Abese suresi · 1–10. ayetler

Âmâ gelince yüzün ekşitilmesi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Abese suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

    Diyanet İşleri

    (1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

    Mehmet Okuyan

    (1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüzünü ekşitip arkasını dönen kişi"nin Mekke'nin ileri gelenlerinden biri olma ihtimali çok yüksektir. Buna göre, söz konusu kişi Velîd b. Muğâr'adır. Müddessir 74:22'de de geçen [‘abese] fiili ilgili şahıs için kullanılmaktadır. Bu ayet grubunda Hz. Muhammed'e yönelik hitap 3. ayette başlamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    O (kibirli adam) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı,

    Muhammed Esed

    O, suratını astı ve uzaklaştı,

    Ahmed Hulusi

    Asıldı yüzü ve çevirdi yüzünü!

    Ali Bulaç

    Surat astı ve yüz çevirdi;

    Ali Özek ve heyeti

    (Peygamber), ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.

    Ali Rıza Safa

    Yüzünü Buruşturdu ve başını çevirdi.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Surat astı ve döndü;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Surat astı ve döndü;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ekşidi ve döndü

    Erhan Aktaş

    Surat astı ve yüz çevirdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Surat astı ve yüz çevirdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Surat astı ve yüz çevirdi.

    Gültekin Onan

    Surat astı ve yüz çevirdi;

    Hasan Basri Çantay

    Yüzünü ekşitib çevirdi,

    İbni Kesir

    Yüzünü asıp çevirdi,

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.

    Süleyman Ateş

    Surat astı ve döndü;

    Süleymaniye Vakfı

    (Muhammed) yüzünü ekşitti ve sırtını döndü,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yüzünü ekşittin ve sırtını döndün.

    Şaban Britch

    (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

    Şaban Piriş

    (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;

  2. Abese suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

    Diyanet İşleri

    (1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

    Mehmet Okuyan

    (1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüzünü ekşitip arkasını dönen kişi"nin Mekke'nin ileri gelenlerinden biri olma ihtimali çok yüksektir. Buna göre, söz konusu kişi Velîd b. Muğâr'adır. Müddessir 74:22'de de geçen [‘abese] fiili ilgili şahıs için kullanılmaktadır. Bu ayet grubunda Hz. Muhammed'e yönelik hitap 3. ayette başlamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    yanına âmâ geldi diye...

    Muhammed Esed

    çünkü kör bir adam o'na yaklaşmıştı!

    Ahmed Hulusi

    O ama geldi diye.

    Ali Bulaç

    Kendisine o kör geldi diye.

    Ali Özek ve heyeti

    âmânın kendisine gelmesinden

    Ali Rıza Safa

    Kör adam geldi diye.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    O kör adam geldi diye.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O kör adam geldi diye.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ona ama geldi diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü ona a'ma geldi

    Erhan Aktaş

    O gözleri görmeyen geldi diye.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gözleri görmeyen geldi diye.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gözleri görmeyen geldi diye.

    Gültekin Onan

    Kendisine o kör geldi diye.

    Hasan Basri Çantay

    kendisine o a'maa geldi diye.

    İbni Kesir

    Kendisine a'ma geldi diye.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendisine o âmâ geldi diye.

    Süleyman Ateş

    Kör geldi diye.

    Süleymaniye Vakfı

    o ama dipnot 1 yanına geldi diye!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerin iniş sebebi ile ilgili bir rivayete göre, ama olan Abdullah b. Ümmü Mektum, Allah'ın Elçisi'ne (a.s.) gelerek "Ey Muhammed, beni yanına al ve bilgilendir." dedi. Nebi, yanında müşriklerin büyüklerinden birisi olduğu için, ama olan kişiden yüz çevirip onunla ilgilenmeye devam etti (Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 72; Muvatta, Kur'an, 8) Burada Nebimizin, bilgi almak isteyen ama kişiye yüzünü ekşitip, Allah'ın ayetlerini umursamayan nüfuzlu kişiyle ilgilenmesi yerilmektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O kör dipnot 1 , sana geldi diye dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Surenin iniş sebebi ile ilgili rivayet şudur: Abdullah b. Ümmü Mektum, Allah'ın Elçisi sallallahu aleyhi ve selleme gelerek "Ya Muhammed, beni yanına al ve bilgilendir" dedi. Peygamberin yanında müşriklerin büyüklerinden biri vardı. Peygamber ondan yüz çevirip müşrike yöneliyor ve şöyle diyordu: ‘Ey falanın babası, sözümde bir sakınca görüyor musun? O da, (putlara akıtılan) kanlar hakkı için hayır, sözünde bir sakınca görmüyorum diyordu.' (Muvatta, Kur'an, 8; Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 72. (beni bilgilendir) ifadesi Tirmizi'de geçer.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir yazıda veya konuşmada "Sen…" veya "Siz …" yerine "O…" veya "Onlar…" denmesi, Arap edebiyatında ifadeye güzellik katar. Buna iltifat denir. Burada da iltifat olduğundan "Yüzünü ekşitti ve sırtını döndü, o kör, ona geldi diye" ifadesinden sonra "Ne biliyorsun, belki o kendini geliştirecekti" denerek üçüncü şahıstan ikinci şahsa geçilmiştir. Türkçede iltifat sanatı olmadığından tercüme bu sanata göre değil, cümlenin akışına göre yapılmıştır.

    Şaban Britch

    Ona gözleri görmeyen kimse geldi diye…

    Şaban Piriş

    Ona gözleri görmeyen kimse geldi diye.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yanına kör adam geldi diye.

  3. Abese suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,

    Mehmet Okuyan

    (3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet grubunda Hz. Muhammed'e hitap burada başlamaktadır. Yüce Allah [mâ yüdrîke] ifadesiyle gündeme getirdiği meseleyi, Hz. Muhammed dahil kimsenin bilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Çünkü konu gaybla ilgilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    "Ve (sana gelince ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına dair bir ihtimal bulunduğuna;

    Muhammed Esed

    Nereden bilebilirsin (ey Muhammed,) belki de o arınacaktı,

    Ahmed Hulusi

    Ne bilirsin, belki o arınacak!

    Ali Bulaç

    Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip arınacak?

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm! Onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek

    Ali Rıza Safa

    Ne biliyorsun; belki de o arınacak?

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Ne bilirsin, belki de o arınacak;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne bilirsin, belki de o arınacak;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ne bilirsin, belki o temizlenecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ne bilirsin o belki temizlenecek

    Gültekin Onan

    Nerden biliyorsun; belki o temizlenip arınacak.

    Hasan Basri Çantay

    (Onun haalini) sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle) temizlenecekdi.

    İbni Kesir

    Ne bilirsin belki de o, temizlenecekti.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ne bilirsin belki o temizlenecekti.

    Süleyman Ateş

    Ne bilirsin belki o arınacak?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne biliyorsun, belki o kendini geliştirecekti,

    Şaban Britch

    Ne bilirsin belki o, arınacaktır.

    Şaban Piriş

    Ne bilirsin belki o, arınacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.

  4. Abese suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

    Mehmet Okuyan

    (3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet grubunda Hz. Muhammed'e hitap burada başlamaktadır. Yüce Allah [mâ yüdrîke] ifadesiyle gündeme getirdiği meseleyi, Hz. Muhammed dahil kimsenin bilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Çünkü konu gaybla ilgilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    veya alacağı öğütün kendisine yarar sağlayacağını?

    Muhammed Esed

    yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.

    Ahmed Hulusi

    Yahut hatırlatılanı düşünecek de böylece o zikra (hatırlatma) kendisine fayda verecek!

    Ali Bulaç

    Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.

    Ali Özek ve heyeti

    yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.

    Ali Rıza Safa

    Veya öğüt alacak? Böylece, bu öğreti, ona yarar sağlayacak?

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Yahut da öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine faide verecek

    Erhan Aktaş

    Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.

    Gültekin Onan

    Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.

    Hasan Basri Çantay

    Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine faide verecekdi.

    İbni Kesir

    Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt ona fayda verecekti.

    Süleyman Ateş

    Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.

    Süleymaniye Vakfı

    ya da doğru bilgi edinecek dipnot 1 de o bilgi ona fayda verecek! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Doğru bilgi" diye çevrilen kelime "zikir"dir. Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/286).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Veya bilgi edinecek dipnot 1 , o bilgi ona yarayacaktı?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bilgi diye çevrilen kelime "zikir"dir. Zikir, sürekli akılda tutulan kullanıma hazır bilgidir. (Müfredat s.237)

    Şaban Britch

    Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.

    Şaban Piriş

    Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.

  5. Abese suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

    Diyanet İşleri

    Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

    Mehmet Okuyan

    (5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Hz. Muhammed'in söz konusu Mekkeli azgın kişiye yönelmeye devam etmesi eleştirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat, kendi kendine yettiğini sanan kimseye gelince:

    Muhammed Esed

    Ama kendini her şeye yeterli görene gelince,

    Ahmed Hulusi

    Kendini mustağni görene gelince. . .

    Ali Bulaç

    Fakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise,

    Ali Özek ve heyeti

    Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,

    Ali Rıza Safa

    Fakat kendisini her şeye yeterli gören kimse.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Kendisini zengin görüp önemsemeyene gelince;

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisini zengin görüp önemsemeyene gelince;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama ihtiyaç duymayana gelince,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma istiğna edene gelince

    Erhan Aktaş

    Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;

    Gültekin Onan

    Fakat kendini müstağni gören ise,

    Hasan Basri Çantay

    Amma (zengin olduğu için) kendisini müstağni gören adam (yok mu)?

    İbni Kesir

    Ama kendisini müstağni gören.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

    Süleyman Ateş

    Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana ihtiyaç duymayan adama gelince,

    Şaban Britch

    Ama, kendisini ihtiyaçsız görene.

    Şaban Piriş

    Ama, kendisini ihtiyaçsız görene..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,

  6. Abese suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

    Diyanet İşleri

    Sen, ona yöneliyorsun.

    Mehmet Okuyan

    (5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada Hz. Muhammed'in söz konusu Mekkeli azgın kişiye yönelmeye devam etmesi eleştirilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Sen bütün ilgini ona yönelttin;

    Muhammed Esed

    sen bütün ilgiyi ona gösterdin,

    Ahmed Hulusi

    Sen ona ilgi gösteriyorsun!

    Ali Bulaç

    İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya' çalışıyorsun.

    Ali Özek ve heyeti

    sen ona yöneliyorsun.

    Ali Rıza Safa

    Sen, onunla ilgileniyorsun.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Sen ona yöneliyorsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sen ona yöneliyorsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sen onun sesine özeniyorsun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen onun sadasına özeniyorsun

    Erhan Aktaş

    Sen ona ilgi gösteriyorsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen ona ilgi gösteriyorsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen ona ilgi gösteriyorsun.

    Gültekin Onan

    İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya' çalışıyorsun.

    Hasan Basri Çantay

    İşte sen onu karşına alıyor (ona yöneliyor) sun.

    İbni Kesir

    İşte sen, onu karşına alıyorsun.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen, ona yöneliyorsun.

    Süleyman Ateş

    Sen ona yöneliyorsun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sanki ona değil, duvara konuşuyorsun!

    Şaban Britch

    Sen, yöneliyorsun ona.

    Şaban Piriş

    Sen, yöneliyorsun ona..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki sen ona yöneliyorsun;

  7. Abese suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

    Diyanet İşleri

    (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

    Mustafa İslamoğlu

    oysa ki, onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin;

    Muhammed Esed

    halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin;

    Ahmed Hulusi

    Onun arınmamasından sana ne!

    Ali Bulaç

    Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne?

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.

    Ali Rıza Safa

    Oysa onun arınmamasından sen sorumlu değilsin.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Onun arınmamasından sana ne?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun arınmamasından sana ne?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun temizlenmemesinden sana ne!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun temizlenmemesinden sana ne?

    Erhan Aktaş

    Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.

    Gültekin Onan

    Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne?

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?

    İbni Kesir

    Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (İstemiyorsa) arınmamasından sen sorumlu değilsin!

    Süleyman Ateş

    Onun arınmamasından sana ne?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun kendini geliştirmemesinden sana ne!

    Şaban Britch

    Arınmamasından sen sorumlu değilsin!

    Şaban Piriş

    Arınmamasından sana ne!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sana ne onun arınmasından!

  8. Abese suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

    Diyanet İşleri

    (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

    Mehmet Okuyan

    (8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.

    Mustafa İslamoğlu

    fakat sana büyük iştiyakla gelen var ya:

    Muhammed Esed

    ama sana büyük bir istekle geleni

    Ahmed Hulusi

    Ama sana öğrenme hevesiyle gelen o!

    Ali Bulaç

    Ama koşarak sana gelen ise,

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat koşarak ve sana gelenle de

    Ali Rıza Safa

    Fakat sana koşarak gelen kimse.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Oysa, sana büyük bir hevesle gelen,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oysa, sana büyük bir hevesle gelen,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama sana can atarak gelen,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve amma sana can atarak gelen

    Erhan Aktaş

    Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;

    Gültekin Onan

    Ama koşarak sana gelen ise,

    Hasan Basri Çantay

    Amma sana koşarak gelen kimse,

    İbni Kesir

    Ama sana koşarak gelen,

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat koşup sana gelen kimse;

    Süleyman Ateş

    Fakat koşarak sana gelen,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Oysa bir gayretle sana gelen kişi,

    Şaban Britch

    Ama, sana koşarak gelen,

    Şaban Piriş

    Ama, sana koşarak gelen..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, koşarak sana gelen var ya;

  9. Abese suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ

    Diyanet İşleri

    (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

    Mehmet Okuyan

    (8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.

    Mustafa İslamoğlu

    -ki o Allah'a saygıda kusur etmez-

    Muhammed Esed

    ve (Allah) korkusu ile (yaklaşanı)

    Ahmed Hulusi

    O haşyet duyuyor!

    Ali Bulaç

    Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır;

    Ali Özek ve heyeti

    (Allah'tan) korkarak

    Ali Rıza Safa

    Üstelik derin bir saygı içindeyken.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    Saygı gösterdiği halde,

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Saygı gösterdiği halde,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    içinde saygı duyarak gelmişken,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haşyet duyarak gelmişken

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O huşu duyanla,

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O huşu duyanla,

    Gültekin Onan

    Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır;

    Hasan Basri Çantay

    o, (Allahdan) korkar bir (adam) olduğu halde,

    İbni Kesir

    Ki o, korkar durumdadır.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Allah'tan) korkuğu halde;

    Süleyman Ateş

    Saygılı olarak gelmişken,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Allah'tan) korkuyor,

    Şaban Britch

    Ve korkarak.

    Şaban Piriş

    Ve korkarak..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Odur içine ürperti düşen.

  10. Abese suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

    Diyanet İşleri

    (8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

    Mehmet Okuyan

    (8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.

    Mustafa İslamoğlu

    işte sen onu ihmal ediyorsun.

    Muhammed Esed

    sen görmezden geldin!

    Ahmed Hulusi

    Sen onunla ilgilenmiyorsun!

    Ali Bulaç

    Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.

    Ali Özek ve heyeti

    ilgilenmiyorsun.

    Ali Rıza Safa

    Onunla ilgilenmiyorsun.

    Bayraktar Bayraklı

    - Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Edip Yüksel

    İlgi göstermedin ona.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İlgi göstermedin ona.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sen ondan tegafül ediyor (ona ilgi göstermiyor)sun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen ondan tegafül ediyorsun

    Erhan Aktaş

    Sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Gültekin Onan

    Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.

    Hasan Basri Çantay

    sen kendisini bırakıb da oyalanırsın.

    İbni Kesir

    Sen ona aldırmıyor, oyalanıyorsun.

    Mehmet Alagaş

    (1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sen onu bırakıp oyalanıyorsun.

    Süleyman Ateş

    Sen onunla ilgilenmiyorsun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama sen onunla ilgilenmiyorsun dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala bu davranışı Nebimize yasakladı. "Bir şey isteyene ve sorana ilgisiz davranma." (Duha 93/10)

    Şaban Britch

    Sen ise ilgilenmiyorsun.

    Şaban Piriş

    Sen ise ilgilenmiyorsun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen ona aldırmazlık ediyorsun.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.