Diyanet İşleri
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Abese suresi · 1–10. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. dipnot 1
O (kibirli adam) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı,
O, suratını astı ve uzaklaştı,
Asıldı yüzü ve çevirdi yüzünü!
Surat astı ve yüz çevirdi;
(Peygamber), ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.
Yüzünü Buruşturdu ve başını çevirdi.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Surat astı ve döndü;
Surat astı ve döndü;
Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.
Ekşidi ve döndü
Surat astı ve yüz çevirdi.
Surat astı ve yüz çevirdi.
Surat astı ve yüz çevirdi.
Surat astı ve yüz çevirdi;
Yüzünü ekşitib çevirdi,
Yüzünü asıp çevirdi,
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
Surat astı ve döndü;
(Muhammed) yüzünü ekşitti ve sırtını döndü,
Yüzünü ekşittin ve sırtını döndün.
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
Abese suresi, 2. ayet. أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. dipnot 1
yanına âmâ geldi diye...
çünkü kör bir adam o'na yaklaşmıştı!
O ama geldi diye.
Kendisine o kör geldi diye.
âmânın kendisine gelmesinden
Kör adam geldi diye.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
O kör adam geldi diye.
O kör adam geldi diye.
Ona ama geldi diye.
Çünkü ona a'ma geldi
O gözleri görmeyen geldi diye.
O gözleri görmeyen geldi diye.
O gözleri görmeyen geldi diye.
Kendisine o kör geldi diye.
kendisine o a'maa geldi diye.
Kendisine a'ma geldi diye.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Kendisine o âmâ geldi diye.
Kör geldi diye.
o ama dipnot 1 yanına geldi diye!
O kör dipnot 1 , sana geldi diye dipnot 2 .
Ona gözleri görmeyen kimse geldi diye…
Ona gözleri görmeyen kimse geldi diye.
Yanına kör adam geldi diye.
Abese suresi, 3. ayet. وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! dipnot 1
"Ve (sana gelince ey Nebi!) Sen nereden bileceksin o (müşrikin) arınacağına dair bir ihtimal bulunduğuna;
Nereden bilebilirsin (ey Muhammed,) belki de o arınacaktı,
Ne bilirsin, belki o arınacak!
Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip arınacak?
(Rasûlüm! Onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek
Ne biliyorsun; belki de o arınacak?
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
Ne bilirsin, belki o temizlenecek.
Ne bilirsin o belki temizlenecek
Sen bilemezsin, belki o tezkiye dipnot 1 olacak.
Sen bilemezsin, belki o tezkiye dipnot 1 olacak.
Sen bilemezsin, belki o tezkiye dipnot 1 olacak.
Nerden biliyorsun; belki o temizlenip arınacak.
(Onun haalini) sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle) temizlenecekdi.
Ne bilirsin belki de o, temizlenecekti.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Ne bilirsin belki o temizlenecekti.
Ne bilirsin belki o arınacak?
(Ey Muhammed!) Sen nereden bileceksin, belki o kendini arındırıp geliştirecek dipnot 1
Ne biliyorsun, belki o kendini geliştirecekti,
Ne bilirsin belki o, arınacaktır.
Ne bilirsin belki o, arınacaktır.
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek.
Abese suresi, 4. ayet. أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! dipnot 1
veya alacağı öğütün kendisine yarar sağlayacağını?
yahut (hakikat) hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.
Yahut hatırlatılanı düşünecek de böylece o zikra (hatırlatma) kendisine fayda verecek!
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Veya öğüt alacak? Böylece, bu öğreti, ona yarar sağlayacak?
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Yahut da öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
Yahut ta öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.
Veya öğüt alacak da öğüt kendisine fayda verecek.
Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine faide verecek
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Veya öğüt alır ve böylece öğüt ona yararlı olur.
Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak.
Yahud öğüd olacakdı da (senin) bu öğüd (ün) kendisine faide verecekdi.
Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt ona fayda verecekti.
Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.
ya da doğru bilgi edinecek dipnot 1 de o bilgi ona fayda verecek! dipnot 2
Veya bilgi edinecek dipnot 1 , o bilgi ona yarayacaktı?
Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.
Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak.
Abese suresi, 5. ayet. أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. dipnot 1
Fakat, kendi kendine yettiğini sanan kimseye gelince:
Ama kendini her şeye yeterli görene gelince,
Kendini mustağni görene gelince. . .
Fakat kendini müstağni gören (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise,
Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince,
Fakat kendisini her şeye yeterli gören kimse.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Kendisini zengin görüp önemsemeyene gelince;
Kendisini zengin görüp önemsemeyene gelince;
Ama ihtiyaç duymayana gelince,
Amma istiğna edene gelince
Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;
Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;
Fakat öğüt almayı gereksiz gören o kimseye gelince de;
Fakat kendini müstağni gören ise,
Amma (zengin olduğu için) kendisini müstağni gören adam (yok mu)?
Ama kendisini müstağni gören.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;
(Vereceğin bilgiye) ihtiyaç duymayan kişi var ya, dipnot 1
Sana ihtiyaç duymayan adama gelince,
Ama, kendisini ihtiyaçsız görene.
Ama, kendisini ihtiyaçsız görene..
O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince,
Abese suresi, 6. ayet. فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
Sen, ona yöneliyorsun.
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. dipnot 1
Sen bütün ilgini ona yönelttin;
sen bütün ilgiyi ona gösterdin,
Sen ona ilgi gösteriyorsun!
İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya' çalışıyorsun.
sen ona yöneliyorsun.
Sen, onunla ilgileniyorsun.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen ona yöneliyorsun.
Sen ona yöneliyorsun.
sen onun sesine özeniyorsun.
Sen onun sadasına özeniyorsun
Sen ona ilgi gösteriyorsun.
Sen ona ilgi gösteriyorsun.
Sen ona ilgi gösteriyorsun.
İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya' çalışıyorsun.
İşte sen onu karşına alıyor (ona yöneliyor) sun.
İşte sen, onu karşına alıyorsun.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Sen, ona yöneliyorsun.
Sen ona yöneliyorsun.
sen bütün ilgini ona yöneltiyorsun! dipnot 1
Sanki ona değil, duvara konuşuyorsun!
Sen, yöneliyorsun ona.
Sen, yöneliyorsun ona..
Ki sen ona yöneliyorsun;
Abese suresi, 7. ayet. وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
Oysa onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin. dipnot 1
oysa ki, onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin;
halbuki onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin;
Onun arınmamasından sana ne!
Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne?
Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.
Oysa onun arınmamasından sen sorumlu değilsin.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Onun arınmamasından sana ne?
Onun arınmamasından sana ne?
Onun temizlenmemesinden sana ne!
Onun temizlenmemesinden sana ne?
Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.
Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.
Oysaki onun arınmak istememesinden sorumlu sen değilsin.
Oysa, onun temizlenip arınmasından sana ne?
Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?
Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
(İstemiyorsa) arınmamasından sen sorumlu değilsin!
Onun arınmamasından sana ne?
Onun kendini arındırıp geliştirmemesinden sen sorumlu değilsin dipnot 1 .
Onun kendini geliştirmemesinden sana ne!
Arınmamasından sen sorumlu değilsin!
Arınmamasından sana ne!
Sana ne onun arınmasından!
Abese suresi, 8. ayet. وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
fakat sana büyük iştiyakla gelen var ya:
ama sana büyük bir istekle geleni
Ama sana öğrenme hevesiyle gelen o!
Ama koşarak sana gelen ise,
Fakat koşarak ve sana gelenle de
Fakat sana koşarak gelen kimse.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Oysa, sana büyük bir hevesle gelen,
Oysa, sana büyük bir hevesle gelen,
Ama sana can atarak gelen,
Ve amma sana can atarak gelen
Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;
Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;
Fakat sana koşarak gelen kimseye gelince;
Ama koşarak sana gelen ise,
Amma sana koşarak gelen kimse,
Ama sana koşarak gelen,
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Fakat koşup sana gelen kimse;
Fakat koşarak sana gelen,
Ama çaba sarf ederek sana gelen, dipnot 1
Oysa bir gayretle sana gelen kişi,
Ama, sana koşarak gelen,
Ama, sana koşarak gelen..
O, koşarak sana gelen var ya;
Abese suresi, 9. ayet. وَهُوَ يَخْشَىٰ
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
-ki o Allah'a saygıda kusur etmez-
ve (Allah) korkusu ile (yaklaşanı)
O haşyet duyuyor!
Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır;
(Allah'tan) korkarak
Üstelik derin bir saygı içindeyken.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Saygı gösterdiği halde,
Saygı gösterdiği halde,
içinde saygı duyarak gelmişken,
Haşyet duyarak gelmişken
O huşu dipnot 1 duyanla,
O huşu duyanla,
O huşu duyanla,
Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır;
o, (Allahdan) korkar bir (adam) olduğu halde,
Ki o, korkar durumdadır.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
(Allah'tan) korkuğu halde;
Saygılı olarak gelmişken,
ve (Allah'tan) çekinen kişiye gelince; dipnot 1
(Allah'tan) korkuyor,
Ve korkarak.
Ve korkarak..
Odur içine ürperti düşen.
Abese suresi, 10. ayet. فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun.
işte sen onu ihmal ediyorsun.
sen görmezden geldin!
Sen onunla ilgilenmiyorsun!
Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
ilgilenmiyorsun.
Onunla ilgilenmiyorsun.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
İlgi göstermedin ona.
İlgi göstermedin ona.
sen ondan tegafül ediyor (ona ilgi göstermiyor)sun.
Sen ondan tegafül ediyorsun
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun.
sen kendisini bırakıb da oyalanırsın.
Sen ona aldırmıyor, oyalanıyorsun.
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Sen onu bırakıp oyalanıyorsun.
Sen onunla ilgilenmiyorsun.
sen ona ilgi göstermiyorsun! dipnot 1
Ama sen onunla ilgilenmiyorsun dipnot 1 !
Sen ise ilgilenmiyorsun.
Sen ise ilgilenmiyorsun.
Sen ona aldırmazlık ediyorsun.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.