Diyanet İşleri
Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.
Fâtır suresi · 9–14. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Fâtır suresi, 9. ayet. وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَٰلِكَ ٱلنُّشُورُ
Allah, rüzgarları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.
Rüzgârları gönderip de bulutu kaldıran (harekete geçiren) Allah'tır. İşte biz o (bulutu) ölü bir şehre göndeririz de ölümünden sonra onunla toprağa hayat veririz. dipnot 1 Diriltilme de böyle olacaktır. dipnot 2
Allah, rüzgarları elçi (gibi) gönderip peşi sıra bulutları tetikleyen ta kendisidir; derken Biz onu çorak bir beldeye sevk ederiz; ve bu sayede onunla ölü toprağa can veririz: yeniden diriliş de işte böyle olacaktır.
Ve (hatırlayın) bulutları yükseltmek için rüzgarları gönderen Allah'tır; sonra Biz onları çorak beldelere sürükler ve cansız toprağa hayat veririz. Yeniden dirilme de işte böyle olacaktır.
Allah ki, rüzgarları (rahmani ilmi) irsal etti de bulutları (beşeri duygu ve kabullerin şuurda oluşturduğu kara bulutları) sürüyor. . . Sonra onu (rahmani ilmi) ölü bir beldeye (bilince) sevk ettik de onunla o arzı (bedeni) ölüyken dirilttik! Nüşur (aslına dönüş) böylecedir!
Allah, rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip yayılma da böyledir.
Rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.
Allah, rüzgarları gönderir; böylece, bulutlara devinim yaptırır. Sonra, onları, ölü bir yöreye sürükleriz. Böylece, yeryüzünü, ölümünden sonra onunla canlandırırız. Yeniden yaratılış da işte böyledir.
Allah, rüzgarları gönderip bulutu hareket ettirendir. Biz, bulutu ölü bir beldeye sevkeder, kuruduktan sonra onunla toprağa hayat veririz. Öldükten sonra diriltme de işte böyledir.
ALLAH, bulutları karıştıran rüzgarları gönderendir. Daha sonra onları ölü bir toprağa süreriz de ölümünden sonra toprağı diriltiriz. Diriliş de böyledir.
ALLAH, bulutları karıştıran rüzgarları gönderendir. Daha sonra onları ölü bir toprağa süreriz de ölümünden sonra toprağı diriltiriz. Diriliş de böyledir.
Allah O'dur ki, rüzgarları göndermiştir, derken bir bulut kaldırır. Derken onu, ölmüş bir beldeye sevkedip onunla yere ölümünden sonra hayat vermekteyiz. İşte öldükten sonra dirilme böyledir.
Allah odur ki rüzgarları göndermiştir, derken bir bulut kaldırır, derken onu ölmüş bir beldeye sevk etmişizdir, derken onunla Arza ölümünden sonra hayat vermekteyizdir, işte nüşur böyledir
Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.
Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.
Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.
Tanrı, rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip yayılma da böyledir.
Allah rüzgarları salıverib de bulut (ları) harekete getirmekde olandır. Derken biz onu ölü bir toprağa sürüb onunla yeri, ölümünün ardından, canlandırmışadır. İşte (ölülerin) dirilme (si) de böyledir.
Allah, O'dur ki; bulutları yürüten rüzgarlar göndermiştir. Biz, onu ölü bir memlekete sürüp onunla yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte diriliş de böyledir.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah’tır. Biz, onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.
Allah'tır ki, gönderdiği rüzgarlar bir bulut kaldırır, onu ölü bir ülkeye süreriz, ölmüş olan yeri onunla diriltiriz. İşte diriltme de böyledir.
Allah, rüzgarları gönderendir; onlar yağmur bulutunu harekete geçirir. Allah da onu, ölü bir yere sevk eder ve toprağı ölümünden sonra onunla canlandırır dipnot 1 . İşte (yeniden dirilip) yayılış da böyle olacaktır dipnot 2 .
Bulutları kaldıran rüzgarları Allah göndermiştir. Bulutu ölü bir bölgeye gönderir ve toprağı onunla canlandırır dipnot 1 . İşte insanların topraktan çıkışı da böyle olacaktır.
Allah rüzgarı gönderir, o (rüzgar) da bulutu harekete geçirir, Onu ölü bir beldeye sevk ederiz. Onunla yeryüzüne, ölümden sonra hayat verir. İşte ölülerin diriltilmesi de böyledir.
Bulutu harekete geçiren rüzgarı, gönderen Allah'tır. Onu ölü bir beldeye sevk ederiz, onunla yeryüzüne, ölümden sonra hayat verir. İşte ölülerin diriltilmesi de böyledir.
Allah odur ki, rüzgarları gönderdi. Rüzgarlar bir bulut kaldırır. Derken onu ölü bir beldeye sevk ettik de ölümünden sonra toprağa onunla hayat verdik. İşte ölümünden sonra dirilme de böyledir.
Fâtır suresi, 10. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ
Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler ancak O'na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.
Kim itibar istiyorsa (bilsin ki) itibar, tamamen yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 Yalnızca iyi işin yükselttiği güzel sözler Allah'a yükselir. dipnot 2 Kötülüklerin tuzağını kuranlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzağı ise yok olup gider. dipnot 3
Kim kalıcı şeref ve itibar arıyorsa, iyi bilsin ki bütün bir şeref ve itibarın kaynağı Allah'tır.O'na sadece güzel sözler yükselir, o sözleri yücelten ise imana uygun eylemlerdir. Gizliden gizliye çirkin entrikalar tasarlayanlara gelince: onları şiddetli bir azap beklemektedir; bu gibilerin tuzakları da hiçe çıkacaktır.
Kudret ve ihtişam arayan kimse (bilsin ki) gerçek kudret ve ihtişam (yalnız) Allah'a aittir. Bütün güzel sözler O'na yükselir; bütün doğru ve yararlı işleri O yüceltir. Sinsi şekilde kötü fiiller tasarlayanlara gelince, onları şiddetli bir azap beklemektedir; ve onların bütün tertipleri de yok olup gitmeye mahkumdur.
Kim izzet diliyorsa, (öncelikle bilsin ki) izzet tümüyle Allah'ındır (kendini Allah'tan ayrı birim kabullenende yaşadığı şirk hali nedeniyle izzet olmaz)! Güzel, temiz yaratılmışlar O'na ulaşır! İmanın gereği fiiller onu yükseltir. . . Kötülükleri mekr (hile) yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. . . Bunların mekri boşa çıkar!
Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli biz azab vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.
Kim izzet ve şeref isterse, izzet ve şerefin tamamı Allah'ındır. Güzel sözler O'na çıkar; sâlih amel O'na yükselir. Kötülük için tuzak kuranlara şiddetli bir azâp vardır. Bunların tuzağı da mutlaka bozulacaktır.
Kim onur istiyorsa, onur, Allah'a özgüdür. Güzel sözler O'na yükselir; erdemli edimler onu yükseltir. Oysa kötülük tasarlayanlar; yaman bir ceza, işte onlar içindir. Zaten tasarladıkları boşa çıkacaktır.
Kim şeref istiyorsa, bilsin ki, şerefin tamamı Allah'ındır. Güzel söz Allah'a yükselir. İyi amel de güzel sözü yüceltir. Kötülükleri planlayanlara şiddetli bir azap vardır. Bunların planları boşa çıkacaktır.
Onuru arzulayanlar, bilsin ki tüm onur ALLAH'a aittir. Güzel söz O'na çıkar, iyi iş de O'nu yükseltir. Kötülük planlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların planı başarısızlıkla sonuçlanacaktır. dipnot 1
Onuru arzulayanlar, bilsin ki tüm onur ALLAH'a aittir. Güzel söz O'na çıkar, iyi iş de onu yükseltir. Kötülük planlıyanlar için çetin bir azap vardır ve onların planı başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Her kim izzet istiyorsa, bilsin ki, izzet tamamıyla Allah'ındır. O'na hoş kelimeler yükselir, onu da salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azap vardır ve onların tuzakları da hep tarumar (darmadağın) olur.
Her kim ızzet istiyorsa bilsin ki ızzet tamamiyle Allah'ındır, ona hoş kelimeler yükselir onu da ameli salih yükseltir, kötülükler kuranlara gelince onlara şiddetli bir azab vardır ve onların tuzakları hep tarumar olur
Kim izzet dipnot 1 istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler dipnot 2 O'na yükselir. Düzgün iş dipnot 3 onu dipnot 4 yükseltir. Kötülük planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa gidecektir.
Kim izzet dipnot 1 istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler dipnot 2 O'na yükselir. Düzgün iş dipnot 3 onu dipnot 4 yükseltir. Kötülük planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa gidecektir.
Kim izzet dipnot 1 istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler dipnot 2 O'na yükselir. Düzgün iş dipnot 3 onu dipnot 4 yükseltir. Kötülük planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa gidecektir.
Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Tanrı'nındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise, onlar için şiddetli bir azab vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.
Kim ululanmak hevesine düşerse (bilin ki) bütün ululuk Allahındır. Güzel kelimeler ancak Ona yükselir. Onu da iyi amel (ve hareket) yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar (a gelince): Onlar için çetin bir azab vardır. Onların (kurdukları) tuzağın bizzat kendisi mahvolur.
Kim, izzet istiyorsa; izzet bütünüyle Allah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir. Onu da salih amel yükseltir. Kötülükleri tuzak yapanlar için şiddetli bir azab vardır. Onların hilesi, boşa çıkar.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Kim, izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tümüyle Allah’ındır. Güzel söz O'na yükselir. Salih amel de onu yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlar onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve bizzat onların tuzağı boşa çıkar.
Kim şeref istiyorsa (bilsin ki) şeref tamamen Allah'ındır, (onu başkasından değil, Allah'tan istesin). Güzel söz O'na çıkar, iyi amel onu yükseltir. Kötü şeyleri kuranlara gelince, onlar için çetin bir azab vardır. Ve onların tuzağı bozulacaktır.
Kim güç ve şeref isterse bilsin ki bütün güç ve şeref, Allah'ın elindedir dipnot 1 . Güzel söz ona yükselir. O sözü de iyi iş yükseltir dipnot 2 . Kötü plan kuranlar için çetin bir azap vardır. Onların planları boşa çıkacaktır dipnot 3 .
Kim güçlü olmak isterse bilsin ki, bütün güç Allah'ındır. Güzel sözler ona yükselir. O sözleri, yapılan iyi işler yükseltir dipnot 1 . Kötü oyun oynayanlar için de ağır bir azap vardır. Bunların oyunları boşa çıkacaktır.
Kim, izzet istiyorsa, bilsin ki izzet tümüyle Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir, salih ameli de (Allah kendine) yükseltir. Kötülükleri tuzak olarak kuranlar için şiddetli bir azap vardır. İşte bunların kurdukları tuzaklar mahvolur.
Kim, güç istiyorsa, bilsin ki bütün güç Allah'ındır. Güzel söz O'na çıkar, doğru ve iyi işler de O'na yükselir. Kötülükleri planlayanlar için şiddetli bir azap vardır. Onların planları boşa çıkacaktır.
Onur ve yücelik isteyen bilsin ki, onur ve yüceliğin tümü Allah'adır. Temiz ve güzel kelime O'na yükselir; hayra ve barışa yönelik amel de o kelimeyi yüceltir. Kötülükleri kuranlara/kötülükleri tuzak yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. Ve böylelerinin tuzağı tarumar olur.
Fâtır suresi, 11. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ
Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah'ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a kolaydır.
Allah sizi (önce) topraktan, sonra da nutfeden (zigottan) yarattı; daha sonra sizi eşler (çiftler) hâline getirdi. dipnot 1 Hiçbir dişi, O'nun bilgisi olmadan gebe kalamaz ve doğuramaz. (Bir canlıya) ömür verilmesi de ömründen kısılıp azaltılması dipnot 2 da mutlaka bir kitaptadır (sistemi vardır). Şüphesiz ki bu, Allah'a çok kolaydır.
Ve Allah sizi topraktan yaratmıştır; sonra bir damlacık hayat suyundan... Sonra size (birbirinize) eş olacak cinsel bir kimlik vermiştir: hiçbir dişi ne O'ndan habersiz hamile kalabilir, ne de doğum yapabilir.Dahası hiç bir hayat sahibi, O'nun kayıtlı yasası dışında ne ömrünü uzatabilir, ne de kısaltabilir: Hiç şüphe yok ki bu, Allah için çok kolaydır.
Ve (hatırlayın) Allah sizi(n her birinizi) topraktan yaratır, sonra da bir damla spermden ve sonra sizi iki cinsten biri şekline sokar. Hiçbir dişi O'nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir, ne de doğum yapabilir ve (Allah'ın) fermanında öngörülmedikçe hiç kimse ömrünü uzatamaz ve hiç kimse de onu kısaltamaz; ama bunlar, kuşkusuz, Allah için kolaydır.
Allah sizi bir topraktan, sonra bir nutfeden yarattı; sonra sizi çiftler (ikili genetik sarmal) olarak meydana getirdi. O'nun (genetik sarmaldan açığa çıkan) ilmi dışında hiçbir dişi (üreten) ne hamile kalır (üretim aşamasına geçer) ve ne de doğurur (yeni bir canlı meydana getirir). . . Bir yaşam sahibinin ömür süresi muhakkak bir kitapta (yaratılış genetik kodlarında) yazılıdır! Muhakkak ki bu Allah üzerine çok kolaydır.
Allah sizi topraktan yarattı, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi çift çift kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın, hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah'a göre kolaydır.
Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. O'nun bilgisi olmadan hiç bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz bunlar, Allah'a kolaydır.
Allah, sizi topraktan, sonra bir damlacıktan yarattı. Sonra, sizi çiftler yaptı. O'nun bilgisi dışında, hiçbir dişi gebe kalamaz ve doğuramaz. Yaşayan bir varlığa ömür verilmesi de ömrünün kısaltılması da bir Kitap'ta kayıtlıdır. Aslında, işte bu, Allah için çok kolaydır.
Allah sizi topraktan, sonra embriyodan yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır, ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz bunlar, Allah'a kolaydır.
ALLAH sizi topraktan, sonra bir damlacıktan yaratmış ve sonra da sizi çiftler halinde üretmiştir. Bir dişinin gebe kalması ve doğurması ancak O'nun bilgisiyledir. Bir canlının uzun ömürlü olması da ömrünün kısa tutulması da ancak bir kitaptaki kayda göredir. Bu, ALLAH'a kolaydır. dipnot 1
ALLAH sizi topraktan, sonra bir damlacıktan yaratmış ve sonra da sizi çiftler halinde üretmiştir. Bir dişinin gebe kalması ve doğurması ancak O'nun bilgisiyledir. Bir canlının uzun ömürlü olması da ömrünün kısa tutulması da ancak bir kitapta kayda göredir. Bu, ALLAH'a kolaydır.
Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir nutfeden yarattı, sonra da sizi çiftler yaptı. O'nun bilgisi dışında ne bir dişi gebe olabilir, ne de doğurabilir. Bir yaşatılanın ömrünün uzatılması da kısaltılması da kesinlikle bir kitapta yazılıdır, şüphe yok ki, o Allah'a göre çok kolaydır.
Hem Allah sizi bir topraktan, sonra bir nufteden yarattı, sonra sizi çiftler kıldı, onun ılmine ıktiran etmeksizin ne bir dişi hamil olur ne de vaz'eder, bir yaşatılana çok ömür verilmek de, ömründen eksiltmek de behemehal bir kitabda yazılıdır, şübhe yok ki o Allaha göre kolaydır
Allah; sizi topraktan, sonra nutfeden dipnot 1 yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. Hiçbir dişi, O'nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir ne de doğurabilir. Bir kimseye ömür verilmesi; ömrünün uzaması veya kısalması, hepsi bir Kitap'tadır. dipnot 2 Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.
Allah; sizi topraktan, sonra nutfeden dipnot 1 yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. Hiçbir dişi, O'nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir ne de doğurabilir. Bir kimseye ömür verilmesi; ömrünün uzaması veya kısalması, hepsi bir Kitap'tadır. dipnot 2 Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.
Allah; sizi topraktan, sonra nutfeden dipnot 1 yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. Hiçbir dişi, O'nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir ne de doğurabilir. Bir kimseye ömür verilmesi; ömrünün uzaması veya kısalması, hepsi bir Kitap'tadır. dipnot 2 Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.
Tanrı sizi topraktan yarattı, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi çift çift kıldı. O'nun bilgisi olmaksızın, hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Tanrı'ya göre kolaydır.
Allah sizi bir toprakdan, sonra bir meniden yaratdı. Sonra da sizi çift çift yapdı. Onun ilmi olmaksızın hiçbir dişi gebe olmaz, doğurmaz da. Ömrü uzatılana çok ömür verilmesi, (kısaltılanın) ömründen eksiltilmesi de haaric olmamak üzere (hepsi) bir kitabda (yazılı) dır. Şübhe yok ki bu (nlar). Allaha göre kolaydır.
Allah, sizi topraktan yaratmıştır, sonra bir damla sudan sonra da sizleri çiftler olarak var etmiştir. Hiç bir dişi O'nun bilgisi olmadan hamile kalmaz ve doğum yapmaz. Bir ömürlünün çok yaşaması ve ömrünün azalması ancak kitabdadır. Muhakkak ki bu; Allah' a pek kolaydır.
(4-11) Eğer onlar seni yalanlıyorlarsa kesinlikle senden önce de Resuller yalanlandı. İşlerin emirlerin hepsi Allaha geri döndürülür / rücu eder. Ey insanlar, Allah ’ın verdiği söz / vaat gerçektir / haktır /hakikattir. Dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatan sizleri Allah ile aldatmasın. Muhakkak şeytan size düşmandır sizde onu düşman edinin. O, taraftarlarını alevli ateş halkı olmaya / cehennem halkı olmaya çağırır. Kafirler için etkisi yüksek / şiddetli bir ızdırap / azap vardır. İman edip salih amel işleyenler onlara bağışlanma ve büyük mükafat vardır. Kötü ameli kendisine süslendirilen ve onu güzel görene ise mi? Allah kimi de isterse onu saptırır. Kimi de isterse yola sokar. Onlar için kendini yıkıp üzme. Muhakkak ki Allah, onların yapıp ettiklerini biliyor. Allah, rüzgârı gönderip bulutu gezdirendir , onla ölü beldeyi sular ve öldükten sonra arzı, onunla diriltiriz. Tekrardan çoğaltılıp yaymakta böyledir. Kim izzet istiyorsa şerefin hepsi / izzetin hepsi Allah’ındır. Ağızdan çıkan hoş kelimeler ve salih ameller / düzeltici faaliyetler, ona doğru yükselir. Kötülükleri kuranlara / tuzaklayanlara şiddetli bir azap vardır. Onların tuzakları ise darmadağın olur / tarumar olur. Allah sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra sizi türdeş çiftler haline getirdi. Hiçbir kadın onun ilmi dışında hamile kalamaz ve doğuramaz. Hiçbir ö mürlünün ömrü de artırılmaz ve d ahi ömründen eksiltilmez sadece kitaptaki kadar ömrü vardır. Muhakkak ki bu, Allah’a kolaydır.
Allah, sizi (önce) topraktan sonra nutfe/meniden yaratmıştır. Sonra sizi çiftler kıldı. Onun ilmi dışında hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz ki bu Allah’a göre pek kolaydır.
Allah sizi önce topraktan, sonra nutfe (sperm)den yarattı, sonra sizi çift çift yaptı. Bir dişinin gebe kalması ve doğurması hep O'nun bilgisiyledir. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.
Allah sizi topraktan, sonra döllenmiş yumurtadan yaratmış, sonra da sizi (ruhu ve bedeni birbiri ile) eşleşmiş hale dipnot 1 getirmiştir dipnot 2 . Onun bilgisi olmaksızın hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur dipnot 3 . Kendisine bir ömür biçilenin, ömrünün sonuna kadar yaşatılmasının da ömrünün kısaltılmasının da mutlaka yazılı bir kaydı tutulur dipnot 4 . Bu, Allah için çok kolaydır.
Allah sizi topraktan, sonra döllenmiş yumurtadan yaratmış, sonra da (ruhunuzla) eşleşmiş hale getirmiştir. dipnot 1 O'nun bilgisi olmadan bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Ömrü olanın yaşaması ve ömrünün kısalması mutlaka bir deftere kayıtlı olur. Bu Allah'a kolaydır.
Allah, sizi topraktan, sonra nutfe/spermden yaratmıştır. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Bu Allah’a çok kolaydır.
Allah, sizi topraktan, sonra spermden yaratmıştır. Sonra sizi çiftler kıldı. Bir dişi O'nun haberi olmadan ne gebe kalır, ne de doğurur. Ömrü uzun olanın, ömrünün uzatılması veya ömründen kısatılması ancak bir kitaptadır. Bu Allah'a çok kolaydır.
Allah sizi bir topraktan, sonra bir spermden yarattı; sonra sizi çiftler haline getirdi. O'nun ilmi dışında, bir dişi ne hamile olur ne de doğurur. Yaşayan bir varlığa daha çok ömür verilmesi de onun ömründen biraz azaltılması da mutlaka bir Kitap'ta yazılıdır. Bu, Allah için gerçekten çok kolaydır.
Fâtır suresi, 12. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.
İki deniz birbirine eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu keser, içmesi kolaydır; diğeri ise tuzludur, acıdır. (Buna rağmen) hepsinden de taze et (balık) yiyorsunuz ve giyeceğiniz süs (eşyası) çıkartıyorsunuz. (Allah'ın) nimetlerinden arayıp da şükretmeniz için gemilerin denizi yarıp gittiğini görürsün. dipnot 1
Dahası (O'nun benzerler arasında farklılıklar yaratması da zor değildir): İki büyük su kütlesi (bile) aynı olmayabilir: şu biri tatlı, susuzluğu giderici, içimi kolay; o biri tuzlu, acı. Ne ki her birinden hem taze balık eti yersiniz, hem de takı olarak kullundığınız süs eşyaları çıkarırsınız. Bir de (Allah'ın) lütfundan nasibinizi aramanız ve şükretmeniz için, onun bağrında gemilerin dalgaları yararak yol aldıklarını görürsün(üz).
(O'nun için benzerlik ve farklılık yaratmak da kolaydır.) O halde, (yeryüzündeki) iki büyük su kütlesi aynı olamaz; birisi tatlı, susuzluğu giderici, içimi güzel iken ötekisi tuzlu ve acıdır. Fakat her ikisinden de taze et yersiniz ve (ikisinden de) süs takıları çıkarırsınız; ikisinin de üzerinde Allah'ın lütfundan nasibinizi aramanızı ve böylece şükredenlerden olmanızı sağlayan gemilerin dalgaları yararak ilerlediklerini görürsün.
İki deniz eşit olmaz! Biri tatlı mı tatlı, susuzluğu giderir, içimi hoş ve kolaydır. . . Diğeri ise tuzludur, acıdır. . . Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz bir süs çıkarırsınız. . . O'nun fazlından talep etmeniz ve şükretmeniz için, gemileri onda yara yara gidenler görürsün.
İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.
İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze et (balık) yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan (nasibinizi) arayıp da şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.
İki deniz aynı değildir. Birisi tatlı, susuzluğu giderici, içimi güzel; diğeri tuzlu ve acıdır. Ama tümünden taze et yersiniz ve süs takıları çıkarırsınız. O'nun lütfundan aramanız için, gemilerin yarıp gittiklerini görürsünüz. Böylece, belki şükredersiniz.
İki deniz bir değildir. Birisi son derece tatlı, içimi kolay, diğeri ise son derece tuzlu ve acıdır. Her birinden taze et yersiniz; takınacağınız takılar çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan rızkınızı aramanız için orada suyu yararak giden gemileri görürsünüz. Umulur ki şükredersiniz.
İki deniz birbirine eşit değildir. Bu taze ve tatlı olup içimi yumuşaktır, şu ise tuzlu ve acıdır. Hepsinden taze et yersiniz ve takınacağınız mücevherleri çıkarırsınız. O'nun lütfunu arayan gemilerin onu yararak aktığını görürsün. Belki artık şükredersiniz.
İki deniz birbirine eşit değildir. Bu taze ve tatlı olup içimi yumuşaktır, şu ise tuzlu ve acıdır. Hepsinden taze et yersiniz ve takınacağınız mücevherleri çıkarırsınız. O'nun lütfunu arayan gemilerin onu yararak aktığını görürsün. Belki artık şükredersiniz.
Bir de iki deniz bir olmuyor; şu tatlı, hararet keser, içerken kayar; şu da tuzludur, yakar kavurur. Bununla beraber herbirinden bir taze et yersiniz ve bir zinet çıkarıp giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasip arayasınız diye gemilerin de suyu yara yara orada gittiğini görürsün. Gerek ki, şükredersiniz.
Hem iki deniz müsavi olmuyor, şu tatlı, hararet keser, içerken kayar, şu da tuzlu, yakar kavurur bununla beraber herbirinden bir taze et yersiniz ve bir ziynet çıkarır giyinirsiniz, gemileri de görürsün onda yarar yarar giderler, fadlından nasib arayasınız diye ve gerek ki şükredesiniz
İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et dipnot 1 yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün.
İki deniz (in suyu) bir olmaz. Şu çok tatlıdır, susuzluğu keser, içimi boğazdan kolay geçer; şu çok tuzludur, acıdır (boğazı yakar kavurur). Bununla beraber siz her birinden tamtaze bir et yersiniz. Giyeceğiniz (takınacağınız) bir zinet çıkarırsınız. (Allahın) fazl (ve kerem) inden (nasıybinizi) aramanız, Ona şükretmeniz için her birinde gemilerin, (suları) yara yara, gitdiklerini görürsün.
İki deniz bir olmaz. Şu; çok tatlıdır, susuzluğu keser içilmesi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Her birinden taze et yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lutfundan aramanız ve şükretmeniz için gemilerin yara yara gittiklerini görürsünüz.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu keser, içilmesi kolaydır. Şu da tuzludur, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve giyeceğiniz süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki artık şükredersiniz.
İki deniz bir olmaz: Şu tatlıdır, susuzluğu keser, içimi (boğazdan) kayar; şu da tuzlu, acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takındığınız (inci, sedef gibi) süs (eşyası) çıkarırsınız. (Allah'ın) Lutfundan payınızı arayıp şükretmeniz için gemilerin, denizi yarıp gittiğini görürsün.
Şu iki büyük su kütlesi dipnot 1 bir olmaz: Biri güzel, tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır dipnot 2 . Her birinden taze et yer, takındığınız süsleri çıkarırsınız dipnot 3 . Suyu yara yara giden gemileri görürsün dipnot 4 . Bu, Allah'ın lütuf olarak verdiklerini aramanız içindir. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
İki deniz dipnot 1 bir olmaz. Biri güzel, tatlı ve kolay içimlidir; diğeri tuzlu ve acıdır. Her birinden taze balık eti yer, takındığınız süsler çıkarırsınız. Onun(Allah'ın) ikramını aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün. Belki teşekkür edersiniz.
İki deniz eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir ve içimi kolaydır; diğeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittiğini görürsün. Bunlar, O’nun verdiği nimetleri aramanız ve O’na şükretmeniz içindir.
İki deniz eşit değildir. Biri tatlıdır, susuzluğu giderir ve içimi kolaydır; diğeri tuzlu ve acıdır. Hepsinden de taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Gemilerin suları yarıp gittiğini görürsün. Bunlar, O'nun verdiği nimetleri aramanız ve O'na şükretmeniz içindir.
İki deniz birbirine eşit olmaz. Bu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi hoş ve rahattır; şu tuzludur, acıdır. Ama hepsinden de taze et yersiniz; giyip takınacağınız bir süs çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan nasip aramanız ve şükredebilmeniz için, gemilerin denizi yara yara gittiğini görürsün.
Fâtır suresi, 13. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ
Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay'ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu, Allah'tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O'nundur. Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.
(Allah) geceyi gündüzün içine koyuyor, gündüzü de gecenin içine koyuyor. dipnot 1 Güneşi ve ayı emri altına almıştır. dipnot 2 (Bunların) her biri belirlenmiş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte otorite sadece kendisine ait olan Rabbiniz Allah'tır. O'nun peşi sıra yalvardıklarınız ise bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir.
O geceyi uzatarak gündüzü kısaltıyor ve gündüzü uzatarak geceyi kısaltıyor; yine O güneşi ve ayı emre amade kılmıştır: her biri belirli bir süre için devranını sürdürüyor.İşte sizin Rabbiniz, mülkün tamamı kendisine ait olan Allah'tır: O'ndan başka yalvarıp yakardıklarınız hurma çekirdeğinin zarı kadar bile bir şeye sahip değildir.
O, gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatır. O, güneşi ve ayı (kendi kanunlarına) tabi kılmıştır, her biri (O'nun) belirlediği bir zaman içinde akıp gider. İşte Rabbiniz Allah budur: mülk O'nundur; O'ndan başka yalvarıp durduklarınız ise bir hurma çekirdeğinin zarı kadar bile bir şeye sahip değillerdir!
Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye dönüştürür. . . Güneş'i ve Ay'ı işlevlendirmiştir. . . Her biri belirlenmiş bir sürece kadar akıp gider. . . İşte budur Allah, Rabbiniz! Mülk O'nun (Esma özelliklerinin seyri - açığa çıkması) içindir! O'nun dununda yöneldikleriniz (var zannettikleriniz) bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler.
(Allah) Geceyi gündüze bağlayıp katar, gündüzü de geceye bağlayıp katar; güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Allah sizin Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile malik olamazlar.
Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneş ve ayı emri altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte (bütün bunları yapan) Rabbiniz Allah’tır. Mülk O’nundur. O’nu bırakıp da kendilerine taptıklarınız ise, bir çekirdek kabuğuna bile sahip değillerdir.
Geceyi, gündüzün içine sokar; gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve ayı da buyruğuna boyun eğdirmiştir. Belirlenmiş bir süreye dek, tümü akıp gider. Efendiniz Allah, işte böyledir. Tüm yönetim, O'na özgüdür. Oysa O'ndan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınız, bir çekirdek zarına bile söz geçiremezler.
Allah, geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneşi ve ayı insanların hizmetine sunmuştur. Her birisi, belirlenmiş bir süreye kadar yörüngesinde akar gider. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. Mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız, bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir.
Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Belirlenmiş bir süreye kadar akıp giden güneşi ve ayı emri altına almıştır. Efendiniz ALLAH işte böyledir; egemenlik O'na aittir. O'nun dışında çağırdıklarınız ise bir çekirdek zarını bile yönetemezler.
Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Belirlenmiş bir süreye kadar akıp giden güneşi ve ayı emri altına almıştır. Rabbiniz ALLAH işte böyledir; egemenlik O'na aittir. O'nun dışında çağırdıklarınız ise bir çekirdek zarını bile yönetemezler.
Geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine amade etmiştir. Her biri belirlenmiş bir vakte, mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah Rabbinizdir, mülk O'nundur. O'ndan başka çağırdıklarınız ise, bir çekirdek zarını bile idare edemezler.
Geceyi gündüze sokuyor, Şems-ü Kameri ram etmiş her biri (müsemma bir ecele) mukadder bir gayeye akıp gidiyor, işte bu gördüklerinizi yapan Allah, rabbınız, mülk onun, ondan beride çağırdıklarınız bir kıtmir idare edemezler
O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini sürdürüyor. İşte bu, Allah'tır, Rabb'inizdir. Egemenlik O'nundur. O'nun yanı sıra çağırdığınız kimseler, bir çekirdeğin zarına bile sahip değiller.
O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini sürdürüyor. İşte bu, Allah'tır, Rabb'inizdir. Egemenlik O'nundur. O'nun yanı sıra çağırdığınız kimseler, bir çekirdeğin zarına bile sahip değiller.
O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunmuştur. Hepsi de belirlenmiş bir zamana kadar yörüngesinde akar gider. İşte bu, Allah'tır, Rabb'inizdir. Egemenlik O'nundur. O'nu bırakıp çağırdığınız kimseler, bir çekirdeğin zarına bile sahip değiller.
(Tanrı) Geceyi gündüze bağlayıp katar, gündüzü de geceye bağlayıp katar, güneşi ve ayı emre amade kılmıştır, her biri adı konulmuş bir ecele kadar akıp gitmektedir. İşte bunları (yaratıp düzene koyan) Tanrı sizin rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise, 'bir çekirdeğin incecik zarına' bile malik olamazlar.
O, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içerisine sokar. Güneşi, ayı teshıyr etmişdir. Her biri muayyen bir müddet için akıb gidiyor. İşte bunlar (ı yapan) Allahdır, sizin Rabbinizdir. Mülk Onundur. Onu bırakıb tapdıklarınız ise bir hurma çekirdeğinin zarına bile malik olmazlar.
Gündüzü geceye girdirir, geceyi de gündüze girdirir. Güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır, her biri belli bir süre için hareket eder. İşte bu, Rabbınız olan Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka taptıklarınız ise hurma çekirdeğinin zarına bile malik değildirler.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneş'i ve Ay'ı emri altına almıştır. Her biri belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte sizin Rabbiniz Allah’tır. Mülk O’nundur. O’ndan başka dua ettikleriniz, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir.
(Allah) Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar; güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır. Her biri belirtilmiş bir süreye kadar akıp gider. İşte Rabbiniz Allah budur, mülk O'nundur. O'ndan başka yalvardığınız şeyler ise bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir.
O, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar dipnot 1 . Güneşi ve ayı hizmete koymuştur. Bunların her biri (kendi yörüngesinde dipnot 2 ) belli bir süre için akar gider dipnot 3 . İşte bunları yapan Allah'tır, sizin Rabbiniz /sahibinizdir. Bütün hakimiyet ondadır. Onunla aranıza koyup yardıma çağırdıklarınız, bir çekirdeğin zarına bile hükmedemezler dipnot 4 .
Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve ayı da hizmete koymuştur. Bunların her biri dipnot 1 belli bir süreye kadar, yörüngesinde akar gider. İşte bunları yapan Rabbiniz Allah'tır. Yetki ondadır. Onunla aranıza koyup yardıma çağırdıklarınız, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneş'i ve Ay'ı hizmetinize sunmuştur. Her biri belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte sizin Rabbiniz Allah’tır. Mülk O’nundur. O’ndan başka dua ettikleriniz, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir.
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. Güneşi ve ayı hizmetinize sunmuştur. Her biri belirli bir süreye kadar akıp giderler. İşte sizin Rabbi'niz Allah'tır. Hakimiyet O'nundur. O'ndan başka dua ettikleriniz, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir.
Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Herbiri belirlenen bir süreye kadar akıp gidiyor. İşte Rabbiniz Allah bu; mülk ve yönetim O'nundur. Onun berisinden yakardıklarınız ise bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.
Fâtır suresi, 14. ayet. إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا۟ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا۟ مَا ٱسْتَجَابُوا۟ لَكُمْ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ
Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.
Onlara (putlara) yalvarsanız (bile) çağrınızı duyamazlar. Sizi duysalardı da isteklerinize cevap veremezlerdi. dipnot 1 Kıyamet günü (onları) ortak koştuğunuzu da inkâr edeceklerdir. dipnot 2 Haberdar olan (Allah) gibi (gerçeği kimse) sana bildiremez.
Onlara yalvarsanız bile sizin yalvarıp yakarışınızı duymazlar; duysalar bile sizin imdadınıza yetişemezler: kıyamet günü de kendilerine yakıştırdığınız ortaklığı reddederler.(Ey insan!) Sana hiç kimse, her şeyden haberder olan (Allah'ın) verdiği türden bir haber veremez!
Onlara yalvarırsanız çağrınızı duymazlar; duyabilseler bile size cevap ver(e)mezler. Ve (üstelik) Kıyamet Günü onları Allah ile eş tutmanızı kabul etmezler. Hiç kimse her şeyi bilen kadar size (gerçeği) göstermez.
Eğer onlara seslenirseniz, sizin çağrınızı işitmezler! Diyelim ki işitseler, size cevap veremezler! (Üstelik) kıyamet sürecinde, sizin onlara tanrılık atfetmenizi inkar ederler. . . Habiyr'in (haberdar olanın) benzeri (kimse) sana haber veremez.
Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır. (Bunu her şeyden) Haberi olan Allah gibi sana (hiç kimse) haber vermez.
Eğer onları (putları) çağırırsanız, sizin çağırmanızı işitmezler. Faraza işitseler bile, size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.
Onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar da size yanıt veremezler. Üstelik onları Allah'a ortaklar koştuğunuzu, Yeniden Yaratılış Günü'nde inkar edeceklerdir. Zaten hiç kimse, Haberli Olan gibi sana haber veremez.
Eğer Allah'tan başka taptıklarınızı çağırırsanız sizin çağırmanızı işitemezler; işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler. Bu gerçeği sana, her şeyden haberi olan Allah gibi hiç kimse haber veremez.
Onları çağırsanız sizin çağrınızı işitemezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Diriliş gününde de sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Her şeyden Haberi Olan gibi kimse sana haber veremez. dipnot 1
Onları çağırsanız sizin çağrınızı işitemezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Diriliş gününde de sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Her şeyden Haberi Olan gibi kimse sana haber veremez.
Kendilerine dua ederseniz, duanızı işitmezler. İşitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet günü de kendilerini Allah'a ortak koştuğunuzu inkar ederler. Sana, herşeyden haberdar olan (Allah) gibi, haber veren olmaz.
Kendilerine dua ederseniz duanızı işitmezler, işitseler bile size cevabını veremezler, Kıyamet günü de şirkinize küfrederler, sana bir habir gibi haber veren olmaz
Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet günü, kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.
Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet Günü, kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.
Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet Günü, kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.
Eğer onlara dua ederseniz, duanızı işitmezler, işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde ise, sizin şirk koşmanızı tanımayacaklardır (yekfürune). (Bunu her şeyden) Haberi olan Tanrı gibi sana (hiç kimse) haber vermez.
Eğer onlara düa ederseniz duanızı işitmezler, (bilfarz) işitseler bile size cevab vermezler. Kıyamet gününde de onlar sizin müşrikliğinizi tanımayacaklardır. Her şeyden hakkıyle haberdar olan (Allah) gibi sana (hakıykatı hiçbir şey) haber vermez.
Onları çağırsanız; çağrınızı işitmezler. İşitseler dahi size cevap veremezler. Kıyamet günü de şirk koşmanızı inkar ederler. Haberdar olan gibi, kimse sana haber veremez.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. (Bu gerçeği) sana, her şeyden haberi olan (Allah) gibi hiç kimse haber veremez.
Onları çağırsanız sizin çağırmanızı işitmezler. İşitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet günü de, sizin (onları Allah'a) ortak koşmanızı tanımazlar. Hiç kimse sana, herşeyi bilen (Allah) gibi gerçekleri haber veremez.
Onları yardıma çağırsanız, çağrınızı işitmezler; işitseler bile olumlu cevap veremezler dipnot 1 . Kıyamet /mezardan kalkış dipnot 2 gününde de sizin onları Allah'a ortak koştuğunuzu kabul etmezler dipnot 3 . Kimse sana bunları, her şeyin iç yüzünü bilen Allah gibi haber veremez.
Onları çağırsanız, çağrınızı işitmezler; işitseler cevap veremezler: Kıyamet gününde de sizin onları ortak saymanızı örtbas ederler. Kimse sana bunları, her şeyin içyüzünü bilen Allah gibi haber vermez.
Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. her şeyden haberi olan gibi sana kimse haber veremez.
Onlara dua etseniz bile sizin duanızı duymazlar, duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü sizin ortak koşmanızı inkar ederler. Herşeyden haberi olan gibi sana kimse haber veremez.
Onlara çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin onları ortak koştuğunuzu inkar ederler. Hiç kimse sana, Habir olan Allah'ın verdiği gibi haber veremez.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.