

    Artık bugün sizden herhangi bir fidye alınmaz ve küfredenlerden de... Barınma yeriniz ateştir, sizin veliniz (size yaraşan dost) odur; o ne kötü bir gidiş yeridir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bugün ne sizden (ey münafıklar), ne de (zaahiren ve baatınen) küfredenlerden hiçbir fidye (-i necat) alınmaz. Sığınacağınız yer ateşdir, size yaraşan odur. O, ne kötü gidiş yeridir!

    İbni Kesir

    Bugün, sizden ve küfretmiş olanlardan fidye kabul edilmez. Varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Ve o, ne kötü dönüş yeridir.

    Mehmet Alagaş

    (15-16) İman edenlerin, Allah’ı zikirle ve gerçek olarak indirilenle kalplerinin derin bir saygı / huşu dönemleri hâlâ gelmedi mi? Onlar da önceki kitap verilenlerin durumu gibi olmasınlar , ü zerlerinden vakit geçtikçe onların kalpleri katılaşmıştı , onların çoğu ise yoldan çıkmışlardı. Biliniz! ki Allah , muhakkak ki öldükten sonra arzı diriltir , kesinlikle size ayetleri açıkladık, böylelikle belki akledersiniz / verilerle bağlantı kurabilirsiniz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bugün artık ne sizden, ne de kâfirlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!

    Süleyman Ateş

    Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden fidye alınmaz, varacağınız yer ateştir. Sizin layığınız odur. Ne kötü gidilecek yerdir orası!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ey münafıklar!) Bu gün sizden de ayetleri görmezlikten gelenlerden (kafirlerden) de bir can bedeli (fidye) alınmayacaktır. Varıp duracağınız yer o ateştir. Artık o, sizin en yakınınızdır. Ne kötü hale gelmektir o!

    Şaban Britch

    Bugün artık ne sizden, ne de kâfirlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir sonuç!

    Şaban Piriş

    -Bugün sizden fidye kabul edilmeyecek, inkar etmiş olanlardan da. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir sonuç!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bugün artık ne sizden fidye alınır ne de küfre sapanlardan. Varacağınız yer ateştir. Odur sizin mevlanız. Ne kötü dönüş yeridir o!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.