Hadîd suresi

Hadîd suresi, 21. ayet

Hadîd suresi, 21. ayet. سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

sâbiḳû ilâ magfiratim mir rabbiküm vecennetin `arḍuhâ ke`arḍi-ssemâi vel'arḍi ü`iddet lilleẕîne âmenû billâhi verusülih. ẕâlike faḍlü-llâhi yü'tîhi mey yeşâ'. vellâhü ẕü-lfaḍli-l`ażîm.

Diyanet İşleri

Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hadîd 18–24 · surenin 21. ayeti / 29

Konu Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik Hadîd 20–24 3

  1. Hadîd 18

    Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır.

  2. Hadîd 19

    Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

  3. Hadîd 20

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

  4. 21

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  5. Hadîd 22

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

  6. Hadîd 23

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

  7. Hadîd 24

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganidir, zengindir, övülmeye layıktır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

21. Yüce Allah, mağfiretine, rızasına ve cennetine ulaşmak için yarışa koyulmayı emretmektedir. Bu da mağfirete sebep olan samimi tevbeyle, fayda sağlayan istiğfarla, günahlardan ve günaha düşme ihtimallerinden uzak kalmak için gayret etmekle, salih ameller işleyerek Allah’ı razı edecek şeylere sürekli olarak bağlı kalmakla, hem Allah’a ibadette hem de insanlara faydalı olunacak bütün alanlarda ihsan sahibi olmakla ve bu suretle Allah’ın rızası için yarışmakla olur. Yüce Allah, böyle bir yarışa girmeyi gerektiren hususları da söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup eni yer ile göğün eni kadar olan cennet için...” Allah’a ve Rasûlü’ne iman etmenin kapsamına dinin usulü (itikada dair hükümleri) de füruu (amelî hükümleri) de girmektedir. “Bu, Allah’ın bir lütfudur ki O, onu dilediğine verir.” Yani bizim size bu açıkladığımız cennete ulaştıran yollar ile cehenneme götüren yollara dair zikrettiklerimiz, Allah’ın pek büyük mükâfatı ve pek güzel sevabı ile ilgili açıklamalarımız, Allah’ın kulları üzerindeki en büyük lütuf ve ihsanlarındandır.

"Allah büyük lütuf sahibidir.” Hiç kimse bundan dolayı O’na hakkıyla övgüde bulunamaz. O, kendi zatını övdüğü gibidir. Mahlukatından kim olursa olsun O’nu nasıl övmüş ise O, bütün bu övgülerin çok daha üstündedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey insanlar!- Tövbe ederek ve diğer salih amelleri işleyerek bu salih amellerde yarışın. Böylece günahlarınızın af olunmasına ve genişliği yer ve gökler kadar olan cennete nail olursunuz. Yüce Allah, kendisine ve resullerine iman edenler için bu cenneti hazırlamıştır. Bu mükâfat Yüce Allah'ın dilediği kullarına verdiği lütfudur. Allah -Subhanehu ve Teâlâ- Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. سَابِقُوٓا۟ sabiku koşun kök: سبق
  2. إِلَىٰ ila
  3. مَغْفِرَةٍۢ megfiratin bir mağfirete kök: غفر
  4. مِّن min -den
  5. رَّبِّكُمْ rabbikum Rabbiniz- kök: ربب
  6. وَجَنَّةٍ ve cennetin ve bir cennete kök: جنن
  7. عَرْضُهَا arduha genişliği kök: عرض
  8. كَعَرْضِ keardi genişliği gibi (olan) kök: عرض
  9. ٱلسَّمَآءِ s-semai gök kök: سمو
  10. وَٱلْأَرْضِ vel'erdi ile yerin kök: ارض
  11. أُعِدَّتْ uiddet hazırlanmış kök: عدد
  12. لِلَّذِينَ lillezine için
  13. ءَامَنُوا۟ amenu inananlar kök: امن
  14. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  15. وَرُسُلِهِۦ ۚ ve rusulihi ve elçilerine kök: رسل
  16. ذَٰلِكَ zalike işte bu
  17. فَضْلُ fedlu lutfudur kök: فضل
  18. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  19. يُؤْتِيهِ yu'tihi vereceği kök: اتي
  20. مَن men kimseye
  21. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  22. وَٱللَّهُ vallahu ve Allah kök: اله
  23. ذُو zu sahibidir
  24. ٱلْفَضْلِ l-fedli lutuf kök: فضل
  25. ٱلْعَظِيمِ l-azimi büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    İslam'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır.…

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan…

  • Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece…

  • Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Fakat Allah, lütuf ve kereminden onlara verince, onda cimrilik ettiler ve yüz çevirerek dönüp gittiler.

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Cennet

    Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Cennet

    Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rabbinizden bir bağışlanmaya ve Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanacak, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan cennete koşun! dipnot 1 İşte bu, Allah'ın dilediğine (layık olana) verdiği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibidir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:133.

Mustafa İslamoğlu

Rabbinizin mağfiretine nail olmak, Allah'a ve elçilerine iman edenler için hazırlanan, alanı göğün ve yerin genişliği kadar olan cennete kavuşmak için birbirinizle yarışın! Bu Allah'ın (dileyene) vermeyi dilediği ikramıdır: zira Allah muazzam ikram sahibidir.

Muhammed Esed

(Bu nedenle,) Rabbinizin bağışlayıcılığına nail olmak ve (böylece) Allah'a ve Elçisine iman edenler için hazırlanmış bulunan, gökler ve yer kadar geniş bir cenneti elde etmek yolunda birbirinizle yarışın! Bu, Allah'ın dilediğine bağışladığı bir lütfudur; çünkü Allah sonsuz lütuf sahibidir.

Ahmed Hulusi

(O halde) Rabbinizden bir mağfirete ve Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasullerine iman edenler için hazırlanmış olan, genişliği sema ve arzın genişliği gibi olan bir cennete, yarışarak koşun! İşte bu Allah'ın fazlıdır ki onu dilediğine verir! Allah, Zül Fadlil Aziym'dir (büyük lütuf sahibidir).

Ali Bulaç

Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resulü'ne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Rabbinizden bir mağfirete; Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

Ali Rıza Safa

Efendiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve O'nun elçisine inananlar için hazırlanmış, gök ve yeryüzüne denk genişliği olan cennete doğru yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfundandır; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

Bayraktar Bayraklı

O halde Rabbinizin affı ve cenneti için yarışınız! Allah'a ve peygamberlerine inananlar için hazırlananbu cennetin eni, gök ve yer genişliğindedir. Bu, Allah'ın hak edene vereceği bir lütuftur. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

Edip Yüksel

Efendinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan bir bahçeye koşun. ALLAH'ı ve elçisini onaylayanlar için hazırlanmıştır. Bu, ALLAH'ın dilediğine ve/veya dileyene verdiği lütfudur. ALLAH Büyük Lütuf sahibidir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennete koşun. ALLAH'a ve elçisine inananlar için hazırlanmıştır. Bu, ALLAH'ın dilediğine ve/veya dileyene verdiği lütfudur. ALLAH Büyük Lütuf sahibidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Siz Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni yerle göğün eni gibi bir cennete yarışın ki bu, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmıştır. O Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimselere verir ve Allah çok büyük lütuf sahibidir!

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz Rabbınızdan bir mağfirete ve eni yerle gökün eni gibi bir Cennete yarışın ki Allaha ve Resullerine iyman edenler için hazırlanmıştır, o Allahın fadlıdır, onu dilediği kimselere verir ve Allah, çok büyük fadıl sahibidir.

Erhan Aktaş

Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Resuller'ine iman edenler için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu hak edene dipnot 1 verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, "Dilediğime" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 10:108; 76:3).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Resullerine inananlar için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu hak edene dipnot 1 verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literal olarak dilediğine. Dilediğine demek uygun gördüğüne. Sizin arzunuza ve beklentinize göre değil, kim hak etmişse ona verir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Rasul'üne inananlar için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine dipnot 1 verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uygun gördüğüne. Sizin arzunuza ve beklentinize göre değil, kim hak etmişse ona verir.

Gültekin Onan

Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip yarışın', ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Tanrı'ya ve Resulü'ne inananlar için hazırlanmıştır. İşte bu, Tanrı'nın fazlıdır ki onu dilediğine verir. Tanrı büyük fazl sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Rabbinizden mağfirete ve — genişliği yerle, göğün eni kadar olan, Allaha ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış bulunan — cennete (ulaşmak) için yarış yapıb kazanın. İşte bu, Allahın fazl (-u kerem) idir ki onu kime dilerse ona verir. Allah, büyük fazl (-u inayet) saahibidir.

İbni Kesir

Rabbınızdan bir mağfirete, Allah'a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup da genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu; Allah'ın lutfudur, onu dilediğine verir. Allah büyük lutuf sahibidir.

Mehmet Alagaş

(20-21) Biliniz ki muhakkak ki dünya hayatı oyundur, eğlencedir, süstür, aranızda övünmektir, mallar ve çocuklar çoğaltmaktır. Kafirin / çiftçinin nebatı / ürünü için hoşuna gidecek olan yağmur gibidir , sonrasında o / nebat kurur ve onu sararmış görürsün, sonrasında da un ufak olur. Ahiretteki azap çok şiddetlidir , ahirette Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk ta vardır, dünya hayatı aldatıcı bir tüketim malzemesidir. Rabbinizin bağışlaması ve sağdan sola eni /arazası göğün ve yerin eni kadar olan cennet için yarışın, Allah’a ve Resulüne iman edenler için hazırlanmıştır, işte bu Allah’ın hazinesidir / fazlıdır, istediğine onu verir, Allah çok büyük bir hazine sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan Cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Süleyman Ateş

(O halde siz), Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği, gökle yerin genişliği gibi olup Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanmış bulunan bir cennete koşun. İşte bu, Allah'ın dilediğine vereceği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Siz, Rabbiniz tarafından bağışlanmak ve genişliği göklerle yerin genişliği kadar olan Cennet'i elde etmek için yarışın. Orası, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlanmıştır dipnot 1 . İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, gereğini yapanlara dipnot 2 verecektir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbiniz (Sahibiniz) tarafından (durumunuzun düzeltilmesini) bağışlanmayı ve genişliği göklerle yerin arası kadar olan Cennet'i elde etmek için yarışın. Orası Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlandı. İşte Allah'ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verecektir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Şaban Britch

Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir

Şaban Piriş

-Rabbinizden bir bağış ve genişliği yerle gök genişliği kadar olan cennet için yarışın! Allah'a ve Elçisine iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinizden bir affa ve Allah ile resulüne inananlar için hazırlanmış bulunan, eni de yerle göğün eni kadar olan bir cennete doğru yarışarak koşun. Bu, Allah'ın dilediğine vereceği bir lütuftur. Allah, o büyük lütfun sahibidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Vie with one another and compete to win Allah's forgiveness and your way to the beatitude of heaven in a paradise as wide as the heaven and the earth; prepared for those who sincerely believed in Allah and His Messenger. This is the sufficient and efficacious grace of Allah; He confers it on whom He will, and Allah is the Source of all grace.

Abdul Haleem

So race for your Lord’s forgiveness and a Garden as wide as the heavens and earth, prepared for those who believe in God and His messengers: that is God’s bounty, which He bestows on whoever He pleases. God’s bounty is infinite.

Abdullah Yusuf Ali

Be ye foremost (in seeking) Forgiveness from your Lord, and a Garden (of Bliss), the width whereof is as the width of heaven and earth, prepared for those who believe in Allah and His messengers: that is the Grace of Allah, which He bestows on whom he pleases: and Allah is the Lord of Grace abounding.

Abul A'la Maududi

So vie with one another dipnot 1 in seeking to attain your Lord's forgiveness and a Garden whose width is as the width of the heaven and the earth, dipnot 2 one which has been prepared for those who believe in Allah and His Messengers. That is Allah's bounty which He bestows upon those whom He pleases. Allah is the Lord of abounding bounty.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Musabaqat (from which sabiqu of the original is derived) means to compete and vie with each other in order to excel. The meaning is: Give up your rivalries with one another for amassing wealth, and pleasures and benefits of the world and instead make the forgiveness of your Lord and Paradise the object of your struggle and rivalries.
  2. metne dön, dipnot 2
    Some commentators have taken the word ard in arduha ka-ardis-samai wal-ard in the sense of breadth, but actually this word has been used here in the meaning of spaciousness and extensiveness. In Arabic the word ard is not only used for breadth, as a counterpart of length, but also for spaciousness, as it has been used in( Surah HaMim As-Sajdah, Ayat 51): fadhu dua in arid: Then he is full of long supplications. Besides, one should also understand that the object here is not to foretell the area or extent of Paradise, but to give an idea of its vastness and extensiveness. Here its vastness has been described as the vastness of the heaven and earth, and in Surah Aal-Imran it has been said: Hasten to follow the path that leads to your Lord’s forgiveness and to Paradise whose vastness is that of the universe, which has been prepared for the righteous (verse 133). When both these verses are read together, one gets the idea that the gardens and palaces man will receive in Paradise will only serve as his dwellingplace but the entire universe will be his home. He will not be restricted to one place as he is in this world, where just for reaching the moon, his nearest neighbor in space, he has had to struggle hard for years and expend excessive resources only to overcome the difficulties of a short journey. There the whole universe will be accessible to him. He will be able to see whatever he would desire from his station and be able to visit whichever place he would like easily.

Aisha Bewley

Race each other to forgiveness from your Lord and to a Garden, whose breadth is like that of heaven and earth combined, made ready for those who have iman in Allah and His Messengers. That is Allah’s favour which He gives to those He wills. Allah’s favour is indeed immense.

Al-Hilali & Khan

Race with one another in hastening towards forgiveness from your Lord (Allâh), and Paradise the width whereof is as the width of the heaven and the earth, prepared for those who believe in Allâh and His Messengers. That is the Grace of Allâh which He bestows on whom He is pleased with. And Allâh is the Owner of Great Bounty.

Ali Quli Qarai

Take the lead towards forgiveness from your Lord and a paradise as vast as the heavens and the earth, prepared for those who have faith in Allah and His apostles. That is Allah’s grace, which He grants to whomever He wishes, and Allah is dispenser of a great grace.

Amatul Rahman Omar

(Mankind!) advance quickly, outstripping one another, towards the protection from your Lord and (towards) a Garden the extensiveness of which is (beyond measure) as the extensiveness of the heaven and the earth. It has been prepared for those who believe in Allâh and His Messengers; that (protection) is Allâh's grace and bounty. He grants it to such of those who wish to attain it (and strive for it). Allâh is the Lord of immense grace and bounty.

Arthur John Arberry

Race to forgiveness from your Lord, and a Garden the breadth whereof is as the breadth of heaven and earth, made ready for those who believe in God and His Messengers. That is the bounty of God; He gives it unto whomsoever He will; and God is of bounty abounding.

Bijan Moeinian

Therefore engage in competition with one another in earning the Paradise which is as spacious as the entire universe [capable of accommodating you all], ready for those who have believed in God and His Messengers. Such is God’s grace [ready to be grabbed by anyone] that He showers whoever He wants with. The grace of Lord has no limit.

E. Henry Palmer

Race towards forgiveness from your Lord and Paradise, whose breadth is as the breadth of the heavens and the earth, prepared for those who believe in God and His apostles! and God's grace, He gives it to whom He pleases, for God is Lord of mighty grace!

Edip-Layth

You shall race towards forgiveness from your Lord, and a Paradise whose width is as the width of the heaven and the earth, prepared for those who acknowledged God and His messengers. Such is God's grace that He bestows upon whomever He wills. God is the Possessor of Infinite Grace.

George Sale

Hasten with emulation to obtain pardon from your Lord, and paradise, the extent whereof equalleth the extent of heaven and earth, prepared for those who believe in God and his apostles. This is the bounty of God: He will give the same unto whom He pleaseth; and God is endued with great bounty.

Hamid S. Aziz

Hasten to forgiveness from your Lord and to a Garden the extensiveness of which is as the extensiveness of the heaven and the earth; it is prepared for those who believe in Allah and His Messengers; that is the grace of Allah: He gives it to whom He wills, and Allah is the Lord of infinite bounty.

Mahmoud Ghali

Race to forgiveness from your Lord and a Garden the breadth of which is as the breadth of the heaven and the earth, prepared for the ones who believed in Allah and His Messengers. That is the Grace of Allah; He brings it to whomever He decides; and Allah is The Owner of the magnificent Grace.

Marmaduke Pickthall

Race one with another for forgiveness from your Lord and a Garden whereof the breadth is as the breadth of the heavens and the earth, which is in store for those who believe in Allah and His messengers. Such is the bounty of Allah, which He bestoweth upon whom He will, and Allah is of Infinite Bounty.

Mohamed Ahmed - Samira

Hasten for the forgiveness of your Lord and Paradise whose expanse is as wide as that of the heavens and the earth, which has been prepared for those who believe in God and His apostles. This is the bounty of God which He bestows on whosoever He please; and the bounty of God is infinite.

Muhammad Asad

[Hence, ] vie with one another in seeking to attain to your Sustainer’s forgiveness, and [thus] to a paradise as vast as the heavens and the earth, which has been readied for those who have attained to faith in God and His Apostle: such is the bounty of God which He grants unto whomever He wills - for God is limitless in His great bounty.

Mustafa Khattab

˹So˺ compete with one another for forgiveness from your Lord and a Paradise as vast as the heavens and the earth, prepared for those who believe in Allah and His messengers. This is the favour of Allah. He grants it to whoever He wills. And Allah is the Lord of infinite bounty.

Progressive Muslims

You shall race towards forgiveness from your Lord, and a Paradise whose width is as the width of the heaven and the Earth, prepared for those who believed in God and His messengers. Such is God's grace that He bestows upon whomever He wills. God is the Possessor of Infinite Grace.

Rashad Khalifa

Therefore, you shall race towards forgiveness from your Lord, and a Paradise whose width encompasses the heaven and the earth. It awaits those who believed in GOD and His messengers. Such is GOD's grace that He bestows upon whomever He wills. GOD is Possessor of Infinite Grace.

Sahih International

Race toward forgiveness from your Lord and a Garden whose width is like the width of the heavens and earth, prepared for those who believed in Allah and His messengers. That is the bounty of Allah which He gives to whom He wills, and Allah is the possessor of great bounty.

Sam Gerrans

Compete for forgiveness from your Lord, and a Garden the breadth whereof is as the breadth of the heaven and the earth —prepared for those who believe in God and His messengers. That is the bounty of God, which He gives to whom He wills; and God is possessor of tremendous bounty.

Shabbir Ahmed

So, be foremost in seeking absolution of your faults through the Laws of your Lord and thus a Paradise as vast as the heaven and the earth. (It transcends spatial boundaries encompassing the whole Universe (3:133)). It has been readied for those who attain belief in Allah and His Messengers. Such is the Bounty of Allah which He bestows upon him who wills it. And Allah is the Lord of a tremendous bounty.

Syed Vickar Ahamed

Race with one another (to be the foremost in seeking) forgiveness from your Lord, and a Garden (Paradise of Bliss), whose width is the width of heaven and earth, prepared for those who believe in Allah and His messengers. That is the Grace of Allah that He bestows on whom He is pleased with: And Allah is the Owner of Gifts, great, (plentiful) and abounding.

Taqi Usmani

Compete each other in proceeding towards forgiveness from your Lord and to Paradise the width of which is like the width of the sky and the earth. It has been prepared for those who believe in Allah and His messengers. That is the bounty of Allah; He gives it to whomsoever He Wills and Allah is the Lord of the great bounty.

The Monotheist Group

You shall race towards forgiveness from your Lord, and a Paradise whose width is as the width of the heaven and the earth, prepared for those who believed in God and His messengers. Such is the grace of God that He bestows upon whoever He wills. God is the Possessor of Infinite Grace.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 21. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 21. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hadîd suresi, 21. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩