Vâkıa suresi

Vâkıa suresi, 70. ayet

Vâkıa suresi, 70. ayet. لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

lev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.

Diyanet İşleri

Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Vâkıa 67–73 · surenin 70. ayeti / 96

Konu Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? Vâkıa 57–74 3

  1. Vâkıa 67

    "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"

  2. Vâkıa 68

    İçtiğiniz suya ne dersiniz?!

  3. Vâkıa 69

    Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

  4. 70

    Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.

  5. Vâkıa 71

    Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!

  6. Vâkıa 72

    Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

  7. Vâkıa 73

    Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 68–70. ayetler için yazılmıştır.

68-70. Yüce Allah, kullarına yiyecek nimetini hatırlattıktan sonra içtikleri tatlı su nimetini hatırlatmaktadır. Eğer Yüce Allah, bu suyu elde etmeyi onlara kolaylaştırmamış olsaydı, onu elde etme yolunu bulamazlardı. Bu suyu buluttan indiren Yüce Allah’tır. Bundan da kimi yer yüzeyinde kimi de yer altında akan ırmaklar, kaynayıp coşan pınarlar oluşur. Bu suyu içimi kolay ve tatlı kılmış olması da Yüce Allah’ın nimetlerindendir. Çünkü dileseydi elbette ki onu kendisinden yararlanılmayacak şekilde oldukça tuzlu ve acı kılabilirdi.

"O halde” size ihsan etmiş olduğu bu nimetler dolayısı ile “Allah’a şükretmeniz gerekmez mi?”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer bu suyu içme ve sulamada kullanamayacağınız şekilde çok tuzlu yapmak isteseydik, öyle yapardık. Size rahmet olarak bu suyu tatlı bir şekilde indirdiği için Yüce Allah'a şükretmeyecek misiniz?

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَوْ lev şayet
  2. نَشَآءُ neşa'u dileseydik kök: شيا
  3. جَعَلْنَـٰهُ cealnahu onu yapardık kök: جعل
  4. أُجَاجًۭا ucacen tuzlu kök: اجج
  5. فَلَوْلَا felevla -misiniz?
  6. تَشْكُرُونَ teşkurune şüketmez- kök: شكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 5 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اجج (3 geçiş) · Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve…

  • Aynı kök: اجج (3 geçiş)

    O, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir…

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dileseydik onu da tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Mustafa İslamoğlu

Eğer dileseydik onu tuzlu ve acı bir su yapardık: şu halde neden hala şükretmiyorsunuz?

Muhammed Esed

(O tatlı bir su şeklinde iner, ama) dileseydik yakacak kadar tuzlu ve acı yapabilirdik. Öyleyse neden (Bize) şükretmiyorsunuz?

Ahmed Hulusi

Eğer dileseydik onu acı (bir su) kılardık. . . Şükretmeniz gerekmez mi?

Ali Bulaç

Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?

Ali Özek ve heyeti

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Ali Rıza Safa

Eğer dileseydik, onu tuzlu yapardık. Yine de şükretmiyor musunuz?

Bayraktar Bayraklı

- İçtiğiniz suyu hiç düşündünüz mü? Siz mi onu buluttan indiriyorsunuz yoksa biz mi? Dileseydik onu acı yapardık. Hiç şükretmez misiniz?

Edip Yüksel

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmez misiniz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dileseydik onu acı bir çorak yapardık. O halde şükretseniz ya!

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniz a

Erhan Aktaş

Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer dileseydik onu tuzlu yapardık. Buna şükretmeniz gerekmez mi?

Gültekin Onan

Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?

Hasan Basri Çantay

Eğer dileseydik onu (içilmeyecek) tuzlu bir su yapardık. O halde şükretmeli değil misiniz?

İbni Kesir

İsteseydik onu tuzlu bir su kılardık. Öyleyse şükretmeli değil misiniz?

Mehmet Alagaş

(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

Süleyman Ateş

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi?

Süleymaniye Vakfı

İsteseydik o suyu acı yapardık dipnot 1 . Keşke şükretseniz /görevlerinizi yerine getirseniz!

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nitekim suları tuzlu ve acı olan deniz ve göller vardır (Furkan 25/53, Fatır 35/12). Bütün sular böyle olsaydı içilecek su bulunamazdı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O suyu, tuzlu ve sıcak indirmeyi tercih edebilirdik. Öyleyse görevlerinizi neden yerine getirmiyorsunuz!

Şaban Britch

İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?

Şaban Piriş

İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?

Yaşar Nuri Öztürk

Dileseydik, onu tuzlu yapıverirdik. Peki şükretmeniz gerekmez mi?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had We willed We could render it salty and embitter all the sweets of life so why are you not impelled to the feeling of gratitude!

Abdul Haleem

If We wanted, We could make it bitter: will you not be thankful?

Abdullah Yusuf Ali

Were it Our Will, We could make it salt (and unpalatable): then why do ye not give thanks?

Abul A'la Maududi

If We had so pleased, We could have made it bitter. dipnot 1 So why would you not give thanks? dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In this sentence an important manifestation of Allah’s power and wisdom has been pointed out. Among the wonderful properties that Allah has created in water, one property also is that no matter what different substances are dissolved in water, when it changes into vapor under the effect of heat, it leaves behind all adulterations and evaporates only with its original and actual component elements. Had it not possessed this property the dissolved substances also would have evaporated along with the water vapors. In this case the vapors that arise from the oceans would have contained the sea salt, which would have made the soil saline and uncultivable wherever it rained. Then, neither could man have survived by drinking that water, nor could it help grow any vegetation. Now, can a man possessed of any common sense claim that this wise property in water has come about by itself under some blind and deaf law of nature? This characteristic by virtue of which sweet, pure water is distilled from saltish seas and falls as rain, and then serves as a source of water-supply and irrigation in the form of rivers, canals, springs and wells, provides a clear proof of the fact that the Provider has endowed water with this property thoughtfully and deliberately for the purpose that it may become a means of sustenance for His creatures. The creatures that could be sustained by salt water were created by Him in the sea and there they flourish and multiply. But the creatures that He created on the land and in the air, stood in need of sweet water for their sustenance and before making arrangement of the rainfall for its supply, He created this property in water that at evaporation it should rise clear and free of everything dissolved in it.
  2. metne dön, dipnot 2
    In other words, why do you commit this ingratitude in that some of you regard the rainfall as a favor of the gods, and some others think that the rising of the clouds from the sea and their raining as water is a natural cycle that is working by itself, and still others, while acknowledging it as a mercy and blessing of God, do not admit that God has any such right on them that they should bow to Him alone? How is it that while you derive so much benefit from this great blessing of Allah, in return you commit sins of disbelief and polytheism and disobedience of Him.

Aisha Bewley

If We wished We could have made it bitter, so will you not give thanks?

Al-Hilali & Khan

If We willed, We verily could make it salt (and undrinkable): why then do you not give thanks (to Allâh)?

Ali Quli Qarai

If We wish We can make it bitter. Then why do you not give thanks?

Amatul Rahman Omar

If We (so) pleased We could make it brackish. Then why do you not give thanks?

Arthur John Arberry

Did We will, We would make it bitter; so why are you not thankful?

Bijan Moeinian

If God had desired, He could have rained down salty water. Why are not you grateful [about the simplest things which are of the most importance for your survival]?

E. Henry Palmer

If we pleased we could make it pungent - why then do ye not give thanks?

Edip-Layth

If We wished, We could make it salty. If only you would give thanks.

George Sale

If We pleased, We could render the same brackish: Will ye not therefore give thanks?

Hamid S. Aziz

If We willed, We could have made it salty; why do you not then give thanks?

Mahmoud Ghali

If We had (so) decided, We would have made it bitter; so had you only thanked (Us)!

Marmaduke Pickthall

If We willed We verily could make it bitter. Why then, give ye not thanks?

Mohamed Ahmed - Samira

We could make it brackish, if We pleased; so why do you not acknowledge thanks?

Muhammad Asad

[It comes down sweet - but] were it Our will, We could make it burningly salty and bitter: why, then, do you not give thanks [unto Us]?

Mustafa Khattab

If We willed, We could make it salty. Will you not then give thanks?

Progressive Muslims

If We wished, We can make it salty. If only you would give thanks.

Rashad Khalifa

If we will, we can make it salty. You should be thankful.

Sahih International

If We willed, We could make it bitter, so why are you not grateful?

Sam Gerrans

If We willed, We could make it bitter. Oh, that you were but grateful!

Shabbir Ahmed

If We willed, We surely could make it salty. Why, then, do you not show gratitude? (By devising an equitable system of provision for all).

Syed Vickar Ahamed

If it was Our Will We verily, could make it salt (and bitter) then why do you not give thanks (to Allah)?

Taqi Usmani

If We so will, We can make it bitter in taste. So why do you not offer gratitude?

The Monotheist Group

If We wished, We can make it salty. If only you would give thanks.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 70. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 70. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Vâkıa suresi, 70. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩