Diyanet İşleri
Sen, ancak bir uyarıcısın.
Fâtır suresi
Fâtır suresi, 23. ayet. إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ
in ente illâ neẕîr.
Sen, ancak bir uyarıcısın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" Fâtır 15–23 3
Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
Gölge ile sıcaklık bir olmaz.
Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.
Sen, ancak bir uyarıcısın.
Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
(Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.
Sonra ben inkar edenleri yakaladım. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 19–23. ayetler için yazılmıştır.
19-23. Yüce Allah, zıt şeylerin ilâhî hikmette ve kullarına tevdi etmiş olduğu fıtratta birbirine eşit olamayacağını bildirmektedir: “Kör ile gören bir olmaz, karanlıkla aydınlık ve gölge ile sıcak da. Dirilerle ölüler de bir olmaz.” Bu hususta en ufak bir şüphe dahi söz konusu değildir. Sizce de kabul edildiği üzere sözü edilen bu hususlar, şüphesiz birbirine eşit olamazlar.
Aynı şekilde şunu da bilin ki manevî olarak birbirine zıt olan şeylerin birbirine eşit olmaması öncelikle söz konusudur. O bakımdan mü’min ile kâfir, hidâyet bulan ile sapık olan, alim ile cahil, cennetlikler ile cehennemlikler, diri kalpliler ile ölü kalpliler de bir olmaz. Bunlar arasında Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği kadar büyük farklılıklar vardır.
Bu mertebeler öğrenildiğine, eşyalar birbirinden ayırt edildiğine ve uğrunda yarışılması gerekenle onun zıddı apaçık belli olduğuna göre kararlı olan kimse kendisi için daha uygun ve tercihe daha değer olanı tercih etmelidir.
“Şüphesiz Allah dilediği kimseye” kavrayıp kabul etmekle sonuçlanacak şekilde “işittirir.” Çünkü hidâyete ileten, tevfikini ihsan eden O’dur.
“Sen kabirde olanlara” ölü kalplilere “işittiremezsin.” Yahut senin davetinin kabirde bulunanlara hiçbir faydası olmadığı gibi, sana karşı çıkıp inatla direnen kimselere de hiçbir faydası olmaz.
Ancak senin vazifen; uyarmak ve davetin kabul edilsin yahut edilmesin seninle gönderilen risaleti tebliğ etmektir. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sen ancak bir uyarıcısın.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sen; sadece Allah'ın azabı ile uyaran bir uyarıcısın.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen sadece bir uyarıcısın.
sen sadece bir uyarıcısın.
sen sadece bir uyarıcısın.
Sen kesinlikle yalnızca uyarıcısın!
Sen, yalnızca bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın.
Sen, yalnızca bir uyarıcısın.
- Sen, sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı olmuştur.
Sen ancak bir uyarıcısın.
Sen ancak bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın!
Sen sade bir nezirsin
Sen yalnızca bir uyarıcısın.
Sen yalnızca bir uyarıcısın.
Sen yalnızca bir uyarıcısın. dipnot 1
Sen, yalnızca bir uyarıcısın.
Sen gelecek tehlikeleri haber veren (bir peygamber) den başkası değilsin.
Sen; ancak bir uyarıcısın.
(12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.
Sen sadece bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın dipnot 1 .
Sen sadece bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın.
Sen sadece bir uyarıcısın!
You arc only a spectacle and a warning
You are only here to warn them-
Thou art no other than a warner.
You are no more than a warner. dipnot 1
You are only a warner.
You (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) are only a warner (i.e. your duty is to convey Allâh’s Message to mankind but the guidance is Allâh’s).
You are but a warner.
You are only a Warner.
thou art naught but a warner.
O’ Mohammad, you are only a Warner [it is up to the individuals to hear you or not].
thou art but a warner!
You are but a warner.
Thou art no other than a preacher:
Neither are the living and the dead alike. Surely Allah makes whom He pleases hear, and you cannot make those hear who are in the graves.
Decidedly you are nothing except a constant warner.
Thou art but a warner.
You are only a bearer of warnings.
thou art nothing but a warner.
You are only a warner.
You are but a warner.
You are no more than a warner.
You, [O Muúammad], are not but a warner.
Thou art only a warner.
You are but a Warner.
You are none except a warner.
You are but a warner.
You are but a warner.