Diyanet İşleri
Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
Meryem suresi
Meryem suresi, 40. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ ٱلْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ
innâ naḥnü neriŝü-l'arḍa vemen `aleyhâ veileynâ yürce`ûn.
Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3
(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!
Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.
Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"
"Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 39–40. ayetler için yazılmıştır.
39-40. İnzâr/uyarı, korkulu bir şeyi uyarı amacıyla bildirmek ve onun niteliklerini sakındırma amaçlı haber vermektir. Kulların uyarılıp sakındırılmasına en layık olan şey, işin hükme bağlanacağı o pişmanlık günüdür. O gün ki öncekiler de sonrakiler de aynı yerde durdurulacaklar ve amelleri hakkında sorguya çekileceklerdir. Allah’a iman edip peygamberlerine uyan kimse, bir daha bedbahtlık söz konusu olmaksızın mutlu ve bahtiyar olacaktır. Allah’a iman etmeyip peygamberlerine uymayan kimseler ise bir daha mutluluk yüzü görmeksizin ebediyen bedbaht olacaklar, hem kendileri hem de aile halklarını ziyana uğratmış olacaklardır. İşte o vakit pişmanlık duyacak ve üzülecekledir. Öyle ki bu keden ve pişmanlıktan dolayı kalpler parçalanacaktır. Yeniden amelde bulunabilmek için geri dönme imkânı ve dünyaya dönüp durumunu değiştirme fırsatı bulunmayacak bir şekilde Allah’ın rızasını ve cennetini elden kaçırıp O’nun gazabını ve cehennem ateşini hak etmekten daha büyük pişmanlık sebebi olabilir mi? İşte onları bekleyen son, budur. Ancak onlar, bu dünya hayatında hatırlarına bile getirmedikleri bu büyük işten gaflettedirler. Hatırlarına gelecek olsa dahi gaflet içerisinde kalmaya devam ederler. Çünkü gaflet, onları büsbütün kuşatmış, sarhoşlukları her yanlarını kaplamıştır. Onlar, ne Allah’a iman ederler, ne peygamberlerine uyarlar. Dünyaları onları oyalayıp durmakta, fani ve geçici arzuları iman etmelerine engel olmaktadır. Başından sonuna kadar içindeki her şeyle birlikte dünya, dünyada yaşayanların elinden çıkacaktır. Onlar da bu dünyayı bırakıp gidecektir. Yüce Allah, yeryüzüne ve onun üzerindekilere mirasçı olacak, onları kendi huzuruna döndürecek ve dünyada iken yaptıkları amellerinin karşılığını onlara verecektir. Neyi kaybetmişler yahut neyi kazanmışlarsa onu göreceklerdir. Bundan dolayı hayır amel işleyen kimse, Yüce Allah’a hamdetsin. Bundan başka şeylerle karşılaşanlar ise kendilerinden başka kimseyi kınamasınlar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz yaratılmışlar fani olduktan sonra biz kalıcı olacak, yeryüzünün mirasçıları olacağız. Onlar fani olup biz kalıcı olduktan sonra yeryüzünün üzerinde olan şeylerin sahibi ve mirasçısı olacağız. Dilediğimiz gibi onlar hakkında tasarrufta bulunacağız. Kıyamet günü hesap ve ceza için yalnızca bize döndürülecekler.
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir…
Aynı kök: ورث (35 geçiş)
Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin…
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz; dipnot 1 üstelik onlar da sadece bize döndürüleceklerdir.
Ama bakın; (o gün) yeryüzü ve onun üzerinde yaşayan herkes yok olacak, geriye tek Biz kalacağız: nihayet onların tümü Bize dönecekler.
Oysa, (o Gün er geç gelip çatacak ve) yeryüzü ve onun üzerinde yaşayanlar geçip gittikten sonra yalnızca Biz kalacağız; ve (o zaman) onların hepsi Bize dönecekler.
Ne arz kalır ne de üstünde herhangi bir şey! Hepsi bize (hakikatlerine) döndürülürler.
Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.
Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler.
Kuşkusuz, yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara, Biz kalıtçı olacağız. Çünkü Bize döndürülecekler.
Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz ve onlar ancak bize döndürülürler.
Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.
Yer ve üzerindekiler bize kalacak; onlar bize döndürülecekler.
Kesinlikle yeryüzüne ve bütün üzerindekilere Biz varis olacağız Biz! Ve onlar, hep Bize döndürüleceklerdir.
her halde Arza ve bütün üzerindekilere biz varis olacağız biz, ve hep onlar bize irca olunacaklar
Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.
Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.
Yeryüzüne ve onun üzerindeki her şeye Biz varis olacağız. Ve onlar, yalnızca Bize döndürülecekler.
Elbette, yeryüzünde ve onun üzerindekilere biz varis olacağız ve onlar bize döndürülecekler.
Şübhe yok ki (bütün) arza ve onun üzerinde bulunan kimselere biz varis olacağız biz. Onlar (nihayet) ancak bize döndürüleceklerdir.
Şüphe yok ki bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara Biz, varis olacağız Ve onlar, Bize döndürüleceklerdir.
(35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz
Arza ve üzerindekilere elbet biz mirasçı oluruz ve yalnız bize döndürülürler.
Dünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler.
Yeryüzüne ve üzerindeki herkese biz varis olacağız; dipnot 1 hepsi huzurumuza çıkarılacak. dipnot 2
Yeryüzüne ve üzerindeki herkese mirasçı olacak olan biziz. Dönüş bizedir.
Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız ve bize döndürülecekler.
Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız. Ve bize döndürülecekler.
Yeryüzüne ve üzerindekilere biz mirasçı olacağız, biz. Ve bize döndürülecekler.
They do not seem to realize that it is We Who inherit the earth and the whole and all in all thereon; they all return back to Us.
It is We who will inherit the earth and all who are on it: they will all be returned to Us.
It is We Who will inherit the earth, and all beings thereon: to Us will they all be returned.
Ultimately, We shall inherit the earth and whatever is on it; to Us shall they be returned. dipnot 1
It is We who will inherit the earth and all those on it. They will be returned to Us.
Verily We will inherit the earth and whatsoever is thereon. And to Us they all shall be returned,
Indeed We shall inherit the earth and whoever there is on it, and to Us they shall be brought back.
It is We Who will remain after the earth and (all) who are inhabiting it have perished. To Us shall they all be returned.
Surely We shall inherit the earth and all that are upon it, and unto Us they shall be returned.
I am the One Who will eventually inherit the earth and everything in it. The inhabitants of the earth then have to return to face Me.
Verily, we will inherit the earth and all who are upon it, and unto us shall they return!
It is We who will inherit the earth and all that is on it. To Us they will return.
Verily We will inherit the earth, and whatever creatures are therein; and unto Us shall they all return.
And warn them of the Day of Sighs (Anguish, Regret, Distress) when the matter is determined. Now they are heedless, and believe not.
Surely, We, Ever We, will inherit the earth and (all) who are upon it, and to Us they will be returned.
Lo! We, only We, inherit the earth and all who are thereon, and unto Us they are returned.
Verily We shall inherit the earth and whosoever is on it, and to Us they will return.
Behold, We alone shall remain after the earth and all who live on it have passed away, and (when] unto Us all will have been brought back.
Indeed, it is We Who will succeed the earth and whoever is on it. And to Us they will ˹all˺ be returned.
It is We who will inherit the Earth and all that is on it. And to Us they will return.
We are the ones who inherit the earth and everyone on it; to us everyone will be returned.
Indeed, it is We who will inherit the earth and whoever is on it, and to Us they will be returned.
We will inherit the earth and whoso is thereon, and to Us will they be returned.
Behold, We inherit the earth, and all who are thereon, and unto Us all will return.
Verily, It is We Who will take back the earth, and all living things upon it: And they will all be returned to Us.
Surely We, only We, shall be the ultimate owner of the earth and all those on it, and to Us they will be returned.
It is We who will inherit the earth and all that is on it. And to Us they will return.