Hadîd suresi

Hadîd suresi, 7. ayet

Hadîd suresi, 7. ayet. ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَأَنفِقُوا۟ مِمَّا جَعَلَكُم مُّسْتَخْلَفِينَ فِيهِ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَأَنفَقُوا۟ لَهُمْ أَجْرٌ كَبِيرٌ

âminû billâhi verasûlihî veenfiḳû mimmâ ce`aleküm müstaḫlefîne fîh. felleẕîne âmenû minküm veenfeḳû lehüm ecrun kebîr.

Diyanet İşleri

Allah'a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükafat vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 4–10 · surenin 7. ayeti / 29

Konu İman edin ve infak edin; Allah'a güzel borç Hadîd 7–11 3

  1. Hadîd 4

    O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş'a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

  2. Hadîd 5

    Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler ancak O'na döndürülür.

  3. Hadîd 6

    Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

  4. 7

    Allah'a ve Resulüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükafat vardır.

  5. Hadîd 8

    Peygamber, sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah'a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun).

  6. Hadîd 9

    O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık ayetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

  7. Hadîd 10

    Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah, hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. Yüce Allah, kullarına kendisine, Rasûlü’ne ve onun getirdiklerine iman etmelerini, nasıl amelde bulunacaklarını ortaya çıkartmak için onlara vermiş olduğu ve üzerlerine yetkili kıldığı mallarından da kendisinin yolunda infâk etmelerini emretmektedir.

Onlara bu emri verdikten sonra bunun karşılığındaki mükâfatı da söz konusu ederek bu emri yerine getirmeye teşvik etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

"Sizden iman edip infâk edenler için büyük bir mükâfat vardır.” Yani Allah’a ve Rasûlüne iman etmekle birlikte O’nun yolunda mallarını harcayanlar için pek büyük bir mükâfat vardır. Mükâfatın en büyük ve değerlisi de Rablerinin rızasını elde etmek, O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaşıp Allah’ın mü’min ve cihâd edenler için hazırlamış olduğu ebedi nimetlere kavuşarak kurtuluşa ermektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve Yüce Allah'ın sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı mallardan infak edin. Sizin için din olarak belirlediği şeye uygun tasarrufta bulunun. Sizden, Yüce Allah'a iman eden ve Allah yolunda mallarını sarf edenler için katında büyük mükâfatlar vardır. O da cennettir.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ءَامِنُوا۟ aminu inanın kök: امن
  2. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  3. وَرَسُولِهِۦ ve rasulihi ve Elçisine kök: رسل
  4. وَأَنفِقُوا۟ ve enfiku ve infak edin kök: نفق
  5. مِمَّا mimma şeylerden
  6. جَعَلَكُم cealekum sizi kıldığı kök: جعل
  7. مُّسْتَخْلَفِينَ mustehlefine hakim kök: خلف
  8. فِيهِ ۖ fihi onda
  9. فَٱلَّذِينَ fellezine kimselere
  10. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lara) kök: امن
  11. مِنكُمْ minkum sizden
  12. وَأَنفَقُوا۟ ve enfeku ve infak edenlere kök: نفق
  13. لَهُمْ lehum onlar için vardır
  14. أَجْرٌۭ ecrun mükafat kök: اجر
  15. كَبِيرٌۭ kebirun büyük kök: كبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab'leri katında mükafatları…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Mallarını gece gündüz; gizli ve açık Allah yolunda harcayanlar var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Bedevilerin (savaştan) geri bırakılanlarına de ki: "Siz, güçlü kuvvetli bir kavme karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: Kibir

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir.…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Kibir

    Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Kibir

    Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'a ve Elçisine inanıp güvenin! Sizi, kendisinde yetkili kıldığı şeylerden (mallardan) infak edin (verin)! Sizden güvenenler ve infak edenler (verenler) için büyük ödül vardır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'a ve Rasulü'ne yürekten güvenin ve O'nun sizi kendisini emanetçi kıldığı şeylerden infak edin! Artık sizden iman ve infak eden kimseler için büyük bir ecir vardır.

Muhammed Esed

Allah'a ve Elçisi'ne inanın ve O'nun size emanet olarak tevdi ettiği şeylerden başkaları için harcayın; çünkü sizden imana eren ve (Allah yolunda) sınırsızca harcayanlar büyük bir mükafat göreceklerdir.

Ahmed Hulusi

Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a ve Rasulüne iman edin. . . Sizi halife kıldığı şeylerden (O'nun namına) infak edin! Sizden iman eden ve infak eden kimseler var ya, onlar için çok büyük karşılık vardır.

Ali Bulaç

Allah'a ve Resulü'ne iman edin. "Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim iman edip infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır.

Ali Özek ve heyeti

Allah'a ve Rasûlü’ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.

Ali Rıza Safa

Allah'a ve O'nun elçisine inanın. Sizi yönetici yaptığı şeylerden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. İnanan ve yardımlaşmak amacıyla paylaşanlara büyük bir ödül vardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberine inanınız; sizi üzerlerine yetkili kıldığı mallardan hayra harcayınız. Sizden, inanıp da hayırda harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır.

Edip Yüksel

ALLAH'ı ve elçisini onaylayın ve yönetiminize verdiği şeylerden yardım için verin. Sizden gerçeği onaylayıp yardım edenler için büyük bir ödül vardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'a ve elçisine inanın ve yönetiminize verdiği şeylerden yardım için verin. Sizden inanıp yardım edenler için büyük bir ödül vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a ve Resulüne iman edin. Sizi istihlaf buyurduğu (tasarrufunu size bıraktığı) şeylerden harcayın ki, iman edip harcayanlarınız için büyük bir mükafat vardır!

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edin Allaha ve Resulüne de sizi istıhlaf buyurduğu şeylerden infak eyleyin ki iyman edip de infak eyliyenleriniz için azim bir ecir vardır

Erhan Aktaş

Allah'a ve Resul'üne iman edin. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'a ve Resul'üne inanın. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'a ve Rasul'üne inanın. Sizi sahip kıldığı şeylerden, ihtiyaç sahiplerine yardım edin. Bilin ki sizden iman edip, ihtiyaç sahiplerine yardım edenler için büyük ödül vardır.

Gültekin Onan

Tanrı'ya ve Resulüne inanın. 'Sizi kendilerinde halifeler kılıp harcama yetkisi verdiği' şeylerden infak edin. Artık sizden kim inanıp infak ederse, onlara büyük bir ecir vardır.

Hasan Basri Çantay

Allaha ve peygamberine iman (etmekde sebat) edin, (Sizden evvel geçenlerin ardından Allahın) size (tasarruf için) vekalet verdiği (mal) dan (Onun uğrunda) harcayın, içinizden iman edib de (o suretle) harcayanlar (yok mu?) onlar için büyük mükafat vardır.

İbni Kesir

Allah'a ve peygamberine iman edin ve sizi halifeler kıldığı şeylerden de infak edin. Aranızdan iman edip de infak eden kimselere büyük mükafat vardır.

Mehmet Alagaş

(7-9) Allah’a ve O’nun Resulüne iman edin, sizleri devralanlar yaptığı mallardan harcayın, sizden iman etmiş olanlar zaten harcıyorlar, onlara büyük bir ücret / ecir vardır. Size ne oluyor ki Allah’a iman etmiyorsunuz? Ayrıca Resul de Rabbinize iman etmeniz için sizi çağırıyor , eğer İman ed iyorsanız sizden kesin bir söz de almıştı. O, kuluna açık ayetleri sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indiriyor, muhakkak ki Allah sizin için şefkatlidir esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve sizi üzerinde yetki sahibi kıldığı şeylerden (Allah yolunda) harcayın. Sizden iman eden ve (Allah yolunda) harcayanlar için büyük ecir vardır.

Süleyman Ateş

Allah'a ve Elçisine inanın ve (O'nun) sizi hakim kıldığı, sizin yönetiminize verdiği şeylerden (Allah için) harcayın. Sizden, inanan ve (hak rızasına) harcayanlar için büyük mükafat vardır.

Süleymaniye Vakfı

Siz, Allah'a ve resulüne /kitabına dipnot 1 inanıp güvenin dipnot 2 ve Allah'ın sizi yetkili kıldığı mallardan hayra harcayın dipnot 3 . Sizden inanıp güvenen ve hayra harcama yapanlar için büyük bir ödül vardır dipnot 4 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, sadece Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144). Resul kelimesi yerine "resul /kitap" ifadesi bunun için yazılmıştır (Maide 5/67, Nahl 16/35).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Siz, Allah'a ve elçisine inanıp güvenin ve size verilen şeylerden hayra harcayın. İçinizden inanıp güvenen ve hayra harcayanlar için büyük bir ödül vardır.

Şaban Britch

Allah'a ve Rasûlüne iman edin ve O'nun yönetimini size bıraktığı mallardan infak edin. Sizden iman edip, infak eden kimselere büyük bir mükâfat vardır.

Şaban Piriş

-Allah'a ve Elçisine inanın, sizin tasarrufunuza bıraktığı şeylerden infak edin. Sizden inanan, infak eden kimselere büyük bir mükafat vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a resulüne iman edin; sizi üzerinde buyruk sahibi yaptığı şeylerden başkalarına bol bol verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için çok büyük bir ödül vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Be strongly disposed to open your heart's ears and your mind's eyes to give credence and mental acceptance to reasoning which will lead you, in satisfaction, to urge your belief in Allah and His Messenger, and spend in benevolence of what He put you in possession of. Those of you who believed in Allah after they have reasoned at every step they trod and spend in benevolence shall merit a great reward.

Abdul Haleem

Believe in God and His Messenger, and give out of what He has made pass down to you: those of you who believe and give will have a great reward.

Abdullah Yusuf Ali

Believe in Allah and His messenger, and spend (in charity) out of the (substance) whereof He has made you heirs. For, those of you who believe and spend (in charity),- for them is a great Reward.

Abul A'la Maududi

Believe in Allah and in His Messenger dipnot 1 and expend dipnot 2 of what He has entrusted to you. dipnot 3 A great reward awaits those of you who believe and spend their wealth. dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The addressees here are not the non-Muslims, but, as is borne out by the whole subsequent discourse, the Muslims who had affirmed the faith and joined the ranks of the believers, but were not fulfilling the demands of the faith and conducting themselves as true believers should. It is obvious that non-Muslims cannot be invited to affirm the faith and then immediately asked to subscribe generously to the cause of jihad for the sake of Allah, nor can they be told that whoever would fight and spend his wealth in the cause of Allah before the victory, would attain to a higher rank than him who would perform these services later, For, when a non-Muslim is invited to the faith, the preliminary demands of it only are presented before him and not the ultimate once, Therefore, in view of the context, the meaning of saying: "Believe in Allah and His messenger," here would be: O people, who profess to have affirmed the faith and have joined the ranks of the Muslims, believe in Allah and Messenger (peace be upon him) sincerely and conduct yourselves as the true and sincere believers should.
  2. metne dön, dipnot 2
    Here, by spending is not implied spending on public welfare, but, as is clearly borne out by the words of verse 10, it implies subscribing to the cause of the war effort that was being waged at that time under the leadership of the Prophet (peace be upon him) to uphold Islam against paganism. Two things, in particular, were such for which the Islamic Government at that time stood in great need of financial help. First, the war equipment; second, supporting and sustaining the oppressed Muslims, who, due to persecution by the disbelievers had emigrated, and were still emigrating, to Al-Madinah from every corner of Arabia, The sincere Muslims were trying their best to render as much help as they could but meeting the entire expenses in this regard was much beyond their means and resources, and their this same spirit of sacrifice has been commended in verses 10, 12, 18 and 19 below. But among the Muslims there were quite a number of well-to-do people, who were watching this struggle between Islam and paganism as mere spectators and had no feelings whatsoever that the faith they claimed to believe in also imposed certain rights on their life and wealth. This second kind of people are the addressees of this verse, They have been exhorted to believe sincerely, and to spend their wealth in the cause of Allah.
  3. metne dön, dipnot 3
    This has two meanings and both are implied here. The first meaning is: The wealth that you possess is not, in fact, your personal property but has been given to you by Allah. You are not its exclusive master and owner. Allah has given you proprietary right over it as His vicegerent. Therefore, you should have no hesitation in spending it in the service of the real Master. It is not for the vicegerent to withhold the Master’s wealth from being spent for the Master’s own sake. The second meaning is: Neither has this wealth been with you since ever, nor will it remain in your possession for ever, Yesterday it was in some other people’s possession; then Allah made you their successor and entrusted it to you, A time will come when it will not remain with you but some other people will succeed you as its owners, Therefore, in this short-lived ownership, when you are its trustees, spend it in the cause of Allah so that in the Hereafter you may be rewarded for it permanently and eternally. This same thing has been stated by the Prophet (peace be upon him) in a Hadith. Tirmidhi relates that once a goat was slaughtered in the Prophet’s (peace be upon him) house and its flesh was given away to the poor. When he came to the house and asked: What remains of the goat? Aishah replied: Nothing but a shoulder. Thereupon the Prophet (peace be upon him) remarked: Nay, the whole goat but the shoulder. That is, whatever has been given away for the sake of Allah, has, in fact, been saved. According to another Hadith, a person asked: O Messenger (peace be upon him) of Allah, what kind of charity brings the highest reward? He replied: That you should give away a thing in charity when you are hale and hearty: When you feel it could be saved and may like to invest it in the hope of earning more. Do not wait till death when you may say: Give this to so and so and that to so and so, for at that time the wealth has in any case to pass on to so and so. (Bukhari, Muslim). According to another Hadith, the Prophet (peace be upon him) said: Man says: My wealth! My wealth! whereas his own share in his wealth is no more than what he has eaten up, or worn away, or passed on in charity? Whatever remains will leave him and will be passed on to others (Muslim).
  4. metne dön, dipnot 4
    Here again, spending wealth in the cause of jihad has been regarded as an essential demand of the faith and a proof of one’s sincerity in it, as if to say: The true and sincere believer is he who does not shirk spending wealth on such an occasion.

Aisha Bewley

Have iman in Allah and His Messenger and give of that to which He has made you successors. Those of you who have iman and give will have an immense reward.

Al-Hilali & Khan

Believe in Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and spend of that whereof He has made you trustees.[1] And such of you as believe and spend (in Allâh’s Way), theirs will be a great reward.

Ali Quli Qarai

Have faith in Allah and His Apostle, and spend out of that wherein He has made you successors. Those of you who have faith and spend [in Allah’s way] —there is a great reward for them.

Amatul Rahman Omar

(Mankind!) believe in Allâh and His Messenger and spend (in the cause of Allâh) out of the possessions He has entrusted you with as His vicegerent. Indeed, there awaits a great reward for such of you as believe and spend (in His cause).

Arthur John Arberry

Believe in God and His Messenger, and expend of that unto which He has made you successors. And those of you who believe and expend shall have a mighty wage.

Bijan Moeinian

Believe in God and His messenger and spend out of your wealth [which is given to you by God at first place] for the sake of pleasing Him. Those who believe and devote a part of their wealth to charity deserve a great reward from their Lord.

E. Henry Palmer

Believe in God and His Apostle, and give alms of what He has made you successors of. For those amongst you who believe and give alms - for them is mighty hire.

Edip-Layth

Acknowledge God and His messenger, and spend from what He has made you successors to. Those among you who acknowledge and spend have deserved a great recompense.

George Sale

Believe in God and his apostle, and lay out in alms a part of the wealth whereof God hath made you inheritors: For unto such of you as believe, and bestow alms, shall be given a great reward.

Hamid S. Aziz

Believe in Allah and His Messenger, and spend out of what He has made you heirs (or trustees); for those of you who believe and spend shall have a great reward.

Mahmoud Ghali

Believe in Allah and His Messenger; and expend of that to which He has made you successors. So the ones of you who have believed and expended will have a great reward.

Marmaduke Pickthall

Believe in Allah and His messenger, and spend of that whereof He hath made you trustees; and such of you as believe and spend (aright), theirs will be a great reward.

Mohamed Ahmed - Samira

Believe in God and His Apostle, and spend of what He has given you as His trustee. And those of you who believe and spend in charity will have a great reward.

Muhammad Asad

BELIEVE in God and His Apostle, and spend on others out of that of which He has made you trustees: for, those of you who have attained to faith and who spend freely [in God’s cause] shall have a great reward.

Mustafa Khattab

Believe in Allah and His Messenger, and donate from what He has entrusted you with. So those of you who believe and donate will have a mighty reward.

Progressive Muslims

Believe in God and His messenger, and spend from what He has made you successors to. Those among you who believe and spend have deserved a great recompense.

Rashad Khalifa

Believe in GOD and His messenger, and give from what He has bestowed upon you. Those among you who believe and give (to charity) have deserved a great recompense.

Sahih International

Believe in Allah and His Messenger and spend out of that in which He has made you successors. For those who have believed among you and spent, there will be a great reward.

Sam Gerrans

Believe in God and His messenger, and spend of that whereof He has made you heirs. And those who heed warning among you and spend: theirs will be a great reward.

Shabbir Ahmed

Believe in Allah and His Messenger. And spend of what He has made you trustees (your wealth and persons), on others. Those of you who believe and spend, theirs will be a Great Reward.

Syed Vickar Ahamed

Believe in Allah and His Messenger and spend (in charity) out of the (sustenance) for which He has made you the inheritors. And (for those) who believe and spend (in charity), for them is a great reward.

Taqi Usmani

Believe in Allah and His Messenger, and spend out of that (wealth) in which He has appointed you as deputies. So, for those of you who have believed and spent (in Allah’s way), there is a big reward.

The Monotheist Group

Believe in God and His messenger, and spend from what He has made you successors to. Those among you who believe and spend have deserved a great recompense.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩