Hadîd suresi

Hadîd suresi, 23. ayet

Hadîd suresi, 23. ayet. لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

likeylâ te'sev `alâ mâ fâteküm velâ tefraḥû bimâ âtâküm. vellâhü lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.

Diyanet İşleri

Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 20–26 · surenin 23. ayeti / 29

Konu Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik Hadîd 20–24 3

  1. Hadîd 20

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

  2. Hadîd 21

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  3. Hadîd 22

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

  4. 23

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

  5. Hadîd 24

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganidir, zengindir, övülmeye layıktır.

  6. Hadîd 25

    Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resullerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

  7. Hadîd 26

    Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

23. Yüce Allah’ın bu gerçeği kullarına haber vermesi, bu ilkenin onlar tarafından çok iyi bir şekilde bilinmesi ve başlarına gelen hayır ve şer türünden her bir şeyi bu temel üzerine oturtmaları içindir.

Böylelikle nefislerinin istediği ve azru duydukları herhangi bir şeyi ellerinden kaçırdıklarında üzülmezler. Çünkü onlar, bunun bu şekilde Levh-i Mahfuz’da yazılı olduğunu bilirler. Orada yazılanın gerçekleşmesi ise kaçınılmaz bir şeydir. Onu önlemenin hiçbir yolu yoktur.

Allah’ın kendilerine verdiğinden dolayı da şımarıp ve azmazlar. Çünkü o şeyi kendi güç ve imkânları ile elde etmediklerini, ona ancak Allah’ın lütuf ve ihsanı ile sahip olduklarını bilirler. Bu yüzden bu nimetleri kendilerine verene ve musibetleri kendilerinden uzaklaştırana şükretmeye gayret ederler. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Zira Allah, kendini beğenmiş, böbürlenen hiçbir kimseyi sevmez.” Yani Yüce Allah kaba, kendisini beğenmiş, Allah’ın nimetleri dolayısı ile şımarıp o nimetleri kendisine nispet eden, bu nimetlerle azgınlaşıp Allah’ın yolundan uzaklaşan hiçbir kimseyi sevmez. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Sonra biz ona tarafımızdan bir nimet lütfedersek: Bu bana ancak sahip olduğum bir bilgiden dolayı verilmiştir, der. Bilakis o, bir imtihandır.” (ez-Zümer, 39/49)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey insanlar!- Kaybettiklerinize üzülmeyesiniz ve size verdiğimiz nimetlerle şımarmayasınız diye böyle yaptık. Şüphesiz Yüce Allah, verdiği ile insanlara karşı kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لِّكَيْلَا likeyla için
  2. تَأْسَوْا۟ te'sev üzülmemeniz kök: اسو
  3. عَلَىٰ ala üzerine
  4. مَا ma şey
  5. فَاتَكُمْ fetekum elinizden çıkan kök: فوت
  6. وَلَا ve la ve
  7. تَفْرَحُوا۟ tefrahu şımarmamanız (için) kök: فرح
  8. بِمَآ bima şey ile
  9. ءَاتَىٰكُمْ ۗ atakum size verdiği kök: اتي
  10. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  11. لَا la
  12. يُحِبُّ yuhibbu sevmez kök: حبب
  13. كُلَّ kulle hiçbirini kök: كلل
  14. مُخْتَالٍۢ muhtalin kendini beğenenleri kök: خيل
  15. فَخُورٍ fehurin övünenleri kök: فخر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فخر (6 geçiş) · Aynı kök: خيل (9 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki…

  • Aynı kök: فخر (6 geçiş) · Aynı kök: خيل (9 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    "Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez."

  • Aynı kök: فخر (6 geçiş) · Aynı kök: فرح (22 geçiş)

    Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, "Kötülükler benden gitti" diyecektir. Çünkü o, şımarık ve böbürlenen…

  • Aynı kök: خيل (9 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

  • Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler…

  • Aynı kök: فوت (5 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: فوت (5 geçiş)

    Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

62 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (Allah bu kanunu belirlemiştir). Allah kendini beğenmiş övünüp duranları sevmez. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:36; Lokmân 31:18.

Mustafa İslamoğlu

Böyle takdir etmiştir ki elden kaçırdıklarınıza (aşırı) üzülmeyesiniz, ele geçirdiklerinize de (aşırı) sevinmeyesiniz: nitekim Allah hiçbir kendini beğenmiş şımarığı sevmez.

Muhammed Esed

(Bunu bilin ki,) elinizden kaçan (iyi ve güzel) şeylere üzülmeyesiniz ve elinize geçen (iyi ve güzel) şeylerle de (boş yere) şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip küstahça davrananları sevmez.

Ahmed Hulusi

(Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!

Ali Bulaç

Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

Ali Özek ve heyeti

(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verdiğiyle şımarmamanız için böyledir. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Elinizden çıkanlara üzülmeyesiniz ve elinize geçenlere de şımarmayasınız diye bu böyle yapılmıştır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.

Edip Yüksel

Bu, yitirdiğiniz bir şey için üzülmemeniz ve O'nun size verdiği nimetlerle de şımarmamanız içindir. ALLAH kendini beğenip övünenleri sevmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu, yitirdiğiniz bir şey için üzülmemeniz ve O'nun size verdiği nimetlerle de şımarmamanız içindir. ALLAH kendini beğenip övünenleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şunun için ki: Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğine de güvenmeyesiniz! Allah çok övünen, kurulanın topunu sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şunun için ki gaybettiğinize gam yemeyesiniz ve size verdiğine de güvenmiyesiniz, Allah çok öğünen, kurulanın topunu sevmez.

Erhan Aktaş

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

Gültekin Onan

Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Tanrı'nın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Tanrı, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

Hasan Basri Çantay

(Allah bunu) elinizden çıkana tasalanmayasınız, Onun size verdiği ile sevinip şımarmayasınız diye (yazmışdır). Allah çok böbürlenen her kibirliyi sevmez.

İbni Kesir

Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye. Allah; kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.

Mehmet Alagaş

(22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

Süleyman Ateş

(Başınıza gelecek olayları, önceden bir Kitaba yazdık) Ki elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen kimseleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı

Bu, elinizden kaçan şey için dertlenmemeniz ve Allah'ın verdiği şeyle de şımarmamanız içindir dipnot 1 . Allah, kendini beğenen ve övünüp duran hiç kimseyi sevmez dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Meydana gelen her şeyin Allah'ın onayıyla olduğunu bilen biri, kötü duruma düşünce üzülüp ümitsizliğe kapılmaz, iyi duruma gelince de şımarmaz. Onun yapacağı tek şey, yanlışları varsa onları düzeltmeye çalışmak ve geleceğe odaklanarak imtihanı kazanmaya bakmaktır (Hud 11/9-11, Fecr 89/15-20).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunun böyle olması, kaybettiğinize üzülmeyesiniz, Allah'ın verdiği şeyle de şımarmayasınız diyedir dipnot 1 . Allah, kendini bir şey zannedip övünen hiç kimseyi sevmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İster iyilik olsun ister kötülük, başımıza gelen her şey Allah'ın onayıyla olduğu için bunların değişmeyeceğini bilmemiz gerekir. Bunu bilen biri, kötü duruma düşünce, "Başıma bu nasıl gelir?" diye üzülmez, iyi noktalara gelince de "Bu benim hakkımdır!" diye şımarmaz. Onun yapacağı tek şey, yanlışları varsa onları düzeltmeye çalışmak ve geleceğe odaklanarak imtihanı kazanmaya bakmaktır.

Şaban Britch

Elinizden çıkana üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız için Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.

Şaban Piriş

Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz, size verdiğimiz ile de şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Böyle yapılmıştır ki, elinizden çıkana üzülüp ümitsizliğe düşmeyesiniz ve Allah'ın size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

So that you people apprehend that what has befallen you would never have missed you, nor what failed to hit you was meant to aim at you; and so do not nurse despair nor grieve at heart for what you failed to attain, nor boast your wit and exult over the favours you were made to wear, for Allah detests every boastful who exalts himself unduly and displays inordinate self-esteens.

Abdul Haleem

so you need not grieve for what you miss or gloat over what you gain. God does not love the conceited, the boastful,

Abdullah Yusuf Ali

In order that ye may not despair over matters that pass you by, nor exult over favours bestowed upon you. For Allah loveth not any vainglorious boaster,-

Abul A'la Maududi

(We do so) that you may not grieve over dipnot 1 the loss you suffer, nor exult over what He gave you. Allah does not love the vainglorious, the boastful,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In order to understand why this has been said in that context, one should keep in mind the conditions through which the Muslims were passing at the time this Surah was revealed. An ever present danger of attack by the enemy, battles in quick succession, a state of constant siege, hardships caused by economic boycott by the disbelievers, persecution of the converts to Islam everywhere in Arabia, these were the conditions that the Muslims were confronted with at that time. The disbelievers looked upon these as a proof of the Muslims having been forsaken and rejected, and the hypocrites took these as a confirmation of their own suspicions and doubts. As for the sincere Muslims, they were facing these bravely and resolutely, yet the excess of hardship and suffering would sometimes become trying even for them. So, the Muslims are being consoled, as if to say: No affliction, God forbid, has befallen you without the knowledge of your Lord. Whatever you are experiencing is according to the pre-ordained scheme of Allah, which is already recorded in the writ of destiny. And you are being made to pass through these trials and tribulations for the sake of your own training for the great service that Allah wills to take from you. If you are made to attain to success without passing through these hardships, weaknesses will remain in your character due to which you will neither be able to digest power and authority nor withstand the tempests and furies of falsehood.

Aisha Bewley

That is so that you will not be grieved about the things that pass you by or exult about the things that come to you. Allah does not love any vain or boastful man:

Al-Hilali & Khan

In order that you may not grieve at the things that you fail to get, nor rejoice over that which has been given to you. And Allâh likes not prideful boasters.

Ali Quli Qarai

so that you may not grieve for what escapes you, nor exult for what comes your way, and Allah does not like any swaggering braggart.

Amatul Rahman Omar

(Allâh has apprised you of this) that you may neither grieve over that (good) which is lost to you, nor exult because of that which He has granted you. Allâh has no love for all those who are haughty and boastful.

Arthur John Arberry

that you may not grieve for what escapes you, nor rejoice in what has come to you; God loves not any man proud and boastful,

Bijan Moeinian

This is mentioned so that you do not grief over a loss nor be proud of whatever God has given to you [while you may think that you have earned it yourself]. Indeed God does not like those who are proud and arrogant.

E. Henry Palmer

That ye may not vex yourselves for what ye miss, nor be overjoyed at what He gives you; for God loves no arrogant boaster,

Edip-Layth

In order that you do not despair over anything that has passed you by, nor be exultant of anything He has bestowed upon you. God does not like those who are boastful, proud.

George Sale

And this is written lest ye immoderately grieve for the good which escapeth you, or rejoice for that which happeneth unto you; for God loveth no proud or vain-glorious person,

Hamid S. Aziz

So that you may not grieve for what has escaped you, nor be exultant at what He has given you; and Allah does not love any arrogant boaster,

Mahmoud Ghali

So that you may not feel sad for what eluded you nor exult with what He has brought you. And Allah does not love anyone (Literally: every one) who is conceited (and) constantly boastful,

Marmaduke Pickthall

That ye grieve not for the sake of that which hath escaped you, nor yet exult because of that which hath been given. Allah loveth not all prideful boasters,

Mohamed Ahmed - Samira

Lest you grieve for what you missed, or rejoice at what you received. God does not love the egoist and the braggart,

Muhammad Asad

[Know this, ] so that you may not despair over whatever [good] has escaped you nor exult [unduly] over whatever [good] has come to you: for, God does not love any of those who, out of self-conceit, act in a boastful manner –

Mustafa Khattab

˹We let you know this˺ so that you neither grieve over what you have missed nor boast over what He has granted you. For Allah does not like whoever is arrogant, boastful—

Progressive Muslims

In order that you do not despair over anything that has passed you by, nor be happy of anything He has bestowed upon you. God does not like those who are boastful, proud.

Rashad Khalifa

Thus, you should not grieve over anything you miss, nor be proud of anything He has bestowed upon you. GOD does not love those who are boastful, proud.

Sahih International

In order that you not despair over what has eluded you and not exult [in pride] over what He has given you. And Allah does not like everyone self-deluded and boastful -

Sam Gerrans

That you grieve not over what eludes you, nor exult at what comes to you; and God loves not every conceited boaster:

Shabbir Ahmed

Thus despair not over whatever has left you, nor exult for whatever you have been given. For, Allah does not love any of those self-centered boasters -

Syed Vickar Ahamed

In order that you may not be sorry over matters that pass you by, nor become overjoyed by mercies bestowed upon you; Allah does not love any petty and showy boasters— (With praise for themselves).

Taqi Usmani

- so that you may neither grieve on what has escaped you, nor over-exult on what He has given to you. And Allah does not love any self-admirer, over-proud,

The Monotheist Group

In order that you do not despair over anything that has passed you by, nor be happy of anything He has bestowed upon you. God does not love those who are boastful, proud.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 23. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 23. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 23. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩