Diyanet İşleri
İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.
Abese suresi
Abese suresi, 42. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte onlar, kafirlerdir, günaha dalanlardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–42. ayetler için yazılmıştır.
33-36. “O kulakları sağır eden (ikinci üfürüş) geldiği zaman” Yani dehşetinden dolayı adeta kulakların sağır olacağı ve kalplerin dehşete kapılacağı o Kıyamet çığlığı geldiği vakit… İnsanlar, görecekleri dehşetli hallerden ve önceden hazırlanmış iyi amellere çokça ihtiyaç duyacaklarından dolayı kişi, kendisi için insanların en değerlileri ve kendisine en çok şefkat duyanları olan “kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından” kaçacaktır.
37. Çünkü “O gün onların her birinin derdi başından aşkındır.” Yani o, kendisi ile uğraşacaktır. Kendisini kurtarmaya önem verecek ve başka hiçbir şeye aldırış etmeyecektir. İşte o vakit insanlar, bahtiyarlar/cennetlikler ve bedbahtlar/cehennemlikler olmak üzere iki kısma ayrılacaktır.
38. Bahtiyarların durumu şudur: “O gün birtakım yüzler vardır apaydınlıktır.” Sevincin ve aydınlığın okunacağı yüzler vardır. Buna sebep ise kurtulduklarını ve nimetlere mazhar olacaklarını öğrenmiş olmalarıdır.
39. Bunlar “güleç ve neşelidir.”
40-41. “O gün birtakım yüzler de vardır ki üzerlerini toz toprak kaplamıştır” Bunlar da bedbaht olanlardır; “Bir de onları bir siyahlık bürür.” Bu yüzler, simsiyahtır, kapkaradır. Her türlü hayırdan yana ümidini kesmiş ve helâk olduklarını öğrenmiş olacaklardır.
42. “İşte bunlar” bu niteliklerde olanlar “kâfirler ve facirlerdir.” Allah’ın nimetlerine nankörlük eden, âyetlerini yalanlayan ve O’nun haram kıldığı şeyleri işleme cüretkârlığını gösterenlerdir.
Yüce Allah’tan af, afiyet ve esenlik dileriz. Şüphesiz ki O, pek cömert ve çok lütufkârdır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte bu vasıflarla nitelenen o kimseler, küfür ve fücuru bir araya toplamış kimselerdir.
Aynı kök: فجر (24 geçiş)
Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…
Aynı kök: فجر (24 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: فجر (24 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır.
İşte bunlar, inkarın dibini boylayan ve yoldan sapan sorumsuz kimseler olacak.
işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapan kimselerdir.
İşte bunlar facir (batıla meyleden) hakikat bilgisini inkar edenlerin ta kendileridirler!
İşte onlar da, kafir, facir olanlardır.
İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.
İşte onlar, nankörlük edenlerdir; sapkınlardır.
- Yine o gün,birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kafirlerdir, haktan sapanlardır.
İşte onlar inkarcılardır, sapanlardır.
İşte onlar inkarcılardır, sapanlardır.
İşte onlardır, o kafirler, facirler (yoldan sapmış günahkarlar).
İşte onlar o kefere-i fecere
İşte bunlar Kafirlerdir, facirlerdir dipnot 1 .
İşte bunlar Kafirlerdir dipnot 1 , facirlerdir. dipnot 2
İşte bunlar gerçeği yalanlayan nankörlerdir, facirlerdir. dipnot 1
İşte onlar da, kafir ve facir (keferetülfecereh) olanlardır.
İşte bunlar kafirler, facirlerdir.
İşte bunlar; kafirler ve facirlerdir.
(33-42) O sağır edici gürültülü ses geldiğinde , O gün kişi kardeşinden kaçar / firar eder. Anasından ve dahi babasından , karısından ve oğullarından firar eder. O gün onlardan her kişinin başından aşgın bir işi vardır. Bazı yüzler o gün ışıltılıdır /pırıl pırıl parlaktır , Şen şakrak güler yüzlü sevinçli . Bazı yüzler o gün üzerleri tozludur. On ları / yüzlerini karanlık kaplamıştır. İşte bunlar, kafirlerdir ve edepsizlerdir / facirlerdir.
İşte onlar kâfirler, facirlerdir.
İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.
İşte onlar, kafirlik etmiş ve günaha batmış olanlardır. dipnot 1
İşte onlar kafir ve günaha batmış kimselerdir.
İşte onlar, kâfirler ve facirler onlardır.
İşte onlar, kafirler ve facirler, onlardır.
İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar.
These are the wicked infidels who impudently defied admonition.
those are the disbelievers, the licentious.
Such will be the Rejecters of Allah, the doers of iniquity.
These will be the unbelievers, the wicked.
Those are the dissolute kafirun.
Such will be the Kafarah (disbelievers in Allâh, in His Oneness, and in His Messenger Muhammad صلى الله عليه وسلم, etc.), the Fajarah (wicked evil doers).
It is they who are the faithless, the vicious.
Those will be (the faces of) the disbelievers and (of) the doers of evil.
those -- they are the unbelievers, the libertines.
Such will be the end of wicked disbelievers.
those are the wicked misbelievers!
Those are the ingrates, the wicked.
These are the unbelievers, the wicked.
These are the disbelievers, the wicked.
Those are they (who) are the persistent, impious disbelievers.
Those are the disbelievers, the wicked.
They will be the unbelievers, transgressors.
these, these will be the ones who denied the truth and were immersed in iniquity!
those are the disbelievers, the ˹wicked˺ sinners.
Those are the rejecters, the wicked.
These are the wicked disbelievers.
Those are the disbelievers, the wicked ones.
It is they who are the deniers, the immoral.
These, these will be the ones who denied the Truth and divided humanity.
Such will be the rejecters of Allah, the unrighteous.
Those are the disbelievers, the nefarious.
Those are the rejecters, the wicked.