Fâtır suresi · 15–23. ayetler

İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Fâtır suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 15. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    Diyanet İşleri

    Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla layık olandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey insanlık! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz! Allah'a gelince: O kendi kendine yeten sonsuz zenginlik sahibidir, (bilakis) her şey O'na hamd ile memurdur.

    Muhammed Esed

    Ey İnsanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz, ama O, hiçbir şeye muhtaç değildir ve hamd O'na mahsustur.

    Ahmed Hulusi

    Ey insanlar! Siz Allah'a (mutlak muhtaç) "yok"sullarsınız (Esma'sıyla varsınız)! Allah ise Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

    Ali Bulaç

    Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve Övülmeye lâyık olan ancak O'dur.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Allah'a gereksinimi olan sizsiniz. Çünkü Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey İnsanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye layık olan ancak O'dur.

    Edip Yüksel

    Ey insanlar, siz ALLAH'a muhtaçsınız, ALLAH ise hiç kimseye muhtaç değildir, Övülendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ey insanlar, siz ALLAH'a muhtaçsınız, ALLAH ise hiç kimseye muhtaç değildir, Övülendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey insanlar, sizsiniz hep Allah'a muhtaç fakirler. Allah ise, zengin ve hamd ile övülecek O'dur ancak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey insanlar! sizsiniz hep Allaha muhtac fukara, Allah ise zengin o, hamd ile öğülecek veliynimet o.

    Erhan Aktaş

    Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye layık olandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye layık olandır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye layık olandır.

    Gültekin Onan

    Ey insanlar, siz Tanrı'ya (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Tanrı ise, ganiy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır. Hamid (övülmeye layık)tır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey insanlar, siz Allaha muhtaçsınız. Allah ise, O, her şeyden müstağnidir, her hamde layıkdır.

    İbni Kesir

    Ey insanlar; sizler, Allah'a muhtaçsınız. Allah ise Gani'dir, Hamid'dir

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah zengin ve övülmeye lâyık olandır.

    Süleyman Ateş

    Ey insanlar, siz Allah'a muhtaçsınız, Allah ise, işte zengin ve hamde layık olan O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Yaptığını güzel yapan ve kimseye ihtiyacı olmayan Allah'tır.

    Şaban Britch

    Ey İnsanlar, siz Allah’a muhtaçsınız. Allah zengin, hamde layık olan O’ dur.

    Şaban Piriş

    -Ey İnsanlar, siz Allah'a muhtaçsınız. Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, hamde layık olan O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey insanlar, siz Allah'a yönelmiş yoksullarsınız! Allah ise mutlak Gani, mutlak Hamid'dir.

  2. Fâtır suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 16. ayet. إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Eğer Allah dilerse, sizi giderir ve yeni bir halk getirir.

    Mustafa İslamoğlu

    Dilerse sizi ortadan kaldırır ve yerinize yeni bir topluluk getirir:

    Muhammed Esed

    Dilerse sizi ortadan kaldırır ve (yerinize) yeni bir yaratılmışlar topluluğu getirir:

    Ahmed Hulusi

    Eğer dilerse sizi ortadan kaldırır ve halk-ı cedid olarak (Esma'sının yepyeni bir açığa çıkışıyla) gelir!

    Ali Bulaç

    Dileyecek olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk getirir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dilerse, sizi götürür ve yeni yaratılmışlar getirir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.

    Edip Yüksel

    Dilerse sizi götürür ve yerinize yeni yaratıkları getirir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dilerse sizi götürür ve yerinize yeni yaratıkları getirir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilerse sizi giderir ve yeni bir halk getirir

    Erhan Aktaş

    Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.

    Gültekin Onan

    Dileyecek olsa, sizi giderir (yok eder) ve yepyeni bir halk getirir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dilerse sizi giderir, (yerinize) yepyeni bir halk getirir.

    İbni Kesir

    İsterse; sizi giderir ve yepyeni bir yaratık getirir.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir.

    Süleyman Ateş

    Dilese sizi götürür ve yeni bir halk getirir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yok olmanızı tercih ederse sizi yok eder ve yeni bir nesil getirir.

    Şaban Britch

    Eğer isterse sizi giderir, yerinize yeni bir halk getirir.

    Şaban Piriş

    Eğer isterse sizi giderir, yerinize yeni bir halk getirir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dilerse sizi yok eder, yepyeni bir halk getirir.

  3. Fâtır suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 17. ayet. وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ

    Diyanet İşleri

    Bu, Allah'a göre zor bir şey değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    zira bu Allah'a asla güç gelmez.

    Muhammed Esed

    bu Allah için zor da değildir.

    Ahmed Hulusi

    Bu, Aziyz (karşı konulmaz kuvve sahibi) Allah'a (sorun) değildir.

    Ali Bulaç

    Bu, Allah'a göre güç değildir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bu da Allah’a güç bir şey değildir.

    Ali Rıza Safa

    Zaten işte bu, Allah için zor değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu da Allah'a güç gelen bir şey değildir.

    Edip Yüksel

    Bu, ALLAH için zor değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, ALLAH için zor değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bu Allah'a göre zor bir şey değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve Allaha göre bu zor bir şey değildir

    Erhan Aktaş

    Bu, Allah için asla güç bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, Allah için asla güç bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, Allah için asla güç bir şey değildir.

    Gültekin Onan

    Bu, Tanrı'ya göre güç değildir.

    Hasan Basri Çantay

    Bu, Allaha göre güc de değildir.

    İbni Kesir

    Bu, Allah'a göre güç değildir.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu Allah’a zor değildir.

    Süleyman Ateş

    Bu, Allah'a zor değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun Allah'a zor gelecek tarafı da yoktur.

    Şaban Britch

    Bu Allah için hiç zor değildir.

    Şaban Piriş

    Bu Allah için hiç zor değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve bu, Allah'a hiç de güç gelmez.

  4. Fâtır suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 18. ayet. وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri halde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

    Mehmet Okuyan

    Hiçbir (günah) yüklüsü, başkasının (günah) yükünü yüklenemez. dipnot 1 (Günah) yükü ağır olan kişi, yükünü taşımaya -yakını bile olsa- (başkasını) yardıma çağırsa, yükünden hiçbir zerresi taşınamaz. dipnot 2 Sen sadece yalnızken Rablerine saygı duyanları dipnot 3 ve namazı kılanları uyarabilirsin. Arınmaya çalışan kişi, sadece kendisi için arınmış olur. Dönüş yalnızca Allah'adır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Bakara 2:134, 141, 272, 286, En‘âm 6:52, 164, İsrâ 17:13-15, Lokmân 31:33, Zümer 39:7, Fussilet 41:46, Câsiye 45:15, Necm 53:38-39 ve Zilzâl 99:7-8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; En‘âm 6:164; İsrâ 17:15; Lokmân 31:33; Zümer 39:7; Zuhruf 43:67; Duhân 44:40; Necm 53:38; Mümtehine 60:3; Me‘âric 70:10.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Enbiyâ 21:49; Yâsîn 36:11; Kâf 50:33; Mülk 67:12.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu yüklenecek değildir; yükü ağır gelen kimse onu taşımak için yardım istese, yakını da olsa (bir başkası) onun yükünün bir kısmını dahi taşıyamaz.Şu bir gerçek ki sen, O idraki aşan bir hakikati olmasına karşın, Rablerine karşı derin bir ürperti duyanları ve kulluğun hakkını verenleri uyarabilirsin; hem kim arınırsa sırf kendisi için arınmış olur: zira bütün yollar Allah'a çıkar.

    Muhammed Esed

    Kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir; kendi yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) yardıma çağırırsa, yakını da olsa, (bu kimse) o yükün hiçbir parçasını taşıyamaz. O halde (gerçekten) sen, ancak kavrayışlarının ötesinde olduğu halde Rablerinden korku duyanları ve namazlarında dikkatli ve devamlı olanları uyarabilirsin; ve (şunu bil ki,) kim arınırsa yalnız kendisi için arınmış olur ve bütün yollar yalnız Allah'a varır.

    Ahmed Hulusi

    Hiçbir suç yüklenmiş benlik, bir başkasının yükünü yüklenmez. . . Yükü ağır biri, onu (yükünü) taşımaya çağırsa bile, ondan bir şey yüklenilip taşınılmaz. . . Akraba dahi olsa! Sen ancak gaybları olarak Rablerinden haşyet duyan ve salatı ikame edenleri uyarırsın. . . Kim arınıp temizlenirse ancak kendi nefsi için temizlenmiştir. . . Dönüş Allah'adır.

    Ali Bulaç

    Hiç bir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, -bu, yakın akrabası da olsa- kendisine ondan hiçbir şey yükletilmez. Sen, yalnızca gayb ile Rablerinden 'içleri titreyerek korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip arınmıştır. Sonunda dönüş Allah'adır.

    Ali Özek ve heyeti

    Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez. (Ey Muhammed!) Sen ancak, görmeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim günâh kirinden arınırsa, kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

    Ali Rıza Safa

    Hiçbir suçlu, bir başkasının suçunu yüklenmez. Yükü ağır gelen, taşımak için başkasını çağırsa, yakını da olsa ondan hiçbir şey yüklenemez. Sen, ancak, görmemelerine karşın, Efendilerine derin saygı duyanları ve namaz kılanları uyarabilirsin. Kim arınırsa, yalnızca kendisi için arınmış olur. Çünkü dönüş, Allah'a olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenemez. Yükü ağır gelen kimse, onu taşımak için başkasını çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenemez. Sen ancak, görmeden Rabblerine saygı duyanları ve namazı kılanları uyarabilirsin. Kim temizlenirse o, kendi menfaatine temizlenmiş olur. Dönüş Allah'adır.

    Edip Yüksel

    Kimse kimsenin günahını yüklenmez. Günahla yüklenmiş birisi yükünü taşımak üzere akrabalarını bile çağırsa onun yükünden hiçbir şey taşınmaz. Sen yalnızca, kendi başlarına iken Efendi'lerini sayan ve salatı gözeten kişileri uyarabilirsin. Kim kendisini arındırırsa kendisi yararına arınmıştır. Dönüş ALLAH'adır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kimse kimsenin günahını yüklenmez. Günahla yüklenmiş birisi yükünü taşımak üzere akrabalarını bile çağırsa onun yükünden hiç bir şey taşınmaz. Sen yalnızca, kendi başlarına iken Rab'lerini sayan ve namazı gözeten kişileri uyarabilirsin. Kim kendisini arındırırsa kendisi yararına arınmıştır. Dönüş ALLAH'adır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de günah çeken bir kimse başkasının günahını çekmeyecek; yükü ağır basan, onun başkasına yüklenmesi için çağrıda bulunsa da, ondan birşey alınıp yüklenmeyecektir, isterse bir yakını olsun. Fakat ancak gıyaben Rablerinin korkusunu duyanları ve namazı dürüst kılanları sakındırırsın. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir. Nihayet gidiş Allah'adır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem günah çeken bir nefis, başkasının günahını çekmiyecek, yükü ağır basan onun yükletilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmiyecek, isterse bir yakını olsun, fakat sen ancak o kimseleri sakındırırsın ki gaybde rablarının haşyetini duyarlar, namazı dürüst kılarlar, temizlenen de sırf kendisi için temizlenir, nihayet gidiş Allahadır

    Erhan Aktaş

    Yük taşıyan birisi, bir başkasının yükünü taşımaz. dipnot 1 Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı yakını da olsa ona yardım etmez. dipnot 2 Sen, ancak görmedikleri halde Rabb'ine içtenlikle saygı duyan ve salatı dipnot 3 ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir günahkar bir başkasının günahını taşımaz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sorumluluk kişiseldir, hiç kimse yakını da olsa başkasının yaptığından sorumlu değildir. Ve hiç kimsenin bir başkasına yardım etmesi; hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmesi de mümkün değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yük taşıyan birisi, dipnot 1 bir başkasının yükünü taşımaz. dipnot 1 Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı yakını da olsa ona yardım etmez. dipnot 2 Sen, ancak görmedikleri halde Rabb'ine içtenlikle saygı duyan ve salatı dipnot 3 ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa dipnot 4 kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiçbir günahkar bir başkasının günahını taşımaz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sorumluluk kişiseldir, hiç kimse yakını da olsa başkasının yaptığından sorumlu değildir. Ve hiç kimsenin bir başkasına yardım etmesi; hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmesi de mümkün değildir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı, Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Arınma/Tezkiye; kişinin, kendisini şirk, günah, pislik, cehalet, kötü duygu ve düşüncelerden temizlemesidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yük taşıyan birisi, bir başkasının yükünü yüklenemez. dipnot 1 Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı kimse yakını da olsa, onun yükü başkası tarafından taşınmaz. Sen, ancak görmedikleri halde Rabb'ine içtenlikle saygı duyan ve salatı dipnot 2 ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa dipnot 3 kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sorumluluk kişiseldir, hiç kimse yakını da olsa başkasının yaptığından sorumlu değildir. Ve hiç kimsenin bir başkasına yardım etmesi; hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmesi de mümkün değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek; ibadete layık yeğene ilahın Allah olduğuna inanmak. Salat sözcüğünün, namazın yanı sıra; dua, destek, din, yardımlaşma, dayanışma, davet, kulluk, itaat ve yaradılış amacına uygun hareket etmek gibi anlamları bulunmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Arınma/Tezkiye; kişinin, kendisini şirk, günah, pislik, cehalet, kötü duygu ve düşüncelerden temizlemesidir.

    Gültekin Onan

    Hiçbir günahkar bir başka günahkarın günahını yüklenemez. Eğer yükü ağır olan kimse (bir başkasını) onu taşımaya çağırsa, bu, yakın akrabası da olsa, kendisine ondan hiç bir şey yükletilmez. Sen, yalnızca gayb ile rablerinden 'içleri titreyerek korkmakta' olanları ve dosdoğru namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenip arınırsa, artık o, kendi nefsi için temizlenip arınmıştır. Sonunda dönüş Tanrı'yadır.

    Hasan Basri Çantay

    Günah işleyen hiçbir nefs, başkasının günahını çekmez. Eğer yükü (günahı) ağır bir kişi (diğer birini) onu taşımıya çağırırsa, bu, hısımı da olsa, kendisine ondan hiçbir şey yükletil (mesine rızaa göstermez. Sen ancak gaaibane Rabbinden korkmakda olanları, namazı dosdoğru kılanları sakındıracaksın. Kim temizlenirse sırf kendi faidesine temizlenmiş olur. Nihayet varış Allahadır.

    İbni Kesir

    Günah işleyen hiç bir nefis; başkasının günahını çekmez. Yükü ağır bir kişi onun yüklenilmesini istese-yakını bile olsaondan bir şey yüklenmez. Sen, ancak görmedikleri halde Rabblarından korkanları ve namazı kılmış olanları uyarırsın. Kim de arınırsa; ancak kendisi için arınmış olur ve dönüş, Allah'adır.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır gelen kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen ancak, görmeden Rablerinden korkanları ve namazı dosdoğru kılanları uyarırsın. Kim günâh kirinden arınırsa, kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah'adır.

    Süleyman Ateş

    Hiçbir günahkar başkasının günahını çekmez. Eğer yükü ağır gelen kimse onu taşımak için (başkalarını çağırsa) onun yükünden hiçbir şey, taşınmaz; akrabası dahi olsa (kimse onun yükünü taşımaz). Sen ancak görmeden Rablerinden korkanları ve namazı kılanları uyarırsın. Ma'nen arınıp yücelen, kendi yararına arınmış olur. Dönüş Allah'adır, (Allah, herkese yaptığının karşılığını verir).

    Süleymaniye Vakfı

    (Ahirette) Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez dipnot 1 . Günah yükü ağır olan, günahının taşınması için yardım istese onun bir parçası dahi taşınmaz, yardıma çağırdığı isterse akrabası olsun dipnot 2 . Sen sadece, içten içe dipnot 3 Rablerinden çekinenleri, namazını özenle ve sürekli kılanları uyarabilirsin dipnot 4 . Kim kendini geliştirirse onu sadece kendisi için yapmış olur dipnot 5 . Dönüp varılacak yer Allah'ın huzurudur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      "İçten içe" anlamı verdiğimiz kelime "el-ğayb (الغيب)"dır. Ondaki el (ال) takısı muzafunileyhten ıvazdır yani tamlananın yerine geçer ve "gayblarıyla (بغيبهم)" anlamındadır (Bakara 2/3). Kişinin gaybı kendi içi olduğu için, burada tamlamaya "içten içe" anlamı verilmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimse kimsenin yükünü çekmeyecektir. Yükü ağır olan, taşımak için yardım istese, en yakını bile onun bir parçasının taşınmasına yardım etmez. Sen sadece, içinde Rabbinin korkusu olanları ve namazını tam kılanları uyarabilirsin. Kim kendini geliştirirse onu sadece kendisi için yapmış olur; dönüş ancak Allah'adır.

    Şaban Britch

    Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez. Yükü (günahı) ağır olan kimse onu taşımak için (başkasını) çağırsa, bu çağırdığı akrabası da olsa, onun yükünden bir şey yüklenmez. Sen, ancak görmedikleri halde Rablerinden korkan ve namazı kılan kimseyi uyarabilirsin. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah’adır.

    Şaban Piriş

    Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. Ağır bir yük taşıyan kimse, başkasını çağırsa, ondan hiçbir şey yakını bile olsa ona yükletilmez. Sen, ancak görmedikleri halde Rab'lerinden korkan ve namazı kılan kimseyi uyarabilirsin. Kim arınırsa, ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiçbir günahkar, bir başkasının günahını yüklenmez. Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez. Akraba bile olsa... Sen ancak Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Arınıp temizlenen, kendi benliği için arınıp temizlenir. Dönüş Allah'adır.

  5. Fâtır suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 19. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Kör ile gören bir olmaz.

    Mehmet Okuyan

    (19, 20, 21, 22) Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mü'min 40:58.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem 19:98.

    Mustafa İslamoğlu

    Kaldı ki ne (gerçeği) görenle görmeyen bir olur,

    Muhammed Esed

    Nitekim, ne gören ile görmeyen bir olur;

    Ahmed Hulusi

    Ama (kör) ile basir (gören) bir olmaz.

    Ali Bulaç

    Kör olanla (basiretle) gören bir değildir;

    Ali Özek ve heyeti

    Körle gören, bir olmaz.

    Ali Rıza Safa

    Kör ile gören bir olmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    -Görmeyen ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz ki Allah dileyene işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.

    Edip Yüksel

    Kör ile gören bir olmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kör ile gören bir olmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne kör ile gören eşit olur,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne kör ile gören, müsavi olur

    Gültekin Onan

    Kör olanla (basiretle) gören bir değildir.

    Hasan Basri Çantay

    (19-20-21) Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.

    İbni Kesir

    Kör ile gören eşit olmaz.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Körle gören bir değildir.

    Süleyman Ateş

    Körle, gören bir olmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kör ile gören bir olmaz.

    Şaban Britch

    Körle gören bir değildir.

    Şaban Piriş

    Körle gören bir değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Körle, gören bir olmaz!

  6. Fâtır suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 20. ayet. وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ

    Diyanet İşleri

    Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.

    Mehmet Okuyan

    (19, 20, 21, 22) Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mü'min 40:58.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem 19:98.

    Mustafa İslamoğlu

    ne de aydınlıkla karanlıklar.

    Muhammed Esed

    ne de aydınlık ile zifiri karanlık;

    Ahmed Hulusi

    Karanlıklar (cehalet) ile Nur da (ilim de)!

    Ali Bulaç

    Karanlıklarla aydınlık,

    Ali Özek ve heyeti

    Karanlıkla aydınlık,

    Ali Rıza Safa

    Karanlıklar ile aydınlık da bir değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    -Görmeyen ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz ki Allah dileyene işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.

    Edip Yüksel

    Ne karanlıklar ile ışık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne karanlıklar ile ışık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ne karanlıklar ile aydınlık,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne zulümat ile nur

    Erhan Aktaş

    Karanlık ve aydınlık bir değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Karanlık ve aydınlık bir değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Karanlık ve aydınlık bir değildir.

    Gültekin Onan

    Karanlıklarla aydınlık.

    Hasan Basri Çantay

    (19-20-21) Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.

    İbni Kesir

    Ve karanlıklarla aydınlık da.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve karanlık ile aydınlık da bir değildir.

    Süleyman Ateş

    Karanlıklarla, aydınlık da bir olmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karanlıklarla aydınlık da bir olmaz.

    Şaban Britch

    Karanlıklarla aydınlık...

    Şaban Piriş

    Karanlıkla aydınlık...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Karanlıklarla ışık da bir olmaz!

  7. Fâtır suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 21. ayet. وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ

    Diyanet İşleri

    Gölge ile sıcaklık bir olmaz.

    Mehmet Okuyan

    (19, 20, 21, 22) Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mü'min 40:58.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem 19:98.

    Mustafa İslamoğlu

    Dahası, ne serinletici gölgeyle kavurucu sıcaklıklar,

    Muhammed Esed

    ne (serinletici) gölge ile yakıcı sıcak;

    Ahmed Hulusi

    Zıll (Esma kuvveleri gölgesi şuur) ile harur (yakan sıcak bedenler) de!

    Ali Bulaç

    Gölge ile sıcaklık da.

    Ali Özek ve heyeti

    gölge ile sıcak,

    Ali Rıza Safa

    Gölge ile sıcaklık da bir değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    -Görmeyen ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz ki Allah dileyene işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.

    Edip Yüksel

    Ne gölge ile sıcaklık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne gölge ile sıcaklık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ne de gölge ile sıcaklık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne de zıll ile harur

    Erhan Aktaş

    Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

    Gültekin Onan

    Gölge ile sıcaklık da.

    Hasan Basri Çantay

    (19-20-21) Körle gören, karanlıklarla nuur, gölge ile sıcak bir olmaz.

    İbni Kesir

    Gölgelik ile sıcaklık da.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve gölge ile sıcaklık da bir değildir.

    Süleyman Ateş

    Gölge ile sıcaklık da bir olmaz.

    Süleymaniye Vakfı

    Gölge ile güneşin sıcağı bir olmaz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gölge ile güneşin sıcağı da aynı değildir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      تهذيب اللغة - (1 / 434) والحرور الشمس

    Şaban Britch

    Gölge ile sıcaklık da…

    Şaban Piriş

    Soğuk ile sıcak...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gölge ile sıcaklık da aynı değildir.

  8. Fâtır suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 22. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

    Diyanet İşleri

    Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.

    Mehmet Okuyan

    (19, 20, 21, 22) Kör ile gören, karanlıklar ile aydınlık, (serinletici) gölge ile (kavurucu) sıcak ve diriler ile ölüler bir olamaz. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah dileyene (layık gördüğüne) duyurur. Sen (aklı) mezarlarda olanlara (gerçeği) duyuramazsın. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Mü'min 40:58.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet ruhen ölülere duyurulamayacağını göstermektedir. Ölü ruha duyurulamayacağına göre, bedenen ölmüş kişilere de elbette hiçbir şey duyurulamaz. Benzer mesaj: Meryem 19:98.

    Mustafa İslamoğlu

    ne de (manen) dirilerle ölüler bir olurlar.Şu kesin ki Allah, işitmeyi dileyene işittirir, fakat sen mezardakiler (gibi manen) ölmüş olanlara asla işittiremezsin:

    Muhammed Esed

    ve ne de yaşayan ile (kalben) ölmüş bulunan. Şüphen olmasın ki (ey Muhammed,) Allah dilediğine işittirir, halbuki sen mezarlardaki (ölüler gibi kalben ölmüş)lere işittiremezsin.

    Ahmed Hulusi

    Diriler (hakikat ilmi) ile ölüler (kendini vefat edince yok olacak sanan bedenliler) de bir olmaz! Muhakkak ki Allah dilediğine işittirir. . . Sen, kabirlerin içindeki (kozalarının - beyinlerinin içindeki dünyalarında yaşayıp kendini bununla kilitlemiş) kimselere işittirme işlevine sahip değilsin!

    Ali Bulaç

    Diri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Allah, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.

    Ali Özek ve heyeti

    dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirlerdekilere işittiremezsin!

    Ali Rıza Safa

    Diriler ile ölüler de bir olmaz. Kuşkusuz, Allah, dilediğine duyurur. Oysa sen, mezarlarda bulunanlara duyuramazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    -Görmeyen ile gören, karanlık ile aydınlık, gölge ile sıcak bir olmaz. Diriler ile ölüler de bir olmaz. Şüphesiz ki Allah dileyene işittirir. Sen kabirdekilere işittiremezsin.

    Edip Yüksel

    Ne de diriler ile ölüler birdir. ALLAH, kim/kimi dilerse ona işittirir. Sen mezarlarda bulunanlara işittiremezsin. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Müşrikler mecazi anlamda ölülere benzetilirler. 6:122; 27:80; 30:50-52.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne de diriler ile ölüler birdir. ALLAH, kim/kimi dilerse ona işittirir. Sen mezarlarda bulunanlara işittiremezsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah her dilediğine işittirirse de sen kabirdekilere işittirecek değilsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ölüler de müsavi olmaz diriler de, gerçi Allah her dilediğine işittirirse de sen kabirlerdekine işittirecek değilsin

    Erhan Aktaş

    Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene dipnot 1 duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, dileyene dipnot 1 duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğüne. Duyma çaba ve isteğinde olana. "Ne diyor" değil de "ne demek istiyor" dikkate alınırsa, "dilediğini" sözcüğü, aslında "dileyeni" anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Diri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Tanrı, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.

    Hasan Basri Çantay

    (Hulasa:) Dirilerle ölüler bir olmaz. Şübhesiz ki Allah kimi dilerse ona (hakıykatları) duyurur. Sen kabirlerde olanlara da işitdirecek değilsin a!..

    İbni Kesir

    Diriler ile ölüler de bir değildir. Muhakkak ki Allah; dilediğine işittirir. Sen; kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.

    Süleyman Ateş

    Dirilerle, ölüler de bir olmaz. Allah dilediğine işittirir; yoksa sen kabirlerde bulunanlara işittirecek değilsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dirilerle ölüler de eşit olmaz. Allah dinlemeyi tercih edene dinletir. Sen kabirlerde olanlara bir şey dinletemezsin.

    Şaban Britch

    Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin

    Şaban Piriş

    Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediğine işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Diriler de eşit olmaz, ölüler de. Allah dilediğine/dileyene işittirir. Ama sen, kabirlerdekilere işittiremezsin!

  9. Fâtır suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Fâtır suresi, 23. ayet. إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ

    Diyanet İşleri

    Sen, ancak bir uyarıcısın.

    Mehmet Okuyan

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Mustafa İslamoğlu

    sen sadece bir uyarıcısın.

    Muhammed Esed

    sen sadece bir uyarıcısın.

    Ahmed Hulusi

    Sen kesinlikle yalnızca uyarıcısın!

    Ali Bulaç

    Sen, yalnızca bir uyarıcısın.

    Ali Özek ve heyeti

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Ali Rıza Safa

    Sen, yalnızca bir uyarıcısın.

    Bayraktar Bayraklı

    - Sen, sadece bir uyarıcısın. Biz seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Her millet için mutlaka bir uyarıcı olmuştur.

    Edip Yüksel

    Sen ancak bir uyarıcısın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen ancak bir uyarıcısın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sen sadece bir uyarıcısın!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen sade bir nezirsin

    Erhan Aktaş

    Sen yalnızca bir uyarıcısın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen yalnızca bir uyarıcısın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen yalnızca bir uyarıcısın. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senin sorumluluğun ve görevin yalnızca gerçeklerden haberdar etmektir.

    Gültekin Onan

    Sen, yalnızca bir uyarıcısın.

    Hasan Basri Çantay

    Sen gelecek tehlikeleri haber veren (bir peygamber) den başkası değilsin.

    İbni Kesir

    Sen; ancak bir uyarıcısın.

    Mehmet Alagaş

    (12-28) İki deniz aynı seviyede değil dir, b iri içilebilir tatlı bir suludur, içimi rahattır. Biri ise tuzludur yakıcı acılıktadır. Her ikisinden de taze et yersiniz ve ikisinden de giyindiğiniz takı ları / süs leri çıkarırsınız. Onlarda yara yara ilerleyen gemilerin, O’nun hazinesinden aradıklarını görürsünüz, böylelikle belki şükredersiniz. Gece gündüze katılır, gündüz de geceye katılır, Güneş ve ayı etkisi altına almıştır. Hepsi belirli süre için akar / cereyan eder. İşte bu Allah, sizin Rabbinizdir ve varlık / mülk, O’nundur. Onun dışında çağırdıklarınız çekirdeğin zarı kadar dahi olsa neye malikler? (Neyin hakkında özgürce tasarrufta bulunabiliyorlar) Şayet dua ederseniz sizin çağrınızı işitmezler, işitseler dahi size cevap ver emezler / icabet etmezler , kıyamet gününde ise ortaklığınızı inkâr ederler, her şeyden haberdar olanın ki gibi s ize, haber de veremezler. Ey insanlar Allah’a hepiniz yoksulsunuz / fakirsiniz , Allah ise O zengindir ve övülendir. Eğer ki istesin, sizi götürür, yerinize yeni bir yaratılmış getirir. Bu Allah’a göre değerli bir şey değildir / aziz değildir. (Önemli bir şey değildir) O gün, sorumluluğu zaten olan biri, bir diğerinin sorumluluğunu üstlenmez. Ağır yükü olan kişi, onun taşınması için çağrıda bulunsa, yakını dahi olsa ondan herhangi bir şey taşı yamazlar. Gayb olsa da Rablerinden tedirgin olanları / haşyet duyanları ve de namaz ı kalkıp kılanları ancak uyarabilirsin. Kim arınırsa kendisi için arınır, Nihai dönüş Allah’adır. Kör ile gören eşit seviyede değildir. Aydınlık ile karanlık, gölge ile sıcak, diri ile ölü eşit seviyede / aynı seviyede değildir. Muhakkak ki Allah istediği kimseye işittirir, sen kabirlerdekine işittirecek değilsin ki! Sen sadece uyaransın. Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik, geride kalan / geçmiş hiçbir ümmet yoktur ki içlerinde bir uyarıcı var olmuş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan önce kiler de yalanladılar, onlara da Resullerimiz açıklamalarla / beyanatlarla, yazıt levha ile / Zebur’la ve aydınlatıcı kitapla geldiler. Sonra inkâr edenleri tutup aldım, hadi öyleyse inkâr etmek / tanımamak nasılmış? Görmedin mi Allah, gökten suyu indiriyor ondan renkleri farklı ürünler / muhtelif semereler çıkarıyor. Dağlarda, beyaz kırmızı muhtelif renkte yollar! ve simsiyah taşlar , insanlardan, yaratıklardan ve hayvanlardan aynen bunlar gibi muhtelif renklerde varlıklar. Onun kullarından Allahtan ancak alimler ürperir. Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir ve bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Süleyman Ateş

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Şaban Britch

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Şaban Piriş

    Sen sadece bir uyarıcısın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen sadece bir uyarıcısın!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.