Meryem suresi · 16–40. ayetler

Meryem ve Îsâ

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Meryem suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 16. ayet. وَٱذْكُرْ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَرْيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا

    Diyanet İşleri

    (16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

    Mehmet Okuyan

    Kitapta Meryem'i de hatırla! Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere dipnot 1 gitmişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "Doğu tarafı" veya "doğu mekanı" ifadesi ile kastedilen, ya içerisinde bulunduğu "mabette, mihrapta veya Beyt-i Makdis'te doğu tarafında bir köşe" veya "evinin içinde ailesinden uzak bir mekan" ya da "çevresindeki erkeklerin sataşmasından kurtulmak için doğuya doğru bir yer" anlamına gelebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu kitapta Meryem'i de gündeme taşı! Hani o ailesinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti.

    Muhammed Esed

    Ve bu ilahi mesajda Meryem'i de an. Hani, o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti;

    Ahmed Hulusi

    Gelen bilgiler içinde Meryem'i de hatırlat (zikret). . . Hani o ailesinden (uzakta, mabedin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Ali Bulaç

    Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Kitapta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Ali Rıza Safa

    Kitap'ta, Meryem'i de an. Ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti.

    Bayraktar Bayraklı

    Kitapta Meryem'i de an! O, ailesinden ayrılmış ve doğu yönünde bir yere çekilmişti.

    Edip Yüksel

    Kitapta Meryem'i de an. Ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitapta Meryem'i de an. Ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kitap'da Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kitabda Meryemi de an, o vakıt ki ailesinden çekildi de şark tarafından bir mekana

    Erhan Aktaş

    Kitap'ta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap'ta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap'ta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak, doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Gültekin Onan

    Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ehlinden (ailesinden) kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Hasan Basri Çantay

    Kitabda Meryem (kıssasını) da an. Hani o, aailesinden ayrılıb şark tarafında bir yere çekilmişdi.

    İbni Kesir

    Kitab'da Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak Doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Mehmet Alagaş

    (12-16) Ey Yahya, Kitabı kuvvetle al dedik, çocukken / sabi iken ona hüküm verdik (Gerekçeli / hikmetli karar verme yeteneği) katımızdan bir yumuşaklık ve de arınmışlık verdik. O çok takva sahibi idi. Ana babasına iyi davranandı, zorba / cebbar ve de isyankâr değildi. Ona selam olsun hem doğduğu günde hem öldüğü günde hem de yeniden dirilip canlanacağı günde.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitapta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında inzivaya çekilmişti.

    Süleyman Ateş

    Kitapta Meryem'i de an. Bir zaman o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kitap'ta Meryem'in hikayesini de anlat. Bir gün ailesinden ayrılmış, doğu tarafında bir yere çekilmişti.

    Şaban Britch

    Kitapta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak doğuda bir yere gitmişti.

    Şaban Piriş

    -Kitapta Meryem'i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak doğuda bir yere gitmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir mekana çekilmişti.

  2. Meryem suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 17. ayet. فَٱتَّخَذَتْ مِن دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَآ إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا

    Diyanet İşleri

    (16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

    Mehmet Okuyan

    (Kendisini görmemeleri için) onların aşağı tarafından bir perde çekmişti. Biz ona düzgün bir insan şeklinde görünen rûhumuzu (Cebrail'i) göndermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Olabildiğince kendini onlardan uzak tutup sakınıyordu; hal böyleyken ona vahiy meleğimizi gönderdik; öyle ki, o ona eli yüzü düzgün bir insan suretinde göründü.

    Muhammed Esed

    kendini onlardan uzak tutuyordu; bu durumdayken kendisine vahiy meleğimizi gönderdik; (bu melek) ona eli yüzü düzgün bir beşer kılığında göründü.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan kendini tecrid etti. . . Ona ruhumuzu (ilmi suret - dalga - data yapı) irsal ettik de, Ona tam bir beşer olarak göründü.

    Ali Bulaç

    Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

    Ali Özek ve heyeti

    Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onlardan yana bir perde çekti. Ardından, Ona, Ruhumuzu gönderdik; tam bir insan biçiminde Ona göründü.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu Cebrail'i gönderdik de, ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

    Edip Yüksel

    Kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendisiyle onlar arasına bir perde çekmişti. Bu durumda ona Ruhumuzu gönderdik ve önünde mükemmel bir insan olarak biçimlendi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlarla arasına bir perde çekti. Derken kendisine ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de o, düzgün bir insan şeklinde ona göründü.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlardan öte bir perde çekti derken kendisine ruhumuzu gönderdik de düzgün bir beşer halinde ona temessül ediverdi

    Erhan Aktaş

    Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. dipnot 1 O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlardan ayrı bir yere çekildi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göründü. "Örnek verme" anlamına gelen "temessül" kelimesi "benzetmeyi" ifade eden "göründü" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. dipnot 1 O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlardan ayrı bir yere çekildi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göründü. "Örnek verme" anlamına gelen "temessül" sözcüğü "benzetmeyi" ifade eden "göründü" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. dipnot 1 O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Onlardan ayrı bir yere çekildi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Göründü. (Sözcüğün birincil anlamı olarak, "örnek verme" anlamına gelen "temessül" sözcüğü bu ayette, sözcüğün diğer bir anlamı olan ve "benzemeyi" ifade eden "göründü" anlamıyla kullanılmıştır.)

    Gültekin Onan

    Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra onların önünde bir perde edinmiş (çekmiş) di. Derken biz ona ruuhumuzu göndermişdik de o, kendisine hilkati tam bir beşer şeklinde görünmüşdü.

    İbni Kesir

    Onlardan gizlenmek için de bir perde germişti. Derken, Biz de ona ruhumuzu göndermiştik de tam bir insan olarak görünmüştü ona.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra onlarla kendi arasında bir perde germişti. Derken biz ona ruhumuzu (Cebrâil’i) gönderdik. Ona tam bir insan suretinde göründü.

    Süleyman Ateş

    Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrail'i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

    Süleymaniye Vakfı

    onlarla kendi arasına bir engel koymuştu. Derken ona Ruhumuzu (Cebrail'i) dipnot 1 gönderdik, o da ona eli yüzü düzgün bir beşer şeklinde göründü.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ruh, Ruh'ül-kudüs yani Cebrail aleyhisselamdır. Allah İsa aleyhisselamı daima onunla desteklemiştir (Bakara 2/87, 253, Maide 5/110; Şuara 26/193-194).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Böylece onlarla kendi arasında bir engel oluşturmuştu. Derken ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik, ona düzgün bir insan gibi göründü.

    Şaban Britch

    Kendisi ile onlar arasına bir de perde çekmişti. O’na ruhumuzu göndermiştik. O da tam bir insan sûretinde görünmüştü ona.

    Şaban Piriş

    Kendisini onlardan gizlemek için bir de perde çekmişti. O'na ruhumuzu göndermiştik. O da tam bir insan suretinde görünmüştü ona.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlarla arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu ona göndermiştik de o kendisine sapasağlam bir insan şeklinde görünmüştü.

  3. Meryem suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 18. ayet. قَالَتْ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحْمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيًّا

    Diyanet İşleri

    Meryem, "Senden, Rahman'a sığınırım. Eğer Allah'tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Meryem) "Takvâlı (duyarlı) biriysen, senden Rahmân'a sığınıyorum." demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Meryem'in bu tutumu onun [betûl] yani namus abidesi olarak anılmasının sebebidir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Meryem): "Senden, O sınırsız merhamet sahibinin koruyuculuğundan sığınırım!" dedi, "Tabi ki eğer O'na saygı duyup sakınıyorsan!"

    Muhammed Esed

    (Meryem onu görünce:) "Senden, O kuşatıcı rahmet ve esirgeme Sahibi'ne sığınırım!" dedi, "Eğer O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyorsan (bana yaklaşma)!"

    Ahmed Hulusi

    (Meryem) dedi ki: "Rahmanıma sığınırım senden; eğer çok korunansan (bana yaklaşma)!"

    Ali Bulaç

    Demişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)."

    Ali Özek ve heyeti

    Meryem ona şöyle demişti: Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahmân'a sığınırım.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, senden, Bağışlayana sığınırım!" dedi; "Eğer sorumluluk bilinci taşıyorsan?"

    Bayraktar Bayraklı

    Meryem dedi ki: "Eğer saygılı biri isen, senden Rahman'a sığınırım."

    Edip Yüksel

    "Senden Rahman'a sığınırım" dedi, "Erdemliysen..."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Senden Rahman'a sığınırım,' dedi, 'Erdemliysen. . .'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Meryem ona: "Ben bağışlayan Allah'a sığınırım senden, eğer Allah'tan korkan biri isen!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (Meryem) ona ben, dedi: her halde senden rahmana sığınırım, sakınırsın eğer bir teki isen

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Senden Rahman'a sığınırım. Eğer takva sahibi isen." dedi. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benden uzak dur, dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Senden Rahman'a sığınırım. Eğer sen takva dipnot 1 sahibi isen benden uzak dur" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Demişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahmana sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)."

    Hasan Basri Çantay

    (Meryem ona) dedi ki: "Doğrusu ben senden esirgeyici (Allaha) sığınırım. Eğer sen fenalıkdan bihakkın sakınan (bir insan) isen (çekil yanımdan).

    İbni Kesir

    Rahman'a sığınırım senden, dedi. Eğer takva sahibi isen.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Meryem: “Senden Rahman’a sığınırım, eğer takvâ sahibi bir kimse isen” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Meryem) dedi ki: "Ben senden, çok esirgeyen(Allah)'a sığınırım. Eğer (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)."

    Süleymaniye Vakfı

    Meryem dedi ki: "Senden Rahman'a sığınırım! Eğer yanlışlardan sakınan biri isen (bana dokunma)!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meryem dedi ki "Senden Rahman'a sığınırım, eğer namuslu biri isen"

    Şaban Britch

    Eğer Allah’tan sakınan biriysen senden Rahman’a sığınırım, dedi.

    Şaban Piriş

    -Eğer Allah'tan korkan biriysen senden Rahman'a sığınırım, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Meryem demişti: "Ben senden, Rahman'a sığınıyorum. Takva sahibi biriysen dikkatli ol."

  4. Meryem suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 19. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمًا زَكِيًّا

    Diyanet İşleri

    Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Cebrail) "Ben sana tertemiz bir erkek çocuk vermem için Rabbinin sadece bir elçisiyim." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Melek): "Ben sadece Rabbinin elçisiyim, sana pırıl pırıl bir oğlan çocuğu armağan etmek için buradayım!" dedi.

    Muhammed Esed

    (Melek:) "Ben yalnızca Rabbinin bir elçisiyim" dedi, "(O Rab ki:) sana tertemiz bir oğul armağan edeceğim (diyor)."

    Ahmed Hulusi

    (Ruh) dedi ki: "Ben Rabbinin Rasulüyüm! Sana safiye bir oğul hibe etmek için açığa çıktım. "

    Ali Bulaç

    Demişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)."

    Ali Özek ve heyeti

    Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Sana, tertemiz bir oğul bağışlamak için, yalnızca, Efendinin elçisiyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ruh/melek, "Ben, ancak Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim, sana temiz bir oğlan bağışlamak için geldim" dedi.

    Edip Yüksel

    (Melek:) "Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş Efendinin bir elçisiyim" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Melek:) 'Ben, sana tertemiz bir erkek çocuğu vermek için görevlendirilmiş Rabbinin bir elçisiyim,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ruh (Cebrail): "Haberin olsun, ben sana tertemiz bir oğlan vermek için Rabbinin elçisiyim sadece!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    (Ruh) dedi: haberin olsun ben sana gayet temiz bir oğlan vermek için sırf rabbının resulüyüm.

    Erhan Aktaş

    "Ben sadece "Rabb'inin elçisiyim." dedi. "Sana tertemiz bir oğul armağan etmek için geldim."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ben sadece Rabb'inin elçisiyim." dedi. "Sana tertemiz bir oğul armağan etmek için geldim."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ben sadece sana tertemiz bir oğul bağışlamak için senin Rabb'inin elçisiyim." dedi.

    Gültekin Onan

    Demişti ki: "Ben, yalnızca rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)."

    Hasan Basri Çantay

    (Ruuh da): "Ben ancak sana (günahlardan) pak bir oğlan verme (ye vesile olmak) için (o istiaaze etdiğin) Rabbinin elçisiyim" dedi.

    İbni Kesir

    O da: Ben, Rabbının sana tertemiz bir oğul vermek için gönderdiği bir elçiden başka bir şey değilim, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cebrail: “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim.” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Ruh): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye (geldim)."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Ben sadece Rabbinin elçisiyim; sana gelişkin bir oğul vermek için geldim."

    Şaban Britch

    Ben, ancak Rabbinin bir elçisiyim. Sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.

    Şaban Piriş

    -Ben, ancak Rabbinin bir elçisiyim, sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ruh dedi: "Ben, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için buradayım."

  5. Meryem suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 20. ayet. قَالَتْ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا

    Diyanet İşleri

    Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Meryem) "Bana hiçbir insan dokunmamışken ve üstelik ahlaksız olmadığım hâlde benim nasıl çocuğum olabilir ki?" demişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. Meryem'in ne kadar büyük bir imtihan yaşadığı tahminlerin ötesindedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Meryem): "Nasıl benim bir oğlum olabilir ki?" dedi; "Bana hiçbir erkek eli değmedi, üstelik ben iffetsiz bir kadın da değilim!"

    Muhammed Esed

    (Meryem:) "Bana daha hiçbir erkek dokunmamışken, nasıl bir oğlum olabilir? Üstelik ben iffetsiz bir kadın da değilim" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Meryem) dedi ki: "Bana bir beşer dokunmadığı ve ben de iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl bir oğlum olur?"

    Ali Bulaç

    O: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiç bir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Meryem: Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Benim, nasıl bir oğlum olabilir?" dedi; "Hiçbir insanoğlunun eli bana değmedi. Zaten ben, sağtöresiz birisi değilim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Meryem, "Bana bir insan dokunmamışken, ben kötü bir kadın da değilim, nasıl oğlum olabilir?" dedi.

    Edip Yüksel

    "Bana hiçbir insan eli değmemiş ve ben iffetsizlik etmemişken nasıl olur da bir oğlum olur?" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bana hiç bir insan eli değmemiş ve ben iffetsizlik etmemişken nasıl olur da bir oğlum olur,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Meryem: "Benim nasıl bir oğlum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmadı; ben bir kahpe de değilim!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: benim için bir oğlan nasıl olur? bana bir beşer dokunmadı, ben bir kahbe de değilim.

    Erhan Aktaş

    "Benim nasıl bir oğlum olabilir? Bana kesinlikle bir beşer dokunmamışken. Ve ben kesinlikle iffetsiz değilim." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Benim nasıl bir oğlum olabilir? Bana kesinlikle bir beşer dokunmamışken. Ve ben kesinlikle iffetsiz değilim." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Benim nasıl bir çocuğum olabilir? Bana bir beşer dokunmamışken. Ve ben iffetsiz değilim." dedi.

    Gültekin Onan

    O: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiç bir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    O: "Benim nasıl bir oğlum olacakmış, dedi, (evlenib de) bana bir beşer dokunmamışdır. Ben bir iffetsiz de değilim."

    İbni Kesir

    Meryem: Benim nasıl bir oğlum olabilir ki; bana hiç bir beşer dokunmamıştır. Ve ben, kötü kadın da değilim, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Meryem: “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi.

    Süleyman Ateş

    "Benim nasıl oğlum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de değilim."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Meryem dedi ki "Benim nereden çocuğum olacak; bana erkek eli değmedi. Yoldan çıkmış biri de değilim."

    Şaban Britch

    Benim nasıl bir oğlum olabilir ki? Bana hiçbir beşer dokunmamıştır ve ben iffetsiz bir kimse de değilim, dedi.

    Şaban Piriş

    -Benim nasıl bir oğlum olabilir ki, bana hiçbir beşer dokunmamıştır ve ben kötü bir iş de yapmadım, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "Benim nasıl oğlum olur; bana herhangi bir insan dokunmadı. Ben bir kahpe de değilim."

  6. Meryem suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 21. ayet. قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَلِنَجْعَلَهُۥٓ ءَايَةً لِّلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِّنَّا وَكَانَ أَمْرًا مَّقْضِيًّا

    Diyanet İşleri

    Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Cebrail ise) şöyle demişti: "Öyle, (ama) Rabbin ‘O (iş) benim için kolaydır. Biz onu insanlara bir ayet (mucize) ve katımızdan bir rahmet kılmak için (böyle yapacağız. Zaten bu iş), karara bağlanmış (olmuş bitmiş) bir iştir' demiştir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:47. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Melek): "Orası öyledir (ama)" dedi, "Rabbin diyor ki Bu benim için çok kolaydır; üstelik Biz onu insanlar için (canlı) bir ayet ve katımızdan bir rahmet kılacağız; zaten bu iş artık gerçekleşmiş bulunmaktadır."

    Muhammed Esed

    (Melek:) "Bu doğru" dedi, "(Ancak) Rabbin diyor ki: 'Bu Benim için kolay; ve (böyle olduğu için de, senin bir oğlun olacak) ve Biz o'nu insanlar için katımızdan bir sembol ve aydınlatıcı bir bağış kılacağız!" Ve bu (Allah tarafından) önceden hükme bağlanmış bir şeydi:

    Ahmed Hulusi

    "Orası öyle! (Ancak) Rabbin dedi ki: "O, bana kolaydır! Onu insanlar için bir mucize ve bizden bir rahmet olarak açığa çıkaracağız. Bu hükmedilmiş (olup bitmiş) bir iştir!"

    Ali Bulaç

    "İşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış (ezelde olup bitmiş) bir iş idi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Öyledir!" "Efendin, diyor ki: ‘Benim için, bu kolaydır. Onu, insanlar için bir mucize ve Bizden bir rahmet yapacağız!' " Buyruk, yerine getirildi. dipnot 236

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 236
      Meryem'e, İsa peygamberin doğumunun bildirilmesi, İncil,
      Luka 1:28-37 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 1:28

      Onun yanına giren melek, “Selam, ey Tanrının lütfuna erişen kız! Rab seninledir” dedi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Melek, Meryem'in yanına girerek, ‘Selam, ey Allah'ın lütfuna erişen kız; Rab, seninledir.' deyince, Meryem, çok şaşırdı. ‘Korkma Meryem!' dedi. ‘Allah'ın lütfuna eriştin; gebe kalıp bir oğul doğuracak ve adını İsa koyacaksın.' Meryem, ‘Bu nasıl olur; ben erkeğe varmadım ki?' diyerek meleğe sordu. Melek, şöyle yanıt verdi: ‘Kutsal Ruh, senin üzerine gelecek; Yüceler Yücesi'nin gücü, sana gölge salacak. Allah'ın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.'"

    Bayraktar Bayraklı

    Ruh/melek, "Haklısın" dedi; Rabbin buyurdu ki: "Bu, bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, karara bağlanmış bir hükümdür."

    Edip Yüksel

    "Öyledir" dedi, "Efendin, ‘O iş bana kolaydır. Onu halk için bir işaret ve bizden bir rahmet kılacağız. Bu, artık kararlaştırılmış bir iştir' diyor."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Öyledir,' dedi, 'Rabbin, 'O iş bana kolaydır. Onu halk için bir işaret ve bizden bir rahmet kılacağız. Bu, artık kararlaştırılmış bir iştir' diyor.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Cebrail: "Öyle! Fakat Rabbin buyurdu ki, o Bana göre kolaydır. Ayrıca onu insanlara gücümüzün bir delili ve tarafımızdan bir rahmet kılacağımız için böyle yapacağız. Hem de o, karara bağlanmış bir iştir." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi öyle, fakat rabbın buyurdu ki o bana göre kolay hem onu nasa kudretimizin bir bürhanı ve tarafımızdan bir rahmet kılacağımız için, hem de o, bir kaza edilmiş emir bulunuyor

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elçi: "İşte böyle." dedi. Rabbin: "O Bana kolaydır. Onu, insanlara bir ayet dipnot 1 ve Bizden bir rahmet kılacağız." buyurdu. Bunun böyle olması karara bağlanmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize.

    Gültekin Onan

    "İşte böyle" dedi. Rabbin dedi ki: "Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve buyruk da yerine getirilmişti (kaza).

    Hasan Basri Çantay

    (Ruuh) dedi: (Evet) öyledir. (Fakat) Rabbin buyurdu ki: — O, bana göre pek kolay. Çünkü biz onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız. Zaten iş olub bitmişdir.

    İbni Kesir

    Bu böyledir, zira Rabbın; bu, Bana kolaydır, onu insanlar için bir ayet ve katımızdan bir rahmet kılacağız, buyuruyor, dedi. Ve iş, olup bitti.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cebrâil: “Evet, öyle! Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu, zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir.” dedi.

    Süleyman Ateş

    (Ruh): "Öyledir, dedi, Rabbin: 'O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak için (bunu yapacağız)' dedi" ve iş olup bitti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Öyledir!" dedi. "Ama Rabbin buyurdu ki ‘O, bana kolaydır, onu insanlar için bir belge (ayet) ve katımızdan bir ikram kılacağız. Bu, kararı verilmiş bir iştir.' "

    Şaban Britch

    Bu, işte böyle. Rabbin dedi ki: “O bana çok kolaydır. Onu insanlar için bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız” dedi. Ve bu iş olup bitmiştir.

    Şaban Piriş

    -Bu, işte böyle, Rabbin dedi ki: "O bana çok kolaydır. Onu insanlar için bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız" dedi. Ve iş olup bitti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "İşte böyle! Rabbin buyurdu ki: 'O benim için çok kolaydır. Böyle olması onu, insanlara bir mucize ve bizden bir rahmet yapmamız içindir. Hükme bağlanmış bir iştir bu."

  7. Meryem suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 22. ayet. فَحَمَلَتْهُ فَٱنتَبَذَتْ بِهِۦ مَكَانًا قَصِيًّا

    Diyanet İşleri

    Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi.

    Mehmet Okuyan

    (O esnada Meryem) çocuğa hamile kalmış ve onunla uzak bir yere çekilmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böylece (Meryem) ona hamile kaldı; bundan dolayı da, (insanların gözünden) uzak, kuytu bir köşeye çekildi.

    Muhammed Esed

    bunun için de, (Meryem) o'na gebe kaldı ve o'nunla birlikte uzak bir yere çekildi.

    Ahmed Hulusi

    (Meryem) Ona (İsa'ya) hamile kaldı. Onunla uzak bir bölgeye çekildi.

    Ali Bulaç

    Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi.

    Ali Özek ve heyeti

    Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Ona gebe kaldı. Sonra, Onunla uzak bir yere çekildi.

    Bayraktar Bayraklı

    Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla uzak bir yere çekildi.

    Edip Yüksel

    Ona gebe kalınca onunla uzak bir bölgeye çekildi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona gebe kalınca onunla uzak bir bölgeye çekildi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu şekilde ona hamile oldu ve bu haliyle uzak bir yere çekildi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu suretle ona hamil oldu, ve bu hamlile uzak bir yere çekildi

    Erhan Aktaş

    Ona hamile kaldı ve gözden uzak bir yere çekildi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ona hamile kaldı ve gözden uzak bir yere çekildi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ona hamile kaldı ve gözden uzak bir yere çekildi.

    Gültekin Onan

    Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet ona (isaya) gebe kaldıkda bununla (karnındaki bu çocuğu ile ailesinden) uzak bir yere çekildi.

    İbni Kesir

    Nihayet ona gebe kaldı ve bu sebeple uzak bir yere çekildi.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylelikle ona gebe kaldı da böylece onunla ıssız bir yere çekildi.

    Süleyman Ateş

    (Meryem), ona gebe kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından ona hamile kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi.

    Şaban Britch

    Nihayet ona gebe kaldı ve onunla (karnındaki bebekle) uzak bir yere çekildi.

    Şaban Piriş

    Nihayet ona gebe kaldı ve bu sebeple uzak bir yere çekildi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona gebe kaldı. Ardından da onunla uzak bir mekana çekildi.

  8. Meryem suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 23. ayet. فَأَجَآءَهَا ٱلْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ قَالَتْ يَٰلَيْتَنِى مِتُّ قَبْلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسْيًا مَّنسِيًّا

    Diyanet İşleri

    Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Zamanı geldiğinde) doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine yaslanmaya zorlamıştı da "Ah, keşke bundan önce ölseydim ve unutulup gitseydim!" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve doğum sancısı (tutunacak bir dal arayan Meryem'i) hurma ağacının gövdesine doğru sürüklerken diyordu ki: "N'olaydım, keşke bundan önce öleydim de unutulup gidenlerden olaydım!"

    Muhammed Esed

    Ve doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sürükledi(ği zaman): "Keşke bu durum başıma gelmeden önce ölseydim de unutulup giden biri olsaydım!" diye yakındı.

    Ahmed Hulusi

    Doğum sancısı ile bir hurma dalına yapışırken; "Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulup gitseydim" dedi.

    Ali Bulaç

    Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim."

    Ali Özek ve heyeti

    Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. «Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!»

    Ali Rıza Safa

    Ardından, doğum sancısı, Onu bir hurma ağacına sürükledi. "Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim!" dedi. dipnot 237

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 237
      Meryem'in, İsa peygamberi doğurması, İncil,
      Luka 2:6 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 2:6

      Onlar oradayken, Meryemin doğurma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu. Onu kundağa sarıp bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa yer yoktu.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayetinde, şöyle yazılıdır: "Meryem'in doğurma vakti geldi ve ilk oğlunu doğurdu. Onu kundağa sarıp, bir yemliğe yatırdı. Çünkü handa yer yoktu."

    Bayraktar Bayraklı

    Doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya sevketti. "Ah, keşke" dedi; "Bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim."

    Edip Yüksel

    Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi. "Keşke bundan önce ölseydim, unutulsaydım" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğum sancısı onu bir hurma dalına kadar sürükledi. 'Keşke bundan önce ölseydim, unutulsaydım,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken sancı onu bir hurma dalına götürdü ve: "Keşke bundan önce ölmüş olsaydım da unutulmuş gitmiş olsaydım." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken ağrı onu bir hurma dalına götürdü, ay dedi: nolaydım bundan evvel öleydim ve unutulmuş gitmiş olaydım

    Erhan Aktaş

    Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sığınmaya mecbur etti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim." dedi. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sözler, doğum sancısı nedeniyle söylenmiş sözler değil, hamileliğinin izahını nasıl yapacağını bilememenin verdiği sıkıntıyı ve üzüntüyü ifade eden sözlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sığınmaya mecbur etti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim." dedi. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sözler, doğum sancısı nedeniyle söylenmiş sözler değil, hamileliğinin izahını nasıl yapacağını bilememenin verdiği sıkıntıyı ve üzüntüyü ifade eden sözlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sığınmaya mecbur etti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim." dedi. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sözler, doğum sancısı nedeniyle söylenmiş sözler değil, hamileliğinin izahını nasıl yapacağını bilememenin verdiği sıkıntıyı ve üzüntüyü ifade eden sözlerdir.

    Gültekin Onan

    Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim."

    Hasan Basri Çantay

    Derken doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmıya) sevk etdi. "Keşki, dedi, bundan evvel öleydim, unutulub gideydim".

    İbni Kesir

    Doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Keşki, dedi; bundan evvel öleydim de unutulup gideydim.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. “Keşke bundan önce ölseydim de büsbütün unutulup gitmiş olsaydım!” dedi.

    Süleyman Ateş

    Doğum sancısı onu, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi. "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!"

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra doğum sancıları onu, bir hurma dalının altına getirdi. "Ah keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra doğum sancıları onu, hurma ağacına doğru sürükledi. "Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim!" dedi.

    Şaban Britch

    Doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine getirdi. Keşke, dedi. Bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.

    Şaban Piriş

    Doğum sancısı onu bir hurma dalına getirdi. -Keşke, dedi Bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet doğum sancısı onu, bir hurma ağacının kütüğüne götürdü. "Ah dedi, keşke daha önce ölseydim, keşke unutulup gitseydim."

  9. Meryem suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 24. ayet. فَنَادَىٰهَا مِن تَحْتِهَآ أَلَّا تَحْزَنِى قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: "Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı."

    Mehmet Okuyan

    (Cebrail, ağacın) alt tarafından ona şöyle seslenmişti: "Sakın üzülme! Elbette Rabbin senin alt tarafında bir su arkı var etmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından o (hurma ağacının) alt tarafından ona hitaben bir ses geldi: "Sakın üzülme! İşte, Rabbin senin (rahminde) olanı şerefli kılmıştır;

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine, hurma ağacının alt yanından (bir ses) ona şöyle seslendi: "Üzülme! Rabbin senin alt yanında ufak bir dere akıttı;

    Ahmed Hulusi

    Onun altından bir ses: "Mahzun olma, Rabbin senin alt tarafında bir dere oluşturdu" diye nida etti.

    Ali Bulaç

    Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır."

    Ali Özek ve heyeti

    Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: «Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.»

    Ali Rıza Safa

    O zaman, aşağı tarafından, Ona seslendi: "Üzülme! Efendin, senin altında bir su arkı oluşturdu!" dipnot 238

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 238
      İşte, bir bilgi ayeti: Su banyosu bedenimizdeki kasları gevşetir; bedensel ve duygusal olarak insanı dinlendirir. Gebe bir kadın suya girdiğinde, ağırlığının %75'ini yitirir. Suyun kaldırma gücü nedeniyle gebe kadının eylem yeteneği artar, kan dolaşımı hızlanır ve dölyatağı kasılmaları etkinleşir. Bunun sonucunda doğum sancısı azalır ve bebeğe iletilen oksijen artar. Su, gebe kadının bedeninde mutluluk salgısı etkisi yaratarak gerilimi azaltır. Bebek ise kendisini gebelik süresince içinde geliştiği sıvıya benzer bir ortamda hisseder. Bu bilgiyi son yıllarda keşfeden doğum uzmanları, doğumları su havuzlarında yaptırmaya başlamışlardır. Ayrıca, gebe kadının çok su içmesi, anne sütünün çoğalmasında önemli bir etkendir. Hurma meyvesi de içerisinde bulunan oksitosin ögesi nedeniyle, dölyatağı kasılma ve büzülmelerini ve süt bezleri çevresindeki küçük kasların kasılmalarını sağlar. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisinin yanında, anne sütünü çoğaltan özelliğiyle de bilinmektedir. Gebe kadınların hurma yemesi Anadolu'da yaygın bir gelenektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Aşağısından ona şöyle seslendi: "Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir."

    Edip Yüksel

    "Üzülme, Efendin senin altında bir su arkı hazırlamıştır" diye (ağacın) altından kendisine seslendi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Doğum sancısına karşı önerilen su arkı ve olgun hurma, kas hareketlerini düzenleyerek doğum sancısını hafifletmektedir. Suyun görülmesi veya sesinin işitilmesi otonom olarak kasların hareketini düzenler. Nitekim modern doğum klinikleri havuzda doğum işlemini uygulamakta. Hurmada bulunan oksitosin (oxytocyn) maddesi de modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. * Bak 4:82. * Bu ayet İsa peygamberin doğduğu mevsim konusunda da bilgi verir. * Ortadoğu'da, hurmalar Eylül sonunda ve Ekim başlarında ağaçtan düşecek derecede olgunlaşır.19:036 Yuhanna İncili'nin 20:17 ayetine bakınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı hazırlamıştır,' diye (ağacın) altından kendisine seslendi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken aşağı tarafından ona şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin senin altında bir su arkı yarattı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken ona altından nida etti: sakın mahzun olma, rabbın senin altında bir su arkı vücude getirdi

    Erhan Aktaş

    Sonra altından dipnot 1 ona "Üzülme." diye bir ses geldi: "Rabb'in, senin alt tarafında dipnot 2 olanı şerefli dipnot 3 kılmıştır."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ağacın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rahminde.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Seriyy" kelimesi; ark, dere, su yolu gibi anlamlara geldiği gibi; soylu, şerefli, değerli, seçkin, cömert, her şeyin iyisi, önder gibi anlamlara da gelmektedir. Bu ayetin çevirisinin, genellikle bu kelimeden hareketle; "Rabb'in alt tarafından bir su arkı akıttı" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Meryem'in çaresizliğinin ve üzüntüsünün gereksizliğini ifade eden ve onu teselli edecek bir seslenişle: "Üzülme, sen çok şerefli, çok değerli, her şeyin en iyisi olan ve önder bir çocuk doğuruyorsun." denmek istenmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra altından dipnot 1 ona "Üzülme." diye bir ses geldi: "Rabb'in, senin alt tarafında dipnot 2 olanı şerefli dipnot 3 kılmıştır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ağacın.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rahminde.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Seriyy" sözcüğü; ark, dere, su yolu gibi anlamlara geldiği gibi; soylu, şerefli, değerli, seçkin, cömert, her şeyin iyisi, önder gibi anlamlara da gelmektedir. Bu ayetin çevirisinin, genellikle bu sözcükten hareketle; "Rabb'in alt tarafından bir su arkı akıttı" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Meryem'in çaresizliğinin ve üzüntüsünün gereksizliğini ifade eden ve onu teselli edecek bir seslenişle: "Üzülme, sen çok şerefli, çok değerli, her şeyin en iyisi olan ve önder bir çocuk doğuruyorsun." denmek istenmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra aşağısından, ona "Üzülme." diye bir ses geldi: "Rabb'in, senin alt tarafında dipnot 1 olanı şerefli dipnot 2 kılmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahminde.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Seriyy" sözcüğü; ark, dere, suyolu gibi anlamlara geldiği gibi; soylu, şerefli, değerli, seçkin, cömert, her şeyin iyisi, önder gibi anlamlara da gelmektedir. Bu ayetin çevirisinin, genellikle bu sözcükten hareketle; "Rabb'in alt tarafından bir su arkı akıttı" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. Meryem'in çaresizliğinin ve üzüntüsünün gereksizliğini ifade eden ve onu teselli edecek bir seslenişle: "Üzülme, sen çok şerefli, çok değerli, her şeyin en iyisi olan ve önder bir çocuk doğuruyorsun." denmek istenmektedir.

    Gültekin Onan

    Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır."

    Hasan Basri Çantay

    (24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: "Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücuda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen "ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim."

    İbni Kesir

    Altından ona şu nida geldi: Üzülme sakın, Rabbın senin ayağının altında bir ırmak akıttı.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine (İsâ) Onun (Meryem'in) altından şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafından bir su arkı kılmıştır.”

    Süleyman Ateş

    Altından (Ruh) ona şöyle seslendi: "Üzülme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti."

    Süleymaniye Vakfı

    (Cebrail, Meryem'in) bulunduğu yerin aşağısından ona şöyle seslendi: "Üzülme! Rabbin, bulunduğun yerin aşağısında, fışkıran bir su oluşturdu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Melek) aşağıdan şöyle seslendi: "Üzülme! Rabbin alt taraftan bir pınar akıttı.

    Şaban Britch

    Aşağısından (melek) ona şöyle seslendi: Üzülme sakın, Rabbin senin ayağının altından bir ırmak akıttı.

    Şaban Piriş

    Altından ona şu nida geldi. -Üzülme sakın, Rabbin senin ayağının altından bir ırmak akıttı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Altından ona şöyle seslendi: "Tasalanma, Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirdi."

  10. Meryem suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 25. ayet. وَهُزِّىٓ إِلَيْكِ بِجِذْعِ ٱلنَّخْلَةِ تُسَٰقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا

    Diyanet İşleri

    "Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün."

    Mehmet Okuyan

    Hurmanın gövdesini kendine doğru silkele ki (ağaç) sana taze hurma döksün. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifadeler ilahi bir mucizeye muhatap kılınan ve çok zor bir durumla karşı karşıya bırakılan Hz. Meryem için her şeyin hazırlanmış olduğunu göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    haydi, hurma dalını kendine doğru çekerek silkele, üstüne taze ve olgun hurmalar dökülsün;

    Muhammed Esed

    Şimdi hurmanın gövdesini kendine doğru silkele, taze hurma dökülsün.

    Ahmed Hulusi

    "O hurma ağacının dalını kendine doğru salla, üzerine olgun, taze hurma düşecektir. "

    Ali Bulaç

    Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş taze hurma dökülüversin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.»

    Ali Rıza Safa

    "Hurma ağacını kendine doğru silkele; olgun taze hurmalar üzerine dökülsün!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Hurma ağacının gövdesini kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün."

    Edip Yüksel

    "Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hurmanın dalını kendine doğru silkele, üzerine derilmiş taze hurmalar dökülsün.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hurmanın da dalını kendine doğru silkele, üzerine derilmiş taze hurmalar dökülsün

    Erhan Aktaş

    "Hurma ağacını silkele. Üzerine olmuş taze hurmalar dökülsün."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Hurma ağacını silkele. Üzerine olmuş taze hurmalar dökülsün."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hurma ağacını silkele. Üzerine taze hurmalar dökülsün.

    Gültekin Onan

    Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş taze hurma dökülüversin."

    Hasan Basri Çantay

    (24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: "Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücuda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen "ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim."

    İbni Kesir

    Hurma dalını kendine doğru silkele; üstüne taze hurma dökülsün.

    Mehmet Alagaş

    (17-25) Kitapta Meryem’i hatırla / zikret, bir vakit çevresinden ayrılıp doğu tarafta bir mek âna çekildi. Bunun dışında onlarla arasına örtü çekti, ona Ruhumuzu gönderdik, ona aynı beşer gibi gözüktü. Meryem ona sakınan biri isen / takvalı biri isen ben, senden Rahmana sığınırım dedi. Ruh d edi ki ben, sana temiz bir erkek evlat hibe etmek için gönderilen Rabbinin bir elçisiyim. Benim nasıl bir çocu ğum olabilir ki bana bir beşer dokunmadı , iffetsiz / namussuz biri de değilim. Dedi ki bu böyledir. Senin Rabbin ki bu benim için kolaydır. Onu da / oğlunu da insanlara bir ayet ve benden bir rahmet yapacağız. Zaten bu gerçeklenecek bir işti / emirdi. Ona hamile kaldı onunla uzak bir mekâna çekildi. Derken doğum sancısı onu bir hurma dalın ın altına kadar götürdü, Ah keşke bundan önce öleydim ve de unutulup gitmiş olsaydım dedi. Alt tarafından ona seslendi ve asla üzülme kesinlikle sana Rabbin senin altından ırmak yaptı, sana doğru hurma dalını silkele , üzerine olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun , eğer bir beşer görürsen, ona de ki , ben Rahman’a oruç adadım bugün insanla konuşamam. Onu taşıyarak kavmine kadar getirdi, dediler ki Ey Meryem sen ne garip / ne tuhaf bir işle aramıza geldin. Ey Harun’un kardeşi, senin baban kötü biri değildi ve de annende iffetsiz / namussuz biri değildi. O da onu / oğlunu işaret etti dediler ki beşikteki çocukla / sabi ile nasıl konuşuruz / kelam edebiliriz. Oğlan d edi ki ben Allah ’ın kuluyum bana bir kitap verdi ve beni bildirici / nebi yaptı. Beni nerede olursam olayım bereketli / mübarek yaptı. Bana diri olduğum sürece , namazı, zekâtı ve anneme iyi davranmamı vasiyet etti. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Selam olsun bana hem doğduğum günde hem öldüğüm günde hem de yeniden dirilip canlanacağım günde. İşte bu hakkında kuşkulandığınız Meryem oğlu İsa hakikati budur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    'Hurma ağacını kendine doğru silkele ki, sana taze hurma dökülsün.''

    Süleyman Ateş

    "Hurma dalını sana doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün."

    Süleymaniye Vakfı

    Hurma dalını kendine doğru salla da o senin üzerine taze ve olgun hurma döksün. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hurma, içeriğindeki oksitosin sayesinde rahim ağzını uyarır. Kaslara uyarıcı etkide bulunması doğumu kolaylaştırır. Hatta doğumun başlamadığı zamanlarda suni sancı denen yapay oksitosin verilerek anne doğuma başlatılır. Bu içerik hurmada oldukça yüksektir. Bu ayete göre İsa aleyhisselamın doğumu, hurmaların hasat zamanındadır. Filistin'de hurma hasadı Ağustos - Eylül aylarındadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu hurma ağacını kendine doğru salla da üzerine taze olgun hurma dökülsün.

    Şaban Britch

    Hurma dalını kendine doğru salla, üstüne taze hurma dökülsün.

    Şaban Piriş

    Hurma dalını kendine doğru salla, üstüne taze hurma dökülsün.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hurma ağacının kütüğünü kendine doğru salla, üzerine olgun, taze hurma dökülecektir."

  11. Meryem suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 26. ayet. فَكُلِى وَٱشْرَبِى وَقَرِّى عَيْنًا فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ ٱلْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِىٓ إِنِّى نَذَرْتُ لِلرَّحْمَٰنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ ٱلْيَوْمَ إِنسِيًّا

    Diyanet İşleri

    "Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahman'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de.

    Mehmet Okuyan

    Ye, iç; gözün aydın olsun! Herhangi bir insan görürsen de ki: ‘Ben Rahmân için oruç adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."

    Mustafa İslamoğlu

    sonra da ye, iç, gözün aydın olsun! Ve eğer insanlardan herhangi birine rastlarsan, o zaman da (işaret yoluyla) de ki: "Ben O Sınırsız merhamet sahibine oruç adadım: dolayısıyla bu gün insanlardan hiç kimseyle konuşmayacağım!"

    Muhammed Esed

    Sonra da ye, iç: gözün aydın olsun! Ve eğer insanlardan birini görürsen ona de ki: "Ben O sınırsız rahmet Sahibi için, (bir süre) konuşmaktan kaçınmaya ahdettim; bu yüzden bugün insanlardan kimseyle konuşmayacağım".

    Ahmed Hulusi

    "Artık ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer beşerden birini görürsen; 'Ben Rahman için bir oruç adadım; artık bugün kimseyle konuşmayacağım' de!"

    Ali Bulaç

    Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan Allah)'a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım."

    Ali Özek ve heyeti

    «Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, Rahmân'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.»

    Ali Rıza Safa

    "Artık, ye, iç; gözün aydın olsun!" "Eğer bir insanoğlu görürsen, şunu söyle: ‘Bağışlayana, oruç adadım. Bugün, hiçbir insanla konuşmayacağım!' "

    Bayraktar Bayraklı

    "Ye, iç; gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."

    Edip Yüksel

    "Ye, iç ve gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen, ‘Ben Rahman için oruç tutmaya karar verdim. Bugün hiçbir insanla konuşmayacağım' de."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ye, iç ve gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen, 'Ben Rahman için oruç tutmaya karar verdim. Bugün hiç bir insanla konuşmayacağım' de.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen de ki: "Ben esirgeyen Allah'a oruç adadım, onun için bugün hiçbir kimse ile konuşmayacağım."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Artık ye, iç, gözün aydın olsun, bunun üzerine şayed beşerden birini görürsen ben, de: rahmana oruç adadım, onun için bu gün hiç bir inse söz söylemiyeceğim

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Artık ye ve iç. Gözün aydın olsun! Eğer bir kimseyle karşılaşırsan; ben Rahman'a oruç adadım, dipnot 1 bu nedenle bugün hiç kimse ile konuşmayacağım de."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Konuşmama orucu.

    Gültekin Onan

    Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahmana oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım."

    Hasan Basri Çantay

    (24-25-26) Aşağısından ona şu nida geldi: "Tasalanma, Rabbin senin alt (yan) ında bir su arkı vücuda getirmişdir. Hurma ağacını kendine doğru silk, üstüne derilmiş taze hurma dökülecekdir. Artık ye, iç. Göz (ün) aydın olsun. Eğer beşerden her hangi birini görürsen "ben, de, o çok esirgeyici (Allaha) oruç adadım. Onun için bu gün hiç bir kimseye kat'iyyen söz söylemeyeceğim."

    İbni Kesir

    Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan; ben Rahman' a oruç adadım. Onun için bugün hiç bir kimseyle konuşmayacağım, de.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan; “Şüphesiz ben Rahmân’a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım.” de!

    Süleyman Ateş

    "Ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen: "Ben Rahman için (susma) oruc(u) adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım" de."

    Süleymaniye Vakfı

    Haydi ye, iç; gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen şöyle de: 'Ben Rahman'a susma orucu adadım, o yüzden bugün asla kimseyle konuşmayacağım!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Susma orucu anlamı verdiğimiz kelime "savm (صوم)"dır. Yeme-içme, konuşma ve yürüme eylemlerinden birini yapmaktan kendini engellemek anlamına gelir (Müfredat). Savm kelimesi Kur'an'da sadece susma orucu anlamındadır ve yalnız bu ayette geçer. Yeme - içme ve cinsel ilişkiden uzak kalma anlamındaki oruç içinse aynı kökten sıyam (صيام) kelimesi kullanılır (Bakara 2/183, 187, 196, Nisa 4/92, Maide 5/89, 95, Mücadele 58/4).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haydi, ye, iç; gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen de ki ‘Rahman'a oruç adadım; bugün tek bir insanla bile konuşamam.'"

    Şaban Britch

    Ye, iç, gözün aydın olsun! İnsanlardan birini görürsen, Ben, Rahman’a (konuşmama) oruç adadım. Bunun için bugün hiç kimseyle konuşmayacağım, de.

    Şaban Piriş

    Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen, -Ben, Rahman'a konuşmama sözü verdim. Bunun için bugün hiç kimseyle konuşmayacağım, de.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Artık ye, iç. Gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen şöyle söyle: 'Ben Rahman için oruç adadım. Onun için bugün, insan cinsinden hiç kimseyle konuşmayacağım."

  12. Meryem suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 27. ayet. فَأَتَتْ بِهِۦ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۥ قَالُوا۟ يَٰمَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـًٔا فَرِيًّا

    Diyanet İşleri

    Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"

    Mehmet Okuyan

    Onu (çocuğunu) taşıyarak kavmine getirmişti. Demişlerdi ki: "Ey Meryem! Şüphesiz ki sen çok iğrenç bir şey yaptın!

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet, onu alarak kavminin yanına döndü. "Ey Meryem!" dediler, "Doğrusu sen dehşet bir iş işlemişsin!

    Muhammed Esed

    Ve bir süre sonra, çocuğuyla beraber, kavmine döndü. "Ey Meryem!" dediler, "Sen, gerçekten, tuhaf bir iş yaptın!

    Ahmed Hulusi

    (Meryem) çocuğu kucağında, ailesinin yanına döndü. . . Dediler ki: "Ey Meryem! Andolsun sen korkunç bir iş yapmışsın!"

    Ali Bulaç

    Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın."

    Ali Özek ve heyeti

    Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, Onu taşıyarak, toplumuna döndü. "Ey Meryem!" dediler; "Gerçek şu ki, şaşılacak bir iş yaptın!"

    Bayraktar Bayraklı

    Nihayet onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!"

    Edip Yüksel

    Onu alıp halkına getirdi. "Meryem, sen şaşılacak bir şey işledin!" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu alıp halkına getirdi. 'Meryem, sen şaşılacak bir şey işledin!,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken onu taşıyarak kavmine getirdi, Onlar: "Hey Meryem, sen Allah biliyor ya yumurcak birşey getirdin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Derken onu yüklenerek kavmine getirdi, hey Meryem! Dediler: alimallah yumurcak bir şey getirdin

    Erhan Aktaş

    Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onu kucaklayarak halka getirdi. Dediler ki: "Ey Meryem! Doğrusu sen olmayacak bir şey yaptın."

    Gültekin Onan

    Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın."

    Hasan Basri Çantay

    Derken onu yüklenerek kavmine getirdi. Dediler: "Hey Meryem, andolsun sen acaib bir şey yapmışsın".

    İbni Kesir

    Derken çocuğu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem; andolsun ki utanılacak bir şey yaptın, dediler.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onu taşıyarak kavmine götürdü: “Ey Meryem! Gerçekten sen görülmedik bir iş yaptın” dediler.

    Süleyman Ateş

    (Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın."

    Süleymaniye Vakfı

    Daha sonra bebeği kucağına alıp halkına getirdi. Dediler ki: "Meryem! Sen gerçekten hiç beklenmeyecek bir şeyle karşımıza çıktın. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çocuğu kucaklayıp halkına getirdi. Dediler ki "Meryem! Kendini iğrenç bir hale düşürmüşsün.

    Şaban Britch

    Sonra çocuğu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem, büyük bir iş yaptın! dediler

    Şaban Piriş

    Sonra çocuğu alıp kavmine getirdi. -Ey Meryem, utanılacak bir iş yaptın! dediler

    Yaşar Nuri Öztürk

    Meryem, onu taşıyarak toplumuna getirdi. "Ey Meryem, dediler, şaşılacak bir iş yaptın!"

  13. Meryem suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 28. ayet. يَٰٓأُخْتَ هَٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا

    Diyanet İşleri

    "Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi."

    Mehmet Okuyan

    Ey Harun'un kız kardeşi! dipnot 1 Baban kötü bir kişi değildi; annen de ahlaksız değildi". dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen "Harun'un kız kardeşi" ifadesi, Hz. Meryem'in Hz. Harun'un soyundan geldiği anlamını verebileceği gibi, Hz. Harun'un davasını sahiplenmesi anlamını da içerebilir. Doğru Harun adından bir kardeşinin bulunması da elbette muhtemeldir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Nisâ 4:156. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey Harun (soyu)nun kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi!"

    Muhammed Esed

    Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi; ne de annen iffetsiz bir kadındı!"

    Ahmed Hulusi

    "Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi. . . Senin anan da iffetsiz bir kadın değildi. "

    Ali Bulaç

    "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi."

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.

    Ali Rıza Safa

    "Ey Harun'un kız kardeşi! Baban, kötü bir adam değildi; annen de sağtöresiz birisi değildi!" dipnot 239

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 239
      Meryem'e, "Ey Harun'un kız kardeşi!" biçiminde seslenilmesi, Meryem'in Musa ve Harun peygamberlerin soyundan geldiğinin belirtilmesi olarak yorumlanabilir.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi."

    Edip Yüksel

    "Ey Harun'un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz değildi."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey Harun'un kız kardeşi, baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz değildi.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Harun'nun kız kardeşi, baban bir kötülük adamı değildi, annen de kahpe değildi"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Harunun hemşiresi, baban bir kötülük adamı değil idi, anan da bir kahbe değil idi

    Erhan Aktaş

    "Ey Harun'un kız kardeşi! dipnot 1 Doğrusu senin baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Harun'un Kız kardeşi" hitabından kasıt, "Harun Ehli/Harun soyundan/ Kabilesinden" mensubiyetten kinayedir. Gelenek olarak kişinin ismi mensup olduğu soyun ünlü olan kimsesi ile anılıyordu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Harun'un kız kardeşi! dipnot 1 Doğrusu senin baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Harun'un Kız kardeşi" hitabından kasıt, "Ehli Harun/Harun soyundan/ Kabilesinden" mensubiyetten kinayedir. Gelenek olarak kişinin ismi mensup olduğu soyun ünlü olan kimsesi ile anılıyordu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Harun'un kız kardeşi! dipnot 1 Doğrusu senin baban kötü bir adam değildi. Annen de iffetsiz bir kadın değildi."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Harun'un Kız kardeşi" hitabından kasıt, "Ehli Harun/Harun ailesine" mensubiyetten kinayedir.

    Gültekin Onan

    "Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey Haruunun kız kardeşi, senin baban kötü bir adam değildi. Anan da iffetsiz bir kadın değildi".

    İbni Kesir

    Ey Harun'un kızkardeşi; baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi, dediler.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ey Hârûn’un kızkardeşi! Baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi." dediler.

    Süleyman Ateş

    "Ey Harun'un kızkardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fahişe değildi (sen ne yaptın böyle)?"

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Harun'un kız kardeşi! dipnot 1 Senin baban kötü bir kişi olmadığı gibi annen de yoldan çıkmış biri değildir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eski Sami kullanımında, bir kişinin adı genellikle tanınmış bir ata veya kabile soyunun kurucusuyla ilişkilendirilirdi. Bu nedenle, örneğin Benu Temim kabilesinden bir adama bazen "Temim'in oğlu" veya "Temim'in kardeşi" diye hitap edilirdi. Meryem, rahipler sınıfını teşkil eden Musa'nın (as) kardeşi Harun'un (as) soyundan geldiği için, ona "Harun'un kız kardeşi" denmiştir (Muhammed Esed, Kur'an Mesajı). İncil
      Luka 1:34-37 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 1:34

      Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      'de Elizabet'le Meryem'in akraba olduğu açıkça söylenmekte,
      Luka 1:5 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Luka 1:5

      Yahudiye Kralı Hirodes zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun soyundan gelen karısının adı ise Elizabetti.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      'te de Elizabet'in Harun'un soyundan olduğu "Harun'un kızlarından" ifadesiyle belirtilmektedir. Öyleyse Meryem'e "Harun'un kız kardeşi" denmesi de onun değerli bir sınıfın atası olan Harun'un soyundan geldiğini hatırlatmak içindir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Harun'un dipnot 1 kızkardeşi! Baban kötü bir kişi değildir, anan da yoldan çıkmamıştır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Kimine göre bu ayette adı geçen Harun, Meryem'in gerçek kardeşidir. Ana babası gibi o da iffetli ve salih bir kimse idi. Bu yüzden işin iç yüzünü bilmeyenler, böyle birinin kız kardeşi olan Meryem'e zina etmeyi asla yakıştıramadıklarını belirtmek istemişlerdir. Nebimizden rivayet edilen bir hadiste de, İsrailoğullarında önceki nebilerin ve iyi kimselerin isimlerini çocuklarına ad koyma geleneği olduğu için Meryem'in kardeşine de Harun adı verildiğine işaret edilmiştir. (Ahmed b. Hanbel, 4/252) Buna yakın bir yorum da, Meryem'in nebi olan Harun'un soyundan gelmiş olması münasebetiyle kendisine böyle hitap edilmiş olduğu görüşüdür." (Fahreddin Razi ve Muhammed Esed'den naklen: Hayreddin Karaman v.d., Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2007, c: 3, s: 597.)

    Şaban Britch

    Ey Harun’un kızkardeşi! Baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi, dediler.

    Şaban Piriş

    Ey Harun'un kızkardeşi, baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir adam değildi. Annen de bir kahpe değildi."

  14. Meryem suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 29. ayet. فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّا

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Meryem) ona (çocuğa) işaret etmişti. Onlar da "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz!" dipnot 1 demişlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "(Daha dün) beşikte olan bir bebekle nasıl konuşalım!" şeklinde de yorumlanabilir ki bu yorum devamında geçen "Hz. İsa'nın peygamber kılınması, ona kitap verilmesi, namaz, zekat ve annesine iyilik etmesi" görevlerini daha kolay anlamayı sağlar. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:46; Mâide 5:110.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine (Meryem) çocuğa işaret etti. Onlar; "Biz, daha dünkü bir beşik bebesiyle nasıl muhatap oluruz!?" dediler.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine (Meryem) çocuğa işaret etti. "Daha beşikteki bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz ki!" diye çıkıştılar.

    Ahmed Hulusi

    Meryem oruçlu olduğundan konuşmayıp, çocuğu işaret etti (ona sorun gibisinden). . . "Kundaktaki bebekle ne konuşabiliriz ki!" dediler.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir çocuk ile nasıl konuşuruz?»

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Onu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki bir bebek ile nasıl konuşuruz?"dediler.

    Edip Yüksel

    (Tanıklık için) Onu gösterdi. "Nasıl olur da beşikteki bir çocukla konuşuruz?" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Tanıklık için) Onu gösterdi. 'Nasıl olur da beşikteki bir çocukla konuşuruz,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine ona işaret etti, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz dediler

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anlam zorlamaları ile bu ayete, "İnsanlar onu henüz genç bularak, "Biz daha dünkü çocukla nasıl konuşalım?" şeklinde anlam vermek doğru değildir. İsa Nebi'nin beşikte konuşması gerçektir. 19:21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. İsa Nebi'nin beşikte iken konuştuğunu başka ayetler de bildirmektedir (3:46; 5:110).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anlam zorlamaları ile bu ayete, "İnsanlar onu henüz genç bularak, "Biz daha dünkü çocukla nasıl konuşalım?" şeklinde anlam vermek doğru değildir. İsa Nebi'nin beşikte konuşması gerçektir. 19:21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. İsa Nebi'nin beşikte iken konuştuğunu başka ayetler de bildirmektedir. (3:46; 5:110)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anlam zorlamaları ile bu ayeti, "İnsanlar onu henüz genç bularak, "Biz daha dünkü çocukla nasıl konuşalım?" şeklinde açıklamak doğru değildir. Hz. İsa'nın beşikte konuşması gerçektir. 21. ayette de denildiği gibi bu olay bir mucizedir. Hz İsa'nın beşikte iken konuştuğunu başka ayetler de bildirmektedir.(3/Al-i İmran, 46; 5/Maide, 110)

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?"

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine (Meryem) ona (isaya) işaret etdi. "Biz, dediler, henüz beşikde bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz"?

    İbni Kesir

    Bunun üzerine o, çocuğu gösterdi: Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine (çocuğu) işaret etti. "Onlar da biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.

    Süleyman Ateş

    (Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Meryem çocuğa işaret etti. Dediler ki "Beşikteki çocukla nasıl konuşalım?"

    Şaban Britch

    Bunun üzerine çocuğu işaret etti. Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.

    Şaban Piriş

    Bunun üzerine çocuğu işaret etti. - Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Meryem, çocuğa işaret etti. Dediler: "Beşikteki bir sabiyle nasıl konuşuruz?"

  15. Meryem suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 30. ayet. قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا

    Diyanet İşleri

    Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı."

    Mehmet Okuyan

    (İsa) şöyle demişti: "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet "nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği" şeklindeki anlayışın yanlış olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:213; İsrâ 17:55.

    Mustafa İslamoğlu

    (İsa) dedi ki: "Ben Allah'ın kuluyum: O bana ilahi vahyi ulaştırdı ve beni peygamber tayin etti;

    Muhammed Esed

    (Fakat çocuk:) "Bakın," dedi, "Allah'ın kuluyum ben. O bana ilahi mesaj bahşetti ve beni peygamber yaptı,

    Ahmed Hulusi

    (Bebek İsa) konuştu: "Kesinlikle Ben Allah kuluyum; bana Bilgi (Kitap) verdi ve beni Nebi olarak meydana getirdi. "

    Ali Bulaç

    (İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı."

    Ali Özek ve heyeti

    Çocuk şöyle dedi: «Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı.»

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Kuşkusuz, ben, Allah'ın kuluyum. Bana Kitap verdi ve beni peygamber yaptı!"

    Bayraktar Bayraklı

    İsa şöyle dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."

    Edip Yüksel

    (Çocuk:) "Ben ALLAH'ın bir kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Çocuk:) 'Ben ALLAH'ın bir kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O: "Haberiniz olsun ben Allah'ın kuluyum. O, bana bir kitap verdi ve beni bir peygamber yaptı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O dedi ki: haberiniz olsun ben Allahın kuluyum, o bana kitab verdi ve beni bir Peygamber yaptı

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Kuşkusuz ki ben dipnot 1 Allah'ın kuluyum. Bana Kitap verdi ve beni Nebi yaptı." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsa Nebi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Beşikteki çocuk: "Kuşkusuz ki ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitap verdi ve beni Nebi yaptı. dipnot 1 " dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle, geçmiş zaman kipiyle "Bana Kitap verdi ve beni Nebi yaptı." şeklinde ifade edilmişse de; anlam olarak, " Bana Kitap vermeyi ve beni Nebi yapmayı hükme bağladı/kararlaştırdı." şeklinde anlaşılmalıdır. Beşikteki bir çocuğa Kitap ve Nebilik verilmeyeceğinden hareketle, Hz. İsa'nın toplumunun yanına döndüğünde genç yaşta bir delikanlı olduğu, "beşikteki çocuk" deyiminin "daha dünkü çocuk" anlamında onu hafife almak amacıyla söylendiği şeklindeki görüş bizce isabetli değildir.

    Gültekin Onan

    (İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Tanrı'nın kuluyum. (Tanrı) bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı."

    Hasan Basri Çantay

    (İsa dile gelib) dedi ki: "Ben hakıykat Allahın kuluyum. O, bana kitab verdi. Beni peygamber yapdı".

    İbni Kesir

    Çocuk dedi ki: Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Dedi ki: "Muhakkak ben Allah’ın kuluyum. Bana o kitabı vermiş ve beni nebî kılmıştır."

    Süleyman Ateş

    (Çocuk): "Ben Allah'ın kuluyum, dedi,(O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı."

    Süleymaniye Vakfı

    Bebek şöyle dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi dipnot 1 ve beni nebi yaptı. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ona kitap verilmesi, kitaba ait bilgilerin ana rahmindeyken öğretilmesidir. İsa (a.s.) da Tevrat'a uymakla sorumludur (Al-i İmran 3/48); ancak ona, İsrailoğullarına haram kılınmış bazı yiyecekleri helal kılma görevi verilmiştir (Al-i İmran 3/51).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Allah tarafından nebi olarak görevlendirilen kişilere kitap verildiğinin delillerinden biridir. Ayrıntılı bilgi için bkz: Bakara 2/136, 213, Al-i İmran 3/81, 84, En'am 6/82-90).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Çocuk şöyle dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana kitap verecek ve beni nebi yapacaktır.

    Şaban Britch

    Ben, Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber kıldı.

    Şaban Piriş

    (Çocuk şöyle konuştu:) -Ben, Allah'ın kuluyum. Bana kitap verecek ve beni peygamber yapacak.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sabi dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O bana kitap verdi, beni peygamber yaptı."

  16. Meryem suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 31. ayet. وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّا

    Diyanet İşleri

    "Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."

    Mehmet Okuyan

    Beni bulunduğum her yerde bereketli kıldı. Yaşadığım sürece salâtı (namazı) ve zekâtı bana emretti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Al-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Kehf 18:21; Meryem 19:55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.

    Mustafa İslamoğlu

    nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı; ve bana hayatta olduğum sürece ibadeti diriltmeyi ve arınmak için verilmesi gerekeni vermeyi emretti;

    Muhammed Esed

    ve nerede bulunursam bulunayım beni kutlu ve erdemli kıldı; yaşadığım sürece bana salatı, arınmak için vermeyi emretti;

    Ahmed Hulusi

    "Nerede olursam olayım beni bereketli kıldı. . . Salatı (sürekli Rabbime yönelik yaşamayı) ve safiyeyi hükmetti, Hayy olduğum sürece!"

    Ali Bulaç

    "Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."

    Ali Özek ve heyeti

    «Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.»

    Ali Rıza Safa

    "Nerede bulunursam bulunayım, beni kutsadı ve yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı buyruk verdi!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Nerede olursam olayım O, beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti."

    Edip Yüksel

    "Nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı. Yaşadığım sürece bana salatı ve zekatı ve "

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı ve '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Beni her nerede olursam mübarek kıldı ve hayatta kaldığım müddetçe bana namazı ve zekatı tavsiye buyurdu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat olduğum müddetçe bana namaz ve zekat tavsıye buyurdu

    Erhan Aktaş

    "Ve beni bulunduğum her yerde mübarek dipnot 1 kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı dipnot 2 ve zekatı dipnot 3 tavsiye etti. dipnot 4 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kutlu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelme demektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almaktır. Salatın diğer anlamları şunlardır: Ritüel salat (Namaz), dua etmek, din, havra. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak. Namaz, Farsça bir kelimedir ve bu kelime Kur'an'da geçmez.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 19:13. ayetin dipnotu.
    4. metne dön, dipnot 4
      Hükme bağladı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve beni bulunduğum her yerde mübarek dipnot 1 kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı[2] ve zekatı dipnot 3 tavsiye etti. dipnot 4 "

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kutlu.
    2. metne dön, dipnot 3
      Salat, ibadete layık yegane ilahın Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almak, salatı (namaz) kılmak, dua etmek demektir. 3
    3. metne dön, dipnot 4
      Zekat, arınma, arındırma, arınmak temektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir. (Bkz. 19:13; 18:81; 23:4.)
    4. metne dön, dipnot 5
      Hükme bağladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve beni bulunduğum her yerde mübarek dipnot 1 kıldı. Ve yaşadığım sürece bana salatı dipnot 2 ve zekatı dipnot 3 tavsiye etti. dipnot 4

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kutlu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek; ibadete layık yeğane ilahın Allah olduğuna inanmak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benliğini arındırmayı, ruhen, kalben, manen temizlenmeyi, arı duru hale gelmeyi.
    4. metne dön, dipnot 4
      Hükme bağladı.

    Gültekin Onan

    "Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."

    Hasan Basri Çantay

    "Beni her nerede olursam mübarek kıldı. Bana, hayatda bulunduğum müddetçe namaz (kılmam) ı, zekat (vermem) i emretdi".

    İbni Kesir

    Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti."

    Süleyman Ateş

    "Beni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti!"

    Süleymaniye Vakfı

    Bulunduğum her yerde beni mübarek kıldı /çok faydalı bir kişi yaptı; yaşadığım sürece bana namaz ve zekat görevi yükledi. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Nerede olursam olayım, beni bereketli kılacaktır. Hayatta olduğum sürece bana namaz ve zekat görevi yükleyecektir.

    Şaban Britch

    Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti.

    Şaban Piriş

    Nerede olursam olayım beni bereketlendirdi ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Beni, bulunduğum her yerde kutsal ve bereketli kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı, zekatı önerdi."

  17. Meryem suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 32. ayet. وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًا شَقِيًّا

    Diyanet İşleri

    "Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı."

    Mustafa İslamoğlu

    bir de anama iyi davranmayı... Fakat beni azgın bir zorba kılmadı.

    Muhammed Esed

    ve anamı saygıyla gözetmemi; ve beni merhametten yoksun bir zorba kılmadı.

    Ahmed Hulusi

    "Anneme hayırlı kıldı; zorba mahrum kılmadı!"

    Ali Bulaç

    "Anneme itati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı."

    Ali Özek ve heyeti

    «Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.»

    Ali Rıza Safa

    "Ve anneme saygılı davranmamı. Zaten beni, dikbaşlı bir zorba yapmadı!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı."

    Edip Yüksel

    "anneme karşı iyi huylu olmamı emretti. Beni baş kaldıran bir zorba yapmadı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'anneme karşı iyi huylu olmamı emretti. Beni baş kaldıran bir zorba yapmadı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Beni anneme saygılı kıldı, beni eşkiya bir zorba yapmadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve beni valideme hürmetkar kıldı, bir cebbar şekıy kılmadı

    Erhan Aktaş

    Ve anneme karşı birr dipnot 1 yaptı. Ve beni bir zorba, bir isyankar yapmadı."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ve anneme karşı birr dipnot 1 yaptı. Ve beni bir zorba, bir isyankar yapmadı."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve anneme karşı birr dipnot 1 olmayı. Ve beni bir zorba, bir isyankar yapmadı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayır, iyilik, bağış, itaat, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, sevgi.

    Gültekin Onan

    "Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı."

    Hasan Basri Çantay

    "Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni bir zorba, bir bedbaht yapmadı".

    İbni Kesir

    Bir de anneme iyi davranmamı. Ve beni bedbaht bir zorba kılmadı.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı.”

    Süleyman Ateş

    "(Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bana, anama iyi evlat olacağım; zorba ve isyankar olmayacağım bir yapı verdi." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Beşikteki çocuğun bir görev ve sorumluluğu olamayacağı için geçmiş zamanı gösteren fiillere gelecek zaman anlamı verilmiştir.  Arap dilinde iltifat denen bu sanat, anlatımı güçlendirmek için sıkça kullanılır.

    Şaban Britch

    Bir de anneme iyi davranışlı kıldı ve beni zorba ve asi kılmadı.

    Şaban Piriş

    Bir de anneme iyi davranışlı kıldı ve beni zorba ve asi kılmadı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Anneme iyilik etmemi önerdi. Beni zorba bir eşkıya yapmadı."

  18. Meryem suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 33. ayet. وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا

    Diyanet İşleri

    "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selam (esenlik verilmiştir)."

    Mehmet Okuyan

    Doğduğum gün, öleceğim gün ve sağ olarak diriltileceğim gün selam banadır."

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim doğduğum gün tam bir ilahi güvence kapsamındaydım, öleceğim ve yeniden hayata döndüreleceğim gün de (öyle olacaktır).

    Muhammed Esed

    "Bunun içindir ki, doğduğum gün selam benim üzerimdeydi; öleceğim gün ve hayata (yeniden) döndürüleceğim gün (yine benim üzerimde olacaktır)!"

    Ahmed Hulusi

    "Dünyaya geldiğimde, ölümü tattığımda ve ölümsüz olarak ba's olduğumda, Es Selam üzerimdedir. "

    Ali Bulaç

    "Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün de."

    Ali Özek ve heyeti

    «Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün selâmet (esenlik) banadır.»

    Ali Rıza Safa

    "Bana selam olsun; doğduğum gün, öleceğim gün ve bana yeniden yaşam verileceği gün!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün selam banadır."

    Edip Yüksel

    "Doğduğum gün, öldüğüm gün ve diri olarak kaldırılacağım gün bana selam olsun."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğduğum gün, öldüğüm gün ve diri olarak kaldırılacağım gün bana selam olsun.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Selam bana; hem doğduğum gün, hem öleceğim gün, hem de diri olarak kaldırılacağım güne!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve selam bana hem doğduğum gün hem öleceğim gün, hem diri olarak ba's olunacağım gün

    Erhan Aktaş

    "Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak diriltileceğim gün, selam dipnot 1 benim üzerimedir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esenlik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak diriltileceğim gün, selam dipnot 1 benim üzerimedir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esenlik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğurulduğum gün, öleceğim gün ve canlı olarak diriltileceğim gün, selam dipnot 1 benim üzerimedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esenlik.

    Gültekin Onan

    "Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağım gün de."

    Hasan Basri Çantay

    "Doğduğum gün de, öleceğim gün de, diri olarak (kabrimden) kaldırılacağım gün de selam (ve selamet) benim üzerimdedir".

    İbni Kesir

    Selam olsun bana; doğduğum günde, öleceğim günde ve diri olarak kaldırılacağım günde, dedi.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm olsun.”

    Süleyman Ateş

    "Doğduğum gün de, öleceğim gün de ve diri olarak kaldırılacağım gün de bana esenlik verilmiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün, esenlik ve güvenlik içinde olayım!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsa aleyhisselama, öldüğü gün esenlik ve güvenlik içinde olacağını söyleten Allah Teala'dır. Düşmanlarının onu öldürme planlarını, boşa çıkarmıştır (Al-i İmran 3/54-55, Nisa 4/157). Aynı durum Yahya aleyhisselam için de geçerlidir (Meryem 19/15).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bana selam (esenlik ve güvenlik) olsun doğduğum gün, öleceğim gün ve yeniden diriltileceğim gün."

    Şaban Britch

    Doğduğum gün, öldüğüm gün ve yeniden dirileceğim gün selam olsun bana! dedi.

    Şaban Piriş

    Doğduğum gün, öldüğüm gün ve yeniden dirileceğim gün selam olsun bana dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Selam bana doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün."

  19. Meryem suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 34. ayet. ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ قَوْلَ ٱلْحَقِّ ٱلَّذِى فِيهِ يَمْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.

    Mehmet Okuyan

    İşte, hakkında tartıştıkları Meryem oğlu İsa ile ilgili doğru söz budur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte budur Meryem oğlu İsa; çekişip durdukları konuda söylenecek tek gerçek söz de (budur)!

    Muhammed Esed

    Meryem oğlu İsa hakkında, üzerinde öylesine derin bir anlaşmazlığa düştükleri doğru açıklama işte budur.

    Ahmed Hulusi

    İşte İsa, Meryemoğlu. . . Hakkında şüpheye düştükleri gerçek!

    Ali Bulaç

    İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz".

    Ali Özek ve heyeti

    İşte Meryem oğlu İsa budur; şüphe ettikleri hususta biz bunu gerçek bir söz olarak söylüyoruz.

    Ali Rıza Safa

    Meryem Oğlu İsa, işte budur. Hakkında kuşku duydukları sözün gerçeği budur.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa, hak söz olarak budur.

    Edip Yüksel

    İşte, Meryem oğlu İsa böyleydi. Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte, Meryem oğlu İsa böyleydi. Hakkında kuşkuya düştükleri konunun gerçeği budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte hakkında tartışıp durdukları Meryem oğlu İsa. Hak sözü olarak budur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte hakkında niza edip durdukları İsa ibn Meryem hak sözü olarak budur

    Erhan Aktaş

    İşte hakkında tartıştıkları Meryem Oğlu İsa hakkında söylenecek gerçek söz budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte hakkında tartıştıkları Meryem oğlu Îsa hakkında söylenecek gerçek söz budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte hakkında tartıştıkları Meryem oğlu İsa hakkında söylenecek gerçek söz budur.

    Gültekin Onan

    İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz".

    Hasan Basri Çantay

    İşte hakkında şek (ve ihtilaf) etmekde oldukları Meryem oğlu isa Hak kavlince budur.

    İbni Kesir

    İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa, hak söze göre budur.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsâ hak söze göre budur.

    Süleyman Ateş

    İşte Meryem oğlu İsa. Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte Meryem oğlu İsa; onun hakkında şüphelendikleri şeyin gerçek ifadesi budur.

    Şaban Britch

    İşte Meryemoğlu İsa! (Bu) Hakkında şüphe ettikleri kimsenin hak sözüdür.

    Şaban Piriş

    İşte Meryemoğlu İsa! Hakkında şüphe ettikleri kimsenin gerçek sözü.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte Meryem'in oğlu İsa budur! Hakkında kuşku ve çelişmeye düştükleri şeyin doğrusu bu sözdür.

  20. Meryem suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 35. ayet. مَا كَانَ لِلَّهِ أَن يَتَّخِذَ مِن وَلَدٍ سُبْحَٰنَهُۥٓ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.

    Mehmet Okuyan

    Allah asla çocuk edinmemiştir. (Haşa)! O, yücedir. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "Ol!" der; o da hemen olmaya başlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Kün fe yekûnu] yani "yaratılış sistemi"yle ilgili detaylı bilgi için bkz. Bakara 2:117, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir çocuk edinmek Allah'a asla yakıştırılamaz; O mutlak aşkın ve yüce olandır: O bir şeyin olmasını dilediği zaman O'nun sadece "Ol!" demesi yeterlidir: artık o şey, hemen oluş sürecine girecektir.

    Muhammed Esed

    Bir oğul edinmek Allah'a asla yakıştırılamaz; sınırsız yüceliğiyle O böyle bir şeyin üstünde, ötesindedir. O bir şeyin olmasına hükmettiği zaman, ona yalnızca "Ol!" der ve o (şey hemen) oluverir!

    Ahmed Hulusi

    Çocuk edinmesi (kendinden gayrı mevcut olmayan El AHAD-üs Samed) Allah için olacak şey değildir; O, Subhan'dır! Bir işin olmasını hükmederse onun için yalnızca "Ol" der; o olur.

    Ali Bulaç

    Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın bir evlât edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece «Ol!» der ve hemen olur.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın çocuk edinmesi, olacak şey değildir; O, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. O, bir işin olmasına yargı verdiğinde, ona, yalnızca "Ol!" der; hemen olur.

    Bayraktar Bayraklı

    Çocuk edinmek Allah'a yaraşmaz. O, yücedir. Bir işe hükmederse, ona "ol" der, o da oluşmaya başlar.

    Edip Yüksel

    ALLAH için bir çocuk edinmek söz konusu olamaz. O yücedir. Bir iş diledi mi, ona sadece "Ol!" der, o da olur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH için bir çocuk edinmek söz konusu olamaz. O yücedir. Bir iş diledi mi, ona sadece 'Ol,' der, o da olur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın oğul edinmesi asla olur şey değildir; O, bu gibi şeylerden uzaktır. O, bir işin olmasını dileyince ona sadece "Ol!" der, oluverir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın veled ittihaz etmesi hiç bir zaman olur şey değildir, tenzih o sübhana, o bir emri murad edince sade ona 'ol!' der, oluverir

    Erhan Aktaş

    Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. O, her şeyden münezzehtir. dipnot 1 Allah bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona "Ol." der, o da olur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kusur ve eksikliklerden arınık, eşsiz ve benzersiz. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek. Tenzih, tevhidin başka bir ifadesidir. Eş koşulanların ve yakıştırılan niteliklerin tamamından arındırma demektir. "Hiçbir şey O'nun benzeri değildir (42:11)." Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. O, her şeyden münezzehtir. dipnot 1 Allah bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona "Ol." der, o da olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kusur ve eksikliklerden arınık. Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur. Allah'ın acizlik, eksiklik ve yaratılmış özelliklerinden arınmış olduğunu benimsemek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın bir oğul edinmesi olacak şey değildir. O, her şeyden münezzehtir. dipnot 1 Allah bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona "Ol." der, o da olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir buyruğun olmasına karar verirse ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın evlad edinmesi (Hiç bir zaman) olmuş (şey) değildir. O, münezzehdir. O, bir işi (n olmasını) dileyince ona "Ol" der, o da oluverir.

    İbni Kesir

    Oğul edinmek Allah'a asla yakışmaz. O münezzehtir. Bir işin olmasını istedi mi, ona sadece; ol, der, o da oluverir.

    Mehmet Alagaş

    (35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın çocuk edinmesi olacak bir şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiğinde ona yalnızca “Ol!” der, o da oluverir.

    Süleyman Ateş

    Çocuk edinmek, Allah'a yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir işi yapmak istedi mi ona sadece "ol" der, (o da) olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın çocuk edinmesi olacak iş değildir. O, bundan uzaktır. Allah bir işe karar verdiği zaman onun için sadece "Oluş" der sonra o şey oluşur.

    Şaban Britch

    Çocuk edinmek Allah’a yakışmaz. O bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve o da hemen oluverir.

    Şaban Piriş

    Çocuk edinmek Allah'a yakışmaz. O bundan uzaktır. Bir işin olmasını istediği zaman sadece ona "ol" der o da oluverir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir oğul edinmek Allah'a asla yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir iş ve oluşa karar verdi mi, ona sadece "Ol!" der, o hemen oluverir.

  21. Meryem suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 36. ayet. وَإِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.

    Mehmet Okuyan

    (İsa şunu söylemiştir:) "Şüphesiz ki Allah benim de Rabbimdir; sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin! Doğru yol budur." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hz. İsa'nın bu mesajıyla ilgili bkz. Al-i İmrân 3:51; Mâide 5:117; Zuhruf 43:64.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve (İsa'nın tek dediği şudur): "Hiç şüphe yok ki benim de sizin de Rabbiniz Allah'tır. Şu halde yalnız O'na kulluk edin: budur dosdoğru yol!"

    Muhammed Esed

    Ve (İsa'nın her zaman söylediği gerçek şudur:) "Şüphesiz, benim Rabbim de, sizin Rabbiniz de Allah'tır; öyleyse (yalnızca) O'na kulluk edin: dosdoğru yol (yalnızca) budur!"

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Allah'tır benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz! O'na kulluk etmekte olduğunuzu fark edin. . . Bu sırat-ı müstakimdir.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.

    Ali Özek ve heyeti

    (İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk ediniz. İşte doğru yol budur.

    Ali Rıza Safa

    "Kuşkusuz, Allah, hem benim Efendim hem de sizin Efendinizdir. Artık, O'na hizmet edin. Dosdoğru yol, işte budur!" dipnot 240

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 240
      İsa peygamberin "Allah, hem Benim Efendim hem de Sizin Efendinizdir. Artık, O'na hizmet edin. Dosdoğru yol, işte budur!" sözü, 3:51, 5:72, 5:117 ve 43:64 ayetlerinde de bildirilmiştir. İsa peygamberin bu sözü, İncil,
      Markos 12:29 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 12:29

      İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‹Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rabdir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,30 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İsa: ‘En önemlisi şudur!' dedi; ‘Dinle ey İsrail! Allahımız Rab, Bir olan Rab'dir. Ve Allahın Rabbi, tüm yüreğinle, tüm canınla, tüm aklınla ve tüm gücünle seveceksin.'" İncil'deki bu ayetin benzeri Tevrat'ta da bildirilmiş ve buna ilişkin 20:98 ayetinin dipnotunda bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk ediniz. Doğru yol budur.

    Edip Yüksel

    "ALLAH benim de Efendim, sizin de Efendinizdir; O'na hizmet ediniz. Doğru yol budur."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk ediniz. Doğru yol budur.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayrıca o (İsa) dedi ki: "Haberiniz olsun, Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir; onun için hep O'na ibadet ediniz! İşte yegane doğru yol budur!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem o haberiniz olsun dedi: Allah benim de rabbım sizin de rabbınızdır, onun için hep ona ibadet ediniz işte yegane doğru yol budur

    Erhan Aktaş

    Allah, benim de Rabb'im sizin de Rabb'inizdir. O halde, O'na kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, benim de Rabb'im sizin de Rabb'inizdir. O halde, O'na kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, benim de Rabb'im sizin de Rabb'inizdir. O halde, O'na kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, Tanrı benim de rabbim, sizin de rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.

    Hasan Basri Çantay

    "Şübhesiz ki Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O halde Ona kulluk edin. İşte biricik doğru yol budur".

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki Allah; benim de Rabbım, sizin de Rabbınızdır. O'na ibadet edin. İşte dosdoğru yol budur.

    Mehmet Alagaş

    (35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (sadece) O’na ibadet edin. Dosdoğru yol budur.

    Süleyman Ateş

    "Şüphesiz, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O'na kulluk edin." İşte doğru yol budur.

    Süleymaniye Vakfı

    (İsa devam etti:) "Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse siz, ona kulluk edin; bu dosdoğru bir yoldur." dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Al-i İmran 3/51, Maide 5/117, Zuhruf 43/64. Bu konu İncil'de şöyle geçer: "İsa (din bilginine) şöyle karşılık verdi: "En önemli buyruk şudur: 'Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab'dir. Tanrın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.'." (
      Markos 12:29 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 12:29

      İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‹Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rabdir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (İsa dedi ki) "Allah benim Rabbimdir dipnot 1 , sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kul olun; doğru yol budur."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibimdir

    Şaban Britch

    Şüphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (sadece) O’na ibadet edin. Dosdoğru yol budur.

    Şaban Piriş

    -Şüphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin! Dosdoğru yol budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şüphesiz, Allah, benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir. O halde O'na ibadet edin. Dosdoğru yol budur.

  22. Meryem suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 37. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

    Mehmet Okuyan

    (Çeşitli) gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ayrılığa düştüler. Büyük günün şahitliği nedeniyle kâfir olanların vay hâllerine! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Zuhruf 43:65.

    Mustafa İslamoğlu

    Buna rağmen mezhepler kendi aralarında ayrılığa düştüler. O halde, büyük bir günün sorgusunda (yaşayacaklarından) dolayı, inkarda direnen o kimselerin vay hallerine!

    Muhammed Esed

    Hal böyleyken (Kitab-ı Mukaddes'e bağlı olduklarını iddia eden) hizipler yine de aralarında (İsa'nın doğası hakkında) çekişip duruyorlar! Öyleyse, o büyük Gün bütün açıklığıyla gelip çattığı zaman vay hallerine hakkı inkar edenlerin!

    Ahmed Hulusi

    Çeşitli anlayıştakiler (Uluhiyetin TEK'liğinden perdeliler) aralarında ayrılığa düştüler (Allah'a iftira attılar). . . Yaşanacak azametli sürecin dehşetinde yazık olacak o hakikat bilgisini inkar edenlere!

    Ali Bulaç

    İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkar edenlere.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!

    Ali Rıza Safa

    Ayrımcılar, aralarında uyuşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak olan nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük günü görecek olduğu zamanda vay o kafirlerin haline!

    Edip Yüksel

    Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak kafirlerin vay haline!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak kafirlerin vay haline!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra gruplar kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık büyük bir günün görülecek dehşetinden vay kafirlerin haline!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilafa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hailesinden veyl o küfredenlere

    Erhan Aktaş

    Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin vay haline.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin dipnot 1 vay haline.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.

    Gültekin Onan

    İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay küfredenlere.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra fıkralar kendi aralarında ihtilaf etdi. Artık görecekleri büyük bir günün çetin azabı o kafirlerindir.

    İbni Kesir

    Fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline.

    Mehmet Alagaş

    (35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için kâfirlerin vay haline.

    Süleyman Ateş

    Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinden farklı kesimler birbirlerine düştüler. Vay haline o büyük günde huzura çıkmayı göz ardı edenlerin.

    Şaban Britch

    Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o şahit olunacak büyük günde kâfirlerin haline!

    Şaban Piriş

    Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendi aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Büyük bir günün tanıklığından ötürü vay o inkarcıların haline!

  23. Meryem suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 38. ayet. أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا لَٰكِنِ ٱلظَّٰلِمُونَ ٱلْيَوْمَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Okuyan

    Huzurumuza gelecekleri gün (gerçeği) nasıl da duyacak ve nasıl da görecekler! Fakat o zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlıktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bize gelecekleri o günde neler işitip neler görecekler (bir bilsen)! Fakat zalimler, o gün aşikar bir biçimde yoldan sapmış bulunacaklar.

    Muhammed Esed

    Bizim karşımıza çıkacakları o Gün, (gerçeği) nasıl da apaçık işitecek ve görecekler! Ne var ki, bu zalimler o gün artık aşikar bir biçimde bir kere yoldan çıkmış bulunacaklar:

    Ahmed Hulusi

    (Hakikati) işitecekler, görecekler bize gelecekleri süreçte! Ne var ki bugün, o zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Ali Bulaç

    Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün (başlarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o zalimler bugün açık bir sapıklık içindedirler.

    Ali Rıza Safa

    Bize gelecekleri gün, neler duyacaklar ve neler görecekler. Fakat bugün, haksızlık yapanlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler. dipnot 241

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 241
      "Neler duyacaklar ve neler görecekler." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onları dinle ve seyret." veya "Ne güzel duyacaklar ve ne güzel görecekler." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bize gelecekleri gün, ne güzel işitecekler ve ne güzel görecekler! Fakat, haksızlık yapanlar o gün apaçık bir şaşkınlık içindedirler.

    Edip Yüksel

    Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Neler işidecek neler görecekler onlar bize gelecekleri gün, lakin o zalimler bugün açık dalal içindeler

    Erhan Aktaş

    Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.

    Gültekin Onan

    Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar bize gelecekleri gün neler işidecekler, neler görecekler! Fakat o zaalimler (buna rağmen) bugün (haala) apaçık sapıklık içindedirler.

    İbni Kesir

    Bize geldikleri gün; neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Mehmet Alagaş

    (35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bize gelecekleri gün, ne kadar iyi işitecek, ne kadar da iyi görecekler! Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.

    Süleyman Ateş

    Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler!

    Süleymaniye Vakfı

    Bize gelecekleri gün öyle iyi işitecek ve öyle iyi görecekler ki! dipnot 1 Ama yanlışlara dalan o kimseler bugün açık bir sapkınlık içindeler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bize gelecekleri gün ne güzel işitecekler ve ne iyi göreceklerdir! Ama yanlışlar içindeki o kimseler bugün açık bir sapkınlık içindedirler.

    Şaban Britch

    Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.

    Şaban Piriş

    Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün, açık bir sapıklık içindedirler.

  24. Meryem suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 39. ayet. وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْحَسْرَةِ إِذْ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

    Mehmet Okuyan

    Hükmün kesinleştiği o pişmanlık günü hakkında onları uyar! Onlar gaflettedir ve (ahirete) inanmazlar.

    Mustafa İslamoğlu

    O halde, her şeyin hükmünün kesinleştiği an olan o derin pişmanlık günü konusunda onları uyar, zira onlar gaflet içindedirler; dahası onlar (dirileceklerine) hala inanmış değiller.

    Muhammed Esed

    bunun içindir ki, her şeyin hükme bağlanmış olacağı o onmaz pişmanlıklar Günü('nün gelip çatması konusunda) onları uyar, çünkü onlar hala umursamazlık gösteriyor ve (o Gün'ün geleceğine) inanmıyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Onları, olayın sonucunun yaşanacağı, hasret süreci hakkında uyar! Onlar kozaları içinde ve iman etmemiş bir haldeyken (iş bitirilecek).

    Ali Bulaç

    İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Her şey için yargının verilmiş olacağı Pişmanlık Günü'yle onları uyar. Onlar, aymazlık içindeler; çünkü inanmıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar. Çünkü onlar gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitmiştir.

    Edip Yüksel

    Yargının noktalanacağı Pişmanlık Günü hakkında onları uyar. Onlar hala aymazlık içinde gerçeği onaylamıyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yargının noktalanacağı Keder Günü hakkında onları uyar. Onlar hala aymazlık içinde inanmıyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar gaflet içinde iken, onlar iman etmezlerken, o hasret gününün, o işlerin bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar gaflet içinde iken, onlar iyman etmezlerken, o hasret gününün, o iş bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver,

    Erhan Aktaş

    Gaflet dipnot 1 içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aymazlık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gaflet dipnot 1 içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aymazlık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gaflet dipnot 1 içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Aymazlık.

    Gültekin Onan

    Buyruğun bitirileceği / yerine getirileceği (kaza), hasret gününe karşı onları uyar. Onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) sen onları bulacağı vakt ile, emr (-i ilahi) nin yerini hasret (ve nedamet) günü ile korkut. Onlar gaflet içindedirler, onlar haala iman etmiyorlar.

    İbni Kesir

    Sen, onları hasret günü ile korkut. O gün, onlar gaflet içinde inanmamakta iken, iş bitirilmiş olur.

    Mehmet Alagaş

    (35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları işin hükme bağlanacağı hasret günüyle uyar! Onlar (dünyada bu hususta) gaflet içindedirler ve onlar iman etmezler.

    Süleyman Ateş

    Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İş bitirildiğinde korumasız kalacakları güne karşı onları uyar. Onlar, olacakların farkında değillerdir. Onlar (söylenenlere) inanmıyorlar.

    Şaban Britch

    Sen, onları hasret günü ile korkut. İş hükmedilip bitirilmiştir. Onlar (dünyada bu hususta) gaflet içindedirler ve onlar iman etmezler

    Şaban Piriş

    -Sen, onları hasret günü ile korkut. Onlar gaflet içinde iman etmezken iş bitirilmiş olur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sen onları, o hasret günü ile ilgili olarak uyar. Çünkü onlar gaflet içindeyken, iman da etmemişken iş bitirilmiş olacaktır.

  25. Meryem suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Meryem suresi, 40. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ ٱلْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.

    Mehmet Okuyan

    Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz; dipnot 1 üstelik onlar da sadece bize döndürüleceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hicr 15:23; Kasas 28:58.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama bakın; (o gün) yeryüzü ve onun üzerinde yaşayan herkes yok olacak, geriye tek Biz kalacağız: nihayet onların tümü Bize dönecekler.

    Muhammed Esed

    Oysa, (o Gün er geç gelip çatacak ve) yeryüzü ve onun üzerinde yaşayanlar geçip gittikten sonra yalnızca Biz kalacağız; ve (o zaman) onların hepsi Bize dönecekler.

    Ahmed Hulusi

    Ne arz kalır ne de üstünde herhangi bir şey! Hepsi bize (hakikatlerine) döndürülürler.

    Ali Bulaç

    Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara, Biz kalıtçı olacağız. Çünkü Bize döndürülecekler.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz ve onlar ancak bize döndürülürler.

    Edip Yüksel

    Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kesinlikle yeryüzüne ve bütün üzerindekilere Biz varis olacağız Biz! Ve onlar, hep Bize döndürüleceklerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her halde Arza ve bütün üzerindekilere biz varis olacağız biz, ve hep onlar bize irca olunacaklar

    Erhan Aktaş

    Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.

    Gültekin Onan

    Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki (bütün) arza ve onun üzerinde bulunan kimselere biz varis olacağız biz. Onlar (nihayet) ancak bize döndürüleceklerdir.

    İbni Kesir

    Şüphe yok ki bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara Biz, varis olacağız Ve onlar, Bize döndürüleceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Arza ve üzerindekilere elbet biz mirasçı oluruz ve yalnız bize döndürülürler.

    Süleyman Ateş

    Dünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzüne ve üzerindeki herkese mirasçı olacak olan biziz. Dönüş bizedir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız ve bize döndürülecekler.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız. Ve bize döndürülecekler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzüne ve üzerindekilere biz mirasçı olacağız, biz. Ve bize döndürülecekler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.