Mehmet Okuyan
Birbirlerine neyi soruyorlar?
78. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Nebe suresi, 1. ayet. عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Birbirlerine neyi soruyorlar?
Nebe suresi, 2. ayet. عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
`ani-nnebei-l`ażîm.
(2, 3) Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.
Nebe suresi, 3. ayet. ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
(2, 3) Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.
Nebe suresi, 4. ayet. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
kellâ seya`lemûn.
Hayır! İleride (gerçeği) bilecekler!
Nebe suresi, 5. ayet. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
ŝümme kellâ seya`lemûn.
Sonra, şüphesiz ki ileride (gerçeği) bilecekler!
Nebe suresi, 6. ayet. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا
elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.
(6, 7) Biz yeri bir beşik, dağları da birer kazık yapmadık mı?
Nebe suresi, 7. ayet. وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
velcibâle evtâdâ.
(6, 7) Biz yeri bir beşik, dağları da birer kazık yapmadık mı?
Nebe suresi, 8. ayet. وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا
veḫalaḳnâküm ezvâcâ.
Sizi eşler (çiftler) hâlinde yarattık. dipnot 1
Nebe suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.
Uykunuzu bir dinlenme (aracı) kıldık.
Nebe suresi, 10. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
vece`alne-lleyle libâsâ.
(10, 11) Geceyi bir örtü, gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık.
Nebe suresi, 11. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
(10, 11) Geceyi bir örtü, gündüzü de çalışıp kazanma zamanı yaptık.
Nebe suresi, 12. ayet. وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.
Üstünüzde sağlam yedi (kat göğü) dipnot 1 bina ettik.
Nebe suresi, 13. ayet. وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
(Orada) aydınlatan bir kandil (güneş) yarattık.
Nebe suresi, 14. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.
(14, 15, 16) Tohumlar, bitkiler (ve ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeler yetiştirmeniz için sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
Nebe suresi, 15. ayet. لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.
(14, 15, 16) Tohumlar, bitkiler (ve ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeler yetiştirmeniz için sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
Nebe suresi, 16. ayet. وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا
vecennâtin elfâfâ.
(14, 15, 16) Tohumlar, bitkiler (ve ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeler yetiştirmeniz için sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
Nebe suresi, 17. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا
inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.
Şüphesiz ki ayrılma günü belirlenmiş bir vakittir.
Nebe suresi, 18. ayet. يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.
Sûr'a üflenileceği gün, dipnot 1 bölük bölük (Allah'ın huzuruna) geleceksiniz.
Nebe suresi, 19. ayet. وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.
(O gün) gök açılacak ve kapı kapı olacaktır.
Nebe suresi, 20. ayet. وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.
Dağlar da yürütülmüş, serap hâline getirilmiş (olacak)tır.
Nebe suresi, 21. ayet. إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
inne cehenneme kânet mirṣâdâ.
(21, 22) Şüphesiz ki cehennem, azgınların durağı olarak (cehennemlikleri) gözetlemektedir.
Nebe suresi, 22. ayet. لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا
liṭṭâgîne meâbâ.
(21, 22) Şüphesiz ki cehennem, azgınların durağı olarak (cehennemlikleri) gözetlemektedir.
Nebe suresi, 23. ayet. لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.
(Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklardır.
Nebe suresi, 24. ayet. لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
(24, 25, 26) (Dünyadaki inkârlarına) uygun bir karşılık olarak dipnot 1 kaynar su ve irinden başka orada hiçbir serinlik veya (susuzluk gideren) hiçbir içecek tadamayacaklardır.
Nebe suresi, 25. ayet. إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
illâ ḥamîmev vegassâḳâ.
(24, 25, 26) (Dünyadaki inkârlarına) uygun bir karşılık olarak dipnot 1 kaynar su ve irinden başka orada hiçbir serinlik veya (susuzluk gideren) hiçbir içecek tadamayacaklardır.
Nebe suresi, 26. ayet. جَزَآءً وِفَاقًا
cezâev vifâḳâ.
(24, 25, 26) (Dünyadaki inkârlarına) uygun bir karşılık olarak dipnot 1 kaynar su ve irinden başka orada hiçbir serinlik veya (susuzluk gideren) hiçbir içecek tadamayacaklardır.
Nebe suresi, 27. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.
Şüphesiz ki onlar hesabı ummazlardı.
Nebe suresi, 28. ayet. وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Ayetlerimizi de yalanladıkça yalanlamışlardı.
Nebe suresi, 29. ayet. وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا
vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.
Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp kaydetmişizdir.
Nebe suresi, 30. ayet. فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
Tadın (azabı)! Bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız. dipnot 1
Nebe suresi, 31. ayet. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
inne lilmütteḳîne mefâzâ.
Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) için ödül(ler) vardır:
Nebe suresi, 32. ayet. حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا
ḥadâiḳa vea`nâbâ.
Bahçeler ve üzüm bağları,
Nebe suresi, 33. ayet. وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
vekevâ`ibe etrâbâ.
Uyumlu (olgunlaşmış üzüm) taneleri dipnot 1 ,
Nebe suresi, 34. ayet. وَكَأْسًا دِهَاقًا
veke'sen dihâḳâ.
Dolu kadeh(ler).
Nebe suresi, 35. ayet. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.
Onlar orada boş bir söz de yalan da duymayacaklar. dipnot 1
Nebe suresi, 36. ayet. جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.
(36, 37) Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O'nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler.
Nebe suresi, 37. ayet. رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.
(36, 37) Bunlar senin Rabbinden, yani göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rahmân olan Rabbinden hesapsız bir bağış ve ödül olarak (verilecektir). O'nun huzurunda konuşmaya güç yetiremezler.
Nebe suresi, 38. ayet. يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.
Ruh(lar)ın ve meleklerin sıra sıra duracakları o gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkası konuşamayacaktır; (konuşan da) doğruyu söyleyecektir.
Nebe suresi, 39. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.
İşte o gün gerçektir. Dileyen, Rabbine bir dönüş (yolu) tutar. dipnot 1
Nebe suresi, 40. ayet. إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.
Şüphesiz ki biz sizi yakın bir azap ile uyardık. dipnot 1 O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve kâfir (olanlar) "Ah, keşke toprak olsaydım!" diyecektir.