Kâf suresi · 20–30. ayetler

Sûr, hesap ve cehennem

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kâf suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 20. ayet. وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْوَعِيدِ

    Diyanet İşleri

    (İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sur'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.

    Mehmet Okuyan

    Sûr'a üflenecektir. İşte bu, vadedilen gündür.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet (diriliş için) sura üflenir: işte bu da (ey insan), kendisine karşı uyarıl(dığın) gündür.

    Muhammed Esed

    ve (yeniden diriliş) suru, (sonunda) üflenecektir. İşte o, bir uyarının gerçek olacağı Gün'dür.

    Ahmed Hulusi

    Sur'a (bedene) üflenmiştir (üflenme içten dışadır; ruh, bedenden çıkmıştır)! İşte bu uyarıldığınız süreçtir!

    Ali Bulaç

    Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.

    Ali Özek ve heyeti

    Sûr'a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü boruya üflenmiştir. İşte bu, sözü verilen gündür.

    Bayraktar Bayraklı

    Sur'a üfürülür, işte bu, geleceği vaad edilen gündür.

    Edip Yüksel

    Boruya üflenmiştir. Bu, söz verilen gündür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Boruya üflenmiştir. Bu, söz verilen gündür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve Sur üfürüldüğünde ki, işte o tehdit günüdür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veid günüdür

    Erhan Aktaş

    Ve Sur'a üfürülür. "İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Sur'a üfürülür. " İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Sur'a üfürülür. " İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."

    Gültekin Onan

    Sura da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.

    Hasan Basri Çantay

    Suur'a da üfürülmüşdür. İşte bu, tehdidin (tehakkuk etmiş) günüdür.

    İbni Kesir

    Sur'a üfürülmüştür. İşte bu; geleceği vaadedilen gündür.

    Mehmet Alagaş

    (16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sûr’a üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.

    Süleyman Ateş

    Sur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sura üflenir; işte bu tehdit edildiğin gündür.

    Şaban Britch

    Sûr’a da üfürülür. İşte azap günü!

    Şaban Piriş

    Sur'a da üfürülecektir. - İşte azap günü!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve sura üflendi. İşte bu, geleceği vaat edilen gündür.

  2. Kâf suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 21. ayet. وَجَآءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّعَهَا سَآئِقٌ وَشَهِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.

    Mehmet Okuyan

    Herkes, yanında bir sevk edici (melek), bir de şahitle birlikte gelecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve her can kendisini yönlendiren unsurlar ve tanıklarla huzura gelir;

    Muhammed Esed

    Her insan, (kendi geçmiş) iç dürtüleri ve vicdanı ile ortaya çıkacak,

    Ahmed Hulusi

    Her nefs (bilinç), birlikte olduğu sevk edici (doğal bedensellikle oluşmuş kişiliği) ve bir şahit (içindeki Hakk'ın sesi olan vicdanının seslenişi) ile gelmiştir!

    Ali Bulaç

    (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.

    Ali Rıza Safa

    Her benlik, yanında bir yönlendirici ve bir tanıkla gelecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Herkes, yanında bir götüren ve tanıkla gelecek.

    Edip Yüksel

    Her can yanında bir sürücü ve bir tanık ile gelir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her can yanında bir sürücü ve bir tanık ile gelir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Herkes gelecektir, yanında bir sevk memuru ve bir şahit olduğu halde.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her nefis gelmiştir, beraberinde bir sevk me'muru ve bir şahid vardır

    Erhan Aktaş

    Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Herkes yanında bir sevk edici ve bir tanıkla birlikte gelir.

    Gültekin Onan

    (Artık) Her bir nefis, yanında bir sürücü ve bir şahid ile gelmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    (O gün) herkes, beraberinde sürücü ve şahid (iki melek) bulunduğu halde, (mahşere) gelmişdir.

    İbni Kesir

    Her nefis, yanında bir sürücü ve şahidle gelir.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her kişi yanında bir sevkedici/sürücü ve şahit ile gelecektir.

    Süleyman Ateş

    Her can, yanında bir sürücü ve şahidle geldi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herkes yanında, biri rehber diğeri şahit (kaydı tutan), iki melekle gelir.

    Şaban Britch

    Her kişi yanında bir sevkedici/sürücü ve şahit ile gelecektir.

    Şaban Piriş

    Her kişi yanında bir sevkedici ve şahit ile gelecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her benlik, yanında bir güdücü, bir de tanık olduğu halde gelir.

  3. Kâf suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 22. ayet. لَّقَدْ كُنتَ فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلْيَوْمَ حَدِيدٌ

    Diyanet İşleri

    (Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)

    Mehmet Okuyan

    (Sorgulanan kişiye) "Şüphesiz ki sen bundan gafletteydin; (kıyamet günü) biz senin gaflet perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir!" (denecektir).

    Mustafa İslamoğlu

    "Doğrusu sen" (denilir), "buna karşı gaflet içindeydin; işte, artık senin perdeni önünden kaldırdık: şimdi gözün daha bir keskindir."

    Muhammed Esed

    (ve ona,) "Sen," (denilecek,) "bu (Hesap Günü)nü umursamıyordun, ama şimdi Biz senin (gözündeki) perdeni kaldırdık, bakışın bugün artık daha keskindir!"

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun bundan gaflet içinde (kozanda yaşıyor) idin. . . Senden perdeni kaldırdık! Bugün artık görme kuvven pek keskindir!" (denilir).

    Ali Bulaç

    "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).

    Ali Rıza Safa

    "Gerçek şu ki, bundan aymazlık içindeydin. İşte, üzerindeki perdeni kaldırdık. Artık bugün, gözün daha keskindir!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Andolsun, sen bunu görmezden gelmiştin. Derhal senin perdeni kaldıracağız. Bugün senin gözün çok keskindir" denecektir.

    Edip Yüksel

    Sen tümüyle bundan gafildin. Şimdi biz örtünü kaldırdık; bugün gözün çelik gibi keskindir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen tümüyle bundan gafildin. Şimdi biz örtünü kaldırdık; bugün gözün çelik gibi keskindir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, sen bundan bir gaflet içindeydin, şimdi senden perdeni açtık. Artık bugün gözün keskindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin. Şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir,

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.

    Gültekin Onan

    "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin. İşte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki sen (dünyada) bundan gafletde idin. İşte senden perdeni kaldırıb açdık. Bugün gözün (ne kadar) keskindir!

    İbni Kesir

    Andolsun ki; sen, bundan gaflette idin. İşte senin perdeni kaldırdık. Bugün artık görüşün keskindir.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.

    Süleyman Ateş

    (Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Ona denir ki:) "Bunu hesaba katmıyordun; perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir."

    Şaban Britch

    Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.

    Şaban Piriş

    -Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.

  4. Kâf suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 23. ayet. وَقَالَ قَرِينُهُۥ هَٰذَا مَا لَدَىَّ عَتِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Beraberindeki (melek) şöyle der: "İşte bu yanımdaki hazır."

    Mehmet Okuyan

    Yakınındaki (sevk edici melek) "İşte yanımdaki hazır!" diyecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişiliği) der ki: "İşte, bir uydu gibi emrime pervane olan budur!"

    Muhammed Esed

    Ve onun (kişiliğinin) bir parçası: "Her zaman benimle olan işte budur!" diyecek.

    Ahmed Hulusi

    Onun karini (bedeni - cinnden olan dost) dedi ki: "İşte benim yanımdaki hazır. "

    Ali Bulaç

    Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."

    Ali Özek ve heyeti

    Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der.

    Ali Rıza Safa

    Ve onun yanındaki, şöyle der: "Her zaman benimle olan, işte buydu!" dipnot 445

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 445
      "Onun yanındaki" anlamına gelen "Karinu-hu" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Yanındaki görevli melek" veya "Arkadaşı olan melek" veya "Yanındaki sürücü" veya "Yanındaki arkadaşı" veya "Kişiliğinin bir parçası" biçiminde çevrilmiştir. Ayette bildirilen "O" zamirinin, meleğe yönelik olmadığı, 50:27,28 ayetlerinden anlaşılmaktadır. "Her zaman benimle olan" anlamındaki "Ma ledeyye atidun" söylemi ise "Yaşam filmim" veya "Amel defterim" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    -Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."

    Edip Yüksel

    Yanındaki arkadaşı, "İşte yanımdaki hazır" der.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yanındaki arkadaşı, 'İşte yanımdaki hazır' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yanındaki diyecektir ki: "İşte bu yanımdaki hazır!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve karini demiştir: İşte bu yanımdaki hazır.

    Erhan Aktaş

    Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun yakını, "İşte bu yanımda olan şey hazırdır." der.

    Gültekin Onan

    Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: "İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey."

    Hasan Basri Çantay

    Onun yoldaşı olan (melek) dedi (der) ki: "İşte yanımda (yazılı) olan şey karşındadır".

    İbni Kesir

    Ona yakın olan dedi ki: İşte yanımda hazır olan şey.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazırdır.”

    Süleyman Ateş

    Yanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Beraberinde olan (sevk görevlisi) der ki: "İşte yanımdaki hazır dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler kalpte olanı bilmez. Sadece yapılan eylemleri ve ağızdan çıkan sözleri bilirler (Kaf 50/17-18). İçimizde olanı bilen sadece Allah'tır (Bakara 2/256, Al-i İmran 3/154,167, Ahzab 33/51, Fetih 48/18, Kaf 50/16, Mülk 67/13). İnsanlar içlerinden geçen vesvese, hayal, anlık duygular gibi şeylerden değil içlerine yerleştirdikleri iman, küfür gibi şeylerden sorumludur (Bakara 2/284).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beraberinde olan (ve kaydı tutan melek) der ki "İşte bendeki tüm kayıtlar! dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melekler kalpte olanı bilmez. Sadece yapılan eylemleri ve ağızdan çıkan sözleri bilirler(Bkz.: Kaf 50/17-18). İçimizde (kalbimizde, ruhumuzda, göğsümüzde) olanı bilen sadece Allah'tır (Bkz.: Bakara 2/256 ve dipnotu, Al-i İmran 3/154, Al-i İmran 3/167, Ahzab 33/51, Fetih 48/18, Kaf 50/16, Mülk 67/13). İnsanlar içlerinden geçenden değil içlerinde olandan, oraya yerleştirdiklerinden sorumludur (Bkz. Bakara 2/284 ve dipnotu).

    Şaban Britch

    Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.”

    Şaban Piriş

    Yanındaki (sürücü): -Bu, yanımdaki hazırdır, der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoldaşı şöyle der: "İşte yanımdaki, hazır!"

  5. Kâf suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 24. ayet. أَلْقِيَا فِى جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ

    Diyanet İşleri

    (24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"

    Mehmet Okuyan

    (24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah emreder): "İnkarda ısrar eden her inatçı kafiri (uydusu olduğu odakla) birlikte cehenneme fırlatın:

    Muhammed Esed

    (Bunun üzerine Allah:) "Atın, atın cehenneme bütün (bu tür) inatçı hakikat düşmanlarını!" diye emredecek,

    Ahmed Hulusi

    (Denilir): "Her inatçı hakikati reddedici nankörü, atın Cehennem'in içine!"

    Ali Bulaç

    Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine,

    Ali Özek ve heyeti

    (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, cehenneme atın;

    Ali Rıza Safa

    "Siz ikiniz; inatçı nankörlerin tümünü cehenneme atın!"

    Bayraktar Bayraklı

    -Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."

    Edip Yüksel

    Haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı kafiri,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı kafiri,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Atın atın cehenneme her inatçı nankörü!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (Buyurulur:) Atın atın Cehenneme her nankör anud,

    Erhan Aktaş

    "İnatçı, Kafirlerin tamamını Cehennem'e atın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "İnatçı, Kafirlerin tamamını Cehennem'e atın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "İnatçı, gerçeği yalanlayan nankörlerin tamamını Cehennem'e atın."

    Gültekin Onan

    Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı kafiri atın cehennemin içine.

    Hasan Basri Çantay

    (24-25) (Ey iki melek, hakka karşı) alabildiğine inadeden, hayra bütün hızıyle engel olan, zaalim, şübheci her nankörü atın cehenneme!

    İbni Kesir

    Siz ikiniz, atın cehenneme; her inatçı kafiri;

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her inatçı kâfiri Cehennem'e atın.

    Süleyman Ateş

    (Allah sürücü ve şahide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Onlara:) Ayetleri görmezlikte direnen bütün inatçıları cehenneme atın (denir).

    Şaban Britch

    Cehenneme atın, her inatçı kâfiri...

    Şaban Piriş

    -Cehenneme atın, her inatçı kafiri...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz, ikiniz! Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın!

  6. Kâf suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 25. ayet. مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُّرِيبٍ

    Diyanet İşleri

    (24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"

    Mehmet Okuyan

    (24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"

    Mustafa İslamoğlu

    her hayra engel olanları, her haddini bilmez saldırganı, her kuşku ve fesat yayanı,

    Muhammed Esed

    "Bu (her) hayra engel olanları, günahkar saldırganları (ve insanlar arasında) güvensizlik ve şüphe yayanları,

    Ahmed Hulusi

    "O her hayrı (Hakkani olanı) engelleyen, şüpheciyi. "

    Ali Bulaç

    Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,

    Ali Özek ve heyeti

    hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi,

    Ali Rıza Safa

    "İyiliğe engel olanı, saldırganı, kuşkucuyu!"

    Bayraktar Bayraklı

    -Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."

    Edip Yüksel

    İyiliği engelleyen, azgın, kuşkucuyu...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İyiliği engelleyen, azgın, kuşkucuyu...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayra engel, haşarı, şüpheci kafiri!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    hayra engel, haşarı işkilci kafiri

    Erhan Aktaş

    Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İyiliğe engel olan, haddi aşan, şüpheye tutulan.

    Gültekin Onan

    Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi.

    Hasan Basri Çantay

    (24-25) (Ey iki melek, hakka karşı) alabildiğine inadeden, hayra bütün hızıyle engel olan, zaalim, şübheci her nankörü atın cehenneme!

    İbni Kesir

    Hayra bütün hızıyla engel olan azgın şüpheciyi.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi.

    Süleyman Ateş

    "Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi."

    Süleymaniye Vakfı

    İyiliğe engel olup duran, saldırgan ve şüpheci olanları…

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Atın o iyiliğe engel olup duranı; saldırgan(aşırılık yapan) ve şüphe içinde olanı.

    Şaban Britch

    Hayra engel olan saldırgan, şüpheciyi...

    Şaban Piriş

    Hayra engel olan saldırgan, şüpheciyi...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Durmadan hayrı engelleyeni, azgını, işkilciyi...

  7. Kâf suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 26. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَأَلْقِيَاهُ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلشَّدِيدِ

    Diyanet İşleri

    "Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!"

    Mehmet Okuyan

    (24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"

    Mustafa İslamoğlu

    Allah dışında başka ilahlar peydahlayanı... Haydi, (özne ve nesnesiyle birlikte) hepsini şiddetli azabın bağrına fırlatın!

    Muhammed Esed

    Allah'ın yanısıra başka ilahlar edinenleri. O halde atın bunları şiddetli azabın içine!"

    Ahmed Hulusi

    "O ki, Allah yanı sıra başka tanrı oluşturdu! Artık atın onu şiddetli azabın içine!"

    Ali Bulaç

    Ki o, Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın!

    Ali Rıza Safa

    "Allah ile birlikte başka tanrılar da edindi. Artık, onu, yaman bir cezanın içine atın!"

    Bayraktar Bayraklı

    -Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."

    Edip Yüksel

    O ki ALLAH ile birlikte başka tanrı edindi. Onu o çetin cezanın içine atın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki ALLAH ile birlikte başka tanrı edindi. Onu o çetin cezanın içine atın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki, Allah'ın yanında başka ilah tanımıştır; haydi ikiniz atın onu şiddetli azap içine!" (der Allah).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki Allahın yanında başka ilah tutmuştur, haydin ikiniz bir atın onu o şiddetli azab içine

    Erhan Aktaş

    O, Allah ile birlikte başka ilah dipnot 1 edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah, (Çoğulu Alihe) hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen, gibi anlamları olan bir kavramdır. Hakk veya Batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin anlam eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da birbirlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, Allah ile birlikte başka ilah dipnot 1 edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 44:8. Ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, Allah ile birlikte başka ilah edindi. Öyleyse, onu şiddetli azaba atın.

    Gültekin Onan

    Ki o Tanrı'yla beraber başka bir tanrı edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.

    Hasan Basri Çantay

    Ki o, Allah ile beraber diğer bir Tanrı daha edinendir. Haydi ikiniz birden onu en çetin azabın içine atın.

    İbni Kesir

    Ki o; Allah'tan başka bir ilah edinmiştir. Haydi siz ikiniz, onu en şiddetli azabın içine atın.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah ile birlikte başka bir ilah edineni atın şiddetli azaba.

    Süleyman Ateş

    "O ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile beraber başka bir ilah oluşturanı ise en ağır azaba atın.

    Şaban Britch

    Allah ile birlikte başka bir ilah edineni atın şiddetli azaba!

    Şaban Piriş

    Allah ile birlikte başka bir ilah edineni atın şiddetli azaba!..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ki, Allah'ın yanına başka bir ilah koydu. Artık atın onu, o şiddetli azabın içine!

  8. Kâf suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 27. ayet. قَالَ قَرِينُهُۥ رَبَّنَا مَآ أَطْغَيْتُهُۥ وَلَٰكِن كَانَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

    Mehmet Okuyan

    Yakınındaki (şeytan): "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapkınlık içindeydi." diyecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:22; Meryem 19:85.

    Mustafa İslamoğlu

    Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişilik): "Rabbimiz!" der, "Onu azdırıp saptıran ben değildim; kaldı ki o zaten derin bir sapıklığın içindeydi."

    Muhammed Esed

    İnsanın öteki kişiliği: "Ya Rabbi!" diyecek, "Onun aklını, bilincini kötülüğe bulaştıran ben değilim; (hayır,) ama o (kendi yüzünden) sapıklığa düştü!"

    Ahmed Hulusi

    Onun karini ("insan" olarak hitap bilince olup; karini, beden olarak da anlaşılabilir veya cinn dostu) dedi ki: "Rabbimiz, onu ben tuğyan ettirmedim (azdırmadım), ne var ki o (inanç olarak) uzak bir sapkınlık içinde idi. "

    Ali Bulaç

    Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."

    Ali Özek ve heyeti

    Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.

    Ali Rıza Safa

    Onun yanındaki, şöyle der: "Efendimiz! Onu, ben azdırmadım; zaten derin bir sapkınlık içindeydi!"

    Bayraktar Bayraklı

    Arkadaşı diyecek ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."

    Edip Yüksel

    Arkadaşı, "Efendim, ben onu azdırmadım; fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi" der.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Arkadaşı, 'Rabbim, ben onu azdırmadım; fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi,' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arkadaşı: "Ey Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi!" der.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arkadaşı der: Ya rabbena onu ben azdırmadım velakin kendisi uzak bir dalal içinde idi.

    Erhan Aktaş

    Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.

    Gültekin Onan

    Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."

    Hasan Basri Çantay

    Arkadaşı (olan şeytan) "Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Fakat o, (zaten hakdan) uzak bir sapıklık içinde idi" dedi (ler),

    İbni Kesir

    Onun yakın dostu dedi ki: Rabbımız; onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Arkadaşı (olan Şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”

    Süleyman Ateş

    Yanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Beraberinde olan (suç ortağı) der ki: "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, ama o derin bir sapıklıktaydı".

    Şaban Britch

    Yanındaki (Şeytan) der ki: Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.

    Şaban Piriş

    Yanındaki der ki: -Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoldaşı dedi ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."

  9. Kâf suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 28. ayet. قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا۟ لَدَىَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ إِلَيْكُم بِٱلْوَعِيدِ

    Diyanet İşleri

    Allah, şöyle der: "Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım."

    Mustafa İslamoğlu

    (Allah) buyuracak: "Benim huzurumda hesaplaşmayın; zira Ben sizi azabımla uyarmıştım;

    Muhammed Esed

    (Ve) Allah: "Benim önümde çekişmeyin (ey günahkarlar!)" diyecek, "Çünkü Ben sizi (bu Hesap Günü'ne karşı) uyarmıştım,

    Ahmed Hulusi

    (Allah) buyurdu: "Huzurumda hasımlaşıp tartışmayın (huzurumda tartışma yoktur)! Sizi başınıza gelecekler konusunda önceden uyarmıştım!"

    Ali Bulaç

    (Allah buyurur:) "Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim."

    Ali Özek ve heyeti

    O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!

    Ali Rıza Safa

    Diyecek ki: "Benim karşımda çekişmeyin; daha önce, sözümü size bildirmiştim!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, "Huzurumda tartışmayın. Ben önceden sizi uyarmıştım. Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla haksızlık etmem" diyecek.

    Edip Yüksel

    O da der ki, "Huzurumda çekişmeyin. Size daha önceden uyarı göndermiştim."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O da der ki, 'Huzurumda cekişmeyin. Size daha önceden uyarı göndermiştim.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buyurur ki: "Huzurumda çekişmeyin! Ben, size önceden uyarı göndermiştim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buyurur ki: Huzurumda çekişmeyin, ben size önceden veid göndermiş iken

    Erhan Aktaş

    "Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Huzurumda çekişmeyin! Size daha önce uyarımı yapmıştım." der.

    Gültekin Onan

    (Tanrı:) "Benim huzurumda çekişip durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim."

    Hasan Basri Çantay

    (Allah) buyurdu (buyurur): "Benim huzuurumda çekişmeyin. Ben size önceden tehdid göndermişdim".

    İbni Kesir

    Buyurdu ki: Benim katımda çekişmeyin. Size önceden tehdid göndermiştim.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim!

    Süleyman Ateş

    (Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah der ki "Huzurumda çekişmeyin; size bu tehdidi önceden yapmıştım.

    Şaban Britch

    (Allah da) şöyle der: Benim yanımda çekişip durmayın, ben size daha önce azabımı bildirmiştim.

    Şaban Piriş

    (Allah da) şöyle der: -Benim yanımda çekişip durmayın, ben size daha önce azabımı bildirmiştim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah buyurdu: "Huzurumda çekişmeyin! Ben size uyarıyı çok önceden göndermiştim."

  10. Kâf suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 29. ayet. مَا يُبَدَّلُ ٱلْقَوْلُ لَدَىَّ وَمَآ أَنَا۠ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ

    Diyanet İşleri

    "Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim."

    Mehmet Okuyan

    Benim huzurumda söz değiştirilmez; dipnot 1 ben kullar(ım)a asla haksızlık edici değilim."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Kur'an'da "nesh"in gerçekleştiğini iddia edenlerin görüşleri dolaylı olarak reddedilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Benim katımda verilen söz değişmez; ve benim kullarıma zulmetme ihtimalim yoktur.

    Muhammed Esed

    Benim verdiğim hüküm değişmeyecek; ve Ben kullarıma asla zulmetmem!"

    Ahmed Hulusi

    "Benim katımda hüküm değiştirilmez! Ben kullara zulmedici değilim!"

    Ali Bulaç

    "Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim."

    Ali Özek ve heyeti

    Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.

    Ali Rıza Safa

    "Benim katımda söz değiştirilmez. Çünkü Ben, kullarıma haksızlık yapmam!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, "Huzurumda tartışmayın. Ben önceden sizi uyarmıştım. Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla haksızlık etmem" diyecek.

    Edip Yüksel

    "Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla haksızlık etmem."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla haksızlık etmem.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Benim katımda söz değiştirilmez ve Ben kullara zulmedici değilim."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Benim ındimde söz değiştirilmez ve ben kullara zulümkar değilim

    Erhan Aktaş

    "Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Katımda söz değiştirilmez. Ben kullara asla haksızlık eden değilim."

    Gültekin Onan

    "Huzurumda söz değişikliğe uğratılmaz ve ben kullara zulmedici değilim."

    Hasan Basri Çantay

    "Benim yanımda söz değişdirilmez. Ben kullara zulümkar da değilim".

    İbni Kesir

    Benim katımda söz değiştirilmez. Ve Ben, kullara asla zulmedici değilim.

    Mehmet Alagaş

    (21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Benim yanımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici de değilim.”

    Süleyman Ateş

    "Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Benim katımda, verilmiş bir söz başka bir sözle değiştirilmez; kullarıma asla haksızlık yapmam."

    Şaban Britch

    Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla zulmedici değilim.

    Şaban Piriş

    Katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma asla zulmedici değilim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmetmem."

  11. Kâf suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 30. ayet. يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ ٱمْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ

    Diyanet İşleri

    O gün Cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O da, "daha var mı?" der.

    Mehmet Okuyan

    O gün cehenneme "Doldun mu?" diyeceğiz. O da "Daha var mı?" diyecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehennemin bir canlı gibi konuşmasıyla ilgili bkz. Furkân 25:12; Mülk 67:8; Me‘âric 70:17.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün cehenneme "Doldun mu?" diye soracağız; o "Daha var mı?" diyecek.

    Muhammed Esed

    O Gün, cehenneme: "Doldun mu?" diye soracağız; o, "(Hayır)" diyecek, "başka yok mu (bana göndereceğin)?"

    Ahmed Hulusi

    O süreçte Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. . . (Cehennem de): "Daha var mı?" der.

    Ali Bulaç

    O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün cehenneme «Doldun mu?» deriz. O da «Daha var mı?» der.

    Ali Rıza Safa

    O gün, cehenneme; "Doldun mu?" diye soracağız. Şöyle yanıt verecek: "Daha yok mu?"

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da, "Daha var mı?" der.

    Edip Yüksel

    O gün cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O, "Daha yok mu?" der.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün cehenneme, 'Doldun mu?' deriz. O, 'Daha yok mu?' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün ki, cehenneme: "Doldun mu?" diyeceğiz. O da: "Daha ziyade (fazla) var mı?" diyecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki Cehenneme doldun mu? diyeceğiz. O, daha ziyade var mı? diyecek.

    Erhan Aktaş

    O Gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da "Daha yok mu?" der.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da "Daha yok mu?" der.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, Cehennem'e, "Doldun mu?" deriz. O da, "Daha var mı? der.

    Gültekin Onan

    O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek.

    Hasan Basri Çantay

    O gün cehenneme "Doldun mu?" diyeceğiz. O da "Daha var mı?" diyecek!

    İbni Kesir

    O gün cehenneme: Doldun mu? deriz. O da: Daha var mı? der.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. O da: "Daha var mı?" der.

    Süleyman Ateş

    O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o da "Daha mı var dipnot 1 !" der.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzeşik (müteşabih) ayet için bkz.:Hud 11/119

    Şaban Britch

    O gün, Cehennem'e: "Doldun mu?" deriz. O da: "Daha var mı?" der.

    Şaban Piriş

    O gün, cehenneme: -Doldun mu, deriz. O da: -Daha var mı? der.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. O ise: "Daha yok mu?" der.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.