Hadîd suresi · 20–24. ayetler

Dünya hayatının hakikati; musibet ve cimrilik

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Hadîd suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 20. ayet. ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌۢ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ ٱلْكُفَّارَ نَبَاتُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَٰمًا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٌ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

    Diyanet İşleri

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan

    Bilin ki dünya hayatı, sadece bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme, mal ve çocuk sahibi olma (yarışın)dan ibarettir. (Bu hayat), tıpkı bir yağmur gibidir; (yetiştirdiği) ürünleri çiftçilerin dipnot 1 hoşuna gider. Sonra (o ekinler) kurur; sen onun sararmış olduğunu görürsün; sonra da (o ekinler) kuru bir kırıntı (çer çöp) olur. dipnot 2 Ahirette (inkârcılar için) şiddetli bir azap vardır. (Müminler için ise) Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette geçen [el-küffâr] kelimesi, tohumu toprakla örttükleri için "çiftçiler" anlamına gelmektedir. Zaten [kâfir] de fıtratındaki ve vicdanındaki imanı örttüğü için böyle anılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:24; Kehf 18:45; Zümer 39:21.

    Mustafa İslamoğlu

    İyi bilin ki (tek başına) bu dünya hayatı bir oyun ve oynaştan, albenili bir gösteri ve birbirinize karşı övünme yarışından, mal ve evlat çoğaltma hırsından ibaret olurdu. Bu (tiplerin sonu) şu yağmur meseline benzer: O (yağmurun) yeşerttikleri, çiftçileri/nankörleri pek sevindirir; sonrar kurur ve sen onu sararmış görürsün; en sonunda toz toprak olur. Ama ahirette (böyle olmayacak). Ya şiddetli bir mahrumiyet veya Allah'tan bir mağfiret ve hoşnutluk olacak: Zira (tek başına) bu dünya hayatı, aldatıcı ve geçici bir tatmin aracından başka bir şey değildir.

    Muhammed Esed

    Bilin ki (ey insanlar!) Bu dünya hayatı, sadece bir oyundan, geçici bir eğlence ve güzel bir gösteriden, birbirinizle büyüklük yarışı(na girişmenizden) ve daha çok servet ve çocuk sahibi olma hırsın(ız)dan ibarettir. Bu (dünya)nın durumu, (hayat getiren) yağmurun hikayesine benzer: Yağmurun yeşerttiği bitki, toprağı ekenlere sevinç verir; ama sonra kurur ve sen onun sarardığını görürsün; sonunda toprak haline gelir. Ama öteki dünyada (insanın durumu ile ilgili ebedi hakikat açıkça ortaya çıkacaktır). (Ya) şiddetli azap, yahut Allah'ın bağışlayıcılığı ve hoşnutluğu, çünkü bu dünya hayatı, kendini kandırmanın zevkin(i tatmak)tan başka bir şey değildir.

    Ahmed Hulusi

    İyi bilin ki dünya hayatı sadece bir oyundur, bir eğlencedir, bir süstür; aranızda bir büyüklenme ve mallarda ve evlatta çoğalma yarışıdır! (Bunlar) şu misaldeki gibidir: Yağmurun yeşerttiği ekinle mutlu olurlar ama sonra bakarsın ki o yeşillikler kurur, sararır ve toprak olur hepsi! Sonsuz gelecek yaşamda ise ya şiddetli bir azap veya Allah'tan bir mağfiret ve Rıdvan vardır. Dünya hayatı nesneleri, kendini aldatmaktan başka bir şey değildir.

    Ali Bulaç

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

    Ali Rıza Safa

    İyi bilin ki, dünya yaşamı, ancak bir oyun, bir eğlence, bir çekicilik, aranızda bir övünme, mal ve çocuk edinme tutkusudur. Yağmur örneği gibi; onun yeşerttiği bitki, nankörlük edenlere sevinç verir. Sonra kurur, onu sararmış görürsün; sonunda çöp olur. Sonsuz yaşamda ise hem yaman bir ceza hem de Allah tarafından bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Zaten dünya yaşamı, aldatıcı bir geçimliktir.

    Bayraktar Bayraklı

    Biliniz ki dünya hayatı gerçekte oyun, eğlence, süs, aranızda soysopla övünme, mal ve çocukların çokluğu ile böbürlenmeden ibarettir. Onun durumu, bitirdiği bitkilerin çiftçileri hayran bıraktığı bir yağmur gibidir. Ardından o bitkiler kurur, sen onları sapsarı olmuş görürsün. Sonra bunlar çerçöpe dönüşürler. Ahirette şiddetli bir azap ile, Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı geçici ve yanıltıcı bir şeyden başkası değildir.

    Edip Yüksel

    Bilesiniz ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, para ve çocuk çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, inkarcıların hoşuna giden bir bitkiyi yetiştiren bir yağmura benzer. Ne var ki daha sonra o bitki kurur, sararır ve sonunda çerçöp olur. Ahirette ise ALLAH'tan çetin bir azap, bir bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, kandıran, geçici bir zevkten ibarettir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilesiniz ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, aranızda övünme, para ve çocuk çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, inkarcıların hoşuna giden bir bitkiyi yetiştiren bir yağmura benzer. Ne var ki daha sonra o bitki kurur, sararır ve sonunda çerçöp olur. Ahirette ise ALLAH'tan çetin bir azap, bir bağışlanma ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı, kandıran, geçici bir zevkten ibarettir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme, mal ve evlad da bir çokluk yarışından ibarettir. Bu tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, rençberleri imrendirir; sonra heyecana gelir, bir de görürsün sararmışdır, sonra da çörçöp olur! Ahrette ise şiddetli bir azap, bir de bir bağışlama ve hoşnutluk vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka birşey değildir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biliniz ki: Dünya hayat bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir tefahur ve mal-ü evladda bir çokluk yarışından ibarettir, bir yağmur temsili gibi ki otu rençberleri imrendirmiştir, sonra heyecana gelir, bir de görürsün sararmıştır, sonra da olur bir çörçöp, ahırette ise şiddetli bir azab bir de Allahdan bir mağfiret ve rıdvan vardır. Dünya hayat bir aldanış metaından başka bir şey değildir

    Erhan Aktaş

    Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; dipnot 1 bir ziynettir, dipnot 2 aranızda bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; dipnot 3 bitirdiği bitkilerle kafirlerin dipnot 4 hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan dipnot 5 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Aldatan dünya hayatı," hayatı sadece bu dünyadan ibaretmiş gibi yaşanan hayattır. İnsanı, sahip olduğu varlığın kulu, kölesi yapan, onu kendisine tutku ve ihtirasla bağlan hayattır. Sahip olduklarından hiç kimseyi yararlandırmayan hayattır. Aslında dünya hayatı önemsiz ve gereksiz bir hayat değildir, aksine çok değerli ve önemlidir. Bütün dünya nimetleri Rabb'imizin lütfudur ve onları önemsiz görmek nimete nankörlük etmek olur. Dikkat edilmesi ve önemsenmesi gereken şey, dünya nimetlerinin, ahiret nimetlerinden yoksun bırakacak bir kayba, bir aldanmaya neden olmamasıdır. Zira zenginlik ve refah aynı zamanda insan için şımartıcı ve azgınlaştırıcı özelliğe de sahiptir. "Dünya hayatının aldatmasına" yönelik uyarının amacı, dünya hayatının ahiret hayatını kaybettirmemesidir. Amaç, insanların zaaflarına yenilmeyerek gerçek ve kalıcı olan ahiret zenginliğini öncelemelerini sağlamaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      İlgi uyandıran, dikkat çeken nesnelerle, malla, makamla, şöhretle bezenerek, süslenerek gösterişli hale gelmeyi sağlayan şeyler veya bedensel organlar, şenlik, tören. Ziynet, bunlar olabileceği gibi; iman, iyi ahlak, güzel huy, onurlu olmak vb. türünden şeyler de olabilir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Dünya hayatının.
    4. metne dön, dipnot 4
      Çiftçilerin.
    5. metne dön, dipnot 5
      Geçici zevk, heves, eğlence, sahiplik ve çıkar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; aranızda bir ziynettir dipnot 1 , bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle Kafirlerin dipnot 2 hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan dipnot 3 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlgi uyandıran, dikkat çeken nesnelerle, malla, makamla, şöhretle bezenerek, süslenerek gösterişli hale gelmeyi sağlayan şeyler veya bedensel organlar, şenlik, tören. Ziynet, bunlar olabileceği gibi; iman, iyi ahlak, güzel huy, onurlu olmak vb. türünden şeyler de olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Çıkar, zevk, eğlence, geçici sahiplik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bilin ki dünya hayatı bir oyundur, bir oyalanmadır; aranızda bir ziynettir dipnot 1 , bir övünmedir, mallarda ve çocuklarda çokluk yarışıdır. Onun durumu; bitirdiği bitkilerle kafirlerin dipnot 2 hoşuna giden yağmur gibidir. Ardından o bitkileri kurur, onları sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olurlar. Ahirette, şiddetli bir azap da Allah'ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise aldatıcı bir metadan dipnot 3 başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ziynet: İlgi uyandıran, dikkat çeken nesnelerle bezenerek, süslenerek gösterişli hale gelmesini sağlayan şeyler veya bedensel organlardır. Ayrıca ziynet, bunlar olabileceği gibi; iman, iyi ahlak, güzel huy, onurlu olmak vb. türünden şeyler de olabilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çiftçilerin. Arapçada "kafir", örten demektir. Tohumu ektikten sonra üzerini toprakla örtükleri için çitçiye de kafir denmektedir. Bu nedenle Kur'an'da geçen her kafir sözcüğüne inkar etme anlamı vermek doğru değildir. Bu sözcük, çoğunlukla bizim de çevirimizde kullandığımız gibi, "gerçeğin üzerini örten nankör" anlamında kullanılmıştır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Çıkar, zevk, eğlence, geçici sahiplik.

    Gültekin Onan

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin / çiftçilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir bir de bakarlar ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Tanrı'dan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Bilin ki (ahiret kazancına yer vermeyen) dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süsdür, aranızda bir öğünüşdür. Mallarda ve evladlarda bir çoğalışdır. (Bunun) misali, bitirdiği nebat ekicilerin hoşuna giden bir yağmur gibidir. (Fakat) sonra o (nebat) kurur da sen (onu) sapsarı bir haale getirilmiş görürsün. Sonra da o, bir çörçöp olur. Ahiretde çetin azab vardır, Allahdan mağfiret ve rızaa vardır. Dünya hayatı (ndan faidelenmek) bir aldanış faidesinden başka (bir şey) değildir.

    İbni Kesir

    Bilin ki; dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlad sahibi olmak isteğinden ibarettir. Bu; yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitki gibidir ki; sonra kurur da sapsarı olduğunu görürsün. Sonra da çörçöp olur. Ahirette şiddetli azab vardır. Allah'ın rızası ve mağfireti de vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir geçinmeden başka bir şey de değildir.

    Mehmet Alagaş

    (20-21) Biliniz ki muhakkak ki dünya hayatı oyundur, eğlencedir, süstür, aranızda övünmektir, mallar ve çocuklar çoğaltmaktır. Kafirin / çiftçinin nebatı / ürünü için hoşuna gidecek olan yağmur gibidir , sonrasında o / nebat kurur ve onu sararmış görürsün, sonrasında da un ufak olur. Ahiretteki azap çok şiddetlidir , ahirette Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk ta vardır, dünya hayatı aldatıcı bir tüketim malzemesidir. Rabbinizin bağışlaması ve sağdan sola eni /arazası göğün ve yerin eni kadar olan cennet için yarışın, Allah’a ve Resulüne iman edenler için hazırlanmıştır, işte bu Allah’ın hazinesidir / fazlıdır, istediğine onu verir, Allah çok büyük bir hazine sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çerçöp olur ahirette şiddetli bir azap da vardır. Allah’tan bir mağfiret ve bir rıza da vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

    Süleyman Ateş

    Bilin ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda övünme mal ve evlad çoğaltma yarışıdır. Tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.

    Süleymaniye Vakfı

    Bilin ki dünya hayatı; oyun oynama, oyalanma, süslenme, birbirinize karşı övünme, daha çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. Bu, bir yağmur gibidir ki bitirdiği bitkiler çiftçilerin hoşuna gider; sonra kurumaya başlar da onları sararmış halde görürsün. Sonunda o bitkiler çer-çöpe dönüşür. Ahirette ise hem çetin bir azap hem de Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanma dışında bir şey değildir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilin ki dünya hayatı bir oyun, bir oyalanma, bir süs, mallar ve çocuklarla övünme yarışından ibarettir. Bu hayat, bitirdiği bitkilerle çiftçileri hayran bırakan bereketli yağmura benzer. Sonra bitki kurur; onu sararmış görürsün, arkasından da çer-çöpe dönüşür. Ama Ahirette (öbür dünyada) hem ağır bir azap hem de Allah'ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanma dışında bir şey değildir.

    Şaban Britch

    Bilin ki dünya hayatı, sadece bir oyun, eğlence ve süstür. Aranızda bir övünç, malları ve evlatları artırma işidir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise hem şiddetli bir azap, hem de Allah’tan mağfiret ve hoşnutluk vardır. Doğrusu dünya hayatı, aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.

    Şaban Piriş

    -Bilin ki, Dünya hayatı, sadece bir oyun, eğlence ve süstür. Aranızda bir övünç, malları ve evlatları artırma işidir. Bir yağmur gibidir. Yetiştirdiği bitkilerle ekincileri şaşırtır ve sonra kuruyup, sapsarı olduğunu görürsün. Daha sonra da çerçöp olur. Ahirette ise hem şiddetli bir azap, hem de Allah'tan mağfiret ve hoşnutluk vardır. Doğrusu dünya hayatı, aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bilin ki, şu iğreti dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden, bir süsten, aranızda bir övünmeden, mallarda ve evlatlarda çoğalma yarışından başka şey değildir. Bir yağmur misali ki, çıkardığı bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. Ama biraz sonra o ot kurur, sapsarı kesildiğini görürsün. Nihayet bir ot ufantısı haline gelir. Ahirette şiddetli bir azap var, Allah'tan bir af ve hoşnutluk da var. Dünya hayatı bir aldanış/gurur aracından başka şey değildir.

  2. Hadîd suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 21. ayet. سَابِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ أُعِدَّتْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanacak, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan cennete koşun! dipnot 1 İşte bu, Allah'ın dilediğine (layık olana) verdiği lütfudur. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:133.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinizin mağfiretine nail olmak, Allah'a ve elçilerine iman edenler için hazırlanan, alanı göğün ve yerin genişliği kadar olan cennete kavuşmak için birbirinizle yarışın! Bu Allah'ın (dileyene) vermeyi dilediği ikramıdır: zira Allah muazzam ikram sahibidir.

    Muhammed Esed

    (Bu nedenle,) Rabbinizin bağışlayıcılığına nail olmak ve (böylece) Allah'a ve Elçisine iman edenler için hazırlanmış bulunan, gökler ve yer kadar geniş bir cenneti elde etmek yolunda birbirinizle yarışın! Bu, Allah'ın dilediğine bağışladığı bir lütfudur; çünkü Allah sonsuz lütuf sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    (O halde) Rabbinizden bir mağfirete ve Esma'sıyla hakikati olan Allah'a ve Rasullerine iman edenler için hazırlanmış olan, genişliği sema ve arzın genişliği gibi olan bir cennete, yarışarak koşun! İşte bu Allah'ın fazlıdır ki onu dilediğine verir! Allah, Zül Fadlil Aziym'dir (büyük lütuf sahibidir).

    Ali Bulaç

    Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip yarışın,' ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah'a ve Resulü'ne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinizden bir mağfirete; Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

    Ali Rıza Safa

    Efendiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve O'nun elçisine inananlar için hazırlanmış, gök ve yeryüzüne denk genişliği olan cennete doğru yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfundandır; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.

    Bayraktar Bayraklı

    O halde Rabbinizin affı ve cenneti için yarışınız! Allah'a ve peygamberlerine inananlar için hazırlananbu cennetin eni, gök ve yer genişliğindedir. Bu, Allah'ın hak edene vereceği bir lütuftur. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel

    Efendinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan bir bahçeye koşun. ALLAH'ı ve elçisini onaylayanlar için hazırlanmıştır. Bu, ALLAH'ın dilediğine ve/veya dileyene verdiği lütfudur. ALLAH Büyük Lütuf sahibidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği gökler ve yer kadar olan bir cennete koşun. ALLAH'a ve elçisine inananlar için hazırlanmıştır. Bu, ALLAH'ın dilediğine ve/veya dileyene verdiği lütfudur. ALLAH Büyük Lütuf sahibidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni yerle göğün eni gibi bir cennete yarışın ki bu, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmıştır. O Allah'ın lütfudur, onu dilediği kimselere verir ve Allah çok büyük lütuf sahibidir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz Rabbınızdan bir mağfirete ve eni yerle gökün eni gibi bir Cennete yarışın ki Allaha ve Resullerine iyman edenler için hazırlanmıştır, o Allahın fadlıdır, onu dilediği kimselere verir ve Allah, çok büyük fadıl sahibidir.

    Erhan Aktaş

    Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Resuller'ine iman edenler için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu hak edene dipnot 1 verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, "Dilediğime" demekle, "kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm," demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 10:108; 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Resullerine inananlar için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu hak edene dipnot 1 verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğine. Dilediğine demek uygun gördüğüne. Sizin arzunuza ve beklentinize göre değil, kim hak etmişse ona verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inizin bağışlamasını, Allah'a ve Rasul'üne inananlar için hazırlanmış, genişliği gökle yerin genişliği gibi olan Cennet'i kazanmak için yarışın. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine dipnot 1 verir. Ve Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğüne. Sizin arzunuza ve beklentinize göre değil, kim hak etmişse ona verir.

    Gültekin Onan

    Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) 'çaba gösterip yarışın', ki (o cennet) genişliği gök ile yerin genişliği gibi olup Tanrı'ya ve Resulü'ne inananlar için hazırlanmıştır. İşte bu, Tanrı'nın fazlıdır ki onu dilediğine verir. Tanrı büyük fazl sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbinizden mağfirete ve — genişliği yerle, göğün eni kadar olan, Allaha ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış bulunan — cennete (ulaşmak) için yarış yapıb kazanın. İşte bu, Allahın fazl (-u kerem) idir ki onu kime dilerse ona verir. Allah, büyük fazl (-u inayet) saahibidir.

    İbni Kesir

    Rabbınızdan bir mağfirete, Allah'a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış olup da genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu; Allah'ın lutfudur, onu dilediğine verir. Allah büyük lutuf sahibidir.

    Mehmet Alagaş

    (20-21) Biliniz ki muhakkak ki dünya hayatı oyundur, eğlencedir, süstür, aranızda övünmektir, mallar ve çocuklar çoğaltmaktır. Kafirin / çiftçinin nebatı / ürünü için hoşuna gidecek olan yağmur gibidir , sonrasında o / nebat kurur ve onu sararmış görürsün, sonrasında da un ufak olur. Ahiretteki azap çok şiddetlidir , ahirette Allah’tan bağışlanma ve hoşnutluk ta vardır, dünya hayatı aldatıcı bir tüketim malzemesidir. Rabbinizin bağışlaması ve sağdan sola eni /arazası göğün ve yerin eni kadar olan cennet için yarışın, Allah’a ve Resulüne iman edenler için hazırlanmıştır, işte bu Allah’ın hazinesidir / fazlıdır, istediğine onu verir, Allah çok büyük bir hazine sahibidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan Cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Süleyman Ateş

    (O halde siz), Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği, gökle yerin genişliği gibi olup Allah'a ve elçilerine inananlar için hazırlanmış bulunan bir cennete koşun. İşte bu, Allah'ın dilediğine vereceği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, Rabbiniz tarafından bağışlanmak ve genişliği göklerle yerin genişliği kadar olan Cennet'i elde etmek için yarışın. Orası, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlanmıştır dipnot 1 . İşte bu, Allah'ın lütfudur; onu, gereğini yapanlara dipnot 2 verecektir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbiniz (Sahibiniz) tarafından (durumunuzun düzeltilmesini) bağışlanmayı ve genişliği göklerle yerin arası kadar olan Cennet'i elde etmek için yarışın. Orası Allah'a ve elçilerine inanıp güvenenler için hazırlandı. İşte Allah'ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapana verecektir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Şaban Britch

    Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği yerle gök kadar olan cennet için yarışın! (Bu) Allah’a ve Rasûlüne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir

    Şaban Piriş

    -Rabbinizden bir bağış ve genişliği yerle gök genişliği kadar olan cennet için yarışın! Allah'a ve Elçisine iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinizden bir affa ve Allah ile resulüne inananlar için hazırlanmış bulunan, eni de yerle göğün eni kadar olan bir cennete doğru yarışarak koşun. Bu, Allah'ın dilediğine vereceği bir lütuftur. Allah, o büyük lütfun sahibidir.

  3. Hadîd suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 22. ayet. مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ أَن نَّبْرَأَهَآ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

    Mehmet Okuyan

    Yerde ve bizzat insanların kendilerinde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta (kanunda kayıtlı) olmasın! dipnot 1 Şüphesiz ki bu, Allah'a çok kolaydır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah her şeyi yaratmadan önce bir kitapta yazmıştır. Bu "kitap" aslında Yüce Allah'ın kanunlarıdır. Bu yüzden Nisâ 4:78'de de bazıları iyilikleri Yüce Allah'a, kötülükleri ise Hz. Muhammed'e atfedince Yüce Allah hepsinin Allah'tan olduğunu yani ilahi yasalar çerçevesinde gerçekleştiğini bildirmektedir. Bazı âlimlerimiz buradaki kastı "Levh-i Mahfûz", "Ümmü'l-Kitâb" olarak yorumlamışlardır ki bu ifade Yüce Allah'ın eşsiz ve erişilmez bilgisidir. Her şeyin tâbi kılındığı bir yasası vardır ve hayat bu yasalara göre şekillenmektedir. Genel çerçevesi çizilmiş olan bu yasalar içerisinde insan kendi iradesiyle tercihte bulunur; o yasalar içerisinde irade ifade edebilir ve seçtiği şey yaratılmadan önce o yasaların işleyişi kendileri için belirlenmiş kural ve yasa ile gerçekleşir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yeryüzünün ne de sizin başınıza, daha önceden kayıt altına aldığımız bir yasa olmadıkça asla bir musibet gelmez: şüphesiz bu Allah için pek kolaydır.

    Muhammed Esed

    Hiçbir musibet, daha önce buyruğumuzda (öngörülmüş) olmadıkça ne yeryüzünün ne de sizin başınıza gelmez, şüphesiz bu Allah için kolay (bir iş)tir.

    Ahmed Hulusi

    Arzda (bedeninizde - dış dünyanızda) ve nefslerinizde (iç dünyanızda) size isabet eden hiçbir musibet yoktur ki, bizim onu yaratmamızdan önce, bir kitapta (ilim boyutunda oluşmuş) olmasın! Muhakkak ki bu Allah üzerine çok kolaydır!

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde oluşan hiçbir yıkım yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir Kitap'ta kayıtlı olmasın. Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerek dışınızda, gerek içinizde olup biten musibetler daha biz yaratmadan önce bir kitaba kaydedilir. Bu, Allah'a göre çok basit bir işlemdir.

    Edip Yüksel

    Yeryüzünde ve aranızda oluşan hiçbir şey yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta kayıtlı olmasın. Bu, kuşkusuz ALLAH için çok kolaydır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Felsefi olarak özgür iradenin varlığını kabul etmek çok güç. Her şey belli deterministik yasalarla işliyor gibi. Yüzlerce bilardo topunun birbirine çarpması sonucu oluşan hareketlerin yönünü kestirmek mümkün görülmeyebilir, ancak her bir topun hareketi kendisiyle çarpışan bir önceki topun momentumu ve açısına bağlıdır. Topların tüm hareketi ilk topun hareketine ve onun da hareketi kendisine vuran ıstakanın açısına ve gücüne bağlıdır. Kuantum teorisinin atomdan küçük parçalar düzeyinde gözlemlenen belirsizlik konusundaki spekülasyonları bir yana bırakırsak, genetik yapısını ve doğduğu çevreyi seçmeyen bir insanın (zaten böyle bir şey mümkün değil; var olmadan önce seçim söz konusu değil) özgür bir iradeye sahip olduğunu felsefi olarak savunmak çok zorlu bir iş. * Bu konuda pek kafa yormamış sözde ateistlerin "insanın özgür iradesi" olduğundan kuşku duymamaları ve müslümanları kaderci olmakla suçlamaları gariptir. İnsanın seçme özgürlüğüne sahip olduğuna inanmak ancak Allah'a ve O'nun Mesajına inanmakla mümkün. Yarattığı bir yaratığa, Yaratandan bağımsız olarak seçimde bulunabilme gücü verebilen bir Yaratıcı olmadan özgür iradenin olması mümkün değildir. Müslümanlar olsa olsa, insanların seçme özgürlüğüne inanmakla suçlanabilir. * Bak 6:110; 13:11; 18:29; 42:13, 48; 46:15; 57:22.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünde ve aranızda oluşan hiç bir şey yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta kayıtlı olmasın. Bu, kuşkusuz ALLAH için çok kolaydır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünde ve kendilerinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki, Biz onu uygulamaya koymadan önce bir Kitapta yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne Arzda, ne de nefislerinizde bir musıbet başa gelmez ki biz onu fi'le çıkarmazdan evvel bir kitabda yazılmış olmasın, şübhesiz bu Allaha göre kolaydır.

    Erhan Aktaş

    Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet dipnot 1 yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden dipnot 2 önce bir Kitap'ta dipnot 3 yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülük, sıkıntı.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Her şey bizim belirlediğimiz ilke, kural ve yasalara bağlı olarak gerçekleşmektedir. Olup biten ve olacak olan her ne varsa bunların hangi şartlarda meydana geldiği/geleceği Bizim yanımızda bellidir, kayıtlıdır. Bunlar Bizim belirlediğimiz ve yanımızda yazılı olan yasalardır." denmektedir. Ayette geçen "en nebree-ha" kelimesine "yaratma" anlamı verilmektedir. Bu doğru bir anlam değildir. Doğru anlam, "gerçekleştirmek"tir. Sapkın bir anlayış olan "kadercilik" anlayışı, sıklıkla bu ayeti referans göstermektedir. Onlara göre, yeryüzünde ve insanın hayatında olup bitenlerin tamamı Allah tarafından yapılmaktadır. Dolayısı ile olup bitenlerde insanın hiçbir rolü bulunmamaktadır. Oysaki insan, kendi fiilinin yaratıcısı değil, failidir, yani öznesidir. İnsan, yaptıklarından ve tercihlerinden sorumlu tutulan bir varlıktır. Her şeyi Allah yapıyor olsaydı, bizzat bu sure de dahil, baştan sona Kur'an'ın tamamında neden insana emirler verilmekte, neleri yapması ve nelerden kaçınması gerektiği gösterilmekte ve irade sahibi bir varlık olarak dilediğini seçebileceği, istediği gibi davranabileceği ifade edilmektedir? Madem her şeyi Allah belirliyorsa, o zaman insan ne diye yaptıklarından ve tercihlerinden dolayı sorumlu tutulsun ki? Kaldı ki ayette, yeryüzünde ve insanın hayatında meydana gelen musibetlerin tamamının Allah tarafından yaratıldığından değil, olup biten her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğundan söz edilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ezeli İlmimizde. Koyduğumuz yasalarda. Bilgimiz çerçevesinde.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet dipnot 1 yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden dipnot 2 önce bir Kitap'ta dipnot 3 yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötülük, sıkıntı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şey bizim belirlediğimiz ilke, kural ve yasalara bağlı olarak gerçekleşmektedir. Olup biten ve olacak olan her ne varsa bunların hangi şartlarda meydana geldiği/geleceği Bizim yanımızda bellidir, kayıtlıdır. Bunlar Bizim belirlediğimiz ve yanımızda yazılı olan yasalardır. Ayette geçen "en nebree-ha" sözcüğüne "yaratma" anlamı verilmektedir. Bu doğru bir anlam değildir. Doğru anlam, "gerçekleştirmek"tir. Sapkın bir anlayış olan "kadercilik" anlayışı, sıklıkla bu ayeti referans göstermektedir. Onlara göre, yeryüzünde ve insanın hayatında olup bitenlerin tamamı Allah tarafından yapılmaktadır. Dolayısı ile olup bitenlerde insanın hiçbir rolü bulunmamaktadır. Oysaki insan, kendi fiilinin yaratıcısı değil, failidir, yani öznesidir. İnsan, yaptıklarından ve tercihlerinden sorumlu tutulan bir varlıktır. Her şeyi Allah yapıyor olsaydı, bizzat bu sure de dahil, baştan sona Kur'an'ın tamamında neden insana emirler verilmekte, neleri yapması ve nelerden kaçınması gerektiği gösterilmekte ve irade sahibi bir varlık olarak dilediğini seçebileceği, istediği gibi davranabileceği ifade edilmektedir? Madem her şeyi Allah belirliyorsa, o zaman insan ne diye yaptıklarından ve tercihlerinden dolayı sorumlu tutulsun ki? Kaldı ki ayette, yeryüzünde ve insanın hayatında meydana gelen musibetlerin tamamının Allah tarafından yaratıldığından değil, olup biten her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğundan söz edilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ezeli İlmimizde. Koyduğumuz yasalarda. Bilgimiz çerçevesinde.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ne yeryüzünde ne de kendinizde meydana gelen bir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden dipnot 1 önce bir Kitap'ta dipnot 2 yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bize rağmen, Bizim dışımızda, İznimiz olmadan meydana gelmez. Ayette geçen "en nebree-ha" sözcüğüne "yaratma" anlamı verilmektedir. Bu doğru bir anlam değildir. Doğru anlam, "gerçekleştirmektir". Sapkın bir anlayış olan "kadercilik" anlayışı, sıklıkla bu ayeti referans göstermektedir. Onlara göre, yeryüzünde ve insanın hayatında olup bitenlerin tamamı Allah tarafından yapılmaktadır. Dolayısı ile olup bitenlerde insanın hiçbir rolü bulunmamaktadır. Oysaki insan, "kendi fiilinin yaratıcısı değil, failidir, yani öznesidir. İnsan, yaptıklarından ve tercihlerinden sorumlu tutulan bir varlıktır. Her şeyi Allah yapıyor olsaydı, bizzat bu sure de dahil, baştan sona Kur'an'ın tamamında neden insana emirler verilmekte, neleri yapması ve nelerden kaçınması gerektiği gösterilmekte ve irade sahibi bir varlık olarak dilediğini seçebileceği, istediği gibi davranabileceği ifade edilmektedir? Madem her şeyi Allah belirliyorsa, o zaman insan ne diye yaptıklarından ve tercihlerinden dolayı sorumlu tutulsun ki? Kaldı ki ayette, yeryüzünde ve insanın hayatında meydana gelen musibetlerin tamamının Allah tarafından yaratıldığından değil, olup biten her şeyin Allah'ın bilgisi dahilinde olduğundan söz edilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ezeli İlmimizde. Koyduğumuz yasalarda. Bilgimiz çerçevesinde.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde olan ve sizin nefslerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Tanrı'ya göre pek kolaydır.

    Hasan Basri Çantay

    (Gerek) yerde, (gerek) nefislerinizde herhangi bir musiybet vukua gelmemişdir ki bu, bizim onu yaratmamızdan evvel mutlakaa bir kitabda (yazılmış) dir. Şübhesiz ki bu, Allaha göre kolaydır.

    İbni Kesir

    Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki; Biz onu yaratmadan evvel kitabda bulunmasın. Şüphesiz ki bu; Allah'a göre kolaydır.

    Mehmet Alagaş

    (22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.

    Süleyman Ateş

    Ne yerde ne de kendi canlarınızda meydana gelen hiçbir musibet (afet, hastalık) yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir Kitapta (yazılmış ezeli bilgimizde tesbit edilmiş) olmasın. Doğrusu bu, Allah'a kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen her şeyin dipnot 1 , biz onu ayrı bir varlık olarak yaratmadan dipnot 2 önce mutlaka yazılı bir kaydı tutulur dipnot 3 . Bu, Allah için kolaydır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "musibet (مُّصِيبَةٍ)" kelimesi, "savb (صوب)" kökündendir. Savb, bir şeyin gelmesi ve yerine yerleşmesi anlamındadır (Mekayis). Bu sebeple kelimeye, ister iyi ister kötü olsun "meydana gelen her şey" anlamını verdik. Sonraki ayet de bu anlamı doğrulamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ber' (برأ) kökünden türeyen bir kelime Allah için kullanılınca "bir şeyin özünü ve şeklini diğer varlıklardan farklı yaratma" anlamında olur (Lisanu'l Arab). Allah'ın isimlerinden olan el-Bari' bu yönüyle el-Halık'tan farklıdır. İnsan insana, bitki bitkiye, hayvan hayvana benzer ama hepsi de birbirinden farklı yaratılmıştır (Bakara 2/54, Haşr 59/24). "Ayrı bir varlık olarak yaratma" meali bu nedenle verilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Yazılı kayıt" meali verdiğimiz kelime "kitap (كتاب)"tır. Kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Arapçada kelimeleri ekleyerek yazılan her türlü yazıya kitap denir (Müfredat).
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen bir tek olay yoktur dipnot 1 ki onu, ayrı bir varlık olarak yaratmamızın öncesinde bir deftere kaydedilmiş olmasın. Bu, Allah'a göre kolaydır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen مُّصِيبَةٍ musibet, savb (صوب) kökündendir. Mucemü mekayis'il-luğa'ya göre savb, bir şeyin nüzulü ve yerine yerleşmesi anlamına gelir. Bu sebeple ayete, ister iyi ister kötü olsun ‘olan her şey' anlamını verdik. Sonraki ayet de bu anlamı doğrulamaktadır.

    Şaban Britch

    Yeryüzüne veya kendinize isabet eden hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta bulunmasın. Şüphesiz O, Allah için çok kolaydır.

    Şaban Piriş

    Yeryüzüne veya kendinize isabet eden hiçbir musibet yoktur ki; biz onu yaratmadan önce bir yazıtta bulunmasın. Şüphesiz O, Allah için çok kolaydır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzünde ve kendi benliklerinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir Kitap'ta belirlenmiş olmasın. Bu, Allah için çok kolaydır.

  4. Hadîd suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 23. ayet. لِّكَيْلَا تَأْسَوْا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا۟ بِمَآ ءَاتَىٰكُمْ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

    Diyanet İşleri

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

    Mehmet Okuyan

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (Allah bu kanunu belirlemiştir). Allah kendini beğenmiş övünüp duranları sevmez. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nisâ 4:36; Lokmân 31:18.

    Mustafa İslamoğlu

    Böyle takdir etmiştir ki elden kaçırdıklarınıza (aşırı) üzülmeyesiniz, ele geçirdiklerinize de (aşırı) sevinmeyesiniz: nitekim Allah hiçbir kendini beğenmiş şımarığı sevmez.

    Muhammed Esed

    (Bunu bilin ki,) elinizden kaçan (iyi ve güzel) şeylere üzülmeyesiniz ve elinize geçen (iyi ve güzel) şeylerle de (boş yere) şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip küstahça davrananları sevmez.

    Ahmed Hulusi

    (Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allah çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez!

    Ali Bulaç

    Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah'ın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.

    Ali Rıza Safa

    Elinizden çıkana üzülmemeniz ve size verdiğiyle şımarmamanız için böyledir. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Elinizden çıkanlara üzülmeyesiniz ve elinize geçenlere de şımarmayasınız diye bu böyle yapılmıştır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.

    Edip Yüksel

    Bu, yitirdiğiniz bir şey için üzülmemeniz ve O'nun size verdiği nimetlerle de şımarmamanız içindir. ALLAH kendini beğenip övünenleri sevmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, yitirdiğiniz bir şey için üzülmemeniz ve O'nun size verdiği nimetlerle de şımarmamanız içindir. ALLAH kendini beğenip övünenleri sevmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şunun için ki: Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğine de güvenmeyesiniz! Allah çok övünen, kurulanın topunu sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şunun için ki gaybettiğinize gam yemeyesiniz ve size verdiğine de güvenmiyesiniz, Allah çok öğünen, kurulanın topunu sevmez.

    Erhan Aktaş

    Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kaybettiklerinize üzülmemeniz, Allah'ın verdiği şeylerle şımarmamanız içindir. Allah, kendisini beğenip böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

    Gültekin Onan

    Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Tanrı'nın) verdikleri dolayısıyla sevinip şımarmayasınız. Tanrı, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.

    Hasan Basri Çantay

    (Allah bunu) elinizden çıkana tasalanmayasınız, Onun size verdiği ile sevinip şımarmayasınız diye (yazmışdır). Allah çok böbürlenen her kibirliyi sevmez.

    İbni Kesir

    Kaybettiğinize üzülmeyesiniz ve size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye. Allah; kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

    Süleyman Ateş

    (Başınıza gelecek olayları, önceden bir Kitaba yazdık) Ki elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve (Allah'ın) size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünen kimseleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, elinizden kaçan şey için dertlenmemeniz ve Allah'ın verdiği şeyle de şımarmamanız içindir dipnot 1 . Allah, kendini beğenen ve övünüp duran hiç kimseyi sevmez dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Meydana gelen her şeyin Allah'ın onayıyla olduğunu bilen biri, kötü duruma düşünce üzülüp ümitsizliğe kapılmaz, iyi duruma gelince de şımarmaz. Onun yapacağı tek şey, yanlışları varsa onları düzeltmeye çalışmak ve geleceğe odaklanarak imtihanı kazanmaya bakmaktır (Hud 11/9-11, Fecr 89/15-20).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun böyle olması, kaybettiğinize üzülmeyesiniz, Allah'ın verdiği şeyle de şımarmayasınız diyedir dipnot 1 . Allah, kendini bir şey zannedip övünen hiç kimseyi sevmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İster iyilik olsun ister kötülük, başımıza gelen her şey Allah'ın onayıyla olduğu için bunların değişmeyeceğini bilmemiz gerekir. Bunu bilen biri, kötü duruma düşünce, "Başıma bu nasıl gelir?" diye üzülmez, iyi noktalara gelince de "Bu benim hakkımdır!" diye şımarmaz. Onun yapacağı tek şey, yanlışları varsa onları düzeltmeye çalışmak ve geleceğe odaklanarak imtihanı kazanmaya bakmaktır.

    Şaban Britch

    Elinizden çıkana üzülmemeniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız için Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.

    Şaban Piriş

    Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz, size verdiğimiz ile de şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böyle yapılmıştır ki, elinizden çıkana üzülüp ümitsizliğe düşmeyesiniz ve Allah'ın size verdiğiyle sevinip şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip övünenlerin hiçbirini sevmez.

  5. Hadîd suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Hadîd suresi, 24. ayet. ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبُخْلِ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    Diyanet İşleri

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganidir, zengindir, övülmeye layıktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Cimrilik edenler ve insanlara da cimriliği teklif edenlere gelince: kim (O'na) sırt çevirirse, iyi bilsin ki Allah, evet O kendi kendine yeten mutlak zengindir, hamdin tamamına layıktır.

    Muhammed Esed

    Ki onlar (Allah'ın nimetleri üzerinde) cimrilik edip başkalarına da cimrice davranmayı tavsiye ederler! Ve sırtını (bu hakikate) çevirenler (bilsin ki) Allah kendi kendine yeterlidir, bütün övgülere layıktır!

    Ahmed Hulusi

    Onlar (zenginliğiyle övünen kibirliler) cimrilik yapan ve insanlara cimriliği emreden kimselerdir! Kim (Allah'tan) yüz çevirirse, muhakkak ki Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

    Ali Bulaç

    Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emr (tavsiye) ederler. Her kim yüz çevirirse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy (hiçbir şeye muhtaç olmayan), Hamid (övülmeye layık olan) O'dur.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz ki Allah zengindir (onun malına muhtaç değildir), hamde lâyıktır.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, cimrilik yaparlar ve insanlara cimrilik yapmayı öğütlerler. Kim yüz çevirirse, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki, yegane ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olan, Allah'tır.

    Edip Yüksel

    Onlar ki cimrilik ederler ve halka cimri olmayı öğütlerler. Kim yüz çevirirse, kuşkusuz ALLAH Zengindir, Övgüye layık olandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki cimrilik ederler ve halka cimri olmayı öğütlerler. Kim yüz çevirirse, kuşkusuz ALLAH Zengindir, Övgüye layık olandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki hem cimrilik ederler hem de insanlara cimriliği emrederler. Her kim de ardını döner ise (harcamadan kaçınırsa), haberi olsun ki Allah O zengindir, O övgüye layıktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki hem behıllik ederler hem de halka behıllik emrederler, her kim de ardını dönerse haberi olsun ki Allah, ganiy, Hamid o.

    Erhan Aktaş

    Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse[1] bilsin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse dipnot 1 bilsin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın verdiği nimetleri, Allah'ın buyurduğu şekilde harcamaktan kaçınırsa.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara cimriliği buyururlar. Her kim yüz çevirirse, artık şüphesiz Tanrı ganiy, hamid O'dur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar cimrilik yapanlar insanlara da cimriliği emredenlerdir. Kim arka dönerse şübhe yokdur ki Allah, her şeyden müstağni, bütün hamdlere layık olanın ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim, yüz çevirirse; şüphesiz ki Allah; Gani'dir, Hamid'dir.

    Mehmet Alagaş

    (22-24) Arzda ve kendinizde oluşan her bir musibet, biz onu oluşturmadan önce bir kitapta yazılıdır , muhakkak ki bu Allah’a kolaydır. Bu da sizden gidene tasalanmayasınız ve size verilenle ferahlamayasınız içindir , Allah bütün kendini beğenmişleri ve övünenleri sevmez , O kimseler ki cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik etmelerini emrederler , her kim yüzünü dönerse muhakkak ki Allah zengindir ve övülendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse; şüphesiz Allah zengindir, hamde layık olandır.

    Süleyman Ateş

    Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim (Allah yolunda harcamaktan) yüz çevirirse (bilsin ki) Allah, zengindir, övgüye layıktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, cimrilik eden ve insanlardan da cimrilik etmelerini isteyen kimselerdir dipnot 1 . Kim (Allah'a itaat etmekten) yüz çevirirse bilsin ki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve yaptığını mükemmel yapandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, cimrilik eden ve insanlardan da cimrilik etmelerini isteyen kimselerdir. Allah'tan yüz çeviren çevirsin; Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur, yaptığını da güzel yapar.

    Şaban Britch

    Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah zengindir, hamde layık olan O’dur.

    Şaban Piriş

    Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah'ın ihtiyacı yoktur. Hamde layık olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar; cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden kişilerdir. Yüz çeviren bilsin ki, Allah Gani'dir, Hamid'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.