Diyanet İşleri
(Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)
Kâf suresi
Kâf suresi, 22. ayet. لَّقَدْ كُنتَ فِى غَفْلَةٍ مِّنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَآءَكَ فَبَصَرُكَ ٱلْيَوْمَ حَدِيدٌ
leḳad künte fî gafletim min hâẕâ fekeşefnâ `anke giṭâeke febeṣaruke-lyevme ḥadîd.
(Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sûr, hesap ve cehennem Kâf 20–30 3
Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" denir.
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sur'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.
(Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)
Beraberindeki (melek) şöyle der: "İşte bu yanımdaki hazır."
(24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
22. Aynı zamanda bu, kulun devamlı hatırında tutması gereken hususlardan birisidir. Fakat insanların çoğu gâfildir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Andolsun sen bunlardan yana gaflet içindeydin.” Bu sözler, Kıyamet gününde haktan yüz çevirip yalanlayan kimselere ağır bir azar ve kınama olmak üzere söylenecektir. Yani sen bunu gerçekten yalanlayan ve bunun için amelde bulunmayan bir kimse idin. “Şimdi” kalbini örten, böylelikle uykunu ağırlaştırıp yüz çevirişini sürdürüp gitmene neden olan “perdeni kaldırdık. Artık bugün gözün pek keskindir.” Kendisini dehşete ve korkuya düşürecek türlü azapları ve ibretli cezaları açıkça görmektedir.
Yahut da bu sözler, Allah tarafından kula söylenecektir. O dünyada iken ne için yaratıldığından yana gaflette idi. Kıyamet gününde ise uyanacak, uykusu dağılacak ama o vakit elden kaçırmış olduğu fırsatları telafi etmek ve yapamadıklarını yapmak imkânını bulamayacaktır.
Bütün bunlarla Allah, kulları uyarmaktadır. O pek büyük günde yalanlayanların karşı karşıya kalacakları durumu hatırlatmakla onları sakındırmaktadır. Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sürülüp götürülen bu insana şöyle denir: "İstek ve arzularının seni aldatması sebebi ile sen dünyada iken bugün hakkında gaflette idin. Artık açıkça müşahede ettiğin azap ve sıkıntı ile senin üzerindeki gafleti kaldırdık. Daha önce kendisi hakkında gaflette olduğun şeyleri görmede gözlerin ise oldukça keskindir."
Aynı kök: غطو (2 geçiş)
(100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün…
Aynı kök: حدد (25 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Aynı kök: حدد (25 geçiş)
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…
Aynı kök: حدد (25 geçiş)
Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikahlanmadıkça ona helal olmaz. (Bu koca da) onu boşadığı takdirde,…
Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O,…
Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı…
Aynı kök: كشف (20 geçiş)
Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız…
Aynı kök: غفل (35 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Sorgulanan kişiye) "Şüphesiz ki sen bundan gafletteydin; (kıyamet günü) biz senin gaflet perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir!" (denecektir).
"Doğrusu sen" (denilir), "buna karşı gaflet içindeydin; işte, artık senin perdeni önünden kaldırdık: şimdi gözün daha bir keskindir."
(ve ona,) "Sen," (denilecek,) "bu (Hesap Günü)nü umursamıyordun, ama şimdi Biz senin (gözündeki) perdeni kaldırdık, bakışın bugün artık daha keskindir!"
"Andolsun bundan gaflet içinde (kozanda yaşıyor) idin. . . Senden perdeni kaldırdık! Bugün artık görme kuvven pek keskindir!" (denilir).
"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."
Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).
"Gerçek şu ki, bundan aymazlık içindeydin. İşte, üzerindeki perdeni kaldırdık. Artık bugün, gözün daha keskindir!"
"Andolsun, sen bunu görmezden gelmiştin. Derhal senin perdeni kaldıracağız. Bugün senin gözün çok keskindir" denecektir.
Sen tümüyle bundan gafildin. Şimdi biz örtünü kaldırdık; bugün gözün çelik gibi keskindir.
Sen tümüyle bundan gafildin. Şimdi biz örtünü kaldırdık; bugün gözün çelik gibi keskindir.
Andolsun ki, sen bundan bir gaflet içindeydin, şimdi senden perdeni açtık. Artık bugün gözün keskindir.
Celalim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin. Şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir,
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
Ant olsun ki sen bugünün geleceğinden gaflet içindeydin. İşte senden perdeyi kaldırdık. Artık bugün gerçeği bütün açıklığıyla görüyorsun.
"Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin. İşte biz de senin üzerindeki örtüyü açıp kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir."
Andolsun ki sen (dünyada) bundan gafletde idin. İşte senden perdeni kaldırıb açdık. Bugün gözün (ne kadar) keskindir!
Andolsun ki; sen, bundan gaflette idin. İşte senin perdeni kaldırdık. Bugün artık görüşün keskindir.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.
(Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi).
(Cehennemlik olana şöyle denir:) "Bu konuda umursamazlık içindeydin; artık perdeni açtık; bugün gözün keskindir dipnot 1 ."
(Ona denir ki:) "Bunu hesaba katmıyordun; perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir."
Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.
-Sen, bundan gafil idin. Gözünden perdeyi kaldırdık. Artık bugün görüşün keskindir.
Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.
He will be told: "you did not perceive nor did you heed this Day; and so, now that We have unveiled your mind's eyes, you shall apprehend with acute perception and see through a brick wall.
‘You paid no attention to this [Day]; but today We have removed your veil and your sight is sharp.’
(It will be said:) "Thou wast heedless of this; now have We removed thy veil, and sharp is thy sight this Day!"
You were heedless of this. Now We have removed your veil and so your vision today is sharp. dipnot 1
‘You were heedless of this so We have stripped you of your covering and today your sight is sharp. ’
(It will be said to the sinners): "Indeed you were heedless of this. Now We have removed from you your covering, and sharp is your sight this Day!"
‘You were certainly oblivious of this. We have removed your veil from you, and so your sight is acute today.’
(Then We shall say, ) `Certainly, you were heedless of this day. But (now) We have removed from you your veil and your sight is very sharp this day.'
'Thou wast heedless of this; therefore We have now removed from thee thy covering, and so thy sight today is piercing. '
God will say: "You were caring less for this day. Now that the veil is removed, you can see clearly.
'Thou wert heedless of this, and we withdrew thy veil from thee, and today is thine eyesight keen!'
"You were heedless of this, so now We have removed your veil, and your sight today is iron/sharp!"
And the former shall say unto the unbeliever, thou wast negligent heretofore of this day: But we have removed thy veil from off thee; and thy sight is become piercing this day.
Certainly you were heedless of it, but now We have removed from you your veil, and piercing is your sight this day.
"Indeed you were already in (a state of) heedlessness of this. Then (now) We have lifted off from you your covering; so your beholding today is very sharp." (Literally: iron "like")
(And unto the evil-doer it is said): Thou wast in heedlessness of this. Now We have removed from thee thy covering, and piercing is thy sight this day.
(And the driver will say:) "You were oblivious of this, so we have removed the veil, and how keen is your sight today!"
[and will be told:] "Indeed, unmindful hast thou been of this [Day of Judgment]; but now We have lifted from thee thy veil, and sharp is thy sight today!"
˹It will be said to the denier,˺ "You were totally heedless of this. Now We have lifted this veil of yours, so Today your sight is sharp!"
"You were heedless of this, so now We have removed your veil, and your sight today is iron!"
You used to be oblivious to this. We now remove your veil; today, your vision is (as strong as) steel.
[It will be said], "You were certainly in unmindfulness of this, and We have removed from you your cover, so your sight, this Day, is sharp. "
“Thou wast in heedlessness of this; and We have removed from thee thy veil, and sharp is thy sight this day!”
Yes, indeed, you were oblivious to this. But now We have removed your veil and sharp is your vision this Day.
(It will be said to the sinners:) "Indeed, you were careless about this; Now We have removed from you, your veil, and sharp is your sight this Day!"
"You were heedless of this. Now We have removed your veil from you; so your sight today is sharp."
"You were heedless of this, so now We have removed your veil, and your sight today is iron!"