Meryem suresi

Meryem suresi, 37. ayet

Meryem suresi, 37. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن مَّشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ

faḫtelefe-l'aḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne keferû mim meşhedi yevmin `ażîm.

Diyanet İşleri

(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 34–40 · surenin 37. ayeti / 98

Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3

  1. Meryem 34

    Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur.

  2. Meryem 35

    Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.

  3. Meryem 36

    Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.

  4. 37

    (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

  5. Meryem 38

    Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

  6. Meryem 39

    Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

  7. Meryem 40

    Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

37. Yüce Allah hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı Meryem oğlu İsa’nın durumunu açıkladıktan sonra yahudi, hristiyan ve diğerlerinden oluşan çeşitli sapık fırkaların, aralarındaki farklılıklar çerçevesinde İsa aleyhisselam hakkında da ihtilâfa düştüklerini haber vermektedir. Bu konuda kimisi aşırıya kaçmıştır, kimisi de oldukça kusurludur. Aralarından kimisi, “O Allah’tır” derken, kimisi “Allah’ın oğludur”, kimisi “Üçün üçüncüsüdür”, demiştir. Kimileri de -yahudiler gibi- İsa’yı peygamber bile kabul etmemiş aksine onun -haşa- bir veled-i zina olduğu iftirasında dahi bulunmuştur. Bütün bunların sözleri batıldır, görüşleri tutarsızdır, şüphe ve inada dayalıdır. Çürük bahaneler ile anlamsız şüphelerdir ve bütün bu iddia sahipleri oldukça ağır bir tehdidi hak eden kimselerdir. Onun için Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O” öncekilerin de sonrakilerin de göktekilerin de yerdekilerin de yaratanın da yaratılanın da tanık olacağı “büyük günde” kıyamet gününde “hazır olacaklarından dolayı vay o kâfirlerine haline!” Allah’ı, peygamberlerini ve kitaplarını inkar edenlerin vay haline! Bunların kapsamına İsa hakkında küfrü gerektiren sözler söyleyen yahudiler ve hristiyanlar da girmektedir. İşte o gün büyük sarsıntılarla ve dehşetlerle dolup taşacaktır. O günde amellerin karşılığı verilecektir. İşte o vakit neyi gizlemiş, neyi açıklamış idilerse, neyi örtüp saklamaya çalıştılarsa hepsi ortaya çıkacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar İsa -aleyhisselam- hakkında ihtilaf ettiler ve kavimleri içinde farklı gruplara ayrıldılar. Bazısı ona iman edip: "O resuldür." dedi. Yahudiler'den oluşan diğer grup da onu inkâr etti. Bazı gruplar da onun hakkında aşırılığa giderek bazısı: "O Allah'tır." dediler. Kimileri ise: "O, Allah'ın oğludur." dediler. Allah Teâlâ bu söylediklerinden uzak ve yücedir. Kıyamet sahnesini, hesabı ve cezayı görecek olmalarına rağmen onun hakkında ihtilafa düşenlerin vay haline.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱخْتَلَفَ fehtelefe ayrılığa düştüler kök: خلف
  2. ٱلْأَحْزَابُ l-ehzabu hizipler kök: حزب
  3. مِنۢ min
  4. بَيْنِهِمْ ۖ beynihim kendi aralarından kök: بين
  5. فَوَيْلٌۭ feveylun artık vay haline
  6. لِّلَّذِينَ lillezine kimselerin
  7. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden kök: كفر
  8. مِن min ötürü
  9. مَّشْهَدِ meşhedi görmekten kök: شهد
  10. يَوْمٍ yevmin bir günü kök: يوم
  11. عَظِيمٍ azimin büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حزب (20 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik · Ortak kavram: Şahitlik

    De ki: "Ey göklerin ve yerin yaratıcısı olan, gaybı da, görünen alemi de bilen Allah'ım! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kulların arasında sen…

  • Aynı kök: حزب (20 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit (Kur'an) ve bir de…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…

  • Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.

  • Aynı kök: حزب (20 geçiş)

    Kim Allah'ı, O'nun peygamberini ve inananları dost edinirse, bilsin ki şüphesiz Allah taraftarları galiplerin ta kendileridir.

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Çeşitli) gruplar kendi aralarında (İsa hakkında) ayrılığa düştüler. Büyük günün şahitliği nedeniyle kâfir olanların vay hâllerine! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Zuhruf 43:65.

Mustafa İslamoğlu

Buna rağmen mezhepler kendi aralarında ayrılığa düştüler. O halde, büyük bir günün sorgusunda (yaşayacaklarından) dolayı, inkarda direnen o kimselerin vay hallerine!

Muhammed Esed

Hal böyleyken (Kitab-ı Mukaddes'e bağlı olduklarını iddia eden) hizipler yine de aralarında (İsa'nın doğası hakkında) çekişip duruyorlar! Öyleyse, o büyük Gün bütün açıklığıyla gelip çattığı zaman vay hallerine hakkı inkar edenlerin!

Ahmed Hulusi

Çeşitli anlayıştakiler (Uluhiyetin TEK'liğinden perdeliler) aralarında ayrılığa düştüler (Allah'a iftira attılar). . . Yaşanacak azametli sürecin dehşetinde yazık olacak o hakikat bilgisini inkar edenlere!

Ali Bulaç

İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay inkar edenlere.

Ali Özek ve heyeti

Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük güne şahit olunduğu zamanda vay o kâfirlerin haline!

Ali Rıza Safa

Ayrımcılar, aralarında uyuşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak olan nankörlük edenlerin; artık, vay başlarına gelene!

Bayraktar Bayraklı

Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük günü görecek olduğu zamanda vay o kafirlerin haline!

Edip Yüksel

Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak kafirlerin vay haline!

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Mezhepler, (İsa'nın kimliği üzerinde) aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir güne tanık olacak kafirlerin vay haline!

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra gruplar kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık büyük bir günün görülecek dehşetinden vay kafirlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilafa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hailesinden veyl o küfredenlere

Erhan Aktaş

Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin vay haline.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o Kafirlerin dipnot 1 vay haline.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bundan sonra gruplar kendi aralarında çekişmeye başladılar. Büyük günde bütün gerçekler ortaya çıktığı zaman, o gerçeği yalanlayan nankörlerin vay haline.

Gültekin Onan

İçlerinden (birtakım) gruplar ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten dolayı, vay küfredenlere.

Hasan Basri Çantay

Sonra fıkralar kendi aralarında ihtilaf etdi. Artık görecekleri büyük bir günün çetin azabı o kafirlerindir.

İbni Kesir

Fırkalar kendi aralarında ihtilafa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline.

Mehmet Alagaş

(35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

Rowwad Tercüme Merkezi

Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için kâfirlerin vay haline.

Süleyman Ateş

Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçlerinden farklı kesimler birbirlerine düştüler. Vay haline o büyük günde huzura çıkmayı göz ardı edenlerin.

Şaban Britch

Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o şahit olunacak büyük günde kâfirlerin haline!

Şaban Piriş

Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!..

Yaşar Nuri Öztürk

Kendi aralarından çıkan hizipler ihtilafa düştüler. Büyük bir günün tanıklığından ötürü vay o inkarcıların haline!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nevertheless the various sects found a cause for which they were ready to contend to their life's end. Woe betide them who will not acknowledge Allah's Oneness, Uniqueness and Absoluteness. How distressful shall be the stormy scene they shall have to encounter on a Momentous Day!

Abdul Haleem

But factions have differed among themselves. What suffering will come to those who obscure the truth when a dreadful Day arrives!

Abdullah Yusuf Ali

But the sects differ among themselves: and woe to the unbelievers because of the (coming) Judgment of a Momentous Day!

Abul A'la Maududi

But different parties began to dispute with one another. dipnot 1 A dreadful woe awaits on that great Day for those that reject the Truth.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the sects of the Christians.

Aisha Bewley

The parties differed among themselves. Woe to those who are kafir when they are present on a terrible Day!

Al-Hilali & Khan

Then the sects differed [i.e. the Christians about ‘Îsâ (Jesus) عليه السلام], so woe unto the disbelievers [those who gave false witness by saying that ‘Îsâ (Jesus) is the son of Allâh] from the Meeting of a great Day (i.e. the Day of Resurrection, when they will be thrown in the blazing Fire)[1].

Ali Quli Qarai

But the factions differed among themselves. So woe to the faithless at the scene of a tremendous day.

Amatul Rahman Omar

Yet the various sects were divided among themselves. Woe shall befall those who deny the meeting of the great day.

Arthur John Arberry

But the parties have fallen into variance among themselves; then woe to those who disbelieve for the scene of a dreadful day.

Bijan Moeinian

Unfortunately they divided themselves into different sects and presented different images of Jesus. Pity to the disbelievers on that Great Day in which they have to meet their Lord (and present the reasons for which they made Jesus son of God.)

E. Henry Palmer

And the parties have disagreed amongst themselves, but woe to those who disbelieve, from the witnessing of the mighty day!

Edip-Layth

So the parties disputed between them. Therefore, woe to those who have rejected from the scene of a terrible day.

George Sale

Yet the sectaries differ among themselves concerning Jesus; but woe be unto those who are unbelievers, because of their appearance at the great day.

Hamid S. Aziz

And, lo! Allah is my Lord and your Lord (see John 20:17), so worship Him; this is the Straight Way.

Mahmoud Ghali

Yet the parties have differed among themselves; so woe to the ones who have disbelieved for the witnessing of a tremendous Day!

Marmaduke Pickthall

The sects among them differ: but woe unto the disbelievers from the meeting of an awful Day.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet the sectarians differed among themselves. Alas for the unbelievers when they see the Terrible Day!

Muhammad Asad

And yet, the sects [that follow the Bible] are at variance among themselves [about the nature of Jesus Woe, then, unto all who deny the truth when that awesome Day will appear!

Mustafa Khattab

Yet their ˹various˺ groups have differed among themselves ˹about him˺, so woe to the disbelievers when they face a tremendous Day!

Progressive Muslims

So the parties disputed between them. Therefore, woe to those who have rejected from the scene of a terrible Day.

Rashad Khalifa

The various parties disputed among themselves (regarding the identity of Jesus). Therefore, woe to those who disbelieve from the sight of a terrible day.

Sahih International

Then the factions differed [concerning Jesus] from among them, so woe to those who disbelieved - from the scene of a tremendous Day.

Sam Gerrans

Then the parties differed among themselves; then woe to those who ignore warning from the meeting of a tremendous day.

Shabbir Ahmed

And yet, the sects (that follow the Bible) differ among themselves. Woe then, unto all who deny the Truth when that awesome Day will appear.

Syed Vickar Ahamed

Then, the groups differed among themselves: so (this is a) warning to the disbelievers because of the Judgment on a great Day!

Taqi Usmani

Then the groups among them fell in dispute. So, how evil is the fate of the disbelievers when they have to face the Great Day.

The Monotheist Group

Thus the Confederates disputed between them. Therefore, woe to those who have rejected from the scene of a terrible Day.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 37. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 37. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 37. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩