Diyanet İşleri
Kaf Ha Ya Ayn Sad.
Meryem suresi · 1–15. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Meryem suresi, 1. ayet. كٓهيعٓصٓ
Kaf Ha Ya Ayn Sad.
Kâf. Hâ. Yâ. ‘Ayn. Sâd. dipnot 1
Kâf-Hâ-Yâ-‘Ayn-Sad!
Kaf-Ha-Ya-'Ayn-Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kâf. Hâ. Yâ. Ayn. Sâd.
K. H. Y. A. SS.
Kaf, ha, ya, 'ayn, sad.
K20 H5 Y10 A70 S90 dipnot 1
K. H. Y. 'A. SS. (Kef Ha Ya 'Ayn Sad)
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, ha, ya, ayn, sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Saad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd. dipnot 1
Kaf ha ya 'ayn sad.
Kaf-Ha-Ya-Ayn-Sad! dipnot 1
KAF! HA! YA! AYN! SAD!
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.
Meryem suresi, 2. ayet. ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُۥ زَكَرِيَّآ
Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır.
(Bu), Rabbinin Zekeriya kuluna rahmetini hatırla(t)masıdır.
Kulu Zekeriyya'ya, Rabbinin rahmetinin anısına...
Kulu Zekeriya'ya Rabbinin bahşettiği rahmeti dile getiren bir anma(dır), bu:
Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetini hatırla (zikret).
(Bu,) Rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir.
(Bu) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anılmasıdır.
Efendinin, Zekeriya kuluna olan rahmetinin anılmasıdır.
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini hatırlatmadır.
Bu, Efendinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anıştır.
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anıştır.
Bu, Rabbinin Zekeriyya kuluna olan rahmetini, bir anıştır.
Rabbının rahmetini bir anış Zekerriya kuluna
Rabb'inin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir. dipnot 1
Rabb'inin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir. dipnot 1
Rabb'inin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir. dipnot 1
(Bu,) rabbinin, kulu Zekeriya'ya rahmetinin zikridir.
(Bu), kulu Zekeriyyaye Rabbinin rahmetini anışdır.
Rabbının, kulu Zekeriyya'ya rahmetinin zikri.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
Bu, Rabbinin Zekeriya kuluna olan merhametinin zikredilmesidir.
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetini anıştır.
Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan iyilik ve ikramı hakkındaki doğru bilgidir: dipnot 1
Bu, Rabbinin dipnot 1 , kulu Zekeriya'ya olan iyiliğinin hikayesidir.
Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya (verdiği) rahmetinin zikredilmesidir.
Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetinin zikridir.
Rabbinin rahmetinin, Zekeriyya kuluna anılışıdır bu...
Meryem suresi, 3. ayet. إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيًّا
Hani o, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
Hani o, gizli bir sesle Rabbine şöyle seslenmişti:
Hani o Rabbine (içinin) ta derinliklerinden seslenerek
Hani o, ta içinden Rabbine seslenerek
Hani O, Rabbine derunundan yönelmişti.
Hani o, Rabbine gizlice seslendiği zaman;
Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmişti:
Efendisine, gizlice seslenmişti.
Hani o, gizli bir sesle Rabbine yalvarmıştı:
Efendisine gizli bir yalvarışla seslenmişti.
Rabbine gizli bir yalvarışla seslenmişti
Bir zaman, Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı.
O vakıt ki rabbına nida etmişti, gizli bir nida
O, içten bir seslenişle Rabb'ine seslenmişti.
O, içten bir seslenişle Rabb'ine seslenmişti.
O, içten bir seslenişle Rabb'ine seslenmişti.
Hani o, rabbine gizlice seslendiği zaman;
O, Rabbine gizlice niyaz etdiği zaman,
Hani o; Rabbına içinden yalvarmıştı.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıştı.
O, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı:
O, bir gün Rabbine gizlice yalvarıp yakarmış, dipnot 1
O, bir gün Rabbine gizlice yalvarmıştı.
Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıştı.
Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıştı.
Hani o, Rabbine gizli bir sesle seslenmişti de,
Meryem suresi, 4. ayet. قَالَ رَبِّ إِنِّى وَهَنَ ٱلْعَظْمُ مِنِّى وَٱشْتَعَلَ ٱلرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّا
O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım."
"Rabbim! Kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Rabbim, senden isteklerim konusunda (bu zamana kadar) hiç mahrum kalmadım.
şöyle yalvarmıştı: "Rabbim! Benden (iş) geçti, kemiklerim eridi, başa ak düştü; ama (ey) Rabbim, sana dua edip de eli boş kaldığım hiç olmadı.
şöyle demişti: "Ey Rabbim! Doğrusu, artık kemiklerim gevşedi, saçlarım ağardı. Ama şimdiye kadar, ey Rabbim, Sana yönelttiğim duada cevapsız bırakıldığım hiç olmadı.
"Rabbim. . . Gerçek ki, kemiklerim gevşedi, saçlarım ağarıp bembeyaz oldu! Rabbim, sana dua edip de hiç hüsrana uğramadım. . . "
Demişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım."
Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.
Şöyle demişti: "Efendim! Aslında, kemiklerim gevşedi ve saçlarım bembeyaz oldu. Ama Sana yaptığım yakarışlarda mutsuz olmadım!"
"Ey Rabbim," dedi, "Vücudumda kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ey Rabbim, sana ettiğim dua sayesinde hiç bedbaht olmadım."
"Efendim" dedi, "Vücudumdaki kemik gevşedi, başım ağarıp tutuştu. Sana yalvarışta, Efendim, hiçbir vakit umut kesmedim."
'Rabbim,' dedi, 'Vücudumdaki kemik gevşedi, başım ağarıp tutuştu. Sana yalvarışta, Rabbim, hiç bir vakit umut kesmedim.'
Demişti ki: "Ey Rabbim, gerçek şu ki, benim kemik(im) gevşedi, baş(ım) bembeyaz alev aldı (Saçlarım ağardı) ve sana (ettiğim) dua ile ise hiçbir zaman mutsuz olmadım ey Rabbim!
Demişti: yarab işte ben artık kemik gevşedi benden, ve baş bembeyaz alev aldı, sana dua ile ise rabbım hiç bir zaman bedbaht olmadım
"Rabb'im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb'im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı."
"Rabb'im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb'im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı."
"Rabb'im! Gerçekten ben iyice güçten kesildim. Saçım başım ağardı. Ve Rabb'im, Sana ettiğim dualarım hiç karşılıksız kalmadı.
Demişti ki: "Rabbim, şüphesiz benim kemiklerim gevşedi ve baş, yaşlılık aleviyle tutuştu; ben sana dua etmekle mutsuz olmadım"
Demişdi ki: "Ey Rabbim, hakıykat ben... Benim kemiğim yıpradı. Başımın saçı tutuşdu. Ey Rabbim, ben Sana düa etme (m neticesinde) etmişsem bedbaht (ve mahrum) olmadım".
Ve demişti ki: Rabbım; gerçekten kemiklerim yıprandı, baş yaşlılık alevi ile tutuştu. Rabbım; şimdiye kadar sana yalvarmakla bir şeyden mahrum olmadım.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
O, şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim zayıflayıp gevşedi ve ağarmış saçıyla başım yaşlılık aleviyle tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiç bir zaman bedbaht olmadım."
"Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du'a ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikçe kabul buyurdun, beni istediğimden mahrum etmedin)."
şöyle demişti: "Rabbim! Kemiklerim pek güçsüzleşti, saçım başım iyice ağardı. dipnot 1 Rabbim, sana yaptığım dualar sayesinde (şimdiye kadar) hiç mutsuz olmadım.
"Rabbim (Sahibim)!" demişti, "Kemiklerim zayıfladı, saçlarım iyice ağardı. Sana yaptığım dua sayesinde bugüne kadar hiç bunalmadım.
Rabbim, dedi. Şüphesiz kemiklerim zayıfladı, baş yaşlılık ateşiyle tutuştu. Rabbim, sana ettiğim dualarda bedbaht olmadım.
Rabbim, dedi şüphesiz kemiklerim zayıfladı, baş yaşlılık ateşiyle tutuştu. Rabbim, sana ettiğim dualarda hiç bir şeyden mahrum olmadım.
Şöyle demişti: "Rabbim, işte karşındayım. Kemik gevşedi bende. İhtiyarlıktan başım beyaz alevle tutuştu. Sana yakarma konusunda ise Rabbim, hiç bedbaht olmadım."
Meryem suresi, 5. ayet. وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّا
(5-6) "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankar olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!"
(5, 6) Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! dipnot 1 Rabbim! Onu rızana layık eyle!"
Ve gerçek şu ki ben, benden sonra yakınlarımın (yerimi doldurabileceğinden) kaygı duyuyorum; üstelik kadınım da kısır: öyleyse, bana kendi katından yerimi dolduracak ehil bir takipçi ver;
Ve gerçek şu ki, ben göçüp gittikten sonra yakınlarım(ın yapacakların)dan kaygı duyuyorum; çünkü karım baştan beri kısırdı. Öyleyse, bana katından, benim yerimi alacak bir yardımcı bahşet
"Muhakkak ki ben, arkamda kalacakların neler yapacağından korkarım. Karım ise zaten kısır! O halde ledünnünden bana bir veli hibe et. "
"Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana kendi katından bir yardımcı armağan et."
"Doğrusu ben, (din hususunda üzerlerine düşeni yapmayacaklarından) arkamdan gelecek ve işin başına geçecek olan yakınlarımdan korkuyorum. Karım da kısırlaştı. Sen kendi katından bana (yerime geçecek) bir oğul ver.
"Aslında, benden sonra soyumdan gelecek olanlardan kaygı duyuyorum. Üstelik karım kısır. Artık, Senin katından, yerime geçecek bir dost bağışla!" dipnot 234
-"Doğrusu ben, arkamdan iş başına gelecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana şahsiyetli/velibir çocuk ver ki bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Ey Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap!"
"Bana bağımlı olanların benden sonraki durumundan endişeleniyorum. Karım da kısır. Katından bana bir varis bağışla."
'Bana bağımlı olanların benden sonraki durumundan endişeleniyorum. Karım da kısır. Katından bana bir kalıtçı bağışla.'
Ben bu halimle, arkamdan yerime geçecek olan akrabalardan endişeliyim. Karımda kısır bulunuyor, onun için bana bir dost ver!
Bu halimle ben arkamdan yerime kalacak taallukattan endişedeyim, hatunum da akim bulundu, onun için bana bir veliy ihsan eyle
"Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır. Onun için bana katından bir veli dipnot 1 bağışla."
"Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır. Onun için bana katından bir veli dipnot 1 bağışla."
Gerçekten, benden sonra yerime geçeceklerden çok endişeliyim. Hanımım da kısır oldu. Onun için bana katından bir veli dipnot 1 bağışla.
"Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım adına korkuya kapıldım, benim karım da bir kısır (kadın)dır. Artık bana kendi katından bir yardımcı armağan et."
"Hakıykat ben, arkamdan (yerime gelecek) akrabamdan endişeye düşdüm. Karım da kısırdır. Binaen'aleyh bana tarafından (ve kendi sulbümden) bir veli, oğul ihsan et".
Doğrusu ben; kendimden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Bana katından bir oğul bağışla.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
"Ben arkamdan gelecek yakınlarım için endişeliyim. Karım ise kısırdır, bana katından bir evlat bağışla."
"Doğrusu ben arkamdan, yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeyecekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lutfet.
Ama benim arkamdan gelecek (görevimi devralacak) olan yakınlarım hakkında endişeliyim (yerimi dolduramayabilirler). Karım da kısır. Onun için bana, katından bir veli /görevimi devaralacak bir yakın ihsan eyle! dipnot 1
Benden sonra yerime geçecek olanlardan endişeliyim. Karım da kısır. Onun için bana, katından yerime geçecek(veli olacak) dipnot 1 birini dipnot 2 bağışla.
Ben arkamdan gelecek yakınlarım için endişeliyim. Karım ise kısır, bana bir evlat bağışla katından..
Ben arkamdan gelecek yakınlarım için endişeliyim. Karım ise kısır, bana bir evlat bağışla katından..
"Ben, arkamdan gelecek yakınlarımdan endişe ediyorum. Karımsa kısır. O halde, katından bana bir dost bağışla;
Meryem suresi, 6. ayet. يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَ وَٱجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا
(5-6) "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankar olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!"
(5, 6) Şüphesiz ki ben, benden sonraki yakınlarımdan endişe ediyorum. Hanımım da kısırdır. Bana katından hem bana hem de Yakup ailesine mirasçı olabilecek bir veli (çocuk) ver! dipnot 1 Rabbim! Onu rızana layık eyle!"
hem bana, hem Yakup oğullarına varis olsun; ve Sen de Rabbin, onu razı olacağın biri kıl!"
ki bana ve Yakub'un Evi'ne mirasçı olsun; ve Sen ey Rabbim, o'nu hoşnut olacağın (bir ahlak)la donat!"
"Ki bana da varis olsun, Al-i Yakup'a da varis olsun. . . Rabbim onu rızanla yaşattıklarından eyle. "
"Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl."
Ki o bana vâris olsun; Ya’kub hanedanına da vâris olsun. Rabbim, onu rızana lâyık kıl!
"Bana ve Yakup'un soyuna kalıtçı olsun!" "Efendim! Onu, hoşnut olunanlar arasına al!"
-"Doğrusu ben, arkamdan iş başına gelecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana şahsiyetli/velibir çocuk ver ki bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Ey Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap!"
"Bana ve Yakup boyuna varis olsun. Efendim, onu beğendiğin biri yap."
'Bana ve Yakup boyuna varis olsun. Rabbim, onu beğendiğin biri yap.'
ki, hem benim mirasçım, hem de Ya'kub ailesinin mirasçısı olsun. Hem de hoşnutluğuna onu kavuştur Rabbim!
Ki hem benim mirasımı, hem Ya'kub henadanının mirasını ala, hem de onu rızaya mazhar kıl rabbım!
"Bana ve Ya'kub soyuna mirasçı olsun. Rabb'im, onu hoşnut olunan kıl."
"Bana ve Yakub soyuna mirasçı olsun. Rabb'im, onu hoşnut olunan kıl."
Bana ve Yakub soyuna mirasçı olsun. Rabb'im, onu hoşnut olunan kıl."
"Bana mirasçı olsun. Yakup oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (kendisinden) razı olunan(lardan) kıl."
"Ki bana da mirascı olsun, Ya'kub haanedanına da mirascı olsun. Rabbim Sen onu çok rıza saahibi kıl".
Ki bana ve Yakuboğullarına mirasçı olsun. Rabbım; onu razı olunan kıl.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
"Bana da Yakupoğulları'na mirasçı olsun. Rabbim onu razı olacağın bir kimse kıl."
"Ki, (o), bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap."
O, hem bana hem de Yakup hanedanına mirasçı olsun. dipnot 1 Rabbim, onu rızana layık kıl!"
Hem bana, hem Yakup oğullarına mirasçı olsun dipnot 1 . Rabbim! Onu beğenilen bir kişi yap."
Bana ve Yakup oğullarına mirasçı olsun. Rabbim onu razı olacağın bir kimse kıl.
Bana ve Yakup oğullarına mirasçı olsun. Rabbim onu razı olacağın bir kimse kıl.
Ki hem bana mirasçı olsun hem de Yakub hanedanına mirasçı olsun. Ve onu hoşnutluğunu kazanmış bir kul eyle, Rabbim."
Meryem suresi, 7. ayet. يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسْمُهُۥ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَل لَّهُۥ مِن قَبْلُ سَمِيًّا
(Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."
(Melekler şöyle demişti:) "Ey Zekeriya! Sana daha önce kimseye vermediğimiz (benzeri olmayan), ismi Yahya olan bir erkek çocuk müjdeliyoruz."
(Melekler seslendiler): "Ey Zekeriyya! İşte bizler sana adı Yahya olan bir oğlan çocuğu müjdeliyoruz! (Allah buyuruyor ki): "Daha önce hiç kimseyi ona adaş kılmadık".
(Bunun üzerine melekler o'na seslendiler:) "Ey Zekeriya, ismi Yahya olan bir oğul müjdeliyoruz sana. (Ve Allah şöyle buyuruyor:) 'Daha önce hiç kimseye bu ismi vermemiştik".
"Ey Zekeriya. . . Seni, kendisinin ismi Yahya olan bir erkek çocukla müjdeliyoruz. . . Daha önce Ona bir adaş da yapmadık (hiç kimseyi Yahya ismi ile isimlendirmedik). "
(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız."
(Allah şöyle buyurdu:) Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı Yahya’dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.
"Ey Zekeriya! Kuşkusuz, ismi Yahya olan bir oğulu, sevinçli bir haber olarak sana veriyoruz. Hiç kimseyi, daha önce, Ona adaş yapmadık!"
"Ey Zekeriyya! Biz sana öyle bir oğul müjdeliyoruz ki, onun adı Yahya'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık."
"Zekeriyya, sana bir oğul müjdeleriz. İsmi Yahya'dır. Onun gibisini daha önce yaratmadık."
'Zekeriyya, sana bir oğul müjdeleriz. İsmi Yahya'dır. Onun gibisini daha önce yaratmadık.'
Allah: "Ey Zekeriyya, haberin olsun, Biz sana Yahya adında ve bundan önce kendisine hiçbir adaş yapmadığımız bir oğul müjdeliyoruz" dedi.
Ey Zekeriyya! Haberin olsun biz sana bir oğul tebşir ediyoruz, adı Yahya, bundan evvel hiç bir adaş yapmadık ona
"Ey Zekeriya! Biz, sana ismi Yahya olan ve daha önce dengi görülmemiş bir oğul müjdeliyoruz."
"Ey Zekeriya! Biz, sana ismi Yahya olan ve daha önce dengi görülmemiş bir oğul müjdeliyoruz."
Ey Zekeriya! Biz, sana ismi Yahya olan ve daha önce dengi dipnot 1 görülmemiş bir delikanlı müjdeliyoruz.
(Tanrı:) "Ey Zekeriya, şüphesiz biz seni, adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz; biz bundan önce ona hiç bir adaş kılmamışız."
(Allah buyurdu:) "Ey Zekeriyya, hakıykaten biz sana Yahya adında bir oğul müjdeleriz ki bundan evvel biz ona hiç bir (kimseyi) adaş yapmamışdık".
Ey Zekeriyya; sana Yahya adında bir oğlan müjdeliyoruz. Daha önce bu adı hiç kimseye vermedik.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
“Ey Zekeriya! Gerçekten biz sana Yahya adında bir oğul müjdeleriz. Bundan önce kimseye bu adı vermemiştik.”
(Allah buyurdu): Ey Zekeriyya, biz sana bir oğul müjdeleriz, adı Yahya'dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik.)"
(Melekler ona öyle seslendi:) dipnot 1 "Ey Zekeriyya! Sana, ismi Yahya olan dipnot 2 bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce bu ismi hiç kimseye vermedik."
(Melekler dediler ki) "Zekeriya! Sana bir erkek çocuk müjdeliyoruz. Adı Yahya'dır. Daha önce bu adı taşıyan birine rastlamadık."
Ey Zekeriyya! Sana Yahya adında bir oğlan müjdeliyoruz. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.
-Ey Zekeriyya, sana Yahya adında bir oğlan müjdeliyoruz. Daha önce hiç kimseyi bu isimle isimlendirmedik.
Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeliyoruz; adı Yahya, daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık.
Meryem suresi, 8. ayet. قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّا
Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.
(Zekeriya), "Rabbim! Hanımım kısır, ben de yaşlılığımın sonuna ulaşmışken nasıl benim bir oğlum olacak?" diye sormuştu.
(Zekeriyya) "Rabbim" dedi, "Nasıl olur da benim bir oğlum olabilir; çünkü eşim kısır, ben ise yaşlılıktan dolayı gücü tükenmiş biriyim!"
(Zekeriya:) "Ey Rabbim!" dedi, "Karım kısır olduğu halde ve ben de yaşlanarak bütünüyle güçsüz bir duruma düşmüşken, benim nasıl oğlum olabilir ki?"
(Zekeriyya) dedi ki: "Rabbim, karım kısır ve ben de ihtiyarlıkta sınıra ulaşmış olduğum halde, benim nasıl bir oğlum olur?"
Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."
Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?
"Efendim! Benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi; "Karım kısır; zaten yaşlılığın son sınırındayım!"
Zekeriyya, "Ey Rabbim!Benim nasıl bir çocuğum olur? Oysa benim hanımım kısır, ben de son derece yaşlandım" dedi.
"Efendim, benim nasıl bir oğlum olabilir? Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım" dedi.
'Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir? Karım kısır, bense alabildiğine yaşlıyım,' dedi.
Zekeriyya: "Ey Rabbim, benim nasıl bir oğlum olabilir, karım kısır ben de yaşlılığın kağşamak derecesine (son haddine) varmışken!" dedi.
Dedi: Yarab! benim için bir oğul nereden olacak: hatunum akim bulunuyor ben de ihtiyarlıktan kağşamak derecesine geldim
"Rabb'im! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi.
"Rabbim! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi.
"Rabbim! Hanımım kısır, ben de ayakta duramayacak kadar yaşlanmışken, benim nasıl bir delikanlı çocuğum olabilir?" dedi.
Dedi ki: "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken, benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım."
Dedi: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur ki? Karım bir kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son haddine vermişimdir".
Rabbım; karım kısır ve ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olur ki? dedi.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
“Rabbim! Hanımım kısır ve ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olur ki?”dedi.
(Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım."
Zekeriyya dedi ki: "Rabbim, benim nasıl oğlum olabilir! Karım kısır, ben de yaşlılığın son evresine ulaştım." dipnot 1
Zekeriya dedi ki "Rabbim! Bana oğlan çocuğu nereden? Karım kısır, ben de ileri derecede yaşlıyım."
Rabbim, dedi. Nasıl benim bir çocuğum olabilir ki, karım kısır ben ise son derece yaşlayım?
-Rabbim, dedi, nasıl benim bir çocuğum olabilir ki karım kısır ben ise son derece yaşlıyım?
Dedi: "Rabbim, benim için oğul nasıl söz konusu olur? Karım, doğurganlığını yitirmiştir, bense yaşlılığın gerçekten en ileri basamağına ulaştım."
Meryem suresi, 9. ayet. قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَىَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِن قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـًٔا
(Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: "Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım."
(Melek) şu cevabı vermişti: "Öyle, (ama) Rabbin ‘Bu (iş) benim için kolaydır. Sen daha önce hiçbir şey değilken seni ben yaratmıştım' demişti."
(Melek): "Öyledir (ama)" dedi, "Rabbin diyor ki: "Bu benim için kolaydır; zira daha önce seni de Ben yaratmıştım, oysa ki sen hiçbir şey değildin!"
(Melek:) "Orası öyle, (ama)," dedi, "Rabbin diyor ki: 'Bu Benim için kolaydır, tıpkı daha önce seni yoktan var ettiğim gibi".
"Orası öyledir" dedi (Rabbi). . . (Ancak) Rabbin dedi ki: "O bana kolaydır. . . Sen (anılır herhangi) bir şey değilken, daha önce seni halketmiştim. "
(Ona gelen melek:) "İşte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: - Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım."
Allah: Öyledir, dedi; Rabbin: O bana kolaydır. Daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım, buyurdu.
"Öyledir!" dedi; "Efendin, diyor ki: ‘Benim için, bu kolaydır. Zaten daha önce, sen hiçbir şey değilken seni yaratmıştım!' "
Melek, "Haklısın, ama Rabbin şöyle buyurdu: O çocuğu yaratmak benim için kolaydır. Nitekim bundan önce de seni yaratmıştım. Oysa sen hiç yoktun."
"Evet öyledir" dedi, "Efendin, ‘O iş bana kolaydır. Seni daha önce yaratmıştım ve sen hiçbir şey değildin' diyor."
'Evet öyledir,' dedi, 'Rabbin, 'O iş bana kolaydır. Seni daha önce yaratmıştım ve sen hiç bir şey değildin' diyor.'
Buyurdu ki: "Öyle! Fakat Rabbin, "o Bana kolaydır, bundan önce de seni, sen hiçbir şey değilken yarattım." dedi."
Buyurdu: öyle, fakat rabbın buyurdu ki: o bana kolaydır, bundan evvel seni yarattım! Halbuki hiç bir şey değildin
aklısın, ne var ki senin Rabb'in böyle olmasını buyurdu." Ve "Bu Benim için kolaydır. Bundan önce de seni, sen hiçbir şey değilken yarattım." dedi.
"Haklısın, ne var ki senin Rabb'in böyle olmasını buyurdu." Ve "Bu Benim için kolaydır. Bundan önce de seni, sen hiçbir şey değilken yarattım." dedi.
"Doğrusun, ne var ki senin Rabb'in böyle olmasını buyurdu." Ve "Bu Benim için kolaydır. Bundan önce de seni, sen hiçbir şey değilken yarattım." dedi.
(Ona gelen melek:) "işte böyle" dedi. "Rabbin dedi ki: -Bu benim için kolaydır, daha önce sen hiç bir şey değil iken, seni yaratmıştım."
(Melek) dedi: "Öyledir. (Fakat) Rabbin buyurdu ki: — o, bana göre pek kolay. Daha evvel sen bir şey değilken seni yaratmışımdır".
Öyledir. Rabbım buyurdu ki: Bu, bana çok kolaydır. Daha önce sen yokken seni de yaratmıştım.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
(Melek) Dedi ki: “Öyle. (Ama) Rabbin buyurdu ki: Bu, benim için pek kolaydır. Çünkü sen daha önce bir şey değilken seni yarattım.”
Dedi: "Öyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi."
(Meleklerden biri) "Evet öyle." dedi; "Ama Rabbin dedi ki: 'O bana kolaydır. Daha önce sen de hiçbir şey değilken seni yaratmıştım'." dipnot 1
"Öyledir" dedi (melekler). Sahibin dedi ki "O, bana kolaydır. Sen de daha önce hiçbir şey değilken seni yaratmıştım."
İşte böyle, dedi. Senin Rabbin o bana çok kolaydır, dedi. Daha önce sen de yoktun, seni de yaratmıştım.
-İşte böyle, dedi. Senin Rabbin o bana çok kolaydır, dedi. Daha önce sen de yoktun, seni de yaratmıştım.
"Bu budur." dedi. Rabbin şöyle buyurdu: "Onu yapmak benim için çok kolaydır. Nitekim daha önce de sen hiçbir şey değilken seni yaratmıştım."
Meryem suresi, 10. ayet. قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةً قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٍ سَوِيًّا
Zekeriyya, "Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver", dedi. Allah da, "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır" dedi.
(Zekeriya) "Rabbim! (Bu konuda) bana bir delil ver." demişti. (Melek) "Senin delilin, sapasağlam olduğun hâlde (üç gün) üç gece insanlarla konuşamamandır." cevabını vermişti. dipnot 1
(Zekeriyya=: "Rabbim!" dedi, "Bana bir işaret tayin et!"(Melek) "Senin işaretin tastamam üç gün insanlarla konuşamamandır.
(Zekeriya:) "Rabbim, öyleyse, bana bir işaret tayin et!" diye niyaz etti. (Melek:) "Senin işaretin, tam (üç gün) üç gece insanlarla konuşmaman olacak" dedi.
(Zekeriyya) dedi ki: "Rabbim! Bana bir alamet ver. . . " Dedi ki: "Senin işaretin, sorunun olmadığı halde, insanlarla üç gece süresince konuşmamandır. "
Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır."
O: Rabbim! dedi, (çocuğum olacağına dair) bana bir işaret ver. Allah: Sana işaret, sapasağlam olduğun halde üç gün insanlarla konuşamamandır, buyurdu.
"Efendim! Bana bir belirti ver!" dedi. Dedi ki: "Belirtin, üç gece boyunca, sapasağlam olmana karşın insanlarla konuşamayacaksın!" dipnot 235
Yeni Ahit · Luka 1:11
Bu sırada, Rabbin bir meleği buhur sunağının sağında durup Zekeriyaya göründü. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Zekeriyya, "Ey Rabbim, bana bir işaret ver!" dedi. Allah: "İşaretin sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu.
"Efendim, bana bir işaret ver" dedi. "Senin işaretin, birbirini izleyen üç gece boyunca halkla konuşmamandır."
'Rabbim, bana bir işaret ver,' dedi. 'Senin işaretin, birbirini izleyen üç gece boyunca halkla konuşmamandır.'
Zekeriyya: "Ey Rabbim, bana bir alamet ver!" dedi. Allah: "Alametin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlara söz söyleyememendir." buyurdu.
Dedi: yarab! Bana bir alamet yap, buyurdu ki: alametin, sapsağlam olduğun halde üç gece nasa söz söyleyememendir
"Rabb'im! Bana bir ayet dipnot 1 ver!" dedi. "Senin ayetin, dipnot 2 sapasağlam olduğun halde aralıksız üç gece dipnot 3 insanlarla konuşmayacak olmandır. dipnot 4 " buyurdu.
"Rabbim! Bana bir ayet dipnot 1 ver!" dedi. "Senin ayetin dipnot 2 , sapasağlam olduğun halde aralıksız üç gece dipnot 3 insanlarla konuşmayacak olmandır." dipnot 4 buyurdu.
"Rabbim! Bana bir ayet dipnot 1 ver!" dedi. "Senin ayetin dipnot 2 , aralıksız üç gece dipnot 3 insanlarla konuşmamandır." dipnot 4 buyurdu.
Dedi ki: "Rabbim, bana bir ayet ver." Dedi ki: "Senin ayetin, sapasağlam iken üç tam gece insanlarla konuşmamandır."
Dedi: "Rabbim, bana (bu hususda) bir nişan ver". Buyurdu: "Senin nişanın sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır".
Öyleyse Rabbım bana bir nişan ver, dedi. Senin nişanın; birbiri ardı sıra üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
Zekeriyya: “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver.” dedi. Allah da: “Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır.” dedi.
"Rabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işaret ver". "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi.
Zekeriyya dedi ki: "Rabbim, bana bir gösterge ver!" Allah dedi ki: "Senin göstergen, sapasağlam olduğun halde üç gece dipnot 1 insanlarla konuşamamandır." dipnot 2
Dedi ki "Rabbim, bana bir emare(işaret) oluştur." Dedi ki "Senin emaren, sapasağlam olduğun halde üç gece dipnot 1 geçmeden insanlarla konuşamamandır." dipnot 2
Rabbim, bana bir işaret ver! dedi. Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde ardı ardınca üç gece insanlarla konuşamamandır, buyurdu.
-Rabbim, bana bir işaret ver! dedi. -Senin işaretin, ardı ardınca üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.
Dedi: "Rabbim, bana bir işaret ver." Cevap verdi: "İşaretin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşmamandır."
Meryem suresi, 11. ayet. فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ مِنَ ٱلْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰٓ إِلَيْهِمْ أَن سَبِّحُوا۟ بُكْرَةً وَعَشِيًّا
Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti.
(Bu sırada Zekeriya) mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara "Sabah akşam tesbih edin (Allah'ı yüceltin)!" diye vahyetmişti (işaret etmişti). dipnot 1
Derken o, mabetteki inziva hücresinden çıkarak onlara; "Sabah akşam Rabbinizin şanını (ibadetle) yüceltmeye devam edin!" diye işaret etti.
Bunun üzerine (Zekeriya) mabedden kavminin karşısına çıktı ve onlara "Sabah akşam (Rabbinizin) sınırsız kudret ve yüceliğini anın!" diye işaret etti.
(Zekeriyya) mabetten halkının yanına çıktı ve onlara: "Sabah - akşam tespih edin" diye işaret etti.
Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin."
Bunun üzerine Zekeriyya, mabetten kavminin karşısına çıkarak onlara: «Sabah akşam tesbihte bulunun» diye işaret verdi.
Bunun üzerine, tapınaktan toplumunun karşısına çıkarak, "Sabahakşam, yücelterek anın!" anlamında onlara gösterge verdi.
Bunun üzerine Zekeriyya, mabedden kavminin karşısına çıkarak onlara, "Sabah-akşam tesbihte bulunun" diye işaret verdi.
Tapınaktan halkının arasına çıktı ve "O'nu sabah akşam düşünüp anın" diye onlara işaretle bildirdi.
Tapınaktan halkının arasına çıktı ve 'O'nu sabah akşam düşünüp anın,' diye onlara işaretle bildirdi.
Derken, mihrabdan kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah ve akşam tesbih edin!" diye işaret verdi.
Derken mihrabdan kavmine karşı çıktı da "Sabah ve akşam tesbih edin" diye onlara işaret verdi
Bunun üzerine mihraptan dipnot 1 halkının karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam tesbih dipnot 2 etmelerini vahyetti. dipnot 3
Bunun üzerine mihraptan dipnot 1 halkının karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam dipnot 2 tesbih dipnot 3 etmelerini vahyetti. dipnot 4
Bunun üzerine mihraptan dipnot 1 halkın karşısına çıktı. Onlara, sabah akşam dipnot 2 tesbih dipnot 3 etmelerini vahyetti. dipnot 4
Böylelikle (Zekeriya) mescidden kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin."
Derken (Zekeriyya) mescidinden kavminin karşısına çıkıb onlara: "Sabah akşam tesbihde bulunun" diye işaret verdi.
Bunun üzerine ma'bedden çıkıp kavmine: Sabah akşam Allah'ı tesbih edin, diye işaret etti.
(1-11) Kâf, he, ya, ayn, sad, Rabbini Kulu Zekeriya ’ya olan rahmetinin bir hatırlatmasıdır. Bir vakit, Rabbine gizli bir nida etmişti. Dedi ki Rabbim, kemiklerimin gücü iyice zayıflayıp gevşedi, başım da yaşlılıkla meşgul, sana dua etmekte de hiç isyancı olmadım. Ardımda bırakacağım dostlarım için korkuya kapıldım, karım kısır ama bana katından bir veli / dost bahşet. Bana ve de Yakup ailesine varis olsun , Rabbim onu razı olduğun biri yap. Ey Zekeriya sana bir erkek evlat müjdeliyoruz ismi Yahya’dır. Onu bundan önce isim olarak kullanmadık. Dedi ki eşim kısır iken ve hakikaten ben de ihtiyarlığın son haddine ulaşmış iken , benim erkek evladımın olması kesin mi ? Dedi ki aynen öyle , Rabbin o bana kolaydır dedi, daha önce herhangi bir şey değilken seni de yaratmadım mı? Dedi ki Rabbim bana bir işaret ver, dedi ki senin işaretin / ayetin üç gün üst üste insanlarla konuşmamandır. Bunun üzerine kavmine gitmek üzere mihraptan çıktı ve onlara sabah akşam Allah’ı üstün tutmayı işaret etti / vahyetti.
Derken Zekeriya mabedden halkının karşısına çıktı ve onlara “Sabah akşam (Allah’ı) tesbih edin!” diye işaret etti.
(Zekeriyya), ma'bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işaret etti.
Sonra mabeddeki has odadan dipnot 1 halkının karşısına çıktı ve onlara: "Sabah-akşam ibadet edin!" diye işarette bulundu. dipnot 2
Yeni Ahit · Luka 1:5
Yahudiye Kralı Hirodes zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun soyundan gelen karısının adı ise Elizabetti. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Sonra tapınağın iç odasından dipnot 1 halkının karşısına çıktı, onlara: "Sabah akşam O'na ibadet edin" diye işaret etti.
Mescidten, kavminin karşısına çıkınca onlara sabah akşam Allah’ı tesbih etmelerini işaret etti.
Mabedden, kavminin karşısına çıkınca onlara sabah akşam Allah'ı tesbih etmelerini işaret etti.
Bunun üzerine Zekeriyya, yakarış yerinden ayrılıp halkının karşısına geçti ve onlara "sabah akşam tespih edin" diye işaret verdi.
Meryem suresi, 12. ayet. يَٰيَحْيَىٰ خُذِ ٱلْكِتَٰبَ بِقُوَّةٍ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحُكْمَ صَبِيًّا
(12-14) (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
(12, 13) "Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) sımsıkı sarıl!" dipnot 1 (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da takvâlı (duyarlı) biriydi.
(Yahya doğup büyüdüğünde ise) "Ey Yahya! İlahi hükümlere sımsıkı sarıl!" (diye öğüt verdi). Zira Biz ona, daha çocukluğunda derin ve kapsamlı bir muhakeme yeteneği vermiştik.
(Ve çocuk doğup büyüdüğünde o'na:) "Ey Yahya! İlahi mesaja sımsıkı sarıl!" (diye öğüt verdi). Çünkü o daha küçük bir oğlanken Biz o'na doğru ve kuşatıcı düşünme yeteneği vermiştik,
"Ey Yahya! Hakikat Bilgisine sımsıkı sarıl!" (Yahya'ya) olayların oluş nedenlerini, sistemi OKUma özelliğini verdiğimizde, daha çocuktu!
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.
«Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) vargücünle sarıl!» (dedik) ve henüz çocuk iken ona (ilim ve) hikmet verdik.
"Ey Yahya; Kitap'a sımsıkı sarıl!" Daha çocukken, Ona bilgelik verdik.
Allah,"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl!" dedi. Biz ona, henüz çocuk iken kitabı anlama kabiliyetini verdik.
"Yahya, kitaba iyice sarıl." Çocuk yaşta kendisine bilgelik vermiştik.
'Yahya, kitaba iyice sarıl.' Çocuk yaşta kendisine bilgelik vermiştik.
"Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut!" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.
Ey Yahya! kitabı kuvvetle tut (dedik) ve daha sabiy iken ona hikmet verdik
"Ey Yahya! Kitap'ı kuvvetlice tut dipnot 1 ." O henüz çocukken ona hikmet dipnot 2 verdik.
"Ey Yahya! Kitap'ı kuvvetlice tut dipnot 1 ." O henüz çocukken ona hikmet dipnot 2 verdik.
"Ey Yahya! Kitap'ı kuvvetlice tut." dipnot 1 O henüz çocukken ona hikmet dipnot 2 verdik.
(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.
(12-13-14) (Yahyayi ihsan etdik ve ona çocukluğunda:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut" (dedik). Henüz sabi iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok müttekıy idi. Anasına, babasına da itaatkardı. Bir serkeş ve aasi değildi.
Ey Yahya, Kitab'a kuvvetle sarıl. Daha çocuk iken ona hikmet verdik.
(12-16) Ey Yahya, Kitabı kuvvetle al dedik, çocukken / sabi iken ona hüküm verdik (Gerekçeli / hikmetli karar verme yeteneği) katımızdan bir yumuşaklık ve de arınmışlık verdik. O çok takva sahibi idi. Ana babasına iyi davranandı, zorba / cebbar ve de isyankâr değildi. Ona selam olsun hem doğduğu günde hem öldüğü günde hem de yeniden dirilip canlanacağı günde.
“Ey Yahya! Kitabı tam bir kuvvetle tut.” Biz ona daha çocukken hikmeti verdik.
"Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula)." (dedik) ve ona çocuk iken hikmet verdik.
(Çocuk büyüyünce dedik ki:) "Ey Yahya, bu Kitab'ı al ve sıkı sarıl!" dipnot 1 O henüz çocukken ona doğru karar verme yeteneği (hikmet) vermiştik.
(Çocuk büyüyünce dedik ki) "Yahya, Kitap'ı sıkı tut!" Daha çocukken ona doğru karar verme yeteneği (hikmet) vermiştik.
Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl. Ona daha çocukluğunda hikmet vermiştik.
-Ey Yahya, kitaba kuvvetle sarıl. Ona daha çocukluğunda hikmet vermiştik.
"Ey Yahya! Kitap'ı kuvvetle tut." Biz ona daha sabi iken hikmet verdik.
Meryem suresi, 13. ayet. وَحَنَانًا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةً وَكَانَ تَقِيًّا
(12-14) (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
(12, 13) "Ey Yahya! Kitab'a (Tevrat'a) sımsıkı sarıl!" dipnot 1 (demiştik) ve henüz küçük çocukken ona muhakeme gücü, katımızdan şefkat ve arınmışlık vermiştik; o da takvâlı (duyarlı) biriydi.
Ve kendi katımızdan ince ruhlu bir sevecenlik ve kendini geliştirme yeteneği bahşetmiştik; dahası o, sorumluluk sahibi biriydi;
ve katımızdan bir ruh inceliği ve arınmışlık... Öyle ki, Bize karşı o (her zaman) bilinç ve duyarlık içinde idi;
Ve ledünnümüzden bir ruhani hayat ve bir safiye (zekat) verdik. . . Korunma konusunda çok hassastı!
Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.
Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de (verdik). O, çok sakınan bir kimse idi.
Ayrıca, Bizim katımızdan, sevgi ve arınmışlık da. Çünkü sorumluluk bilincine erişmişti.
Ona kalp yumuşaklığı ve temizliği verdik. O, çok sakınan birisi idi.
Ek olarak katımızdan bir şefkat ve dürüstlük... Erdemli birisiydi.
Ek olarak katımızdan bir şefkat ve dürüstlük... Erdemli birisiydi.
Hem de katımızdan yumuşak bir kalplilik ve bir temizlik verdik ona. O, çok takva sahibi biri idi.
Hem de ledünnümüzden bir rikkat ve bir paklik, ki çok takvaşiar idi
Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat dipnot 1 verdik. Ve o, takva dipnot 2 sahibi oldu.
Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat dipnot 1 verdik. Ve o, takva dipnot 2 sahibi oldu.
Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat dipnot 1 verdik. Ve o, takva dipnot 2 sahibi oldu.
Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi.
(12-13-14) (Yahyayi ihsan etdik ve ona çocukluğunda:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut" (dedik). Henüz sabi iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok müttekıy idi. Anasına, babasına da itaatkardı. Bir serkeş ve aasi değildi.
Katımızdan bir kalb yumuşaklığı ile safiyet verdik. O, takva sahibi biri idi.
(12-16) Ey Yahya, Kitabı kuvvetle al dedik, çocukken / sabi iken ona hüküm verdik (Gerekçeli / hikmetli karar verme yeteneği) katımızdan bir yumuşaklık ve de arınmışlık verdik. O çok takva sahibi idi. Ana babasına iyi davranandı, zorba / cebbar ve de isyankâr değildi. Ona selam olsun hem doğduğu günde hem öldüğü günde hem de yeniden dirilip canlanacağı günde.
Katımızdan bir merhamet ve arınmışlık vermiştik. O takva sahibiydi.
Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günahlardan) korunan oldu.
Ona katımızdan şefkat duygusu ve temiz huy da verdik. O, yanlışlardan sakınan biriydi. dipnot 1
Onu katımızdan yumuşak huylu ve gelişkin yaptık. O, kendini korurdu.
Katımızdan bir merhamet ve arınmışlık vermiştik. O takva sahibiydi.
Katımızdan bir kalp yumuşaklığı ve arınmışlık vermiştik. O takva sahibiydi.
Katımızdan bir kalp yumuşaklığı, bir temizlik verdik. Korunan biriydi o.
Meryem suresi, 14. ayet. وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن جَبَّارًا عَصِيًّا
(12-14) (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi.
Ona ana babasına iyilik yapmasını (emretmiştik); dipnot 1 o da asi zorba biri değildi. dipnot 2
ana-babasına karşı da oldukça iyi davranırdı; nitekim o hiçbir zaman isyankar bir zorba olmadı.
ve ana babasına karşı saygı ve gözetme tavrı içinde; asla zorba ya da dik başlı biri değildi.
Ana-babasına iyi davranırdı, zorba ve asi değildi.
Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.
Anababasına çok iyi davranırdı; o, isyankar bir zorba değildi .
Ve anne-babasına saygılı davranırdı. Zaten karşı gelen bir zorba değildi.
Ana babasına çok iyi davranırdı; isyankar bir zorba değildi.
Ana babasına karşı iyi davranırdı, asla bir zorba ve isyankar olmadı.
Ana babasına karşı iyi davranırdı, asla bir zorba ve isyankar olmadı.
Anne babasına iyi davranan biriydi, zorba ve isyankar değildi.
Ve valideynine ihsankar idi, cebbar, isyarkar değil idi
Anne ve babasına karşı birr dipnot 1 sahibiydi. Karşı çıkan ve asilik eden biri değildi.
Anne ve babasına karşı birr dipnot 1 sahibiydi. Karşı çıkan ve asilik eden biri değildi.
Anne ve babasına karşı birr dipnot 1 sahibiydi. Karşı çıkan ve asilik eden biri değildi.
Ana ve babasına itaatkardı ve isyan eden bir zorba değildi.
(12-13-14) (Yahyayi ihsan etdik ve ona çocukluğunda:) "Ey Yahya, kitabı kuvvetle tut" (dedik). Henüz sabi iken ona hikmet verdik. Tarafımızdan (ona) bir kalb yumuşaklığı ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok müttekıy idi. Anasına, babasına da itaatkardı. Bir serkeş ve aasi değildi.
Anasına ve babasına karşı iyi davranırdı. Baş kaldıran bir zorba değildi.
(12-16) Ey Yahya, Kitabı kuvvetle al dedik, çocukken / sabi iken ona hüküm verdik (Gerekçeli / hikmetli karar verme yeteneği) katımızdan bir yumuşaklık ve de arınmışlık verdik. O çok takva sahibi idi. Ana babasına iyi davranandı, zorba / cebbar ve de isyankâr değildi. Ona selam olsun hem doğduğu günde hem öldüğü günde hem de yeniden dirilip canlanacağı günde.
Ana babasına karşı itaatkârdı. Büyüklük taslayan ve isyankâr bir kimse değildi.
Ana babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi.
Anasına - babasına iyilik eden bir kişiydi. O hiç zorba ve isyankar olmadı. dipnot 1
Anasına ve babasına iyilik ederdi; zorba ve dik kafalı değildi.
Anne ve babasına iyi davranırdı. Zorba ve isyankâr değildi.
Anne ve babasına iyi davranırdı. Zorba ve isyankar değildi.
Ana-babasına iyilik eden biriydi; zorba, isyancı biri değil.
Meryem suresi, 15. ayet. وَسَلَٰمٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا
Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun!
Doğduğu gün, öleceği gün ve sağ olarak diriltileceği gün selam onun üzerine olsun! dipnot 1
İşte bu yüzden o, doğduğu gün ilahi güvence ve esenlik kapsamındaydı; öleceği ve tekrar dirilip kalkacağı gün de (öyle olacaktır).
Bunun içindir ki, doğduğu gün de, öldüğü gün de, (Allah'ın) selamı o'nun üzerindeydi; ve diri olarak kaldırılacağı gün de (yine o'nun) üzerine olacaktır.
Dünyaya geldiği, ölümü tattığı ve ölümsüz olarak ba's olduğunda, Selam üzerindeydi. (Ba'sın vefatın hemen sonrasında olduğuna işaret).
Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağı gün de.
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun!
Ona selam olsun; doğduğu gün, öldüğü gün ve yeniden yaşam verileceği gün!
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kalkacağı gün, ona selam/rahmet olsun!
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun! dipnot 1
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun!
Selam ona; hem doğduğu gün, hem öleceği gün, hem de diri olarak kaldırılacağı gün!
Selam ona hem doğduğu gün, hem öleceği gün hem de diri olarak ba'solunacağı gün
Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden diriltileceği gün onun üzerine selam olsun.
Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden diriltileceği gün onun üzerine selam olsun.
Doğduğu gün, öleceği gün ve canlı olarak yeniden diriltileceği gün onun üzerine selam olsun.
Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden kaldırılacağı gün de.
Dünyaye getirildiği gün de, öleceği gün de, diri olarak (kabrinden) kaldırılacağı gün de ona selam olsun.
Selam olsun ona, doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde.
(12-16) Ey Yahya, Kitabı kuvvetle al dedik, çocukken / sabi iken ona hüküm verdik (Gerekçeli / hikmetli karar verme yeteneği) katımızdan bir yumuşaklık ve de arınmışlık verdik. O çok takva sahibi idi. Ana babasına iyi davranandı, zorba / cebbar ve de isyankâr değildi. Ona selam olsun hem doğduğu günde hem öldüğü günde hem de yeniden dirilip canlanacağı günde.
Doğduğu gün, öldüğü gün ve yeniden dirileceği gün ona selam olsun.
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun!
Doğduğu gün, öldüğü gün ve diri olarak kaldırılacağı gün tam bir esenlik ve güvenlik içinde olsun! dipnot 1
Yeni Ahit · Matta 14:3
Hirodes, kardeşi Filipusun karısı Hirodiya yüzünden Yahyayı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Yeni Ahit · Markos 6:17
Hirodesin kendisi, kardeşi Filipusun karısı Hirodiyanın yüzünden adam gönderip Yahyayı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Hirodes bu kadınla evlenince Yahya ona, “Kardeşinin… Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin
Yeni Ahit · Matta 28:16
On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler. Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin
Doğduğu gün, ölüm günü ve yeniden diriltileceği gün onun için bir esenlik ve güvenliktir (selamettir).
Doğduğu gün öldüğün gün ve yeniden dirileceği gün ona selam olsun.
Doğduğu gün öldüğü gün ve yeniden dirileceği gün ona selam olsun.
Selam olsun ona, doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.