Vâkıa suresi

Vâkıa suresi, 65. ayet

Vâkıa suresi, 65. ayet. لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

lev neşâü lece`alnâhü ḥuṭâmen feżaltüm tefekkehûn.

Diyanet İşleri

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Vâkıa 62–68 · surenin 65. ayeti / 96

Konu Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? Vâkıa 57–74 3

  1. Vâkıa 62

    Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

  2. Vâkıa 63

    Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!

  3. Vâkıa 64

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

  4. 65

    Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

  5. Vâkıa 66

    "Muhakkak biz çok ziyandayız!"

  6. Vâkıa 67

    "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"

  7. Vâkıa 68

    İçtiğiniz suya ne dersiniz?!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 63–67. ayetler için yazılmıştır.

63. Yüce Allah, bu buyrukları ile kullarına lütfunu hatırlatmakta ve bu yolla onları kendisini tevhîd etmeye, kendisine ibadet etmeye ve kendisine dönmeye davet etmektedir.

Çünkü onlara kendileri için kolaylaştırmış olduğu ekin ekmek, meyve ve mahsuller edinmek gibi bir nimet vermiştir. Bu sayede onların zaruri ihtiyaçlarını ve menfaatlerini temin eden temel gıdalar, rızıklar ve meyveler ortaya çıkmaktadır ki bunlara karşı şükretmek ve haklarını edâ etmek şöyle dursun onları saymaya dahi güçleri yetmez. İhsan ettiği bu lütufları onlara itiraf ettirerek şöyle buyurmaktadır:

64. “Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren Biz miyiz?” Yani onları yerden bitki halinde çıkartanlar sizler misiniz? Onu büyütüp geliştirenler sizler misiniz? Başağını ve meyvesini çıkartan ve nihayet biçilecek tane haline getiren ve olgunlaştıran sizler misiniz? Yoksa bütün bunları tek başına yaratan ve size bu nimetleri ihsan eden Allah mıdır?

Sizin bütün yaptığınız yeri sürmek, kazmak ve oraya tohum atmaktan ibarettir. Bundan sonra neler olduğunu bilemediğiniz gibi bunun ötesine de gücünüz yetmez. Bununla birlikte Yüce Allah, eğer onları korumasaydı, hayatta kaldıkları sürece ihtiyaçlarını karşılamasaydı ve insanların bir süreye kadar onlardan yararlanmaları için onların varlıklarını muhafaza etmeseydi o tohum ve ekinlerin tehlikelere maruz kalacağına dikkatlerini çekerek şöyle buyurmaktadır:

65. “Dileseydik onu” sürülmüş ekini ve mahsulleri “çerçöpe” faydası ve rızık özelliği olamayacak şekilde kuru ot kırıntılarına “dönüştürürdük de şaşar kalırdınız.” Uğraşıp didindikten, pek çok harcamalar yaptıktan sonra çerçöp olduğu için pişman olur, başınıza gelen musibete üzülürdünüz. Böylelikle neşeniz, sevinciniz kaybolur giderdi.

66. Ve derdiniz ki: “Gerçekten biz ziyana uğradık.” Yani malımız eksildi ve varlığımızı silip süpüren bir musibetle karşı karşıya kaldık.

67. Bundan sonra da bu musibetin başınıza neden geldiğini ve hangi sebepten dolayı böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığınızı anlar ve şöyle derdiniz: “Bilakis biz (rızıktan) mahrum bırakıldık.” O halde Yüce Allah’a bu ekini sizin için yeşerttiği, sonra varlığını devam ettirip olgunlaştırdığı ve üzerine faydasından, hayır ve bereketinden sizi mahrum bırakacak afetler göndermediği için hamdedin.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu ekini olgunlaşmaya ve yetişmeye yakın kuru bir çöp yapmayı dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Ona ne isabet ettiğine dair şaşırıp kalırdınız.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَوْ lev şayet
  2. نَشَآءُ neşa'u dileseydik kök: شيا
  3. لَجَعَلْنَـٰهُ lecealnahu onu yapardık kök: جعل
  4. حُطَـٰمًۭا hutamen kuru bir çöp kök: حطم
  5. فَظَلْتُمْ fezeltum dururdunuz kök: ظلل
  6. تَفَكَّهُونَ tefekkehune sızlanıp kök: فكه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حطم (6 geçiş)

    Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" dedi.

  • Aynı kök: حطم (6 geçiş)

    Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler…

  • Aynı kök: حطم (6 geçiş)

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.…

  • Aynı kök: فكه (19 geçiş)

    Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan…

  • Aynı kök: فكه (19 geçiş)

    Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.

  • Aynı kök: فكه (19 geçiş)

    Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" (dedik). Onlar…

  • Aynı kök: ظلل (33 geçiş)

    Onlar (böyle davranmakla), bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) ve meleklerin kendilerine gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar?…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(65, 66, 67) Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da "Şüphesiz ki borçlandık (zarardayız); dahası biz (üründen) mahrum bırakıldık!" diyerek şaşar kalırdınız.

Mustafa İslamoğlu

Eğer dileseydik, onu çürüyüp un ufak olmuş bir ahşap kalıntısına çevirirdik de, şaşakalır (ve derdiniz ki):

Muhammed Esed

(Çünkü,) dileseydik, onu kuru bir çöpe döndürürdük ve siz hayret (ve dehşet) içinde kalırdınız:

Ahmed Hulusi

Eğer dileseydik onu elbette kuru - cansız bitki kılardık da, şaşar kalırdınız!

Ali Bulaç

Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

Ali Özek ve heyeti

Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

Ali Rıza Safa

Eğer dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık ve şaşkınlık içinde kalırdınız.

Bayraktar Bayraklı

- Düşündünüz mü ektiklerinizi? Siz mi onları ekin haline getiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. "Doğrusu borç altına girdik, daha doğrusu biz yoksul kaldık" derdiniz.

Edip Yüksel

Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dileseydik onu samana çevirirdik de siz şaşardınız:

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dilesek onları elbette bir çöpe çevirirdik de ağzınızda şöyle geveler dururdunuz:

Elmalılı Hamdi Yazır

Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:

Erhan Aktaş

Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dileseydik kesinlikle onu çer-çöp yapardık da siz şaşırıp kalırdınız.

Gültekin Onan

Eğer dilemiş olsaydık, gerçekten onu bir ot kırıntısı kılardık; böylelikle şaşar kalırdınız.

Hasan Basri Çantay

Eğer dileseydik muhakkak ki onu (tohumsuz) bir ot kırıntısı yapardık da siz de şaşakalırdınız.

İbni Kesir

Dilersek Biz, onu çörçöp yaparız da şaşar kalırsınız.

Mehmet Alagaş

(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık; siz de şaşırıp kalırdınız.

Süleyman Ateş

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz:

Süleymaniye Vakfı

Gerek görürsek dipnot 1 , onları çer çöp haline getiririz de şaşar kalırsınız dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları kuru ota dönüştürmeyi tercih edersek dönüştürürüz, o zaman da şaşırıp kalırsınız.

Şaban Britch

Dilersek, onu çör çöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

Şaban Piriş

Dilersek, onu çör çöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Dileseydik, onu kuru bir çöp haline getirirdik de başlardınız şu şekilde gevelemeye:

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had We willed We could reduce them to crumbs and would leave you wonder.

Abdul Haleem

If We wished, We could turn your harvest into chaff and leave you to wail,

Abdullah Yusuf Ali

Were it Our Will, We could crumble it to dry powder, and ye would be left in wonderment,

Abul A'la Maududi

If We so wished, We could have reduced your harvest to rubble, and you would have been left wonder-struck to exclaim:

Aisha Bewley

If We wished We could have made it broken stubble. You would then be left devoid of crops, distraught:

Al-Hilali & Khan

Were it Our Will, We could crumble it to dry pieces, and you would be regretful (or left in wonderment) [Tafsir Ibn Kathîr].

Ali Quli Qarai

If We wish, We surely turn it into chaff, whereat you are left stunned [saying to yourselves,]

Amatul Rahman Omar

If We (so) pleased We could reduce it to chaff (before it is ripe and ready to be harvested). And then you would remain lamenting and talking bitterly;

Arthur John Arberry

Did We will, We would make it broken orts, and you would remain bitterly jesting --

Bijan Moeinian

If it is the Creator Who makes the crops to grow, the He may turn them into hay. Then you will cry:

E. Henry Palmer

If we pleased we could make it mere grit, so that ye would pause to marvel:

Edip-Layth

If We wished, We could turn them into hay. Then you would be left in wonderment:

George Sale

If We pleased, verily We could render the same dry and fruitless, so that ye would not cease to wonder, saying,

Hamid S. Aziz

If We willed, We could crumble it to powder, then would you lament,

Mahmoud Ghali

If We had (so) decided We would indeed have made it crushed to pieces; then you would linger on (bitterly) exclaiming,

Marmaduke Pickthall

If We willed, We verily could make it chaff, then would ye cease not to exclaim:

Mohamed Ahmed - Samira

We could turn it, if We pleased, into straw; then you would rue the day,

Muhammad Asad

[For, ] were it Our will, We could indeed turn it into chaff, and you would be left to wonder [and to lament],

Mustafa Khattab

If We willed, We could simply reduce this ˹harvest˺ to chaff, leaving you to lament,

Progressive Muslims

If We wished, We can turn them into hay. Then you will be left in wonderment:

Rashad Khalifa

If we will, we can turn it into hay. Then you will lament:

Sahih International

If We willed, We could make it [dry] debris, and you would remain in wonder,

Sam Gerrans

If We willed, We could make it debris, and you would remain bitterly jesting:

Shabbir Ahmed

If We willed, We surely could turn it into chaff, then you would be left to exclaim,

Syed Vickar Ahamed

If it was Our Will, We could crumble it to dry powder, and you would be left in wondering,

Taqi Usmani

If We so will, We can certainly make it crumbled, and you will remain wondering,

The Monotheist Group

If We wished, We can turn them into hay. Then you will be left in wonderment:

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 65. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 65. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 65. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩