Diyanet İşleri
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
Vâkıa suresi · 75–82. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Vâkıa suresi, 75. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
Hayır! Nücûm'un yerlerine dipnot 1 yemin ederim. dipnot 2
Ötesi yok! İşte Kur'an'ın parçalar halinde indirilişine yemin ediyorum;
Hayır, (bu Kuran'ın) parçalar halinde indirilişini tanıklığa çağırırım,
Yıldızların yer aldığı (Esma'mın açığa çıktığı) evren olarak yemin ederim!
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,
Yoo! Yemin olsun; yıldızların düştükleri yere! dipnot 498
- Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.
Yıldızların yerlerine yemin ederim. dipnot 1
Yıldızların yerlerine yemin ederim.
Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim;
Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim
Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
Hayır (hakıykatler kafirlerin dedikleri gibi değildir). İşte yıldızların düşdüğü yerlere andediyorum.
Hayır yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!
Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,
Hayır! (Kur'an ile ilgili söyledikleriniz doğru değil) Yıldızların bulunduğu yerlere dipnot 1 yemin ederim.
Yok yok! Yıldızların bulunduğu yere dipnot 1 yemin ederim,
Yıldızların yerlerine yemin ederim ki!
-Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki!
İş onların sandığı gibi değil! Yıldızların doğup batma, kayıp düşme noktalarına yemin ediyorum.
Vâkıa suresi, 76. ayet. وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
Bilirseniz şüphesiz ki bu büyük bir yemindir.
ki elbet bu, eğer farkındaysanız çok ağır bir yemindir.
eğer bilseniz bu en güçlü bir teyiddir!
Bilseniz, gerçekten bu çok azametli bir yemindir!
Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.
Aslında, gerçekten büyük bir yemindir bu; keşke bilseydiniz!
- Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.
Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!
Onun ne büyük bir yemin olduğunu bir bilseniz!
bilseniz o, gerçekten çok büyük bir yemindir.
ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir
Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
Eğer bilirseniz bu yüce bir yemindir.
Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.
ki hakıykaten bu, eğer bilirseniz, büyük bir anddır,
Gerçekten bilseniz bu, büyük bir yemindir.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Eğer bilirseniz, gerçekten bu büyük bir yemindir.
Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.
Keşke bilseniz, bu kesinlikle büyük bir yemindir!
Bilseniz bu büyük bir yemindir.
Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.
Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.
Ve eğer bilirseniz, gerçekten büyük bir yemindir bu.
Vâkıa suresi, 77. ayet. إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ
O, elbette değerli bir Kur'an'dır.
Şüphesiz ki bu değerli bir Kur'an'dır.
Şüphesiz o, muhatabına değer yükleyen bir hitaptır:
O, gerçekten değerli bir hitabedir,
Şüphesiz ki O (evren), Kur'an-ı Keriym'dir ("OKU"yabilene çok değerli "OKU"nandır).
Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir.
Değerli bir Kur'an'dır.
Kuşkusuz, O, kesinlikle, Kur'an-ı Kerim'dir. dipnot 499
- Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır,korunmuş bir kitaptadır.
Bu, onurlu bir Kuran'dır. dipnot 1
Bu, onurlu bir Kuran'dır.
Ki bu, hakikaten çok değerli bir Kur'an'dır.
ki hakıkaten o bir Kur'an-ı Kerim'dir
Kuşkusuz o, kesinlikle Kerim dipnot 1 bir Kur'an'dır.
Kuşkusuz o, kesinlikle Kerim dipnot 1 bir Kur'an'dır.
Kuşkusuz o, Kerim dipnot 1 bir Kur'an'dır.
Elbette bu, bir Kuran-ı Kerim'dir.
muhakkak o, elbette çok şerefli bir Kur'andır,
Şüphesiz o; şerefli bir Kur'an'dır.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.
O, elbette değerli bir Kur'an'dır,
O, şüphesiz değerli bir Kur'an'dır dipnot 1 .
(Yıldızların yerinde olan) değerli bir Kur'an'dır,
Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır.
-Hayır, Şüphesiz o, şerefli bir Kur'an'dır/okumadır.
O, kesinlikle şerefli bir Kur'an'dır.
Vâkıa suresi, 78. ayet. فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ
Korunmuş bir kitaptadır.
Saklı bir kitaptadır.
korunmuş bir kitap içindedir.
sağlam korunan ilahi kelam içinde (insana tebliğ edilmiş)tir
Görülemeyen bir Bilgi'dedir! (Dalga {wave} okyanusu olan evrensel data ve dahi hologramik esasa göre beyindeki data. )
Saklanmış/korunmuş bir kitapta (yazılı)dır.
Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan
Saklanmış Kitap'tadır.
- Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır,korunmuş bir kitaptadır.
Korunmuş bir kitaptadır.
Gizli bir kitaptadır.
Korunan bir Kitapta;
Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur
Korunmuş bir Kitap'tadır. dipnot 1
Korunmuş bir kitaptadır. dipnot 1
Korunmuş bir kitaptadır. dipnot 1
Saklanmış/korunmuş bir kitapta (yazılı)dır.
ki Sıyanet edilmiş bir kitabda (yazılı) dır.
Korunmuş bir kitabdadır.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Gizli/korunmuş bir kitaptadır.
Saklı bir Kitaptadır.
(Yıldızların bulunduğu yerde) saklı tutulan bir kitaptadır dipnot 1 .
Kınında saklı bir kitaptadır.
Gizli/korunmuş bir kitaptadır.
Gizli bir kitapta..
Titizlikle saklanan bir Kitap'tadır.
Vâkıa suresi, 79. ayet. لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ
Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.
Ona arındırılmış (melek)lerin dışında kimse dokunamaz. dipnot 1
Ona ancak temizler dokunabilir:
ki ona ancak (kalben) temiz olanlar dokunabilir:
Ona (Bilgiye), (şirk pisliğinden - hayvaniyetinden) arınıp, tahir olanlardan başkası dokunamaz!
Ona, temizlenip arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
Ona ancak temizlenenler dokunabilir.
Arınmışlardan başkası Ona dokunamaz. dipnot 500
- Onunla ancak temiz olanlar iletişim kurabilir. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Onu ancak temizler kavrayabilir.
Onu ancak temizler kavrayabilir.
ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez;
ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez
Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. dipnot 1
Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. dipnot 1
Ona arındırılmış olanlardan başkası dokunamaz. dipnot 1
Ona temizlenip arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
Ona tam bir suretde temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.
Ona arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir.
Ki ona temizlerden başkası dokunmaz.
Oradaki kitaba, tertemiz oldukları onaylanmış olanlardan dipnot 1 (meleklerden) başkası dokunamaz dipnot 2 .
Ona tertemiz sayılanlardan başkası dokunamaz.
Ona ancak temizlenenler dokunabilir.
Ona arınmış olanlardan başkası dokunamaz.
Ona, arındırılmışlardan başkası dokunmaz.
Vâkıa suresi, 80. ayet. تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Alemlerin Rabb'inden indirilmedir.
Alemlerin Rabbinden indir(il)medir.
Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
bütün alemlerin Rabbinden (gelen) bir vahiy!
Rabb-ül alemin'den tenzildir (insan bilincinde tafsile indirme).
Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
Evrenlerin Efendisinden indirilmiştir.
- Onunla ancak temiz olanlar iletişim kurabilir. Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
Evrenlerin Efendinden indirilmiştir.
Evrenlerin Rabbinden indirilmiştir.
Alemlerin Rabbi tarafından indirilmedir!
Rabbül'aleminden indirilmedir
O, Alemlerin Rabb'inden indirilmedir.
O, alemlerin Rabb'inden indirilmedir.
O, alemlerin Rabb'inden indirilmedir.
Alemlerin rabbinden indirilmedir.
(O) alemlerin Rabbinden indirilmedir.
Alemlerin Rabbından indirilmedir.
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
(O), Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.
O, bütün varlıkların Rabbi /Sahibi tarafından indirilmiştir dipnot 1 .
O, varlıkların Rabbi (Sahibi) tarafından indirilmiştir dipnot 1 .
Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.
Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.
Alemlerin Rabbi'nden indirilmiştir.
Vâkıa suresi, 81. ayet. أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
Siz bu sözü küçümsüyor musunuz?
Şimdi böyle bir haberi, siz mi kirleteceksiniz?
Şimdi böyle bir habere küçümseyerek mi bakıyorsunuz,
Şimdi siz bu olayımızı mı hafife alıp, önemsemiyorsunuz!
Şimdi siz bu sözü mü hor görüp küçümsüyorsunuz?
Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
Şimdi, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
- Şimdi siz, böyle bir söze mi leke süreceksiniz? Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?
Siz bu hadisi mi küçümsüyorsunuz?
Siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?
Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?
Böyle bir hadisi dipnot 1 mi hafife alıyorsunuz?
Böyle bir hadisi dipnot 1 mi hafife alıyorsunuz?
Böyle bir sözü mü hafife alıyorsunuz?
Şimdi siz bu sözü mü hor görüp küçümsüyorsunuz?
Şimdi siz bu kelamı mı hor görücülersiniz?
Siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Şimdi siz, bu sözü mü yalanlıyorsunuz?
Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
Şimdi siz, bu söz /Kur'an hakkında gerçek dışı beyanlarda mı bulunuyorsunuz dipnot 1 !
Şimdi siz, bu sözlere karşı yağcılık (iki yüzlülük) yapıyor,
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
-Siz, bu söze inanmıyor musunuz?
Şimdi siz, bu sözü mü kirletip küçümseyeceksiniz/bu sözle mi alttan alıp gevşek davranacaksınız/bu sözle mi yağcılık edeceksiniz?
Vâkıa suresi, 82. ayet. وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?
Rızkınızı yalanlamaya dönüştürüyorsunuz?
Böylece siz yalanla beslenmeyi alışkanlık haline getireceksiniz.
ve hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?
Yaşam gıdanız yalanlamanız mı oldu?
Ve rızkınızı (Kur'an'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
Allah’ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?
Ve yalanlamayı, geçiminiz olarak mı görüyorsunuz?
- Şimdi siz, böyle bir söze mi leke süreceksiniz? Hakikati yalanlamayı günlük gıdanız olarak mı görüyorsunuz?
İnkar etmeyi iş mi ediniyorsunuz?
İnkar etmeyi iş mi ediniyorsunuz?
Ve rızkınızı tekzibiniz (nasibinizi yalanlamanızdan ibaret) mi kılacaksınız?
Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?
Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?
Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?
Verilen rızıklara yalanlayarak mı karşılık veriyorsunuz?
Ve rızkınız (Kuran'dan yararlanma nimetini bırakıp onu) mutlaka yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz?
Rızkınıza (şükür edeceğinize) siz behemehal tekzibe mi kalkışırsınız?
Rızkınızı yalanlamakla mı çıkarıyorsunuz?
(3, 9, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 94, 95, 96) Sizleri biz yarattık hala onaylamıyor musunuz / tasdik etmiyor musunuz? Döktüğünüz şeyi / meniyi görmüyor musunuz siz mi onu yaratıyorsunuz yoksa biz mi yaratıcıyız? Sizin aranızda ölümü biz ayarladık / takdir ettik, sizi benzerlerinizle değiştirmede ve bilemediğiniz şekilde yeniden inşa etmede bizi geçemezsiniz. Kesin olan şu ki, ilk yaratılışınızı / ilk inşanızı bildiniz , halde hatırlasanıza. Neyi ektiğinizi görmüyor musunuz? Siz mi onu yetiştiriyorsunuz / ziraat ediyorsunuz yoksa biz mi onu ziraat ediyoruz ? Eğer istesek, onu çerçöp halinde yapardık , siz de şaşırır kalırdınız. Biz borca girdik ve üstelikte mahrum bırakıldık derdiniz. İ çtiğiniz suyu görmüyor musunuz? Bulut'tan onu siz mi indiriyorsunuz yoksa biz mi indiriciyiz ? Eğer i stesek onu acı yapardık. O halde teşekkür etsenize. Yaktığınız ateşi görmüyor musunuz? Onun ağacını siz mi yarattınız / inşa ettiniz yoksa biz mi inşa atçıyız? Biz onu / ateşi (cehennemin) hatırlanması için ve de ihtiyaç giderici geçimlik malzeme / meta yaptık. Çok büyük olan Rabbinin ismini üstün tut. Yemin olsun yıldızlarda vuku bulacaklara. Eğer bilebilirsen ki bu yemin, kesinlikle çok büyük bir yemindir. Kesinlikle o , ikam eden bir Kur’andır, titizlikle saklanan kitaptadır, ona temiz olandan başkası el süremez (istese de dokunamaz) alemlerin Rabbinden indirilmedir. Sizler bu anlatıyı hor mu görüyorsunuz? Rızkınızı siz mi yap ıyorsunuz? Kesinlikle siz yalanlamış oluyorsunuz? (Rızkı biz kazandık deyince bizi yok saymış oluyorsunuz) Boğazınızda (ölüm) olgunlaştığı vakit, sizler o süre boyunca bakar kalırsınız , biz ona sizden daha yakınız ve lakin siz göremezsiniz. Eğer ki sizler hesap dışındaysanız, (Size hesap sorulmayacaksa) eğer ki doğruysanız, onu geri döndürün / geri çevirin. Amma eğer o / ölen sağın halkı idiyse sağın halklarından selam sana. Amma eğer o, sapmış yalancılardan idiyse indirilecek olan kaynar sudur ve cehenneme salınır. Kesinlikle bu yaşanacak bir hakikattir. Çok büyük Rabbinin ismini üstün tut.
Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükrediyorsunuz?
(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)?
Yalan söylemeyi geçim kaynağınız haline mi getiriyorsunuz dipnot 1 ?
Söylediğiniz yalanları geçim kaynağı haline mi getiriyorsunuz? dipnot 1
Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükür ediyorsunuz?
Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükür ediyorsunuz?
Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.