Vâkıa suresi · 57–74. ayetler

Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi?

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Vâkıa suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 57. ayet. نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Sizi biz yarattık. Hala tasdik etmeyecek misiniz?

    Mehmet Okuyan

    Sizi biz yaratmıştık. (Gerçekleri) onaylamanız gerekmez miydi?

    Mustafa İslamoğlu

    Sizi yaratan Biziz; o halde (ey insanlar), bu gerçeği neden hala kabullenmezsiniz?

    Muhammed Esed

    Sizi yaratan Biziz, (ey insanlar!) Öyleyse neden hakikati kabul etmezsiniz?

    Ahmed Hulusi

    Biz, yarattık sizi! Tasdik etmeyecek misiniz?

    Ali Bulaç

    Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?

    Ali Rıza Safa

    Sizi, Biz yarattık. Artık, neden doğrulamıyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?

    Edip Yüksel

    Sizi biz yarattık, doğrulamanız gerekmez miydi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi biz yarattık, doğrulamanız gerekmez miydi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizi Biz yarattık, hala tasdik etmeyecek misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz, yarattık sizi hala tasdık etmiyecek misiniz?

    Erhan Aktaş

    Sizi Biz yarattık. Bu gerçeği hala kabul etmeyecek misiniz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizi Biz yarattık. Bu gerçeği hala kabul etmeyecek misiniz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi Biz yarattık. Bu gerçeği hala kabul etmeyecek misiniz?

    Gültekin Onan

    Sizleri biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Sizi biz yaratdık. O halde (tekrar dirilmiye de) inanmalı değilmisiniz?

    İbni Kesir

    Sizi; Biz, yarattık. Hala tasdik etmez misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi biz yarattık. (Tekrardan yaratılışı) tasdik etmeniz gerekmez mi ?

    Süleyman Ateş

    Biz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi yaratan biziz. Bütün bunların doğru olduğunu keşke kabüllenseydiniz.

    Şaban Britch

    Sizi biz yarattık! Gerekmez mi (tekrardan yaratılışı) tasdik etmeniz?

    Şaban Piriş

    -Sizi yarattık, biz! Gerekmez mi tasdik etmeniz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi biz yarattık, biz! Tasdik etseydiniz olmaz mıydı?

  2. Vâkıa suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 58. ayet. أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

    Diyanet İşleri

    Attığınız o meniye ne dersiniz?!

    Mehmet Okuyan

    Atmakta olduğunuz meniyi (spermi) hiç düşündünüz mü?

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç attığınız o hayat tohumunu düşündünüz mü?

    Muhammed Esed

    Attığınız o (tohum)u hiç düşündünüz mü?

    Ahmed Hulusi

    Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

    Ali Bulaç

    Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?

    Ali Özek ve heyeti

    Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir?

    Ali Rıza Safa

    Akıttığınız atmığı görüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü akıttığınız menileri? Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

    Edip Yüksel

    Attığınız meniye dikkat ettiniz mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Attığınız meniye dikkat ettiniz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi gördünüz mü o döktüğünüz meniyi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi gördünüz mü o döktüğünüz meniyi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öyleyse akıttığınız şeyin dipnot 1 ne olduğunu hiç düşündünüz mü?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Spermanın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öyleyse akıttığınız şeyin dipnot 1 ne olduğunu hiç düşündünüz mü?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Spermanın.

    Gültekin Onan

    Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü?

    Hasan Basri Çantay

    (Eğer siz bir meniden yaratıldığınızı iddia ediyorsanız) O halde (rahimlere) dökmekde olduğunuz (o) meni nedir? Bana haber verin.

    İbni Kesir

    Söyleyin öyleyse; dökmekte olduğunuz meni nedir?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

    Süleyman Ateş

    Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

    Süleymaniye Vakfı

    Boşalttığınız meniyi hiç düşündünüz mü dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Türkçede meni, sadece erkeklerin spermini Arapçada ise bütün canlıların ölçülerinin belirlendiği esnadaki üreme hücrelerini ifade eder (Müfredat). Bu iş, döllenme sırasında oluşur (Necm 53/46, Kıyamet 75/37). Burada kadının hayız döneminde dışarı attığı ve erkeğin boşalttığı üreme hücreleri anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Boşalttığınız meniye hiç baktınız mı?

    Şaban Britch

    Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir?

    Şaban Piriş

    Attığınız spermleri gördünüz mü?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

  3. Vâkıa suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 59. ayet. ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ

    Diyanet İşleri

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

    Mehmet Okuyan

    Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratanlar biz miyiz?

    Mustafa İslamoğlu

    Siz mi yaratıyorsunuz onu, yoksa bütün yaratışın kaynağı Biz miyiz?

    Muhammed Esed

    Onu yaratan siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun yaratılışının kaynağı?

    Ahmed Hulusi

    Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratanlar biz miyiz?

    Ali Bulaç

    Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz miyiz?

    Ali Özek ve heyeti

    Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

    Ali Rıza Safa

    Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratan Biz miyiz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü akıttığınız menileri? Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

    Edip Yüksel

    Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa biz mi yaratıyoruz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz mi yaratıyorsunuz onu yoksa biz miyiz yaratan?

    Erhan Aktaş

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan Biz miyiz?

    Gültekin Onan

    Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı biz miyiz?

    Hasan Basri Çantay

    Onu siz mi (düzgün bir insan) suretine getiriyorsunuz, yoksa (o surete getirib) yaratanlar biz miyiz?

    İbni Kesir

    Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratanlar Biz miyiz?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa yaratan biz miyiz?

    Süleyman Ateş

    Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

    Şaban Britch

    Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

    Şaban Piriş

    Onu siz mi yaratıyorsunuz; yoksa yaratan biz miyiz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz mi yaratıyorsunuz onu, yoksa yaratıcılar bizler miyiz?

  4. Vâkıa suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 60. ayet. نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

    Diyanet İşleri

    (60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

    Mehmet Okuyan

    (60, 61) Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.

    Mustafa İslamoğlu

    Aranıza ölüm kanunu koyan Biziz; ve Biz asla önüne geçilen biri değiliz;

    Muhammed Esed

    Ölümün sizin aranızda (her zaman geçerli) olmasını emrettik: ama hiçbir şey Bizi alıkoyamaz

    Ahmed Hulusi

    Aranızda ölümü biz takdir ettik ve bizim önümüze geçilmez!

    Ali Bulaç

    Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir;

    Ali Özek ve heyeti

    Aranızda ölümü takdir eden biziz ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.

    Ali Rıza Safa

    Aranızda ölümün olmasını, Biz belirledik. Çünkü Biz, engellenemeyiz.

    Bayraktar Bayraklı

    - Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

    Edip Yüksel

    Aranızda ölümünüzü önceden biz belirledik. Kimse bizi engelleyemez:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aranızda ölümünüzü önceden biz belirledik. Kimse bizi engelleyemez:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Aranızda ölümü Biz takdir ettik ve Bizim önümüze geçilmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez

    Erhan Aktaş

    Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi engelleyemez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi engelleyemez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Aranızda ölümü Biz takdir ettik. Kimse Bizi engelleyemez.

    Gültekin Onan

    Sizin aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir;

    Hasan Basri Çantay

    (60-61) Aranızda ölüm (ün keyfiyyetini, zamaanını, mekanını ve ecellerin mıkdarını) biz (ta'yin ve) takdir etdik ve biz — (sizi helak ederek) yerinize diğer benzerlerinizi getirmeniz ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışda ve suretlerde tekrar peyda etmemiz hususunda — önüne geçilecekler de değiliz.

    İbni Kesir

    Biz, takdir ettik aranızda ölümü. Ve Biz, önüne geçilecekler de değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Aranızda ölümü takdir eden biziz. Bizler aciz de değiliz.

    Süleyman Ateş

    Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz aranızda ölümü yazdık; kimse bizden kaçıp kurtulamaz.

    Şaban Britch

    Aranızda ölümü takdir eden biziz! Bizler aciz de değiliz.

    Şaban Piriş

    Aranızda ölümü takdir eden biziz! Önümüze de geçilemez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz.

  5. Vâkıa suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 61. ayet. عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    (60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

    Mehmet Okuyan

    (60, 61) Aranızda ölümü belirleyen biziz. Sizi, benzerlerinizle değiştirmemiz ve yine sizi bilemeyeceğiniz şekilde (ahirette) yeniden yaratmamızda kimse bizim önümüze geçemez.

    Mustafa İslamoğlu

    sizi benzerlerinizle değiştirme ve sizi bilmediğiniz bir mahiyette yeniden inşa etme hususunda.

    Muhammed Esed

    varoluşunuzun tabiatını değiştirmekten ve (henüz) size malum olmayan bir şekilde sizi (yeniden) var etmekten.

    Ahmed Hulusi

    Size bedel olarak benzerlerinizi (yeni bedenlerinizi) getirelim ve sizi bilemeyeceğiniz şekilde (yeniden) inşa edelim diye (ölümü takdir ettik).

    Ali Bulaç

    (Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).

    Ali Rıza Safa

    Sizi, benzerlerinizle değiştireceğiz ve bilmediğiniz bir biçimde yeniden yaratacağız. dipnot 496

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 496
      Bu ayet, "İnsan ruhunun, başka bir bedenle yeniden yaratılarak dünyaya gönderileceği" veya "Dünyaya yeniden gönderilmenin olanaksız olduğu; fizik bedenin, enerji beden biçimine dönüştürüleceği" olarak, birbirine aykırı iki anlamda da yorumlanmıştır. 40:11 ayeti de "Efendimiz! Bizi, iki kez öldürdün ve iki kez yaşam verdin." biçiminde bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

    Edip Yüksel

    Sizi başka nesillerle değiştirmekten, yahut sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratmaktan...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi başka nesillerle değiştirmekten, yahut sizi bilmediğiniz bir biçimde yaratmaktan....

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışta var etmek üzereyiz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz

    Erhan Aktaş

    Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yapınızı değiştirip, sizi bilmediğiniz bir şekilde, yeniden yapma gücünden yoksun değiliz.

    Gültekin Onan

    (Yerinize) Benzerlerinizi getirip değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde inşa etme konusunda.

    Hasan Basri Çantay

    (60-61) Aranızda ölüm (ün keyfiyyetini, zamaanını, mekanını ve ecellerin mıkdarını) biz (ta'yin ve) takdir etdik ve biz — (sizi helak ederek) yerinize diğer benzerlerinizi getirmeniz ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışda ve suretlerde tekrar peyda etmemiz hususunda — önüne geçilecekler de değiliz.

    İbni Kesir

    Yerinize benzerlerinizi getirmekte ve sizi bilemeyeceğiniz bir yaratılışla tekrar var etmekte.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yerinize benzerlerinizi getirip, değiştirmek ve sizi bilemediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda.

    Süleyman Ateş

    (Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, (tanınmanızı engellemeden) yapınızı değiştirmek ve bilmediğiniz bir şekilde sizi yeniden oluşturmak içindir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ahirette herkes, Adem aleyhisselam gibi olgunluk yaşında yaratılacak A'raf 7/29 müminler ve kafirler yüzlerinden belli olacak. Müminlerin yüzü ak, kafirlerin ki kara olacak. Mahşer yerinde müminlerin nurları önlerinden ve sağlarından yansıyacak ve ölümsüz bir yapıda yaratılacaklardır. İsra 17/99, Ankebut 29/20, Necm 53/47, Tahrim 66/8.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu, görüntünüzü değiştirmek ve bilmediğiniz bir görüntüde sizi yeniden yapılandırmak için yazdık.

    Şaban Britch

    Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda…

    Şaban Piriş

    Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız.

  6. Vâkıa suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

    Mehmet Okuyan

    Üstelik ilk yaratılışı biliyorsunuz. dipnot 1 (Buna rağmen gerçeği) hatırlamanız gerekmez mi?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın yaratma işleminde yorulmamasıyla ilgili benzer mesajlar: Lokmân 31:28; Ahkâf 46:33; Kâf 50:15, 38.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu ilk yaratılış (mucizesini) bilmiş olmanız lazım; o halde neden (ikinci yaratılış hakkında) ibret almıyor sunuz?

    Muhammed Esed

    Ve (mademki) baştaki yaratılışınızı(n mucizevi bir olay olduğunu) biliyorsunuz; öyleyse, neden (Bizim hakkımızda) düşünüp dersler çıkarmazsınız?

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki ilk neş'eti (yaratışı) bildiniz. . . Peki derin düşünmeniz gerekmez mi?

    Ali Bulaç

    Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp düşünmeniz gerekmez mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

    Ali Rıza Safa

    Zaten gerçek şu ki, ilk yaratılışı biliyorsunuz. Yine de düşünmüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Aranızda ölümü takdir eden biziz. Biz, sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var etmek konusunda önüne geçilebileceklerden değiliz. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz; düşünüp bundan ders almanız gerekmez mi?

    Edip Yüksel

    İlk yaratılışı biliyorsunuz. Öğüt almalı değil misiniz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İlk yaratılışı biliyorsunuz. Öğüt almalı değil misiniz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhakkak ilk yaratılışı biliyorsunuz. O halde düşünsenize!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde ilk neş'eti biliyorsunuz o halde düşünseniz a

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki ilk meydana getirmeyi bildiniz. Düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki ilk meydana getirmeyi bildiniz. Düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki ilk meydana getirmeyi bildiniz. Düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

    Gültekin Onan

    Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp düşünmeniz gerekmez mi?

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki birinci yaratılışı (nızı) bildiniz. Fakat (tekrar yaratılacağınızı da) düşünmeli değil misiniz?

    İbni Kesir

    Andolsun ki; ilk yaratılışınızı bildiniz. İyice düşünmeli değil misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. O halde düşünüp öğüt almanız gerekmez mi?

    Süleyman Ateş

    Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdiki yapınızı iyi biliyorsunuz. Keşke elinizdeki bilgileri kullanıp da aklınızı başınıza alsanız?

    Şaban Britch

    İlk yaratılışınızı biliyorsunuz, düşünmeniz gerekmez mi?

    Şaban Piriş

    -İlk yaratılışınızı biliyorsunuz, düşünmeniz gerekmez mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, ilk yaratışı/yaratılışı bildiniz. Peki düşünüp ibret alsanız olmaz mı?

  7. Vâkıa suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 63. ayet. أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

    Diyanet İşleri

    Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!

    Mehmet Okuyan

    Ektiğinizi (tohumu) düşündünüz mü hiç?

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç toprağa ektiğiniz tohumu düşündünüz mü?

    Muhammed Esed

    Toprağa ektiğiniz tohumu hiç düşündünüz mü?

    Ahmed Hulusi

    Ekmekte olduklarınızı gördünüz mü?

    Ali Bulaç

    Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?

    Ali Özek ve heyeti

    Şimdi bana, ektiğinizi haber verin.

    Ali Rıza Safa

    Ektiğiniz tohumu görüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.

    Edip Yüksel

    Ektiğinize dikkat ettiniz mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ektiğinize dikkat ettiniz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi gördünüz mü o ektiğiniz tohumu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi gördünüz mü o ekdiğiniz tohumu?

    Erhan Aktaş

    Ektiklerinizi görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ektiklerinizi görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ektiklerinizi görmüyor musunuz?

    Gültekin Onan

    Şimdi ekmekte olduğunuz (tohum)u gördünüz mü?

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi bana ekmekde olduğunuz (tohum) u haber verin.

    İbni Kesir

    Şimdi Bana; ekmekte olduğunuzu haber verin.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

    Süleyman Ateş

    Ektiğinizi gördünüz mü?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptığınız tarıma da baktınız mı?

    Şaban Britch

    Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

    Şaban Piriş

    -Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ekmekte olduğunuzu gördünüz mü?

  8. Vâkıa suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 64. ayet. ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

    Mehmet Okuyan

    Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren biz miyiz?

    Mustafa İslamoğlu

    Siz mi ekip büyütüyorsunuz onu, yoksa Biz miyiz ekip büyüten?

    Muhammed Esed

    Onu büyütüp yeşerten siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun büyüyüp yeşermesinin sebebi?

    Ahmed Hulusi

    Onu yeşerten siz misiniz yoksa biz miyiz?

    Ali Bulaç

    Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?

    Ali Özek ve heyeti

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

    Ali Rıza Safa

    Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren Biz miyiz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.

    Edip Yüksel

    Siz mi onu yetiştiriyorsunuz, yoksa biz mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz mi onu yetiştiriyorsunuz, yoksa biz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz mi bitiriyorsunuz onu? Yoksa biz miyiz bitiren?

    Erhan Aktaş

    Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?

    Gültekin Onan

    Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

    Hasan Basri Çantay

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?

    İbni Kesir

    Onu, siz mi bitiriyorsunuz, yoksa Biz miyiz, bitirenler?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa bitiren biz miyiz?

    Süleyman Ateş

    Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O bitkileri bitiren siz misiniz, yoksa biz mi bitiriyoruz?

    Şaban Britch

    Onları bitiren siz misiniz yoksa biz mi bitiriyoruz?

    Şaban Piriş

    Onları bitiren siz misiniz; yoksa biz mi bitiriyoruz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa bitirenler bizler miyiz?

  9. Vâkıa suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 65. ayet. لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

    Diyanet İşleri

    Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

    Mehmet Okuyan

    (65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer dileseydik, onu çürüyüp un ufak olmuş bir ahşap kalıntısına çevirirdik de, şaşakalır (ve derdiniz ki):

    Muhammed Esed

    (Çünkü,) dileseydik, onu kuru bir çöpe döndürürdük ve siz hayret (ve dehşet) içinde kalırdınız:

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik onu elbette kuru - cansız bitki kılardık da, şaşar kalırdınız!

    Ali Bulaç

    Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık ve şaşkınlık içinde kalırdınız.

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.

    Edip Yüksel

    Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dilesek onları elbette bir çöpe çevirirdik de ağzınızda şöyle geveler dururdunuz:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:

    Erhan Aktaş

    Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

    Gültekin Onan

    Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dileseydik muhakkak ki onu (tohumsuz) bir ot kırıntısı yapardık da siz de şaşakalırdınız.

    İbni Kesir

    Dilersek Biz, onu çörçöp yaparız da şaşar kalırsınız.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.

    Süleyman Ateş

    Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz:

    Süleymaniye Vakfı

    Gerek görürsek dipnot 1 , onları çer çöp haline getiririz de şaşar kalırsınız dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları kuru ota dönüştürmeyi tercih edersek dönüştürürüz, o zaman da şaşırıp kalırsınız.

    Şaban Britch

    Dilersek, onu çör çöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

    Şaban Piriş

    Dilersek, onu çör çöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dileseydik, onu kuru bir çöp haline getirirdik de başlardınız şu şekilde gevelemeye:

  10. Vâkıa suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 66. ayet. إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

    Diyanet İşleri

    "Muhakkak biz çok ziyandayız!"

    Mehmet Okuyan

    (65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

    Mustafa İslamoğlu

    "Eyvah, borçlu çıkan yine biz olduk!

    Muhammed Esed

    "Eyvah, mahvolduk!

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki ziyandayız!"

    Ali Bulaç

    (Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip zorlandık."

    Ali Özek ve heyeti

    «Doğrusu borç altına girdik.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, gerçekten çok şey yitirdik!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.

    Edip Yüksel

    "Borca girdik."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Borca girdik.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Muhakkak biz çok ziyandayız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde biz çok ziyandayız

    Erhan Aktaş

    "Gerçekten borçlandık;"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Gerçekten borçlandık;"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçekten borçlandık;

    Gültekin Onan

    (Şöyle de sızlanırdınız:) "Doğrusu biz, ağır bir borç altına girip zorlandık."

    Hasan Basri Çantay

    (Şöyle derdiniz:) "Biz hakıykaten ağır borca uğratılmışızdır".

    İbni Kesir

    Doğrusu borç altına girdik,

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğrusu borç altına girdik.

    Süleyman Ateş

    "Biz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)!"

    Süleymaniye Vakfı

    (Şöyle dersiniz:) "Biz kesinlikle zarara sokulmuş kimseleriz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Emeklerimiz yok oldu;

    Şaban Britch

    Muhakkak biz çok ziyandayız!

    Şaban Piriş

    (66-67) -Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Vallahi, kayba uğrayıp borçlandık."

  11. Vâkıa suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 67. ayet. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

    Diyanet İşleri

    "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"

    Mehmet Okuyan

    (65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Daha beteri, mahrum kalan da biz olduk!"

    Muhammed Esed

    Yok yok, aslında (geçinme imkanlarımızdan) mahrum bırakıldık!" (diyerek).

    Ahmed Hulusi

    "Hayır, biz (geçinmekten) mahrumlarız" (derdiniz).

    Ali Bulaç

    "Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık."

    Ali Özek ve heyeti

    Daha doğrusu, biz yoksul kaldık» (derdiniz).

    Ali Rıza Safa

    "Hayır, yoksun bırakıldık!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.

    Edip Yüksel

    "Doğrusu, yoksun bırakıldık."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğrusu, yoksun bırakıldık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    doğrusu büsbütün mahrum olduk!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..

    Erhan Aktaş

    "Doğrusu, yoksun bırakıldık."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Doğrusu, yoksun bırakıldık."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu, yoksun bırakıldık.

    Gültekin Onan

    "Hayır, biz büsbütün yoksun bırakıldık."

    Hasan Basri Çantay

    "Daha doğrusu biz (umduğumuzdan) mahrum kalmışlarız".

    İbni Kesir

    Daha doğrusu biz mahrumlarız.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Daha doğrusu biz yoksul bırakıldık (dersiniz)."

    Süleyman Ateş

    "Doğrusu, biz yoksun bırakıldık!" (derdiniz).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık yoksul kimseleriz" dersiniz.

    Şaban Britch

    Doğrusu biz mahrum bırakıldık, dersiniz.

    Şaban Piriş

    (66-67) -Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Doğrusu mahrum bırakıldık biz."

  12. Vâkıa suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 68. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

    Diyanet İşleri

    İçtiğiniz suya ne dersiniz?!

    Mehmet Okuyan

    İçmekte olduğunuz suyu düşündünüz mü hiç?

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç içtiğiniz suyu düşündünüz mü?

    Muhammed Esed

    Hiç içtiğiniz suyu düşündünüz mü?

    Ahmed Hulusi

    İçmekte olduğunuz o suyu gördünüz mü?

    Ali Bulaç

    Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?

    Ali Özek ve heyeti

    Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?

    Ali Rıza Safa

    İçtiğiniz suyu görüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

    Edip Yüksel

    İçmekte olduğunuz suya dikkat ettiniz mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İçmekte olduğunuz suya dikkat ettiniz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    şimdi gördünüz mü o içtiğiniz suyu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şimdi gördünüz mü o içdiğiniz suyu?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Peki, içtiğiniz suya hiç baktınız mı? dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç dikkat ettiniz mi? Üzerinde hiç düşündünüz mü?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Peki, içtiğiniz suya hiç baktınız mı? dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hiç dikkat ettiniz mi? Üzerinde hiç düşündünüz mü?

    Gültekin Onan

    Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi içmekde olduğunuz suyu söyleyin bana.

    İbni Kesir

    Söyleyin Bana şimdi, içmekte olduğunuz suyu;

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

    Süleyman Ateş

    İçtiğiniz suya baktınız mı?

    Süleymaniye Vakfı

    Ya içmekte olduğunuz suyu düşündünüz mü?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçmekte olduğunuz suya baktınız mı?

    Şaban Britch

    İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

    Şaban Piriş

    -İçtiğiniz suyu gördünüz mü?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu içmekte olduğunuz suya baktınız mı?

  13. Vâkıa suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 69. ayet. ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

    Mehmet Okuyan

    Onu bulutlardan siz mi indirdiniz; yoksa indirenler biz miyiz?

    Mustafa İslamoğlu

    Siz mi indiriyorsunuz onu bulutlardan, yoksa Biz miyiz indiren?

    Muhammed Esed

    Siz mi onu bulutlardan indirdiniz, yoksa Biz miyiz onun yere inmesini sağlayan?

    Ahmed Hulusi

    Onu beyaz bulutlardan siz mi inzal ettiniz yoksa inzal ediciler biz miyiz?

    Ali Bulaç

    Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz?

    Ali Özek ve heyeti

    Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

    Ali Rıza Safa

    Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz; yoksa indiren Biz miyiz?

    Bayraktar Bayraklı

    - İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

    Edip Yüksel

    Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz, yoksa biz mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz, yoksa biz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buluttan onu siz mi indiriyordunuz. yoksa Biz miyiz indiren?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz mi indiriyorsunuz onu buluttan yoksa biz miyiz indiren?

    Erhan Aktaş

    Onu bulutlardan indiren siz misiniz, yoksa indiren Biz miyiz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu bulutlardan indiren siz misiniz, yoksa indiren Biz miyiz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu bulutlardan indiren siz misiniz, yoksa Biz mi indirenleriz?

    Gültekin Onan

    Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren biz miyiz?

    Hasan Basri Çantay

    Onu bulutdan siz mi indirdiniz, yoksa indiriciler biz miyiz?

    İbni Kesir

    Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa Biz miyiz indirenler?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu buluttan siz mi indirdiniz? Yoksa indiren biz miyiz?

    Süleyman Ateş

    Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu bulutlardan siz mi indiriyorsunuz, yoksa indiren biz miyiz?

    Şaban Britch

    Onu buluttan siz mi indirdiniz yoksa indiren biz miyiz?

    Şaban Piriş

    Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indirenler bizler miyiz?

  14. Vâkıa suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 70. ayet. لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.

    Mehmet Okuyan

    Dileseydik onu da tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer dileseydik onu tuzlu ve acı bir su yapardık: şu halde neden hala şükretmiyorsunuz?

    Muhammed Esed

    (O tatlı bir su şeklinde iner, ama) dileseydik yakacak kadar tuzlu ve acı yapabilirdik. Öyleyse neden (Bize) şükretmiyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik onu acı (bir su) kılardık. . . Şükretmeniz gerekmez mi?

    Ali Bulaç

    Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

    Ali Rıza Safa

    Eğer dileseydik, onu tuzlu yapardık. Yine de şükretmiyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

    Edip Yüksel

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dileseydik onu acı bir çorak yapardık. O halde şükretseniz ya!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniz a

    Erhan Aktaş

    Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

    Gültekin Onan

    Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?

    Hasan Basri Çantay

    Eğer dileseydik onu (içilmeyecek) tuzlu bir su yapardık. O halde şükretmeli değil misiniz?

    İbni Kesir

    İsteseydik onu tuzlu bir su kılardık. Öyleyse şükretmeli değil misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

    Süleyman Ateş

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi?

    Süleymaniye Vakfı

    İsteseydik o suyu acı yapardık dipnot 1 . Keşke şükretseniz /görevlerinizi yerine getirseniz!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nitekim suları tuzlu ve acı olan deniz ve göller vardır (Furkan 25/53, Fatır 35/12). Bütün sular böyle olsaydı içilecek su bulunamazdı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O suyu, tuzlu ve sıcak indirmeyi tercih edebilirdik. Öyleyse görevlerinizi neden yerine getirmiyorsunuz!

    Şaban Britch

    İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?

    Şaban Piriş

    İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dileseydik, onu tuzlu yapıverirdik. Peki şükretmeniz gerekmez mi?

  15. Vâkıa suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 71. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

    Diyanet İşleri

    Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!

    Mehmet Okuyan

    Tutuşturmakta olduğunuz ateşi hiç düşündünüz mü?

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç tutuşturduğunuz ateşi düşündünüz mü?

    Muhammed Esed

    Hiç tutuşturduğunuz ateşi düşündünüz mü?

    Ahmed Hulusi

    Çakarak (ağaçtan) çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?

    Ali Bulaç

    Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

    Ali Özek ve heyeti

    Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,

    Ali Rıza Safa

    Yaktığınız ateşi görüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

    Edip Yüksel

    Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yakmakta olduğunuz ateşe dikkat ettiniz mi?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de o çaktığınız ateşi gördünüz mü?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bir de gördünüz mü o çakdığınız ateşi?

    Erhan Aktaş

    Yaktığınız o ateşe baktınız mı hiç?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yaktığınız o ateşe baktınız mı hiç?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yaktığınız o ateşe baktınız mı hiç?

    Gültekin Onan

    Şimdi yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

    Hasan Basri Çantay

    Şimdi bana (yeşil bir ağacdan) çakmakda olduğunuz ateşi söyleyin.

    İbni Kesir

    Söyleyin bana, şimdi çakmakta olduğunuz ateşi,

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tutuşturup, yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü?

    Süleyman Ateş

    (İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü?

    Süleymaniye Vakfı

    Peki ya tutuşturmakta olduğunuz ateşi düşündünüz mü?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tutuşturduğunuz ateşi de mi düşünmediniz?

    Şaban Britch

    Tutuşturduğunuz ateşi gördünüz mü?

    Şaban Piriş

    -Çaktığınız ateşi gördünüz mü?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çakıp çakıp çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?

  16. Vâkıa suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 72. ayet. ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

    Diyanet İşleri

    Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

    Mehmet Okuyan

    Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz; yoksa oluşturanlar biz miyiz?

    Mustafa İslamoğlu

    Siz mi yapıyorsunuz onun ağacını, yoksa Biz miyiz yapan?

    Muhammed Esed

    Ateşin yakıtı olarak görevlendirilen ağacı var eden siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun varoluşunun sebebi?

    Ahmed Hulusi

    Onun ağacını siz mi inşa ettiniz yoksa inşa ediciler biz miyiz?

    Ali Bulaç

    Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden Biz miyiz?

    Ali Özek ve heyeti

    onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

    Ali Rıza Safa

    Onun ağacını siz mi yaptınız; yoksa yapan Biz miyiz?

    Bayraktar Bayraklı

    - Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

    Edip Yüksel

    Onun ağacını siz mi başlattınız, yoksa biz mi başlatmaktayız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun ağacını siz mi başlattınız, yoksa biz mi başlatmaktayız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun ağacını siz mi inşa ettiniz, yoksa Biz miyiz inşa eden?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz mi inşa ettiniz onun ağacını? Yoksa biz miyiz inşa eden?

    Erhan Aktaş

    Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz, yoksa yetiştiren Biz miyiz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz, yoksa yetiştiren Biz miyiz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz, yoksa yetiştiren Biz miyiz?

    Gültekin Onan

    Onun ağacını sizler mi inşa ettiniz (yarattınız), yoksa onu inşa eden biz miyiz?

    Hasan Basri Çantay

    Onun ağacını siz mi yarardınız, yoksa yaratanlar biz miyiz?

    İbni Kesir

    Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa Biz miyiz yaratanlar?

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onun ağacını siz mi yarattınız? Yoksa yaratan biz miyiz?

    Süleyman Ateş

    Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz?

    Süleymaniye Vakfı

    Onun ağacını dipnot 1 siz mi oluşturup geliştirdiniz yoksa oluşturup geliştiren biz miyiz?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada bahsedilen ağaç, başka bir maddeye ihtiyaç duymadan doğrudan parçaları birbirine sürtülerek kıvılcım çıkarılabilen ve o kıvılcımın tutuşturucu olarak kullanıldığı ağaçtır (Yasin 36/80).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun ağacını siz mi oluşturuyorsunuz yoksa oluşturan biz miyiz?

    Şaban Britch

    Onun ağacını siz mi yarattınız yoksa yaratan biz miyiz?

    Şaban Piriş

    Onun ağacını siz mi yarattınız; yoksa yaratan biz miyiz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onun ağacını siz mi yarattınız yoksa yaratıp oluşturan bizler miyiz?

  17. Vâkıa suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 73. ayet. نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

    Mehmet Okuyan

    İşte, biz onu (ağacı, gerçeğin) hatırlatması ve ihtiyacı olanlar için geçimlik yaptık.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz onu bir hatırlama vesilesi ve kendi yalnızlığında kaybolmuş muhtaçlar için yarayışlı bir meta kıldık.

    Muhammed Esed

    Onu (Bizi) hatırlamanı(zı)n bir vasıtası ve (hayatlarının) yabaniliği içinde kaybolmuş ve acıkıp susamış bütün insanlar için bir rahatlama vasıtası yaptık.

    Ahmed Hulusi

    Onu, çölde yaşarmışçasına bilgisizlere bir hatırlatma ve bir yararlanacakları şey kıldık!

    Ali Bulaç

    Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.

    Ali Rıza Safa

    Onu bir ders ve gereksinimi olanlar için yarar kaynağı yaptık. dipnot 497

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 497
      "Gereksinimi olanlar" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Çöl yolcuları" veya "Issız yerlerde yaşayanlar" veya "Tutuşturanlar" veya "Acıkıp susamış tüm insanlar" veya "Boş arazide yolculuk yapanlar" biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

    Edip Yüksel

    Kullananlar için biz onu bir ibret ve yararlı yaptık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kullananlar için biz onu bir ibret ve yararlı yaptık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onu hem bir ihtar, hem de alandaki muhtaçlara (çöl yolcularına) faydalı kıldık;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade; alandaki muhtaclar için.

    Erhan Aktaş

    Biz, onu bir hatırlatma ve ihtiyaç sahipleri için bir yararlanma kaynağı yaptık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, onu bir hatırlatma ve ihtiyaç sahipleri için bir yararlanma kaynağı yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, onu bir hatırlatma ve ihtiyaç sahipleri için bir yararlanma kaynağı yaptık.

    Gültekin Onan

    Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onu hem bir ibret, hem çöl yolcularına bir faide kıldık.

    İbni Kesir

    Biz, onu bir ibret ve konaklayanlar için faydalı kıldık.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onu, bir ibret ve gelip geçen yolcuların istifadesi için yarattık.

    Süleyman Ateş

    Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz o ağacı, (birçok şeyi) hatırlatma vesilesi dipnot 1 ve ihtiyacı olanların yararlanacağı bir şey yaptık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ağaç, birçok nimeti hatırlattığı gibi onu yakmakla oluşan ateş de cehennemi hatırlatır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz ateşi, hem bilgi konusu hem ihtiyacı olanlar için yararlı bir şey haline getirdik.

    Şaban Britch

    Biz onu bir ibret ve gelip geçen yolcuların istifadesi için yarattık.

    Şaban Piriş

    Biz, onu bir ibret ve ihtiyaç sahipleri için faydalı kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onu hem bir ibret hem de çöl yolcularına bir nimet kıldık.

  18. Vâkıa suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Vâkıa suresi, 74. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    Diyanet İşleri

    O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde azamet sahibi Rabbin adına hareket et!

    Muhammed Esed

    Öyleyse kudret sahibi Rabbinin ismini yücelt!

    Ahmed Hulusi

    Öyleyse tespih et ismi Aziym Rab olan namına!

    Ali Bulaç

    Şu halde büyük Rabbini ismiyle tesbih et.

    Ali Özek ve heyeti

    Öyleyse Yüce Rabbinin adıyla tesbih et.

    Ali Rıza Safa

    Artık, Efendinin Büyük İsmini yücelterek an!

    Bayraktar Bayraklı

    - Hiç düşündünüz mü yaktığınız ateşi? Onun ağacını siz mi var ettiniz yoksa biz mi? Biz onu bir ders ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık. Öyleyse Yüce Rabbinin adını övgüyle an!

    Edip Yüksel

    Öyleyse Büyük Efendinin ismini yücelt.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse Büyük Rabbinin ismini yücelt.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde Rabbini o büyük adıyla tesbih et!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde tesbih et rabbine azim ismiyle

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O halde Azim dipnot 1 Rabb'inin adını tesbih dipnot 2 et.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.

    Gültekin Onan

    Şu halde büyük rabbini ismiyle tesbih et.

    Hasan Basri Çantay

    O halde Rabbini o büyük adiyle tesbih (ve tenzih) et.

    İbni Kesir

    Öyleyse Rabbını o büyük adıyla tesbih et.

    Mehmet Alagaş

    (3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde sen, Yüce Rabbinin adını tesbih et!

    Süleyman Ateş

    Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öyleyse Yüce Rabbinin adını her türlü eksiklikten uzak tut.

    Şaban Britch

    O halde yüce Rabbinin adını tesbih et!

    Şaban Piriş

    O halde yüce Rabbinin adını tesbih et!

    Yaşar Nuri Öztürk

    O halde o yüce Rabbinin adını tespih et!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.