Fâtır suresi

Fâtır suresi, 32. ayet

Fâtır suresi, 32. ayet. ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

ŝümme evraŝne-lkitâbe-lleẕîne-ṣṭafeynâ min `ibâdinâ. feminhüm żâlimül linefsih. veminhüm muḳteṣid. veminhüm sâbiḳum bilḫayrâti biiẕni-llâh. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

Diyanet İşleri

Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fâtır 29–35 · surenin 32. ayeti / 45
  1. Fâtır 29

    Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda harcayanlar, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.

  2. Fâtır 30

    Allah, kendilerine mükafatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.

  3. Fâtır 31

    (Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur'an), kendinden öncekini tasdik eden hak kitaptır. Şüphesiz Allah (kullarından) hakkıyla haberdardır. Onları hakkıyla görür.

  4. 32

    Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed'in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah'ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.

  5. Fâtır 33

    Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.

  6. Fâtır 34

    Şöyle derler: "Hamd, bizden hüznü gideren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."

  7. Fâtır 35

    "O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

32. “Sonra Kitabı seçtiğimiz kullarımıza” bunlar bu ümmettir “miras verdik. Bununla beraber onlardan kimisi” küfürden daha aşağı mertebede bulunan masiyetlerle “nefsine zulmeder. Kimisi orta yol üzeredir.” Sadece farzları yapar ve haramları da terk eder.

“Kimisi de Allah’ın izni ile hayırlarda yarışıp öne geçer.” Hayır işlemekte elini çabuk tutar ve gayretle çalışır. Böylelikle diğerlerini geride bırakır. Bu ise farzların yanı sıra nafileleri çokça işleyen, haramların yanı sıra mekruhları da terk eden kimsedir.

Bütün bunları Yüce Allah, bu Kitabı miras almaları için seçmiştir. Mertebeleri farklı, halleri çeşitli olsa dahi bu böyledir. Onların her biri, bu Kitab’ın mirasçılığından bir paya sahiptir. Nefsine zulmeden kimse dahi böyledir. Çünkü onun taşıdığı imanın aslı, iman ilimleri ve imanın gerektirdiği ameller, Kitab’a mirasçı olmanın bir parçasıdır. Zira Kitab’a mirasçı olmaktan kasıt, onun ilim ve amelini miras almak, lafızlarını okuyup incelemek ve onun manalarını çıkartmaktır.

“Allah’ın izni ile” buyruğu hayırlarda öne geçenlerle ilgilidir. Ki bu tür kimseler amelleri dolayısı ile gurura kapılmasınlar. Aksine hayırlarda ileri geçmeleri, ancak Yüce Allah’ın tevfiki ve yardımı ile olduğunu bilsinler. Öyleyse Yüce Allah’a kendisine ihsan etmiş olduğu bu nimetler dolayısı ile şükür ile meşgul olmalıdırlar.

“İşte bu (miras) büyük bir lütuf/fazilettir.” Yani Yüce Allah’ın kullarından seçtiği kimselere bu Kitab’ı miras vermesi, pek büyük bir lütuftur. Ona nispetle diğer bütün nimetler yok hükmündedir. Kayıtsız ve şartsız olarak en üstün nimet, en büyük lütuf, bu Kitab’a mirasçı olmaktır.

Daha sonra Yüce Allah kendilerine Kitabı miras verdiği kimselerin mükâfatlarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, diğer ümmetlerin üzerinde seçmiş olduğumuz ümmetine Kur'an'ı verdik. Onlardan kimi haramları işleyip vacipleri terk ederek kendilerine zulmeder. Kimileri vacipleri yapıp haramlardan uzaklaşmanın yanında; bazı müstehapları terk edip bazı mekruhları işlemek suretiyle ortadadır. Kimileri ise Allah'ın izni ile hayırlı amellerde yarışır. Bu; vaciplerin ve müstehapların yerine getirilmesi, haramların ve mekruhların terk edilmesi ile olur. Burada zikredilen -bu ümmetin seçkin kılınması ve kendilerine Kur'an'ın gönderilmesi- hiçbir faziletin ve ihsanın kendisine yakınlaşamayacağı şekilde Allah'tan büyük bir ihsandır.

Kelimeler

21 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. أَوْرَثْنَا evrasna miras verdik kök: ورث
  3. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  4. ٱلَّذِينَ ellezine
  5. ٱصْطَفَيْنَا stafeyna seçtiklerimize kök: صفو
  6. مِنْ min (arasın)dan
  7. عِبَادِنَا ۖ ibadina kullarımız kök: عبد
  8. فَمِنْهُمْ fe minhum onlardan kimi
  9. ظَالِمٌۭ zalimun zulmedendir kök: ظلم
  10. لِّنَفْسِهِۦ linefsihi nefsine kök: نفس
  11. وَمِنْهُم ve minhum ve kimi
  12. مُّقْتَصِدٌۭ muktesidun orta gidendir kök: قصد
  13. وَمِنْهُمْ ve minhum ve kimi de
  14. سَابِقٌۢ sabikun öne geçendir kök: سبق
  15. بِٱلْخَيْرَٰتِ bil-hayrati hayırlarda kök: خير
  16. بِإِذْنِ biizni izniyle kök: اذن
  17. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'ın kök: اله
  18. ذَٰلِكَ zalike işte budur
  19. هُوَ huve O
  20. ٱلْفَضْلُ l-fedlu lutuf kök: فضل
  21. ٱلْكَبِيرُ l-kebiru büyük kök: كبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Süleyman, Davud'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" dedi.

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun.…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

  • Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: ورث (35 geçiş) · Aynı kök: سبق (37 geçiş)

    Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Kibir

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Kibir

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. dipnot 1 Kimi kendisine haksızlık eder; dipnot 2 kimi ortadadır; kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öndedir. Asıl büyük lütuf işte budur.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'a vâris olmayanlar, cennete mirasçı olamazlar. Bu ayette müslümanların Kur'an ile iletişimi gösterilmektedir. "İlâhî kelamın vârisleri ümmet-i Muhammed'dir. Hz. Muhammed'in vahye ilişkin sorumluluğu, onun vefatından sonra ümmetine miras bırakılmıştır. Kur'an'ın Hz. Muhammed'in şahsı için zikrettiği her fazilet ve ödülü ümmeti için de zikretmiş olması bunu pekiştirmektedir. Hz. Muhammed'in vefatından sonra ferdi risalet içtimai olana geçmiştir" (İslamoğlu, [Hayat Kitabı Kur'an], s. 867'de 3. not). Buna göre vâris kılınan şey son ilâhî mesajın bütün insanlığa tebliğ görevidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette "kendine zulmedenler"den kasıt, inkarcılar değil, "yapılmaması gereken bir işi yapan, böylece kendine yazık edenler" demektir. Nitekim bazı peygamberler için de bu türden zulüm ifadesi söz konusudur. Bkz. A‘râf 7:23; Enbiyâ 21:87; Kasas 28:16.

Mustafa İslamoğlu

Derken, bu ilahi kelamı (tebliğ işine) kullarımızdan seçtiklerimizi varis kıldık: fakat onların içerisinden kimisi kendine zulmeder, kimisi ortalama bir yol tutar, kimisi de Allah'ın izniyle her iyi şeyde öncülük eder: bu, işte budur muhteşem zafer!

Muhammed Esed

Biz, bu ilahi vahyi kullarımızdan seçtiklerimize miras olarak bahşettik. Onlardan bazısı kendilerine zulmeder, bazısı (doğru ile eğri arasında) ara yolu tercih eder, bir kısmı da Allah'ın izniyle iyilikte başı çekenlerden olur. Bu (ise) en büyük fazilettir.

Ahmed Hulusi

Sonra kullarımızdan süzüp seçtiklerimizi Hakikat ve Sünnetullah bilgisine varis kıldık! Onlardan kimi nefsine zulmedicidir (hakikat bilgisinin hakkını vererek yaşayamaz). . . Onlardan kimi muktesiddir (arada, kah hakikatini hisseder kah bedenselliğe düşer). . . Onlardan kimi de Bi-iznillah (Esma açığa çıkışının elvermesiyle) hayırlar - yaşantıları ile öne geçendir. . . İşte bu büyük lütuf, üstünlüktür! Not: Bu ayeti açıklayan bir hadis-i şerif: Ebud Derda r. a. dedi ki, Hz. Rasulullah'ı şu ayeti (yani bu 32. ayeti) okurken işittim de şöyle buyurdu: "Hayratlar ile öne geçene gelince, o hesap görmeden cennete girer. . . Muktesid (arada olan) ise kolay bir hesapla hesaba çekilir. . . Amma nefsine zulmedene gelince, kendisine hemm (hüzün - üzüntü) dokununcaya kadar bir makamda oturur, sonra cennete dahil olur". . . Sonra şu ayeti okudu: "Hamd, hazanı (üzülmeyi) bizden gideren (tüm kuvvelerin sahibi) Allah'a aittir. . . Muhakkak ki Rabbimiz, Ğafur'dur, Şekur'dur. {34. ayet}" (Müsned-i A. Hanbel)

Ali Bulaç

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda yarışır öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.

Ali Özek ve heyeti

Sonra Kitab'ı, kullarımız arasından seçtiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.

Ali Rıza Safa

Sonra, kullarımızdan seçtiklerimizi, Kitap'a kalıtçı yaptık. Böylece, onlardan bir bölümü kendisine yazık eder, bir bölümü orta yolda gider; bir bölümü de Allah'ın izniyle, iyiliklerde öne geçer. İşte bu, büyük lütuftur.

Bayraktar Bayraklı

Sonra bu kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan bazısı kendilerine haksızlık ettiler. Bazıları orta yolu tuttular. Kimileri de hayır işlerinde Allah'ın izniyle öne geçtiler. İşte bu en büyük fazilettir.

Edip Yüksel

Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Onlardan kimi kendilerine zulmedenlerdir, kimi orta yolu tutar, kimi de ALLAH'ın izniyle iyi işlerde öncüdür. İşte büyük lütuf budur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Onlardan kimi kendilerine zulmedenlerdir, kimi orta yolu tutar, kimi de ALLAH'ın izniyle iyi işlerde öncüdür. İşte büyük lütuf budur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra Biz, o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta giden yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte büyük lütuf odur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzdüklerimize miras kıldık, onlardan da nefislerine zulmeden var, muktesıd, orta giden var, Allahın izniyle hayırlarda ileri geçenler var, işte büyük fadl o

Erhan Aktaş

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. dipnot 1 İşte büyük fazilet budur.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bazıları Kitap'ın buyruklarına, yaradılış amaçlarına uygun davranmamakla aslında kendi kendilerine zulmetmiş olurlar, bazıları Kitap'ın buyruklarına uymada yeterli ve gerekli özeni göstermemekte, ortalama bir yol tutmakta, bazıları ise tam bir uygunluk ve uyum içinde Kitap'ın buyruklarını yerine getirmektedirler. Hayırlı işlerde öncülük etmektedirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. dipnot 1 İşte büyük fazilet budur.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bazıları Kitap'ın buyruklarına, yaradılış amaçlarına uygun davranmamakla aslında kendi kendilerine haksızlık ederler, bazıları Kitap'ın buyruklarına uymada yeterli ve gerekli özeni göstermemekte, bazıları ise tam bir uygunluk ve uyum içinde Kitap'ın buyruklarını yerine getirmektedirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. dipnot 1 İşte büyük fazilet budur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bazıları Kitap'ın buyruklarına, yaradılış amaçlarına uygun davranmamakla aslında kendi kendilerine haksızlık ederler, bazıları Kitap'ın buyruklarına uymada yeterli ve gerekli özeni göstermemekte, bazıları ise tam bir uygunluk ve uyum içinde Kitap'ın buyruklarını yerine getirmektedirler.

Gültekin Onan

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder, kimi orta bir yoldadır, kimi de Tanrı'nın izniyle hayırlarda yarışır, öne geçer. İşte bu, büyük fazlın kendisidir.

Hasan Basri Çantay

Sonra bir o kitabı kullarımızdan (beğenib) seçdiklerimize miras bırakdık. İşte onlardan kimi nefsine zulmedendir, onların ba'zısı mu'tedildir, onlardan bir kısmı da Allahın izniyle hayrat (ve hasenat yarışların) da öncü ol (up kazan) andır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.

İbni Kesir

Sonra Biz; kitabı, kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi nefsine zulmedicidir, kimi de muktesiddir. Kimi ise Allah'ın izni ile hayırlara koşandır. İşte bu; büyük lutfun kendisidir.

Mehmet Alagaş

(32-37) Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitabı miras bıraktık, onlardan kendine zulmedenler var onlardan ölçülü / kıstaslı olanlar var. Onlardan Allah ’ın izniyle hayırda yarışanlar da var. İşte o, büyük bir erdemdir. Adn cenneti! Ona gireceklerdir, orada inci ve altından bileziklerle süslenecekler dir. Orada onların elbiseleri ipek tendir. Övgü, bizden hüznü gideren, Allah’adır derler, Muhakkak ki Rabbimiz bağışlayandır, teşekkür edendir. Öyle ki hazinesinden kalınacak bir yurda bizi koydu. Orada bize yorgunluk , bıkkınlık / usanmak dokunm uyor. Kafirlere ise , onlara cehennem ateşi vardır. Ölüm onlar için gerçeklenmez. Azap onlara hafifletilmez, kafirlerin cezası / müeyyidesi işte böyledir. Onlar orada şöyle feryat ederler / bağrışırlar, Rabbimiz bizi çıkar, biz de yaptıklarımızın dışında salih ameller işleyelim derler, sizlere, hatırlamak isteyenin hatırlayacağı kadar ömür vermedik mi? size uyarıcı da geldi , tadın öyleyse, zalimlere yardım / nusret yoktur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder, kimi ortadadır, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur.

Süleyman Ateş

Sonra Kitabı kullarımız arasından seçtiklerimize miras verdik. Onlardan kimi nefsine zulmedendir, kimi orta gidendir, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçendir. İşte büyük lutuf budur.

Süleymaniye Vakfı

Sonra, kullarımızdan seçtiğimiz kimseleri, Kitaba mirasçı kıldık dipnot 1 . Onlardan kimi kendine karşı yanlış yapar, kimi orta halli davranır. Kimi de Allah'ın onayıyla hayırlı işlerde en önde olur ki bu, büyük bir lütuftur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimseleri Allah'ın izniyle bu Kitaba mirasçı yaparız. Onlardan kimi kendine kötülük yapar, kimi orta yolda gider, kimi de iyilikler konusunda en önde olur. İşte büyük üstünlük en önde olmaktır.

Şaban Britch

Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan kendine zulmeden var, muktesıd/orta giden var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler vardır. İşte en büyük fazilet budur.

Şaban Piriş

Sonra bu kitaba, kullarımızdan seçtiğimizi mirasçı kılarız. Onlardan kendine zulmeden de olur, onu tasdik eden de. Onların arasında Allah'ın izniyle hayırlarda yarışanlar vardır. En büyük fazilet budur.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra, kullarımız arasından seçtiklerimizi Kitap'a mirasçı kıldık. İçlerinden öz nefsine zulmeden var. Orta yolda gideni var. Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçeni var. İşte bu, büyük lütfun ta kendisidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We made the Book an heritage We bequeathed to such of Our servants as We have chosen and taken by preference. Some of them, the wrongful of actions, are being unfair to themselves. Others choose a middle way between right and wrong and some do vie by the grace of Allah in doing all that is good and all that reflects wisdom and piety. This is indeed the sufficient grace abounding in whom He will as well as the efficacious grace which effects the end for which it is given.

Abdul Haleem

We gave the Scripture as a heritage to Our chosen servants: some of them wronged their own souls, some stayed between [right and wrong], and some, by God’s leave, were foremost in good deeds. That is the greatest favour:

Abdullah Yusuf Ali

Then We have given the Book for inheritance to such of Our Servants as We have chosen: but there are among them some who wrong their own souls; some who follow a middle course; and some who are, by Allah's leave, foremost in good deeds; that is the highest Grace.

Abul A'la Maududi

Then We bequeathed the Book to those of Our servants that We chose. dipnot 1 Now, some of them wrong themselves and some follow the medium course; and some, by Allah's leave, vie with each other in acts of goodness. That is the great bounty. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This implies the Muslims, who have been sorted out from all mankind so that they may become heirs to the Book of Allah, and convey its message to others after the Prophet Muhammad (peace be upon him). Though this Book has been presented before all human beings, those who accepted it in the first instance, were chosen for the honor to become heirs to a great Book like the Quran and the trustees of the teaching and guidance imparted by a great Messenger like the Prophet Muhammad (peace be upon him).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, All these Muslims are not alike but are divided into three classes:

Aisha Bewley

Then We made Our chosen slaves inherit the Book. But some of them wrong themselves; some are ambivalent; and some outdo each other in good by Allah’s permission. That is the great favour.

Al-Hilali & Khan

Then We gave the Book (the Qur’ân) as inheritance to such of Our slaves whom We chose (the followers of Muhammad صلى الله عليه وسلم). Then of them are some who wrong their ownselves, and of them are some who follow a middle course, and of them are some who are, by Allâh’s Leave, foremost in good deeds. That (inheritance of the Qur’ân) - that is indeed a great grace.

Ali Quli Qarai

Then We made heirs to the Book those whom We chose from Our servants. Yet some of them are those who wrong themselves, and some of them are average, and some of them are those who take the lead in all the good works by Allah’s will. That is the greatest grace [of Allah]!

Amatul Rahman Omar

We (always) made only those whom We had chosen from among Our servants, the inheritors of (Our) Book. Some of them are (hard upon themselves and so) unjust to their souls (for suppressing their egos sternly). There are others among them who are moderate and are following the middle course. There are yet others among them who, by the leave of Allâh, are foremost in acts of goodness. That indeed is the great distinction.

Arthur John Arberry

Then We bequeathed the Book on those of Our servants We chose; but of them some wrong themselves, some of them are lukewarm, and some are outstrippers in good works by the leave of God; that is the great bounty.

Bijan Moeinian

Then I made the chosen servants of mine [the Muslims] to become the heirs to this great book. Among them [the Muslims] you will find some who are unjust to their soul, some who are half obedient and some who [have deserved to] have received the assistance of God in becoming wholeheartedly devoted to the good deeds, which is the supreme success.

E. Henry Palmer

Then we gave the Book for an inheritance to those whom we chose of our servants, and of them are some who wrong themselves, and of them are some who take a middle course, and of them are some who vie in good works by the permission of their Lord; that is great grace.

Edip-Layth

Then We inherited the book to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged themselves, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with God's will; this is the greatest triumph.

George Sale

And We have given the book of the Koran in heritage unto such of our servants as We have chosen: Of them there is one who injureth his own soul; and there is another of them who keepeth the middle way; and there is another of them who out-strippeth others in good works, by the permission of God. This is the great excellence.

Hamid S. Aziz

And that which We have revealed to you of the Book, that is the Truth, confirming (verifying) that which was revealed before it; verily, Allah is Aware, Seer of His servants.

Mahmoud Ghali

Thereafter We made the ones whom We elected of Our bondmen inherit the Book. Then, of them are (some) who are unjust to themselves, and of them are (some) who are moderate, and of them are (some) who are forerunners in charitable (deeds), by the permission of Allah. It is that (which) is the great Grace.

Marmaduke Pickthall

Then We gave the Scripture as inheritance unto those whom We elected of Our bondmen. But of them are some who wrong themselves and of them are some who are lukewarm, and of them are some who outstrip (others) through good deeds, by Allah's leave. That is the great favour!

Mohamed Ahmed - Samira

So We made those of Our creatures whom We had chosen, heirs to the Book; but some of these exceed themselves, and some follow the middle course, and some surpass others in goodness by God's will, which is the greatest blessing.

Muhammad Asad

And so, We have bestowed this divine writ as a heritage unto such of Our servants as We chose: and among them are some who sin against themselves; and some who keep half-way [between right and wrong]; and some who, by God’s leave, are foremost in deeds of goodness: [and] this, indeed, is a merit most high!

Mustafa Khattab

Then We granted the Book to those We have chosen from Our servants. Some of them wrong themselves, some follow a middle course, and some are foremost in good deeds by Allah’s Will. That is ˹truly˺ the greatest bounty.

Progressive Muslims

Then We inherited the Scripture to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged their souls, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with God's will; this is the greatest triumph.

Rashad Khalifa

We passed the scripture from generation to generation, and we allowed whomever we chose from among our servants to receive it. Subsequently, some of them wronged their souls, others upheld it only part of the time, while others were eager to work righteousness in accordance with GOD's will; this is the greatest triumph.

Sahih International

Then we caused to inherit the Book those We have chosen of Our servants; and among them is he who wrongs himself, and among them is he who is moderate, and among them is he who is foremost in good deeds by permission of Allah. That [inheritance] is what is the great bounty.

Sam Gerrans

Then We caused to inherit the Writ those whom We have chosen of Our servants; and among them is he who wrongs his soul, and among them is one lukewarm, and among them are the frontrunners in good deeds by the leave of God; that is the great favour.

Shabbir Ahmed

And so, We have bestowed this Book (on you) as a heritage from Our servants whom We chose. And among people are those who (ignore it and thus) hurt themselves. Others will have a lukewarm attitude toward it, and some who, by Allah's leave, will be foremost in attaining all the good in it. That! Indeed that is, the Great Bounty.

Syed Vickar Ahamed

Then, We have given the Book to be passed down the generations to only those of Our servants as We have chosen: Then (even) there are among them, some who harm their own souls; And of them, some who take a middle course; And of them, some who are, by Allah’s permission, leaders in good deeds; That is truly, the highest grace.

Taqi Usmani

Then We conveyed the Book as an heritage to those of Our slaves whom We chose. Now, some of them are those who wrong their own selves, and some of them are mediocre, and some of them are those who outpace (others) in righteous deeds with Allah’s permission. That is the great bounty,

The Monotheist Group

Then We inherited the Book to those whom We selected from Our servants. Subsequently, some of them wronged themselves, and others upheld it partly, while others were eager to work righteousness in accordance with the will of God; such is the great benefit.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fâtır suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩