Diyanet İşleri
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
Rahmân suresi · 1–13. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Rahmân suresi, 1. ayet. ٱلرَّحْمَٰنُ
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
Rahmân.
Rahman?.. (Rahman'ı mı merak ediyorsunuz? O zaman dinleyin ki, O...)
Rahman,
Rahman (El Esma ül Hüsna ile işaret edilen tüm özelliklerin sahibi),
Rahman (olan Allah)
Rahman
Bağışlayan.
- Rahman, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı,ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Rahman,
Rahman,
Rahman,
Rahman
Rahman. dipnot 1
Rahman. dipnot 1
Rahman. dipnot 1
Rahman.
(1-2) Kur'anı O çok esirgeyici (Allah) öğretdi.
Rahman.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Rahmân.
Çok merhametli (Allah),
Rahman /iyiliği sonsuz olan Allah dipnot 1 ,
O Rahman (İyiliği sonsuz olan)
Rahman,
Rahman,
O Rahman,
Rahmân suresi, 2. ayet. عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
Kur'an'ı (O) öğretti.
Kur'an'ı O öğretti,
Bu Kuran'ı (insana) öğretti.
Talim etti Kuran'ı (Esma mertebesindeki özellikleri oluşturdu).
Kur'an'ı öğretti.
Kur'anı öğretti.
Kur'an'ı öğretti.
- Rahman, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı,ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Kuran'ı öğretti.
Kuran'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti,
Öğretti Kur'anı
Kur'an'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti.
Kuran'ı öğretti.
(1-2) Kur'anı O çok esirgeyici (Allah) öğretdi.
Kur'an'ı öğretti.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Kur’an'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti.
Kur'an'ı öğretti dipnot 1 .
Kur'an'ı öğretti,
Kur’anı öğretti.
Kur'anı öğretti.
Öğretti Kur'an'ı,
Rahmân suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ
İnsanı yarattı.
İnsanı (O) yarattı.
insanı O yarattı,
O, insanı yarattı:
Halketti İNSAN'ı,
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
- Rahman, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı,ona kendini ifade etmeyi öğretti.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı,
Yarattı insanı
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
insanı O yaratdı.
İnsanı yarattı.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı dipnot 1 .
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
İnsanı yarattı.
Yarattı insanı,
Rahmân suresi, 4. ayet. عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
Açıklamayı (insana O) öğretti.
insana kendini ifade etmeyi o öğretti.
ona açık ve berrak şekilde düşünmeyi ve konuşmayı öğretti.
Öğretti ona beyanı (Esma özelliklerini insanda açığa çıkardı); (Hz. Ali'nin deyişiyle "'İnsan', konuşan Kur'an" oldu. )
Ona beyanı öğretti.
Ona, beyanı (konuşmayı hidayet ve sapıklık yolunu) öğretti .
Ona, düşüncesini açıklamayı öğretti. dipnot 475
- Rahman, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı,ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti.
Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti.
ona güzel beyanı belletti.
Belletti ona o güzel beyanı
Ona beyanı dipnot 1 öğretti.
Ona beyanı dipnot 1 öğretti.
Ona beyanı dipnot 1 öğretti.
Ona beyanı öğretti.
Ona beyanı O ta'lim etdi.
Ona beyanı öğretti.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Ona beyanı öğretti.
Ona beyanı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
Ona, kendini ifade etmeyi öğretti dipnot 1 .
Ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Ona beyanı öğretti
Ona beyanı öğretti
Belletti ona duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi.
Rahmân suresi, 5. ayet. ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte)dir. dipnot 1
Güneşi ve ayı mükemmel bir hesapla yörüngelerinde hareket ettiren de (O).
Güneş ve ay (O'nun buyruğu doğrultusunda) kendileri için belirlenen yörüngelerde akarlar;
Güneş (kavrayış) ve Ay (duygu - hissediş) (Bi-) hesap iledir (mertebelerledir).
Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir.
Güneş ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.
Güneş ve ay hesaba bağlıdır. dipnot 476
Güneş ve ay bir hesapla hareket etmektedir.
Güneş ve ay bir hesap ile (hareket etmekte) dir. dipnot 1
Güneş ve ay bir hesap ile (hareket etmekte) dir.
Güneş ve Ay hesap iledir;
Güneş ve Ay hisablı
Güneş ve Ay hesap iledir. dipnot 1
Güneş ve Ay hesap iledir. dipnot 1
Güneş ve Ay hesap iledir. dipnot 1
Güneş ve ay (belli) bir hesap iledir.
Güneş de, ay da hisabladır.
Güneş de, ay da bir hesab iledir.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Güneş ve Ay belli bir hesapladır.
Güneş de, Ay da bir hesap ile (cereyan etmekte)dir.
Güneş ve Ay, (her açıdan) bir hesaba göredir dipnot 1 .
Güneş ve ay, bir hesaba göredir.
Güneş ve Ay bir hesaba bağlıdır.
Güneş ve ay bir hesaba bağlıdır
Güneş ve Ay. Hesaba bağlıdır herbirinin her şeyi.
Rahmân suresi, 6. ayet. وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.
Bitkiler dipnot 1 ve ağaçlar da secde etmektedir.
Gövdesiz ve gövdeli bitkiler O'nun emrine boyun eğerler.
yıldızlar ve ağaçlar (O'nun önünde) yere kapanırlar.
Necm (yıldız - fikirler) ve ağaç (beden) secdededirler (Esma indinde "yokluk" halindedirler).
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler.
Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.
Yıldızlar ve ağaçlar secde ederler.
Yıldızlar ve ağaçlar secde ederler.
Yıldızlar ve ağaçlar secde etmektedirler.
Yıldızlar ve ağaçlar secde etmektedirler.
çemen, ağaç secde eder dururlar.
Çemen, ağaç secdedan
Bitkiler dipnot 1 ve ağaçlar, ikisi de secde dipnot 2 ederler.
Bitkiler dipnot 1 ve ağaçlar, ikisi de secde dipnot 2 ederler.
Bitkiler dipnot 1 ve ağaçlar, ikisi de secde dipnot 2 ederler.
Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler.
Sakı olmayan nebat da, ağaç da (Ona) secde ederler.
Bitkiler ve ağaçlar da secde ederler.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Bitkiler ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler.
Necm (bitkiler, yıldızlar) ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler.
O yıldız dipnot 1 ve ağaçlar secde eder /boyun eğerler. dipnot 2
Yıldızlar ve ağaçlar; her ikisi de Allah'a secde ederler dipnot 1 .
Bitkiler, ağaçlar da secde ederler.
Bitkiler, ağaçlar da boyun eğerler.
Çimen/yıldız ve ağaç secde ediyorlar.
Rahmân suresi, 7. ayet. وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
(7, 8) (Allah) göğü yükseltmiş ve dengeyi bozmayasınız diye (oraya) bir denge koymuştur. dipnot 1
Yine göğü özenle O yükseltti, bir denge ve ölçü koydu:
Ve O, gökleri yükseltti ve (her şey için) bir ölçü koydu
Semayı (bilinci; Levvame mertebesinden Mardiye mertebesine kadar) yükseltmiş ve mizanı (vahdet - kesret değerlerini dengeli yaşama özelliğini) yerleştirmiştir.
Gökyüzü, Onu da yükseltti ve mizanı koydu.
Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu.
Gökleri yükseltti ve ölçüyü koydu.
Göğü yükseltti ve teraziyi/ölçüyü koydu.
Göğü yükseltti ve ölçüyü/dengeyi koydu.
Göğü yükseltti ve ölçüyü/dengeyi koydu.
Bak şu güzel göğe, onu yükseltti, mizanı koydu ki,
Bak şu güzel semaya verdi ona irtifa' vazeyledip mizanı
Ve sema; onu yükseltti. Ve ölçüyü dipnot 1 koydu.
Ve sema; onu yükseltti. Ve ölçüyü dipnot 1 koydu.
Ve sema; onu yükseltti. Ve ölçüyü dipnot 1 koydu.
Gökyüzü, onu da yükseltti ve mizanı koydu.
Gök (e gelince:) Onu da (Allah) yükseltdi. Bir de mizanı koydu,
Göğü yükseltmiş, mizanı koymuştur.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Göğü yükseltti ve mizanı (adaleti) koydu.
Göğü yükseltti ve mizanı koydu.
Rahman göğü yükseltti ve mizanını /dengesini kurdu dipnot 1 .
Göğü yükseltti ve dengeyi (mizanı) kurdu dipnot 1 .
(Allah) Göğü yükseltip ve mizanı/adaleti koydu.
(Allah) Göğü yükseltip, ona da bir ölçü koydu.
Ve gök. Yükseltti onu. Ve koydu şaşmaz ölçüyü, mizanı.
Rahmân suresi, 8. ayet. أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
Ölçüde haddi aşmayın.
(7, 8) (Allah) göğü yükseltmiş ve dengeyi bozmayasınız diye (oraya) bir denge koymuştur. dipnot 1
ki siz (ey insanlar), dengeyi bozup ölçüyü kaçırmayın!
ki (siz, ey insanlar,) asla (doğruluk ve haklılık) ölçüsünden şaşmayasınız!
Ki o mizanda haksızlık etmeyesiniz (dengede biri ağır basarak diğerinden mahrum kalmayasınız).
Sakın mizanda 'haksızlık ve taşkınlık yapmayın.'
Sakın dengeyi bozmayın.
Ölçüde haksızlık yapmayın!
Sakın terazide haksızlık etmeyiniz/ölçüyü bozmayınız!
Ki ölçüyü aşmayasınız.
Ki ölçüyü aşmayasınız.
tartıda taşkınlık etmeyesiniz.
Ki taşmayın mizanda
Ölçüyü çiğnemeyin. dipnot 1
Ölçüyü çiğnemeyin. dipnot 1
Ölçüyü çiğnemeyin. dipnot 1
Sakın mizanda 'haksızlık ve taşkınlık yapmayın.'
(8-9) Tartıda haksızlık etmeyin, ve teraziyi adaletle doğrultun, tartılanı eksik yapmayın diye.
Tartıda haksızlık etmeyin.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
O halde ölçüde haddi aşmayın.
Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın.
Bunu denge konusunda haddi aşmayasınız diye yaptı.
Kurulu dengede aşırılık yapmayın.
O halde ölçüde haddi aşmayın.
O halde, ölçüde eğrilik yapmayın
Azgınlık etmeyin ölçü ve tartıda, saptırmayın mizanı.
Rahmân suresi, 9. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Ölçüyü adaletle yerine getirin ve eksik tartmayın! dipnot 1
Yine istikametle ölçüp biçin, ölçme değerlendirme yaparken haksızlık etmeyin!
Öyleyse (yaptıklarınızı) adaletle tartın ve ölçüyü eksik tutmayın!
Değerlendirmeyi (Uluhiyet hükümlerine göre) adaletle yaşayın ve mizanı dengelemede yanlış yaparak hüsranı yaşamayın!
Tartıyı adaletle tutup doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.
Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.
Tartıyı adaletle koruyun ve ölçüyü eksik tutmayın!
Ölçüyü adaletle tutunuz ve eksik tartmayınız!
Ölçüyü adaletle gözetiniz; ölçüyü kaybetmeyiniz.
Ölçüyü adaletle gözetiniz; ölçüyü kaybetmeyiniz.
Tartıyı adaletle doğru tutun, teraziyi aksatmayın!
Ve doğru tutun adaletle tartıyı da aksatmayın mizanı
Tartıyı hakkaniyetle dipnot 1 ayakta tutun. dipnot 2 Ölçüyü eksiltmeyin. dipnot 2
Tartıyı hakkaniyetle dipnot 1 ayakta tutun dipnot 2 . Ölçüyü eksiltmeyin. dipnot 2
Tartıyı hakkaniyetle dipnot 1 ayakta tutun dipnot 2 . Ölçüyü eksiltmeyin. dipnot 2
Tartıyı adaletle tutup doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.
(8-9) Tartıda haksızlık etmeyin, ve teraziyi adaletle doğrultun, tartılanı eksik yapmayın diye.
Tartıyı doğru yapın, tartılanı eksik yapmayın.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Tartıyı adaletle tutup doğrultun ve tartıyı noksan tutmayın.
Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
Bütün ölçüleri hakka uygun olarak yapın. Dengeyi bozmayın dipnot 1 .
Ölçüyü hakka uygun yapın. Eksiltip de kurulu dengeye yazık etmeyin.
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Doğru tartın, eksik tartmayın.
Ölçüyü titizlikle, adaletle koruyun ve hüsrana araç yapmayın mizanı.
Rahmân suresi, 10. ayet. وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
Allah, yeri yaratıklar için var etti.
(Allah) yeri canlılar için yaratmıştır.
Yine O, yeryüzünü orada yaşayan tüm canlıların (ayağı altında) özenle serdi;
O, yeri, bütün canlı varlıklar için genişletip yaymıştır,
Arz (Beden) ki, mahlukatı (mikro evreni) onda oluşturdu!
Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar için alçalttı/koydu.
Allah, yeri canlılar için yaratmıştır.
Yeryüzünü, tüm canlı varlıklar için yarattı.
Yeri de canlılar için hazırlamıştır.
Yeryüzünü tüm yaratıklar için yarattı.
Yeryüzünü tüm yaratıklar için yarattı.
Yeryüzünü mahlukat için serdi,
Arza da bir tavazu' verdi berayı enam
Ve yeryüzü; onu yaratıklar dipnot 1 için alçalttı. dipnot 2
Ve yeryüzü; onu yaratıklar dipnot 1 için alçalttı. dipnot 2
Ve yeryüzü; onu yaratıklar dipnot 1 için alçalttı. dipnot 2
Yere gelince, onu da (yaratılmış bütün) varlıklar (enam) için alçalttı/koydu.
Yer (e gelince:) Onu da bütün mahlukaaı (ın faidesi) için alçaltdı.
Yeri de yaratıklar için alçalttı.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Allah, yeri canlılar için döşedi.
(Allah) Yeri halk için koydu.
Rahman, yeri (insanlar, cinler dipnot 1 ve diğer) canlılar için donattı dipnot 2 .
Yeryüzünü de canlılar için yayıp donattı.
Allah yeri, canlılar için döşedi.
Yeryüzünü yarattıkları için alçalttı. Boyun eğdirdi.
Ve yerküre. Koydu onu toprakta yaşayacak yaratıklar için.
Rahmân suresi, 11. ayet. فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
(11, 12) Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler vardır.
orada envai çeşit meyveler, salkım saçak hurma ağaçları
üzerinde meyveler ve salkım salkım hurma ağaçlarıyla
Bir meyve (insan) var onda (arzda); tomurcuklu (açılıma hazır) hurma ağacı (beyin)!
Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var.
Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
Orada, meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları vardır. dipnot 1
Orada meyvalar, salkımlı hurma ağaçları vardır.
Onda meyvalar, salkım tomurcuklu hurma ağaçları vardır.
Onda bir meyva, ve ekmamiyle duran nahli benam
Orada meyveler ve salkım salkım hurma ağaçları var.
Orada meyveler ve salkım salkım hurma ağaçları var.
Orada meyveler ve salkım salkım hurma ağaçları var.
Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var.
Ki onda (türlü) meyve (ler), domurcuklu hurma ağaç (lar) ı,
Onda meyveler, salkımlı hurma ağaçları;
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Orada meyveler ve tomurcuklu hurmalar vardır.
Onda meyva(lar) ve salkımlı hurmalar var.
Orada her türlü meyve ve kapçıklı hurmalar vardır.
Orada türlü yemişler ve salkımlı hurma ağaçları,
Orada meyveler, salkım salkım hurmalar...
Orada meyveler, salkım salkım hurmalar...
Bir meyve var onda. Ve salkımlarla donatılmış hurma ağaçları.
Rahmân suresi, 12. ayet. وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
(11, 12) Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler vardır.
ve filizlenen danelerle hoş kokulu çiçekler verdi:
ve filizlenip dal veren tohumları ve hoş kokulu bitkileriyle.
Filizlenmiş tohumlar (uç vermiş hakikat fikirleri) ve hoş kokulu bitkiler (insani hakikatin getirisi davranışlar) var.
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler.
Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
Yapraklı çekirdekler ve güzel kokulu bitkiler.
Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
Kabuklu taneler ve baharatlar.
Kabuklu taneler ve baharatlar.
Çimli taneler ve güzel kokulu bitkiler vardır;
Ve o çimli daneler ve o hoşbu' reyhan
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler var.
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler var.
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler var.
Yapraklı taneler ve güzel kokulu bitkiler.
Samanlı tane (ler), hoş kokulu nebat (lar) vardır.
Yapraklı taneler ve kokulu bitkiler var.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
Saplı ve yapraklı dane(ler) ve hoş kokulu bitkiler var.
Kabuklu tahıllar ve güzel kokulu bitkiler vardır dipnot 1 .
Kapçıklı daneler ve güzel kokulu çiçekler vardır.
Saplı ve kabuklu hububat ve hoş kokulu bitkiler vardır.
Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
Çimli ve samanlı dane ve hoş kokulu otlar vardır.
Rahmân suresi, 13. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz ki!
o halde Rabbinizin hangi nimetini inkar edebilirsiniz?
Öyleyse, Rabbinizin hangi nimet ve kudretini inkar edebilirsiniz?
Hakikat böyle iken, Rabbinizin (varlığınızı oluşturan Esma özelliklerinin - şuur ve bedeninizin) nimetlerinin hangi birini sayarsınız yalan?
Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Artık, Efendinizin, hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? dipnot 477
Şimdi, Rabbinizin yaratılış gücünü nasıl göremezsiniz?
(Ey insanlar ve cinler), Efendinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
(Ey insanlar ve cinler), Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
O halde ikiniz dipnot 1 , Rabb'inizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde ikiniz dipnot 1 , Rabb'inizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde ikiniz dipnot 1 , Rabb'inizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Şu halde rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
O halde (ey ins-ü cin) Rabbinizin hangi ni'metlerini yalan sayabilirsiniz?
Şu halde Rabbınızın hangi nimetlerini yalan sayabilirsiniz?
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
(Ey cinler ve insanlar topluluğu) Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
(Ey insanlar ve cinler!) O halde Rabbinizin hangi nimetleri karşısında yalana sarılıyorsunuz dipnot 1 ?
(Ey insan ve cin topluluğu) dipnot 1 Bu durumda Rabbinizin dipnot 2 hangi nimeti karşısında yalan söyleyebilirsiniz?
Öyleyse (ey cinler ve insanlar) Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.
Öyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?
Bu böyle iken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.