58. sure

Mücâdele Suresi المجادلة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Zıhâr ve kefareti 1–4 karşılaştır — Zıhâr ve kefareti
  2. Allah'a düşmanlık ve O'nun her yerdeki bilgisi 5–7 karşılaştır — Allah'a düşmanlık ve O'nun her yerdeki bilgisi
  3. Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak 8–13 karşılaştır — Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak
  4. Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu 14–22 karşılaştır — Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Zıhâr ve kefareti 1–4

  1. Mücâdele suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 1. ayet. قَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّتِى تُجَٰدِلُكَ فِى زَوْجِهَا وَتَشْتَكِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَآ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ

    ḳad semi`a-llâhü ḳavle-lletî tücâdilüke fi zevcihâ veteştekî ile-llâh. vellâhü yesme`u teḥâvurakümâ. inne-llâhe semî`um beṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Eşi hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü Allah elbette duymuştur. dipnot 1 Allah sizin konuşmanızı duymaktadır. dipnot 2 Şüphesiz ki Allah duyandır, görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet grubu, İslam'ın kadına verdiği değerin en açık göstergelerindendir. Çünkü bir hanım, hakkını aramak için Hz. Muhammed'le çok rahat bir şekilde görüşebilmiş, derdini anlatmış, ikna olmayınca ısrar etmiş ve Yüce Allah'ın buyruklarının kendi lehine gelmesine vesile olmuştur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rivayet olunduğuna göre, Evs b. Sâmit, eşi Havle binti Sa‘lebe'ye [zıhar] yapmıştı. Bunun üzerine Havle, Hz. Muhammed'e gelmiş ve ‘Ben, genç ve arzu edilirken Evs benimle evlendi. Yaşım ilerleyip çocuklarımın çoğaldığı bir zamanda, beni annesi gibi kabul etti. Benim küçük çocuklarım var. Onları onun ailesine bırakırsam perişan olurlar, bakamazlar. Onları yanıma alsam aç kalırlar' demişti. Fakat konu hakkında ayet gelmediği için geleneğin kabulünü kendisine söyleyen Hz. Muhammed'in sözleriyle ikna olmayan Havle durumu Yüce Allah'a arz etmeye vardırmıştı.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 1. ayet

  2. Mücâdele suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمْ إِنْ أُمَّهَٰتُهُمْ إِلَّا ٱلَّٰٓـِٔى وَلَدْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَرًا مِّنَ ٱلْقَوْلِ وَزُورًا وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

    elleẕîne yüżâhirûne minküm min nisâihim mâ hünne ümmehâtihim. in ümmehâtühüm ille-llâî velednâhüm. veinnehüm leyeḳûlûne münkeram mine-lḳavli vezûrâ. veinne-llâhe le`afüvvun gafûr.

    Mehmet Okuyan

    İçinizden eşlerine zıhar dipnot 1 yapanların kadınları, onların anneleri değildir. Onların anneleri ancak kendilerini doğuran (kadın)lardır. Şüphesiz ki onlar çirkin bir söz ve yalan söylüyorlar. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Zıhâr], kişinin "Sen bana annemin sırtı gibisin!" diyerek eşinin sırtını annesine benzetmesine denir. Benzer mesaj: Ahzâb 33:4.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 2. ayet

  3. Mücâdele suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا۟ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِّن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا ذَٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِۦ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    velleẕîne yüżâhirûne min nisâihim ŝümme ye`ûdûne limâ ḳâlû fetaḥrîru raḳabetim min ḳabli ey yetemâssâ. ẕâliküm tû`ażûne bih. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mehmet Okuyan

    Kadınlara zıhar yapıp sonra söylediklerinden dönenlerin, eşleriyle (cinsel olarak) birleşmeden önce bir köleyi özgürlüğe kavuşturmaları (gerekir). Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 3. ayet

  4. Mücâdele suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 4. ayet. فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا ذَٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbi`ayni min ḳabli ey yetemâssâ. femel lem yesteṭi` feiṭ`âmü sittîne miskînâ. ẕâlike litü'minû billâhi verasûlih. vetilke ḥudûdü-llâh. velilkâfirîne `aẕâbün elîm.

    Mehmet Okuyan

    (Buna imkân) bulamayan(lar), (eşleriyle cinsel olarak) birleşmeden önce art arda iki ay oruç (tutar). (Buna da) gücü yetmeyen, altmış yoksulu doyurmak (zorundadır). Bu (kolaylaştırma), Allah'a ve Elçisine inanmanız nedeniyledir. İşte şu(nlar), Allah'ın (koyduğu) sınırlarıdır. Kâfirler için elem verici bir azap vardır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 4. ayet

Allah'a düşmanlık ve O'nun her yerdeki bilgisi 5–7

  1. Mücâdele suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 5. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ كُبِتُوا۟ كَمَا كُبِتَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    inne-lleẕîne yüḥâddûne-llâhe verasûlehû kübitû kemâ kübite-lleẕîne min ḳablihim veḳad enzelnâ âyâtim beyyinât. velilkâfirîne `aẕâbüm mühîn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve Elçisine karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin tepelendiği gibi tepelenmiş (olacaklar)dır. (Oysa hepsine) apaçık ayetler indirmişizdir. Kâfirler için küçük düşürücü bir azap vardır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 5. ayet

  2. Mücâdele suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 6. ayet. يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ أَحْصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَسُوهُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    yevme yeb`aŝühümü-llâhü cemî`an feyünebbiühüm bimâ `amilû. aḥṣâhü-llâhü venesûh. vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.

    Mehmet Okuyan

    O gün, Allah onların hepsini diriltecek ve (dünyada) yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Allah onların unuttuğu şey(ler)i bir bir sayıp dökmüş (olacak)tır. Allah her şeye şahittir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 6. ayet

  3. Mücâdele suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 7. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَىٰ ثَلَٰثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَآ أَدْنَىٰ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا۟ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    elem tera enne-llâhe ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. mâ yekûnü min necvâ ŝelâŝetin illâ hüve râbi`uhüm velâ ḫamsetin illâ hüve sâdisühüm velâ ednâ min ẕâlike velâ ekŝera illâ hüve me`ahüm eyne mâ kânû. ŝümme yünebbiühüm bimâ `amilû yevme-lḳiyâmeh. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu dipnot 1 (yerde) dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu (yerde) altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan daha az veya daha çok olsunlar, nerede olurlarsa olsunlar mutlaka O onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü (dünyada) yaptıklarını onlara bildirecektir. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Necvâ/en-necvâ] kelimesi "gizli konuşma, fısıldaşma" demektir. Konunun gizli toplantı yapılması şeklindeki kullanımı müşriklerle ilgili olarak İsrâ 17:47'de, Firavun'la ilgili olan ise Tâhâ 20:62'de yer almaktadır. Yüce Allah bu türden gizli toplantıların büyük çoğunluğunda hiçbir hayrın bulunmadığını Nisâ 4:114'de dile getirmektedir. [Necvâ] ile ilgili benzer mesajlar: Tevbe 9:78; Enbiyâ 21:3; Zuhruf 43:80; Mücâdele 58:7, 8, 10, 12, 13.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 7. ayet

Gizli konuşma âdâbı ve meclislerde yer açmak 8–13

  1. Mücâdele suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 8. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نُهُوا۟ عَنِ ٱلنَّجْوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَيَتَنَٰجَوْنَ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِىٓ أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    elem tera ile-lleẕîne nühû `ani-nnecvâ ŝümme ye`ûdûne limâ nühû `anhü veyetenâcevne bil'iŝmi vel`udvâv vema`ṣiyeti-rrasûl. veiẕâ câûke ḥayyevke bimâ lem yüḥayyike bihi-llâhü veyeḳûlûne fî enfüsihim levlâ yü`aẕẕibüne-llâhü bimâ neḳûl. ḥasbühüm cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmeṣîr.

    Mehmet Okuyan

    Gizli konuşmaktan engellendikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve Elçi'ye isyan konusunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamlamadığı şekilde selamlıyorlar. Kendi içlerinden de "Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize azap etmesi gerekmez miydi?" diyorlar. Onlara cehennem yeter. Oraya gireceklerdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 8. ayet

  2. Mücâdele suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَنَٰجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ tenâceytüm felâ tetenâcev bil'iŝmi vel`udvâni vema`ṣiyeti-rrasûli vetenâcev bilbirri vettaḳvâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Aranızda özel konuşacağınız zaman günah, düşmanlık ve Elçi'ye isyan konusunda gizlice konuşmalar yapmayın! İyilik ve takvâyı (duyarlılığı) konuşun! dipnot 1 Yalnızca kendi huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:114. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 9. ayet

  3. Mücâdele suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 10. ayet. إِنَّمَا ٱلنَّجْوَىٰ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ لِيَحْزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيْسَ بِضَآرِّهِمْ شَيْـًٔا إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    inneme-nnecvâ mine-şşeyṭâni liyaḥzüne-lleẕîne âmenû veleyse biḍârrihim şey'en illâ biiẕni-llâh. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.

    Mehmet Okuyan

    Gizli konuşmalar sadece şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Allah'ın izni olmadıkça (şeytan onlara) hiçbir zarar veremez. Müminler yalnızca Allah'a güvensinler!

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 10. ayet

  4. Mücâdele suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا۟ فِى ٱلْمَجَٰلِسِ فَٱفْسَحُوا۟ يَفْسَحِ ٱللَّهُ لَكُمْ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُوا۟ فَٱنشُزُوا۟ يَرْفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ دَرَجَٰتٍ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḳîle leküm tefesseḥû fi-lmecâlisi fefseḥû yefseḥi-llâhü leküm. veiẕâ ḳîle-nşüzû fenşüzû yerfe`i-llâhü-lleẕîne âmenû minküm velleẕîne ûtü-l`ilme deracât. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Size "Meclislerde yer açın!" denince yer açın dipnot 1 ki Allah da size genişlik versin. Size "Kalkın!" denince kalkın ki dipnot 2 Allah da içinizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [tefessehû], [fe'fsehû] ve [yefsahi] gibi kelimeler Kur'an'da sadece bu ayette yer almakta, "yer açmak", "yer genişletmek" anlamına gelmektedir. Yine Kur'an'da sadece bu ayette geçen [el-mecâlis] sözcüğü ise "meclisler", "toplantı alanları", "ortak etkinlik alanları", "sosyal etkinlik yerleri" gibi anlamlar içermektedir. Bu şekilde müminlerin hem "toplantı alanlarında", hem de daha geniş bir anlamda olmak üzere "sosyal hayata dair etkinliklerde" birbirlerine yer açmaları, birbirlerine fırsat vermeleri, birbirlerini desteklemeleri gerektiğini hükme bağlamaktadır ki Mâide 5:2'de "iyilik ve takvâda yardımlaşın" emri de bu hakikate işaret etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah konunun ikinci boyutuna dikkat çekmekte, "yer açma"nın ötesinde daha yaşlı ve sıkıntıda olan insanların toplantıya katılmaları gerektiği bir ortamda onlara yer vermek için yerinden kalkmak gerekiyorsa "kalkılması" istenmektedir. Böylece Yüce Allah bu emrine itibar eden müminleri ve kendilerine ilim verilenleri manevi derecelerle yücelteceğini müjdelemektedir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 11. ayet

  5. Mücâdele suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 12. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَٰجَيْتُمُ ٱلرَّسُولَ فَقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَةً ذَٰلِكَ خَيْرٌ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nâceytümü-rrasûle feḳaddimû beyne yedey necvâküm ṣadeḳaten. ẕâlike ḫayrul leküm veaṭher. feil lem tecidû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Elçi ile özel bir şey konuşacağınız zaman bu özel konuşmanızdan önce bir sadaka verin! Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. (Sadaka verecek imkân) bulamazsanız, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 12. ayet

  6. Mücâdele suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 13. ayet. ءَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَٰتٍ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا۟ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

    eeşfaḳtüm en tüḳaddimû beyne yedey necvâküm ṣadeḳât. feiẕ lem tef`alû vetâbe-llâhü `aleyküm feeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte veeṭî`ü-llâhe verasûleh. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.

    Mehmet Okuyan

    (Elçi ile) gizli (özel) görüşmenizden önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapamadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre namazı kılın, zekâtı verin; Allah'a ve Elçisine itaat edin! dipnot 1 Allah yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a ve Elçisine itaatle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:32, 132; Nisâ 4:59; Mâide 5:92; Enfâl 8:1, 20, 46; Nûr 24:52, 54; Ahzâb 33:71; Muhammed 47:33; Fetih 48:17; Teğâbun 64:12.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an'ın bütününde olduğu gibi bu iki ayet arasında da [nesh] (hüküm iptali), söz konusu değildir. Böylesi bir durumun söz konusu olabilmesi için "sadaka vermeyin" şeklinde mevcut hükme tamamen aykırı bir ifadenin yer alması gerekmekteydi. Oysa konuyla ilgili ayetlerde de Kur'an'ın genelinde de böyle bir durum söz konusu değildir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 13. ayet

Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu 14–22

  1. Mücâdele suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 14. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى ٱلْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    elem tera ile-lleẕîne tevellev ḳavmen gaḍibe-llâhü `aleyhim. mâ hüm minküm velâ minhüm veyaḥlifûne `ale-lkeẕibi vehüm ya`lemûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? dipnot 1 Onlar (münafıklar) ne sizdendir ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mümtehine 60:13.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 14. ayet

  2. Mücâdele suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 15. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    e`adde-llâhü lehüm `aẕâben şedîdâ. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamış (olacak)tır. Şüphesiz ki onların yaptıkları çok kötüdür!

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 15. ayet

  3. Mücâdele suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 16. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

    itteḫaẕû eymânehüm cünneten feṣaddû `an sebîli-llâhi felehüm `aẕâbüm mühîn.

    Mehmet Okuyan

    Yeminlerini kalkan (bahane) edinip Allah yolundan saptılar. dipnot 1 Onlara küçük düşürücü bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Münâfikûn 63:2.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 16. ayet

  4. Mücâdele suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 17. ayet. لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    len tugniye `anhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şey'â. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Mehmet Okuyan

    Onların malları da çocukları da Allah('ın azabına karşı) kendilerine hiçbir şeyde asla yarar sağlamayacaktır. İşte onlar ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalacaklardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:10, 116.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 17. ayet

  5. Mücâdele suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 18. ayet. يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُۥ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ

    yevme yeb`aŝühümü-llâhü cemî`an feyaḥlifûne lehû kemâ yaḥlifûne leküm veyaḥsebûne ennehüm `alâ şey'. elâ innehüm hümü-lkâẕibûn.

    Mehmet Okuyan

    O gün Allah onların hepsini yeniden diriltecektir. Onlar (dünyada) size yemin ettikleri gibi (mahşerde de) O'na (Allah'a yalan yere) yemin edeceklerdir. Kendilerinin bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. Dikkat edin! Şüphesiz ki onlar yalancıların ta kendileridir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 18. ayet

  6. Mücâdele suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 19. ayet. ٱسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَأَنسَىٰهُمْ ذِكْرَ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱلشَّيْطَٰنِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱلشَّيْطَٰنِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    istaḥveẕe `aleyhimü-şşeyṭânü feensâhüm ẕikra-llâh. ülâike ḥizbü-şşeyṭân. elâ inne ḥizbe-şşeyṭâni hümü-lḫâsirûn.

    Mehmet Okuyan

    Şeytan onları etkisi altına aldı ve kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın tarafındadır. Dikkat edin! Şeytanın tarafı(nda olanlar) kaybedenlerin ta kendileridir.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 19. ayet

  7. Mücâdele suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 20. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْأَذَلِّينَ

    inne-lleẕîne yüḥâddûne-llâhe verasûlehû ülâike fi-l'eẕellîn.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah'a ve Elçisine karşı gelenler, işte onlar en alçakların arasındadır.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 20. ayet

  8. Mücâdele suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 21. ayet. كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِىٓ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌ

    ketebe-llâhü leaglibenne ene verusülî. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.

    Mehmet Okuyan

    Allah "Ben -elbette ben- ve elçilerim şüphesiz ki galip geleceğiz." diye yazmıştır. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçek anlamda Yüce Allah'a inanılıp güvenilir ve O'nun buyrukları doğrultusunda hareket edilirse, tıpkı Bedir'de olduğu gibi başka savaşlarda da farklı zamanlarda da müslümanlar üstün gelecekler ve üstünlüklerini sürdürmüş olacaklardır. Benzer mesajlar: Bakara 2:249; Al-i İmrân 3:139; Mâide 5:23, 56; Kasas 28:35; Sâffât 37:171-173; Mü'min 40:51.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 21. ayet

  9. Mücâdele suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mücâdele suresi, 22. ayet. لَّا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    lâ tecidü ḳavmey yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri yüvâddûne men ḥâdde-llâhe verasûlehû velev kânû âbâehüm ev ebnâehüm ev iḫvânehüm ev `aşîratehüm. ülâike ketebe fî ḳulûbihimü-l'îmâne veeyyedehüm birûḥim minh. veyüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anh. ülâike ḥizbü-llâh. elâ inne ḥizbe-llâhi hümü-lmüfliḥûn.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun, Allah'a ve Elçisine karşı gelenlerle -babaları veya çocukları veya kardeşleri veya akrabaları da olsa- dostluk ettiğini göremezsin. dipnot 1 İşte (Allah) onların kalbine iman yazmış dipnot 2 ve katından bir rûh (Kur'an) dipnot 3 ile onları desteklemiştir. (Allah) onları içlerinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah kendilerinden razı, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. dipnot 4 İşte onlar Allah'ın tarafındadır. Dikkat edin! Allah'ın tarafı(nda olanlar) kurtulanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Tevbe 9:23-24 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu cümle Hucurât 49:7. ayetle birlikte okumalıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Nahl 16:2; Mü'min 40:15; Şûrâ 42:52; Kadir 97:4.
    4. metne dön, dipnot 4
      Benzer mesajlar: Mâide 5:119; Tevbe 9:100; Beyyine 98:8.

    Ayet detayı — Mücâdele suresi, 22. ayet