Diyanet İşleri
Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Meryem suresi
Meryem suresi, 38. ayet. أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا لَٰكِنِ ٱلظَّٰلِمُونَ ٱلْيَوْمَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
esmi` bihim veebṣir yevme ye'tûnenâ lâkini-żżâlimûne-lyevme fî ḍalâlim mübîn.
Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3
Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.
Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.
(Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!
Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.
Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.
Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
38. “Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitir, ne iyi görürler!” Küfürlerini, şirklerini ve söyledikleri sözleri bizzat kendileri ikrar ve itiraf edecekler ve: “Rabbimiz, gördük ve işittik artık bizi dünyaya geri döndür de salih amel işleyelim, gerçekten biz kesin olarak inandık.” (es-Secde, 32/12) diyeceklerdir. İşte kıyamet gününde dünyada iken tuttukları yolun gerçek mahiyetinin ne olduğunu kesin olarak bilmiş olacaklardır. “Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedir.” Ve bu konuda onların herhangi bir mazeretleri olmayacaktır. Çünkü onlar, ya hakkı bilen ama inat edip haktan bile bile sapan ve ondan yan çizen kimselerdirler yahut da hakkı ve doğruyu bilme imkânına sahip olmakla birlikte hak yoldan sapan, sapıklığına ve kötü amellerine razı olan, hakkı batıldan ayırt etmek için de hiçbir çaba göstermeyen kimselerdir.
urada Yüce Allah’ın: “(Ehl-i kitaptan) birtakım gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler” buyruğundan sonra: “Vay o kâfirlerin haline!” buyurularak “vay onların haline” buyrulmadığı üzerinde dikkatle düşünelim. Çünkü “onlar” denilecek olsa zamir “gruplar”a ait olur. Oysa anlaşmazlığa düşen bu gruplar arasında doğruyu isabet ettiren bir kesim de vardır. Bunlar hakka uygun kanaata sahiptirler ve İsa’nın Allah’ın kulu ve rasûlü olduğunu söyleyip ona iman etmiş ve ona uymuşlardır. Bunlar mü’mindirler ve bu tehdidin kapsamına girmezler. Bundan dolayı Yüce Allah da tehdidi sadece kâfirlere tahsis etmiştir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O gün (gerçekleri) ne iyi işitip, ne iyi görecekler. Duydukları zaman duymaları onlara fayda sağlamayacağı zaman duyacaklar, gördükleri zaman görmeleri onlara fayda sağlamayacağı zaman görecekler. Fakat zalimler dünya hayatında dosdoğru yoldan sapmış kimselerdir. Onlar zulüm etmeye devam ederken kıyamet ansızın gelir.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Huzurumuza gelecekleri gün (gerçeği) nasıl da duyacak ve nasıl da görecekler! Fakat o zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlıktadır.
Bize gelecekleri o günde neler işitip neler görecekler (bir bilsen)! Fakat zalimler, o gün aşikar bir biçimde yoldan sapmış bulunacaklar.
Bizim karşımıza çıkacakları o Gün, (gerçeği) nasıl da apaçık işitecek ve görecekler! Ne var ki, bu zalimler o gün artık aşikar bir biçimde bir kere yoldan çıkmış bulunacaklar:
(Hakikati) işitecekler, görecekler bize gelecekleri süreçte! Ne var ki bugün, o zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün (başlarına gelecek olanları) ne iyi duyarlar ve ne iyi görürler (bir görsen)! Fakat o zalimler bugün açık bir sapıklık içindedirler.
Bize gelecekleri gün, neler duyacaklar ve neler görecekler. Fakat bugün, haksızlık yapanlar, apaçık bir sapkınlık içindedirler. dipnot 241
Bize gelecekleri gün, ne güzel işitecekler ve ne güzel görecekler! Fakat, haksızlık yapanlar o gün apaçık bir şaşkınlık içindedirler.
Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Bize geldikleri gün onları dinle ve seyret! Zalimler, o gün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Onlar Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
Neler işidecek neler görecekler onlar bize gelecekleri gün, lakin o zalimler bugün açık dalal içindeler
Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.
Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.
Bize gelecekleri gün, onlara gerçekler işittirilir ve gösterilir. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir şaşkınlık içindeler.
Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler. Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
Onlar bize gelecekleri gün neler işidecekler, neler görecekler! Fakat o zaalimler (buna rağmen) bugün (haala) apaçık sapıklık içindedirler.
Bize geldikleri gün; neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.
(35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz
Bize gelecekleri gün, ne kadar iyi işitecek, ne kadar da iyi görecekler! Ama bugün o zalimler apaçık bir sapıklık içindedirler.
Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler!
Bize gelecekleri gün öyle iyi işitecek ve öyle iyi görecekler ki! dipnot 1 Ama yanlışlara dalan o kimseler bugün açık bir sapkınlık içindeler.
Bize gelecekleri gün ne güzel işitecekler ve ne iyi göreceklerdir! Ama yanlışlar içindeki o kimseler bugün açık bir sapkınlık içindedirler.
Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.
Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.
Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün, açık bir sapıklık içindedirler.
How acute shall be their vision and their hearing on the Day they assemble before Us in Day of Judgement when the wrongful of actions shall realize their grave error.
How sharp of hearing, how sharp of sight they will be when they come to Us, although now they are clearly off course! Warn them [Muhammad] of the Day of Remorse when the matter will be decided,
How plainly will they see and hear, the Day that they will appear before Us! but the unjust today are in error manifest!
How well shall they hear and how well shall they see on the Day they come to Us! But today the evil-doers are in manifest error.
How clear will be their hearing, how perfect their sight, on the Day they come to Us; whereas today the wrongdoers are clearly misguided.
How clearly will they (polytheists and disbelievers in the Oneness of Allâh) see and hear the Day when they will appear before Us! But the Zalimûn (polytheists and wrong-doers) today are in plain error.
How well they will hear and how well they will see on the day when they come to Us! But today the wrongdoers are in manifest error.
How clear they will hear and how well they will see on the day they come to Us. But this day the unjust are steeped in manifest error.
How well they will hear and see on the day they come to Us! But the evildoers even today are in error manifest.
You will see and hear them on the Day that they have to face Me. They will be totally lost.
they can hear and they can see, on the day when they shall come to us; but the evildoers are today in obvious error!
Listen to what they say and watch on the day they come to Us. But the wicked today are in clear misguidance.
Do Thou cause them to hear, and do Thou cause them to see, on the day whereon they shall come unto Us to be judged: But the ungodly are this day in a manifest error.
And the sects among them disagree, but woe to those who disbelieve from the meeting of the mighty Day.
How well they will hear and behold the Day they come up to Us! But the unjust (ones) are today in evident error.
See and hear them on the Day they come unto Us! yet the evil-doers are to-day in error manifest.
How keenly would they hear and see when they come before Us then, even though today the evil-doers are lost in palpable error.
How well will they hear and see [the truth] on the Day when they come before Us! Today, however, these evildoers are obviously lost in error:
How clearly will they hear and see on the Day they will come to Us! But today the wrongdoers are clearly astray.
Listen to what they say and watch on the Day they come to Us. But the wicked today are in clear misguidance.
Wait till you hear them and see them when they come to face us. The transgressors on that day will be totally lost.
How [clearly] they will hear and see the Day they come to Us, but the wrongdoers today are in clear error.
How they hear and how they see the day they come to Us! But the wrongdoers are this day in manifest error.
How plainly will they hear and see the truth when they come before Us! Today, however, they persist in doing wrong to themselves and are obviously lost in error.
How plainly will they see and hear, the Day that they will appear before Us! But today, the unjust are clearly in error!
How strong will their hearing be, and how strong their vision, the day they will come to Us! But today the transgressors are straying in clear error.
Listen to what they say and watch on the Day they come to Us. But the wicked today are in a clear misguidance.