Meryem suresi

Meryem suresi, 39. ayet

Meryem suresi, 39. ayet. وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْحَسْرَةِ إِذْ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

veenẕirhüm yevme-lḥasrati iẕ ḳuḍiye-l'emr. vehüm fî gafletiv vehüm lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meryem 36–42 · surenin 39. ayeti / 98

Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3

  1. Meryem 36

    Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur.

  2. Meryem 37

    (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline!

  3. Meryem 38

    Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

  4. 39

    Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

  5. Meryem 40

    Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler.

  6. Meryem 41

    Kitap'ta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.

  7. Meryem 42

    Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 39–40. ayetler için yazılmıştır.

39-40. İnzâr/uyarı, korkulu bir şeyi uyarı amacıyla bildirmek ve onun niteliklerini sakındırma amaçlı haber vermektir. Kulların uyarılıp sakındırılmasına en layık olan şey, işin hükme bağlanacağı o pişmanlık günüdür. O gün ki öncekiler de sonrakiler de aynı yerde durdurulacaklar ve amelleri hakkında sorguya çekileceklerdir. Allah’a iman edip peygamberlerine uyan kimse, bir daha bedbahtlık söz konusu olmaksızın mutlu ve bahtiyar olacaktır. Allah’a iman etmeyip peygamberlerine uymayan kimseler ise bir daha mutluluk yüzü görmeksizin ebediyen bedbaht olacaklar, hem kendileri hem de aile halklarını ziyana uğratmış olacaklardır. İşte o vakit pişmanlık duyacak ve üzülecekledir. Öyle ki bu keden ve pişmanlıktan dolayı kalpler parçalanacaktır. Yeniden amelde bulunabilmek için geri dönme imkânı ve dünyaya dönüp durumunu değiştirme fırsatı bulunmayacak bir şekilde Allah’ın rızasını ve cennetini elden kaçırıp O’nun gazabını ve cehennem ateşini hak etmekten daha büyük pişmanlık sebebi olabilir mi? İşte onları bekleyen son, budur. Ancak onlar, bu dünya hayatında hatırlarına bile getirmedikleri bu büyük işten gaflettedirler. Hatırlarına gelecek olsa dahi gaflet içerisinde kalmaya devam ederler. Çünkü gaflet, onları büsbütün kuşatmış, sarhoşlukları her yanlarını kaplamıştır. Onlar, ne Allah’a iman ederler, ne peygamberlerine uyarlar. Dünyaları onları oyalayıp durmakta, fani ve geçici arzuları iman etmelerine engel olmaktadır. Başından sonuna kadar içindeki her şeyle birlikte dünya, dünyada yaşayanların elinden çıkacaktır. Onlar da bu dünyayı bırakıp gidecektir. Yüce Allah, yeryüzüne ve onun üzerindekilere mirasçı olacak, onları kendi huzuruna döndürecek ve dünyada iken yaptıkları amellerinin karşılığını onlara verecektir. Neyi kaybetmişler yahut neyi kazanmışlarsa onu göreceklerdir. Bundan dolayı hayır amel işleyen kimse, Yüce Allah’a hamdetsin. Bundan başka şeylerle karşılaşanlar ise kendilerinden başka kimseyi kınamasınlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Kötülük yapanın yaptığı kötülüğe pişman olacağı, iyilik yapanın da çokça ibadet etmediğine pişman olacağı gün hakkında insanları uyar. Öyle ki, kulların defterleri kapatılıp hesapları görüldüğünde, herkes yapmış olduğunun karşılığını bulur. Onlar dünya hayatlarında aldanmışlardır. Ahireti umursamayan ve kıyamet gününe de iman etmeyen kimselerdi.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَأَنذِرْهُمْ ve enzirhum onları uyar kök: نذر
  2. يَوْمَ yevme gününe (karşı) kök: يوم
  3. ٱلْحَسْرَةِ l-hasrati hasret kök: حسر
  4. إِذْ iz o zaman
  5. قُضِىَ kudiye hükmedilir kök: قضي
  6. ٱلْأَمْرُ l-emru işe kök: امر
  7. وَهُمْ ve hum onlar
  8. فِى fi içinde iken
  9. غَفْلَةٍۢ gafletin gaflet kök: غفل
  10. وَهُمْ ve hum ve onlar
  11. لَا la
  12. يُؤْمِنُونَ yu'minune iman etmezlerken kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    (5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından…

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve Beyt-i Atik'i (Kabe'yi) tavaf etsinler.

  • Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Hani Kur'an'ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, "Susun!" dediler. Kur'an'ın okunması…

  • Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: قضي (63 geçiş)

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen…

  • Aynı kök: حسر (12 geçiş)

    Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hükmün kesinleştiği o pişmanlık günü hakkında onları uyar! Onlar gaflettedir ve (ahirete) inanmazlar.

Mustafa İslamoğlu

O halde, her şeyin hükmünün kesinleştiği an olan o derin pişmanlık günü konusunda onları uyar, zira onlar gaflet içindedirler; dahası onlar (dirileceklerine) hala inanmış değiller.

Muhammed Esed

bunun içindir ki, her şeyin hükme bağlanmış olacağı o onmaz pişmanlıklar Günü('nün gelip çatması konusunda) onları uyar, çünkü onlar hala umursamazlık gösteriyor ve (o Gün'ün geleceğine) inanmıyorlar.

Ahmed Hulusi

Onları, olayın sonucunun yaşanacağı, hasret süreci hakkında uyar! Onlar kozaları içinde ve iman etmemiş bir haldeyken (iş bitirilecek).

Ali Bulaç

İş(in) hükme bağlanıp biteceği, hasret gününe karşı onları uyar; onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Sen onları pişmanlık ve üzüntü günü hakkında uyar. Çünkü onlar bir gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken (bakarsın) iş olup bilmiştir.

Ali Rıza Safa

Her şey için yargının verilmiş olacağı Pişmanlık Günü'yle onları uyar. Onlar, aymazlık içindeler; çünkü inanmıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar. Çünkü onlar gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitmiştir.

Edip Yüksel

Yargının noktalanacağı Pişmanlık Günü hakkında onları uyar. Onlar hala aymazlık içinde gerçeği onaylamıyorlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yargının noktalanacağı Keder Günü hakkında onları uyar. Onlar hala aymazlık içinde inanmıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar gaflet içinde iken, onlar iman etmezlerken, o hasret gününün, o işlerin bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver!

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar gaflet içinde iken, onlar iyman etmezlerken, o hasret gününün, o iş bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver,

Erhan Aktaş

Gaflet dipnot 1 içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Aymazlık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gaflet dipnot 1 içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Aymazlık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gaflet dipnot 1 içinde olup, iman etmeyenleri, emrin yerine getirileceği pişmanlık günüyle uyar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Aymazlık.

Gültekin Onan

Buyruğun bitirileceği / yerine getirileceği (kaza), hasret gününe karşı onları uyar. Onlar bir gaflet içindedirler ve onlar inanmıyorlar.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sen onları bulacağı vakt ile, emr (-i ilahi) nin yerini hasret (ve nedamet) günü ile korkut. Onlar gaflet içindedirler, onlar haala iman etmiyorlar.

İbni Kesir

Sen, onları hasret günü ile korkut. O gün, onlar gaflet içinde inanmamakta iken, iş bitirilmiş olur.

Mehmet Alagaş

(35-40) Allah’ın bir evlat / bir velet edindiği olmamıştır. Onu üstün tutarız, O bir işi gerçeklemek istediği vakit ona ol der, o da olur. Allah benim de sizin de Rabbinizdir ona kulluk edin , doğru yol / düzgün yol budur. Kendi aralarında ki gruplar karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler, kafirlere, şahit olacakları büyük günde yazıklar olsun / veyl olsun. Bize verilecekleri gün onları bir işit, onları bir gör, ayrıca o gün zalimler, apaçık dalalet içinde olacaklar / ne yaptığını bilemez bir halde olacaklar. Onları hasar günüyle uyar, iş / emir onlar gaflet içindeyken ve inanmıyorlarken gerçekleşir. Yeryüzüne ve de üzerindekilere biz varisiz ve bize geri döneceksiniz

Rowwad Tercüme Merkezi

Onları işin hükme bağlanacağı hasret günüyle uyar! Onlar (dünyada bu hususta) gaflet içindedirler ve onlar iman etmezler.

Süleyman Ateş

Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İş bitirildiğinde korumasız kalacakları güne karşı onları uyar. Onlar, olacakların farkında değillerdir. Onlar (söylenenlere) inanmıyorlar.

Şaban Britch

Sen, onları hasret günü ile korkut. İş hükmedilip bitirilmiştir. Onlar (dünyada bu hususta) gaflet içindedirler ve onlar iman etmezler

Şaban Piriş

-Sen, onları hasret günü ile korkut. Onlar gaflet içinde iman etmezken iş bitirilmiş olur.

Yaşar Nuri Öztürk

Sen onları, o hasret günü ile ilgili olarak uyar. Çünkü onlar gaflet içindeyken, iman da etmemişken iş bitirilmiş olacaktır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Warn them O Muhammad –the wrongful of actions- of the Day when long shall they sigh as the die is cast, being already convicted by reason of their negligence of Allah's statutes and their disbelief in Him and in His Messengers.

Abdul Haleem

for they are heedless and do not believe.

Abdullah Yusuf Ali

But warn them of the Day of Distress, when the matter will be determined: for (behold,) they are negligent and they do not believe!

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), warn those who are steeped in heedlessness and are obstinately rejecting the truth that the Day shall come when things will be finally decided and they shall be left with utter remorse.

Aisha Bewley

Warn them of the Day of Bitter Regret when the affair will be resolved. But they take no notice. They have no iman.

Al-Hilali & Khan

And warn them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) of the Day of grief and regrets, when the case has been decided, while (now) they are in a state of carelessness, and they believe not[1].

Ali Quli Qarai

Warn them of the Day of Regret, when the matter will be decided, while they are [yet] heedless and do not have faith.

Amatul Rahman Omar

Warn them of the day of intense regret when the matter is decided and it is all over, and they are (still) steeped in ignorance and negligence and they do not believe.

Arthur John Arberry

Warn thou them of the day of anguish, when the matter shall be determined, and they yet heedless and unbelieving.

Bijan Moeinian

Warn them about the coming of the Day that they have to face a judgment against them. What a shame that they are careless and that they choose the disbelief.

E. Henry Palmer

And warn them of the day of sighing, when the matter is decreed while they are heedless, and while they do not believe.

Edip-Layth

Warn them of the day of remorse. When the matter is decided while they are oblivious, and they do not acknowledge.

George Sale

And do thou forewarn them of the day of sighing, when the matter shall be determined, while they are now sunk in negligence and do not believe.

Hamid S. Aziz

How plainly will they see and hear on the day when they shall come to Us; but today the evildoers are in manifest error!

Mahmoud Ghali

And warn them of the Day of regret, as the Command is decreed, and they are in a state of heedlessness, and they do not believe.

Marmaduke Pickthall

And warn them of the Day of anguish when the case hath been decided. Now they are in a state of carelessness, and they believe not.

Mohamed Ahmed - Samira

Warn them of that day of pining when all matters will have been settled, though they would still be unaware and unbelieving (of the truth).

Muhammad Asad

hence, warn them of [the coming of] the Day of Regrets, when everything will have been decided-for as yet they are heedless, and they do not believe [in it].

Mustafa Khattab

And warn them ˹O Prophet˺ of the Day of Regret, when all matters will be settled, while they are ˹engrossed˺ in heedlessness and disbelief.

Progressive Muslims

And warn them of the Day of remorse. When the matter is decided while they are oblivious, and they do not believe.

Rashad Khalifa

Warn them about the day of remorse, when judgment will be issued. They are totally oblivious; they do not believe.

Sahih International

And warn them, [O Muúammad], of the Day of Regret, when the matter will be concluded; and [yet], they are in [a state of] heedlessness, and they do not believe.

Sam Gerrans

And warn thou them of the Day of Regret, when the matter will be concluded; but they are in heedlessness, and they do not believe.

Shabbir Ahmed

Hence, warn them of the Day of Regrets, when the case will be decided. Being negligent of their duty to investigate with reason, they do not believe in the reality as yet.

Syed Vickar Ahamed

But warn them of the Day of regrets and sorrow, when the matter will be determined: For they are negligent and they do not believe!

Taqi Usmani

Warn them of The Day of Remorse when the whole thing will be settled, while they are heedless and do not believe.

The Monotheist Group

And warn them of the Day of Remorse. When the matter is decided while they are oblivious, and they do not believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meryem suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩