Muhammed Esed
O, suratını astı ve uzaklaştı,
80. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
O, suratını astı ve uzaklaştı,
Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
en câehü-l'a`mâ.
çünkü kör bir adam o'na yaklaşmıştı!
Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
Nereden bilebilirsin (ey Muhammed,) belki de o arınacaktı,
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
emmâ meni-stagnâ.
Ama kendini her şeye yeterli görene gelince,
Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
feente lehû teṣaddâ.
sen bütün ilgiyi ona gösterdin,
Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin;
Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
veemmâ men câeke yes`â.
ama sana büyük bir istekle geleni
Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ
vehüve yaḫşâ.
ve (Allah) korkusu ile (yaklaşanı)
Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
feente `anhü telehhâ.
sen görmezden geldin!
Abese suresi, 11. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
kellâ innehâ teẕkirah.
Elbette, bu (mesaj)lar yalnızca birer hatırlatma ve öğütten ibarettir:
Abese suresi, 12. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
kim istekliyse O'nu hatırlayıp öğüt alabilir
Abese suresi, 13. ayet. فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
fî ṣuḥufim mükerrameh.
(O'nun) kutsal ve soylu vahiyleri (ışığında),
Abese suresi, 14. ayet. مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ
merfû`atim müṭahherah.
yüce ve arı duru,
Abese suresi, 15. ayet. بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
bieydî seferah.
elçilerin elleriyle (yayılıp duyurulan),
Abese suresi, 16. ayet. كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ
kirâmim berarah.
seçkin ve erdem sahibi (elçilerin).
Abese suresi, 17. ayet. قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
(Ama çoğu zaman) insan kendini mahveder; hakikati ne kadar inatla inkar eder o!
Abese suresi, 18. ayet. مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
(İnsan hiç düşünür mü) hangi özden yaratır (Allah) onu?
Abese suresi, 19. ayet. مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Bir sperm damlasından yaratır ve sonra onun tabiatını oluşturur;
Abese suresi, 20. ayet. ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
ŝümme-ssebîle yesserah.
sonra hayatı onun için kolaylaştırır;
Abese suresi, 21. ayet. ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
ŝümme emâtehû feaḳberah.
ve sonunda onu öldürür ve kabre koyar;
Abese suresi, 22. ayet. ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
ve sonra, dilediğinde onu tekrar diriltir.
Abese suresi, 23. ayet. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Hayır, (insan) Allah'ın kendisine buyurduklarını henüz yerine getirmiş değildir!
Abese suresi, 24. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
Öyleyse insan, yiyeceklerin(in kaynağın)a bir baksın:
Abese suresi, 25. ayet. أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
(nasıl) suyu bolca indirmekteyiz;
Abese suresi, 26. ayet. ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
ve sonra toprağı (daha da büyüterek) parça parça yarmaktayız,
Abese suresi, 27. ayet. فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
bu sayede ondan tahıllar yetiştirmekteyiz,
Abese suresi, 28. ayet. وَعِنَبًا وَقَضْبًا
ve`inebev veḳaḍbâ.
ve üzüm bağları ve yenebilir otlar,
Abese suresi, 29. ayet. وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
vezeytûnev venaḫlâ.
zeytin ağaçları ve hurmalıklar,
Abese suresi, 30. ayet. وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
veḥadâiḳa gulbâ.
ve ağaçlarla dolu bahçeler,
Abese suresi, 31. ayet. وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا
vefâkihetev veebbâ.
meyveler ve otlar,
Abese suresi, 32. ayet. مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
sizin için ve hayvanlarınızın beslenmesi için.
Abese suresi, 33. ayet. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
Ve böylece, (yeniden dirilmenin) o kulakları sağır eden çağrısı duyulduğunda,
Abese suresi, 34. ayet. يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
herkesin kardeşinden kaç(mak iste)diği Gün,
Abese suresi, 35. ayet. وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
veümmihî veebîh.
annesinden ve babasından,
Abese suresi, 36. ayet. وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
veṣâḥibetihî vebenîh.
eşinden ve çocuklarından:
Abese suresi, 37. ayet. لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
o Gün her birinin durumu kendisi için yeterli bir endişe kaynağı olacak.
Abese suresi, 38. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
Bazı yüzler o Gün mutlulukla parıldayacak,
Abese suresi, 39. ayet. ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
ḍâḥiketüm müstebşirah.
güleç ve müjdelere sevinen.
Abese suresi, 40. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
Bazı yüzler de o Gün toz toprakla kapanacak,
Abese suresi, 41. ayet. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
terheḳuhâ ḳaterah.
her yanı kuşatan bir karanlıkla:
Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.