Ali Rıza Safa
Yüzünü Buruşturdu ve başını çevirdi.
80. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
Yüzünü Buruşturdu ve başını çevirdi.
Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
en câehü-l'a`mâ.
Kör adam geldi diye.
Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
Ne biliyorsun; belki de o arınacak?
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Veya öğüt alacak? Böylece, bu öğreti, ona yarar sağlayacak?
Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
emmâ meni-stagnâ.
Fakat kendisini her şeye yeterli gören kimse.
Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
feente lehû teṣaddâ.
Sen, onunla ilgileniyorsun.
Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
Oysa onun arınmamasından sen sorumlu değilsin.
Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
veemmâ men câeke yes`â.
Fakat sana koşarak gelen kimse.
Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ
vehüve yaḫşâ.
Üstelik derin bir saygı içindeyken.
Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
feente `anhü telehhâ.
Onunla ilgilenmiyorsun.
Abese suresi, 11. ayet. كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
kellâ innehâ teẕkirah.
Asla! Kuşkusuz, O, bir hatırlatmadır.
Abese suresi, 12. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Artık, isteyen, Ondan öğüt alır.
Abese suresi, 13. ayet. فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
fî ṣuḥufim mükerrameh.
Onurlu sayfalardadır.
Abese suresi, 14. ayet. مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ
merfû`atim müṭahherah.
Yüceltilmiş, tertemiz.
Abese suresi, 15. ayet. بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
bieydî seferah.
Yazıcıların ellerinde.
Abese suresi, 16. ayet. كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ
kirâmim berarah.
Seçkin ve erdemli.
Abese suresi, 17. ayet. قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
İnsan, kendisini tüketir; ne nankördür o! dipnot 573
Abese suresi, 18. ayet. مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
Hangi şeyden yarattı onu?
Abese suresi, 19. ayet. مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Bir damlacıktan yarattı ve ölçülü bir biçim verdi.
Abese suresi, 20. ayet. ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
ŝümme-ssebîle yesserah.
Sonra, ona yolu kolaylaştırdı.
Abese suresi, 21. ayet. ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
ŝümme emâtehû feaḳberah.
Sonra, onu öldürdü. Sonunda, mezara koydurdu.
Abese suresi, 22. ayet. ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
Sonra, dilediğinde, ona yeniden yaşam verdi.
Abese suresi, 23. ayet. كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Asla! Kendisine verdiği buyruğu yerine getirmedi.
Abese suresi, 24. ayet. فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
Madem öyle, insan, yiyeceklerine bir baksın.
Abese suresi, 25. ayet. أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
Suyu akıttıkça akıttık.
Abese suresi, 26. ayet. ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
Sonra, yeryüzünü yardıkça yardık.
Abese suresi, 27. ayet. فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
Ardından, çekirdekler yetiştirdik.
Abese suresi, 28. ayet. وَعِنَبًا وَقَضْبًا
ve`inebev veḳaḍbâ.
Üzümler ve yoncalar.
Abese suresi, 29. ayet. وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
vezeytûnev venaḫlâ.
Zeytinler ve hurmalar.
Abese suresi, 30. ayet. وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
veḥadâiḳa gulbâ.
Sık ağaçlı bahçeler.
Abese suresi, 31. ayet. وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا
vefâkihetev veebbâ.
Meyveler ve sebzeler.
Abese suresi, 32. ayet. مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için.
Abese suresi, 33. ayet. فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
Sonunda, sağır eden gürleme geldiğinde.
Abese suresi, 34. ayet. يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
O gün, kişi kardeşinden kaçar.
Abese suresi, 35. ayet. وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
veümmihî veebîh.
Annesinden ve babasından.
Abese suresi, 36. ayet. وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
veṣâḥibetihî vebenîh.
Eşinden ve oğullarından.
Abese suresi, 37. ayet. لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
O gün, herkesin kendisine yetecek bir işi vardır.
Abese suresi, 38. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
O gün, kimi yüzler parıldar.
Abese suresi, 39. ayet. ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
ḍâḥiketüm müstebşirah.
Güleç, sevinçli.
Abese suresi, 40. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
Ve o gün, kimi yüzler toza toprağa bulanır.
Abese suresi, 41. ayet. تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
terheḳuhâ ḳaterah.
Karanlık bürümüştür.
Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte onlar, nankörlük edenlerdir; sapkınlardır.