Ali Bulaç
Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
78. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Nebe suresi, 1. ayet. عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
`amme yetesâelûn.
Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?
Nebe suresi, 2. ayet. عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
`ani-nnebei-l`ażîm.
O büyük haberi mi?
Nebe suresi, 3. ayet. ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Nebe suresi, 4. ayet. كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
kellâ seya`lemûn.
Hayır; yakında bileceklerdir.
Nebe suresi, 5. ayet. ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
ŝümme kellâ seya`lemûn.
Yine hayır; yakında bileceklerdir.
Nebe suresi, 6. ayet. أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًا
elem nec`ali-l'arḍa mihâdâ.
Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?
Nebe suresi, 7. ayet. وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
velcibâle evtâdâ.
Dağları da birer kazık?
Nebe suresi, 8. ayet. وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًا
veḫalaḳnâküm ezvâcâ.
Sizi çift çift yarattık.
Nebe suresi, 9. ayet. وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
vece`alnâ nevmeküm sübâtâ.
Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
Nebe suresi, 10. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
vece`alne-lleyle libâsâ.
Geceyi bir örtü yaptık.
Nebe suresi, 11. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
vece`alne-nnehâra me`âşâ.
Gündüzü bir geçim vakti kıldık.
Nebe suresi, 12. ayet. وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
vebeneynâ fevḳaküm seb`an şidâdâ.
Sizin üstünüze sapasağlam yedi gök bina ettik.
Nebe suresi, 13. ayet. وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
Nebe suresi, 14. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
veenzelnâ mine-lmü`ṣirâti mâen ŝeccâcâ.
Sıkıp suyu çıkaran (bulut)lardan 'bardaktan boşanırcasına su' indirdik.
Nebe suresi, 15. ayet. لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
linuḫrice bihî ḥabbev venebâtâ.
Bununla taneler ve bitkiler bitirip çıkaralım diye.
Nebe suresi, 16. ayet. وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا
vecennâtin elfâfâ.
Ve birbirine sarmaş dolaş bahçeleri de.
Nebe suresi, 17. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًا
inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ.
Şüphesiz o hüküm (fasl) günü, belirlenmiş bir vakittir.
Nebe suresi, 18. ayet. يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ.
Sur'a üfürüleceği gün, artık siz dalga dalga geleceksiniz.
Nebe suresi, 19. ayet. وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
vefütiḥati-ssemâü fekânet ebvâbâ.
O sırada gök açılmış ve kapı kapı olmuştur.
Nebe suresi, 20. ayet. وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
vesüyyirati-lcibâlü fekânet serâbâ.
Dağlar yürütülmüş, artık bir serab oluvermiştir.
Nebe suresi, 21. ayet. إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
inne cehenneme kânet mirṣâdâ.
Gerçekten cehennem, bir gözetleme yeridir.
Nebe suresi, 22. ayet. لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًا
liṭṭâgîne meâbâ.
Taşkınlık edip azanlar için son bir varış yeridir.
Nebe suresi, 23. ayet. لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
lâbiŝîne fîhâ aḥḳâbâ.
Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır.
Nebe suresi, 24. ayet. لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
lâ yeẕûḳûne fîhâ berdev velâ şerâbâ.
Orada ne serinlik tadacaklar, ne bir içecek.
Nebe suresi, 25. ayet. إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
illâ ḥamîmev vegassâḳâ.
Kaynar sudan ve irinden başka.
Nebe suresi, 26. ayet. جَزَآءً وِفَاقًا
cezâev vifâḳâ.
(İşlediklerine) Uygun olan bir ceza olarak,
Nebe suresi, 27. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.
Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.
Nebe suresi, 28. ayet. وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
Nebe suresi, 29. ayet. وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًا
vekülle şey'in aḥṣaynâhü kitâbâ.
Oysa biz, her şeyi yazıp saymışızdır.
Nebe suresi, 30. ayet. فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
feẕûḳû felen nezîdeküm illâ `aẕâbâ.
Şimdi tadın. Size artık azabtan başkasını arttırmayacağız;
Nebe suresi, 31. ayet. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
inne lilmütteḳîne mefâzâ.
Gerçek şu ki, muttakiler için 'bir kurtuluş ve mutluluk' vardır.
Nebe suresi, 32. ayet. حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًا
ḥadâiḳa vea`nâbâ.
Nice bahçeler ve üzüm bağları.
Nebe suresi, 33. ayet. وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
vekevâ`ibe etrâbâ.
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Nebe suresi, 34. ayet. وَكَأْسًا دِهَاقًا
veke'sen dihâḳâ.
Dopdolu kadehler.
Nebe suresi, 35. ayet. لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ kiẕẕâbâ.
İçinde, ne 'boş ve saçma bir söz' işitirler, ne bir yalan.
Nebe suresi, 36. ayet. جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
cezâem mir rabbike `aṭâen ḥisâbâ.
Rabbinden bir karşılık olmak üzere yeterli bir bağış(tır bu).
Nebe suresi, 37. ayet. رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-rraḥmâni lâ yemlikûne minhü ḫiṭâbâ.
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan (Allah); O'na hitap etmeye güç yetiremezler.
Nebe suresi, 38. ayet. يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ.
Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman'ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. (Konuşacak olan da,) Doğruyu söyleyecektir.
Nebe suresi, 39. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ.
İşte bu, hak gündür. Şu halde dileyen Rabbine bir dönüş yolu edinsin.
Nebe suresi, 40. ayet. إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ.
Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.