Kâf suresi · 31–38. ayetler

Cennet ve altı günde yaratılış

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kâf suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 31. ayet. وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ

    Diyanet İşleri

    Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde yaklaştırılacak.

    Mehmet Okuyan

    (Kendilerinden) uzakta olmayacak şekilde cennet de muttakîlere (duyarlı olanlara) yaklaştırılacaktır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Şu‘arâ 26:90; Tekvîr 81:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve cennet muttakiler ayağına getirilecek ve asla uzaklaşmayacak.

    Muhammed Esed

    (O Gün) cennet, Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanların görüş sahasına getirilecek ve hiç uzaklaştırılmayacaktır; (ve onlara;)

    Ahmed Hulusi

    Korunanlar için de cennet yaklaştırılmıştır. . . Zaten uzak değildir.

    Ali Bulaç

    Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır; (onlardan) uzakta olmayacaktır.

    Ali Rıza Safa

    Ve sorumluluk bilinci taşıyanlara cennet yaklaştırılmıştır; uzak değildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Cennet de, takva sahiplerine uzak olmayarak iyice yaklaştırılacaktır.

    Edip Yüksel

    Erdemlilere ise bahçe yaklaştırılır, uzak değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemlilere ise cennet yaklaştırılır, uzak değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cennet de takva sahiplerine uzak olmayarak yaklaştırılmış olacak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cennet de müttekılere uzak olmıyarak yaklaştırılmış bulunacak

    Erhan Aktaş

    Cennet, takva sahipleri için uzak değil, yaklaştırılmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Cennet, takva sahipleri için uzak değil, yaklaştırılmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Cennet, takva sahipleri dipnot 1 için yaklaştırıldıkça yaklaştırılır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla, kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alanlar.

    Gültekin Onan

    Cennet de, muttakiler için, uzakta değildir, (o gün) yakınlaştırılmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Cennet, takva saahiblerine, uzak olmayarak, yaklaşdırılmışdır.

    İbni Kesir

    Cennet de takva sahiplerine yaklaştırılır. Zaten uzakta değildir.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cennet ise takva sahiplerine uzak olmayıp, yakınlaştırılmış olacaktır.

    Süleyman Ateş

    Cennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan çekinerek kendini korumuş dipnot 1 olanlara uzak olmayan Cennet ise yaklaştırılır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mütteki (Kendini koruyanlar, takva sahipleri): Allah'tan çekinerek korunan, kendini (fıtratını) bozmamış olanlar. Detaylı açıklama için bkz. Bakara 2/2 ve dipnotu.

    Şaban Britch

    Cennet, takva sahiplerine yakınlaştırılacak uzak olmayacak.

    Şaban Piriş

    Cennet, korunmuş olanlara yakın olacak, uzak değil...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve cennet, takva sahiplerine yaklaştırılmıştır; hiç uzak değildir.

  2. Kâf suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 32. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ

    Diyanet İşleri

    (32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahman'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir."

    Mustafa İslamoğlu

    "İşte, size vaad edilen budur; O'na dönük bir gönüller hatırdan O'nu hiç çıkarmayan herkese;

    Muhammed Esed

    "Size vaad edilen (yer) budur!" (denilecek,) -"Allah'a yönelen ve O'nu her zaman aklında tutanlara (vaad edilen)-

    Ahmed Hulusi

    "Bu vadolunduğunuzdur" denir, hakikatine yönelip bu halini koruyanlara. . .

    Ali Bulaç

    Bu, size vadolunandır; (gönülden Allah'a) yönelip dönen (İslam'ın hükümlerini) koruyan,

    Ali Özek ve heyeti

    İşte size vâdedilen cennet! Ki o, Allaha yönelen emirlerine riayet eden,

    Ali Rıza Safa

    "İşte bu, size sözü verilendir; yönelenler ve gözetenler için!"

    Bayraktar Bayraklı

    Size, hatasından dönen ve verdiği sözü tutan herkese,vaad edilen budur.

    Edip Yüksel

    Bu, size söz verilendir. Her yönelen ve her koruyana,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu, size söz verilendir. Her yönelen ve her koruyana,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bu o size va'dolunan; her tevbekara, görevine riayet edene,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bu, diye: o sizin va'd olunduğunuz. Her bir tevbekar, vazifesine riayetkar olan.

    Erhan Aktaş

    İşte size söz verilen şey budur. Yönelen dipnot 1 ve koruyanların dipnot 1 tamamı içindir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a yönelenler, O'nun buyruklarına uyanlar ve kendilerini her türlü kötülükten koruyanlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte size söz verilen şey budur. Yönelen dipnot 1 ve koruyanların dipnot 1 tamamı içindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a yönelenler, O'nun buyruklarına uyanlar ve kendilerini her türlü kötülükten koruyanlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte size söz verilen şey budur. Yönelen dipnot 1 ve koruyanların dipnot 1 tamamı içindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a yönelenler, O'nun buyruklarına uyanlar ve kendilerini her türlü kötülükten koruyanlar.

    Gültekin Onan

    Bu size vaadolunandır; (Tanrı'ya) yönelen/dönen (evvab), (İslam'ın hükümlerini) koruyan;

    Hasan Basri Çantay

    İşte size va'd olunan; (gördüğünüz şu) cennetdir ki (o, Allahın taatına) dönen, Onun (hudud ve ahkamına) riayet eden,

    İbni Kesir

    İşte size vaadolunan budur. Ki o; daima Allah'a yönelen ve buyruklarına riayet eden,

    Mehmet Alagaş

    (30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte size vaat edilen budur! yönelen ve (emirlerini) koruyan herkes içindir.

    Süleyman Ateş

    "İşte size va'dedilen budur. Daima Allah'a yüz tutan (O'nun buyruklarını) koruyan,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hep doğruya yönelen ve kendini koruyanlara verilen söz, işte budur.

    Şaban Britch

    Yönelen ve (emirlerini) koruyan herkes, işte bu size vadedilendir.

    Şaban Piriş

    Yönelen ve korunan herkes, işte bu size vaat edilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte size vaat edilen budur. Allah'a sürekli yönelen, korunması gerekeni koruyan herkese...

  3. Kâf suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 33. ayet. مَّنْ خَشِىَ ٱلرَّحْمَٰنَ بِٱلْغَيْبِ وَجَآءَ بِقَلْبٍ مُّنِيبٍ

    Diyanet İşleri

    (32-33) (Onlara şöyle denir:) "İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O'nun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahman'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir."

    Mustafa İslamoğlu

    idraki aşan bir hakikat olduğu halde, O sonsuz rahmet sahibi karşısında içi titreyen ve O'nun huzuruna adanmış bir yürekle gelen herkese:

    Muhammed Esed

    insan kavrayışının dışında olduğu halde Rahman'ın ürpertisini duyan ve pişmanlık dolu bir kalp ile (O'na) gelmiş olan (herkese).

    Ahmed Hulusi

    Gaybı olarak Rahman'dan haşyet eden ve (hakikatine) dönük şuurla gelen kimse için.

    Ali Bulaç

    Görmediği halde Rahman'a karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Allah'a yönelmiş' bir kalb ile gelen içindir.

    Ali Özek ve heyeti

    görmediği halde yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur .

    Ali Rıza Safa

    "Görmemesine karşın, Bağışlayana derin saygı duyan ve yönelmiş bir yürekle gelenler için!"

    Bayraktar Bayraklı

    Görmediği halde Rahman'a saygı duyan ve yönelmiş bir kalple gelen herkese mahsustur.

    Edip Yüksel

    Onlar yalnız başınayken bile Rahman'ı sayarlar ve içtenlikle gelirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar yalnız başınayken bile Rahman'ı sayarlar ve içtenlikle gelirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    görmediği halde Rahman'dan korkup O'na yönelen bir kalple gelen kimselere.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gaybde rahmana haşyet duyan ve inabeli bir kalb ile gelen kimselere

    Erhan Aktaş

    Gaybda Allah'a huşu duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gaybda dipnot 1 Allah'a huşu dipnot 2 duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimsenin olmadığı, görmediği, bilmediği yerlerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a karşı derin saygı, içten sevgi duymak, cani gönülden Allah'a yönelmek,  alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olmak. Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini/korkusunu taşımak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gaybda dipnot 1 Allah'a huşu dipnot 2 duyanların, gönülden bağlı olanların ödülüdür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kimsenin olmadığı, görmediği, bilmediği yerlerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Derin saygı ve içten sevgi beslediği; üstün ve yüce görmenin sonucu olarak hayranlık duyduğu yüce varlıktan ayrı düşme, uzak kalma endişesini taşıyan.

    Gültekin Onan

    Görmediği halde Rahmana karşı 'içi titreyerek korku duyan' ve 'içten Tanrı'ya yönelmiş' bir kalp ile gelen içindir.

    Hasan Basri Çantay

    Çok esirgeyici Allaha (bütün samimiyyetiyle) gıyabi saygı gösteren, Hakkın taatına yönelmiş bir kalb ile gelen kimselere haasdır.

    İbni Kesir

    Görmediği halde Rahman'dan korkan ve Allah'a yönelik bir kalb ile gelenlere.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Görmediği halde Rahman’dan korkan ve (O'na) yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.

    Süleyman Ateş

    Görmeden Rahman'a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükafatı budur)!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bu ödül) İçten içe Rahman'dan korkan ve O'na bağlı bir kalp ile gelenleredir.

    Şaban Britch

    Görmediği halde Rahman’dan korkan ve (O'na) yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler...

    Şaban Piriş

    Görmediği halde Rahman'dan korkan ve ona teslim olmuş bir kalp ile gelen kimseler...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmediği halde Rahman'dan ürperen ve Allah'a yönelik bir kalp getiren herkese...

  4. Kâf suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 34. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْخُلُودِ

    Diyanet İşleri

    "Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedilik günüdür."

    Mehmet Okuyan

    Oraya esenlikle girin! İşte bu, ebedî (hayat) günüdür.

    Mustafa İslamoğlu

    Oraya tarifsiz bir huzur içinde girin! İşte bu ebedi ikamet günüdür" (denilecek).

    Muhammed Esed

    Bu (cennete) huzur içinde girin; bu, ebedi hayatın başladığı Gündür!"

    Ahmed Hulusi

    Selam olarak (Selam isminin işaret ettiği özelliği yaşayarak) girin ona. . . İşte bu sonsuz yaşam sürecidir!

    Ali Bulaç

    "Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür."

    Ali Özek ve heyeti

    Oraya selâmetle girin. İşte bu, ebedî yaşamanın başladığı gündür.

    Ali Rıza Safa

    "Oraya esenlikle girin!" "İşte bu, Sonsuzluk Günü'dür!"

    Bayraktar Bayraklı

    Oraya esenlikle giriniz. İşte bu, süreli yaşamın başladığı gündür.

    Edip Yüksel

    Oraya esenlikle girin; bu, sonsuz yaşama günüdür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya esenlikle girin; bu, sonsuz yaşama günüdür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Girin oraya selametle! Budur işte o sonsuzluk günü.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Girin ona bir selam ile, bu işte o hulud günü

    Erhan Aktaş

    Oraya esenlikle girin. İşte bu Süreklilik Günü'dür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oraya esenlikle girin. İşte bu süreklilik günüdür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oraya esenlikle girin. İşte bu sonsuzluk günüdür.

    Gültekin Onan

    "Ona 'esenlik ve barış (selam)la' girin. Bu, ebedilik günüdür."

    Hasan Basri Çantay

    Selametle girin oraya, işte bu, ebedilik günüdür.

    İbni Kesir

    Selemetle girin oraya. İşte bu, ebediyet günüdür.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oraya esenlikle girin, bugün sonsuzluk günüdür.

    Süleyman Ateş

    "Ona selam (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haydi, oraya esenlik ve güven (selamet) içinde girin. Bu, ölümsüzlüğün başladığı gündür.

    Şaban Britch

    Oraya esenlikle girin, bugün sonsuzluk günüdür.

    Şaban Piriş

    Oraya esenlikle girin, bugün sonsuzluk günüdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Esenlikle girin oraya! Sonsuzlaşma günüdür bu.

  5. Kâf suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 35. ayet. لَهُم مَّا يَشَآءُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar orada arzu ettikleri her şeye kavuşacaklar; ama katımızda daha fazlası da var.

    Muhammed Esed

    Onlar orada arzu ettikleri her şeye sahip olacaklar, ama (bilsinler ki) katımızda daha fazlası da var.

    Ahmed Hulusi

    Onda, onlar için diledikleri her şey var! Katımızda ise fazlası var!

    Ali Bulaç

    Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.

    Ali Rıza Safa

    Diledikleri her şey onlar içindir; katımızda daha çoğu da vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Diledikleri her şey orada vardır. Katımızda dahası da vardır.

    Edip Yüksel

    Diledikleri her şeyi elde ederler ve hatta katımızda fazlası da vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Diledikleri her şeyi elde ederler ve hatta katımızda fazlası da vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada onlara ne dilerlerse vardır. Bizim katımızda ise fazlası vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada onlara ne dilerlerse var, bizim nezdimizde ise ziyade var

    Erhan Aktaş

    Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için, orada diledikleri her şey vardır. Yanımızda daha fazlası da vardır.

    Gültekin Onan

    Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var.

    Hasan Basri Çantay

    Orada onlar ne dilerlerse var. Nezdimizde daha fazlası var.

    İbni Kesir

    Orada diledikleri onlarındır. Katımızda daha fazlası da var.

    Mehmet Alagaş

    (30-35) O gün cehenneme denir ki doldun mu? Der ki ilavesi / ziyadesi / daha fazlası var mı? Muttakilere sakınanlara uzak olmadıkları cennet yaklaştırılır. Bu, tüm tövbesini muhafaza edenlere vaad ettiğimizdir. Gaybta olan Allah’tan tedirgin olanlara ve yönelmiş bir kalp ile gelenleredir. Selam ile / selametle girin. Ebedilik günü bu gündür. Neyi uygun görüyorsanız sizindir. Yanımızda ziyadesi /daha fazlası da vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.

    Süleyman Ateş

    Orada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada beğendikleri her şey onlarındır; Yanımızda daha neler neler var.

    Şaban Britch

    Orada istedikleri her şey onlarındır. Katımızda daha fazlası da vardır.

    Şaban Piriş

    Orada istedikleri her şey onlarındır. Katımızda daha fazlası da vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada onlar için istedikleri her şey var. Katımızda ise dahası da var.

  6. Kâf suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 36. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُم مِّن قَرْنٍ هُمْ أَشَدُّ مِنْهُم بَطْشًا فَنَقَّبُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ هَلْ مِن مَّحِيصٍ

    Diyanet İşleri

    Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var?

    Mehmet Okuyan

    Biz onlardan önce kendilerinden çok daha güçlü olan dipnot 1 ve (ölümden kurtulmak için) "Sığınılacak bir yer var mı?" diye diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Rûm 30:9; Fâtır 35:44; Mü'min 40:21, 82; Zuhruf 43:8; Muhammed 47:13.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz, onlardan önce nice uygarlıkları helak etmişiz; onlar güç ve kutret olarak bunlardan çok daha ileriydiler; fakat "Bir sığınak yok mu?" diye sığınacak delik aradılar.

    Muhammed Esed

    Bu (gün hakikati inkar ede)nlerden önce -onlardan çok daha güçlü olan- kaç nesli yok ettik ama (her ne zaman azabımız başlarına geldiyse) yeryüzünde gezginler gibi dolaşıp sığınacak bir yer aradılar.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan önce nice nesil helak ettik ki onlar güç itibarıyla bunlardan daha çetindiler! Bu yüzden beldelerde delik aradılar (sığınacak). . . Kaçıp sığınacak bir yer var mı?

    Ali Bulaç

    Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?

    Ali Özek ve heyeti

    Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı!

    Ali Rıza Safa

    Onlardan önceki, zorbalık ve acımasızlık yönünden kendilerinden daha güçlü nice kuşakları yıkıma uğrattık. Gezginler gibi yörelerde dolaşarak, sığınacak bir yer aradılar; kaçacak yer mi var?

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onlardan önce, kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak ettik. Kurtuluş var mı?

    Edip Yüksel

    Onlardan önce, onlardan daha güçlü nice nesilleri yok etmiştik. Ülke ülke dolaşmışlardı; kurtuluşu var mı?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan önce, onlardan daha güçlü nice nesilleri yok etmiştik. Ülke ülke dolaşmışlardı; kurtuluşu var mı?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önlerinden nice nesilleri helat ettik ki, onlar bunlardan tutumca (kuvvetçe) daha çetindiler ve şehirlerde kaçacak delik aradılar. Var mı bir kaçacak yer?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem önlerinde nice karn helak ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar. Var mı bir kaçamak?

    Erhan Aktaş

    Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan önce, kendilerinden daha güçlü nice nesilleri yok ettik. Yok olmaktan kurtulmak için belde belde dolaştılar. Böyleyken sığınacak bir yer buldular mı?

    Gültekin Onan

    Biz bunlardan önce nice nesiller yıkıma uğrattık ki onlar, zorbaca yakalamak (yakıp yıkmak, baskı ve şiddetle yönetmek, sindirmek) bakımından kendilerinden daha üstündüler; şehirlerde (yerin üstünü altına getirip, sayısız kazı, inşaat ve araştırmalarla her yanı) delik deşik etmişlerdi. (Ama) kaçacak bir yer var mı?

    Hasan Basri Çantay

    Biz, bunlardan evvel nice nesilleri helak etdik ki onlar kuvvetçe kendilerinden daha (üstün ve) çetin idiler, (Öyle ki ölümden kurtulmak için) memleketlerde delikler aramışlardı. (Fakat) firara bir (çare) var mıydı?

    İbni Kesir

    Biz; onlardan önce, kendilerinden daha kuvvetli olan ve diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir. Kurtuluş var mı?

    Mehmet Alagaş

    (36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı?

    Süleyman Ateş

    Bunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı?

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlardan (Kureyşlilerden) önce, nice nesilleri helak ettik dipnot 1 . Onlar bunlardan daha güçlülerdi dipnot 2 . Diyar diyar dolaşmışlardı dipnot 3 (Şimdi) Kaçabilecekleri bir yer mi var dipnot 4 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kureyşliler, yaz ve kış yolculuklarında, ticaret için uzak yerlere gidiyorlardı (Kureyş 106/1-4). Onlardan daha güçlü olan ve daha uzaklara giden kavimler vardı ama bu gücün onlara bir faydası olmadı. Bu ayetteki karşılaştırma Kureyşlilerle bu kavimler arasında yapılmaktadır (Sebe 34/15-21).
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan önce, daha üstün vurucu güce sahip nicelerini etkisizleştirdik (gücünü kırdık) dipnot 1 . Ülkelerinde kazmadık yer bırakmamışlardı. Onlardan geriye kalan var mı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki nesillere ait yerleri gezip görmek (kültür gezileri), araştırıp incelemek (arkeoloji ve tarih), Allah'ın bize emirlerindendir. Pek çok ayette bu göreve dikkat çekilmektedir. Bunlardan biri Muhammed 47/8-11 sureleridir.

    Şaban Britch

    Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helak etmişizdir. Kurtuluş var mı?

    Şaban Piriş

    Onlardan önce nice kuşakları yıkıma uğrattık. Onlar, kendilerinden daha güçlü idiler ve ülkelerde dolaşıp durmuşlardı. Kaçıp kurtulacak bir yer var mı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettik ki, vuruş ve tutuşları bunlardan daha zorluydu. Ülkelerde delikler açmışlardı/beldelerde kaçacak delik aradılar/beldeleri boydan boya dolaştılar. Var mı bir kaçacak yer?

  7. Kâf suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 37. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِمَن كَانَ لَهُۥ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى ٱلسَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki bunda (akıl eden) bir kalbi olan, yani dipnot 1 görerek ona kulak verenler için gerçeği hatırlatan (dersler) vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [ev] edatı "veya" değil, "ve, yani" anlamında yorumlanmalıdır. "Kulak vermek" demek, aslında kalbin işlevinin gerçekleşmesi demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet bunda, (akleden) bir kalbe sahip olanlar için ibretlik bir uyarı vardır; veya pür dikkat bir şahit olarak kulak verenler için...

    Muhammed Esed

    Bunda şüphesiz kalpleri açık olanlar, (yani) uyanık bir zihinle kulak verenler için bir uyarı vardır;

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki bu hatırlatıcı, şuur sahibi yahut uyanık olarak dinleyen kimse içindir!

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, işte bunda, yürekleri açık olanlar veya tanık olarak kulak verenler için kesinlikle bir öğüt vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki bunda, aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.

    Edip Yüksel

    Bunda, zeka sahibi olan yahut tanık olarak kulak veren herkes için bir mesaj vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda, zeka sahibi olan yahut tanık olarak kulak veren herkes için bir mesaj vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz ki, bu söylenende kalbi olan ve şuurla kulak tutan kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yahud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz bunda kalbi olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz bunda kalbi olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz bunda kalbi dipnot 1 olan ve can kulağıyla dinleyen ve tanık olan kimseler için kesinlikle alınacak öğüt vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aklı olan. Vicdanı, aklıselimi, sağduyu sahibi ve gönül temizliği olan.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki bunda aklı olan, yahud, kendisi huzuur (-ı kalb) içinde olarak, kulak veren kimseler için elbette bir öğüd (ve haatıra) vardır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki bunda; kalbi olan veya hazır bulunup da kulak veren kimseler için elbette bir öğüt vardır.

    Mehmet Alagaş

    (36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.

    Süleyman Ateş

    Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunda, kalp dipnot 1 sahibi olan veya gidip (oraları bizzat) görerek anlatılanları dinleyen birinin aklından çıkmayacak bilgiler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kalp (sağduyu) sahibi : İnsanın karar verme organı kalbidir (ruhudur). İçindeki sese kulak verenler, aklıselim ve hissiselim ile doğru sonuçlara ulaşabilir. Önceki nesillerin ve medeniyetlerin bize kalan bilgilerini ve kalıntılarını inceleyenler, gerçeklerden (ayetlerden) uzaklaşan toplumların nasıl ve neden gücünü yitirdiği, okuyup araştırarak (ilmel yakin) veya gezip görerek (aynel yakin) öğrenilebilir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, bunda, kalbi olan yahut tam bir tanık olarak kulak veren için mutlak bir öğüt vardır.

  8. Kâf suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِن لُّغُوبٍ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde (altı evrede) yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

    Mustafa İslamoğlu

    Dahası gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı aşamada yarattığımızı, fakat Bize asla bir yorgunluk arız olmadığını (bilenler için)...

    Muhammed Esed

    ve Bizim gökleri ve yeri ve aralarındaki her şeyi altı devrede yarattığ(ımızı) ve bizi hiçbir yorgunluğun etkilemedi(ğini bilenler için).

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki semaları, arzı ve ikisi arasında olanları altı süreçte yarattık! Bize yorgunluk dokunmadı!

    Ali Bulaç

    Andolsun, Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık; Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk çökmedi.

    Ali Rıza Safa

    Oysa gerçek şu ki, gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Bize, bir yorgunluk da dokunmadı. dipnot 446

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 446
      Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda "Altı gün" olarak çevrilen "Sitteti eyyamin" söylemi, "Altı evre" veya "Altı aşama" olarak da yorumlanmıştır. Bu söylem, 7:54, 10:3, 11:7, 25:59, 32:4 ve 57:4 ayetlerinde tekrarlanır. Kur'an'da "Bize bir yorgunluk dokunmadı." denilerek bildirilen göklerin ve yeryüzünün yaratılması konusu, Tevrat, Yaratılış 2:2 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Allah, yaptığı işi yedinci günde bitirdi. Yaptığı tüm işten yedinci gün dinlendi."

    Bayraktar Bayraklı

    Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde/evrede/dönemde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

    Edip Yüksel

    Gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Hiçbir yorgunluk da duymadık. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Tevrat'ın
      Tekvin 2:2 — Eski Ahit, Yaratılış; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yaratılış 2:2

      Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ' deki tahrifata gönderme yapılıyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Hiç bir yorgunluk da duymadık

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki Biz, o gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şanım hakkı için biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde dipnot 1 yarattık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Altı dönemde, altı bölümde, altı evrede.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde dipnot 1 yarattık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Altı dönemde, altı bölümde, altı evrede.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri bir yorgunluk olmaksızın altı günde dipnot 1 yarattık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Altı dönemde, altı bölümde, altı evrede.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri altı günde yaratmışızdır. Bize hiçbir yorgunluk da dokunmamışdır.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık. Ve Bize hiç bir yorgunluk da dokunmadı.

    Mehmet Alagaş

    (36-45) Onlardan önce memleketlerden nicelerini helak ettik. Onlar tutuş / güç olarak onlardan daha şiddetli idiler. Beldelerde kaçılacak yer arardılar şimdi sığınacak yerleri var mı? Kesinlikle bunda kalbi olan biri için , şahit olduğuna kulak veren kişi için hatırlatma / zikir vardır. Kesin olan şu ki, semaları ve arzı ve her ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize yorgunluk dokunmadı / temas etmedi. Ne diyorlarsa sen sabret, Rabbini hamd ederek, güneş doğmadan önce ve güneş batmadan önce (ikindi) ve de geceleyin, onu üstün tut, (suphanallah de) ardından da secdeler et. Yakın bir mekândan çağrıcının / dellalin çağırdığı gün sen de dinle. O gün gerçek bir ses / sayha işitilirler ve işte o gün çıkarılış günüdür. Muhakkak ki biz diriltir ve öldürürüz, geri dönüş te bizedir. O gün yarılan yerden süratle çıkarlar, bu bize göre kolay bir toplayış / bir araya getiriştir. Ne dediklerini çok iyi biliyoruz, sen onlara zorla kabul ettirici / Cabbar değilsin. Vadimden korkanlara Okunanla / Kuranla hatırlat / zikret.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Hiçbir yorgunluk da dokunmadı.

    Süleyman Ateş

    Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları altı günde dipnot 1 yarattık; bize bir yorgunluk da dokunmadı dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet, Tevrat ve İncil tercümelerinde geçen, Allah'ın yorulup dinlendiğine dair ifadeleri kesin bir şekilde reddetmektedir. Allah yorulmadığına göre, dinlenmesinden de söz edilemez. Nitekim Tevrat
      Yeşeya 40:28 — Eski Ahit, Yeşaya; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yeşaya 40:28

      Bilmiyor musun, duymadın mı? 2 Ebedi Tanrı, RAB, bütün dünyayı yaratan, 2 Ne yorulur ne de zayıflar, 2 Onun bilgisi kavranamaz.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajı da şöyledir "Bilmiyor musun, duymadın mı? Ebedi Tanrı, RAB, bütün dünyayı yaratan, ne yorulur ne de zayıflar, onun bilgisi kavranamaz." Aslında, "dinlendi" şeklinde tercüme edilen İbranice "shabath (שָׁבַת)" kelimesine, Tevrat'ta geçtiği diğer pasajlarda "bitirmek, durmak" anlamı verilirken (Yaratılış 8:22), yalnızca yaratılışla ve şabatla (Cumartesi günü çalışma yasağı ile) ilgili pasajlarda "dinlenme" anlamı verilmiştir (Yaratılış 2:1-3, Mısır'dan Çıkış 20:11, 31:17). Tasdik ilişkisi açısından durum değerlendirildiğinde, Tevrat'ın bu gibi pasajlarının tercümesinde, kelimelerin anlamlarının kaydırıldığı, böylece tahrif edildiği ortaya çıkmaktadır. Kur'an'da, altı gün süren yaratılışın sonunda Allah'a hiçbir yorgunluk dokunmadığının vurgulanması bu nedenle önemlidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları tam altı günde (altı evrede) yarattık; Bize bir sıkıntısı olmadı.

    Şaban Britch

    Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Hiç bir yorgunluk da dokunmadı.

    Şaban Piriş

    Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yarattık. Hiçbir yorgunluk da duymadık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yarattık. Ve bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.