35. sure

Fâtır Suresi فاطر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı 1–8 karşılaştır — Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı
  2. Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz 9–14 karşılaştır — Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz
  3. İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" 15–23 karşılaştır — İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz"
  4. Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği 24–28 karşılaştır — Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği
  5. Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet 29–37 karşılaştır — Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet
  6. Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu 38–45 karşılaştır — Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı 1–8

  1. Fâtır suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُو۟لِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    elḥamdü lillâhi fâṭiri-ssemâvâti vel'arḍi câ`ili-lmelâiketi rusülen ülî ecniḥatim meŝnâ veŝülâŝe verubâ`. yezîdü fi-lḫalḳi mâ yeşâ'. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü Yoktan Yaratan; melekleri, ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a övgüler olsun! Yaratışta, dilediğini artırır. Kuşkusuz, Allah, her şeye Gücü Yetendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 1. ayet

  2. Fâtır suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 2. ayet. مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    mâ yefteḥi-llâhü linnâsi mir raḥmetin felâ mümsike lehâ. vemâ yümsik felâ mürsile lehû mim ba`dih. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Ali Rıza Safa

    Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa, artık, onu engelleyebilecek yoktur. Neyi de tutarsa, artık, O'ndan sonra, onu gönderebilecek yoktur. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 2. ayet

  3. Fâtır suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 3. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ هَلْ مِنْ خَٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    yâ eyyühe-nnâsü-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm. hel min ḫâliḳin gayru-llâhi yerzüḳuküm mine-ssemâi vel'arḍ. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tü'fekûn.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hem göklerden hem de yeryüzünden size geçimlikler veren Allah'tan başka yaratıcı mı var? O'ndan başka Tanrı yoktur. Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 3. ayet

  4. Fâtır suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 4. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    veiy yükeẕẕibûke feḳad küẕẕibet rusülüm min ḳablik. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Ali Rıza Safa

    Seni yalanlıyorlarsa, senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Oysa tüm işler, Allah'a döndürülür.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 4. ayet

  5. Fâtır suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 5. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yâ eyyühe-nnâsü inne va`de-llâhi ḥaḳḳun felâ tegurrannekümü-lḥayâtü-ddünyâ. velâ yegurranneküm billâhi-lgarûr.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Artık, dünya yaşamı, sakın sizi aldatmasın! Ve aldatıcı, sakın sizi, Allah ile aldatmasın!

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 5. ayet

  6. Fâtır suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُوا۟ حِزْبَهُۥ لِيَكُونُوا۟ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    inne-şşeyṭâne leküm `adüvvün fetteḫiẕûhü `adüvvâ. innemâ yed`û ḥizbehû liyekûnû min aṣḥâbi-sse`îr.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, şeytan sizin düşmanınızdır. Artık, siz de onu düşman edinin. Kendisini izleyenleri, yalnızca alevli ateşin yoldaşlarından olması için çağırır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 6. ayet

  7. Fâtır suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

    elleẕîne keferû lehüm `aẕâbün şedîd. velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm magfiratüv veecrun kebîr.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler için yaman bir ceza vardır. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar için ise bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 7. ayet

  8. Fâtır suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 8. ayet. أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًا فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

    efemen züyyine lehû sûü `amelihî feraâhü ḥasenâ. feinne-llâhe yüḍillü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. felâ teẕheb nefsüke `aleyhim ḥaserât. inne-llâhe `alîmüm bimâ yaṣne`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Yaptığı kötülükler kendisine çekici gösterilen; bu yüzden, onları güzel gören kimse öyle olur mu? Kuşkusuz, Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. dipnot 367 Artık, onlar için kendini yıpratma. Kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Bilendir.

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 367
      "Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir." tümcesi, 2:26, 6:39, 7:155, 13:27, 14:4, 16:93 ve 74:31 ayetlerinde benzer sözcüklerle tekrarlanır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 8. ayet

Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz 9–14

  1. Fâtır suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 9. ayet. وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَٰلِكَ ٱلنُّشُورُ

    vellâhü-lleẕî ersele-rriyâḥa fetüŝîru seḥâben fesuḳnâhü ilâ beledim meyyitin feaḥyeynâ bihi-l'arḍa ba`de mevtihâ. keẕâlike-nnüşûr.

    Ali Rıza Safa

    Allah, rüzgarları gönderir; böylece, bulutlara devinim yaptırır. Sonra, onları, ölü bir yöreye sürükleriz. Böylece, yeryüzünü, ölümünden sonra onunla canlandırırız. Yeniden yaratılış da işte böyledir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 9. ayet

  2. Fâtır suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 10. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ

    men kâne yürîdü-l`izzete felillâhi-l`izzetü cemî`â. ileyhi yaṣ`adü-lkelimu-ṭṭayyibü vel`amelu-ṣṣâliḥu yerfe`uh. velleẕîne yemkürûne-sseyyiâti lehüm `aẕâbün şedîd. vemekru ülâike hüve yebûr.

    Ali Rıza Safa

    Kim onur istiyorsa, onur, Allah'a özgüdür. Güzel sözler O'na yükselir; erdemli edimler onu yükseltir. Oysa kötülük tasarlayanlar; yaman bir ceza, işte onlar içindir. Zaten tasarladıkları boşa çıkacaktır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 10. ayet

  3. Fâtır suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 11. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    vellâhü ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme ce`aleküm ezvâcâ. vemâ taḥmilü min ünŝâ velâ teḍa`u illâ bi`ilmih. vemâ yü`ammeru mim mü`ammeriv velâ yünḳaṣu min `umürihî illâ fî kitâb. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Ali Rıza Safa

    Allah, sizi topraktan, sonra bir damlacıktan yarattı. Sonra, sizi çiftler yaptı. O'nun bilgisi dışında, hiçbir dişi gebe kalamaz ve doğuramaz. Yaşayan bir varlığa ömür verilmesi de ömrünün kısaltılması da bir Kitap'ta kayıtlıdır. Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 11. ayet

  4. Fâtır suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 12. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    vemâ yestevi-lbaḥrân. hâẕâ `aẕbün fürâtün sâigun şerâbühû vehâẕâ milḥun ücâc. vemin küllin te'külûne laḥmen ṭariyyev vetestaḫricûne ḥilyeten telbesûnehâ. vetera-lfülke fîhi mevâḫira litebtegû min faḍlihî vele`alleküm teşkürûn.

    Ali Rıza Safa

    İki deniz aynı değildir. Birisi tatlı, susuzluğu giderici, içimi güzel; diğeri tuzlu ve acıdır. Ama tümünden taze et yersiniz ve süs takıları çıkarırsınız. O'nun lütfundan aramanız için, gemilerin yarıp gittiklerini görürsünüz. Böylece, belki şükredersiniz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 12. ayet

  5. Fâtır suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 13. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. velleẕîne ted`ûne min dûnihî mâ yemlikûne min ḳiṭmîr.

    Ali Rıza Safa

    Geceyi, gündüzün içine sokar; gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve ayı da buyruğuna boyun eğdirmiştir. Belirlenmiş bir süreye dek, tümü akıp gider. Efendiniz Allah, işte böyledir. Tüm yönetim, O'na özgüdür. Oysa O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınız, bir çekirdek zarına bile söz geçiremezler.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 13. ayet

  6. Fâtır suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 14. ayet. إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا۟ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا۟ مَا ٱسْتَجَابُوا۟ لَكُمْ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ

    in ted`ûhüm lâ yesme`û dü`âeküm. velev semi`û me-stecâbû leküm. veyevme-lḳiyâmeti yekfürûne bişirkiküm. velâ yünebbiüke miŝlü ḫabîr.

    Ali Rıza Safa

    Onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar da size yanıt veremezler. Üstelik onları Allah'a ortaklar koştuğunuzu, Yeniden Yaratılış Günü'nde inkar edeceklerdir. Zaten hiç kimse, Haberli Olan gibi sana haber veremez.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 14. ayet

İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" 15–23

  1. Fâtır suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 15. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    yâ eyyühe-nnâsü entümü-lfüḳarâü ile-llâh. vellâhü hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Allah'a gereksinimi olan sizsiniz. Çünkü Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 15. ayet

  2. Fâtır suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 16. ayet. إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

    iy yeşe' yüẕhibküm veye'ti biḫalḳin cedîd.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilerse, sizi götürür ve yeni yaratılmışlar getirir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 16. ayet

  3. Fâtır suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 17. ayet. وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ

    vemâ ẕâlike `ale-llâhi bi`azîz.

    Ali Rıza Safa

    Zaten işte bu, Allah için zor değildir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 17. ayet

  4. Fâtır suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 18. ayet. وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vein ted`u müŝḳaletün ilâ ḥimlihâ lâ yuḥmel minhü şey'üv velev kâne ẕâ ḳurbâ. innemâ tünẕiru-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi veeḳâmu-ṣṣalâh. vemen tezekkâ feinnemâ yetezekkâ linefsih. veile-llâhi-lmeṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenmez. Yükü ağır gelen, taşımak için başkasını çağırsa, yakını da olsa ondan hiçbir şey yüklenemez. Sen, ancak, görmemelerine karşın, Efendilerine derin saygı duyanları ve namaz kılanları uyarabilirsin. Kim arınırsa, yalnızca kendisi için arınmış olur. Çünkü dönüş, Allah'a olacaktır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 18. ayet

  5. Fâtır suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 19. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ

    vemâ yestevi-l'a`mâ velbeṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Kör ile gören bir olmaz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 19. ayet

  6. Fâtır suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 20. ayet. وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ

    vele-żżulümâtü vele-nnûr.

    Ali Rıza Safa

    Karanlıklar ile aydınlık da bir değildir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 20. ayet

  7. Fâtır suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 21. ayet. وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ

    vele-żżillü vele-lḥarûr.

    Ali Rıza Safa

    Gölge ile sıcaklık da bir değildir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 21. ayet

  8. Fâtır suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 22. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

    vemâ yestevi-l'aḥyâü vele-l'emvât. inne-llâhe yüsmi`u mey yeşâ'. vemâ ente bimüsmi`im men fi-lḳubûr.

    Ali Rıza Safa

    Diriler ile ölüler de bir olmaz. Kuşkusuz, Allah, dilediğine duyurur. Oysa sen, mezarlarda bulunanlara duyuramazsın.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 22. ayet

  9. Fâtır suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 23. ayet. إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ

    in ente illâ neẕîr.

    Ali Rıza Safa

    Sen, yalnızca bir uyarıcısın.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 23. ayet

Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği 24–28

  1. Fâtır suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 24. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

    innâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrâ. veim min ümmetin illâ ḫalâ fîhâ neẕîr.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, seni, muştulayıcı ve uyarıcı olarak gerçekle gönderdik. Bir uyarıcının gelip geçmediği hiçbir toplum yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 24. ayet

  2. Fâtır suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 25. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

    veiy yükeẕẕibûke feḳad keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim. câethüm rusülühüm bilbeyyinâti vebizzübüri vebilkitâbi-lmünîr.

    Ali Rıza Safa

    Seni yalanlıyorlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Üstelik elçiler, onlara açık kanıtlar, sayfalar ve Aydınlatıcı Kitap ile gelmişlerdi.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 25. ayet

  3. Fâtır suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    ŝümme eḫaẕtü-lleẕîne keferû fekeyfe kâne nekîr.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, nankörlük edenleri yakaladım. Bana nankörlük etmenin sonu nasıl oldu?

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 26. ayet

  4. Fâtır suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 27. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ

    elem tera enne-llâhe enzele mine-ssemâi mââ. feaḫracnâ bihî ŝemerâtim muḫtelifen elvânühâ. vemine-lcibâli cüdedüm bîḍuv veḥumrum muḫtelifün elvânühâ vegarâbîbü sûd.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah'ın, gökten su indirerek, türlü renklerde ürünler çıkardığını görmüyor musun? Dağlardan, hem beyaz hem kızıl türlü renklerde hem de simsiyah damarlar. dipnot 368

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 368
      Bu ayetin ikinci tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Dağlarda, beyaz, kırmızı ve türlü renklerde kapkara yollar yaptık!" veya "Dağlarda, beyaz, kırmızı renklerde katmanlar ve simsiyah taşlar var!" veya "Dağlarda, beyazlı, kırmızılı, kapkara ve daha nice renklerde damarlar açtık!" veya "Dağlarda, beyaz, kırmızı ve rengarenk katmanlar var; kargalar ise siyahtır!" biçiminde, birbirinden değişik anlamlar verilerek çevrilmiştir. Bu tanımlamanın maden yataklarına yönelik olduğu düşünülebilir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 27. ayet

  5. Fâtır suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 28. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

    vemine-nnâsi veddevâbbi vel'en`âmi muḫtelifün elvânühû keẕâlik. innemâ yaḫşe-llâhe min `ibâdihi-l`ulemâ'. inne-llâhe `azîzün gafûr.

    Ali Rıza Safa

    İnsanlar, sürüngenler ve hayvanlar da türlü renklerdedir. Ancak, bilgisi olan kulları, Allah'a derin saygı duyarlar. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Sınırsız Bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 28. ayet

Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet 29–37

  1. Fâtır suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 29. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَٰرَةً لَّن تَبُورَ

    inne-lleẕîne yetlûne kitâbe-llâhi veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav ve`alâniyetey yercûne ticâratel len tebûra.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah'ın Kitabı'nı okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden hem gizli hem de açık olarak yardımlaşmak amacıyla paylaşanlar, asla tükenmeyecek bir getiri umut edebilirler.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 29. ayet

  2. Fâtır suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 30. ayet. لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ غَفُورٌ شَكُورٌ

    liyüveffiyehüm ücûrahüm veyezîdehüm min faḍlih. innehû gafûrun şekûr.

    Ali Rıza Safa

    Allah, hem onların ödüllerini eksiksiz olarak verecek hem de Kendi lütfundan, daha da çoğunu verecektir. Kuşkusuz, O, Sınırsız Bağışlayandır; Ödül Verendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 30. ayet

  3. Fâtır suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 31. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ هُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِيرٌۢ بَصِيرٌ

    velleẕî evḥaynâ ileyke mine-lkitâbi hüve-lḥaḳḳu müṣaddiḳal limâ beyne yedeyh. inne-llâhe bi`ibâdihî leḫabîrum beṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Kitap'tan sana bildirdiklerimiz, ellerinde bulunanı doğrulayan gerçektir. Kuşkusuz, Allah, kullarından Haberlidir; Görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 31. ayet

  4. Fâtır suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 32. ayet. ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

    ŝümme evraŝne-lkitâbe-lleẕîne-ṣṭafeynâ min `ibâdinâ. feminhüm żâlimül linefsih. veminhüm muḳteṣid. veminhüm sâbiḳum bilḫayrâti biiẕni-llâh. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, kullarımızdan seçtiklerimizi, Kitap'a kalıtçı yaptık. Böylece, onlardan bir bölümü kendisine yazık eder, bir bölümü orta yolda gider; bir bölümü de Allah'ın izniyle, iyiliklerde öne geçer. İşte bu, büyük lütuftur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 32. ayet

  5. Fâtır suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 33. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ

    cennâtü `adniy yedḫulûnehâ yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv velü'lüâ. velibâsühüm fîhâ ḥarîr.

    Ali Rıza Safa

    Adn cennetlerine gireceklerdir. Orada, altın bilezikler ve inciler takınırlar; giysileri de ipektir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 33. ayet

  6. Fâtır suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 34. ayet. وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ

    veḳâlü-lḥamdü lillâhi-lleẕî eẕhebe `anne-lḥazen. inne rabbenâ legafûrun şekûr.

    Ali Rıza Safa

    Ve şöyle derler: "Üzüntüyü bizden gideren Allah'a övgüler olsun! Kuşkusuz, bizim Efendimiz, gerçekten, Sınırsız Bağışlayandır; Ödül Verendir!"

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 34. ayet

  7. Fâtır suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 35. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ

    elleẕî eḥallenâ dâra-lmüḳâmeti min faḍlih. lâ yemessünâ fîhâ neṣabüv velâ yemessünâ fîhâ lügûb.

    Ali Rıza Safa

    "O, kalınacak bir ülkeye, Kendi lütfundan bizi yerleştirdi. Orada bize yorgunluk dokunmaz. Orada bize usanç da gelmez!"

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 35. ayet

  8. Fâtır suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 36. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَىٰ عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا۟ وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى كُلَّ كَفُورٍ

    velleẕîne keferû lehüm nâru cehennem. lâ yuḳḍâ `aleyhim feyemûtû velâ yüḫaffefü `anhüm min `aẕâbihâ. keẕâlike neczî külle kefûr.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler için cehennem ateşi vardır. Onların ne ölümlerine yargı verilecek ne de onun cezası azaltılacaktır. Nankörleri, işte böyle cezalandırırız.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 36. ayet

  9. Fâtır suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 37. ayet. وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

    vehüm yaṣṭariḫûne fîhâ. rabbenâ aḫricnâ na`mel ṣâliḥan gayra-lleẕî künnâ na`mel. evelem nü`ammirküm mâ yeteẕekkeru fîhi men teẕekkera vecâekümü-nneẕîr. feẕûḳû femâ liżżâlimîne min neṣîr.

    Ali Rıza Safa

    "Efendimiz! Bizi çıkar; yaptıklarımızdan değişik, erdemli edimler yapalım!" diyerek, orada haykırışlara başlayacaklardır. "Öğüt alacakların öğüt alabilecekleri dek uzun bir ömür vermedik mi? Üstelik size uyarıcı gelmişti. Artık tadın; haksızlık yapanların yardımcısı yoktur!"

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 37. ayet

Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu 38–45

  1. Fâtır suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 38. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ عَٰلِمُ غَيْبِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    inne-llâhe `âlimü gaybi-ssemâvâti vel'arḍ. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, göklerin ve yeryüzünün gizli gerçeklerini Bilendir. Kuşkusuz, O, içlerinden geçenleri Bilendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 38. ayet

  2. Fâtır suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 39. ayet. هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًا وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا

    hüve-lleẕî ce`aleküm ḫalâife fi-l'arḍ. femen kefera fe`aleyhi küfruh. velâ yezîdü-lkâfirîne küfruhüm `inde rabbihim illâ maḳtâ. velâ yezîdü-lkâfirîne küfruhüm illâ ḫasârâ.

    Ali Rıza Safa

    O, sizi, yeryüzünün yeni yöneticileri yapmıştır. Artık, kim nankörlük ederse, ettiği nankörlük kendi yitimine yöneliktir. Nankörlük edenlerin inkarı, Efendilerinin katında, öfkeden başka bir şeyi çoğaltmaz. Nankörlük edenlerin inkarı, yitiklerinden başka bir şeyi çoğaltmaz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 39. ayet

  3. Fâtır suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 40. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُ بَلْ إِن يَعِدُ ٱلظَّٰلِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا

    ḳul era'eytüm şürakâekümü-lleẕîne ted`ûne min dûni-llâh. erûnî mâẕâ ḫaleḳû mine-l'arḍi em lehüm şirkün fi-ssemâvât. em âteynâhüm kitâben fehüm `alâ beyyinetim minh. bel iy ye`idu-żżâlimûne ba`ḍuhüm ba`ḍan illâ gurûrâ.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduğunuz ortaklarınızı görüyor musunuz? Onların, yeryüzünde ne yarattıklarını bana gösterin!" Yoksa onların, göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de ondaki bir kanıta mı dayanıyorlar? Hayır! Haksızlık yapanlar, birbirlerine aldanıştan başka bir söz vermezler.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 40. ayet

  4. Fâtır suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

    inne-llâhe yümsikü-ssemâvâti vel'arḍa en tezûlâ. velein zâletâ in emsekehümâ min eḥadim mim ba`dih. innehû kâne ḥalîmen gafûrâ.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah, sapmamaları için gökleri ve yeryüzünü tutuyor. Eğer saparlarsa, O'ndan başka hiç kimse onları tutamaz. Kuşkusuz, O, Hoşgörülüdür; Sınırsız Bağışlayandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 41. ayet

  5. Fâtır suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 42. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

    veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein câehüm neẕîrul leyekûnünne ehdâ min iḥde-l'ümem. felemmâ câehüm neẕîrum mâ zâdehüm illâ nüfûrâ.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerine bir uyarıcı gelirse, toplumların herhangi birinden daha çok doğru yol üzerinde olacaklarına ilişkin, tüm güçleriyle yemin ettiler. Fakat bir uyarıcı geldiği zaman, nefretlerinden başka bir şey artmadı.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 42. ayet

  6. Fâtır suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 43. ayet. ٱسْتِكْبَارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۦ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلًا

    istikbâran fi-l'arḍi vemekra-sseyyi'. velâ yeḥîḳu-lmekru-sseyyiü illâ biehlih. fehel yenżurûne illâ sünnete-l'evvelîn. felen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ. velen tecide lisünneti-llâhi taḥvîlâ.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde büyüklük tasladılar ve kötülük tasarladılar. Oysa kötülük, yapanın kendisinden başkasını kuşatmaz. Yine de öncekilere uygulanan yasadan başkasını mı bekliyorlar? Allah'ın Yasası'nda, asla bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın Yasası'nda, asla bir sapma da bulamazsın.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 43. ayet

  7. Fâtır suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 44. ayet. أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا

    evelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim vekânû eşedde minhüm ḳuvveh. vemâ kâne-llâhü liyü`cizehû min şey'in fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍ. innehû kâne `alîmen ḳadîrâ.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde dolaşıp da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmıyorlar mı? Onlar, güç yönünden daha üstündüler. Ama göklerde ve yeryüzünde, Allah'ı güçsüz bırakacak hiçbir şey yoktur. Kuşkusuz, O, Bilendir; Gücü Yetendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 44. ayet

  8. Fâtır suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 45. ayet. وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرًۢا

    velev yüâḫiẕü-llâhü-nnâse bimâ kesebû mâ terake `alâ żahrihâ min dâbbetiv velâkiy yü'eḫḫiruhüm ilâ ecelim müsemmâ. feiẕâ câe ecelühüm feinne-llâhe kâne bi`ibâdihî beṣîrâ.

    Ali Rıza Safa

    Allah, yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı, onun sırtında hiçbir yaratık bırakmazdı. Fakat belirlenmiş bir süreye dek onları erteliyor. Sonunda süreleri dolduğunda, kuşkusuz, Allah, kullarını Görendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 45. ayet