Hadîd suresi

Hadîd suresi, 14. ayet

Hadîd suresi, 14. ayet. يُنَادُونَهُمْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنَّكُمْ فَتَنتُمْ أَنفُسَكُمْ وَتَرَبَّصْتُمْ وَٱرْتَبْتُمْ وَغَرَّتْكُمُ ٱلْأَمَانِىُّ حَتَّىٰ جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَغَرَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

yünâdûnehüm elem neküm me`aküm. ḳâlû belâ velâkinneküm fetentüm enfüseküm veterabbaṣtüm vertebtüm vegarratkümü-l'emâniyyü ḥattâ câe emru-llâhi vegarraküm billâhi-lgarûr.

Diyanet İşleri

(Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 11–17 · surenin 14. ayeti / 29

Konu Mü'minlerin nuru ve münafıkların hâli Hadîd 12–15 3

  1. Hadîd 11

    Kim Allah'a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükafat da vardır.

  2. Hadîd 12

    Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir." İşte bu büyük başarıdır.

  3. Hadîd 13

    Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın" denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.

  4. 14

    (Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

  5. Hadîd 15

    Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!

  6. Hadîd 16

    İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

  7. Hadîd 17

    Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size ayetleri açıkladık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. Münafıklar, mü’minlere seslenecek, kendilerine acımalarını isteyerek ve yakararak şöyle diyeceklerdir: “Biz” dünyada iken “sizinle beraber değil miydik?” “Lâ ilâhe illallah” diyor, oruç tutuyor, namaz kılıyor, cihad ediyor ve sizin yaptığınız amelleri yapıyorduk “diye seslenirler.”

“Onlar da şöyle derler: “Evet” Dünyada iken bizimle beraberdiniz. Zahiren bizim gibi amellerde bulunurdunuz. Fakat sizin yaptıklarınız imansız, samimi ve salih bir niyet olmaksızın münafıkça yapılan amellerdi.

“Fakat siz nefislerinizi helâke sürüklediniz, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz.” Allah’ın verdiği ve en ufak bir şüpheyi kabil olmayan haberler hakkında şüpheye düştünüz, sizler kesin bir inanca sahip olmadığınız halde mü’minlerin elde edecekleri mükâfatlara kavuşmayı temenni ettiniz, böylece “boş ümitleriniz sizi aldattı da nihayet Allah’ın emri” ölüm bu kötü halde bulunduğunuz vaziyette size “geldi çattı.”

“Ayrıca o çok aldatıcı” size küfrü ve şüpheleri süslü gösteren şeytan “da sizi Allah ile aldattı.” Siz de O’na güvendiniz. O’nun size verdiği sözlere bel bağladınız ve O’nun verdiği haberleri doğruladınız.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Münafıklar, Müminlere şöyle diyerek seslenirler: "İslam ve ibadetlerde sizinle beraber değil miydik?" Müminler da onlara şöyle derler: "Evet! Bizimle beraberdiniz, fakat sizler nifak ile kendinizi fitneye düşürerek helak ettiniz. Müslümanların yenilmesini bekleyip küfrünüzü ilan edecektiniz. Yüce Allah'ın Müminlere yardım edeceğinden ve ölümden sonra yeniden dirilişten şüphe ettiniz. Ölüm size gelene kadar yalancı tutkularınız sizi aldattı ve bu hal üzere öldünüz. Şeytan, sizleri Yüce Allah hakkında aldattı."

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يُنَادُونَهُمْ yunadunehum onlara seslenirler kök: ندو
  2. أَلَمْ elem
  3. نَكُن nekun değil miydik? kök: كون
  4. مَّعَكُمْ ۖ meakum sizinle beraber
  5. قَالُوا۟ kalu derler ki kök: قول
  6. بَلَىٰ bela evet
  7. وَلَـٰكِنَّكُمْ velakinnekum ama siz
  8. فَتَنتُمْ fetentum kötülük ettiniz kök: فتن
  9. أَنفُسَكُمْ enfusekum kendi canlarınıza kök: نفس
  10. وَتَرَبَّصْتُمْ ve terabbestum ve beklediniz kök: ربص
  11. وَٱرْتَبْتُمْ vertebtum ve kuşkulandınız kök: ريب
  12. وَغَرَّتْكُمُ ve garratkumu ve sizi aldattı kök: غرر
  13. ٱلْأَمَانِىُّ l-emaniyyu kuruntular kök: مني
  14. حَتَّىٰ hatta kadar
  15. جَآءَ ca'e gelinceye kök: جيا
  16. أَمْرُ emru emri (ölüm) kök: امر
  17. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  18. وَغَرَّكُم ve garrakum ve sizi aldattı kök: غرر
  19. بِٱللَّهِ billahi Allah(ın affı) ile kök: اله
  20. ٱلْغَرُورُ l-garuru çok aldatıcı (şeytan) kök: غرر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…

  • Aynı kök: ربص (17 geçiş) · Aynı kök: ريب (36 geçiş)

    Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?

  • Aynı kök: مني (22 geçiş) · Aynı kök: غرر (27 geçiş)

    Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.

  • Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: ندو (53 geçiş)

    Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır.…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık…

  • Aynı kök: ربص (17 geçiş)

    Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

62 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Münafıklar) onlara (müminlere) "Biz sizinle birlikte değil miydik?" diye sesleneceklerdir. (Müminler de) şöyle diyeceklerdir: "Evet ancak siz kendinizi fitneye soktunuz, beklediniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri (ölüm) gelip çatıncaya kadar kuruntular sizi aldattı; o çok aldatan (şeytan) sizi Allah ile aldattı." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Câsiye 45:35.

Mustafa İslamoğlu

(Münafıklar) seslenecekler: "Biz sizinle beraber değil miydik? (Mü'minler) şöyle cevap verecekler: "Elbette! Ama siz kendi kendinizi tuzağa düşürdünüz; böylece (güya) kendinizi gözettiniz; kuşkuya kapıldınız, Allah'ın emri gelinceye kadar malum kuruntularla avundunuz; dahası, o (kafa) sizi Allah ile aldatarak gurura sürükledi."

Muhammed Esed

O(nun dışında kala)nlar, şu (içindeki)lere, "Sizinle değil miydik?" diye seslenecekler. Berikiler, "Evet öyleydi!" diye cevap verecekler, "Ama siz kendi kendinizi ayarttınız, (inancınızda) tereddüt gösterdiniz; (yeniden dirilme konusunda) şüpheye kapıldınız ve Allah'ın buyruğu ulaşıncaya kadar kuruntunuz sizi yoldan çıkardı çünkü, Allah hakkındaki ayartıcı düşünceler(iniz) sizi yanılgıya sürükledi!

Ahmed Hulusi

(İkiyüzlüler) onlara (iman edenlere): "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. "Evet ama siz, Allah'ın emri (ölüm) gelesiye kadarki süreçte, nefslerinizi fitneye düşürdünüz (imanı yaşamadınız), gözetleyip durdunuz, şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve o çok aldatıcı da (bilincinizdeki şartlanmışlık fikirleri) Allah'la (siz O'ndan var oldunuz ne yapsanız bir şey olmaz size, kuruntusuyla) sizi aldattı!"

Ali Bulaç

(Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu."

Ali Özek ve heyeti

Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi başınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz; şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı!

Ali Rıza Safa

Onlara seslenirler: "Sizinle birlikte değil miydik?" Yanıt verirler: "Evet, öyle! Fakat siz, kendinizi ayarttınız; beklediniz ve kuşkulara düştünüz. Allah'ın buyruğu gelinceye değin, kuruntunuz sizi aldattı. Ve aldatıcı, sizi, Allah ile aldattı!"

Bayraktar Bayraklı

Münafıklar müminlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. Müminler derler ki: "Evet, ama siz kendi başınızı belaya soktunuz, gözlediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. Şeytan, Allah ile sizi aldattı. Nihayet Allah'ın emri geldi çattı."

Edip Yüksel

"Biz sizinle birlikte değil miydik?" diye onlara seslenirler. "Evet" derler, "Ancak siz kendinizi kandırdınız, beklediniz, kuşkular beslediniz ve ALLAH'ın kararı gelinceye kadar kuruntularla oyalandınız. Kandırıcı, sizi ALLAH ile kandırdı."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Biz sizinle birlikte değil miydik?' diye onlara seslenirler. 'Evet,' derler, 'Ancak siz kendinizi kandırdınız, beklediniz, kuşkular beslediniz ve ALLAH'ın kararı gelinceye kadar kuruntularla oyalandınız. Kandırıcı, sizi ALLAH hakkında yanılttı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Münafıklar) onlara şöyle bağrışırlar: "Bizler sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler): "Evet, ama siz kendilerinizi fitneye soktunuz, gözettiniz, şüpheye düştünüz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O aldatıcı şeytan sizi (günahın zararı yoktur diye) Allah'a güvendirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara şöyle bağırışırlar: Bizler sizinle beraber değil miydik? Evet, derler: Ve lakin sizler kendilerinize fitne yaptınız, gözettiniz, işkillendiniz, o kuruntular sizi aldattı, ta Allahın emri gelinciye kadar, hem sizi Allaha mağrurlandırdı o aldatıcı mağrur.

Erhan Aktaş

İman Edenlere, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İman Edenler, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz, dipnot 1 bekleyip, kuşku duydunuz. dipnot 2 Allah'ın emri gelinceye kadar dipnot 3 tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur dipnot 4 da sizi Allah ile aldattı. dipnot 5 " dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendi kendinizi aldattınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hep şüphe ile yaşadınız.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ölüm gelip çatıncaya dek.
  4. metne dön, dipnot 4
    İns ve cinnden şeytanlar, her türlü aldatıcı.
  5. metne dön, dipnot 5
    Sizi, "Nasıl olsa Allah, merhametli ve bağışlayıcıdır, sizi affeder." diyerek aldattı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnananlara, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz dipnot 1 , bekleyip, kuşku duydunuz. dipnot 2 Allah'ın emri gelinceye kadar dipnot 3 tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur dipnot 4 da sizi Allah ile aldattı." dipnot 5 dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendi kendinizi aldattınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hep şüphe ile yaşadınız.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ölüm gelip çatıncaya dek.
  4. metne dön, dipnot 4
    Aldatanlar: İns ve cinden şeytanlar.
  5. metne dön, dipnot 5
    Sizi, "Allah merhametli ve bağışlayıcıdır, sizi affeder." diyerek aldattı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnananlara, "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. İnananlar, "Evet, ama siz kendinizi fitneye düşürdünüz dipnot 1 , bekleyip, şüphe ettiniz. dipnot 2 Allah'ın emri gelinceye kadar dipnot 3 tutku ve kuruntularınız sizi aldattı. Ve o ğarur dipnot 4 da sizi Allah ile aldattı." dipnot 5 dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendi kendinizi aldattınız.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hep şüphe ile yaşadınız.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ölüm gelip çatıncaya dek.
  4. metne dön, dipnot 4
    Aldatanlar: İns ve cinden şeytanlar.
  5. metne dön, dipnot 5
    Sizi, "Allah merhametli ve bağışlayıcıdır, sizi affeder." diyerek aldattı.

Gültekin Onan

(Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip beklediniz, (Tanrı'ya ve İslama karşı) kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Tanrı'nın buyruğu geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Tanrı ile aldatmış oldu."

Hasan Basri Çantay

(Münafıklar) onlara bağrışırlar: "Biz sizinle beraber değil miydik"? "Evet, dediler (derler, beraberdik). Fakat kendinizi siz kendiniz yakdınız. (Hep mü'minlerin felaketini) gözetdiniz. (İslam dini hakkında) şübhe etdiniz. Sizi kuruntular aldatdı. Sizi o çok aldatan, Allaha karşı bile aldatdı". Nihayet (işte) Allahın emri gelib çatdı.

İbni Kesir

Onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. Onlar da: Evet, ama siz kendinizi aldattınız, pusu kurdunuz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan, sizi Allah'a karşı bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı.

Mehmet Alagaş

(12-14) O gün erkek müminler ile kadın müminlerin önleri ve sağları nurlu koşarlarken göreceksin , onlar, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdelenirler, işte bu çok büyük bir başarıdır. O gün erkek münafıklar ve kadın münafıklar müminlere derler ki bizi bekleyin ki nurunuzdan bir parça yararlanalım / iktibas edelim , ardınıza geri dönün ve nur arayın denilir. Aralarına (nurlular ile nursuzlar) kapısı olan bir sur çekilir, Onun / surun içinde rahmet vardır dışındaki taraftaysa azap vardır, onlara, biz sizle beraber değil miydik? diye seslenirler / nida ederler. Derler ki evet ve fakat kendiniz ikilemde kalıp yenildiniz, bekleyip gözetlediniz, kuşkulandınız, beklentileriniz sizi Allah’ın emri gelinceye kadar aldattı ve aldatıcı da sizi Allah’la aldattı. Bugün ne s izden ne de kafirlerden artık fidye / ceza yerine geçebilecek bir şey alınmaz , sizin varacağınız yer cehennemdir, O sizin dostunuzdur / cehennem sizin dostunuzdur, ne kötü bir varış yeridir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Münafıklar, Müminlere: "Sizinle beraber değil miydik?" diye seslenirler. (Müminler de): "Evet! Ancak siz kendi başınızı belaya soktunuz, (Müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu.” derler.

Süleyman Ateş

(Münafıklar) onlara seslenirler: "Biz de sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler) derler ki: "Evet ama, siz kendi canlarınıza kötülük ettiniz, beklediniz (hemen tevbe etmediniz) kuşkulandınız, kuruntular sizi aldattı. Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar (böyle hareket ettiniz,) o çok aldatıcı (şeytan,) sizi Allah(ın affı) ile aldattı."

Süleymaniye Vakfı

Münafıklar: "Biz sizinle beraber değil miydik?" diye haykırırlar dipnot 1 . Müminler: "Evet ama siz (ikiyüzlülük ederek) kendi başınızı yaktınız. (Bize bela gelmesini) beklediniz, kuşku duydunuz; kurgularınız Allah'ın emri (ölüm) gelinceye kadar sizi aldattı; çok aldatıcı (insan ve cin şeytanları) da sizi Allah ile aldattı dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafıklar, müminlere dünyada iken de aynı şeyleri söylüyorlardı (Nisa 4/141).
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah bu konuda tüm insanları uyarmıştır (Lokman 31/33, Fatır 35/5).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Münafıklar: "Sizinle beraber değil miydik?" diye bağırırlar. Müminler: "Evet ama siz kendinizi yaktınız. Bizi gözlemlediniz, şüpheye düştünüz; kurduğunuz kurgular, Allah'ın (ölmenizle ilgili) emri gelinceye kadar sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) da sizi Allah ile aldattı."

Şaban Britch

Münafıklar, müminlere: Sizinle beraber değil miydik? diye seslenecekler. Evet, ancak siz kendinizi (münafıklık ederek) fitneye düşürdünüz, (müslümanların başına bela gelmesini) gözetip beklediniz, şüphe ettiniz. Sizleri kuruntular yanıltıp aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi ve o aldatıcı da sizi Allah ile aldatmış oldu” derler.

Şaban Piriş

Münafıklar, müminlere: -Sizinle beraber değil miydik? diye seslenecekler. -Evet, ama, siz kendinizi aldattınız. Çekinceli davrandınız, şüphe ettiniz ve Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Aldatıcı da sizi Allah ile aldattı, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara seslenirler: "Biz sizinle değil miydik?" Derler ki: "Evet, bizimleydiniz. Ancak siz kendinizi yaktınız, bekleyip durdunuz, şüphe ettiniz, hayal ve kuruntular/hurafeler/anlamını bilmeden okuyuşlar sizi aldattı; nihayet Allah'ın emri geldi. O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then they -the hypocrites- call out to those who are blessed and say to them: "Had we not been together Here and Hereafter and together we attended assemblies of prayers and pilgrimage and together we fought". Indeed we were together, say the virtuous "but you counseled deaf and you closed your hearts' ears and your minds' eyes and did not keep back from the forbidden. You were illuded with the false hopes that gratifying your appetite was something instinctively felt to be right and fair, and with Satanic deceit you had forgotten calling Allah to mind."

Abdul Haleem

The hypocrites will call out to the believers, ‘Were we not with you?’ They will reply, ‘Yes. But you allowed yourselves to be tempted, you were hesitant, doubtful, deceived by false hopes until God’s command came- the Deceiver tricked you about God.

Abdullah Yusuf Ali

(Those without) will call out, "Were we not with you?" (The others) will reply, "True! but ye led yourselves into temptation; ye looked forward (to our ruin); ye doubted (Allah's Promise); and (your false) desires deceived you; until there issued the Command of Allah. And the Deceiver deceived you in respect of Allah.

Abul A'la Maududi

The hypocrites will call out to the believers: "Were we not with you?" dipnot 1 The believers will reply: “Yes; but you allowed yourselves to succumb to temptations, dipnot 2 and you wavered dipnot 3 and you remained in doubt dipnot 4 and false expectations deluded you until Allah's command came to pass, dipnot 5 and the Deluder dipnot 6 deluded you concerning Allah.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, did we not live with you together in the same Muslim society? Did we not affirm the faith? Did we not offer the Prayers along with you and observe the Fast and perform the Hajj and pay the Zakat? Did we not sit with you in your assemblies and were we not bound in marriage ties and kinship with you? Then, how is it that we have been separated from you today?
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, in spite of your claim to be Muslims, you never believed like true and sincere Muslims and remained suspended between belief and unbelief. You still had your interests attached to disbelief and the disbelievers and you never gave yourselves up wholly to Islam.
  3. metne dön, dipnot 3
    Tarabbus (from which tarabbastum of the text is derived) means to wait and tarry for an opportunity. When a person is unable to decide which of the two alternative ways he should choose but stands and waits to consider which way should be more favorable for him to follow, he is involved in tarabbus. The hypocrites had adopted the same attitude during the critical time of the conflict between Islam and un-Islam. Neither were they siding with disbelief openly nor were spending their energy to support and help Islam with full conviction. They were sitting on the fence, waiting to see which party in the conflict became dominant, so that if it was Islam they may join it on the basis of their affirmation of the faith, and if it was unbelief they may side with its supporters taking advantage of their neutral position in the conflict.
  4. metne dön, dipnot 4
    This implies different kinds of doubts that a hypocrite suffers from, and the same also are the actual causes of his hypocrisy. He doubts the existence of God, the Prophethood of the Prophet, the Quran’s being Allah’s book, the Hereafter, its accountability, and its rewards and punishments, and he doubts whether the conflict between the truth and falsehood is real, or a mere delusion; as for himself he considers the only truth to be that one should enjoy life and its pleasures to the full. For unless a person is involved in such doubts he can never be a hypocrite.
  5. metne dön, dipnot 5
    This can have two meanings:
  6. metne dön, dipnot 6
    (1) Until death came to him, you could not shed this delusion till the last moment.

Aisha Bewley

They will call out to them, ‘Were we not with you?’ They will reply, ‘Indeed you were. But you made trouble for yourselves and hung back and and doubted and false hopes deluded you until Allah’s command arrived. The Deluder deluded you about Allah.

Al-Hilali & Khan

(The hypocrites) will call the believers: "Were we not with you?" The believers will reply: "Yes! But you led yourselves into temptations, you looked forward for our destruction; you doubted (in Faith) and you were deceived by false desires, till the Command of Allâh came to pass. And the chief deceiver (Satan) deceived you in respect of Allâh."

Ali Quli Qarai

They will call out to them, ‘Did we not use to be with you?’ They will say, ‘Yes! But you cast yourselves into temptation, and you awaited and were doubtful, and [false] hopes deceived you until the edict of Allah arrived, and the Deceiver deceived you concerning Allah.

Amatul Rahman Omar

These (hypocrites) will call out to these (believers), `Were we not with you (in the worldly life)?' They will reply, `Yes, but you let yourselves fall into temptations and you waited (uselessly for our destruction), and you doubted (about the truth). Infact, your vain desires deceived you till the decree of Allâh (about your punishment) came to be implemented. And the arch-deceiver deceived you in respect of Allâh.

Arthur John Arberry

They shall be calling unto them, 'Were we not with you?' They shall say, 'Yes indeed; but you tempted yourselves, and you awaited, and you were in doubt, and fancies deluded you, until God's commandment came, and the Deluder deluded you concerning God.

Bijan Moeinian

They will cry out to the believers: "Were we not with you [in all religious activities]?" The believers will reply:…

E. Henry Palmer

They shall cry out to them, 'We were not with you!' they shall say, 'Yea, but ye did tempt yourselves, and did wait, and did doubt; and your vain hopes beguiled you; and the beguiler beguiled you about God.

Edip-Layth

They will call upon them: "Were we not with you?" They will reply: "Yes, but you led yourselves into temptation, and you hesitated, and doubted, and became misled by wishful thinking, until God's judgment came. You were diverted from God by arrogance."

George Sale

The hypocrites shall call out unto the true believers, saying, were we not with you? They shall answer, yea; but ye seduced your own souls by your hypocrisy: And ye waited our ruin; and ye doubted concerning the faith; and your wishes deceived you, until the decree of God came, and ye died: And the deceiver deceived you concerning God.

Hamid S. Aziz

They will cry unto them, "Were we not with you?" They shall say, "Yea! But you caused yourselves to fall into temptation, and you waited and doubted, and vain desires deceived you till the ordinance (punishment) of Allah came, while the Arch-deceiver deceived you about Allah. "

Mahmoud Ghali

They will be calling out to them, "Were we not with you?" They will say, "Yes indeed, but you tempted yourselves, and you awaited, and you were suspicious, and fancies deluded you until the Command of Allah came, and the Deluder deluded you concerning Allah.

Marmaduke Pickthall

They will cry unto them (saying): Were we not with you? They will say: Yea, verily; but ye tempted one another, and hesitated, and doubted, and vain desires beguiled you till the ordinance of Allah came to pass; and the deceiver deceived you concerning Allah;

Mohamed Ahmed - Samira

They will call to them: "Were we not with you?" They will answer: "Certainly; but then you let yourselves be tempted, and waited in expectation but were suspicious and were deceived by vain desires, till the decree of God came to pass, and the deceiver duped you in respect of God.

Muhammad Asad

They [who will remain without] will call out to those [within], "Were we not with you?" - [to which] the others will answer: “So it was! But you allowed yourselves to succumb to temptation, and you were hesitant [in your faith], and you were doubtful [of resurrection]; and your wishful thinking beguiled you until God’s command came to pass: for, [indeed, your own] deceptive thoughts about God deluded you

Mustafa Khattab

The tormented will cry out to those graced, "Were we not with you?" They will reply, “Yes ˹you were˺. But you chose to be tempted ˹by hypocrisy˺, ˹eagerly˺ awaited ˹our demise˺, doubted ˹the truth˺, and were deluded by false hopes until Allah’s decree ˹of your death˺ came to pass. And ˹so˺ the Chief Deceiver[1] deceived you about Allah.

Progressive Muslims

They will call upon them: "Were we not with you" They will reply: "Yes, but you led yourselves into temptation, and you hesitated, and doubted, and became misled by wishful thinking, until God's judgment came. You were diverted from God by arrogance."

Rashad Khalifa

They will call upon them, "Were we not with you?" They will answer, "Yes, but you cheated your souls, hesitated, doubted, and became misled by wishful thinking, until GOD's judgment came. You were diverted from GOD by illusions.

Sahih International

The hypocrites will call to the believers, "Were we not with you?" They will say, "Yes, but you afflicted yourselves and awaited [misfortune for us] and doubted, and wishful thinking deluded you until there came the command of Allah. And the Deceiver deceived you concerning Allah .

Sam Gerrans

They will cry to them: “Were we not with you?” They will say: “Verily, but you subjected your souls to means of denial, and you waited, and you doubted, and vain desires deluded you, until the command of God came; and the Deluder deluded you concerning God,

Shabbir Ahmed

They will cry unto them, "Were we not with you?" The believers will answer, "Yes, verily - but you let your "Self" succumb to temptation. And you tempted one another, hesitated (watching which side was prevailing), and doubted (Allah's promise). And your fantasies misled you until there issued the Command of Allah. And indeed, the deceiver deceived you concerning Allah. (Deceiver = Desire).

Syed Vickar Ahamed

(Those hypocrites outside) will call the believers, "Were we not with you?" (The others) will reply, "True! But you led yourselves into temptation; You looked forward (to our destruction); And you doubted (Allah’s Promise); And (your false) desires deceived you; Until the Command of Allah became true. And the Deceiver (Satan) deceived you in respect to (Almighty) Allah.

Taqi Usmani

They (the hypocrites) will call out to them (the believers), "Were we not with you?" They will say, “Yes, (you were,) but you led your souls to a wrong way, and kept waiting (for an evil end to the Muslims), and remained in doubt, and were deluded by fancies, until Allah’s command came to pass, and you were deceived about Allah by the Big Deceiver (Iblīs).

The Monotheist Group

They will call upon them: "Were we not with you?" They will reply: "Yes, but you led yourselves into temptation, and you hesitated, and doubted, and became misled by wishful thinking, until the judgment of God came. You were diverted from God by arrogance."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩