Diyanet İşleri
Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Hadîd suresi
Hadîd suresi, 29. ayet. لِّئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍ مِّن فَضْلِ ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ
liellâ ya`leme ehlü-lkitâbi ellâ yaḳdirûne `alâ şey'im min faḍli-llâhi veenne-lfaḍle biyedi-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.
Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Peygamberlerin gönderilişi, ruhbanlık ve Kitap ehli Hadîd 25–29 3
Andolsun, biz Nuh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.
Sonra bunların peşinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
29. Yani bizler genel olarak iman eden, Allah’tan korkan ve O’nun Rasûlüne iman eden kimselere olan lütuf ve ihsanımızı şunun için açıkladık: Kitap ehli bilsin ki, kendileri Allah’ın lütfundan hiçbir paya sahip değildirler. Yani kendi hevâlarına ve bozuk akıllarına göre Allah’ın lütfuna sınır koyamazlar. Dolayısı ile: “Yahudi ve hristiyan olandan başkası asla cennete giremez” (el-Bakara, 2/111) diyemezler ve Allah’tan olmadık dileklerde ve esası boş kuruntu olan temennilerde bulunamazlar.
Yüce Allah böylelikle Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman eden, Allah’tan korkup sakınan kimselere rahmetinden iki kat bağışlayıp bir nur vereceğini ve onlara mağfirette bulunacağını -Kitap ehline rağmen ve onlar hoşlanmasa da- haber vermektedir.
Yine onlar, “lütfun Allah’ın elinde olduğunu, onu” hikmeti gereği lütfundan kime vermesi gerekiyor ise ona “verdiğini bilsinler. Allah” hiçbir şekilde ölçüsü ve miktarı tespit edilemeyecek kadar “büyük lütuf sahibidir.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Müminler!- Sizin için kat kat mükâfat olarak hazırladığımız büyük lütfu beyan ettik ki, Ehlikitaptan önce gelmiş olan Yahudi ve Hristiyanlar, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi dilediğine bahşedip dilediklerine de yasaklayamazlar. Şunu da iyi bilsinler ki lütuf, ancak Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın elindedir, kullarından dilediğine bahşeder. Yüce Allah, dilediği kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Kader
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
"Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Kader · Ortak kavram: Kudret ve Ölçü
Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, "Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı" demeyesiniz diye, işte size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini, lütfun tamamen Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine (layık olana) vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah büyük lütuf sahibidir.
Böylece önceki vahiyleri izleyenler kendilerinin Allah'ın lutfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini düşünmesinler; dahası, bu lutfun Allah'ın yetkisinde olup onu dilediğine verdiğini bilsinler: zira Allah muazzam ikram sahibidir.
Ve geçmiş vahiylerin mensupları bilsinler ki Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur; bütün lütuf (yalnızca) Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.
Ta ki ehl-i kitap (din - hakikat ilmi verilmiş olanlar) Allah'ın lütfundan bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. . . (Biline ki) kesinlikle lütuf Allah'ın eliyledir (onların kazanması değil), onu dilediğine verir. . . Allah, "Zül Fadlil Aziym"dir.
Öyle ki, Kitap Ehli (yahudi ve hristiyanlar) Allah'ın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Allah, büyük fazl (üstün lütuf ve ihsan) sahibidir.
Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah’ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Kitap halkı artık bilsin ki, Allah'ın lütfu üzerinde hiçbir güçleri yoktur. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.
Kitap ehli, Allah'ın, mesajını kime vereceği üzerinde hiçbir yetkilerinin olmadığını bilmelidirler. Allah, kendi yetkisinde olan peygamberlik görevini dilediğine verir. Allah sonsuz lütuf sahibidir.
Böylece kitap halkı bilsin ki onlar ALLAH'ın lütfunu tekelleştiremezler, tüm lütuf ALLAH'ın elindedir, onu dilediğine ve/ veya dileyene verir. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.
Böylece kitap halkı bilsin ki, onlar ALLAH'ın lütfunu tekelleştiremezler, tüm lütuf ALLAH'ın elindedir, onu dilediğine ve/veya dileyene verir. ALLAH Büyük Lütuf Sahibidir.
Çünkü kendilerine kitap verilenler bilmeyecekler mi ki, Allah'ın lütfundan birşey(i elde etmey)e güç yetiremezler ve gerçekten lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.
Çünkü Ehli kitab bilmiyecek mi ki Allahın fadlından bir şey'e güç yetiremezler ve hakıkat fadıl, Allahın yedindedir, onu dilediğine verir ve Allah çok büyük fadıl sahibidir
Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu hak edene vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Kitap Ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güçlerinin yetmeyeceğini; lütfun Allah'ın elinde olduğunu ve onu dilediğine dipnot 1 vereceğini bilmezlik etmesin! Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Öyle ki, Kitap ehli Tanrı'nın fazlından hiçbir şeye 'güç yetirip sahip olmadıklarını' ve fazlın muhakkak Tanrı'nın elinde olduğunu, onu dilediğine verdiğini bilip öğrensin. Tanrı büyük fazl sahibidir.
Ehl-i kitab, hakıykaten Allahın fazl (-u kerem) inden hiçbir şey'e nail olamayacaklarını, muhakkak bütün inayetin Allahın elinde bulunduğunu, onu (ancak) dileyeceği kimselere vereceğini bilmedikleri için mi (küfürde inad ediyorlar? Halbuki bunu pek a'la biliyorlar da). Allah büyük fazl (-u kerem) saahibidir.
Böylece kitab ehli, Allah'ın lutfundan hiç bir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Muhakkak ki lutuf, bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Ve Allah; büyük lutuf sahibidir.
(26-29) Kesin olan şu ki, biz Nuh’u ve İbrahim’i gönderdik , her ikisinin soyunda da / zürriyetinde de nübüvvet ve kitap yaptık ve onlardan birileri yola girdi, onlardan çokları ise yoldan çıktılar, sonra onların izleri / eserleri üzerine Resullerimizi ard arda sıraladık / kafiyeli ve artlarından da Meryem oğlu İsa’yı sıraladık , Ona incili verdik ve Ona uyanların kalbinde de şefkat (Ra’fe, Rauf) ve esirgeme yaptık. Üzerlerine farz kılmadığımız Ruhbaniyet bidati. Bunu sadece Allah’ın hoşnutluğunu aramak amacıyla yapt ılar. Ona da hakiki bir riayetle riayet edemediler , biz de onlardan iman edenlere ödüllerini verdik, onların çoğu da yoldan çıkanlardı . Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve O’nun Resulüne iman edin , size esirgemesinden / rahmetinden iki pay versin , sizin için nur yapsın da onunla yürüyün , sizi bağışlasın , Allah bağışlayandır, esirgeyendir. Kitap halkı artık Allah’ın hazinesinden / fazlından hiçbir şeyi güç yetirip ayarlayamacaklarını bilsinler. Hazine / fazıl kesinlikle Allah’ın elindedir, istediği kişiye verir ve Allah büyük bir hazinenin sahibidir.
Böylece, kitap ehli Allah’ın lütfundan bir şeye güç yetiremediklerini, lütfun tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir.
Böylece Kitap ehli, kendilerinin, Allah'ın lutfundan hiçbir şeye malik olmadıklarını, bütün lutfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediğine vereceğini bilmezlik etmesinler. Allah, büyük lutuf sahibidir.
Böylece, ehlikitap /Kitaplarında uzman olanlar, Allah'ın lütfundan dipnot 1 herhangi bir şeyi elde edemeyeceklerini, bütün lütfun Allah'ın elinde olduğunu, onu tercih ettiğine vereceğini bilmezden gelmesinler dipnot 2 . Allah büyük lütuf sahibidir dipnot 3 .
Ehl-i Kitap dipnot 1 , Allah'ın yapacağı lütfu kendilerinin belirleyemeyeceğini bilmelidir. Bütün lütuf Allah'ın elindedir; onu doğru tercihte bulunana yapar; Allah büyük lütuf sahibidir. dipnot 2
Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir
Kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi takdir edemeyeceklerini ve lütfun Allah'ın elinde olup, onu dilediğine verebileceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Böylece, Ehl-i Kitap, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kotarma gücünde olmadıklarını bilsinler. Lütuf, Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah, büyük lütfun sahibidir.
So that Ahl AL-Kitab (people of the Book) would realize that they cannot force Allah's hands to confer on them His grace or a free and unmerited favour and that grace, be it sufficient or efficacious, rests with Allah; He confers it on whom He will, and Allah is the source of abounding munificence and all grace.
The People of the Book should know that they have no power over any of God’s grace and that grace is in the hand of God alone: He gives it to whoever He will. God’s grace is truly immense.
That the People of the Book may know that they have no power whatever over the Grace of Allah, that (His) Grace is (entirely) in His Hand, to bestow it on whomsoever He wills. For Allah is the Lord of Grace abounding.
(You should do this) so that the People of the Book know that they have no control over Allah's Bounty, and that all bounty is in Allah's Hand; He bestows it on whomsoever He pleases. Allah is the Lord of abounding bounty.
So that the People of the Book may know that they have no power at all over any of Allah’s favour and that all favour is in the Hand of Allah. He gives it to anyone He wills. Allah’s favour is indeed immense.
So that the people of the Scripture (Jews and Christians) may know that they have no power whatsoever over the Grace of Allâh, and that (His) Grace is (entirely) in His Hand to bestow it on whomsoever He wills. And Allâh is the Owner of Great Bounty.
so that the People of the Book may know that they have no power over anything of Allah’s grace, and that all grace is in Allah’s hand which He grants to whomever He wishes and Allah is dispenser of a great grace.
(You will be so treated) lest the people of the Scripture should think that they (- the Muslims) have no control over the attainment of the grace and bounty of Allâh and (so that they should know) that grace and bounty is entirely in the hands of Allâh; He bestows it upon such as wishes to be granted it (and strives for it). And Allâh is the Lord of immense grace and bounty.
that the People of the Book may know that they have no power over anything of God's bounty, and that bounty is in the hand of God; He gives it unto whomsoever He will; and God is of bounty abounding.
May the followers of the previous Scriptures know that they do not have the monopoly to God’s mercy and grace and that all grace is in God’s possession which He may shower upon whoever He desires. The Grace of God does not have any limit.
That the people of the Book may know that they cannot control aught of God's grace; and that grace is in God's hands, He gives it to whom He will; for God is Lord of mighty grace!
So that the followers of the book should know that they have no power over God's grace, and that all grace is in God's hand. He bestows it upon whoever/whomever He wills. God is Possessor of Infinite Grace.
That those who have received the scriptures may know that they have not power over any of the favours of God, and that good is in the hand of God; He bestoweth the same on whom He pleaseth, for God is endued with great beneficence.
So that the followers of the Book may know that they do not control aught of the grace of Allah, and that Grace is in Allah's hand. He gives it to whom He pleases; and Allah is the Lord of abundant Grace.
Lest that the Population of the Book (Or: The Family of the Book, i. e., the Jews and Christians) should know that they are able to estimate anything of the Grace of Allah, and that the Grace is in the Hand of Allah; He brings it to whomever He decides; and Allah is The Owner of the magnificent Grace.
That the People of the Scripture may know that they control naught of the bounty of Allah, but that the bounty is in Allah's hand to give to whom He will. And Allah is of Infinite Bounty.
So that the people of the Book may know that they have not the least power over the bounty of God, and that the bounty is wholly in the hands of God to give whosoever He please, for God is the master of infinite bounty.
And the followers of earlier revelation should know that they have no power whatever over any of God’s bounty, seeing that all bounty is in God’s hand [alone]: He grants it unto whomever He wills - for God is limitless in His great bounty.
˹This is so˺ that the People of the Book ˹who deny the Prophet˺ may know that they do not have any control over Allah’s grace, and that all grace is in Allah’s Hands. He grants it to whoever He wills. For Allah is the Lord of infinite bounty.
So that the followers of the Scripture should know that they have no power over God's grace, and that all grace is in God's hand. He bestows it upon whomever He wills. God is Possessor of Infinite Grace.
Thus, the followers of previous scripture should know that they have not monopolized GOD's mercy and grace, and that all grace is in GOD's hand. He bestows it upon whomever He wills. GOD is Possessor of Infinite Grace.
[This is] so that the People of the Scripture may know that they are not able [to obtain] anything from the bounty of Allah and that [all] bounty is in the hand of Allah ; He gives it to whom He wills. And Allah is the possessor of great bounty.
That the doctors of the Law might know that they have no power over the bounty of God, and that bounty is in the hand of God; He gives it to whom He wills; and God is possessor of tremendous bounty.
And the People of the Scripture should know that they have no power whatsoever over the Bounty of Allah. All Bounty is in Allah's hand and He grants it according to His Laws. And Allah is the Lord of a tremendous bounty. (He is the Lord of the Worlds and the Lord of all mankind and discriminates not between people (1:1), (114:1)).
That the People of the Book may know that they do not have any power over the Grace of Allah, that (His) Grace is (entirely) in His Hand, to (grant) it on anyone He wills. For Allah is the Owner of Gifts, great, (plentiful) and abounding.
- so that the People of the Book may know that they have no control over any thing from Allah’s bounty, and that bounty is in Allah’s hand; He gives it to whom He wills, and Allah is the Lord of the great bounty.
So that the followers of the Book should know that they have no power over the grace of God, and that all grace is in the hand of God. He bestows it upon whoever He wills. God is Possessor of Infinite Grace.