Diyanet İşleri
(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
Nebe suresi
Nebe suresi, 3. ayet. ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
elleẕî hüm fîhi muḫtelifûn.
(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sordukları büyük haber Nebe 1–5 3
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–5. ayetler için yazılmıştır.
1-3. Yani şu Allah’ın âyetlerini yalanlayanlar, ne hakkında soruşturup duruyorlar? Daha sonra hakkında soruşturup durdukları hususu açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Hakkında anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.” Yani yalanlamak ve uzak bir ihtimal görmek yönünde aralarında uzun boylu ihtilafa düştükleri ve anlaşmazıkların yaygınlık kazandığı o büyük haber hakkında birbirlerine soru sorup duruyorlar.
Halbuki o, herhangi bir şüpheyi kabil olmayan ve herhangi bir tereddüdün yaklaşamayacağı bir haberdir. Ancak Rablerine kavuşacaklarını yalanlayanlar, can yakıcı azabı görmedikleri sürece kendilerine her türlü âyet, belge ve mucize gelecek olsa dahi iman etmezler. Bundan dolayı Allah, şöyle buyurmaktadır:
4-5. Azap tepelerine indiği vakit, cehenneme sürüklene sürüklene, itile kakıla götürülecekleri vakit yalanladıkları şeyin mahiyetini bileceklerdir. O vakit onlara şöyle denilecek: “İşte bu, sizin yalan saydığınız ateştir.” (et-Tûr, 52/14)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar bu Kur’an’ı; sihir, şiir, kehanet veya eskilerin hikâyeleri olarak nitelendirirken kendi aralarında ihtilaf etmektedirler.
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(2, 3) Anlaşmazlığa düştükleri o büyük haberi.
Ki onlar o (haber) hakkında farklı düşünüyorlar.
üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları.
Ki o konuda anlaşmazlık içindedirler!
Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Ayrılığa düştükleri.
Onun hakkında uyuşmazlığa düştüler.
- Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi mi?
Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.
Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.
ki Onlar onda görüş ayrılığına düşüyorlar.
Ki onlar onda ıhtilafa düşüyorlar
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
Onlar, onun hakkında anlaşmazlık içindeler.
Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
(2-3) Hakkında ihtilaf edici oldukları o büyük haberi (mi)?
Ki onlar, bunun üzerinde ihtilafa düşmektedirler.
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Ki onlar, onda ihtilafa düşmüşlerdir.
Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
hakkında ihtilafa düştükleri şeyi mi?
Üzerinde anlaşamadıkları şeyi mi?
Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.
Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.
Ki onda tartışma içindedirler.
the subject of dispute between those who argue in favour and those who argue against it.
about which they differ.
About which they cannot agree.
that they are in utter disagreement? dipnot 1
the thing about which they differ.
About which they are in disagreement.
the one about which they differ?
About which they differ (from the Muslims and among themselves)?
whereon they are at variance.
… the great event?
whereon they do dispute?
The one which they are in disagreement about.
about which they disagree.
About which they are in disagreement?
Concerning which they (continue) differing among themselves.
Concerning which they are in disagreement.
About which they have been differing?
on which they [so utterly] disagree.
over which they disagree.[1]
The one which they are in disagreement about.
That is disputed by them.
That over which they are in disagreement.
About which they differ.
On which they disagree.
About which they cannot agree.
in which they dispute!
The one which they are in disagreement about.