Diyanet İşleri
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Nebe suresi
Nebe suresi, 39. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rabbin hükmü ve o günün gerçeği Nebe 37–40 3
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 37–39. ayetler için yazılmıştır.
37. Yani onlara bunca bağışları veren, lütufları ihsan eden, onların Rabbidir ki, O “göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi”; onları yaratan ve işlerini çekip çeviren, rahmeti her şeyi kuşatan, kendilerini rubûbiyeti ile terbiye eden, merhamet eden ve bunca nimetlere kavuşmalarını sağlayıncaya kadar onlara lütuflarda bulunan “Rahmân’dan” bir mükâfattır.
Daha sonra Allah, kıyamet günündeki azametini ve mülkünü söz konusu etmekte, bütün mahlukatın o günde konuşmayacaklarını, aksine susacaklarını şöyle belirtmektedir: “O’nun huzurunda söz söylemeye kimse cesaret edemez.”
38-39. “Rahmân’ın izin verdiği ve doğruyu söyleyen kimselerden başkası konuşamayacaktır.” O gün konuşanlar, ancak bu iki şartla konuşurlar: Allah’ın konuşmasına izin vermesi ve söylediklerinin doğru olması. Çünkü o gün “hak gündür” ve o günde batılın geçerliliği yoktur, yalanın da o günde faydası olmayacaktır.
Bu günde “Ruh” meleklerin en faziletlisi olan Cebrail aleyhisselam “ve melekler” hepsi de Allah’ın önünde saygı ile boyun eğmiş olarak “saf saf halinde duracaklardır.”
Yüce Allah teşvik edip uyardıktan ve müjdeleyip korkuttuktan sonra şöyle buyurmaktadır: “O halde kim dilerse, Rabbine yönelsin.” Yani Kıyamet gününde Allah’ın huzurunda kendisine yarayacak ameller yapsın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Size tarif edilen o gün, vuku bulacağı hususunda hiçbir şüphe olmayan bir gündür. Kim bu günde Allah’ın azabından kurtulmayı diliyorsa, Rabbini razı eden salih amellerden buna götüren bir yol edinsin.
Aynı kök: اوب (17 geçiş)
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: اوب (17 geçiş)
İnanan ve salih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.
Aynı kök: اوب (17 geçiş)
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur'an ile sevinirler. Fakat (senin aleyhinde olan) gruplardan onun bir kısmını inkar edenler…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte o gün gerçektir. Dileyen, Rabbine bir dönüş (yolu) tutar. dipnot 1
İşte bu, hakkın tecelli ettiği gündür: artık dileyen Rabbine varan bir yol tutsun!
Bu, Nihai Hakikat Günü olacaktır. O halde, dileyen Rabbine giden yolu tutsun!
İşte budur Hak süreç! Artık dileyen Rabbine erecek çalışmayı yapsın!
İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.
İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
İşte bu, Gerçek Gün'dür. Artık, isteyen, Efendisine sığınır.
İşte o, kesin olarak gelecek olan gündür. O halde dileyen, Rabbine varan bir yol tutsun.
İşte gerçek gün budur. Dileyen, Efendisine doğru yol tutsun.
İşte gerçek gün budur. Dileyen, Rabbine doğru yol tutsun.
O gün gerçektir, o halde dileyen Rabbine varacak bir yüz edinsin, bir yol tutsun!
O gün ki haktır, o halde dileyen Rabbına varacak bir yüz edinsin
İşte bu Hakk gündür. Dileyen Rabb'ine varan bir yol edinir.
İşte bu Hakk gündür. Dileyen Rabb'ine varan bir yol edinir.
İşte bu Hakk gündür. Dileyen Rabb'ine bir sığınak edinir.
İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen rabbine bir dönüş yeri edinsin.
İşte bu, hak olan o gündür. O halde dileyen kişi Rabbine bir dönüş ve gidiş yeri edinsin.
İşte bu; hak gündür. Dileyen Rabbına doğru bir yol edinir.
(37-40) Semaların ve Arzın Rabbidir, acıyandır / rahmandır, O’na hitap edebilecek yoktur, ruh ve melekler saf halinde oldukları o gün, Rahmanın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz , O da doğruyu söyler , işte bugün de gerçektir , artık dileyen kimse Rabbine varacak yol edinsin , biz sizi yakın bir azap ile uyardık , kişi o gün eliyle ne sunduğuna bakar ve kafirler der ki keşke toprak olaydım.
İşte bu o hak gündür. O halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.
İşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.
İşte bu, tümüyle gerçek olan bir gündür. Yapılması gerekeni yapan dipnot 1 , Rabbine yöneltecek bir yol tutar dipnot 2
O gün bunlar bir bir olacaktır. Kim o yolu tercih ederse Rabbine giden bir yola girer.
İşte bu, hak olan gündür. Dileyen Rabbine dönüş yolu tutar.
İşte o, hak günüdür. Dileyen Rabbi'ne doğru yol tutar.
İşte budur hak olan gün! Artık dileyen, Rabbine varacak bir yol tutsun!
Indeed this is the day of truth, and who so desires may still turn to Allah, his Creator, for tutelary protection.
That is the Day of Truth. So whoever wishes to do so should take the path that leads to his Lord.
That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord!
That Day is sure to come. So let him who will seek a resort with his Lord.
That will be the True Day. So whoever wills should take the way back to his Lord.
That is (without doubt) the True Day. So, whosoever wills, let him seek a place with (or a way to) His Lord (by obeying Him in this worldly life)!
That is the day of truth. So let anyone who wishes take resort with his Lord.
That day is bound to come, so let him, who will, seek recourse to his Lord.
That is the true day; so whosoever wills takes unto his Lord a resort.
The Day of Judgment is a fact; therefore, whoever wishes may choose to seek refuge in his Lord.
That is the true day; and whoso pleases let him take to a resort unto his Lord!
That is the day of truth, so let whoever wills seek a way to his Lord.
This is the infallible day. Whoso, therefore, willeth, let him return unto his Lord.
That is the Day of Certain Reality, so whoever desires may take refuge with his Lord.
That is the True Day. So whoever decides, should seek a resorting to his Lord (i.e., by doing righteous deeds).
That is the True Day. So whoso will should seek recourse unto his Lord.
That day is certain. So whosoever likes may prepare a way to his Lord.
That will be the Day of Ultimate Truth: whoever wills, then, let him take the path that leads towards his Sustainer!
That Day is the ˹ultimate˺ truth. So let whoever wills take the path leading back to their Lord.
That is the Day of truth, so let whoever wills seek a way to his Lord.
Such is the inevitable day. Whoever wills let him take refuge in his Lord.
That is the True Day; so he who wills may take to his Lord a [way of] return.
That is the True Day, so let him who wills take his Lord as a journey’s end.
That Day will be the Moment of Truth. So whoever wills, let him take the path that leads toward his Sustainer.
Surely, that Day will be the Reality: Therefore, let anyone who wishes, let him take a (straight) path returning to his Lord!
That is the Day that is sure to come. So whoever so wishes may take refuge with his Lord.
That is the Day of truth, so let whoever wills seek refuge to his Lord.