Diyanet İşleri
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Abese suresi
Abese suresi, 1. ayet. عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
(1-2) Kendisine o ama geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–10. ayetler için yazılmıştır.
1-2. “Yüzünü ekşitip” bedenini “çevirdi. Âmâ yanına geldi diye.”
3-4. Daha sonra o âmâya yönelmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurdu: “Ne biliyorsun belki de o” âmâ “arınacak” bayağı huylardan kurtulacak ve güzel huylarla bezenecek!
“Yahut da öğüt alacak da bu öğüt ona fayda verecek!” Kendisine faydalı olacak öğütleri alarak bu öğütlerden yararlanacak!
Bu ise büyük bir faydadır ve peygamberlerin gönderilmesinden, öğüt verenlerin öğütlerinden ve hatırlatanların hatırlatmalarından maksat da budur. O nednele ihtiyaç duyarak kendiliğinden senin yanına gelen ve sana yönelen kimseye yönelmen, daha uygundur ve bu, yerine getirilmesi gereken bir görevdir.
5-10. Soru sormayan, hayra arzu ve istekli olmadığı için sormaya gerek de görmeyen zengin kimseye yönelmene, bununla birlikte ondan daha önemli olanları terk edip ilgilenmemene gelince böyle bir şey sana yakışmaz. Çünkü onun arınmamasından dolayı sana bir vebal yoktur. Şayet o arınmazsa, onun yaptığı kötülüklerden dolayı sen hesaba çekilmeyeceksin.
Bu, şu meşhur kaideye delil teşkil etmektedir: “Muhtemel bir iş dolayısı ile gerçekleşeceği bilinen bir iş, muhtemel bir maslahat dolayısı ile de gerçekleşeceği kesin olan bir maslahat terk edilmez.”
Ayrıca ilim talep eden, ona ihtiyaç duyan ve buna özellikle gayret gösteren kimseyle başkalarından daha çok ilgilenmek gerekir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yüzünü buruşturdu ve arkasını döndü.
Aynı kök: عبس (3 geçiş)
Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.
Aynı kök: عبس (3 geçiş)
"Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. dipnot 1
O (kibirli adam) surat astı ve sırtını dönüp uzaklaştı,
O, suratını astı ve uzaklaştı,
Asıldı yüzü ve çevirdi yüzünü!
Surat astı ve yüz çevirdi;
(Peygamber), ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.
Yüzünü Buruşturdu ve başını çevirdi.
- Kendisine ama geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.
Surat astı ve döndü;
Surat astı ve döndü;
Ekşidi (yüzünü ekşitti) ve döndü.
Ekşidi ve döndü
Surat astı ve yüz çevirdi.
Surat astı ve yüz çevirdi.
Surat astı ve yüz çevirdi.
Surat astı ve yüz çevirdi;
Yüzünü ekşitib çevirdi,
Yüzünü asıp çevirdi,
(1-16) Yüzünü ağma / kör geldi diye ekşitti ve döndü. İdrak edemezsin ki belki de o arınacak. Veya öğüt alacak ve hatırlatma ona fayda verecek. Ama sen, müstağni kişi ile / kendini yeterli gören kişi ile, i şte onla meşgulsün. Onun temizlenmesinden sana ne ki. Amma, koşup sana gelen kişi ile ve tedirgin olmuş / haşyetli o kişi ile işte sen onla ilgisizsin / ona aldırış etmiyorsun. Hayır, hayır , muhakkak ki O / Kuran bir hatırlatmadır. Tertemiz elçiler elinde yükseltilmiş, değerli katiplerin elleriyle yazılmış ikram sahibi sahifelerdeki o hatırlatmayı kim isterse alır.
Yüzünü ekşitti ve arkasını döndü.
Surat astı ve döndü;
(Muhammed) yüzünü ekşitti ve sırtını döndü,
Yüzünü ekşittin ve sırtını döndün.
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
Yüzünü ekşitti ve öteye döndü;
He, -the Messenger- frowned and turned away,
He frowned and turned away
(The Prophet) frowned and turned away,
He frowned and turned away
He frowned and turned away
(The Prophet صلى الله عليه وسلم) frowned and turned away.
He frowned and turned away
He (- the Prophet) frowned and turned aside,
He frowned and turned away
Mohammad frowned and turned away.
He frowned and turned his back,
He frowned and turned away.
The prophet frowned, and turned aside,
He frowned and turned his back,
He (The prophet) frowned and turned away,
He frowned and turned away
HE FROWNED AND turned away,
HE FROWNED and turned away
He frowned and turned ˹his attention˺ away,
He frowned and turned away.
He (Muhammad) frowned and turned away.
The Prophet frowned and turned away
He frowned and turned away
Someone frowned and turned away.
He frowned and turned away,
He (the Prophet) frowned and turned his face,
He frowned and turned away.