Abese suresi

Abese suresi, 12. ayet

Abese suresi, 12. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

femen şâe ẕekerah.

Diyanet İşleri

Dileyen ondan öğüt alır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Abese 9–15 · surenin 12. ayeti / 42
  1. Abese 9–10

    (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

  2. Abese 11

    Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.

  3. 12

    Dileyen ondan öğüt alır.

  4. Abese 13–15

    (13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–16. ayetler için yazılmıştır.

11. “Hayır! Çünkü o bir öğüttür.” Yani gerçek şu ki bu öğüt, Allah’tan gelmiş bir öğüttür. Bununla O’nun kullarına öğüt verilir, Kitabında onların ihtiyaç duydukları şeyleri açıklar ve hakkı batıldan, doğruyu eğriden ayırt eder.

12. Bu, açıklık kazandıktan sonra “artık dileyen onunla öğüt alır” yani gereğince amel eder. Bu da Yüce Allah’ın şu buyruğuna benzemektedir: “De ki: O, Rabbinizden gelen haktır. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” (el-Kehf, 18/29)

Daha sonra Yüce Allah, bu öğüdün konumunu, büyüklüğünü ve şanının yüceliğini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

13-14. “Çok değerli”, değeri ve konumu “son derece yüksek ve tertemiz” zararlardan, şeytanların eline geçmekten yahut onların hırsızlık yolu ile çalmalarından uzak “sahifelerdedir.”

15-16. Kalpleri ve amelleri iyi ve “çok itaatkâr, pek şerefli” hayır ve bereketleri pek çok olan, Allah ile kulları arasında elçilik yapan melekler olan “katip elçilerin elleri ile (yazılmıştır).”

Bütün bunlar, Yüce Allah’ın Kitabını korumasının bir neticesidir. Allah, Kitabının Peygambere ulaştırılmasında aracılık eden elçileri; şerefli, güçlü ve kötülüklerden uzak olma özelliğine sahip melekler kılmıştır. Şeytanlara ona karşı bir imkân tanımamıştır. İşte bu, Kitaba iman etmeyi ve onu kabul ile karşılamayı gerektirir.

Bununla birlikte insanoğlu küfre sapmakta diretmektedir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kim Allah’ı anmak isterse onu ansın ve bu Kur’an’da bulunan nasihatlerden öğüt alsın.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَمَن femen kimse
  2. شَآءَ şa'e dileyen kök: شيا
  3. ذَكَرَهُۥ zekerahu onu düşünür öğüt alır kök: ذكر

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

52 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

gönüllü olan herkes ondan öğüt alabilir,

Muhammed Esed

kim istekliyse O'nu hatırlayıp öğüt alabilir

Ahmed Hulusi

Dileyen Onu hatırlar!

Ali Bulaç

Artık dileyen, onu 'düşünüp öğüt alsın.'

Ali Özek ve heyeti

Dileyen ondan ( Kur'an'dan ) öğüt alır.

Ali Rıza Safa

Artık, isteyen, Ondan öğüt alır.

Bayraktar Bayraklı

- Hayır! Yaptığın doğru değil, ayetlerimiz bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır.

Edip Yüksel

Dileyen bundan öğüt alır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dileyen bundan öğüt alır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Artık onu dileyen düşünsün!

Elmalılı Hamdi Yazır

İmdi onu dileyen tezekkür etsin

Erhan Aktaş

Dileyen kimse ondan öğüt alır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dileyen kimse ondan öğüt alır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dileyen kimse ondan öğüt alır.

Gültekin Onan

Artık dileyen, onu 'düşünüp öğüt alsın'.

Hasan Basri Çantay

Binaen'aleyh dileyen onu beller.

İbni Kesir

Dileyen onu düşünüp öğüy alır.

Mehmet Alagaş

(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Artık dileyen kimse ondan öğüt alır.

Süleyman Ateş

Dileyen onu düşünüp öğüt alır.

Süleymaniye Vakfı

Yapılması gerekeni yapan dipnot 1 o bilgiden yararlanır dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kim ne yapmışsa dipnot 1 onu hatırlayacaktır dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada şae (شاء) fiiline (كوَّن) kevvene = oluşturdu" anlamı verilmiştir. Çünkü şae (شاء)  şey (شَيْء)'den türemiştir. Şey (شَيْء) hem mastar hem isimdir. Mastar anlamı "oluşturma" isim anlamı ise kendisi veya ölçüsü oluşmuş varlıktır. Allah Teala şöyle buyurur:إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئاً أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ  "Bir şeyi irade ettiğinde yaptığı, sadece ona "ol" demektir; sonra o şey oluşur." (Yasin 36/82) Ayetteki شَيْئاً (= şey'en) mastar, ondaki tenvin ise muzafun ileyhten ıvazdır. Yani ifade, شيْئَ شَيئٍْ iken muzafun ileyh olan şey شيئ kaldırılmış yerine tenvin konmuştur. Kaldırılan isimdir ve mastar olan  شيئ'in mef'ulüdür. Ayetteki كُنْ tam fiildir ve faili şey (شيئ)'dir. Şey (شيئ)'in kendisi henüz oluşmamış olsa da ölçüsü oluştuğu için emre muhatap kılınmıştır. Ayetteki  فَيَكُونُ(feyekun) da tam fiildir. Bu sebeple (إِذَا أَرَادَ شَيْئاً)'e; إحداث شيء و تكوينه إِذَا أَرَادَ = bir şeyi var etmek ve oluşturmak istediği zaman'. anlamı verilir. Çünkü tam olan كُنْ = kün'ün anlamı, kevvin  كوِّنْ= oluşmaya başla!" veya "uhdus أحدث = varlık sahnesine çık" şeklindedir. Buradan hareketle mastar olan شيئ 'in, ihdas (إحداث) ve tekvin (تكوين) anlamında olduğu ortaya çıkar. İhdas, yokken var etmek, tekvin ise oluşturmaktır. Bize göre tekvin anlamı daha uygundur Şey (شَيْء) mastarından (شاء) fiili türetilmiştir. Aslı (شَيَأَ)'dir. Ya (ي)'dan önce fetha olduğu için ya elife dönüşmüş ve (شاء) olmuştur. Mastar ile fiil arasında anlam farkı olmaz; tek fark fiilin bir zaman dilimi içinde olmasıdır. Şey mastarının anlamı (تكوين)  tekvin olduğu için şae (شاء)'nin anlamı da "(كوَّن) kevvene =oluşturdu" olur. Daha geniş izah için "Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz  Bayındır" adlı kitabın ikinci baskısındaki ilgili bölüme bkz.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayet şu şekilde takdir edilerek anlam verilmiştir: من كون شيئا ذكره  (bir şey yapan onu hatırlar) Suçlar bağışlansa bile ahirette kişiye gösterilecektir. Allah Teala şöyle buyurur: "Kim zerre kadar iyilik yapmış olsa onu görür. Kim zerre kadar kötülük yapmış olsa onu da görür." (Zilzal 99/7-8)

Şaban Britch

Dileyen kimse düşünüp, öğüt alır.

Şaban Piriş

Dileyen kimse onu korur/aklında tutar.

Yaşar Nuri Öztürk

Dileyen onu düşünüp öğüt alır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

and he who wishes, may keep Allah in mind and imprint in his heart His Glorious Quran which conduces to piety and to contrition

Abdul Haleem

from which those who wish to be taught should learn,

Abdullah Yusuf Ali

Therefore let whoso will, keep it in remembrance.

Abul A'la Maududi

So whoso wills may give heed to it.

Aisha Bewley

and whoever wills pays heed to it.

Al-Hilali & Khan

So whoever wills, let him pay attention to it.

Ali Quli Qarai

—so let anyone who wishes remember it—

Amatul Rahman Omar

So let him who desires, pay heed to it and rise to eminence.

Arthur John Arberry

(and whoso wills, shall remember it)

Bijan Moeinian

… the one who accept it gladly.

E. Henry Palmer

and whoso pleases will remember it.

Edip-Layth

For whoever wills to remember.

George Sale

Verily the Koran is an admonition; -- and he who is willing retaineth the same; --

Hamid S. Aziz

So let whoever will pay heed to it.

Mahmoud Ghali

So, whoever decides will remember it.

Marmaduke Pickthall

So let whosoever will pay heed to it,

Mohamed Ahmed - Samira

For any one who desires to bear it in mind,

Muhammad Asad

and so, whoever is willing may remember Him

Mustafa Khattab

So let whoever wills be mindful of it.

Progressive Muslims

For whoever wills to remember.

Rashad Khalifa

Whoever wills shall take heed.

Sahih International

So whoever wills may remember it.

Sam Gerrans

So whoso wills might remember it,

Shabbir Ahmed

So let him pay heed who will.

Syed Vickar Ahamed

Therefore let anyone who makes up the mind, remember (and accept) it.

Taqi Usmani

So, whoever so wills may pay heed to it.

The Monotheist Group

For whoever wills to remember.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Abese suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Abese suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Abese suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩