Kâf suresi · 16–19. ayetler

Şah damarından yakınlık, iki melek ve ölüm sarhoşluğu

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Kâf suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِۦ نَفْسُهُۥ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ ٱلْوَرِيدِ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını bilmekteyiz. Biz ona şah damarından daha yakınız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:186; Enfâl 8:24; Hûd 11:61; Vâkı‘a 56:85; Mücâdele 58:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu insanı yaratan Biziz ve iç beninin ona neler fısıldadığını iyi biliriz: zira Biz insana şahdamarından daha yakınız.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, insanı yaratan Biziz ve onun iç benliğinin ona ne fısıldadığını Biz biliriz çünkü Biz ona şah damarından daha yakınız.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki insanı biz yarattık. . . Ona (bilincinin oluşturduğu) nefsinin vesvese verdiği şeyi (kendini beden kabullenme fikrini) biliriz. . . Biz ona, şah damarından daha yakınız!

    Ali Bulaç

    Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.

    Ali Rıza Safa

    Oysa gerçek şu ki, insanı, Biz yarattık. Benliğinin ona ne fısıldadığını da Biz biliriz. Çünkü Biz, ona, şah damarından daha yakınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.

    Edip Yüksel

    İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanı biz yarattık ve onun kendi kendine neyi fısıldadığını iyi biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, insanı Biz yarattık, nefsinin onu ne ile vesveselendirdiğini biliriz ve Biz ona habl-i verid'den (şah damarından) daha yakınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem şanıma kasem ederim ki hakıkat insanı biz yarattık ve biliriz; nefsi onu ne ile vesveselendirir ve biz ona "habl-i verid"den daha yakınızdır.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten dipnot 1 daha yakınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde bu kelimeye "şah damarı" olarak anlam verilmektedir. Bunun insan "anatomisindeki şah damarı" ile bir ilgisi yoktur. Bu deyimle kastedilen şey, insana canlılık veren, onun yaşamasını sağlayan özdür. Bu mecazi bir anlatımdır. Yoksa Allah için mesafe söz konusu değildir. Allah'ın; insana, insanın kendisinden daha yakın olduğu vurgusu yapılmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten dipnot 1 daha yakınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde bu sözcüğe "şah damarı" olarak anlam verilmektedir. Bunun insan "anatomisindeki şah damarı" ile bir ilgisi yoktur. Bu deyimle kastedilen şey, insana canlılık veren, onun yaşamasını sağlayan özdür. Bu mecazi bir anlatımdır. Yoksa Allah için mesafe söz konusu değildir. Allah'ın; insana, insanın kendisinden daha yakın olduğu vurgusu yapılmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki insanı Biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Ve Biz ona "habl-i verid"ten dipnot 1 daha yakınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çevirilerde bu sözcüğe "şah damarı" olarak anlam verilmektedir. Bunun insan "anatomisindeki şah damarı" ile bir ilgisi yoktur. Bu deyimle kast edilen şey, insana canlılık veren, onun yaşamasını sağlayan özdür. Bu mecazi bir anlatımdır. Ya değilse Allah için mesafe söz konusu değildir. Allah'ın; insana, insanın kendisinden daha yakın olduğu vurgusu yapılmaktadır.

    Gültekin Onan

    Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun, insanı biz yaratdık. Nefsinin ona ne vesveseler vermekde olduğunu da biliriz. (Çünkü) biz ona şah damarından daha yakınız.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; insanı, Biz yarattık ve nefsinin kendisine ne fısıldadığını da biliriz. Biz, ona şah damarından daha yakınız.

    Mehmet Alagaş

    (16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu da biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.

    Süleyman Ateş

    Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanı biz yarattık; nefsinin ona neler fısıldadığını biliriz. Biz ona sinir uçlarından dipnot 1 daha yakınız dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen habl'ul- verid (حبل الوريد) ifadesine meallerde "şah damarı" anlamı verilir. Oysa "şah damarı" anlamına gelen kelime, Hakka 69/46 suresinde geçen "vetin (الَوتين)" kelimesidir. "Habl'ul verid" ifadesinin kelime tercümesi ise "ulaşan iplik"tir. İçinden sıvı akan bir şeye "iplik (حبل)" denemeyeceği için ona, damar anlamı verilemez. Habl'ul- verid'e verilecek tek anlam, duyulardan gelen bilgilerin beyne, beyinden gelen bilgilerin de organlara ulaşmasını sağlayan lifler yani sinir sistemidir. Allah Teala, o bilgileri uygulamaya koymadan önce kayda geçirtir. İlgili ayet şöyledir: "Yeryüzünde veya kendinizde meydana gelen tek bir şey yoktur ki onu ayrı bir varlık olarak yaratmamızdan önce bir deftere kaydedilmiş olmasın. Bu, Allah'a göre kolaydır (Hadid 57/22). Allah, bu bilgilerin sinirlere ulaşmasından önce onlardan haberdar olduğu için kişiye, sinir uçlarından da yakındır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanı biz yarattık; içinden neler geçtiğini biliriz. Biz ona sinir uçlarından da yakınız.

    Şaban Britch

    Andolsun ki insanı biz yarattık. Ona, nefsinin kendisine vesvese olarak verdiği şeyleri de biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.

    Şaban Piriş

    Andolsun ki insanı biz yarattık. Ona nefsinin ne fısıldadığını da biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, insanı biz yarattık. Nefsinin ona neler fısıldadığını da biz biliriz. Biz ona, şah damarından daha yakınız.

  2. Kâf suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 17. ayet. إِذْ يَتَلَقَّى ٱلْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ قَعِيدٌ

    Diyanet İşleri

    Üstelik, biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.

    Mehmet Okuyan

    Hani sağdan ve soldan iki (melek), kaydedici olarak (insanı) gözetleyicidir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Zıt kutuplarda) konuşlanmış olan o iki (unsur), sağdan ve soldan karşı karşıya geldiği zaman

    Muhammed Esed

    (Ve böylece,) ne zaman (tabiatında mevcut) iki eğilim, sağdan soldan çatışarak karşı karşıya gelseler,

    Ahmed Hulusi

    Sağından ve solundan kayıtla görevli iki kaydedici kuvve, kaydederler!

    Ali Bulaç

    Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken

    Ali Özek ve heyeti

    İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.

    Ali Rıza Safa

    Sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydediyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    İki melek onun sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadır.

    Edip Yüksel

    Sağında ve solunda iki alıcı melek oturmuş kaydetmektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sağında ve solunda iki alıcı melek oturmuş kaydetmektedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İki zabıt memuru (melek), sağda ve solda oturmuş zabıt tutarlarken.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İki zabıt memuru zabıt tutarlarken, biri sağdan oturmuş biri soldan.

    Erhan Aktaş

    Sağında ve solunda yerleşmiş iki kaydedici, yaptıklarını kayda geçirmektedirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sağında ve solunda yerleşmiş iki kaydedici, yaptıklarını kayda geçirmektedirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sağında ve solunda yerleşmiş iki kaydedici, yaptıklarını kayda geçirmektedirler.

    Gültekin Onan

    Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken.

    Hasan Basri Çantay

    Hatırla ki (insanın) hem sağında, hem solunda oturan, onun amellerini tesbit etmekde olan iki de (melek) vardır.

    İbni Kesir

    Sağında ve solunda onunla beraber oturup amellerini tesbit eden iki de tesbit edici vardır.

    Mehmet Alagaş

    (16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sağ tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı (melek) oturmuş (kayıt yapmaktadır).

    Süleyman Ateş

    Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Sağında ve solunda iki kayıt görevlisi oturmuş, kayıt yaparken

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oturan iki alıcı, (bütün yaptıklarını) sağından ve solundan alırken,

    Şaban Britch

    Sağ tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı (melek) oturmuş (kayıt yapmaktadır).

    Şaban Piriş

    Sağ tarafta ve sol tarafta oturan iki alıcı kayıt yapmaktadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sağında ve solunda oturmuş iki görevli, kayıt yapmaktadır.

  3. Kâf suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 18. ayet. مَّا يَلْفِظُ مِن قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

    Diyanet İşleri

    İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.

    Mustafa İslamoğlu

    insandan herhangi bir söz çıkmaya görsün; illa ki, kendi içinde bile onu gözetleyip kaydeden Biri vardır.

    Muhammed Esed

    insanın söylediği her şeyde yanıbaşında mutlaka bir gözetleyici bulunur.

    Ahmed Hulusi

    (İnsanın) her düşüncesini gözleyen (kaydeden) bir gözcüsü vardır!

    Ali Bulaç

    O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

    Ali Rıza Safa

    Söylemiş olduğu bir söz yoktur ki, onun yanında bir gözetleyici hazır bulunmamış olsun.

    Bayraktar Bayraklı

    İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

    Edip Yüksel

    Yanında gözetleyen tanıklar olmaksızın ağzından bir söz çıkmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yanında gözetleyen tanıklar olmaksızın ağzından bir söz çıkmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her ne söz söylerse, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her ne söz atarsa mutlak yanında hazır bir gözcü vardır

    Erhan Aktaş

    Söylediği her söz, yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Söylediği her söz, yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Söylediği her söz, yanındaki hazır gözleyicilerce gözlenmektedir.

    Gültekin Onan

    O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında hazır bir gözetleyici vardır.

    Hasan Basri Çantay

    O, bir söz atmaya dursun, mutlak yanında haazır bir gözcü vardır.

    İbni Kesir

    O, bir söz atmaya dursun; mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

    Mehmet Alagaş

    (16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

    Süleyman Ateş

    (İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ağzından çıkan her sözü kaydeden bir gözcü yanında bekler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      kiramen katibin Tekvir 81/10

    Şaban Britch

    İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.

    Şaban Piriş

    Hiçbir şey söylemez ki onu gözleyen, tesbit eden biri bulunmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir söz sarfetmeye dursun, yanındaki gözcü hemen zaptediverir.

  4. Kâf suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Kâf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَكْرَةُ ٱلْمَوْتِ بِٱلْحَقِّ ذَٰلِكَ مَا كُنتَ مِنْهُ تَحِيدُ

    Diyanet İşleri

    Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.

    Mehmet Okuyan

    Ölüm sarhoşluğu gerçeği getirir; (insana) "İşte bu, senin kaçtığın şeydir!" (denir).

    Mustafa İslamoğlu

    Derken ölüm kabusu tüm gerçekliğiyle çıkagelir; (ki) işte bu (ey insan), senin köşe bucak kaçtığın şeydir!

    Muhammed Esed

    Ve (sonra,) ölüm kabusu, kendisiyle beraber (asıl) gerçeği de ortaya koyacaktır -işte bu, (ey insan,) senin her zaman kaçtığın şeydir!-

    Ahmed Hulusi

    Hak olarak Sekrat'ül Mevt (ölüm sarhoşluğu) yaşanmaya başlanmıştır! İşte bu senin kendisinden kaçıp durduğun şeydir.

    Ali Bulaç

    O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "İşte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

    Ali Özek ve heyeti

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.

    Ali Rıza Safa

    Ve ölüm sarhoşluğu gerçek olarak gelmiştir. Kaçtığın şey, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelecek, "İşte ey insan!Bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir" denecek.

    Edip Yüksel

    Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonunda ölüm sarhoşluğu gerçekten gelmiştir; işte senin kendisinden kaçıp durduğun şey budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde: "İşte o senin kaçıp durduğun!" diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte işte diye: o senin kaçıp durduğun

    Erhan Aktaş

    Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ölümün sarhoşluğu kaçınılmaz bir gerçek olarak gelince, "İşte senin kaçtığın şey budur!"

    Gültekin Onan

    O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, (insana) "işte bu, senin yan çizip kaçmakta olduğun şeydir" (denildiği zaman da).

    Hasan Basri Çantay

    (Bir gün bakarsın ki) ölüm baygınlığı, gerçek olarak gelmiş. "İşte bu, senin kaçıb durduğun şey" (denilmiş) dir.

    İbni Kesir

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte bu; senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.

    Mehmet Alagaş

    (16-20) Kesin şu ki insanı biz yarattık ve kendisinin / nefsinin ona verdiği vesveseleri de biliyoruz. Biz ona şah damarından daha yakınız. (Hablul verid, vird varmak demek) Sağında ve solunda oturan ikili , ne işliyorsa onu kaydediyorlar. (Kirâmen Kâtibin) Söz olarak ne söyler ise / ne laf atarsa mutlaka yanı başında hazır bir gözlemci yi bulur. Artık ölüm sarhoşluğu gerçekleşmek üzere gelmiştir, bu ondan kaçmış olduğun şeydir. Sur' a üfürülür. Bu da vadedilen o gündür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona; “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.” denir.

    Süleyman Ateş

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölüm sarhoşluğu, o gerçeği (ölümü) getirir; işte kaçıp durduğun şey!

    Şaban Britch

    Ölüm sekeratı gerçekten geldiğinde ona denir ki: İşte senin kaçıp durduğun şey!

    Şaban Piriş

    Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, ona denir ki: -İşte senin kaçıp durduğun şey!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.