Abese suresi

Abese suresi, 42. ayet

Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.

Diyanet İşleri

İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Abese 39–42 · surenin 42. ayeti / 42

Konu Sâhha günü: iki tür yüz Abese 33–42 3

  1. Abese 39

    Gülerler, sevinirler.

  2. Abese 40

    O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

  3. Abese 41

    Onları bir siyahlık bürür.

  4. 42

    İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–42. ayetler için yazılmıştır.

33-36. “O kulakları sağır eden (ikinci üfürüş) geldiği zaman” Yani dehşetinden dolayı adeta kulakların sağır olacağı ve kalplerin dehşete kapılacağı o Kıyamet çığlığı geldiği vakit… İnsanlar, görecekleri dehşetli hallerden ve önceden hazırlanmış iyi amellere çokça ihtiyaç duyacaklarından dolayı kişi, kendisi için insanların en değerlileri ve kendisine en çok şefkat duyanları olan “kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından” kaçacaktır.

37. Çünkü “O gün onların her birinin derdi başından aşkındır.” Yani o, kendisi ile uğraşacaktır. Kendisini kurtarmaya önem verecek ve başka hiçbir şeye aldırış etmeyecektir. İşte o vakit insanlar, bahtiyarlar/cennetlikler ve bedbahtlar/cehennemlikler olmak üzere iki kısma ayrılacaktır.

38. Bahtiyarların durumu şudur: “O gün birtakım yüzler vardır apaydınlıktır.” Sevincin ve aydınlığın okunacağı yüzler vardır. Buna sebep ise kurtulduklarını ve nimetlere mazhar olacaklarını öğrenmiş olmalarıdır.

39. Bunlar “güleç ve neşelidir.”

40-41. “O gün birtakım yüzler de vardır ki üzerlerini toz toprak kaplamıştır” Bunlar da bedbaht olanlardır; “Bir de onları bir siyahlık bürür.” Bu yüzler, simsiyahtır, kapkaradır. Her türlü hayırdan yana ümidini kesmiş ve helâk olduklarını öğrenmiş olacaklardır.

42. “İşte bunlar” bu niteliklerde olanlar “kâfirler ve facirlerdir.” Allah’ın nimetlerine nankörlük eden, âyetlerini yalanlayan ve O’nun haram kıldığı şeyleri işleme cüretkârlığını gösterenlerdir.

Yüce Allah’tan af, afiyet ve esenlik dileriz. Şüphesiz ki O, pek cömert ve çok lütufkârdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte bu vasıflarla nitelenen o kimseler, küfür ve fücuru bir araya toplamış kimselerdir.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  2. هُمُ humu onlar
  3. ٱلْكَفَرَةُ l-keferatu kafirlerdir kök: كفر
  4. ٱلْفَجَرَةُ l-feceratu Hak'tan sapanlardır kök: فجر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş)

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

53 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır.

Mustafa İslamoğlu

İşte bunlar, inkarın dibini boylayan ve yoldan sapan sorumsuz kimseler olacak.

Muhammed Esed

işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.

Ahmed Hulusi

İşte bunlar facir (batıla meyleden) hakikat bilgisini inkar edenlerin ta kendileridirler!

Ali Bulaç

İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.

Ali Özek ve heyeti

İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.

Ali Rıza Safa

İşte onlar, nankörlük edenlerdir; sapkınlardır.

Bayraktar Bayraklı

- Yine o gün,birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kafirlerdir, haktan sapanlardır.

Edip Yüksel

İşte onlar inkarcılardır, sapanlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte onlar inkarcılardır, sapanlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmış günahkarlar).

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlar o kefere-i fecere

Erhan Aktaş

İşte bunlar Kafirlerdir, facirlerdir dipnot 1 .

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Facir kelimesi, "birr" kelimesinin zıddıdır. Yani kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımamak, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte bunlar Kafirlerdir dipnot 1 , facirlerdir. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Facir sözcüğü, "birr" sözcüğünün zıddıdır. Yani kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımamak, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte bunlar gerçeği yalanlayan nankörlerdir, facirlerdir. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Facir sözcüğü, "birr" sözcüğünün zıddıdır. Yani kötü, bozguncu, samimiyetsiz, yalancı, hak-hukuk tanımaz, düzenbaz, zalim; kısacası din diyanet tanımamak, dinin sınırlarını çiğneyerek onun dışına çıkmak demektir.

Gültekin Onan

İşte onlar da, kafir ve facir (keferetülfecereh) olanlardır.

Hasan Basri Çantay

İşte bunlar kafirler, facirlerdir.

İbni Kesir

İşte bunlar; kafirler ve facirlerdir.

Mehmet Alagaş

(33-42) O sağır edici gürültülü ses geldiğinde , O gün kişi kardeşinden kaçar / firar eder. Anasından ve dahi babasından , karısından ve oğullarından firar eder. O gün onlardan her kişinin başından aşgın bir işi vardır. Bazı yüzler o gün ışıltılıdır /pırıl pırıl parlaktır , Şen şakrak güler yüzlü sevinçli . Bazı yüzler o gün üzerleri tozludur. On ları / yüzlerini karanlık kaplamıştır. İşte bunlar, kafirlerdir ve edepsizlerdir / facirlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar kâfirler, facirlerdir.

Süleyman Ateş

İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte onlar kafir ve günaha batmış kimselerdir.

Şaban Britch

İşte onlar, kâfirler ve facirler onlardır.

Şaban Piriş

İşte onlar, kafirler ve facirler, onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These are the wicked infidels who impudently defied admonition.

Abdul Haleem

those are the disbelievers, the licentious.

Abdullah Yusuf Ali

Such will be the Rejecters of Allah, the doers of iniquity.

Abul A'la Maududi

These will be the unbelievers, the wicked.

Aisha Bewley

Those are the dissolute kafirun.

Al-Hilali & Khan

Such will be the Kafarah (disbelievers in Allâh, in His Oneness, and in His Messenger Muhammad صلى الله عليه وسلم, etc.), the Fajarah (wicked evil doers).

Ali Quli Qarai

It is they who are the faithless, the vicious.

Amatul Rahman Omar

Those will be (the faces of) the disbelievers and (of) the doers of evil.

Arthur John Arberry

those -- they are the unbelievers, the libertines.

Bijan Moeinian

Such will be the end of wicked disbelievers.

E. Henry Palmer

those are the wicked misbelievers!

Edip-Layth

Those are the ingrates, the wicked.

George Sale

These are the unbelievers, the wicked.

Hamid S. Aziz

These are the disbelievers, the wicked.

Mahmoud Ghali

Those are they (who) are the persistent, impious disbelievers.

Marmaduke Pickthall

Those are the disbelievers, the wicked.

Mohamed Ahmed - Samira

They will be the unbelievers, transgressors.

Muhammad Asad

these, these will be the ones who denied the truth and were immersed in iniquity!

Mustafa Khattab

those are the disbelievers, the ˹wicked˺ sinners.

Progressive Muslims

Those are the rejecters, the wicked.

Rashad Khalifa

These are the wicked disbelievers.

Sahih International

Those are the disbelievers, the wicked ones.

Sam Gerrans

It is they who are the deniers, the immoral.

Shabbir Ahmed

These, these will be the ones who denied the Truth and divided humanity.

Syed Vickar Ahamed

Such will be the rejecters of Allah, the unrighteous.

Taqi Usmani

Those are the disbelievers, the nefarious.

The Monotheist Group

Those are the rejecters, the wicked.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Abese suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Abese suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Abese suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩