Diyanet İşleri
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
Rahmân suresi
Rahmân suresi, 4. ayet. عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
`allemehü-lbeyân.
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rahmân'ın öğretmesi, ölçü ve yeryüzü nimetleri Rahmân 1–13 3
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
İnsanı yarattı.
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.
Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 3–4. ayetler için yazılmıştır.
3-4. “İnsanı” en güzel bir surette, azaları mükemmel, organları tastamam, yapısı pek sağlam olarak “yarattı.” Yoktan var eden Yüce Allah, onun yaratılışını çok itinalı ve sağlam yaratmıştır.
4. Yine “ona beyânı” öğretmek suretiyle onu diğer canlılardan pek üstün ve ayrıcalıklı kılmıştır. Beyan, içindekileri açıklayabilme gücüdür. Bu, hem konuşmayı hem de yazı yazmayı öğrettiğini ifade etmektedir.
Yüce Allah’ın Âdemoğullarını kendisi vasıtasıyla diğer varlıklardan üstün ve ayrıcalıklı kıldığı beyân, ona ihsan etmiş olduğu nimetlerinin en değerlilerinden ve en büyüklerindendir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gönlündekini söz ve yazı olarak nasıl beyan edeceğini öğretti.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Açıklamayı (insana O) öğretti.
insana kendini ifade etmeyi o öğretti.
ona açık ve berrak şekilde düşünmeyi ve konuşmayı öğretti.
Öğretti ona beyanı (Esma özelliklerini insanda açığa çıkardı); (Hz. Ali'nin deyişiyle "'İnsan', konuşan Kur'an" oldu. )
Ona beyanı öğretti.
Ona, beyanı (konuşmayı hidayet ve sapıklık yolunu) öğretti .
Ona, düşüncesini açıklamayı öğretti. dipnot 475
- Rahman, Kur'an'ı öğretti. İnsanı yarattı,ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti.
Ona beyanı (açıklama yeteneğini) öğretti.
ona güzel beyanı belletti.
Belletti ona o güzel beyanı
Ona beyanı dipnot 1 öğretti.
Ona beyanı dipnot 1 öğretti.
Ona beyanı dipnot 1 öğretti.
Ona beyanı öğretti.
Ona beyanı O ta'lim etdi.
Ona beyanı öğretti.
(1-13) Acıyan / Rahmân Kur’an’ı öğretti, insanı yarattı, ona açıklamayı / beyanı / beyyineyi öğretti. Güneş ve ay belli bir hesaba bağlıdır. Bitkiler ve ağaçlar secde ediyorlar. (Gövdeli bitki şecar, gövdesiz bitki necm) Gök; onu yükseltti ve tartıyı / mizanı yerleştirdi , tartı da taşkınlık yapmayın . Ölçümde ölçüye dayanın / kıstaslı olun , tartıda hasar / noksanlık yapmayın. Yeri / arzı, canlı varlıklar için yerleşime hazırladı, Onda / arzda, meyveler, hurma salkımları, samanlı / yapraklı dane / hububat ve hoş kokulu bitkiler. O halde her ikinizin de rabbi olanın hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz.
Ona beyanı öğretti.
Ona beyanı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
Ona, kendini ifade etmeyi öğretti dipnot 1 .
Ona kendini ifade etmeyi öğretti.
Ona beyanı öğretti
Ona beyanı öğretti
Belletti ona duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi.
And He taught him the expression of his thoughts in words and intellectual acquaintance with, and perception of, fact and truth and good versus evil.
and taught him to communicate.
He has taught him speech (and intelligence).
and has taught him articulate speech. dipnot 1
and taught him clear expression.
He taught him eloquent speech.
[and] taught him articulate speech.
And taught him (the art of) intelligent and distinct speech.
and He has taught him the Explanation.
The One Who gave the gift of speech to man.
taught him plain speech.
Taught him how to distinguish.
He hath taught him distinct speech.
Taught him speech (language, modes of expression and communication).
He has taught him distinct (Literally: evident (demonstration) (speech).
He hath taught him utterance.
And taught him to express clearly.
He has imparted unto him articulate thought and speech.
˹and˺ taught them speech.
He taught him how to distinguish.
He taught them how to distinguish.
[And] taught him eloquence.
Taught him the clear statement.
He has distinguished him with the ability to clearly express his feelings and thoughts.
He has taught him to talk (and understand).
He has taught him (how) to express himself.
He taught him how to distinguish.