Hadîd suresi

Hadîd suresi, 16. ayet

Hadîd suresi, 16. ayet. أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ ٱللَّهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ ٱلْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ ٱلْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ

elem ye'ni lilleẕîne âmenû en taḫşe`a ḳulûbühüm liẕikri-llâhi vemâ nezele mine-lḥaḳḳi velâ yekûnû kelleẕîne ûtü-lkitâbe min ḳablü feṭâle `aleyhimü-l'emedü feḳaset ḳulûbühüm. vekeŝîrum minhüm fâsiḳûn.

Diyanet İşleri

İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 13–19 · surenin 16. ayeti / 29

Konu Kalplerin yumuşaması ve sadaka verenler Hadîd 16–19 3

  1. Hadîd 13

    Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın" denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.

  2. Hadîd 14

    (Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

  3. Hadîd 15

    Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!

  4. 16

    İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

  5. Hadîd 17

    Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size ayetleri açıkladık.

  6. Hadîd 18

    Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır.

  7. Hadîd 19

    Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

16. Yüce Allah, mü’min erkeklerle mü’min kadınların, münafık erkeklerle münafık kadınların âhiret yurdundaki durumlarını söz konusu ettikten sonra ve bu, kalplerin Rablerinin önünde saygı ve korku ile eğilmelerini, O’nun azameti önünde zilletle durmalarını gerektirdiğinden dolayı mü’minlere bunu yerine getirmeyişleri nedeniyle sitem edercesine şöyle buyurmaktadır: Allah’ın zikrine yani Kur’ân’a saygı ile boyun eğip kalplerinin yumuşayacağı, emir ve yasaklarına itaat edip Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği ve ona indirilen hakka bağlanacağı vakit gelmedi mi?

Bu buyruk, kalbin Yüce Allah’a, O’nun indirdiği Kitap ve hikmete karşı saygı ve korku ile boyun eğmeye (huşû’), mü’minlerin ilâhî öğütleri ve şer’î hükümleri her zaman için hatırda tutup bu konuda nefislerini hesaba çekmeye olanca gayretlerini harcamaya yönelik bir teşviktir.

“Daha önce kendilerine Kitap verilip de üzerlerinden uzun bir zaman geçince kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar.” Yani Allah’ın, kalbin hakka karşı yumuşayıp tam anlamı ile ona bağlanmayı gerektiren Kitabı üzerlerine indirdiği, sonra da bu hali sürdürmeyerek onun üzerinde sebat etmeyen kimseler gibi olmasınlar. Çünkü bunlar üzerinden geçen zaman uzayıp da gafletleri devam edince imanları sarsıldı ve yakînleri yok olup gitti. Bu yüzden de kalpleri katışaltı “ki onların çoğu fâsık kimselerdir.” Kalpler her zaman için Allah’ın indirdiklerini hatırlamaya, hikmet ile içli dışlı olmaya muhtaçtır. Bundan gaflete düşmemek gerekir, çünkü böyle bir gaflet, kalbin katılaşmasına ve gözlerin yaşarmaz hale gelmesine sebep olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah'a ve resulüne iman eden kimselerin Allah -Subhanehu ve Teâlâ-nın zikri ile mutmain olma ve Kur'an'da zikri geçen vaat ve tehditlere karşı kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? Kendilerine Tevrat verilen Yahudiler ve İncil verilen Hristiyanlar gibi kalpleri katılaşmış olmasınlar. Peygamberlerinin gönderilmesi ile onlar arasında uzun bir zaman geçti ve bundan dolayı kalpleri katılaştı. Onlardan büyük bir çoğunluğu Yüce Allah'a itaat etmekten uzaklaşarak günahlara yöneldiler.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَلَمْ elem
  2. يَأْنِ ye'ni vakti gelmedi mi? kök: اني
  3. لِلَّذِينَ lillezine için
  4. ءَامَنُوٓا۟ amenu inananlar kök: امن
  5. أَن en
  6. تَخْشَعَ tehşea saygı duymasının kök: خشع
  7. قُلُوبُهُمْ kulubuhum kalblerinin kök: قلب
  8. لِذِكْرِ lizikri zikrine kök: ذكر
  9. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  10. وَمَا ve ma ve şeye
  11. نَزَلَ nezele indirilen kök: نزل
  12. مِنَ mine -tan
  13. ٱلْحَقِّ l-hakki hak- kök: حقق
  14. وَلَا ve la ve
  15. يَكُونُوا۟ yekunu olmasınlar kök: كون
  16. كَٱلَّذِينَ kallezine kimseler gibi
  17. أُوتُوا۟ utu verilen kök: اتي
  18. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  19. مِن min
  20. قَبْلُ kablu bundan önce kök: قبل
  21. فَطَالَ fetale ve geçen kök: طول
  22. عَلَيْهِمُ aleyhimu üzerlerinden
  23. ٱلْأَمَدُ l-emedu uzun zaman kök: امد
  24. فَقَسَتْ fekaset ve katılaşan kök: قسو
  25. قُلُوبُهُمْ ۖ kulubuhum kalbleri kök: قلب
  26. وَكَثِيرٌۭ ve kesirun ve çoğu kök: كثر
  27. مِّنْهُمْ minhum onların
  28. فَـٰسِقُونَ fasikune yoldan çıkmıştır kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قسو (7 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: قسو (7 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: قسو (7 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını…

  • Aynı kök: امد (4 geçiş)

    Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah,…

  • Aynı kök: امد (4 geçiş)

    Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.

  • Aynı kök: امد (4 geçiş)

    De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem."

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk · Ortak kavram: Kalp

    Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü)…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk · Ortak kavram: Kalp

    Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

62 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İman edenlerin kalplerinin Allah'ı anmaya ve (O'nun katından) inen gerçeğe (Kur'an'a) boyun eğme zamanı gelmedi mi? Onlar (müminler), daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar! dipnot 1 Zira üzerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmıştı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Huşu‘]unda sıkıntı yaşananların durumlarını düzeltmeleri, [huşu‘]da devamlı olanların bu durumlarını daha artırmaları noktasında kendilerine bir teşvik yapılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

İman (ettiğini iddia) edenlerin, Allah'ın zikrine, yani Hak katında inen vahye karşı, ta kalplerinde ürperti duymalarının vakti hala gelmedi mi? Ta ki kendilerine daha önce vahiy verilip de, üzerlerinden uzun zaman geçtiği için kalpleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar; ki onların bir çoğu yoldan sapmıştır.

Muhammed Esed

İmana ermiş olanların kalplerinin Allah'ı ve (kendilerine) indirilen hakikati anarken acizliklerini fark etmelerinin zamanı gelmedi mi? (Ve vakti gelmedi mi) kendilerine daha önce vahiy indirilmiş olanlara ve zamanın geçmesiyle kalpleri katılaşarak çoğu (bugün) yoldan sapmış olanlara benzememelerinin?

Ahmed Hulusi

İman edenler için, Allah'ın zikri (hatırlanışı) ve Hak'tan inzal olana bilinçlerinin huşu duyması vakti gelmedi mi? Ki daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar (ibadetleri adete dönüşmesin, çalışmalarını düşünerek hissederek yapsınlar)! Onların (İsrailoğullarının) üzerlerinden uzun müddet geçmişti de (ibadetleri adete dönüşmüştü), bu yüzden kalpleri katılaşmıştı (yaptıklarını düşünüp hissedip yaşamadan, adet diye yapmaya başlamışlardı)! Onlardan (Yahudilerden) çoğunun inançları bozuktur!

Ali Bulaç

İman edenlerin, Allah'ın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun bir süre geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasık olanlardı.

Ali Özek ve heyeti

İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.

Ali Rıza Safa

Allah'ın Öğretisine ve indirilen gerçeğe, inanca çağırılanların yüreklerinin saygı duymasının zamanı gelmedi mi? Daha önce kitap verilen ve üzerinden zaman geçince yürekleri katılaşan kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu zaten yoldan çıkmıştır.

Bayraktar Bayraklı

Müminlerin Allah'ı anmaları ve O'ndan gelen bu gerçeğe karşı kalplerinin yumuşama zamanı gelmedi mi? İnananlar, kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Çünkü onların üzerinden uzun zaman geçip kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar için ALLAH'ın mesajına ve inen gerçeğe gönüllerini açmanın vakti gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilmiş olanlar gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğunluğu yoldan çıkmış kimselerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar için ALLAH'ın mesajına ve inen gerçeğe gönüllerini açmanın vakti gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilmiş olanlar gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğunluğu yoldan çıkmış kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O iman edenlere zamanı gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikrine ve inen gerçek aşkına saygı ile coşsun ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalpleri katılaşmış, Çoğu da günaha dalmış bulunanlar gibi olmasınlar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya o iyman edenlere çağı gelmedi mi? ki kalbleri Allahın zikrine ve inen hak aşkına huşu' ile çoşsun ve bundan evvel kendilerine kitab verilmiş sonra üzerlerinden uzun zaman geçip de kalbleri katılaşmış ve ekserisi fıska dalmış bulunanlar gibi olmasınlar.

Erhan Aktaş

İman Edenler'in; Allah'ın öğütlerini dinleyip de Hakk'tan gelen şeyle kalplerinin yumuşaması zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine Kitap verilip, üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onların çoğu fasık kimselerdi. dipnot 1

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, dinde gevşeklik göstererek, zamanla inandığı gibi değil de yaşadığı gibi inanmaya başlayan kimseler için önemli bir uyarıdır. İman Edenler, Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'ın buyruklarına göre değerlendirmezlerse, kalplerinin katılaşıp, fasıklaşacaklarını bilmelidirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İnananların; Allah'ın öğütlerini dinleyip de Hakk'tan gelen şeyle kalplerinin yumuşaması zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine Kitap verilip, üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onların çoğu fasık kimselerdi. dipnot 1

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, dinde gevşeklik göstererek, giderek yaşadığı gibi inanmaya başlayan kimseler için önemli bir uyarıdır. İnananlar, Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'ın buyruklarına göre değerlendirmezlerse, kalplerinin katılaşıp, fasıklaşacaklarını bilmelidirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İnananların; Allah'ın öğütlerini dinleyip de Hakk'tan gelen şeyle kalplerinin yumuşaması zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine Kitap verilip, üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onların çoğu fasık kimselerdi. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, dinde gevşeklik göstererek, giderek yaşadığı gibi inanmaya başlayan kimseler için önemli bir uyarıdır. İnananlar, Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'ın buyruklarına göre değerlendirmezlerse, kalplerinin katılaşıp, fasıklaşacaklarını bilmelidirler.

Gültekin Onan

İnananların, Tanrı'nın ve haktan inmiş olanın zikri için kalplerinin 'saygı ve korku ile yumuşaması' zamanı gelmedi mi? Onlar, bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden (uzun) bir müddet geçmiş, böylece kalpleri de katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan çoğu fasıktı.

Hasan Basri Çantay

iman edenlerin, Allahı ve Hakdan ineni zikr için, kalblerinin saygı ile yumuşaması zamanı hala gelmedi mi? Onlar, daha evvel kendilerine kitab verilib de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalbleri kararmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu (dinlerinden çıkmış) faasıklardı.

İbni Kesir

İman edenlerin, Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçek için kalblerinin yumuşaması zamanı hala gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitab verilip de üzerlerinden uzun zaman geçmiş, artık kalbleri katılaşmış bulunanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasıklardır.

Mehmet Alagaş

(15-16) İman edenlerin, Allah’ı zikirle ve gerçek olarak indirilenle kalplerinin derin bir saygı / huşu dönemleri hâlâ gelmedi mi? Onlar da önceki kitap verilenlerin durumu gibi olmasınlar , ü zerlerinden vakit geçtikçe onların kalpleri katılaşmıştı , onların çoğu ise yoldan çıkmışlardı. Biliniz! ki Allah , muhakkak ki öldükten sonra arzı diriltir , kesinlikle size ayetleri açıkladık, böylelikle belki akledersiniz / verilerle bağlantı kurabilirsiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.

Süleyman Ateş

İnananlar için hala vakit gelmedi mi ki kalbleri Allah'ın Zikrine ve inen hakka saygı duysun ve bundan önce kendilerine Kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmekle kalbleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmış kimseler gibi olmasınlar?

Süleymaniye Vakfı

İman etmiş olanlar için, Allah'ın zikrine yani inen o gerçeğe (Kur'an'a) karşı, kalplerinin derin bir saygı duyma zamanı gelmedi mi dipnot 1 ? Sakın daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden (yeni bir elçinin gönderilmediği dipnot 2 ) uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendini inanıp güvenmiş (mümin) sayanların dipnot 1 kalplerini, Allah'ın Zikrine (Kitabına) ve o gerçekten süzülen hikmetlere dipnot 2 bağlamalarının zamanı gelmedi mi? Sakın daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; üzerlerinden uzun zaman geçmişti de kalpleri katılaşmıştı. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki amenu آمنوا fiili if'al babındandır. Bu bab fiile vicdan=bulma anlamı da yüklediğinden ayete "vecedu enfusehüm muminine" anlamı verilmiştir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki el-hak kelimesi Allah'ın zikrini yani Kur'an'ı gösterir. Ondan inen de Kur'an'dan süzülen hikmet olur. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmuştur: "O, indirdiği kitap ve hikmet ile size öğüt vermektedir"(Bakara 2/231)

Şaban Britch

İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin titreyerek ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Çoğu da yoldan çıkmışlardı

Şaban Piriş

Allah'ın ve haktan inenin uyarıları için iman edenlerin kalblerinin titreme (zamanı) gelmedi mi? Kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Uzun süre geçince kalpleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

İnananlar için hala vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri/Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden uzun zaman geçmiş de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Is it not time that those who have conformed to Islam open their hearts' ears so that their breasts be filled with reverential awe as they listen to the Quran and accord with what it says and with the truth it declares. They should not be like those who have been given the Book before them who have transmuted the Book to their purpose throughout the years and became hard hearted? Indeed many among them are wicked

Abdul Haleem

Is it not time for believers to humble their hearts to the remembrance of God and the Truth that has been revealed, and not to be like those who received the Scripture before them, whose time was extended but whose hearts hardened and many of whom were lawbreakers?

Abdullah Yusuf Ali

Has not the Time arrived for the Believers that their hearts in all humility should engage in the remembrance of Allah and of the Truth which has been revealed (to them), and that they should not become like those to whom was given Revelation aforetime, but long ages passed over them and their hearts grew hard? For many among them are rebellious transgressors.

Abul A'la Maududi

Is the time not come that the hearts of the believers should be humbled to Allah's remembrance and to the Truth that He has revealed, dipnot 1 and that they should not be like those who were vouchsafed the Book and then a long time elapsed so that their hearts were hardened? A great many of them are now evil-doers. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here again, the word believers is general, but it does not apply to all the Muslims; it refers to those particular Muslims who had professed the faith verbally and joined the followers of the Prophet (peace be upon him) though their hearts were devoid of any concern for Islam. They were watching that the pagan forces were bent upon wiping out Islam; they had encircled the handful of Muslims from all sides, who were being made the target of persecution everywhere in Arabia, and thus the oppressed Muslims were fleeing to Al-Madinah empty-handed for refuge; the sincere Muslims were extending to them whatever economic help they could; yet they were, at the same time, engaged in a life and death struggle with the enemy. But, in spite of this, these people who professed the faith were not being moved at all. So, here, they are being put to shame. As if to say: What kind of believers are you? At this critical juncture for Islam, is it not yet the time that your hearts should melt at the mention of Allah and be filled with the spirit of sacrifice for the sake of His religion. Can the believers be such that they have no feelings for Islam when it is confronted with hard times. That they may sit unconcerned when they are summoned in the name of Allah. That the hearts may neither tremble out of fear of Allah nor bow to His command when He Himself should make an appeal for contributions in the Book sent down by Him, declaring it as a loan to Himself and plainly telling that the one who would regard his wealth as dearer than the cause of the true faith would be a hypocrite and not a believer.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the Jews and the Christians seem to have lost fervor and degenerated spiritually and morally hundreds of years after the passing away of their Prophets. But have you already become so depraved that while the Prophet (peace be upon him) is still present among you, and the Book of God is still being revealed, and not much time has passed over you since you affirmed the faith, and you have started behaving like the Jews and the Christians who have reached this state through centuries of playing and tempering with the Book of Allah and its verses.

Aisha Bewley

Has the time not arrived for the hearts of those who have iman to yield to the remembrance of Allah and to the truth He has sent down, so they are not like those who were given the Book before for whom the time seemed over long so that their hearts became hard? Many of them are deviators.

Al-Hilali & Khan

Has not the time come for the hearts of those who believe (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism) to be affected by Allâh’s Reminder (this Qur’ân), and that which has been revealed of the truth, lest they become as those who received the Scripture [the Taurât (Torah) and the Injeel (Gospel)] before (i.e. Jews and Christians), and the term was prolonged for them and so their hearts were hardened? And many of them were Fâsiqûn (the rebellious, the disobedient to Allâh).

Ali Quli Qarai

Is it not time yet for those who have faith that their hearts should be humbled for Allah’s remembrance and to the truth which has come down [to them], and to be not like those who were given the Book before? Time took its toll on them and so their hearts were hardened, and many of them are transgressors.

Amatul Rahman Omar

Is it not yet time for those who believe that their hearts should feel humbled at the mention (of the name) of Allâh and at the truth that has been revealed to them (in the form of the Qur'ân), and that they do not become like those who were given the Scripture before (them). But their hearts hardened because a long period of time passed over them (enjoying the favours of Allâh. (As for their present state) they are mostly transgressors.

Arthur John Arberry

Is it not time that the hearts of those who believe should be humbled to the Remembrance of God and the Truth which He has sent down, and that they should not be as those to whom the Book was given aforetime, and the term seemed over long to them, so that their hearts have become hard, and many of them are ungodly?

Bijan Moeinian

Is it not yet time for those (who consider themselves the believers) that their hearts should melt when "for God’s sake" is mentioned and be filled with the (spirit of sacrifice for the) truth? Is it not yet time to learn from those to whom God gave the book before you and not behave like them? Do not you realize to what a rock their hearts has turned into and how they have become sinners ? [what an appropriate reminding when you look at their societies today plagued with sex, gambling, drugs, divorces,. ..]

E. Henry Palmer

Is the time come to those who believe, for their hearts to be humbled at the remembrance of God, and of what He has sent down in truth? and for them not to, be like those who were given the Scriptures before, And over whom time was prolonged, but their hearts grew hard, and many of them were workers of abomination?

Edip-Layth

Has not the time come for those who acknowledged to open up their hearts for the remembrance of God, and the truth that is revealed herein? They should not be like those who were given the book before, and the waiting became long for them, so their hearts became hardened, and many of them were wicked.

George Sale

Is not the time yet come unto those who believe, that their hearts should humbly submit to the admonition of God, and to that truth which hath been revealed; and that they be not as those unto whom the scripture was given heretofore, and to whom the time of forbearance was prolonged, but their hearts were hardened, and many of them were wicked doers?

Hamid S. Aziz

Has not the time ripe for those who believe that their heart should submit to the remembrance (or the Reminder) of Allah and to what has been revealed of the truth? And that they should not become like those who were given the Book before, but the term was prolonged for them, and so their heart hardened, and most of them are rebellious transgressors.

Mahmoud Ghali

Is it not due time for the hearts of (the ones) who have believed to submit to the Remembrance of Allah and that which came down of the Truth, and that they should not be as the ones to whom the Book was brought earlier? Then (their) span became long to them, so their hearts hardened; and many of them are immoral.

Marmaduke Pickthall

Is not the time ripe for the hearts of those who believe to submit to Allah's reminder and to the truth which is revealed, that they become not as those who received the scripture of old but the term was prolonged for them and so their hearts were hardened, and many of them are evil-livers.

Mohamed Ahmed - Samira

Has the moment not yet come when the hearts of believers should be moved by the thought of God and the truth that has been sent down, so that they should not be like those who received the Book before them but whose hearts were hardened after a lapse of time, and many of them turned disobedient?

Muhammad Asad

IS IT NOT time that the hearts of all who have attained to faith should feel humble at the remembrance of God and of all the truth that has been bestowed [on them] from on high, lest they become like those who were granted revelation aforetime, and whose hearts have hardened with the passing of time so that many of them are [now] depraved?

Mustafa Khattab

Has the time not yet come for believers’ hearts to be humbled at the remembrance of Allah and what has been revealed of the truth, and not be like those given the Scripture before—˹those˺ who were spoiled for so long that their hearts became hardened. And many of them are ˹still˺ rebellious.

Progressive Muslims

Has not the time come for those who believed to open up their hearts for the remembrance of God, and the truth that is revealed herein And they should not be like those who were given the Scripture before, and the waiting became long for them, so their hearts became hardened, and many of them were wicked.

Rashad Khalifa

Is it not time for those who believed to open up their hearts for GOD's message, and the truth that is revealed herein? They should not be like the followers of previous scriptures whose hearts became hardened with time and, consequently, many of them turned wicked.

Sahih International

Has the time not come for those who have believed that their hearts should become humbly submissive at the remembrance of Allah and what has come down of the truth? And let them not be like those who were given the Scripture before, and a long period passed over them, so their hearts hardened; and many of them are defiantly disobedient.

Sam Gerrans

Has not the time come for those who heed warning that their hearts should be humbled to the remembrance of God, and what has come down of the truth, and that they be not as those given the Writ before? And the span seemed long to them, so their hearts hardened; and many of them are perfidious.

Shabbir Ahmed

Is it not time for the believers that their hearts feel humble at the remembrance of Allah and the Truth which has been revealed? Become not like those who were given the Scripture before, and whose hearts were hardened with time. And so, a great many of them have drifted away from Truth.

Syed Vickar Ahamed

Has not the time yet arrived for the believers, with their hearts, in all humility, should engage in the remembrance of Allah and of the Truth which has been made known (to them); And that they should not become like those to whom was given the Message before, and during long ages (that) passed over them and their hearts grew hard? And many of them are rebellious transgressors.

Taqi Usmani

Has the time not yet come for those who believe that their hearts should be humble for the remembrance of Allah and for the truth that has descended (through revelation)? They must not be like those to whom the Book was given before, but a long period passed on them (in which they did not repent), therefore their hearts became hard, and (thus) many of them are sinners.

The Monotheist Group

Has not the time come for those who believed to open up their hearts for the remembrance of God, and the truth that is revealed herein? And they should not be like those who were given the Book before, and the waiting became long for them, so their hearts became hardened, and many of them were wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 16. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 16. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 16. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩