Hadîd suresi

Hadîd suresi, 19. ayet

Hadîd suresi, 19. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصِّدِّيقُونَ وَٱلشُّهَدَآءُ عِندَ رَبِّهِمْ لَهُمْ أَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

velleẕîne âmenû billâhi verusülihî ülâike hümu-ṣṣiddîḳûn. veşşühedâü `inde rabbihim. lehüm ecruhüm venûruhüm. velleẕîne keferû vekeẕẕebû biâyâtinâ ülâike aṣḥâbü-lceḥîm.

Diyanet İşleri

Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 16–22 · surenin 19. ayeti / 29

Konu Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler Hadîd 16–19 3

  1. Hadîd 16

    İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

  2. Hadîd 17

    Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size ayetleri açıkladık.

  3. Hadîd 18

    Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır.

  4. 19

    Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

  5. Hadîd 20

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

  6. Hadîd 21

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  7. Hadîd 22

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. “Allah’a ve peygamberlerine iman edenler var ya” iman, ehl-i sünnete göre Kitap ve sünnetin delil olduğu hususlardır. İman, hem kalbin ve dilin sözü; hem de kalbin, dilin ve azaların amelidir.

Bu da dinin gizli ve açık bütün hükümlerini kapsar. İşte bu özellikleri kendilerinde toplayanlar sıddîklerdir. Yani bunların mertebeleri genel olarak mü’minlerin mertebesinin üstünde, peygamberlerin mertebesinin de aşağısındadır.

"Şehidlere gelince onlar Rableri katındadır; onların ecirleri ve nurları vardır.” Sahih bir hadiste geçtiği üzere: “Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arası gök ile yer arası kadardır. Allah, bunları kendi yolunda cihad edenler için hazırlamıştır.” Bu da şehitlerin derecelerinin pek yüksek ve pek yüce olmasını, onların Yüce Allah’a çok yakın olmalarını gerektirir.

"Kâfir olup âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemlik olanlardır.”

Bu son iki âyet, çokça sadaka veren insanları, sıddîkleri, şehidleri ve cehennemlikleri çeşitli sınıfları ile bir arada zikretmiş bulunmaktadır.

Çokça sadaka verenler, amellerinin büyük çoğunluğu, insanlara ihsanda ve iyilikte bulunmak, ellerindeki bütün imkânlarla onlara faydalı olmak olan kimselerdir. Özellikle Allah yolunda mallarını harcamakla başkalarına faydalı olmaya çalışırlar. Sıddîklar ise iman, salih amel, faydalı ilim, doğru ve yakîn mertebeleri kemâl derecesinde olanlardır.

Şehîdler, Allah’ın adını yüceltmek için O’nun yolunda savaşan, bu uğurda canlarını ve mallarını feda eden ve bu yolda öldürülen kimselerdir.

Cehennemlikler ise Allah’ın âyetlerini yalanlayan kâfirlerdir. Geriye Yüce Allah’ın Fâtır Suresi’nde (Fâtır, 35/32) kendilerinden söz ettiği orta yollu olanlar kalmaktadır. Bunlar ise farzları eda eden, haramları terk eden kimselerdir. Ancak gerek Allah’ın hakları, gerek kullarının hakları hususunda kısmen kusurlu olan kimselerdir. Bunların bazıları için yaptıklarının bazıları sebebi ile birtakım cezalar sözkonusu olsa bile sonunda varacakları yer cennettir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman eden ve aralarında hiçbir ayrım yapmadan resullerine iman edenler var ya, işte onlar sıddıklar (sözü, özü doğru kimseler) ve Rableri katında şehitlerdir. Onlar için hazırlanmış çok değerli mükâfat vardır. Kıyamet günü nurlarını önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. Yüce Allah'ı ve resullerini küfredenler, resulümüze indirdiğimiz ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennem ehlidir. Kıyamet günü oraya girecek, orada ebedî kalacak ve oradan hiçbir şekilde çıkamayacaklardır.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  2. ءَامَنُوا۟ amenu inananlar kök: امن
  3. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  4. وَرُسُلِهِۦٓ ve rusulihi ve elçilerine kök: رسل
  5. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  6. هُمُ humu onlardır
  7. ٱلصِّدِّيقُونَ ۖ s-siddikune sıddikler kök: صدق
  8. وَٱلشُّهَدَآءُ ve şşuheda'u ve şehidler kök: شهد
  9. عِندَ inde yanında kök: عند
  10. رَبِّهِمْ rabbihim Rableri kök: ربب
  11. لَهُمْ lehum onların vardır
  12. أَجْرُهُمْ ecruhum mükafatları kök: اجر
  13. وَنُورُهُمْ ۖ ve nuruhum ve nurları kök: نور
  14. وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler
  15. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  16. وَكَذَّبُوا۟ ve kezzebu ve yalanlayanlar kök: كذب
  17. بِـَٔايَـٰتِنَآ biayatina ayetlerimizi kök: ايي
  18. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike onlar
  19. أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır kök: صحب
  20. ٱلْجَحِيمِ l-cehimi cehennem kök: جحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: Şahitlik

    De ki: "Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir."

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda…

  • Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru…

  • Aynı kök: جحم (26 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: جحم (26 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar var ya; işte onlar cehennemliklerdir.

  • Aynı kök: جحم (26 geçiş) · Aynı kök: صحب (97 geçiş)

    İnkar edenlere ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir.

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden,…

  • Aynı kök: صحب (97 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)

    İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'a ve elçilerine iman edenler -evet sadece onlar- (gerçeği) çok doğrulayanlardır ve Rableri katında şahit olanlardır. (Mahşerde) onlar için ödülleri ve nûrları (ışıkları) vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem halkıdır.

Mustafa İslamoğlu

Allah'a ve elçilerine (sadakatin bedelini ödeyerek) iman edenler var ya: onlardır doğruluk ve dürüstlük sembolü olanlar, yine onlardır Rableri katında şahitliğine (değer) verilenler; ödül de onların, ışık da onların olacak. Ama inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, gözleri fal taşı gibi açan ateşe mahkum olacak.

Muhammed Esed

Allah'a ve Elçisi'ne inananlar, işte onlardır hakikate sahip çıkan ve Allah'ın huzurunda (ona) tanıklık edenler. (Böylece) onlar ödüllerini ve nurlarını elde edecekler. Hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya şartlanmış olanlara gelince, onlar yakıcı ateşe mahkum olanlardır!

Ahmed Hulusi

Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve Rasulüne iman edenlere gelince, işte onlar sıddıkların ve Rablerinin indinde şehidlerin (Al-u İmran: 18'de belirtilen şehadet; halk anlayışına göre şehit değil. A. H. ) ta kendileridirler! Onların mükafatları ve nurları vardır (hem Nebiye hem Rasule iman etmişler). . . Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki Esma işaretlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cahim (cehennem)in ashabıdırlar.

Ali Bulaç

Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddiklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.

Ali Özek ve heyeti

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.

Ali Rıza Safa

Allah'a ve O'nun elçisine inananlar; işte onlar, dosdoğru olanlar ve tanık olanlardır. Onların ödülleri ve aydınlıkları, Efendilerinin katındadır. Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; cehennemin yoldaşları, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberlerine inananlar var ya, özü sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar onlardır. Onların ödülleri ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem yaranı olacaklardır.

Edip Yüksel

ALLAH'ı ve elçisini onaylayanlar, dosdoğru olanlar ve tanıklardır. Efendi'leri katında onlar için ödülleri ve ışıkları vardır. İnkar edip ayet ve mucizelerimizi yalanlayanlar ise cehennem halkıdır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'a ve elçisine inananlar, dosdoğru olanlar ve şehidlerdir. Rab'leri katında onlar için ödülleri ve ışıkları vardır. İnkar edip ayet ve mucizelerimizi yalanlayanlar ise cehennem halkıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı sıddıklar ve şehitler gibidir. Onlara, onların mükafatları ve nurları vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, işte onların tümü cehennemin adamlarıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Allaha ve Resulüne iyman edenler hep onlar aynı sıddiklar ve şehidlerdir, Rablarının ındinde onlara onların ecirleri ve nurları vardır, ayetlerimizi tekzib edenlere gelince işte onlar hep Eshab-ı Cahim'dir.

Erhan Aktaş

Allah'a ve Resuller'ine iman edenler; işte onlar Sıddıklardır. dipnot 1 Ve Rabb'leri yanında şahitlerdir. dipnot 2 Onların ödülleri ve nurları dipnot 3 vardır. Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her zaman doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, Allah'ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. Dünyada "iman eden ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'a ve Resullerine iman edenler; işte onlar Sıddıklardır. dipnot 1 Ve Rableri yanında şahitlerdir. dipnot 2 Onların ödülleri ve nurları dipnot 3 vardır. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her zaman doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, Allah'ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. Dünyada "inanan ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'a ve Rasul'üne inananlar; dipnot 1 işte onlar Rabb'leri katında Sıddıklar dipnot 2 ve şehitler dipnot 3 konumunda olanlardır. Onların ödülleri ve nurları dipnot 4 vardır. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mekke döneminin zor koşullarında, malından ve canından olmayı göze alarak iman eden kimseler.
  2. metne dön, dipnot 2
    Her zaman doğruyu söyleyenler, özü sözü doğru olanlar.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerçeğe tanıklık edenler. Yaptıkları her işi, Allah'ın kendilerini gördüğünün bilinciyle yapanlar. İslam davası uğrunda canlarını verenler.
  4. metne dön, dipnot 4
    Aydınlık, ışık. Gidecekleri yönü belirleyen aydınlık. "Dünyada "inanan ve salihatı yapanlar" olmaları, bu yaptıkları bir ışık olarak ahirette önlerini aydınlatacaktır.

Gültekin Onan

Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne inananlar; işte onlar rableri katında sıddıklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.

Hasan Basri Çantay

Allaha ve peygamberlerine iman edenler (yok mu?) Onlar sözü özü doğru olanlar, Allah için şahidlik edenlerdir. Onların hem mükafatları, hem nuurları vardır. Küfredenler (e), ayetlerimizi yalan sayanlar (a gelince:) Onlar da cehennemin yaranıdırlar.

İbni Kesir

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler; işte onlar, Rabbları katında doğrular ve şahidlerdir. Onların hem mükafatları, hem de nurları vardır. Küfredip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da cehennem yaranıdırlar.

Mehmet Alagaş

(17-19) Muhakkak ki erkek sadaka verenler ve kadın sadaka verenler, Allah’a güzel bir borç vermiştirler , Allah onları / verdiklerini kat kat artırır, onlar için ikram edilen bir karşılık vardır. Allah’a ve Resulüne iman edenler ve şehitler, işte onlar Rabbinin yanında, doğru / sadık kişilerdir , onların ödülleri vardır, nurları vardır , kafirler ve ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte onlar cehennem halkıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’a ve rasullerine iman edenler işte onlar Rablerinin nezdinde sıddikler/dosdoğru olanlar ve şehitlerdir. Onlara ecirleri ve nurları verilecektir. Kâfir olup, ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennemlik olanlardır.

Süleyman Ateş

Allah'a ve elçilerine inananlar (yok mu) işte Rableri yanında, sıddikler (çok doğru olanlar) ve şehidler onlardır. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar(a gelince), onlar da cehennem halkıdır.

Süleymaniye Vakfı

Allah'a ve elçilerine /kitaplarına inanıp güvenenler var ya! İşte onlar özü sözü doğru olan ve Rableri katında şahitlik edecek olanlardır dipnot 1 . Onların alacakları ödülleri ve ışıkları dipnot 2 vardır. Kafirlik eden ve ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlara gelince, onlar da yakıcı ateşin ahalisidir dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a ve elçisine inanıp güvenenler, Rableri katında özü sözü doğru ve şahit sayılacak kimselerdir. Onların hem alacakları ödül hem de ışıkları (nurları) vardır. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılarak ayetleri görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir.

Şaban Britch

Allah’a ve elçisine iman edenler, işte onlar sıddiklerdir ve şahitlerdir. Onların mükâfatları ve nurları vardır. Kâfirler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

Şaban Piriş

Allah'a ve elçisine inananlar, işte onlar sıddikler ve şahitlerdir. Onlar mükafatlarını ve nurlarını elde edeceklerdir. Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar ise işte onlar cehennem arkadaşlarıdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a ve resulüne inananlar var ya, özü sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar/şehitlik mertebesine erenler de onlardır. Onların ödülleri ve ışıkları vardır. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemin dostu olacaklardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And those whose breasts have been filled with reverential. awe and their hearts with the image of religious and spiritual virtues and their deeds with wisdom and piety on the ground of their sincere belief in Allah and His Messenger and the promotion Of their purpose, are they who are titled with the dignified rank of the "pure", the "veracious". Then come the pious who carried the banners of truth at odds and have acquired the glorious privilege of "Martyrs" through resisting to blood with their spiritual armour. Both of them are they who have been destined to enjoy such designations in the heavens realm There await them a meritorious reward and light emanating from Allah's countenance to glow in their faces and proceed ahead of them But those who denied Allah and refused to recognize His revelations are those who shall make their abode in hell.

Abdul Haleem

Those who believe in God and His messengers are the truthful ones who will bear witness before their Lord: they will have their reward and their light. But those who disbelieve and deny Our revelations are the inhabitants of Hell.

Abdullah Yusuf Ali

And those who believe in Allah and His messengers- they are the Sincere (lovers of Truth), and the witnesses (who testify), in the eyes of their Lord: They shall have their Reward and their Light. But those who reject Allah and deny Our Signs,- they are the Companions of Hell-Fire.

Abul A'la Maududi

In Allah's sight only those who truly believe in Allah and His Messengers dipnot 1 are utterly truthful dipnot 2 and true bearers of witness(for the sake of Allah). dipnot 3 For them is their reward and their light. dipnot 4 As for those who gave the lie to Our Signs, they are the people of Hell.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here, the believers imply those people of true faith whose attitude and conduct was absolutely different from that of the people of weak faith and the false claimants to Islam, and who were at that time vying with one another in making monetary sacrifices and were struggling with their lives in the cause of the true faith.
  2. metne dön, dipnot 2
    Siddiq (most truthful) is the superlative from sidq; however, one should clearly understand that sidq is not merely a statement conforming to the truth, but a statement which is not only true in itself but its speaker also upholds it as a truth sincerely. For instance, if a person says that Muhammad (peace be upon him) is Allah’s Messenger, this is by itself precisely according to the truth, for the Prophet (peace be upon him) is truly Allah’s Messenger, but the person would be true in his statement only if he also believed and upheld him as Allah’s Messenger. Therefore, a thing would be sidq if what was said was in conformity with the truth as well as with the speaker’s own conscience. Likewise, sidq also contains the sense of faithfulness, sincerity and practical righteousness. Sadiq-ul-waad would be the person who kept his promise practically, who never broke it. Sadiq (true friend) would be he who did full justice to friendship in the time of need, and who never proved faithless to anybody in any way. In war, sadiq-fil-qital (true soldier) would be the one who fought with all his heart and body and established his valor practically. Thus, sidq in essence implies that one’s deed should fully conform to his word. The one who acts contrary to his word cannot be sadiq. On that very basis, the one who preaches one thing and acts contrary to it is regarded as a false preacher. With this meaning of sidq and sadiq in view one can fully appreciate the meaning of the superlative sadiq. It would inevitably imply a righteous person who is free from every impurity, who has never swerved from the truth and piety, who could never be expected to say anything against his conscience. Who believed in whatever he believed with full sincerity and remained faithful to it under all circumstances, and who has practically proved that he is a true believer in the full sense of the word. (For further explanation, see (E.N. 99 of Surah An-Nisa).
  3. metne dön, dipnot 3
    The early commentators have differed about the explanation of this verse. Ibn Abbas, Masruq, Dahhak, Muqatil bin Hayyan and others say that the previous sentence ended with humsssiddiqun; and wash-shuhadauinda Rabbihim la-hum ajru-hum wa nuru-hum is a separate and independent sentence According to this explanation, the translation of the sentence would be: Those who have believed in Allah and His Messenger, are indeed the most truthful (as siddiqun); as for the true witnesses (ash-shuhada), they will have their reward and their light from their Lord. Contrary to this, Mujahid and several other commentators regard this whole expression as one sentence. According to them the translation would be that which we have given in the text above. The two commentaries differ because the first group has taken the word shahid in the meaning of the martyr in the way of Allah and seeing that every believer is not a shahid in this sense, has taken wash-shuhadau inda Rabbi-him as a separate sentence. But the other group takes shahid in the meaning of the witness of the truth, and not in the sense of the martyr, and in this sense every believer is a shahid. We are of the opinion that this second commentary is preferable and this is;
  4. metne dön, dipnot 4
    And thus We have made you a middle nation that you may be witnesses against mankind, and the messenger may be a witness against you. (Surah Al-Baqarah, Ayat 143).

Aisha Bewley

Those who have iman in Allah and His Messengers – such people are the truly sincere – and the martyrs who are with their Lord will receive their wages and their light. But those who are kafir and deny Our Signs, will be Companions of the Blazing Fire.

Al-Hilali & Khan

And those who believe in (the Oneness of) Allâh and His Messengers - they are the Siddiqûn (i.e. those followers of the Prophets who were first and foremost to believe in them), and the martyrs with their Lord, they shall have their reward and their light. But those who disbelieve (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism) and deny Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) - they shall be the dwellers of the blazing Fire.

Ali Quli Qarai

Those who have faith in Allah and His apostles —it is they who are the truthful and the witnesses with their Lord; they shall have their reward and their light. But as for those who are faithless and deny Our signs, they shall be the inmates of hell.

Amatul Rahman Omar

And for those who believe in Allâh and His Messengers they alone are the truthful people and faithful witnesses in the sight of their Lord, they will have their full reward and their light. But those who disbelieve and cry lies to Our commandments are the very inmates of Hell.

Arthur John Arberry

And those who believe in God and His Messengers -- they are the just men and the martyrs in their Lord's sight; they have their wage, and their light. But the unbelievers, who have cried lies to Our signs, they are the inhabitants of Hell.

Bijan Moeinian

Those who have believed in God and His Prophets are the ones who have truthfully believed in truth. As the true witnesses, they will receive their light [the energy which will give them enough power to fly to Heaven] and a great reward (paradise.)

E. Henry Palmer

And those who believe in God and His Apostle, they are the confessors and the martyrs with their Lord; for them is their hire and their light! But those who misbelieve and call our signs lies, they are the fellows of hell!

Edip-Layth

Those who acknowledged God and His messengers are the truthful ones. The martyrs at their Lord will have their reward and their light. As for those who rejected and rejected Our signs, they are the dwellers of hell.

George Sale

And they who believe in God and his apostles, these are the men of veracity, and the witnesses in the presence of their Lord: They shall have their reward, and their light. But as to those who believe not, and accuse our signs of falsehood, they shall be the companions of hell.

Hamid S. Aziz

And those who believe in Allah and His Messengers, these it is that are the truthful and the faithful ones in the sight of their Lord: they shall have their reward and their light, and as for those who disbelieve and reject Our revelations, these are the inmates of Hell.

Mahmoud Ghali

And the ones who have believed in Allah and His Messengers, those are they who are the most sincere; and the martyr-witnesses in the Providence of their Lord will have their reward and their light. And the ones who have disbelieved and cried lies to Our signs, those will be the companions (i.e., inhabitants) of Hell-Fire.

Marmaduke Pickthall

And those who believe in Allah and His messengers, they are the loyal, and the martyrs are with their Lord; they have their reward and their light; while as for those who disbelieve and deny Our revelations, they are owners of hell-fire.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who believe in God and His apostles are true of word and deed; and by their Lord are considered testifiers of the truth. They have their guerdon and their light. As for those who do not believe and reject Our revelations, are the people of Hell.

Muhammad Asad

For, they who have attained to faith in God and His Apostle - it is they, they who uphold the truth, and they who bear witness [thereto] before God: [and so] they shall have their reward and their light! But as for those who are bent on denying the truth and on giving the lie to Our messages - it is they who are destined for the blazing fire!

Mustafa Khattab

˹As for˺ those who believe in Allah and His messengers, it is they who are ˹truly˺ the people of truth. And the martyrs, with their Lord, will have their reward and their light. But ˹as for˺ those who disbelieve and reject Our signs, it is they who will be the residents of the Hellfire.

Progressive Muslims

And those who believed in God and His messengers are the truthful ones. And the martyrs at their Lord will have their reward and their light. As for those who disbelieved and rejected Our revelations, they are the dwellers of Hell.

Rashad Khalifa

Those who believed in GOD and His messengers are the saints and martyrs. Reserved for them at their Lord are their rewards and their light. As for those who disbelieved and rejected our revelations, they have incurred Hell.

Sahih International

And those who have believed in Allah and His messengers - those are [in the ranks of] the supporters of truth and the martyrs, with their Lord. For them is their reward and their light. But those who have disbelieved and denied Our verses - those are the companions of Hellfire.

Sam Gerrans

And those who believe in God and His messengers: it is they who are the men of truth and the witnesses in the sight of their Lord — they have their reward, and their light. But those who ignore warning and deny Our proofs: those are the companions of Hell.

Shabbir Ahmed

For, those who (thus) believe in Allah and His Messengers, it is they - they who are indeed true, and they who are the witnesses to (the Glory of) their Lord. For them is their reward and their light. But, those who openly reject Our Messages and those who deny them in practice - it is they who will be companions of the Insurmountable Barrier (that bars their "Self" from developing).

Syed Vickar Ahamed

And those who believe in Allah and His messengers— They are the sincere (caretakers of Truth), and the witnesses (who testify), in the eyes of their Lord: They shall have their reward and their light. But those who reject Allah and deny Our Signs (verses), they are the companions of Hell-Fire.

Taqi Usmani

And those who believed in Allah and His messengers, - those are the Siddīqs (the most righteous after prophets) and the Shuhadā’ (martyrs) in the sight of your Lord. For them shall be their reward and their light. As for those who disbelieved and rejected Our verses, they are the inmates of Hell.

The Monotheist Group

And those who believed in God and His messengers are the truthful ones. And the martyrs at their Lord will have their reward and their light. As for those who disbelieved and denied Our revelations, they are the dwellers of Hell.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩