35. sure

Fâtır Suresi فاطر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı 1–8 karşılaştır — Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı
  2. Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz 9–14 karşılaştır — Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz
  3. İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" 15–23 karşılaştır — İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz"
  4. Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği 24–28 karşılaştır — Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği
  5. Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet 29–37 karşılaştır — Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet
  6. Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu 38–45 karşılaştır — Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Melekler, rahmetin açılması ve şeytanın düşmanlığı 1–8

  1. Fâtır suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ جَاعِلِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ رُسُلًا أُو۟لِىٓ أَجْنِحَةٍ مَّثْنَىٰ وَثُلَٰثَ وَرُبَٰعَ يَزِيدُ فِى ٱلْخَلْقِ مَا يَشَآءُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    elḥamdü lillâhi fâṭiri-ssemâvâti vel'arḍi câ`ili-lmelâiketi rusülen ülî ecniḥatim meŝnâ veŝülâŝe verubâ`. yezîdü fi-lḫalḳi mâ yeşâ'. inne-llâhe `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hamd dipnot 1 , göklere ve yere yaradılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı rasuller dipnot 2 yapan Allah'a özgüdür. O, yaratmada dilediğini arttırır. Allah, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüceltme, övgünün tamamı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Elçiler.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 1. ayet

  2. Fâtır suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 2. ayet. مَّا يَفْتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    mâ yefteḥi-llâhü linnâsi mir raḥmetin felâ mümsike lehâ. vemâ yümsik felâ mürsile lehû mim ba`dih. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, insanlar için rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak biri olamaz. Her neyi tutarsa da artık O'ndan sonra onu gönderecek de yoktur. Ve O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 2. ayet

  3. Fâtır suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 3. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ هَلْ مِنْ خَٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    yâ eyyühe-nnâsü-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm. hel min ḫâliḳin gayru-llâhi yerzüḳuküm mine-ssemâi vel'arḍ. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tü'fekûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Allah'tan başka gökten ve yerden size rızık veren bir yaratıcı var mı? O'ndan başka ilah yoktur. O halde ne diye döndürülüyorsunuz? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başka varlıklara yöneliyorsunuz.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 3. ayet

  4. Fâtır suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 4. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

    veiy yükeẕẕibûke feḳad küẕẕibet rusülüm min ḳablik. veile-llâhi türce`u-l'ümûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki senden önceki rasuller de yalanlanmışlardı. Bütün işler Allah'a döndürülür.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 4. ayet

  5. Fâtır suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 5. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ

    yâ eyyühe-nnâsü inne va`de-llâhi ḥaḳḳun felâ tegurrannekümü-lḥayâtü-ddünyâ. velâ yegurranneküm billâhi-lgarûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın bağışlayıcılığına, merhametine güvendirerek.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 5. ayet

  6. Fâtır suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 6. ayet. إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَٱتَّخِذُوهُ عَدُوًّا إِنَّمَا يَدْعُوا۟ حِزْبَهُۥ لِيَكُونُوا۟ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

    inne-şşeyṭâne leküm `adüvvün fetteḫiẕûhü `adüvvâ. innemâ yed`û ḥizbehû liyekûnû min aṣḥâbi-sse`îr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 6. ayet

  7. Fâtır suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ

    elleẕîne keferû lehüm `aẕâbün şedîd. velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm magfiratüv veecrun kebîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler için şiddetli bir azap vardır. İnananlar ve salihatı dipnot 1 yapanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 7. ayet

  8. Fâtır suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 8. ayet. أَفَمَن زُيِّنَ لَهُۥ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ فَرَءَاهُ حَسَنًا فَإِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَٰتٍ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِمَا يَصْنَعُونَ

    efemen züyyine lehû sûü `amelihî feraâhü ḥasenâ. feinne-llâhe yüḍillü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. felâ teẕheb nefsüke `aleyhim ḥaserât. inne-llâhe `alîmüm bimâ yaṣne`ûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaptığı kötü işleri kendisine yakıştıran ve onu güzel gören kimseye ne demeli? Allah, dileyeni dipnot 1 saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. dipnot 1 Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini harap etme. Allah, onların yapmakta olduklarını en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü. Yani, neye uygunsa; neyi hak ediyorsa. Bu terkip; Allah, doğru yola iletilmeyi hak edeni, isteyeni doğru yola iletir; sapkınlıkta kalmayı hak edeni, isteyeni de sapkınlıkta bırakır; sapkınlığı gerektiren şeyler yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Allah, hiç kimseyi ne zorla hidayete erdirir ne de dalalete düşürür. İman ve inkar konusunda sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey elde etme çabasında olanı" anlamlarına da gelmektedir. "Ne diyor" değil de "ne demek istiyor" dikkate alındığında, "dilediğini" sözcüğü, aslında "dileyeni" anlamına gelmektedir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 8. ayet

Rüzgârlar, şan ve şeref, iki deniz 9–14

  1. Fâtır suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 9. ayet. وَٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ ٱلرِّيَٰحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَٰهُ إِلَىٰ بَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَٰلِكَ ٱلنُّشُورُ

    vellâhü-lleẕî ersele-rriyâḥa fetüŝîru seḥâben fesuḳnâhü ilâ beledim meyyitin feaḥyeynâ bihi-l'arḍa ba`de mevtihâ. keẕâlike-nnüşûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, rüzgarları göndererek bulutları harekete geçirendir. Sonra onu ölü bir beldeye yönelterek, onunla, ölü yeryüzüne hayat veririz. İşte yeniden diriliş de böyledir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 9. ayet

  2. Fâtır suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 10. ayet. مَن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعِزَّةَ فَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ جَمِيعًا إِلَيْهِ يَصْعَدُ ٱلْكَلِمُ ٱلطَّيِّبُ وَٱلْعَمَلُ ٱلصَّٰلِحُ يَرْفَعُهُۥ وَٱلَّذِينَ يَمْكُرُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَكْرُ أُو۟لَٰٓئِكَ هُوَ يَبُورُ

    men kâne yürîdü-l`izzete felillâhi-l`izzetü cemî`â. ileyhi yaṣ`adü-lkelimu-ṭṭayyibü vel`amelu-ṣṣâliḥu yerfe`uh. velleẕîne yemkürûne-sseyyiâti lehüm `aẕâbün şedîd. vemekru ülâike hüve yebûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim izzet dipnot 1 istiyorsa, bilsin ki izzet tamamen Allah'a aittir. Temiz sözler dipnot 2 O'na yükselir. Düzgün iş dipnot 3 onu dipnot 4 yükseltir. Kötülük planı yapanlar için, şiddetli bir azap vardır. Kurdukları düzenler boşa gidecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şirkten arınmış, tevhit inancı, İslami tutum ve tavır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tevhide uygun eylemler, inancın pratiğe dönüşmesi.
    4. metne dön, dipnot 4
      Onur, şeref, saygınlık, üstünlük.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 10. ayet

  3. Fâtır suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 11. ayet. وَٱللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ أَزْوَٰجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَمَا يُعَمَّرُ مِن مُّعَمَّرٍ وَلَا يُنقَصُ مِنْ عُمُرِهِۦٓ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ إِنَّ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    vellâhü ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme ce`aleküm ezvâcâ. vemâ taḥmilü min ünŝâ velâ teḍa`u illâ bi`ilmih. vemâ yü`ammeru mim mü`ammeriv velâ yünḳaṣu min `umürihî illâ fî kitâb. inne ẕâlike `ale-llâhi yesîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah; sizi topraktan, sonra nutfeden dipnot 1 yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. Hiçbir dişi, O'nun bilgisi olmadan ne hamile kalabilir ne de doğurabilir. Bir kimseye ömür verilmesi; ömrünün uzaması veya kısalması, hepsi bir Kitap'tadır. dipnot 2 Kuşkusuz bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir damla sıvı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şey Allah'ın koyduğu yasalara göre gerçekleşmektedir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 11. ayet

  4. Fâtır suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 12. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْبَحْرَانِ هَٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ سَآئِغٌ شَرَابُهُۥ وَهَٰذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَمِن كُلٍّ تَأْكُلُونَ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُونَ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ فِيهِ مَوَاخِرَ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    vemâ yestevi-lbaḥrân. hâẕâ `aẕbün fürâtün sâigun şerâbühû vehâẕâ milḥun ücâc. vemin küllin te'külûne laḥmen ṭariyyev vetestaḫricûne ḥilyeten telbesûnehâ. vetera-lfülke fîhi mevâḫira litebtegû min faḍlihî vele`alleküm teşkürûn.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İki deniz bir değildir. Biri lezzetlidir, tatlıdır. Susuzluğu gideren içimi rahat olandır. Diğeri tuzlu ve acıdır. Her ikisinden de taze et dipnot 1 yersiniz. Ve her ikisinden de kullandığınız süs eşyası çıkarırsınız. O'nun lütfundan rızık aramanız için, onu yararak giden gemileri görürsün. Umulur ki şükredersiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Balık ve su ürünleri.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 12. ayet

  5. Fâtır suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 13. ayet. يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ مَا يَمْلِكُونَ مِن قِطْمِيرٍ

    yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî liecelim müsemmâ. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm lehü-lmülk. velleẕîne ted`ûne min dûnihî mâ yemlikûne min ḳiṭmîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı yararınıza sunmuştur. Hepsi de belirlenmiş bir zamana kadar yörüngesinde akar gider. İşte bu, Allah'tır, Rabb'inizdir. Egemenlik O'nundur. O'nu bırakıp çağırdığınız kimseler, bir çekirdeğin zarına bile sahip değiller.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 13. ayet

  6. Fâtır suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 14. ayet. إِن تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا۟ دُعَآءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا۟ مَا ٱسْتَجَابُوا۟ لَكُمْ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ

    in ted`ûhüm lâ yesme`û dü`âeküm. velev semi`û me-stecâbû leküm. veyevme-lḳiyâmeti yekfürûne bişirkiküm. velâ yünebbiüke miŝlü ḫabîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler. İşitmiş olsalar bile size cevap veremezler. Kıyamet Günü, kendilerine yakıştırdığınız şirki reddederler. Sana, Her Şeyden Haberdar Olan'ın, haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 14. ayet

İnsanın muhtaçlığı; "kör ile gören bir olmaz" 15–23

  1. Fâtır suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 15. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ أَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ

    yâ eyyühe-nnâsü entümü-lfüḳarâü ile-llâh. vellâhü hüve-lganiyyü-lḥamîd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Allah'a muhtaç olanlar sizlersiniz. Allah ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Övgüye layık olandır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 15. ayet

  2. Fâtır suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 16. ayet. إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ

    iy yeşe' yüẕhibküm veye'ti biḫalḳin cedîd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dilerse sizi yok eder ve yeni bir halk getirir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 16. ayet

  3. Fâtır suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 17. ayet. وَمَا ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ بِعَزِيزٍ

    vemâ ẕâlike `ale-llâhi bi`azîz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, Allah için asla güç bir şey değildir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 17. ayet

  4. Fâtır suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 18. ayet. وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَإِن تَدْعُ مُثْقَلَةٌ إِلَىٰ حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَىْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰٓ إِنَّمَا تُنذِرُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُم بِٱلْغَيْبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَمَن تَزَكَّىٰ فَإِنَّمَا يَتَزَكَّىٰ لِنَفْسِهِۦ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vein ted`u müŝḳaletün ilâ ḥimlihâ lâ yuḥmel minhü şey'üv velev kâne ẕâ ḳurbâ. innemâ tünẕiru-lleẕîne yaḫşevne rabbehüm bilgaybi veeḳâmu-ṣṣalâh. vemen tezekkâ feinnemâ yetezekkâ linefsih. veile-llâhi-lmeṣîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yük taşıyan birisi, bir başkasının yükünü yüklenemez. dipnot 1 Yükü ağır olan kimse, bir başkasını yardıma çağırsa, çağırdığı kimse yakını da olsa, onun yükü başkası tarafından taşınmaz. Sen, ancak görmedikleri halde Rabb'ine içtenlikle saygı duyan ve salatı dipnot 2 ikame edenleri uyarırsın. Her kim arınırsa dipnot 3 kendisi için arınmış olur. Dönüş Allah'adır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sorumluluk kişiseldir, hiç kimse yakını da olsa başkasının yaptığından sorumlu değildir. Ve hiç kimsenin bir başkasına yardım etmesi; hiç kimsenin başkasının günahını yüklenmesi de mümkün değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek; ibadete layık yeğene ilahın Allah olduğuna inanmak. Salat sözcüğünün, namazın yanı sıra; dua, destek, din, yardımlaşma, dayanışma, davet, kulluk, itaat ve yaradılış amacına uygun hareket etmek gibi anlamları bulunmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Arınma/Tezkiye; kişinin, kendisini şirk, günah, pislik, cehalet, kötü duygu ve düşüncelerden temizlemesidir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 18. ayet

  5. Fâtır suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 19. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ

    vemâ yestevi-l'a`mâ velbeṣîr.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 19. ayet

  6. Fâtır suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 20. ayet. وَلَا ٱلظُّلُمَٰتُ وَلَا ٱلنُّورُ

    vele-żżulümâtü vele-nnûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Karanlık ve aydınlık bir değildir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 20. ayet

  7. Fâtır suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 21. ayet. وَلَا ٱلظِّلُّ وَلَا ٱلْحَرُورُ

    vele-żżillü vele-lḥarûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Serinlik ve sıcaklık bir değildir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 21. ayet

  8. Fâtır suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 22. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَحْيَآءُ وَلَا ٱلْأَمْوَٰتُ إِنَّ ٱللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَآءُ وَمَآ أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِى ٱلْقُبُورِ

    vemâ yestevi-l'aḥyâü vele-l'emvât. inne-llâhe yüsmi`u mey yeşâ'. vemâ ente bimüsmi`im men fi-lḳubûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, dileyene dipnot 1 duyurur. Sen mezarlarda olanlara asla duyuramazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğüne. Duyma çaba ve isteğinde olana. "Ne diyor" değil de "ne demek istiyor" dikkate alınırsa, "dilediğini" sözcüğü, aslında "dileyeni" anlamına gelmektedir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 22. ayet

  9. Fâtır suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 23. ayet. إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ

    in ente illâ neẕîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen yalnızca bir uyarıcısın. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Senin sorumluluğun ve görevin yalnızca gerçeklerden haberdar etmektir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 23. ayet

Her ümmete bir uyarıcı ve renklerin çeşitliliği 24–28

  1. Fâtır suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 24. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ

    innâ erselnâke bilḥaḳḳi beşîrav veneẕîrâ. veim min ümmetin illâ ḫalâ fîhâ neẕîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Biz seni, gerçek ile bir müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Her ümmet dipnot 1 içinde bir uyarıcı geçmiştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topluluk.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 24. ayet

  2. Fâtır suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 25. ayet. وَإِن يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلزُّبُرِ وَبِٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

    veiy yükeẕẕibûke feḳad keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim. câethüm rusülühüm bilbeyyinâti vebizzübüri vebilkitâbi-lmünîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Onların rasulleri, onlara kanıt içeren bilgiyle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 25. ayet

  3. Fâtır suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 26. ayet. ثُمَّ أَخَذْتُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ

    ŝümme eḫaẕtü-lleẕîne keferû fekeyfe kâne nekîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra gerçeği yalanlayan nankörleri yakaladım. Benim inkarım nasıl oldu? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnkar etmek neymiş gördüler.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 26. ayet

  4. Fâtır suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 27. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ ثَمَرَٰتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهَا وَمِنَ ٱلْجِبَالِ جُدَدٌۢ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ

    elem tera enne-llâhe enzele mine-ssemâi mââ. feaḫracnâ bihî ŝemerâtim muḫtelifen elvânühâ. vemine-lcibâli cüdedüm bîḍuv veḥumrum muḫtelifün elvânühâ vegarâbîbü sûd.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın gökten su indirdiğini görmüyor musun? Onunla rengarenk ürünler çıkardık. Ve dağlarda da beyazlı, kırmızılı ve çeşitli renklerde, siyah ve simsiyah katmanlar oluşturduk.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 27. ayet

  5. Fâtır suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 28. ayet. وَمِنَ ٱلنَّاسِ وَٱلدَّوَآبِّ وَٱلْأَنْعَٰمِ مُخْتَلِفٌ أَلْوَٰنُهُۥ كَذَٰلِكَ إِنَّمَا يَخْشَى ٱللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ ٱلْعُلَمَٰٓؤُا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ غَفُورٌ

    vemine-nnâsi veddevâbbi vel'en`âmi muḫtelifün elvânühû keẕâlik. innemâ yaḫşe-llâhe min `ibâdihi-l`ulemâ'. inne-llâhe `azîzün gafûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlardan, hayvanlardan ve diğer canlılardan da çeşitli renkte olanları vardır. Allah'ın kullarından yalnız ilim sahibi dipnot 1 olanlar haşyet dipnot 2 ederler. Kuşkusuz ki Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", her ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Derin saygı, içten sevgi, üstün ve yüce görmenin sonucu olarak, hayranlık duyulan varlıktan ayrı düşme, uzak ve hasret kalma kaygısıdır. Bu sözcüğün; korku, korkmak anlamına gelen ‘havf' sözcüğü ile bir benzerliği yoktur. 13/Ra'd Suresi'nin 21. ayetinde her iki sözcük bir arada ve farklı anlamlarda kullanılmaktadır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 28. ayet

Kitabı okuyanların ticareti ve iki âkıbet 29–37

  1. Fâtır suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 29. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَٰرَةً لَّن تَبُورَ

    inne-lleẕîne yetlûne kitâbe-llâhi veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav ve`alâniyetey yercûne ticâratel len tebûra.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Allah'ın Kitap'ını okuyanlar, salatı dipnot 1 ikame edenler ve rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık olarak ihtiyaç sahiplerine verenler, asla kesilmeyecek bir kazanç umabilirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelip, O'na kulluk edenler. Yardım ve desteği canlı ve diri tutanlar.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 29. ayet

  2. Fâtır suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 30. ayet. لِيُوَفِّيَهُمْ أُجُورَهُمْ وَيَزِيدَهُم مِّن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ غَفُورٌ شَكُورٌ

    liyüveffiyehüm ücûrahüm veyezîdehüm min faḍlih. innehû gafûrun şekûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, yaptıklarının karşılığını lütfundan arttırarak fazlasıyla verir. Kuşkusuz ki O, Çok Bağışlayıcı'dır, Yapılan Şeyin Karşılığını Veren'dir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 30. ayet

  3. Fâtır suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 31. ayet. وَٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ هُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ بِعِبَادِهِۦ لَخَبِيرٌۢ بَصِيرٌ

    velleẕî evḥaynâ ileyke mine-lkitâbi hüve-lḥaḳḳu müṣaddiḳal limâ beyne yedeyh. inne-llâhe bi`ibâdihî leḫabîrum beṣîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sana Kitap'tan vahyettiğimiz, kendisinden öncekileri tasdik edici olarak gerçektir. Allah, Her Şeyden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 31. ayet

  4. Fâtır suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 32. ayet. ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

    ŝümme evraŝne-lkitâbe-lleẕîne-ṣṭafeynâ min `ibâdinâ. feminhüm żâlimül linefsih. veminhüm muḳteṣid. veminhüm sâbiḳum bilḫayrâti biiẕni-llâh. ẕâlike hüve-lfaḍlü-lkebîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra kullarımızdan seçtiğimiz kimselere Kitap'ı miras bıraktık. Onlardan bir kısmı kendilerine zulmederler, onlardan bir kısmı ortalama bir yol tutarlar, onlardan bir kısmı da Allah'ın izniyle hayırlarda önde giderler. dipnot 1 İşte büyük fazilet budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazıları Kitap'ın buyruklarına, yaradılış amaçlarına uygun davranmamakla aslında kendi kendilerine haksızlık ederler, bazıları Kitap'ın buyruklarına uymada yeterli ve gerekli özeni göstermemekte, bazıları ise tam bir uygunluk ve uyum içinde Kitap'ın buyruklarını yerine getirmektedirler.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 32. ayet

  5. Fâtır suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 33. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ

    cennâtü `adniy yedḫulûnehâ yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv velü'lüâ. velibâsühüm fîhâ ḥarîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların girecekleri yer Adn Cennetleridir. Orada, altından bilezik ve incilerle süslenecekler. Giysileri ise ipektendir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 33. ayet

  6. Fâtır suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 34. ayet. وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَذْهَبَ عَنَّا ٱلْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ

    veḳâlü-lḥamdü lillâhi-lleẕî eẕhebe `anne-lḥazen. inne rabbenâ legafûrun şekûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizden hüznü gideren Allah'a hamdolsun. Rabb'imiz gerçekten Çok Bağışlayıcı'dır, Yapılan Şeyin Karşılığını Veren'dir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 34. ayet

  7. Fâtır suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 35. ayet. ٱلَّذِىٓ أَحَلَّنَا دَارَ ٱلْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِۦ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ

    elleẕî eḥallenâ dâra-lmüḳâmeti min faḍlih. lâ yemessünâ fîhâ neṣabüv velâ yemessünâ fîhâ lügûb.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O ki, bizi lütfundan kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmayacak ve orada bize bir usanç gelmeyecek.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 35. ayet

  8. Fâtır suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 36. ayet. وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ نَارُ جَهَنَّمَ لَا يُقْضَىٰ عَلَيْهِمْ فَيَمُوتُوا۟ وَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُم مِّنْ عَذَابِهَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى كُلَّ كَفُورٍ

    velleẕîne keferû lehüm nâru cehennem. lâ yuḳḍâ `aleyhim feyemûtû velâ yüḫaffefü `anhüm min `aẕâbihâ. keẕâlike neczî külle kefûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörler; onlar için Cehennem ateşi vardır. Ölmelerine karar verilmez ki ölüp kurtulsunlar. Onların azaplarından da hafifletilmez. İşte gerçeği yalanlayan her nankörü böyle cezalandırırız.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 36. ayet

  9. Fâtır suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 37. ayet. وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

    vehüm yaṣṭariḫûne fîhâ. rabbenâ aḫricnâ na`mel ṣâliḥan gayra-lleẕî künnâ na`mel. evelem nü`ammirküm mâ yeteẕekkeru fîhi men teẕekkera vecâekümü-nneẕîr. feẕûḳû femâ liżżâlimîne min neṣîr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, orada yardım için bağırıp çağırırlar: "Rabb'imiz! Bizi çıkar, daha önce yaptığımızdan başka, düzgün amel yapalım." Size dünyada öğüt dinleyecek kimsenin, öğüt dinlemesine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı gelmedi mi? O halde tadın! Artık zalimler için bir yardımcı yoktur.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 37. ayet

Yeryüzünde halifeler; gökleri tutan; öncekilerin sonu 38–45

  1. Fâtır suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 38. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ عَٰلِمُ غَيْبِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    inne-llâhe `âlimü gaybi-ssemâvâti vel'arḍ. innehû `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Allah, göklerin ve yerin gaybını dipnot 1 bilendir. Kuşkusuz O, göğüslerde olanı en iyi bilendir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gizli, görünmeyen, bilinmez olan, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, geleceğe dair bilgiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dünya hayatına döndürülseler bile daha önce yaptıklarının benzerini yapacaklarını, yalan söylediklerini bilmektedir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 38. ayet

  2. Fâtır suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 39. ayet. هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَٰٓئِفَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۥ وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًا وَلَا يَزِيدُ ٱلْكَٰفِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا

    hüve-lleẕî ce`aleküm ḫalâife fi-l'arḍ. femen kefera fe`aleyhi küfruh. velâ yezîdü-lkâfirîne küfruhüm `inde rabbihim illâ maḳtâ. velâ yezîdü-lkâfirîne küfruhüm illâ ḫasârâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi yeryüzünde halifeler dipnot 1 yapan O' dur. Kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, gerçeği yalanlayarak nankörlük etmesi kendi zararınadır. Nankörlere; nankörlükleri, kendileri için Rabb'lerinin yanında azabı artırmaktan başka bir şeye yaramaz. Nankörlerin, nankörlükleri sadece kendilerinin zararını artırır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yeryüzüne egemen yapan, yeryüzünün düzenleyicisi yapan. Sizden öncekilerin yerine geçiren.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 39. ayet

  3. Fâtır suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 40. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ شُرَكَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُ بَلْ إِن يَعِدُ ٱلظَّٰلِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا

    ḳul era'eytüm şürakâekümü-lleẕîne ted`ûne min dûni-llâh. erûnî mâẕâ ḫaleḳû mine-l'arḍi em lehüm şirkün fi-ssemâvât. em âteynâhüm kitâben fehüm `alâ beyyinetim minh. bel iy ye`idu-żżâlimûne ba`ḍuhüm ba`ḍan illâ gurûrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Allah'ın yanı sıra kulluk ettiğiniz, ortak koştuklarınıza hiç baktınız mı? Gösterin bana, yeryüzünde neyi yaratmışlar? Ya da onlar için göklerde bir ortaklık mı var? Ya da onlara bir kitap verdik de onlar, ondan bir beyyine dipnot 1 üzerinde midirler? Hayır, hayır! Zalimlerin birbirlerine verdikleri sözler dipnot 2 , aldatmacadan başka bir şey değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Açık kanıt içeren belge, bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şefaat olunacaklarına dair.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 40. ayet

  4. Fâtır suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

    inne-llâhe yümsikü-ssemâvâti vel'arḍa en tezûlâ. velein zâletâ in emsekehümâ min eḥadim mim ba`dih. innehû kâne ḥalîmen gafûrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri koyduğu yasalarla yok olmaktan koruyan Allah'tır. Ant olsun ki eğer onlar yok olurlarsa, o ikisini O'ndan başka tutacak yoktur. Kuşkusuz O, Çok Şefkatli'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 41. ayet

  5. Fâtır suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 42. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

    veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein câehüm neẕîrul leyekûnünne ehdâ min iḥde-l'ümem. felemmâ câehüm neẕîrum mâ zâdehüm illâ nüfûrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer kendilerine bir uyarıcı gelirse, diğer toplumlardan kesinlikle daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle Allah'a yeminler etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı geldiğinde bu onların yalnızca nefretlerini artırdı.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 42. ayet

  6. Fâtır suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 43. ayet. ٱسْتِكْبَارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۦ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلًا

    istikbâran fi-l'arḍi vemekra-sseyyi'. velâ yeḥîḳu-lmekru-sseyyiü illâ biehlih. fehel yenżurûne illâ sünnete-l'evvelîn. felen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ. velen tecide lisünneti-llâhi taḥvîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde büyüklendiler ve kötü planlar yaptılar. Oysa kötü planlar, sahibinden başkasını kuşatmaz. Öyleyse onlar, öncekilerin sünnetinden dipnot 1 başkasını mı gözlüyorlar? Halbuki Allah'ın sünnetinde dipnot 2 asla bir değişiklik bulamazsın. Allah'ın sünnetinde asla bir sapma bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öncekilerin başına gelenler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın yasasında.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 43. ayet

  7. Fâtır suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 44. ayet. أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَكَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعْجِزَهُۥ مِن شَىْءٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَلَا فِى ٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا

    evelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim vekânû eşedde minhüm ḳuvveh. vemâ kâne-llâhü liyü`cizehû min şey'in fi-ssemâvâti velâ fi-l'arḍ. innehû kâne `alîmen ḳadîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerinin sonları nasıl olmuş, bir bakmadılar mı? Oysaki onlar, güç olarak kendilerinden daha güçlüydüler. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeye Gücü Yeten'dir.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 44. ayet

  8. Fâtır suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Fâtır suresi, 45. ayet. وَلَوْ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِمَا كَسَبُوا۟ مَا تَرَكَ عَلَىٰ ظَهْرِهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمْ إِلَىٰٓ أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِعِبَادِهِۦ بَصِيرًۢا

    velev yüâḫiẕü-llâhü-nnâse bimâ kesebû mâ terake `alâ żahrihâ min dâbbetiv velâkiy yü'eḫḫiruhüm ilâ ecelim müsemmâ. feiẕâ câe ecelühüm feinne-llâhe kâne bi`ibâdihî beṣîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer Allah, insanların yaptıklarının hesabını hemen görecek olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat O, onlara belli bir zamana kadar süre vermektedir. Belirlenen süre dolduğu zaman da kuşkusuz Allah kendi kullarını en iyi görendir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kim neyi hak etmişse karşılığını alacaktır.

    Ayet detayı — Fâtır suresi, 45. ayet