Süleyman Ateş
Surat astı ve döndü;
80. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
Surat astı ve döndü;
Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
en câehü-l'a`mâ.
Kör geldi diye.
Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
Ne bilirsin belki o arınacak?
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
emmâ meni-stagnâ.
Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;
Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
feente lehû teṣaddâ.
Sen ona yöneliyorsun.
Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
Onun arınmamasından sana ne?
Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
veemmâ men câeke yes`â.
Fakat koşarak sana gelen,
Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ
vehüve yaḫşâ.
Saygılı olarak gelmişken,
Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
feente `anhü telehhâ.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Abese suresi, 11. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
kellâ innehâ teẕkirah.
Hayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır.
Abese suresi, 12. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Dileyen onu düşünüp öğüt alır.
Abese suresi, 13. ayet. فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
fî ṣuḥufim mükerrameh.
(O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen,
Abese suresi, 14. ayet. مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ
merfû`atim müṭahherah.
Saygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)
Abese suresi, 15. ayet. بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
bieydî seferah.
Yazıcıların ellerinde:
Abese suresi, 16. ayet. كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ
kirâmim berarah.
Değerli, iyi (yazıcıların).
Abese suresi, 17. ayet. قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!
Abese suresi, 18. ayet. مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
(Allah) Onu hangi şeyden yarattı?
Abese suresi, 19. ayet. مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi.
Abese suresi, 20. ayet. ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
ŝümme-ssebîle yesserah.
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Abese suresi, 21. ayet. ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
ŝümme emâtehû feaḳberah.
Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu.
Abese suresi, 22. ayet. ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı.
Abese suresi, 23. ayet. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Hayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı.
Abese suresi, 24. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
İnsan şu yiyeceğine baksın.
Abese suresi, 25. ayet. أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
Biz suyu iyice döktük.
Abese suresi, 26. ayet. ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
Sonra toprağı güzelce yardık da,
Abese suresi, 27. ayet. فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
Orada bitirdik: Dane,
Abese suresi, 28. ayet. وَعِنَبًا وَقَضْبًا
ve`inebev veḳaḍbâ.
Üzüm, yonca,
Abese suresi, 29. ayet. وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
vezeytûnev venaḫlâ.
Zeytin, hurma,
Abese suresi, 30. ayet. وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
veḥadâiḳa gulbâ.
İri ve gür bahçeler,
Abese suresi, 31. ayet. وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا
vefâkihetev veebbâ.
Meyva ve çayır;
Abese suresi, 32. ayet. مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.
Abese suresi, 33. ayet. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman,
Abese suresi, 34. ayet. يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
İşte o gün kişi kaçar: kardeşinden,
Abese suresi, 35. ayet. وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
veümmihî veebîh.
Anasından, babasından,
Abese suresi, 36. ayet. وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
veṣâḥibetihî vebenîh.
Eşinden ve oğullarından.
Abese suresi, 37. ayet. لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
O gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır.
Abese suresi, 38. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
Yüzler var ki o gün parıl parıl,
Abese suresi, 39. ayet. ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
ḍâḥiketüm müstebşirah.
Güleç, sevinçli.
Abese suresi, 40. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
Yüzler de var ki o gün tozlanmış.
Abese suresi, 41. ayet. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
terheḳuhâ ḳaterah.
Onları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli).
Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.